2013-01-16 - 12:50
MHP Ankara Milletvelili Özcan Yeniçeri, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İmralı'da başlatılan görüşmeler ile ilgili, "MHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bir bütün olduğunu ve asla bu bütünlük üzerinde hiç kimsenin tasarruf yapma hakkı olmadığını düşünmektedir." dedi.
MHP Ankara Milletvelili Özcan Yeniçeri, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İmralı'da başlatılan görüşmeler ile ilgili, "MHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bir bütün olduğunu ve asla bu bütünlük üzerinde hiç kimsenin tasarruf yapma hakkı olmadığını düşünmektedir." dedi.
İmralı ile başlatılan görüşmelerin Türkiye'deki siyasetin kimyasını bozduğunu söyleyen Yeniçeri, "Hükümet, medya, STK'lar, siyasi ve kültürel odaklar ifrattan tefrite, bir uçtan diğer uça savrulan bir tereddüt içinde davranmaya başladılar." diye konuştu.
Kamuoyunu silahlı teröristlerin ülkeyi terk edeceği, sonra da silah bırakacağı, barış ortamı teşekkül edeceği ve kan dökülmeyeceği beklentisi içine sokulduğunu ifade eden Yeniçeri, " Barışın kapının ağzında olduğunu Öcalan'ın bir hamlesiyle huzur ortamının teşekkül edeceği yönünde bir algı yaygınlaştırılmıştır. Türkiye bir baştan diğerine sanal bir barış ve sahte bir iyimserlik havasıyla doldurulmuştur." dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, Türkiye'deki bütün STK'ları, medyayı, kurum ve kişileri kendisi gibi düşünmeye ve yapılan görüşmeleri desteklemeye davet ettiğini belirten Yeniçeri," Hükümet bütün Türkiye'yi tek sesli, teslimiyetçi, pazarlıkçı, alttan alan, taviz veren, ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün altına dinamit koyan bu süreci desteklemeye çağırmaktadır." diye konuştu.
Yeniçeri, "MHP, terör örgütü ya da uzantılarıyla, genel affı, örgüt elebaşının ev hapsine alınmasını, Türkiye Cumhuriyeti devletinin idari yapısını, yerel yönetimlerin güçlendirmesi adı altında demokratik özerkliği, anayasayı, Türk milleti kavramını, eğitim dilini, bağımsızlığını ve egemenliğini tartışılamayacağını savunmaktadır." şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın MHP'ye yönelik olarak 'Biz MHP Genel Başkanı ve arkadaşlarına içine düştükleri çamur deryasında iyi oyalanmalar diliyoruz' dediğini hatırlatan Yeniçeri sözlerine şöyle devam etti:
"Başbakan Erdoğan'ın Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını ve Türk milletinin birliğini, vatanın bölünmez bütünlüğünü savunan insanlara "çamur deryasında" oyalananlar olarak hakaret etmesi suçüstü yakalanma telaşıdır.
Gerçek çamurda oyalananlar, Oslo'da devleti ve milleti pazarlık konusu edenler, Habur'da teröristler için seyyar mahkemeler kuranlar, BOP'da ABD ile eş başkanlık yapanlar, Zinayı Avrupa'nın ihtiyaçlarına uygun hale getirenler değil midir?
AKP'nin devleti muhatap ettiği İmralı'daki kitle katliamcısı tarafından şehit edilen Mehmetçiklerin hukukunu savunmak ne zamandan beridir "çamur deryasında" oyalanmak olarak adlandırılır olmuştur?
Gerçek çamur deryasında oyalanmak, Türk halkını "biz görüşmüyoruz... Devlet görüşüyor" şeklinde tevillerle yanıltmak değil midir?
Terör örgütü mensuplarıyla görüşen BDP'lilere yönelik olarak "Fezleke hazırlayıp, gereğin yapmazsak Allah da bu halk da bizi affetmez" diyen sizsiniz. Bu terör örgütü mensuplarıyla görüşenleri, Allah da halk da affetmiyor da terör örgütü lideriyle görüşmeyi Allah'ın da halkın da affedeceğini mi düşünüyorsunuz? Gerçek çamurda oyalanmak, dün söylediğinin bugün tersini yapmak değil midir?"
Paris'te PKK'lı üç kadının öldürülmesi olayı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yeniçeri, medyanın öldürülen üç PKK mensubuna karşı bir güzelleme, övgüler düzme ve kahramanlık masalları sıralama yarışına girdiklerini söyledi.
Bu kişilerin, terör örgütünün kurucularından olduğunu belirten Yeniçeri," Avrupa'dan Kandil'e militan devşirmektedirler, PKK'ya finansman sağlamakta ve Avrupa Parlamentosunda PKK'yı meşrulaştırmak için düzenlenen toplantıların organizatörlük yapmaktaydılar." diye konuştu. Yeniçeri, "Terör kuralsız şiddettir. Yasası, ilkesi ve değeri yoktur. Terörü besleyen herkes gün gelir beslediği terörün kurbanı olur." dedi.
Hükümetin öldürülen 3 kadın için Türkiye'de cenaze tören yapılmasına izni vermesinin vahim bir durum olduğunu ifade eden Yeniçeri, "Bu kişilerin cenazeleri bölmek ve parçalamak istedikleri Türkiye'ye getirilerek toprağa verilmesi de garip bir tecellidir. Madem Türkiye'nin birliğine ve bütünlüğüne düşman olanlara Türkiye'de defnedilme izin veriyorsanız, sessiz sedasız bir biçimde bunun yapılması gerekiyordu." şeklinde konuştu.
