2016-12-08 - 11:12
2017 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.Genel Kurulda Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlıkları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.Genel Kurulda Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlıkları ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 2017 yılı bütçeleri kabul edildi.

Hamzaçebi, birleşimin başında, eski TBMM başkanlarından İsmet Sezgin'in hayatını kaybettiğini hatırlatarak, "Türk siyasetinin İsmet Ağabeyi İsmet Sezgin'e Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve TBMM'ye sabır ve başsağlığı diliyorum." dedi.

Ardından CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ve AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da yerlerinden söz alarak, İsmet Sezgin'in vefatı dolayısıyla üzüntülerini aktardılar, Sezgin'e Allah'tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundular.

Genel Kurulda BDDK, SPK, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bütçeleri ele alınıyor.

Üçüncü turda bütçeler üzerinde ilk sözü, MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal aldı.

MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, "Bizim yeniden finansal yapılandırmayı tamamlamamız lazım. Öncelikle de ekonomi kurumları içerisindeki karışıklığı giderecek, koordinasyonu sağlayacak bir düzenleme yapmamız lazım." dedi.

Günal, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 2017 yılı bütçeleri üzerine konuştu.

Ekonomi kurumlarının yönetiminin, "davul birinin boynunda tokmak diğerinde" anlayışı ile yönetildiğini ileri süren Günal, bölünmüş bir yapı ve çok başlılığın hakim olduğunu bildirdi.

İktidarın İstanbul'u finans merkezi haline getirme çabasının iyi niyetli ama yeterli analizleri yapılmamış bir girişim olduğunu savunan Günal, şunları kaydetti:

"Sadece fiziki olarak finans merkezi kurmakla olmuyor. İşte dolardaki gelişmeleri görüyoruz, karşı reaksiyonları görüyoruz, uluslararası piyasalardaki tepkileri görüyoruz. Onun için, bizim, ekonomik olarak güçlü olmamız gerekiyor. Bunları yapmadığımız takdirde, bir finans merkezi kurarak bunu oraya aktarmak bir kere mümkün değil ve bizim finansal yeniden yapılandırmayı tamamlamamız lazım. Öncelikle de, ekonomi kurumları içerisindeki karışıklığı giderecek, koordinasyonu sağlayacak bir düzenleme yapmamız lazım."

MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bütçesi üzerindeki konuşmasında, 15 Temmuz'da Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık gününün yaşandığını, halkın parasıyla alınan tankla, mermiyle vatandaşın üzerine ateş edildiğini vurguladı.

Terör örgütüyle mücadele edilirken mağduriyetlerin yaşanmamasına özen gösterilmesini isteyen Şimşek, haksız yere suçlandıkları için intihar edenler olduğunu anlattı. "Mağduriyet yoksa niye göreve iade var?" diye soran Şimşek, haksız suçlamalar, görevden almalar yaşanmaması için özenli hareket edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Şimşek, ülke gelişiminde demiryollarının önemine de işaret ederek, "Demiryollarına yönelik ciddi yatırımlara girildi. Biz demiryollarına yapılan yatırımı destekliyoruz ama yeterli bulmuyoruz." dedi.

Teknoloji geliştirme ve AR-GE çalışmalarına önem verilmesi, yeterli bütçe ayrılması gerektiğine değinen Şimşek, şunları ifade etti:

"Türkiye'de maalesef, yüksek teknolojiye gerekli yatırımlar yapılmıyor. AR-GE'ye ayrılan bütçe sadece yüzde 1. Yüzde 1'lik bütçelerle Türkiye'de ciddi yatırımların yapılabilmesi mümkün değil. 2016 yılında sanayideki yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı yüzde 6.2, bugünkü payı yüzde 3,9, Avrupa Birliği ortalaması yüzde 19,4, Türkiye'nin son on beş yılda cep telefonuna resmi olarak ödediği para 23 milyar dolar ama Türkiye'de henüz yeni bir cep telefonu üretecek bir AR-GE çalışması veya imalatla ilgili ciddi bir çalışma göremiyoruz. Türkiye'nin kaynaklarını hep dışarıya vermeye devam ediyoruz. 'İlk yerli ve milli uçağımız göklerde' diye seçimlerde billboardlar asıldı, gidip geldiğim havaalanlarında ne yerli uçak görüyorum ne milli uçak görüyorum."

