2021-06-10 - 14:48
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Haydar Akar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, 5 parti grubunun ortak önergesiyle, Marmara Denizi'nde ortaya çıkan müsilaj (deniz salyası) sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu.
AK Parti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, seçim bölgesine ilişkin yaptığı konuşmada, AK Parti hükümetleri olarak 19 yılda çevre, tarım, ulaşım ve kalkınma için gerekli her konuda cumhuriyet tarihinde yapılmayan çalışmaları yaptıklarını söyledi.

Erim, Aydın ilinde ulaşım yatırımlarına ilişkin yapılan çalışmaları anlattı.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan Aydın'ın sorunları, İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar da Samsun'un sorunlarına ilişkin birer gündem dışı konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) nisan ayına ilişkin işsizlik rakamlarını açıkladığını belirterek, "İşsiz sayısı 270 bin artarak 4 milyon 511 bin kişiye ulaştı, bunlar TÜİK'in rakamları. Üzülerek ifade ediyoruz ki biz bu rakamların çok daha fazla olduğunu gittiğimiz her il ve ilçede yaptığımız ziyaretler esnasında gözlemliyoruz. İş bulmak ülkemizde neredeyse bir lüks haline dönüşmüştür." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç da HDP'ye açılan kapatma davasına değinerek, "HDP hakkında kapatma davası açmış olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bugün uluslararası bir konferansta, Antalya'da bir konuşma yapmış. Kendi hazırladığı iddianameyle ilgili demiş ki 'Biz elimizden geleni yaptık.' Çok ilginç değil mi 'biz elimizden geleni yaptık' hukuku bu. Şimdi, bu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına sormak istiyoruz; nedir elinizden gelen, yaptığınız ne, kimin için yaptınız, kime söylüyorsunuz bu sözleri yani bu hesabı kime veriyorsunuz? Başından beri, bu hukuk değil siyasi intikam davasıdır, bu bir tasfiye davasıdır diye söylüyoruz." ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise Meclis personelinin fazla mesai ve özlük haklarına ilişkin yaşanan sorunları anlattı.

Uyar Madencilik işçilerinin dün Meclis'te siyasi partileri ziyaret ettiğini belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir hülleyle, bir muvazaayla madenini kapatıp kaçan, Ermenek'te ve Türkiye'nin dört bir yanında devletten aldığı madenleri işleten, ciddi paralar kazanan ama 800'ün üzerindeki Somalı madencimize hakkını vermeyen Uyar Madencilik var. Bunun içinde iki gözü kör olmuş, iki ayağı da kopmuş, sıkıntı çektiği kazalarda malul duruma düşmüş kişilerin tazminatları da dahil. O arkadaşlarımız dün buradalardı, görmeyen gözleriyle Meclis'te adalet aramaya devam ettiler. Hem AK Parti hem MHP hem muhalefet partilerini ziyaret ettiler. Biz bu konuda, Soma'daki diğer şirketteki sorunları hep birlikte çok geç de olsa çözdük ve artık oradan bir şikayet gelmiyorsa Uyar Madencilik'e verilmiş bu devlet sözünün de tutulması lazım. Sayın Elitaş'la da görüşmüşler, ilk torba yasada bu sorunu çözecek bir düzenleme için biz hazırız, bekliyoruz."

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise HDP'li Oluç'un, "siyasi intikam davası" söylemini daha önce tartıştıklarını anımsatarak, bu iddiayı reddettiklerini söyledi.

Konunun yargının önünde olduğunu ve savcılığın da görevini yaptığını, bundan sonraki süreçte Anayasa hükümleri ve ceza hükümleri çerçevesinde ilgili yargıçların çalışmasını yapacağını söyledi. Turan, dava Anayasa Mahkemesi'nin önüne geldikten sonra her gün Meclis'te gündem yapılmasını yargıya baskı olarak düşündüklerini kaydetti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının "Elimizden geleni yaptık." ifadesini, "Dosyada teknik olarak, Anayasa'nın gerektirdiği işlemler olarak bir eksik olmamasına azami gayret gösterdik" şeklinde yorumladığını dile getiren Turan, şöyle devam etti:

"Savcının bu ifadesine kızdığınız, tepki gösterdiğiniz kadar 'Apo'nun heykelini dikeceğiz', 'sırtımızı PKK'ya dayadık', 'PKK sizi tükürüğüyle boğar' diyenlere yani yöneticilerinize tepki gösterseydiniz bugün Meclis başka konuları görüşüyor olacaktı. Ama siz dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir dili, bir terör dilini kendi yöneticilerinize adeta sıradan bir olaymış gibi her gün tekrar ettireceksiniz, bir savcı adım atınca kızacaksınız. Dünyanın neresinde bir milletvekili teröristin elinden aldığı bir telefonu polis almasın diye gizler? Dünyanın neresinde teröristi aracında saklar? Bunları görmeden savcıya kızmak, yargıca kızmak adalete, vicdana dokunur diye düşünüyorum."