M.Fatih Kılıç
İmralı ile başlatılan görüşmelerin Türkiye'deki siyasetin kimyasını bozduğunu söyleyen Yeniçeri, "Hükümet, medya, STK'lar, siyasi ve kültürel odaklar ifrattan tefrite, bir uçtan diğer uça savrulan bir tereddüt içinde davranmaya başladılar." diye konuştu.
Kamuoyunu silahlı teröristlerin ülkeyi terk edeceği, sonra da silah bırakacağı, barış ortamı teşekkül edeceği ve kan dökülmeyeceği beklentisi içine sokulduğunu ifade eden Yeniçeri, " Barışın kapının ağzında olduğunu Öcalan'ın bir hamlesiyle huzur ortamının teşekkül edeceği yönünde bir algı yaygınlaştırılmıştır. Türkiye bir baştan diğerine sanal bir barış ve sahte bir iyimserlik havasıyla doldurulmuştur." dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, Türkiye'deki bütün STK'ları, medyayı, kurum ve kişileri kendisi gibi düşünmeye ve yapılan görüşmeleri desteklemeye davet ettiğini belirten Yeniçeri," Hükümet bütün Türkiye'yi tek sesli, teslimiyetçi, pazarlıkçı, alttan alan, taviz veren, ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün altına dinamit koyan bu süreci desteklemeye çağırmaktadır." diye konuştu.
Yeniçeri, "MHP, terör örgütü ya da uzantılarıyla, genel affı, örgüt elebaşının ev hapsine alınmasını, Türkiye Cumhuriyeti devletinin idari yapısını, yerel yönetimlerin güçlendirmesi adı altında demokratik özerkliği, anayasayı, Türk milleti kavramını, eğitim dilini, bağımsızlığını ve egemenliğini tartışılamayacağını savunmaktadır." şeklinde konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın MHP'ye yönelik olarak 'Biz MHP Genel Başkanı ve arkadaşlarına içine düştükleri çamur deryasında iyi oyalanmalar diliyoruz' dediğini hatırlatan Yeniçeri sözlerine şöyle devam etti:
"Başbakan Erdoğan'ın Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını ve Türk milletinin birliğini, vatanın bölünmez bütünlüğünü savunan insanlara "çamur deryasında" oyalananlar olarak hakaret etmesi suçüstü yakalanma telaşıdır.
Gerçek çamurda oyalananlar, Oslo'da devleti ve milleti pazarlık konusu edenler, Habur'da teröristler için seyyar mahkemeler kuranlar, BOP'da ABD ile eş başkanlık yapanlar, Zinayı Avrupa'nın ihtiyaçlarına uygun hale getirenler değil midir?
AKP'nin devleti muhatap ettiği İmralı'daki kitle katliamcısı tarafından şehit edilen Mehmetçiklerin hukukunu savunmak ne zamandan beridir "çamur deryasında" oyalanmak olarak adlandırılır olmuştur?
Gerçek çamur deryasında oyalanmak, Türk halkını "biz görüşmüyoruz... Devlet görüşüyor" şeklinde tevillerle yanıltmak değil midir?
Terör örgütü mensuplarıyla görüşen BDP'lilere yönelik olarak "Fezleke hazırlayıp, gereğin yapmazsak Allah da bu halk da bizi affetmez" diyen sizsiniz. Bu terör örgütü mensuplarıyla görüşenleri, Allah da halk da affetmiyor da terör örgütü lideriyle görüşmeyi Allah'ın da halkın da affedeceğini mi düşünüyorsunuz? Gerçek çamurda oyalanmak, dün söylediğinin bugün tersini yapmak değil midir?"
Paris'te PKK'lı üç kadının öldürülmesi olayı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yeniçeri, medyanın öldürülen üç PKK mensubuna karşı bir güzelleme, övgüler düzme ve kahramanlık masalları sıralama yarışına girdiklerini söyledi.
Bu kişilerin, terör örgütünün kurucularından olduğunu belirten Yeniçeri," Avrupa'dan Kandil'e militan devşirmektedirler, PKK'ya finansman sağlamakta ve Avrupa Parlamentosunda PKK'yı meşrulaştırmak için düzenlenen toplantıların organizatörlük yapmaktaydılar." diye konuştu. Yeniçeri, "Terör kuralsız şiddettir. Yasası, ilkesi ve değeri yoktur. Terörü besleyen herkes gün gelir beslediği terörün kurbanı olur." dedi.
Hükümetin öldürülen 3 kadın için Türkiye'de cenaze tören yapılmasına izni vermesinin vahim bir durum olduğunu ifade eden Yeniçeri, "Bu kişilerin cenazeleri bölmek ve parçalamak istedikleri Türkiye'ye getirilerek toprağa verilmesi de garip bir tecellidir. Madem Türkiye'nin birliğine ve bütünlüğüne düşman olanlara Türkiye'de defnedilme izin veriyorsanız, sessiz sedasız bir biçimde bunun yapılması gerekiyordu." şeklinde konuştu.
M.Fatih Kılıç
