2016-04-18 - 15:09
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı hakkında verilen gensoru önergelerinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, üç milletvekili gündem dışı söz aldı.
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Düzce Milletvekili Faruk Özlü, gündem dışı konuşmasında, en fazla savunma harcaması yapan ülkelerin sırayla ABD, Çin, Suudi Arabistan, Rusya ve İngiltere olduğunu söyledi. Özlü, en fazla silah ihraç eden ülkelerin ABD, Rusya, Çin, Fransa, Almanya olduğunu, Türkiye'nin ise 16'ncı sırada yer aldığını dile getirdi.
Türkiye'nin savunma harcamalarının, geçen yıl yaklaşık 32 milyar lira olduğuna işaret eden Özlü, savunma harcamalarının yüzde 56'sının personele, yüzde 26'sının teçhizata ayrıldığını bildirdi.
Özlü, Türkiye'nin savunma harcamalarının, sanılanın aksine yüksek olmadığını, dünya ve NATO ortalamasının altında bulunduğunu söyledi. Bunun dünya ortalamasında seyretmesini tavsiye ettiklerini belirten Özlü, şunları kaydetti:
"Ne kadar harcadığımızdan ziyade bundan ne elde ettiğimiz önemlidir. Türkiye, örnek bir ülkedir. Türkiye'nin kapsamlı savunma, güvenlik reformuna ihtiyacı var. Savunma ve güvenlik reformunun iktisadi verimliliği, askeri etkinliği artırması gibi iki temel amacı, sonucu olacağını düşünüyorum. Sadece Türkiye'nin değil küresel güvenlikle ilgili kuruluşların da kapsamlı reforma ihtiyacı var. BM, AGİT, NATO gibi kuruluşların küresel güvenliği sağlamadaki etkinlik, verimliliklerini artırmaya yönelik yeni küresel politikalara ihtiyaç var."
Gündem dışı söz alan CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, esnafın, siftah bile yapmadan dükkanını kapatmak zorunda kaldığını, vergi, prim borcunu ödeyemediğini öne sürdü. Tüzün, AK PARTİ iktidarı döneminde 2 milyon esnaf ve sanatkarın dükkan kapattığını, bu yılın ilk 3 ayında 23 bin esnafın kapısına kilit astığını iddia etti.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, gündem dışı konuşmasında, gözaltı ve tutuklama uygulamalarına değindi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı görüşülüyor.
İlk sözü önerge sahibi olarak HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken aldı. Baluken, yalnızlaşmış, bir kaç diktatöryel ilişki ağı üzerinden ayakta durmaya çalışan dış politika hezimetiyle karşı karşıya olduklarını savundu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun başarısının da bulunduğunu belirten Baluken, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, ABD gezisinde kusursuz şekilde karşılaması başarı hanesine yazılabilir. Karşılama o kadar başarılı oldu ki Erdoğan'ın ABD yerine, Ankara'ya indiğine dair intibaya sahip olduğu rivayet ediliyor." diye konuştu.
Baluken, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dış politikayla ilgili, "Sabrımızı kimse sınamasın", "Gücümüzü kimse test etmesin" çıkışlarının, artık sadece mizah dergilerinin kapaklarını süslediğini öne sürdü.
MHP Grubu adına konuşan Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, Şam'da cuma namazı kılınamadığını ancak Türk dış politikasının cenaze namazının kılındığını savundu.
Ersoy, "Süleyman Şah türbesinin taşınmasında, PKK, PYD'nin uzantılarıyla İstanbul'da iş tutuldu mu tutulmadı mı? Buna nasıl müsade ettiniz?" diye sordu.
Ersoy, Türkiye'de dış politikayı monşerlerden kurtaracağız, statükocu büyükelçilerden temizleyeceğiz anlaşıyla hafıza ve tecrübenin yok edilmesi sonucu bu tür hataların yapıldığını öne sürdü.
HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan, sıfır sorun politikasının, sıfır komşu noktasına doğru gittiğini savundu.
Dış politikada sonucun esas olduğuna işaret eden Doğan, bir ülke bölgesinde yalnızlaşmışsa, hasım olarak görmeyen tek komşu kalınmamışsa, aşırı örgütlere göz yumulmuşsa parlak lafların öneminin bulunmadığını bildirdi.
Doğan, dış politikadaki başarı, başarısızlığın hiçbir partinin meselesi olmadığını dile getirdi.
Mısır'a örtülü ödenekten 2 milyar dolar yardım edildiğinin söylendiğini savunan Doğan, hangi şartlarda bunun verildiğinin milletvekillerinin bilgisine sunulması gerektiğini kaydetti.
Görüşmelerde CHP Grubu adına konuşan Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Türkiye'nin hem iç politikada hem de dış politikada ağır sorunlar yaşadığını savundu.
Dış politikayla ilgili iyi bir analiz yapılması gerektiğini belirten Yılmaz, buna karşın Meclis'in boş olduğunu söyledi.
