2022-12-16 - 15:12
2023 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
TBMM Genel Kurulu, bütçenin tümü üzerindeki görüşmeleri yapmak üzere Meclis Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop başkanlığında toplandı.
Gündeme geçmeden önce değerlendirmelerde bulunan Şentop, Diyarbakır-Mardin karayolu üzerinde çevik kuvvet polislerinin servis aracının geçişi sırasında bombalı araçla düzenlenen hain terör saldırısını lanetlediğini belirtti.

Saldırıda yaralananlara, ailelerine ve tüm Türkiye'ye geçmiş olsun dileklerini ileten Şentop, "Türkiye'nin gerek yurt içinde gerek yurt dışında terörle amansız mücadelesi, kesintisiz ve kararlılıkla devam edecek; hiçbir terör örgütü, bu haklı ve kararlı mücadelesinde Türkiye'ye geri adım attırmayı başaramayacaktır." dedi.

2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerinin bugün sonuçlandırılacağını anımsatan Şentop, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 21 birleşim ve 70 oturum gerçekleştirildiğini, bu oturumlarda 229 saat 34 dakika çalışıldığını, 8 bin 467 sayfa tutanak tutulduğunu bildirdi.

TBMM Başkanı Şentop, komisyonun kabul ettiği bütçe ve kesin hesap kanunu tekliflerinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde ise bugüne kadar, milletvekillerinin 134 saat 21 dakikaya ve 6 bin 187 sayfa tutanağa karşılık gelen yoğun çalışma temposu sergilediklerini anlattı.

2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin hayırlı olmasını dileyen Şentop, tekliflerin yasama süreçlerinde görev alan herkese teşekkür etti.

TBMM Başkanı Şentop, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bugün Cumhuriyetimizin 100. yılının bütçesini görüşüp oylayacağımız bu kutlu çatı, yüz yıl önce vatanımızı emperyalist işgalden kurtaran, kurtuluş mücadelemizi yönetip yeni devletimizi kuran Gazi Meclis'in çatısıdır. Bu çatının gazilik sıfatı, bundan 6 yıl önce, yine bazı emperyalist güçlerin kuklası konumundaki hain terör örgütünün mensupları tarafından atılan bombalara karşı, siz kıymetli milletvekillerimizin, milletin emanetine sahip çıkmasıyla bir kere daha tescil edilmiş ve ebedileşmiştir. Dolayısıyla Gazi Meclisimizin hatırasına ve saygınlığına sahip çıkmak, milletimizin oylarıyla bu çatı altına gelip, çok kutlu bir vazife olan milletimizi temsil onuruna erişen milletvekillerimizin istinasız tamamının, milletimize karşı vazifesidir."

Genel Kuruldaki bütçe görüşmelerinde zaman zaman yaşanan kimi olumsuz hadiseler nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getiren Şentop, şunları kaydetti:

"Ülkemize ve milletimize hizmet etme onuruna eriştiğimiz Gazi Meclisimizde, her zaman onun vakarına yakışır şekilde davranmak, aziz milletimizi temsil etme onuruna halel getirmeme hassasiyetiyle hareket etmek mecburiyetindeyiz. Bu, herhangi bir makam ayrımı gözetmeksizin, bir milletvekili olarak hepimizin yerine getirmesi gereken en büyük sorumluluktur. Bu vesileyle bugüne kadar istenmeden yaşandığını düşündüğüm ve halkımız nezdinde kabul görmeyen olumsuz sözlerin ve davranışların tekrarlanmaması gereğine dikkatlerinizi çekerek, bugünkü görüşmelerin sağlıklı bir müzakere ve tartışma zemininde gerçekleşmesi beklentimi paylaşmak istiyorum."

TBMM Başkanı Şentop, bütçenin sadece rakamlardan ibaret olmadığının altını çizerek bütçeyi konuşmanın; insanı konuşmak, geçmişin muhasebesini ve gelecekten beklentilerin değerlendirmesini yapmak olduğunu belirtti.