MHP İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bütçesi üzerinde söz aldı.

Yönter, konuşmasında maden alanlarında meydana gelen iş kazalarına ve yaşanan ölümlere dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ülkemiz, madencilikteki iş güvenliği alanında en kötü dünya rekorlarına, geçen her yıl bir yenisini eklemiştir. Soruyorum; Bunların ardından, uluslararası standartlarda güvenli bir madenciliğin yapılabilmesine yönelik bir yapılanma ihtiyacı ortaya çıkmış mıdır? Ne yazık ki bu soruya verilebilecek olumlu bir cevap yoktur. 14 yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleri döneminde, maden kazalarıyla ilgili önlemlerin ve birtakım tedbirlerin alınacağı hep söylenmesine rağmen kazaların ardı arkası kesilmemiştir, can kayıpları ocaklara ateş düşürmeye devam etmiştir. Türkiye'de hala 18'inci yüzyıldan kalma teknolojinin hakim olması, kömür alanında çalışan ve mağdur olan işletmecilik ve sonuçları her şeyiyle gün gibi meydandadır."

Maden kazalarında hayatlarını kaybedenleri anan Yönter, yaşananların siyasi sorumlusunun AK Parti iktidarları olduğunu ileri sürdü.

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesiyle ilgili söz alarak, en büyük yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu vurguladı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) gerçekleştirdiği eğitim araştırmasının sonuçlarının yer aldığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) Araştırmasının sonuçlarına ve Türkiye'nin bu raporda son sıralarda yer almasına işaret eden Mit, eğitim alanında gerekli tedbirlerin biran önce alınmasının ülkenin geleceği açısından hayati önem taşıdığını belirtti.

MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 2017 bütçesi üzerinde konuştu.

Tarımsal üretimin en önemli unsurunun insan kaynağı olduğunu vurgulayan Karakaya, bunun da başında çiftçi ve tarım çalışanları geldiğine işaret etti.

Karakaya, "AKP iktidarlarının uyguladığı yanlış tarım politikaları çiftçiyi çiftini çubuğunu, tarlasını tapanını bıraktırır duruma getirmiştir. Tarımsal üretimin en önemli sorunu yüksek girdi maliyetleridir. Yıllardır mazot, gübre, ilaç, tohum, elektrik gibi temel girdi maliyetlerinin yüksekliğini AKP hükümetlerine dinletemedik." diye konuştu.

Karakaya, tarımsal destekleri az bulduklarını belirterek, MHP olarak artırılması yönündeki tüm çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını kaydetti.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, "Bu ülkeyi öyle bir noktaya getirdiler ki zenginlerin zenginliği artarken fakirlerin fakirliği artıyor. Bunun adı; çürümüş düzendir." dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen BDDK, SPK, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 2017 yılı bütçeleri üzerinde CHP milletvekilleri konuştu.

Erdoğdu, tarihin en büyük ekonomik krizinin eşiğinde olunduğunu ileri sürerek, "Bu ülkeyi öyle bir noktaya getirdiler ki zenginlerin zenginliği artarken fakirlerin fakirliği artıyor. Bunun adı çürümüş düzendir." dedi.

Ekonomide yaşanan gelişmelere değinen Erdoğdu, "Bilsek ki bu ülkenin milli ekonomisini kurtaracağız, gerçek yurtseverler, gerçek vatanseverler olarak evimizi, arabamızı satmaya, hayatımızı vermeye hazırız ama size güven olmaz. Çünkü, siz vahşi kapitalizmin işbirlikçisiniz." ifadesini kullandı.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının üreten bir bakanlık olmaktan çıktığını ve tüketen bir bakanlığa dönüştüğünü savundu.