Öztürk Yılmaz, Ortadoğu'nun sınırlarının yeniden çizildiğini ve aynı zamanda rejimlerin değiştiğini kaydederek, "Türkiye'deki siyasi iktidarın kaderi ile sanki Türkiye'nin kaderi birmiş gibi takdim edilmeye başlandı. Bir zamanlar 'kırmızı çizgi' olarak takdim edilen her ne varsa bugün aşındı." diye konuştu.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Türkiye bugün dış politikasında bölgesel bir aktöre yakışan küresel bir dil kullanmıyor, daha İslami bir dil kullanıyor. Bu dil maalesef başka dünyalarda farklı şekillerde algılanıyor ve bu dil devam ettiği sürece de Türkiye'nin mezhepçilikle özdeşleştiği bir hale gelmesini önleyecek hiçbir engel kalmıyor. Bugün dış politikamızdaki en büyük sorun mezhepçiliktir."
Dış politikada kapsamlı bir değişiklik yapılması gerektiğini savunan Öztürk Yılmaz, burada muhalefet, iktidar anlayışıyla değil, büyük bir sorumlulukla davranılması gerektiğini söyleyerek, "Suriye'de sadece diplomatik çözümden dışlanmadık, askeri olarak da dışlandık." ifadesini kullandı.
"Mesele, Türkiye'nin dış politika düzeyine ulaşması"
AK PARTİ Grubu adına konuşan AK PARTİ Malatya Milletvekili Taha Özhan ise Türkiye'nin çevresinde yaşanan krizlere değindi.
Özhan, krizin çıktığı yerin artık krizin sadece ilk durak yeri olarak kaldığını, daha sonra da farklı yerlere sirayet ettiğini ve Avrupa'nın ise bununla yüzleşmediğini kaydetti.
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporuna değinen Taha Özhan, "Sadece maddi bilgi düzeyindeki çapsızlıklar bir yana, akıl almaz düzeyde bir siyasetsizlik ve ciddiyetsizlikle milletimizin canını yakan terörizmi bile ıskalamayı başarmışlardır. Bu rapor Avrupa açısından içine düştüğü siyasi körlüğün zirvesidir." şeklinde konuştu.
Meselenin yıllar sonra Türkiye'nin dış ilişkiler düzeyinden kurtulup, dış politika düzeyine ulaşması sorunu olduğunu aktaran Özhan, Türkiye'nin artık etrafında ve dünyada yaşanan gelişmeler karşısında "pasif bir nesne" konumunda değil, "aktif bir özne" konumunda olduğunu ve bu Türkiye'nin birilerinde ciddi rahatsızlık uyandırdığını vurguladı.
Taha Özhan, bugün Meclis'te de bu rahatsız olanların verdiği gensorunun görüşüldüğünü kaydetti.
Baas rejiminin Suriye içerisinde üç tane işbirlikçisi olduğuna işaret eden Özhan, "Üçü de Suriyeli mazlumlara, meşru muhalefete saldırarak alan kazanıyor. Hizbullah'ı zaten herhalde saymamın bir anlamı yok. Bunlardan birisi PKK diğeri de DAİŞ'tir. DAİŞ, İslam'a ve Suriyelilere karşı nasıl vahşice bir cürüm işliyorsa, PKK'da aynı şekilde başta Kürtler olmak üzere bütün bölge halklarına karşı cürüm işliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Taha Özhan, Türkiye'nin bölgenin vicdanı ve aklı olmaya devam edeceğini belirterek, bölgede DAEŞ'in tek ve gerçek sahici düşmanının Türkiye'den başkası olmadığını da sözlerine ekledi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, kendisi hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler sırasında söz aldı.
Konuşmasına, önerge sahibi HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in eleştirilerine yanıt vererek başlayan Mevlüt Çavuşoğlu, Yüce Meclisi her zaman ciddiye aldığını ve Bakanlığı ile ilgili konularda bilgi vermekten hiçbir zaman kaçınmadığını vurguladı.
Eleştirileri her zaman dikkatle dinlediklerini ve bunlardan yararlanmaya çalıştıklarını belirten Bakan Çavuşoğlu, ancak HDP'nin önergesinin içeriğinin iftiralara dayalı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin zor bir coğrafyada olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, Suriye ve Irak'taki problemlerin devam ettiğini, başta terör ve göç olmak üzere buradan kaynaklanan sorunların artık yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın sorunu haline geldiğini dile getirdi.
Yemen'de, Libya'da istikrarsızlığın sürdüğüne, İsrail-Filistin sorununun çözümü konusunda mesafe alınamadığına, Afganistan'ın çok sayıda sorunla uğraştığına, mezhepçiliğin bölgede ciddi bir tehdit haline geldiğine, kuzeydeki ülkelerde de bazı sıkıntıların yaşandığına işaret eden Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa'da da artan ırkçılık ve İslamofobi'nin dikkat çekici sorunlar haline geldiğini belirtti.
Tüm dünyanın gözünün Türkiye'de ve Türkiye'nin dış politikasında olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Etrafımızda yaşanan bu sorunlara baktığımız zaman bunların hiçbirisini Türkiye çıkarmadı. Ve bunların hiçbirisinde de Türkiye sorumlu değildir. Türkiye sadece bu sorunları aşabilmek için, çözüm üretebilmek için bazen bireysel olarak tek taraflı, bazen uluslararası örgütlerle ya da bölgede oluşturduğumuz mekanizmalarla katkı sağlamaya çalışıyor. Biz her zaman varolan sorunlarla ilgili de ortaya çıkacak fırsatlarla ilgili de dünya insanlığı için düşüncelerimizi de söylüyoruz. Ama sadece düşünce değil, çabalarımızı da ortaya koyuyoruz. Bölgedeki çabalarımız ortada."
