2018-02-21 - 15:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Kayseri Milletvekili ve Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın "yardımcı doçentlik" kadrosu yerine "doktor öğretim üyesi" kadrosunun ihdas edilmesini öngören "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi"nin birinci bölümündeki ilk 8 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

AK Parti Bayburt Milletvekili Şahap Kavcıoğlu, Bayburt'un düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı dolayısıyla gündem dışı söz aldı.

Kavcıoğlu, vatan için nice insanın gözünü bile kırpmadan canını verdiğini, Bayburt'un da bu destana dahil olan illerden birisi olduğunu söyledi.

Türkler'in yerinde duran değil, cihanı kendisine mekan tutan bir millet olduğunun altını çizen Kavcıoğlu, "Bayburt da bizi biz yapan değerlerin hala yaşandığı bir yurttur. Mübarek birliğimizi daim kılmak gerçekleştirilen yatırımlardan Bayburt da nasiplenmiştir. Şu an Bayburt tam bir şantiye alanı. Bayburt dışında bulunan hemşehrilerimiz yeniden şehre geldiklerinde bambaşka bir Bayburt ile karşı karşıya kalacaktır. Bayburt'un şahlanışının 100. yılını kutluyorum." dedi.

HDP Van Milletvekili Lezgin Botan da Dünya Anadili Günü nedeniyle yaptığı konuşmada, UNESCO'nun yayınladığı tehlike altındaki diller arasında Türkiye'de de 15 dilin bulunduğunu söyledi.

Anadolu ve Mezopotomya topraklarının bugüne kadar birçok dile ev sahipliği yaptığını, ancak günümüzde bu dillerin zenginlik olarak değil, bir tehdit olarak görüldüğünü öne süren Botan, "Dil, tarihin ambarı, çeşitliliğin simgesidir. Bugün birçok uluslar arası toplum tarafından diller güvence altına alınmıştır. Türkiye'de de ana dillerin saygınlığını artırmak gerekmektedir." diye konuştu.

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın ise Gemlik'in taşınacağının açıklanması üzerine ilçede hayatın durduğunu savunarak, "Bir KHK ile 100 bin nüfuslu Gemlik ilçesi hayalet ilçe konumundadır. İlçeye hiçbir şekilde yatırım yapılmadığı gibi insanlar da tedirgindir. Kentin bazı dağ ilçeleri de boşalma noktasına gelmiş. Buraların eski canlılığına kavuşturulması ve insanların yaşadıkları yerlere geri dönmesinin sağlanması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "Bir taraftan Afrin'den diğer taraftan Kuzey Irak üzerinden gerçekleştirilen terör örgütünün saldırılarına askerlerimiz var gücüyle cevap veriyor." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, hain ellerin Mehmetçik?e saldırılarını devam ettirdiğini, Zeytin Dalı Harekatının 33. gününde acı haberin bugün Kuzey Irak'tan geldiğini bildirdi.

Saldırıda şehit düşen iki askere Allah'tan rahmet dileyen Usta, "Kahraman Mehmetçiğimiz ÖSO kuvvetleri ile birlikte adım adım Afrin'e yaklaşmaktadır. Zulme alkış tutan kim varsa kaybedecek, azim ve kararlılığımız karşısında duramayacaktır. Kandan nemalanan, şiddetten faydalanan kim varsa karşılığını bulacaktır. Afrin'de terörü kaynağında kurutmaya, yanında kim varsa hepsini hüsrana uğratmaya ant içmiş Mehmetçiğimizin Allah yar ve yardımcısı olsun." ifadesini kullandı.

Usta, terörle mücadelede kahramanca mücadele eden ve yüzlerce şehit veren uzman çavuşların özlük haklarında yaşadıkları sorunun hala devam ettiğini, bu sorunun artık ortadan kaldırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da anadilin, bir insanın en temel hakkı olduğunu bildirdi.

UNESCO tarafından 21 Şubat tarihinin Dünya Anadili Günü olarak kabul edildiğini anımsatan Kerestecioğlu, "Anadili ve anadilde eğitim hakkı birçok uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmıştır. Bu vesileyle ülke, bölge ve dünya halklarının Dünya Anadili Günü'nü kutluyorum. Anadiline sahip çıkan herkesi, farklı anadillerine saygı göstermeye çağırıyorum." dedi.