Bütçe kanunlarının, bir devletin gelişmişliğinin göstergesi, çalışan ve üreten milletin emeğinin karşılığı olduğuna işaret eden Şentop, "Bu bilinçle 2023 yılının, mali yönden, devletimizin gelişimini sürdürmesini ve dünyayı etkisi altına alan kriz ortamının aksine ekonomimizin pozitif yönde gelişmesini sağlayacak temelleri içermesini temenni ediyorum." diye konuştu.

Cumhuriyetin 100. yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını dileyen Şentop, "Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bundan yüz yıl önce Gazi Meclis çatısı altında görev ifa eden merhum milletvekillerimizi hürmet ve rahmetle yad ediyorum." ifadelerini kullandı.

Görüşmelerde, gruplar adına yapılacak konuşmaların ardından yürütme adına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay söz alacak.

Daha sonra 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin oylamaları yapılacak.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, TBMM Genel Kurulunda 2023 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde grubu adına söz aldı.

Bu sabah Diyarbakır'daki terör saldırısını lanetleyen ve yaralananlara acil şifa dileyen Kalaycı, ülkenin huzur ve güvenliğine kastedenlerin bunun bedelini ödeyeceğini, terörün kökünün kazınacağı günlerin yakın olduğunu söyledi.

Bütçe görüşmelerinin, dünyada büyük sorunların yaşandığı bir dönemde yapıldığını anımsatan Kalaycı, küresel ekonomi yavaşlarken birçok ülkede resesyon beklentilerinin yükseldiğini ancak Türkiye'nin zorlu koşullara rağmen büyüyen ve güçlenen bir ülke olduğunu söyledi.

Türkiye Ekonomi Modeli ile büyümede, üretimde, makine teçhizat yatırımlarında, istihdamda, ihracatta ve turizmde tarihi rekorlar kırıldığını ifade eden Kalaycı, Türkiye ekonomisinin tüm güçlüklere rağmen son yıllarda gösterdiği yüksek performansın uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıdığına işaret etti. Buna rağmen 2011 yılında açıklanan 2023 yılına dair makroekonomik hedeflerin neden tutturulamadığı ve on yıl öncesine göre milli gelirin neden düştüğü sorgulanıp başarısızlık hikayeleri anlatıldığını aktaran Kalaycı, "Bu süreçte ülkemizi hedef alan komplo, kumpas ve saldırılar maalesef göz ardı edilmekte, Türkiye'yi teslim almayı hedefleyen odakların alçakça projelendirdiği 15 Temmuz hain işgal teşebbüsü, hendek terörü, isyan denemeleri, terör eylemleri ile ekonomik saldırıların ve bunlarla mücadelenin ekonomimize yüklediği maliyet ne yazık ki görmezden gelinmektedir. Hamdolsun, bekamıza yönelik bu tehdit ve tehlikeler boşa çıkarılmış, oynanan oyunlar ve tuzaklar bozulmuştur." diye konuştu.

Mustafa Kalaycı, son günlerde yine kirli oyunların sahnelendiğini, ülkenin huzur ve güvenliğinin hedef alındığını ancak bunların asla başarılı olamayacağını söyledi. Türk istiklalinin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile doğrulduğunu, Cumhur İttifakı ile ayağa kalktığını; yabancı odakların ve işbirlikçilerinin sancılarının bundan olduğunu ifade eden Kalaycı, "ABD ve AB teröristleri himaye etmekte, iki yüzlü siyaset izlemektedir. Bir taraftan Yunanistan silahlandırılıp kışkırtılırken, diğer yandan terör örgütlerine silah, mühimmat, araç, gereç gönderilmektedir. Haçın hilale tahammülsüzlüğünün özünde, Türk ve İslam düşmanlığı yatmaktadır." sözlerini sarf etti.

Mustafa Kalaycı, 2022 yılı turizm hedeflerinin tarihi bir rekor niteliğini taşıyan 51,5 milyon ziyaretçi ve 46 milyar dolar gelire ulaştığını belirterek bu yıl ihracatın her ay rekor kırdığını, Kasım ayı itibarıyla yıllık 253 milyar doları aşarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktığını kaydetti.