Suriye'de yaşanan krizin, Türkiye'nin başından bu yana hassas yaklaştığı bir konu olduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, bu ülkedeki gelişmelerin istikrar ve güvenliğe yansıması olduğunu vurguladı.
Suriye'deki ihtilaf için kesin çözümün, siyasi çözüm olduğunu her platformda söylediklerini anlatan Mevlüt Çavuşoğlu, "Uluslararası arenada bu sorunun çözümü için en aktif destek veren, çalışan ülke Türkiye'dir. Suriye'de siyasi bir çözüm için tüm oluşumların içinde Uluslararası Suriye Destek Grubu, DEAŞ'a karşı oluşturulan koalisyon olmak üzere, Birinci Cenevre görüşmelerinde orada bulunarak ve şimdi yeniden başlayan Cenevre görüşmelerinde de özellikle muhalefetin orada olmasını sağlayarak, siyasi çözüme en aktif katkı sağlayan ülke Türkiye'dir. Bugün Suriye'de ve bölgede çözüm umudu varsa, mutlaka bunda Türkiye'nin önemli bir rolü vardır." diye konuştu.
Türkiye'nin bölgedeki çatışmanın insani yansımalarına da duyarsız kalmadığını belirten Çavuşoğlu, "Bugün 2,7 milyon Suriyeliyi evimize alıyoruz. Ve 2 milyon 700 bin Suriyeliye 10 milyar dolardan fazla para harcadık. Bu bizim gurur duyacağımız bir şey. Harcamaya da devam edeceğiz. Bu insanlara duyarsız kalamayız." ifadelerini kullandı.
Muhalefetin Süleyman Şah Türbesi'nin taşınmasına ilişkin eleştirilerini de hatırlatan Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Neymiş efendim; Süleyman Şah Türbesi'nin geçici olarak taşınmasında oradaki YPG, PYD terör örgütüyle iş birliği yapmışız. Bu doğru değildir. Biz burada DAİŞ'le bölgedeki çatışmalardan dolayı bir tehdit oluşunca türbeyi geçici olarak taşımak istedik. Kararımızı verdik. Ve o kararı verdikten sonra da oradaki unsurların hepsine; 'sakın karşımıza çıkmayın, karşımıza çıkanı vururuz' dedik. Ve operasyonu yaptık. Dolayısıyla PYD, YPG ile iş birliği kesinlikle söz konusu değildir. O gece bizzat karargahta, Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu operasyonu yürütmüştür. Sabaha kadar uyumamıştır. Bu operasyonda tabii ki güvenlik, istikrar sağlandıktan sonra o türbeyi orijinal yerine taşımayı düşünüyoruz, planlıyoruz. O operasyondan sonra Türkiye'nin ve Türk askerinin dünyadaki saygınlığı bir kere daha artmıştır. Bunun arkasında başka birşey aramaya gerek yok.
PYD, YPG'ye gelince; zamanında uyarıları yaptık, PKK'ya yaptığımız gibi, 'silahı bırakacaksınız, terörü bırakacaksınız'. Ama PYD ve YPG Suriye'yi bölmek amacıyla hareket ettiği için silahı, terörü bırakmadı. Salih Müslim Kandil'den niye geldi biliyor musunuz? Salih Müslim, Esad tarafından ve bugünkü muhalefetin koordinasyonuyla eski Başbakan Riyad Hicab'ın Başbakan olduğu dönemde Kandil'den indirildi ve Suriye'de de teröristleri organize ederek, 'Türkiye'ye karşı saldırıları başlatın' diye talimat verdi. Bugünkü muhalefet niye almıyor PYD'yi içine? Terör örgütü olduğu için almıyor. Bu gerçekleri herkesin bilmesi gerekiyor."
Ayn el Arap'ta DAEŞ yoksa, bunun Türkiye sayesinde olduğunu ifade eden Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin oradaki Kürtlere karşı insani duyarlılıkla hareket ettiğini, PYD ve YPG'nin ise kendisi gibi düşünmeyenleri sürgüne yolladığını söyledi.
Çavuşoğlu, "Bugün Kuzey Irak'ta, Türkiye'de, Avrupa'nın değişik şehirlerinde, Suriye'den PYD, YPG tarafından sürülen Kürtler var. Onları da dinlemenizi rica ederim. Diyebilirsiniz ki 'Bu AK Parti'nin görüşü'. Hayır, öyle değil. Uluslararası Af Örgütü, BM ve diğer bağımsız kuruluşların raporlarında bunu görebilirsiniz. PYD, YPG şu anda bulunduğu şehirlerde etnik temizlik yapıyor. Siz de bunu meşru bir parti gibi göstermeye çalışıyorsunuz, bir terör örgütünü. Türkiye'de PKK'yı gösterdiğiniz gibi. Dolayısıyla tüm uluslararası camiada bu konudaki tutumumuzu devam ettireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
DAEŞ ile PKK arasında fark görmediklerini, DAEŞ, PKK, PYD, YPG, hepsinin terör örgütü olduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, bunlarla mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye'de DAEŞ ile mücadele konusunda en fazla desteği veren, eğit-donat konusuyla DAEŞ'e karşı mücadele eden unsurlara katkı sağlayan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, 41 bin kişiye ülkeye giriş yasağı koyduklarını, 3 bin 300 kişiyi yakalayarak ülkelerine teslim ettiklerini, Belçika'daki terör saldırısını gerçekleştiren bir teröristin de buna dahil olduğunu vurguladı.