AK Parti döneminde, hızla kömür üretiminden ve yerli kaynaklardan çıkıldığını, dışa bağımlı kaynaklara dönüldüğünü belirten Akar, "Enerji kaynaklarımız genelde üç ülkeden alınıyor. Bunlar, Rusya, İran ve Azerbaycan. Rusya ile yaşadığımız uçak krizinin bize ders olması ve enerji kaynaklarımızı çoklandırmamız, farklı farklı ülkelerden almamız gerekiyor." dedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ise Türkiye'de özelleştirmelerde "ver kurtul, sat kurtul" modelinin izlendiğini, AK Parti iktidarı döneminde, refahtan, huzurdan, adaletten, özgürlükten ve demokrasiden artık söz etmenin mümkün olmadığını öne sürdü. Kişi başına milli gelirin düştüğünü, genç nüfusta işsizlik oranının yüzde 20'lerde olduğunu öne süren Havutça, AK Parti'nin "ülkeyi yanlış yöneterek, bu kötü gidişata zemin hazırladığını" savundu.

CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz ise Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olmaması için yerli ve temiz enerjiye ihtiyaç olduğunu belirterek, "Uranyum üretmeyen bir ülkeyiz. Nükleer santral tamamen dışa bağımlı, ülke ekonomisini ve bütçeyi şimdiden zora sokacak bir seçenektir. Çözüm bu değildir. Biz Sinoplular açık açık söylüyoruz. Biz nükleer santral istemiyoruz." ifadesini kullandı. Türkiye'nin bir ekonomik kriz yaşadığını anlatan Karadeniz, doların durup dururken yükselmediğini söyledi.

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu da Türkiye'de çiftçilerin borç içerisinde olduğunu söyledi. AK Parti'nin tarım alanında yanlış politikalar uyguladığını ileri süren Gaytancıoğlu, "Önceliği üretime, üreticiyi desteklemeye vermedi. Çözümü hep ithalatta buldu. Bizden kopya çektiği bazı uygulamaları bile yanlış yaptı." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "İnsanların kişisel hesaplarını öyle veya böyle kullanmaları önemli değil. Önemli olan, kritik zamanlarda ve topluma mihmandarlık ettiklerinde topluma söyledikleriyle kendi yaptıklarının uyumudur. Sayın Cumhurbaşkanı'nın hesap hareketleri de uyumludur." dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Savaş, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) bütçeleri üzerinde söz aldı.

Küresel ekonomik krize rağmen Türk ekonomisinin büyüdüğünü belirten Savaş, son 15 yılda bu büyümenin istikrarlı şekilde gerçekleştiğine işaret etti.

Savaş, şunları kaydetti:

"Bugün olağanüstü bir dönemden geçmekteyiz. Finansal piyasalar da elbette bu süreçten etkilenmektedir ancak gelişmeleri doğru okuyan, proaktif davranan, makro ve mikro dengelerin tutulmasını sağlayan bir ekonomi yönetimine sahibiz. Son 15 yılda ekonominin istikrarlı bir şekilde büyümesi bankacılık sektörü bilançosunu büyütmüş, daha sağlıklı bir yapıya kavuşturmuştur. Bu sağlıklı yapı sayesinde küresel krizde ülkemiz bankaları güçlü bir şekilde ayakta kalmış, hem özel hem de kamu kesimini desteklemeyi sürdürmüştür."

Savaş'ın konuşmasının ardından HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan yerinden söz alarak, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya'nın gözaltına alındığını belirterek, bu konuya ilişkin Meclis Başkanlık Divanı ve hükümetin gerekli araştırmayı yapıp Genel Kurula bilgi verilmesini istedi.

Paylan, "Siyasi operasyonlarla ilgili Meclis'in gerekli tutumu almadığını düşünüyoruz. İvedilikle gerekli tutumun Başkanlık Divanı tarafından alınmasını ve gerekli bilgilendirmenin yapılmasını istiyorum." dedi.

Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Kaya'nın gözaltına alındığını Paylan'ın konuşmasından öğrendiğini anlatarak, Kaya'nın, kendisinin de seçim bölgesinin milletvekili olduğuna işaret etti.