İthalattaki artışta ve cari açığın büyümesinde küresel emtia özellikle de enerji fiyatlarındaki anormal yükselişin etkili olduğuna dikkati çeken Kalaycı, Türkiye'nin sadece enerji ithalatının Kasım itibarıyla yıllık yüzde 103 yükselerek 44,8 milyar dolar arttığını bildirdi.

Küresel fiyat artışlarının Türkiye'de de enflasyonu yükselttiğini, döviz kurlarındaki ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan artışların da enflasyonu körüklediğini söyleyen Kalaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye para ve maliye politikaları ile fiyat istikrarını sağlamak için mücadele vermektedir. Ülkemizde ekim ayı itibarıyla yüzde 85,51'e kadar yükselen yıllık enflasyon oranı kasım ayında 84,39 olmuştur. Ancak gıda ve alkolsüz içeceklerde enflasyon yüzde 102,55 olup artış devam etmiştir. Gıda ürünlerindeki fiyat artışlarının kontrolü sağlanmalı, denetimler sıkı ve etkin biçimde sürdürülmelidir. Haksız kazanç sağlayan, insanımızın sofrasına göz diken fırsatçıların yakasından tutulmalı, kirli oyunun bir parçası olarak fiyat etiketlerini kabartanlar deşifre edilerek cümle aleme rezil edilmeli, yaptıklarının bedeli de ödetilmelidir. Enflasyonun bu aydan itibaren yüksek oranlarda tepetaklak düştüğü görülecektir. Adına 'baz etkisi' deyin, ne derseniz deyin, neticede enflasyon çıktığı gibi inecektir."

Cumhur İttifakı'nın hayata geçirdiği vaatleri sıralayarak, bunların aynı zamanda partisinin seçim beyannamelerinde sözünü verdiği konular olduğunu söyleyen Kalaycı, şöyle konuştu:

"Sözleşmelilere ve geçici işçilere kadro verilmesi ve emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili teklifleri bu ay sonuna kadar bekliyoruz. Kadro alamayan tüm taşeron işçiler, vekil, fahri ve ücretli statüde çalışanların kapsama alınmasını, yardımcı hizmetler personelinin genel idare ve teknik hizmetler sınıfına aktarılmasını gerekli görüyoruz. Bu yıl asgari ücret yüzde 94,6, kamu çalışanları ve emeklilerinin aylıkları yüzde 85,5, SSK ve Bağ-Kur emekli aylıkları yüzde 78,6 artırılmıştır. Yılbaşından itibaren uygulanacak asgari ücret ile emeklilerin ve kamu çalışanlarının maaş artışında enflasyonla birlikte refah payının da dikkate alınması beklentimizdir. Şehitlerimizin anne ve babasının aylıklarının artırılması, şehit çocuklarının hepsine iş imkanı verilmesi, muharip gazilerimizin şeref aylığının eşitlenmesi ve artırılması, gazilerimize de ÖTV'siz araç alma imkanı verilmesi ve malul sayılmayan gazilerimize gazilik unvanı ve haklar verilmesi görüşündeyiz."

MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, toplumsal ihtiyaçların karşılanması ile birlikte büyüme ve kalkınma hedeflerine ulaşmayı amaçlayan 2023 yılı bütçesinin, Orta Vadeli Program'da yer alan makroekonomik hedef ve politikalarla uyumlu olarak hazırlandığını söyledi.

Bu bütçenin, tüm vatandaşların nitelikli kamu hizmeti almasını sağlayacağına; ülkenin bekasını koruma kararlılığına ve lider ülke Türkiye'nin inşasına destek olacağına inandıklarını dile getiren Aksu, 2023 yılı bütçesinden en büyük payın eğitime ve gençlere ayrıldığına dikkati çekti.

Eğitime ve gençliğe yapılacak yatırımın, Türkiye'nin geleceği için yapılmış en değerli yatırım ve gençliğin beklentilerinin karşılanmasının ihmal edilemez bir gereklilik olduğunu vurgulayan Aksu, "Bu kapsamda, eğitime verilen önemin göstergesi olarak bütçenin yüzde 14,5'i eğitime ayrılmış, yükseköğretim dahil edildiğinde eğitim bütçesi yüzde 66,9 artışla 649,8 milyar liraya yükseltilmiştir. Eğitim sisteminin en temel ögesi olan öğretmenlerimizin 3600 ek gösterge dahil mali ve sosyal haklarına yönelik birçok beklentisi 2022 yılı içinde karşılanmış, meslek kanunu ile de kariyer basamakları artırılmıştır." dedi.