Oluşturdukları risk analiz üniteleriyle 9 binden fazla kişiyi mülakata tabi tuttuklarını, bunların 2 binini havaalanından geri çevirdiklerini kaydeden Çavuşoğlu, bin 200'den fazlası yabancı olmak üzere DAEŞ ile bağlantısı olduğu şüphelenilen 2 bin 800 kişinin gözaltına alındığını, binden fazlasının tutuklandığını bildirdi.
Bakan Çavuşoğlu, iyi niyetle bakanların, kendilerinin bu çabalarını göreceğini dile getirerek, "Ama art niyetli bakanlar, bugün bölgede şiddetle arasına mesafe koyamayanlar eskiden Kandil'den talimat alıyorlardı, şimdi bir de kuzey Suriye'den YPG'dan talimat alanlar bunu göremez. Terör örgütünün güdümünde siyaset yapanların bunu görmesini beklemek zaten saflık olur." diye konuştu.
Mezhepçiliğin her türlüsünü reddettiklerini, ellerinin tersiyle ittiklerini ifade eden Çavuşoğlu, mezhepçiliğin çok tehlikeli olduğuna dikkati çekti.
Mevlüt Çavuşoğlu, mezhepçilik yapan ülkelere uyarılarını yaptıklarını, en güzel cevabı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İslam Zirvesi'nde, "Ne Şiiyim, ne Sünniyim ben Müslümanım elhamdülillah." diyerek verdiğini anımsattı.
Çavuşoğlu, Suudi Arabistan'a da İran'a da aynı yaklaştıklarını dile getirerek, bölgede istikrar ve güvenlik için kardeşler arasındaki istikrarı sağlamanın görevleri olduğunu anlattı.
İsrail'in özür dilediğine işaret eden Bakan Çavuşoğlu, başından beri, geri kalan iki şartı yerine getirdiği takdirde İsrail ile ilişkileri düzelteceklerini söylediklerini kaydederek, görüşmelerin İsrail ile de sürdüğünü aktardı.
Çavuşoğlu, "Biz gücümüzü de bölgedeki sorunları da kapasitemizi de biliyoruz." diyerek, bölgedeki huzur ve istikrar için çok önemli mekanizmlar gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Mevlüt Çavuşoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Dışişleri Bakanlığı döneminde Balkanlar ve Kafkaslarda kurduğu üçlü mekanizmaların artık kurumsal hale geldiğini vurguladı.
Rusya ile uçak düşürme olayından sonra ilişkilerde gerilim olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, "Rusya ile ilişkilerimizin bu noktaya gelmesini biz de istemezdik. Ama Rusya'ya biz her zaman doğruları söyledik. Başından beri Kırım'ın ilhakını tanımadığımızı söyledik, dünyanın gündeminde tutacağımızı söyledik, tutuyoruz. Rusya'nın Suriye'ye gelmesiyle hiçbir ilgisi yok. Başından beri Kırım politikasında son derece netiz. Kırım Tatar kardeşlerimizi yalnız bırakmıyoruz. Kırım'a gayriresmi insan hakları heyeti gönderdik." şeklinde konuştu.
ABD, NATO, Avrupa Konseyi, AGİT, BM ile ilişkilerini her zaman dinamik tuttuklarını vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, Başbakan Davutoğlu ile bu gece Strasbourg'a gideceklerini, Davutoğlu'nun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin onur konuğu olacağını, Genel Kurul'a hitap edeceğini söyledi.
Çavuşoğlu, "Türkiye dışlanıyor, hiçbir yerde yer bulamıyor" ithamlarına katılmadığını, doğru bulmadığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, ABD ziyaretinde havaalanında karşıladığına yönelik eleştiriler üzerine Mevlüt Çavuşoğlu, Helsinki'de de Davutoğlu'nu saat 02.00'de karşıladığını anlattı.
Çavuşoğlu, Erdoğan'ı da Davutoğlu'nu da karşılamaktan gurur duyduğunu anlattı.
AB ile yaptıkları anlaşmaya ilişkin ise Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Biz insani trajedilere son vermek istiyoruz, insanlarımızın vizesiz seyahat etmesini, gümrük birliğinin güncellenmesini, fasılların açılmasını istiyoruz. Eğer AB sözünde durmazsa, biz de Geri Kabul Anlaşması dahil diğer anlaşmaları iptal ederiz. Zaten anlaşmaların içeriğinde de bu var. Dolayısıyla AB'nin sözünde durması lazım. Bizim dış politikamızın en önemli önceliklerinden biri insani yardımdır. Bu insani yardımı da sonuna kadar yapmaya devam edeceğiz."
CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz'ın 55 bin konut için "utanç abidesi" dediğine işaret eden Mevlüt Çavuşoğlu, 55 bin konutun kendileri için "gurur abidesi" olduğunu belirtti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK PARTİ Düzce Milletvekili Faruk Özlü, gündem dışı konuşmasında, en fazla savunma harcaması yapan ülkelerin sırayla ABD, Çin, Suudi Arabistan, Rusya ve İngiltere olduğunu söyledi. Özlü, en fazla silah ihraç eden ülkelerin ABD, Rusya, Çin, Fransa, Almanya olduğunu, Türkiye'nin ise 16'ncı sırada yer aldığını dile getirdi.
Türkiye'nin savunma harcamalarının, geçen yıl yaklaşık 32 milyar lira olduğuna işaret eden Özlü, savunma harcamalarının yüzde 56'sının personele, yüzde 26'sının teçhizata ayrıldığını bildirdi.
Özlü, Türkiye'nin savunma harcamalarının, sanılanın aksine yüksek olmadığını, dünya ve NATO ortalamasının altında bulunduğunu söyledi. Bunun dünya ortalamasında seyretmesini tavsiye ettiklerini belirten Özlü, şunları kaydetti:
"Ne kadar harcadığımızdan ziyade bundan ne elde ettiğimiz önemlidir. Türkiye, örnek bir ülkedir. Türkiye'nin kapsamlı savunma, güvenlik reformuna ihtiyacı var. Savunma ve güvenlik reformunun iktisadi verimliliği, askeri etkinliği artırması gibi iki temel amacı, sonucu olacağını düşünüyorum. Sadece Türkiye'nin değil küresel güvenlikle ilgili kuruluşların da kapsamlı reforma ihtiyacı var. BM, AGİT, NATO gibi kuruluşların küresel güvenliği sağlamadaki etkinlik, verimliliklerini artırmaya yönelik yeni küresel politikalara ihtiyaç var."
Gündem dışı söz alan CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, esnafın, siftah bile yapmadan dükkanını kapatmak zorunda kaldığını, vergi, prim borcunu ödeyemediğini öne sürdü. Tüzün, AK PARTİ iktidarı döneminde 2 milyon esnaf ve sanatkarın dükkan kapattığını, bu yılın ilk 3 ayında 23 bin esnafın kapısına kilit astığını iddia etti.
HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, gündem dışı konuşmasında, gözaltı ve tutuklama uygulamalarına değindi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı görüşülüyor.
İlk sözü önerge sahibi olarak HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken aldı. Baluken, yalnızlaşmış, bir kaç diktatöryel ilişki ağı üzerinden ayakta durmaya çalışan dış politika hezimetiyle karşı karşıya olduklarını savundu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun başarısının da bulunduğunu belirten Baluken, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, ABD gezisinde kusursuz şekilde karşılaması başarı hanesine yazılabilir. Karşılama o kadar başarılı oldu ki Erdoğan'ın ABD yerine, Ankara'ya indiğine dair intibaya sahip olduğu rivayet ediliyor." diye konuştu.
Baluken, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dış politikayla ilgili, "Sabrımızı kimse sınamasın", "Gücümüzü kimse test etmesin" çıkışlarının, artık sadece mizah dergilerinin kapaklarını süslediğini öne sürdü.
MHP Grubu adına konuşan Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, Şam'da cuma namazı kılınamadığını ancak Türk dış politikasının cenaze namazının kılındığını savundu.
Ersoy, "Süleyman Şah türbesinin taşınmasında, PKK, PYD'nin uzantılarıyla İstanbul'da iş tutuldu mu tutulmadı mı? Buna nasıl müsade ettiniz?" diye sordu.
Ersoy, Türkiye'de dış politikayı monşerlerden kurtaracağız, statükocu büyükelçilerden temizleyeceğiz anlaşıyla hafıza ve tecrübenin yok edilmesi sonucu bu tür hataların yapıldığını öne sürdü.
HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan, sıfır sorun politikasının, sıfır komşu noktasına doğru gittiğini savundu.
Dış politikada sonucun esas olduğuna işaret eden Doğan, bir ülke bölgesinde yalnızlaşmışsa, hasım olarak görmeyen tek komşu kalınmamışsa, aşırı örgütlere göz yumulmuşsa parlak lafların öneminin bulunmadığını bildirdi.
Doğan, dış politikadaki başarı, başarısızlığın hiçbir partinin meselesi olmadığını dile getirdi.
Mısır'a örtülü ödenekten 2 milyar dolar yardım edildiğinin söylendiğini savunan Doğan, hangi şartlarda bunun verildiğinin milletvekillerinin bilgisine sunulması gerektiğini kaydetti.
Görüşmelerde CHP Grubu adına konuşan Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Türkiye'nin hem iç politikada hem de dış politikada ağır sorunlar yaşadığını savundu.
Dış politikayla ilgili iyi bir analiz yapılması gerektiğini belirten Yılmaz, buna karşın Meclis'in boş olduğunu söyledi.