Maçka Demokrasi Parkı'nın, İstanbulluların nefes aldığı nadir alanlardan biri olduğunu, parkın girişine yapılacak karayolu tüneli projesini nedeniyle yaklaşık 200 ağacın söküldüğünü öne süren Kerestecioğlu, şunları kaydetti:

"İstanbul, dünyadaki en kirli şehirler arasına girmiş ve çok ciddi bir iklimsel yıkımın da eşiğinde bulunuyor. Proje dahilinde 7.8 kilometrelik bir karayolu tünelinden bahsediyoruz. Beşiktaş Ortaköy vadisinde durum daha da vahim. Parklar deprem toplanma alanıdır. Gerçekten tahrip edildiğinde oralar toplanma alanı olamaz. İstanbul tarih şehridir. Kazdığınız her yerden tarih çıkar. Dolayısıyla bu tahribata izin verilmemeli ve proje derhal durdurulmalıdır."

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise Zeytin Dalı harekatının ilk günlerinde şehit olan Astsubay Musa Özalkan'ın vasiyetini arkadaşıyla paylaşmasının kamuoyu tarafından hassasiyetle takip edildiğini anımsattı.

Özel, 3 siyasi partinin grup başkanvekilleri olarak ortak imza ile şehidin vasiyetinin yerine getirilmesi için TBMM'ye başvurduklarını belirterek, "Meclis Başkanlığı, girişimin takdirle karşılandığı ancak konunun siyasi partiler arasında görüşülmesi gerektiğini söyledi. Biz de tüm siyasi parti gruplarına bu konuda teklif yazımızı gönderdik. Milletvekillerimizin maaşlarından uygun görülecek miktarda yapılacak kesintilerle şehidimizin vasiyetinin yerine getirilmesinin doğru olduğunu değerlendiriyoruz." ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise terör örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırıda iki askerin şehit olduğunu, bir askerinde yaralandığı haberini paylaştı.

Şehitlere AK Parti Grubu adına Allah'tan rahmet, gazilere acil şifa dileklerinde bulunan Turan, "Bir taraftan Afrin'den diğer taraftan Kuzey Irak üzerinden gerçekleştirilen terör örgütünün saldırılarına askerlerimiz var gücüyle cevap veriyor. PKK tarafından düzenlenen saldırıda iki askerimiz şehit oldu. terör örgütünün saldırılarına askerlerimiz var gücüyle karşılık veriyor. Milletimizin duası askerlerimizle. Sınır içinde ve sınır dışında terörle mücadele eden tüm güvenlik güçlerimize kolaylıklar diliyoruz." dedi.

Turan, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in bahsettiği şehit Musa Özalkan'ın vasiyetine yönelik süreci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla yakından takip ettiklerini de vurguladı. Turan, "Konuyla ilgili, ilgili bakanlıklarımız çalışmalarına başladılar. Usulü işlemler yerine getirildikten sonra yapılacak başka bir şey varsa onu da harfiyen yerine getireceğimizi ifade etmek isterim." diye konuştu.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da Meclis Başkanlığı Divanı olarak terör saldırısında şehit olanlara Allah'tan rahmet diledi.

Aydın, anadilin, temel insan haklarından olduğunu, tüm anadillerin aynı oranda saygın, değerli ve ana sütü gibi helal olduğunu ifade ederek, Dünya Anadili Günü'nü de kutladı.

Öte yandan TBMM'yi ziyaret eden Burundi Ulusal Meclisi Başkanı Pascal Nyabenda ve beraberindeki heyet, Genel Kurul çalışmalarını izlemek üzere salona geldi.

Milletvekillerini selamlayan Nyabenda'ya TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır eşlik etti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaşanan tartışmaya ilişkin, "Sayın Ağbal bu konudaki ayıplı durumu gidermediği sürece o komisyondaki çalışmalara CHP olarak katılmayacağımız gibi bugün burada yapılacak görüşmeler de dahil herhangi bir uzlaşımız, diyaloğumuz veya herhangi bir söz hakkından sarfınazarımız olmayacak." dedi.