Bülent Turan, AK Parti'nin kurulduğu günden beri demokrasinin, partilerin fikir hürriyetinin hep büyümesini isteyen bir söylem içerisinde olduğunu vurgulayarak, "Büyük riskler aldık, kavgalar yaptık, Anayasa değişiklikleri, reformlar yaptık. Bu reformlardan bir tanesi de o malum Anayasa değişikliği içerisindeki bir maddeydi. Dedik ki: Bu ülkede parti kapatmaları tarihe gömülsün, olmasın artık; kapatmak değil de başka cezalar olsun. Para cezası var, ilgili şahsın dokunulmazlığının kaldırılması var, hazine yardımının engellenmesi var gibi. Fakat bugün çok büyük seslerle bağırıp yargıçlara kızan bu arkadaşlar, o paket gündeme geldiğinde parti kapatma maddesine 'evet' demeyip o maddeyi paketten çıkaran insanlar." dedi.

Genel Kurulda, daha sonra TBMM Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonunun çalışma süresinin 1 ay uzatılmasına ilişkin tezkere kabul edildi.

Öte yandan Genel Kurulda, başta Marmara Denizi olmak üzere denizlerdeki müsilaj sorununun sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesine geçildi.

AK Parti, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti gruplarının, birleştirilerek görüşülen Meclis araştırma önergeleri üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, müsilajın, denizin insan eliyle kirletilmesiyle oluşan bir çevre felaketi olduğunu söyledi.

Marmara Denizi'ne deşarj olan sanayi tesisleri ve evsel atıkların tespit edilerek Coğrafi Bilgi Sistemi'nde kapsamlı envanterinin çıkarılması gerektiğini belirten Nuhoğlu, "Deniz araçlarından kaynaklanan her türlü kirlenme kontrol altına alınmalı. Temizleme çalışmalarının hangi metotla yapılması gerektiğine bilim insanlarının görüşleri alınmadan karar verilmemeli. Marmara Denizi ölmeden seferberlik ilan edilmeli." dedi.

Nuhoğlu, Kanal İstanbul için harcanacak paranın yüzde 2,5'iyle Marmara Denizi'nin temizlenebileceğini savundu.

MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, evsel ve endüstriyel atıklarla denizin ve denize ulaşan akarsuların kirletilmesi, kıyıların doldurulması ve betonla çevrilmesinin, Marmara Denizi'nin ekosisteminde dönüşüme ve müsilaj oluşumuna yol açtığını ifade etti.

Denizlerdeki kirlenmenin kontrol altına alınmaması durumunda, özellikle körfez alanlarında benzeri sorunlarla karşılaşılmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Kalyoncu, atıkların kaynağında ayrıştırılmasının, Türkiye genelinde uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kalyoncu, müsilaj oluşumu ve çevresel felaketlere karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

"İklim değişikliği ve küresel ısınma sonucu Marmara Denizi'ndeki su sıcaklıklarındaki artış nasıl değişim gösterecek, Karadeniz ve Ege Denizi'nde bu artış düzeyleri nasıl olacak? Bunların araştırılması gerekiyor. Fitoplanktonik flora çeşitliliği ortaya konulmalı, geçmiş verilerle karşılaştırılmalı ve yabancı tür varlığı tespit edilerek, hangi türlerin müsilaja sebebiyet verdiği belirlenmeli. Tuna Nehri'nden gelen kirliliğin boğazlarımız ve Marmara Denizi üzerindeki etkileri netleştirilmeli. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının açıkladığı eylem planı titizlikle uygulanmalı."

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, müsilajın, denizlerdeki biyolojik yaşamın başlangıcı olan fitoplanktonların aşırı çoğalması sonucu ortaya çıktığını ifade etti.

Marmara Denizi'ne dökülen tüm atıkların önünün kesilmesi gerektiğine işaret eden Çepni, Marmara Denizi çevresinde, ileri arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin ruhsatlarının iptalini istedi.

Çepni, müsilajın, yalnızca yüzeyde olmadığı için yüzey temizliği sırasında daha fazlasının dibe çökebileceği uyarısında bulunarak, bu konuda bilim insanlarıyla ortak çalışma yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

Murat Çepni, "Yeni planlamada, Marmara Bölgesi'nde sanayileşme durdurulmalı yeni kentleşme ve nüfus akışı engellenmeli. Kanal İstanbul projesi derhal durdurulmalı. Çünkü Kanal İstanbul, hem Karadeniz'den gelecek kirliliği hem de bölgede kentleşmeyi artıracak." dedi.

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, son aylarda yaşanan en büyük sorunun müsilaj olduğunu belirterek, "Bu sorun uzun yıllardır var ve konuşuluyor. 2007-2014 yılları arasında Marmara Çevre İzleme Projesi kapsamında 9 ayrı rapor hazırlanmış. 9 ayrı raporda müsilaj sorununa dikkat çekilmiş, 'Marmara Denizi ölüyor' denmiş. Herkes kulağının üstüne yatmış." diye konuştu.