Öztürk Yılmaz, Ortadoğu'nun sınırlarının yeniden çizildiğini ve aynı zamanda rejimlerin değiştiğini kaydederek, "Türkiye'deki siyasi iktidarın kaderi ile sanki Türkiye'nin kaderi birmiş gibi takdim edilmeye başlandı. Bir zamanlar 'kırmızı çizgi' olarak takdim edilen her ne varsa bugün aşındı." diye konuştu.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Türkiye bugün dış politikasında bölgesel bir aktöre yakışan küresel bir dil kullanmıyor, daha İslami bir dil kullanıyor. Bu dil maalesef başka dünyalarda farklı şekillerde algılanıyor ve bu dil devam ettiği sürece de Türkiye'nin mezhepçilikle özdeşleştiği bir hale gelmesini önleyecek hiçbir engel kalmıyor. Bugün dış politikamızdaki en büyük sorun mezhepçiliktir."
Dış politikada kapsamlı bir değişiklik yapılması gerektiğini savunan Öztürk Yılmaz, burada muhalefet, iktidar anlayışıyla değil, büyük bir sorumlulukla davranılması gerektiğini söyleyerek, "Suriye'de sadece diplomatik çözümden dışlanmadık, askeri olarak da dışlandık." ifadesini kullandı.
"Mesele, Türkiye'nin dış politika düzeyine ulaşması"
AK PARTİ Grubu adına konuşan AK PARTİ Malatya Milletvekili Taha Özhan ise Türkiye'nin çevresinde yaşanan krizlere değindi.
Özhan, krizin çıktığı yerin artık krizin sadece ilk durak yeri olarak kaldığını, daha sonra da farklı yerlere sirayet ettiğini ve Avrupa'nın ise bununla yüzleşmediğini kaydetti.
Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporuna değinen Taha Özhan, "Sadece maddi bilgi düzeyindeki çapsızlıklar bir yana, akıl almaz düzeyde bir siyasetsizlik ve ciddiyetsizlikle milletimizin canını yakan terörizmi bile ıskalamayı başarmışlardır. Bu rapor Avrupa açısından içine düştüğü siyasi körlüğün zirvesidir." şeklinde konuştu.
Meselenin yıllar sonra Türkiye'nin dış ilişkiler düzeyinden kurtulup, dış politika düzeyine ulaşması sorunu olduğunu aktaran Özhan, Türkiye'nin artık etrafında ve dünyada yaşanan gelişmeler karşısında "pasif bir nesne" konumunda değil, "aktif bir özne" konumunda olduğunu ve bu Türkiye'nin birilerinde ciddi rahatsızlık uyandırdığını vurguladı.
Taha Özhan, bugün Meclis'te de bu rahatsız olanların verdiği gensorunun görüşüldüğünü kaydetti.
Baas rejiminin Suriye içerisinde üç tane işbirlikçisi olduğuna işaret eden Özhan, "Üçü de Suriyeli mazlumlara, meşru muhalefete saldırarak alan kazanıyor. Hizbullah'ı zaten herhalde saymamın bir anlamı yok. Bunlardan birisi PKK diğeri de DAİŞ'tir. DAİŞ, İslam'a ve Suriyelilere karşı nasıl vahşice bir cürüm işliyorsa, PKK'da aynı şekilde başta Kürtler olmak üzere bütün bölge halklarına karşı cürüm işliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Taha Özhan, Türkiye'nin bölgenin vicdanı ve aklı olmaya devam edeceğini belirterek, bölgede DAEŞ'in tek ve gerçek sahici düşmanının Türkiye'den başkası olmadığını da sözlerine ekledi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, kendisi hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler sırasında söz aldı.
Konuşmasına, önerge sahibi HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in eleştirilerine yanıt vererek başlayan Mevlüt Çavuşoğlu, Yüce Meclisi her zaman ciddiye aldığını ve Bakanlığı ile ilgili konularda bilgi vermekten hiçbir zaman kaçınmadığını vurguladı.
Eleştirileri her zaman dikkatle dinlediklerini ve bunlardan yararlanmaya çalıştıklarını belirten Bakan Çavuşoğlu, ancak HDP'nin önergesinin içeriğinin iftiralara dayalı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin zor bir coğrafyada olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, Suriye ve Irak'taki problemlerin devam ettiğini, başta terör ve göç olmak üzere buradan kaynaklanan sorunların artık yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın sorunu haline geldiğini dile getirdi.
Yemen'de, Libya'da istikrarsızlığın sürdüğüne, İsrail-Filistin sorununun çözümü konusunda mesafe alınamadığına, Afganistan'ın çok sayıda sorunla uğraştığına, mezhepçiliğin bölgede ciddi bir tehdit haline geldiğine, kuzeydeki ülkelerde de bazı sıkıntıların yaşandığına işaret eden Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa'da da artan ırkçılık ve İslamofobi'nin dikkat çekici sorunlar haline geldiğini belirtti.
Tüm dünyanın gözünün Türkiye'de ve Türkiye'nin dış politikasında olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Etrafımızda yaşanan bu sorunlara baktığımız zaman bunların hiçbirisini Türkiye çıkarmadı. Ve bunların hiçbirisinde de Türkiye sorumlu değildir. Türkiye sadece bu sorunları aşabilmek için, çözüm üretebilmek için bazen bireysel olarak tek taraflı, bazen uluslararası örgütlerle ya da bölgede oluşturduğumuz mekanizmalarla katkı sağlamaya çalışıyor. Biz her zaman varolan sorunlarla ilgili de ortaya çıkacak fırsatlarla ilgili de dünya insanlığı için düşüncelerimizi de söylüyoruz. Ama sadece düşünce değil, çabalarımızı da ortaya koyuyoruz. Bölgedeki çabalarımız ortada."