Özel, TBMM Genel Kurulunda, Plan ve Bütçe Komisyonunda "Torba Tasarı" olarak bilinen Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşüldünü anımsattı.

Görüşmelerde, CHP İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel'in sözlerini Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın yanlış anlayarak, "CHP'nin kurumsal kimliğine hakarette bulunduğunu" öne süren Özel, önce Temizel'in sonra diğer CHP'li üyelerin komisyonu terk ettiğini anlattı.

Özel, "Sayın Ağbal bu konudaki ayıplı durumu gidermediği sürece o komisyondaki çalışmalara CHP olarak katılmayacağımız gibi bugün burada yapılacak görüşmeler de dahil herhangi bir uzlaşımız, diyaloğumuz veya herhangi bir söz hakkından sarfınazarımız olmayacak ve bundan sonra Meclisin çalışma düzeni konusunda da iç tüzükten kaynaklı tüm haklarımızı kullanarak hem o kanunda hem de şu anda görüşmekte olduğumuz kanunda en sert ve ileri engellemeyi yapacağız." ifadelerini kullandı.

Özel, AK Parti grubundan Ağbal'ın bu durumu telafi etmesi için girişimde bulunmasını istedi.

Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, konuya ilişkin bilgi alacaklarını belirtti.

Genel Kurulda daha sonra MHP, HDP ve CHP'nin grup önerileri görüşüldü.

MHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için Çorum Organize Sanayı Bölgesindeki iş çevrelerinin sorunlarının araştırılmasına yönelik önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi. Yapılan konuşmalar ve oylamanın sonucunda grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra HDP'nin "Suriye Politikaları"na ilişkin önergesinin bugün görüşülmesine yönelik grup önerisine geçildi. Öneri üzerine söz alan HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, bölgede uygulanan politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, Ortadoğu'da halkların zarar gördüğünü savundu.

MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy ise Türkiye'nin Suriye'de bir savaşta olmadığını, terörle mücadele operasyonu yürüttüğünü ifade etti.

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz da Suriye'de siyasi çözüm sağlanması halinde bölgede risklerin giderileceğini bildirdi.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar da geçmişten ders aldıklarını vurgulayarak, emperyal güçlerle mücadele için bölgeye operasyon yapılmak zorunda kalındığını söyledi. Konuşmaların ardından HDP'nin önerisi de kabul edilmedi.

Daha sonra CHP'nin "İntihar vakalarının araştırılması"na ilişkin önergesinin bugün görüşülmesine dair önerisi ele alındı. CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Türkiye'nin "Dünya Mutluluk Sıralaması"nda 69'uncu sırada yer aldığına işaret ederek, intihar vakalarının herkesin sorunu ve çözüm bulmanın Meclisin görevi olduğunu vurguladı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Benli de özellikle sosyal meydada muhalefet partilerinin önergelerinin kabul edilmediği gibi yanlış bir algı yaratılmaya çalışıldığını belirterek, Meclis araştırma komisyonu kurulmasının çalışma takvimiyle ilgili olduğuna işaret etti.

Meclis ve komisyonların çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Benli, "Sadece son iki sene içerisinde kurulması teklif edilen Meclis Araştırma Komisyonu önerge sayısı 2 bin 426'dır. Her bir komisyonda 15 üye bulunmaktadır. Meclis tüm yasama çalışmalarını durdursa diğer komisyon çalışmalarına ara verse bile 2 bin 426 Meclis Araştırma Komisyonunun çalışmasını istese de yapamayacağı aşikardır." diye konuştu.

İntihar vakalarını önemine değinen Benli, bununla ilgili Bakanlıkların çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi de kabul edilmedi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "İstisnasız hangi yardımcı doçente sorarsanız sorun 'bu bizim talebimizdi' diyor. Bu talepler milletvekili olarak bize geldiği gibi halkın oyuyla seçilen Cumhurbaşkanına da geliyor. Herkes vatandaşın sorunlarını yerine getirsin ama Cumhurbaşkanı getirmesin yaklaşımını doğru bulmuyorum." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, "yardımcı doçentlik" kadrosu yerine "doktor öğretim görevlisi" kadrosunun ihdas edilmesini öngören kanun teklifinin görüşmelerine devam ediliyor.