Güvenliğin olmadığı yerde, özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından söz etmenin mümkün olmadığına işaret eden Aksu, "Terör bir insanlık suçu, devletimizin bekasına ve milletimizin birliğine en büyük tehdittir. O sebeple demokrasiye, insan haklarına ve hukuka saygıdan bahseden herkesin ve her ülkenin, insanlığın ortak düşmanı olan teröre ve terör örgütlerine yönelik amasız, fakatsız ortak bir karşı tavır alma mecburiyeti bulunmaktadır. MHP olarak, hangi düşünce ve amaç uğruna olursa olsun, terörü ve şiddeti bir yöntem olarak benimseyen anlayışı devletimizin bekasına, milletimizin huzur ve güvenliğine, aynı zamanda insanlığa karşı bir tehdit olarak görüyoruz." diye konuştu.

MHP'li Aksu, son yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet güçleri tarafından düzenlenen harekatlarla PKK-YPG ve tüm terör örgütlerine darbe üstüne darbe indirildiğini, güney sınırları boyunca açılmak istenen terör koridorunun ve yeni bir göç dalgasının önüne geçildiğini ifade ederek şunları kaydetti:

"Türkiye, artık meşru haklarını kullanarak, tehdit nereden kaynaklanıyorsa ve terörist neredeyse arayıp bularak orayı yıkıp geçmektedir. Bugün ülkemizin her yerinde huzur hakim, ekonomik ve sosyal hayat canlıdır. Huzur ortamıyla birlikte, terörden arındırılan Gabar Dağı'nda zengin petrol yatakları keşfedilmiş, Türkiye'nin her bölgesindeki yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi ekonomik değere dönüştürme ve kalkınmaya ivme kazandırma süreci hızlanmıştır. İnşallah bu kararlı mücadele sonuç verecek, milletimiz Cumhuriyet'imizin 100. yılında terör belasından tamamen kurtulacaktır. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini sağlama kararlılığıyla, savunma ve güvenliğe, bütçeden 468,7 milyar lira ödenek ayrılmıştır. Kahraman güvenlik güçlerimizin vatan ve millet uğruna verdikleri mücadelenin maddi karşılığının olamayacağını, bununla birlikte onların hayatlarını kolaylaştıracak adımların atılmasının, yeterli mali ve sosyal haklara kavuşturulmasının gerekli olduğuna inanıyor; bu yönde yapılan düzenlemelerden memnuniyet duyuyoruz."

MHP'li Aksu, parti olarak program ve beyannamelerinde toplumsal kesimlere ilişkin olarak gündeme getirdikleri birçok önemli hususla beraber çalışanlara ilişkin taahhütlerinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde, Cumhur İttifakı birlikteliğinde gerçekleştirildiğini anlattı. Bu kapsamda yapılan düzenlemeleri sıralayan Aksu, "Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili sorunun kökten çözülmesi, kamudaki sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, geçici işçilerin daimi işçi kadrolarına alınmasına ilişkin düzenlemelerin yakında Meclis gündemine gelerek yasalaşacak olmasından da memnuniyet duyuyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin, aldığı yatırımlarla 2021 yılında Avrupa'da en çok tercih edilen beşinci uluslararası doğrudan yatırım destinasyonu konumuna geldiğini, yatırımcı için hızlı işleyen, öngörülebilir teşvik ve destekleri de içeren uluslararası standartlarda bir yatırım iklimine sahip olduğunu dile getiren Aksu, ülke olarak bir yandan yüksek oranda büyüme sağlarken, diğer yandan bütçe açığı ve borçlanmada önemli düşüş sağlandığını kaydetti. Aksu, "Türkiye ekonomisine güvenin bir sonucu olarak, sermaye piyasalarımızda olumlu gelişmeler kaydedilmiş, yatırımcıların piyasalarımıza talebi artmıştır. Cazibesine ve saygınlığına gölge düşürülmeye çalışılsa da işlem hacmi açısından küresel ölçekte dikkat çeken Borsa İstanbul'a bizim güvenimiz tamdır, yerli ve yabancı yatırımcılar için de en güvenli limandır." şeklinde konuştu.