Suriye'de yaşanan krizin, Türkiye'nin başından bu yana hassas yaklaştığı bir konu olduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, bu ülkedeki gelişmelerin istikrar ve güvenliğe yansıması olduğunu vurguladı.
Suriye'deki ihtilaf için kesin çözümün, siyasi çözüm olduğunu her platformda söylediklerini anlatan Mevlüt Çavuşoğlu, "Uluslararası arenada bu sorunun çözümü için en aktif destek veren, çalışan ülke Türkiye'dir. Suriye'de siyasi bir çözüm için tüm oluşumların içinde Uluslararası Suriye Destek Grubu, DEAŞ'a karşı oluşturulan koalisyon olmak üzere, Birinci Cenevre görüşmelerinde orada bulunarak ve şimdi yeniden başlayan Cenevre görüşmelerinde de özellikle muhalefetin orada olmasını sağlayarak, siyasi çözüme en aktif katkı sağlayan ülke Türkiye'dir. Bugün Suriye'de ve bölgede çözüm umudu varsa, mutlaka bunda Türkiye'nin önemli bir rolü vardır." diye konuştu.
Türkiye'nin bölgedeki çatışmanın insani yansımalarına da duyarsız kalmadığını belirten Çavuşoğlu, "Bugün 2,7 milyon Suriyeliyi evimize alıyoruz. Ve 2 milyon 700 bin Suriyeliye 10 milyar dolardan fazla para harcadık. Bu bizim gurur duyacağımız bir şey. Harcamaya da devam edeceğiz. Bu insanlara duyarsız kalamayız." ifadelerini kullandı.
Muhalefetin Süleyman Şah Türbesi'nin taşınmasına ilişkin eleştirilerini de hatırlatan Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Neymiş efendim; Süleyman Şah Türbesi'nin geçici olarak taşınmasında oradaki YPG, PYD terör örgütüyle iş birliği yapmışız. Bu doğru değildir. Biz burada DAİŞ'le bölgedeki çatışmalardan dolayı bir tehdit oluşunca türbeyi geçici olarak taşımak istedik. Kararımızı verdik. Ve o kararı verdikten sonra da oradaki unsurların hepsine; 'sakın karşımıza çıkmayın, karşımıza çıkanı vururuz' dedik. Ve operasyonu yaptık. Dolayısıyla PYD, YPG ile iş birliği kesinlikle söz konusu değildir. O gece bizzat karargahta, Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu operasyonu yürütmüştür. Sabaha kadar uyumamıştır. Bu operasyonda tabii ki güvenlik, istikrar sağlandıktan sonra o türbeyi orijinal yerine taşımayı düşünüyoruz, planlıyoruz. O operasyondan sonra Türkiye'nin ve Türk askerinin dünyadaki saygınlığı bir kere daha artmıştır. Bunun arkasında başka birşey aramaya gerek yok.
PYD, YPG'ye gelince; zamanında uyarıları yaptık, PKK'ya yaptığımız gibi, 'silahı bırakacaksınız, terörü bırakacaksınız'. Ama PYD ve YPG Suriye'yi bölmek amacıyla hareket ettiği için silahı, terörü bırakmadı. Salih Müslim Kandil'den niye geldi biliyor musunuz? Salih Müslim, Esad tarafından ve bugünkü muhalefetin koordinasyonuyla eski Başbakan Riyad Hicab'ın Başbakan olduğu dönemde Kandil'den indirildi ve Suriye'de de teröristleri organize ederek, 'Türkiye'ye karşı saldırıları başlatın' diye talimat verdi. Bugünkü muhalefet niye almıyor PYD'yi içine? Terör örgütü olduğu için almıyor. Bu gerçekleri herkesin bilmesi gerekiyor."
Ayn el Arap'ta DAEŞ yoksa, bunun Türkiye sayesinde olduğunu ifade eden Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin oradaki Kürtlere karşı insani duyarlılıkla hareket ettiğini, PYD ve YPG'nin ise kendisi gibi düşünmeyenleri sürgüne yolladığını söyledi.
Çavuşoğlu, "Bugün Kuzey Irak'ta, Türkiye'de, Avrupa'nın değişik şehirlerinde, Suriye'den PYD, YPG tarafından sürülen Kürtler var. Onları da dinlemenizi rica ederim. Diyebilirsiniz ki 'Bu AK Parti'nin görüşü'. Hayır, öyle değil. Uluslararası Af Örgütü, BM ve diğer bağımsız kuruluşların raporlarında bunu görebilirsiniz. PYD, YPG şu anda bulunduğu şehirlerde etnik temizlik yapıyor. Siz de bunu meşru bir parti gibi göstermeye çalışıyorsunuz, bir terör örgütünü. Türkiye'de PKK'yı gösterdiğiniz gibi. Dolayısıyla tüm uluslararası camiada bu konudaki tutumumuzu devam ettireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
DAEŞ ile PKK arasında fark görmediklerini, DAEŞ, PKK, PYD, YPG, hepsinin terör örgütü olduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, bunlarla mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye'de DAEŞ ile mücadele konusunda en fazla desteği veren, eğit-donat konusuyla DAEŞ'e karşı mücadele eden unsurlara katkı sağlayan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, 41 bin kişiye ülkeye giriş yasağı koyduklarını, 3 bin 300 kişiyi yakalayarak ülkelerine teslim ettiklerini, Belçika'daki terör saldırısını gerçekleştiren bir teröristin de buna dahil olduğunu vurguladı.