Teklif üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan ve mevcut yardımcı doçent sayısını 35 bin 995 olarak açıklayan Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, bu sayının yasanın çıkmasıyla birlikte doktor ve öğretim üyesi olacağını bildirdi.

Yılmaz, tasarı yasalaştığında eser inceleme araştırmasında başarılı olan adayların üniversiteler arası kurulca sözlü sınava gerek kalmaksızın doçentlik unvanının verileceğini, unvan alınmasıyla birlikte de diğer sürelerin başlayacağına işaret etti. Yılmaz, eski kriterler ışığında eser inceleme araştırmasında başarılı olup, sınavda başarısız olanların güncel doçentlik kriterlerine tabi tutulmayacağını ifade etti.

Bakan Yılmaz, üniversiteler bünyesinde görev yapmakta olan öğretim elemanlarına, doktora eğitimlerini başarıyla tamamlayan ancak öğretim üyesi kadrolarına atanamayan kişi sayısına ilişkin de araştırma görevlisi 3 bin 775, öğretim görevlisi 2 bin 300, okutman 396, eğitim-öğretim planlayıcısı 2, uzman 606, çevirici bir olmak üzere, toplam 7 bin 80 kişinin atanamamış durumda olduğunu kaydetti.

Yardımcı doçentlikten "doktor öğretim görevlisi" kadrosuna geçirilmesinin tenzili rütbe olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, özlük haklarına ilişkin de iyileştirmelerin daha yüksek olması temennisine kendisinin de katıldığını vurgulayan Yılmaz, "Türkiye'nin ekonomik durumu iyileştikçe, milli gelirden eğitime daha fazla kaynak ayırdıkça bu kadrolara verilen ücretleri de daha iyi duruma getiririz." diye konuştu.

Bakan Yılmaz, teklifin "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın isteği üzerine mi" gündeme geldiğini sorusuna, şu an yardımcı doçent kadrosunda bulunan çalışanları dinlediğini onların da bu düzenlemeden memnun olduğunu söylediklerini belirtti.

Profesörlerin, sınavdan geçmiş olanların ise "böyle bir değişiklik yapılırsa üniversitelerde kalite bakımından geriye gitme olur mu?" şeklinde kaygılarının olduğuna değinen Yılmaz, "Ama istisnasız hangi yardımcı doçente sorarsanız sorun 'bu bizim talebimizdi' diyor. Bu talepler milletvekili olarak bize geldiği gibi halkın oyuyla seçilen Cumhurbaşkanına da geliyor. Herkes vatandaşın sorunlarını yerine getirsin ama Cumhurbaşkanı getirmesin yaklaşımını doğru bulmayorum." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, öğretmen atamalarına ilişkin de ülkenin öğretmene ihtiyacının olduğu kadar hakime, polise, hemşireye, sağlıkçıya ihtiyacının bulunduğuna işaret etti.

Devletin planlamasını da bu kapsamda gerçekleştirdiğini vurgulayan Yılmaz, "Devlet bir alanda planlama yapsa diğer alanlardaki hizmet aksayacak. Dolayısıyla sağlıkta da güvenlikte de adalette de eğitimde de hizmet aksamasın istiyoruz. İhtiyaç kapsamında öğretmen ataması yapmamamız hizmetlerin aksadığı anlamına da gelmiyor. Ücretli öğretmenlerimizle bu ihtiyacı gideriyoruz." ifadelerini kullandı.

Öğretmen Strateji Belgesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Bakan Yılmaz, strateji belgesinin uzun yıların bir çalışması olduğunu, yüksek planlama kurulu tarafından da onaylandığını söyledi.

Strateji belgesindeki amacın, doğru kimseleri öğretmen olarak göreve başlatmak ve öğretmenin toplum içindeki algısını daha iyi hale getirmek olduğunun altını çizen Yılmaz, "Üç ayak üzerine kurulu amaç kapsamında öğretmenlerimizin kalitesini hizmet içi eğitimlerle daha üst seviyelere çıkarmak da var. Öğretmenimizin kalitesini ne kadar artırırsak eğitimin kalitesini de o derece artırırız." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açığa alınan 500 civarında öğretmenin bulunduğunu, bunun dışında valilikler tarafından açığa alınmış 3 bin öğretmenin olduğunu ifade etti.