MHP'li Aksu, Türkiye'nin, büyüyen, istihdam yaratan, ihracat rekorları kıran, gelir dağılımını daha adaletli hale getiren, en az borçlu ülkelerden biri olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Aynı zamanda da terörle kararlı mücadelesini sürdüren, egemenlik haklarından taviz vermeyen, huzurlu bir ülkedir. Ekonomik ve sosyal gelişmelerdeki bu olumlu seyir, şüphesiz ülkemizdeki demokratik, siyasi istikrarın sürdürülebilir olmasına bağlıdır. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile demokratik istikrarı yakalamıştır ve bundan geriye dönüş de olmayacaktır. İstikrar sürecek, Türkiye yükseldikçe yükselecek, aziz milletimiz yabancı başkentlerde gelecek arayanlara, küresel senaryolara bel bağlayanlara fırsat vermeyecektir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile her sıkıntıyı aşmayı başaran Türkiye, bundan sonra da tüm zorlukların üstesinden gelecektir."

İsmail Faruk Aksu, MHP'nin, 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi'ne kabul oyu vereceğini belirterek bütçenin ülkeye ve millete hayırlı olması temennisinde bulundu.

HDP Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan, TBMM Genel Kurulunda 2023 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde grubu adına söz aldı.

Parlamentoların varlık amacının halktan aldığı yetkiyle halk adına bütçe yapmak olduğunu belirten Kurtulan, AK Parti'nin bu hakkı gasbettiğini ileri sürdü.

İktidarın 2023 yılı bütçesinde kulağını muhalefete tıkadığını iddia eden Kurtulan, "İktidar ve küçük ortağının söyleyecek hiçbir şeyinin kalmadığını 45 gündür burada, utanç içinde izliyoruz." dedi.

Asgari ücretin açlık sınırı seviyelerinde dolaşmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Kurtulan, asgari ücretin en az 12 bin 500 lira olması gerektiğini ifade etti.

Servetine servet katan zenginlerin vatandaşın vergileriyle beslendiğini öne süren Kurtulan, şunları kaydetti:

"Halkların Demokratik Partisi olarak adil gelir dağılımını esas alan bir bütçeyi HDP yönetiminde hayata geçireceğiz. Bu sebeple Türkiye'de asgari ücretle çalışan emekçi sayısı azami yüzde 10 olacaktır. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma şartları ortadan kaldırılarak insan onuruna yaraşır bir gelirle çalışma koşulları ve sosyal politikalar tesis edilecektir. Alt gelir gruplarının gelirini artırmak amacıyla bütçeden pay ayrılacaktır. Gelir dağılımındaki adaletin sağlanması amacıyla alt gelir gruplarının üzerindeki vergi yükünü azaltacak politikalar devreye konulacaktır."

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye Yüzyılı ülkemizle birlikte bölgemizden başlayarak dünyanın her yerine demokrasi, kalkınma, barış ve refah götürecek bir devrimin adı." ifadelerini kullandığını anımsattı.

"Barışı, sınır ötesi operasyonlarla mı götüreceksiniz? Barışı, barışçı olmayan bir dış politikayla mı yayacaksınız?" gibi soruların güncelliğini koruduğunu söyleyen Oluç, "AK Parti Genel Başkanı Suriye'ye yönelik askeri politikasını güvenlik ve huzur çemberini genişletme olarak ifade etmektedir." diye konuştu.