Marmara Denizi'nin, milletin ortak malı olduğunu, bu nedenle konuya siyasi bakmamak, siyasi davranmamak gerektiğini vurgulayan Öztunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sebep nedir? Sebep şüphesiz küresel ısınmanın etkisi var. Yaklaşık 2-2,5 derece deniz suyu sıcaklığı var. Şüphesiz bunun etkisi var. Evsel, kimyasal atıkların, Ergene Nehri'nin etkisi var çünkü Ergene Nehri kirli akıyor. Marmara Denizi'nin bir iç deniz olmasından kaynaklı bir sıkıntı var, bir iç deniz ama böyle giderse maalesef iç çöl olacak. Çünkü Marmara Denizi, bir anlamda foseptik çukuru haline getirilmiş durumda ve bunda herkesin günahı var."

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, partilerin, Marmara Denizi'nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergelerine işaret ederek, "Meclis'te Marmara Denizi'ndeki müsilaja ilişkin ortak perspektif geliştirerek, bu meselenin çözümüne ciddi katkı vereceğimize inanıyorum." dedi.

Bostancı, "Marmara Denizi'ndeki müsilaj meselesi muhakkak çözülecek ama sadece Marmara meselesi mi, Marmara'yı aşan boyutu nedir? Böyle baktığımızda aslında uzunca bir süreden beri bu çevre meselesinin yükseldiğini, çok tartışıldığını, niçin birtakım problemler yaşadığımıza ilişkin hem akademik literatürde hem de siyasette çok çeşitli ve zengin değerlendirmelerin yapıldığını biliyoruz." ifadesini kullandı.

Küresel ısınmanın arttığına işaret eden Bostancı, "Her bir derecede, her yerin ikliminin nasıl değiştiği ve bu çerçevede habitatın, oradaki canlıların, biyolojik yapının, tarımın bu değişmeyi takip ederek ne tür insani dramlar yaratacağını bir öngörüyle insanlar görüyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Bostancı, konuya ilişkin ortak aklın geliştirilmesinin önemine dikkati çekerek, "Suların kirlenmesi meselesi son derece önemli. Denizlerdeki kirlilik meselesi yalnızca Marmara'da değil, unutmayalım Atlas Okyanusu'nda bile kirlilik var. Orada çok geniş naylon dağları, lastik poşetlerden oluşan büyük adalar teşekkül ediyor." diye konuştu.

Marmara Denizi'ndeki müsilaj sorunun dramatik şekilde ortaya çıktığını vurgulayan Bostancı, konunun tarihsel ve küresel perspektifine işaret etti.

Bostancı, "Modernleşmenin bir yüzü ilerleme, gelişme ise diğer yüzü de insanoğlunun bugün karşı karşıya olduğu ekolojik, küresel problemler. Henüz ipuçları ortaya çıktı. Böyle kolektif bir akılsızlıkla gidersek felaketlerin karşımıza çıktığını göreceğiz." yorumunu yaptı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ise genel olarak karşılarına çıkan üç faktörün, bazı fitoplankton türlerinin daha hızlı çoğalıp sorunun büyümesine neden olduğunu belirterek, bunların deniz suyunun sıcaklığının aniden artması, Marmara Denizi'nin durgun yapısı ve kirliliğin artışı olduğunu söyledi. Demir, "Bunlar üst üste geldiği zaman alg patlamaları ile birlikte günümüzde giderek görünürlüğü artan müsilajla karşı karşıyayız." dedi.

Demir, şöyle devam etti:

"Çevresel yatırımlar, AK Parti döneminde hız kazandı. Ülkemiz genelindeki atık su arıtma tesisi sayısı 2002 yılında 145'ken, 2020 yılında yaklaşık yüzde 700 artarak 1170'e yükselmiştir. İstanbul'da 2002 yılında sadece 12 atık su arıtma tesisi varken, 2020 yılında bu arıtma tesisi sayısı 87?ye yükselmiştir. Atık su arıtma hizmeti veren belediye nüfusu oranı 2002'de yüze 35'ken 2020'de yüzde 89?a çıkmıştır. Burada yapılan çalışmalar ve katedilen mesafe son derece önemlidir. Geleceğimize ve çevreye büyük bir hizmettir bütün bunlar."

Demir, müsilaj temizleme çalışmalarının başlatıldığını sözlerine ekledi.

AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ise "Biz geldiğimiz zaman 1994'te, İstanbul entübe olmuştu. Su yok, çöp yığınları korkunç bir şey." dedi.

Aydın, CHP sıralarını işaret ederek, "Şimdi siz çevreciliği başlattığınız zaman biraz da kendinize bir bakın, kendinizi bir görün. Bunları unutarak söylediğiniz zaman üzülüyoruz. Bugün çok iyi niyetle toplanılmış ve çok da güzel bir konuyla alakalı bir karar verilecek." ifadesini kullandı.

Genel Kurulda konuşmaların ardından yapılan oylamayla, Marmara Denizi'nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu.

TBMM Başkanvekili Haydar Akar, komisyonun kurulmasına destek veren siyasi parti gruplarına teşekkür etti.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Akar, birleşimi 15 Haziran Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.