İçişleri Bakanlığına konuyla ilgili ricada bulunduğunu anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"İçişleri Bakanlığımıza rica ettim ve valiliklere talimat verilmesini istedim. Kamudan ilişiğinin kesilmesinin daha uygun olduğu düşünüyorlarsa bunu bize bildirsinler. Ya da 'bu kimselerin kamuda çalışmasında bir sakınca yoktur' diye bize bildirsinler ki hem açıkta olan öğretmene ücret ödüyoruz hem de açıktaki öğretmenin yerine ücretli öğretmen görevlendiriyoruz. Dolayısıyla biz bakanlık bünyesinde bir çalışma yaptık ve valiliklerimizin çalışmasının da neticelenmesini bekliyoruz. Sonuçta ister suçlu, ister suçsuz bunlar bizim vatandaşımız. Hakkını, hukukunu bizim korumamız gerekir diye düşünüyorum. Darbe döneminde bir tsunami vardı ve devletin buna tepki göstermesi normaldi. Şuan yargı yolu açıldı. Yargı ne talimat verirse gereğini yerine getiririz. Hukuk devleti olmanın gereği de budur."

Yılmaz, üniversite öğrencilerine yönelik bir affın söz konusu olmadığını da vurguladı.

Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi konusuna ilişkin de İsmet Yılmaz, devlet yatırımlarının özelleştirilmesine yönelik ertelemelerin, istihdam oluşturması, nüfusu bulunduğu bölgelerde korumasından kaynaklandığını belirtti.

Devletin bir işi yaparken diğer sosyal projeleri de dikkate aldığını vurgulayan Yılmaz, "Özelleştirmeyle alakalı ilgili bakanlıklarımız istihdam ve nüfusun korunması gibi kriterleri dikkate alacaktır." diye konuştu.

Birinci bölümün tümü üzerine söz alan CHP İzmir Milletvekili Balbay, akademinin sağlıklı bir şekilde eğitim hayatına katılması isteniyorsa "gelecek kaygısının" önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Öğretim Üyesi Yerleştirme Programı kapsamındaki genç akademisyenlerin durumunun bir an önce ele alınması gerektiğini dile getiren Balbay, eğitime aktarılan para artsa da kalitenin artmadığını savundu.

AK Parti ve MHP'nin, siyasi partilerin seçim ittifakına ilişkin düzenlemeyi içeren ortak kanun teklifine değinen Balbay, mutabakatın 7-8 maddesinin YSK ile bağlantılı olduğuna işaret etti. Balbay, "Bu mutabakat, AKP-MHP-YSK mutabakatı olarak görülüyor ki yazık diyorum, demokrasiye yazık. Sandığa girecek oyların nasıl çıkacağına YSK karar verir şeklinde bir mutabakat görülüyor. AKP-MHP-YSK mutabakatı demokrasiye hiç de hayır getirmeyecek." ifadelerini kullandı.

HDP Van Milletvekili Lezgin Botan ise üniversitelerin vesayet altında olduğunu savunarak, teklifin YÖK'ün yetki alanını daha da genişlettiğini söyledi.

Üniversitelerin ticarileştirildiğini, piyasaların beklentileri doğrultusunda yapılandırıldığını iddia eden Botan, KHK'lerle binlerce akademisyenin ihraç edildiğini, üniversite özekliği ve özgürlüğünün ortadan kaldırıldığını ileri sürdü.

AK Parti Sakarya Milletvekili Mustafa İsen de AK Parti'nin eğitime baştan beri büyük önem verdiğini ve yatırım yaptığını ifade etti.

Yükseköğretimde misyon farklılaşmasına gidildiğini belirten İsen, teklifle öğretim elemanlarının hizmet gücünden verimli şekilde yararlanmasının amaçlandığını kaydetti.

MHP Erzurum Milletvekil Kamil Aydın da eğitimde nicelik artırılırken niteliğe de odaklanmak gerektiğine işaret ederek, sistemde istikrarın çok önemli olduğunu, aksayan yönlerin değiştirilebileceğini ama baştan silip yeni bir sistem idame etmenin doğru olmadığını söyledi.

Şahsı adına söz alan AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş ise üniversitelerin milletin beyni olması gerektiğini dile getirdi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***