Hamzaçebi, "Dilerim, en kısa zamanda kendisi TBMM'de yerini alır. Ayrıca belirttiğiniz çerçevede Sayın Adalet Bakanı'nı arayacağım ve kendisinden bilgi rica edeceğim. Sizinle bunu paylaşacağım" dedi.

Paylan'ın birleşime ara vermesini istemesi üzerine ise Genel Kurulda bütçe görüşmelerinin sürdüğünü hatırlatan Hamzaçebi, şunları söyledi:

"Nöbet tutmayan üç meclis başkanvekilimiz ve TBMM'nin Sayın Başkanı var. Bu talebi, çok acil görüyorsanız, o arkadaşlardan ve Sayın Başkan'dan da yapabilirsiniz. Ben bütün milletvekillerinin yerinin TBMM'de olduğu kanaatinde olan bir kişiyim. Siyasi düşüncem değil, hukuk anlayışım bu şekildedir. Benim anlayışıma göre milletvekilleri hiçbir zaman tutuklanamazlar ama yürüyen bir yargı süreci, soruşturma süreci var. Bu sürecin sonunda ne olur bilemiyoruz. Hukuk çerçevesinde her şeyin yürümesini arzu ederim. TBMM başkanvekillerinin görevi, Genel Kurulu yönetmektir.

İçtüzükte bu çok açıktır. Elbette bir milletvekilinin gözaltına alınması son derece önemli bir olaydır. Bunu küçümsemem asla mümkün değildir ama sizden rica ediyorum, diğer üç meclis başkanvekilimiz ya da Sayın Meclis Başkanı'ndan bu talebi yapabilirsiniz ama ilk verdiğim arada Sayın Adalet Bakanı'nı arayacak, kendisinden bilgi rica edeceğim ve sizinle bunu paylaşacağım."

Paylan, daha sonra tekrar söz alarak birleşime ara verilmemesini eleştirdi, Meclis Başkanlık Divanı ve hükümetin bir milletvekilinin tutuklanmasına gerekli duyarlılığı göstermediğini ileri sürdü.

Genel Kurul'da bulunan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan yerinden söz alarak, Paylan'ın duyarsız kalındığı eleştirisinin doğru olmadığını, Adalet Bakanı'na telefon mesajı göndererek, Kaya'nın gözaltına alınmasıyla ilgili bilgi almaya çalıştığını söyledi.

Arslan, "Sizin gibi iki milletvekilimiz daha hatta dediler ki: 'Bakan telefonla oynuyor.' Bakan telefonla oynamıyor, bakanın kulağı burayı dinliyor ama bakanın eli aynı zamanda başka bir işlem yapıyor. Ben, başka milletvekillerimizin sorularıyla ilgili de hemen telefonla soruları yazdım ve bana cevaplar geldi ama cevabı ben cevap hakkım geldiğinde vereceğim. Bu konuyla ilgili bilgi gelir gelmez Meclisimizi bilgilendireceğim." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel de yerinden söz alarak, Kaya'nın gözaltına alınmasını eleştirdi, bu duruma bir an önce son verilmesini istedi.

Meclis Başkanvekili Hamzaçebi de "Anayasa'ya göre milletvekilleri gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Bu, Anayasa'nın açık bir hükmüdür. Benim hukuk anlayışım bu çerçevededir. Milletvekillerinin yeri TBMM'dir." dedi.

Dokunulmazlığı kaldırılan dosyalarla ilgili olarak her türlü soruşturmanın yapılabileceğini belirten Hamzaçebi, Başkanlık Divanı olarak yargılama süreçlerine ilişkin yorum yapmalarının Anayasa'ya aykırı olduğunun altını çizdi.

AK Parti Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle de Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bütçesine ilişkin konuşmasında, partisinin 14 yıllık iktidarı döneminde sürdürülebilir kalkınma hamlelerinin hayata geçirildiğini söyledi.

Kalkınmanın öncü sektörlerinin ulaşım ve iletişim olduğunu vurgulayan Karakelle, bu anlayışla pek çok önemli yatırımın gerçekleştirildiğini anlattı.

AK Parti Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı da Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bütçesi üzerinde söz aldı.