Oluşturdukları risk analiz üniteleriyle 9 binden fazla kişiyi mülakata tabi tuttuklarını, bunların 2 binini havaalanından geri çevirdiklerini kaydeden Çavuşoğlu, bin 200'den fazlası yabancı olmak üzere DAEŞ ile bağlantısı olduğu şüphelenilen 2 bin 800 kişinin gözaltına alındığını, binden fazlasının tutuklandığını bildirdi.
Bakan Çavuşoğlu, iyi niyetle bakanların, kendilerinin bu çabalarını göreceğini dile getirerek, "Ama art niyetli bakanlar, bugün bölgede şiddetle arasına mesafe koyamayanlar eskiden Kandil'den talimat alıyorlardı, şimdi bir de kuzey Suriye'den YPG'dan talimat alanlar bunu göremez. Terör örgütünün güdümünde siyaset yapanların bunu görmesini beklemek zaten saflık olur." diye konuştu.
Mezhepçiliğin her türlüsünü reddettiklerini, ellerinin tersiyle ittiklerini ifade eden Çavuşoğlu, mezhepçiliğin çok tehlikeli olduğuna dikkati çekti.
Mevlüt Çavuşoğlu, mezhepçilik yapan ülkelere uyarılarını yaptıklarını, en güzel cevabı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İslam Zirvesi'nde, "Ne Şiiyim, ne Sünniyim ben Müslümanım elhamdülillah." diyerek verdiğini anımsattı.
Çavuşoğlu, Suudi Arabistan'a da İran'a da aynı yaklaştıklarını dile getirerek, bölgede istikrar ve güvenlik için kardeşler arasındaki istikrarı sağlamanın görevleri olduğunu anlattı.
İsrail'in özür dilediğine işaret eden Bakan Çavuşoğlu, başından beri, geri kalan iki şartı yerine getirdiği takdirde İsrail ile ilişkileri düzelteceklerini söylediklerini kaydederek, görüşmelerin İsrail ile de sürdüğünü aktardı.
Çavuşoğlu, "Biz gücümüzü de bölgedeki sorunları da kapasitemizi de biliyoruz." diyerek, bölgedeki huzur ve istikrar için çok önemli mekanizmlar gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Mevlüt Çavuşoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Dışişleri Bakanlığı döneminde Balkanlar ve Kafkaslarda kurduğu üçlü mekanizmaların artık kurumsal hale geldiğini vurguladı.
Rusya ile uçak düşürme olayından sonra ilişkilerde gerilim olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, "Rusya ile ilişkilerimizin bu noktaya gelmesini biz de istemezdik. Ama Rusya'ya biz her zaman doğruları söyledik. Başından beri Kırım'ın ilhakını tanımadığımızı söyledik, dünyanın gündeminde tutacağımızı söyledik, tutuyoruz. Rusya'nın Suriye'ye gelmesiyle hiçbir ilgisi yok. Başından beri Kırım politikasında son derece netiz. Kırım Tatar kardeşlerimizi yalnız bırakmıyoruz. Kırım'a gayriresmi insan hakları heyeti gönderdik." şeklinde konuştu.
ABD, NATO, Avrupa Konseyi, AGİT, BM ile ilişkilerini her zaman dinamik tuttuklarını vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, Başbakan Davutoğlu ile bu gece Strasbourg'a gideceklerini, Davutoğlu'nun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin onur konuğu olacağını, Genel Kurul'a hitap edeceğini söyledi.
Çavuşoğlu, "Türkiye dışlanıyor, hiçbir yerde yer bulamıyor" ithamlarına katılmadığını, doğru bulmadığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, ABD ziyaretinde havaalanında karşıladığına yönelik eleştiriler üzerine Mevlüt Çavuşoğlu, Helsinki'de de Davutoğlu'nu saat 02.00'de karşıladığını anlattı.
Çavuşoğlu, Erdoğan'ı da Davutoğlu'nu da karşılamaktan gurur duyduğunu anlattı.
AB ile yaptıkları anlaşmaya ilişkin ise Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Biz insani trajedilere son vermek istiyoruz, insanlarımızın vizesiz seyahat etmesini, gümrük birliğinin güncellenmesini, fasılların açılmasını istiyoruz. Eğer AB sözünde durmazsa, biz de Geri Kabul Anlaşması dahil diğer anlaşmaları iptal ederiz. Zaten anlaşmaların içeriğinde de bu var. Dolayısıyla AB'nin sözünde durması lazım. Bizim dış politikamızın en önemli önceliklerinden biri insani yardımdır. Bu insani yardımı da sonuna kadar yapmaya devam edeceğiz."
CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz'ın 55 bin konut için "utanç abidesi" dediğine işaret eden Mevlüt Çavuşoğlu, 55 bin konutun kendileri için "gurur abidesi" olduğunu belirtti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