Ekonominin itici gücünün ulaştırma olduğunun altını çizen Ilıcalı, AK Parti iktidarının ulaştırma alanında hayal dahi edilemeyen projeleri hayata geçirdiğini, bunu da istikrarla gerçekleştirdiğini söyledi.

Bölünmüş yolların medeniyetin ve gelişmişliğin göstergesi olduğunu belirten Ilıcalı, "Ben bu bölünmüş yolların ölümlü kazalarda ne kadar büyük avantaj sağladığını biliyorum. İki kazada kaybettiğim yakınım, o yollar bölünmüş yol olsaydı, o yollar affedici olacaktı ve bugün yanımda annem, babam, ağabeyim ve yengem olacaktı." şeklinde konuştu.

Görüşmeler sırasında tekrar yerinden söz alan ve Adalet Bakanlığından aldığı bilgiyi Genel Kurula sunan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Arslan, Hüda Kaya'nın ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığını söyledi.

AK Parti Ağrı Milletvekili Cesim Gökçe de Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı bütçesine ilişkin konuşmasında, Türkiye'nin gelişmişlik ve kalkınma düzeyini belirleyen temel faktörün başında ulaşımın geldiğine işaret etti.

"Ülkemizin en önemli altyapısını teşkil eden karayolları, ülke kalkınmasında ekonomik, sosyal, kültürel yaşamda büyük gelişmeler sağlamıştır." diyen Gökçe, AK Parti iktidarıyla karayolları seferberliğinin başlatıldığını, yolların bölünerek hayatların kurtarıldığını, karayolu taşımacılığının kayıt altına alındığını, bitirilemeyen yollar ve tünellerin faaliyete geçirildiğini anlattı.

AK Parti Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerindeki konuşmasında, nükleer enerji üretimine değindi.

Kavcıoğlu, "Ülkemiz büyüyor, gelişiyor. Daha da büyümek ve gelişmek için her türlü çalışmayı yapacak ve bu ülkenin rekabet gücünü artıracağız. Ülkemizin yarım asırlık nükleer güç santrali kurma idealini Akkuyu ve Sinop'ta kurulacak nükleer santrallerle gerçekleştiriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesine ilişkin konuşmasında yenilenebilir enerji kaynakları konusundaki çalışmalara dikkati çekti.

Ensarioğlu, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, yerli ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimine ağırlık vermiş ve bu alanda önemli ilerlemelerin sağlanmasına öncülük etmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payının artırılması çalışmaları kapsamında güneş ve rüzgar enerjisi kurulu güçlerinde büyük bir ivme kazandırılmıştır. Bu gelişmenin daha ileri taşınması adına yeni modeller devreye alınmaktadır." diye konuştu.

AK Parti Grubu adına konuşmaların tamamlanmasının ardından yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vatandaşların dolarlarını bozdurmalarını talep ettiğini ancak kendisinin kişisel hesabında bulunan dolarları Türk Lirasına çevirdiğine dair belgeyi henüz kimsenin görmediğini ileri sürdü.

Gök, "Bir cumhurbaşkanı, ülkesinin parasına niye güvenmez de parasını dolara yatırır?" diye sordu.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da söz alarak, şunları söyledi:

"Dolar son zamanlarda yükseldi ama doların sabit kaldığı dönemler de oldu. İnsanların kişisel hesaplarını öyle veya böyle kullanmaları önemli değil. Önemli olan, kritik zamanlarda ve topluma mihmandarlık ettiklerinde topluma söyledikleriyle kendi yaptıklarının uyumudur. Sayın Cumhurbaşkanı'nın hesap hareketleri de uyumludur. Yoksa hiç dolar mevzusu yokken, 'Sayın Cumhurbaşkanı'nın dolar hesabı var.' diye kimse burada konuşmuyordu. Dolayısıyla bugün dolar yükseldi diye bunun üzerinden bir polemik üretmeyi, üstelik halka yaptığı çağrıya kendisinin de gerektiği şekilde aynen davranmış bir cumhurbaşkanına, karşı haksızlık olarak görürüm."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***