İktidarın şiddeti ve askeri operasyonları diplomasinin, siyasetin ve müzakerenin önüne koyduğunu ve bu nedenle de dış politikada her alanda başarısızlıkla karşı karşıya kaldıklarını savunan Oluç, "Tutarlı, ilkeli, küresel ve bölgesel istikrara katkı sunacak barışçıl bir dış politika için her şeyden önce özgürlükler, demokrasi ve hukuk alanında sorunlarını çözmüş bir ülkenin kamuoyuna hesap verebilir bir iktidarı olması gerekir ama bugün Türkiye'de böyle bir iktidar yok." değerlendirmesinde bulundu.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin son birkaç gündür Genel Kurul'da bütçe görüşmelerine katıldığını eleştirilere ve sorulara yanıt verdiğini anımsatan Oluç, şu ifadeleri kullandı:

"Dün gece yarısı biz buradaki çalışmayı tamamladıktan sonra, Sanayi ve Enerji Komisyonuna aslında Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmesi gereken 200 milyar Türk liralık bir net ek borçlanma kanun teklifi getirildi, gece yarısı. Böyle güven kırıcı bir şey olabilir mi? Hazine ve Maliye Bakanı burada günlerdir oturuyor, bir tek kelimeyle ağzını açıp da bunu söyledi mi bizlere? Söylemedi. Ama gece yarısı, üstelik de Sanayi ve Enerji Komisyonuna bu madde ihdası getirilebiliyor. Üstelik de kullanılmış bir paranın sonradan kanunu çıkarılmak isteniyor. İşte, bu iktidarın bütçeye bakışı esas itibarıyla bu. Ekonomi yönetiminin büyük defolarını 2022 bütçesinde gidermeye çalışan iktidar, 2023 bütçesiyle beraber yeni defolar yaratmaktadır."

Türkiye tarihinde faiz lobilerine en çok para kazandıran iktidarın AK Parti iktidarı olduğunu ileri süren Oluç, köprü, yol, tünel veya şehir hastanesi yapılmasını eleştirmediklerini, bu yatırımların soygun yapılarak yapıldığını iddia ederek, bu durumu eleştirdiklerini söyledi.

Bütçe de savaşa ve güvenlikçi politikalara ayrılan miktarın 468 milyar lira olduğunu kaydeden Oluç, "Kullandığınız her mühimmat daha fazla çocuğun yastığa başını aç koymasına yol açıyor, ataması yapılmayan öğretmen sayısını artırıyor; siz obüslere her sarıldığınızda bu ülkedeki insanların sofralarından daha fazla ekmek eksiliyor. Siz yüzlerce milyon dolarla ölüm, düşmanlık ve nefret yayarken bu ülkede işsizlik, açlık ve yoksulluk artıyor." dedi.

Kürt meselesinin nasıl çözülemeyeceğinin geçmişten günümüze defalarca denenen yöntemlerle ortaya çıkarıldığını ifade eden Oluç, "Yapılması gereken, artık ertelenemez, ötelenemez bir hal alan Kürt meselesinin demokratik ve barışçı yollarla çözmektir. Batıdan doğuya, güneyden kuzeye 7 kıtada dünya benzer meselelerini demokratik yol ve yöntemlerle çözmüştür; biz de artık bir asrı aşan bu sorunumuzu çözebiliriz, çözmeliyiz, çağrımız budur. Hem bugünkü iktidara ve muhalefete hem de yarınki iktidara ve muhalefete bu çağrıyı bir kez daha yapıyoruz." ifadelerini kullandı.

Hamzaçebi, TBMM Genel Kurulunda 2023 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde grubu adına söz aldı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilen mahkumiyet kararına tepki gösteren Hamzaçebi, İstanbul seçimlerini iptal eden "hastalıklı irade"nin bu kararın arkasında yine kendisini gösterdiğini ve İmamoğlu'na hukuka uymayan bir ceza verildiğini savundu. Hamzaçebi, "Bu kararın arkasında iktidarın siyasi aklı yoktur, iktidarın siyasi akılsızlığı vardır." ifadesini kullandı.

Hamzaçebi, AK Parti iktidarlarının, Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 yıl başbakanlık, 8 yıl da cumhurbaşkanlığı yaptığı 20 yıllık yönetiminin sonunda, ekonomik açıdan ağır sorunlarla yüz yüze kaldığını iddia etti. Ekonominin en büyük sorununun enflasyon olduğunu belirten Hamzaçebi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın enflasyonun nedeni olarak gördüğü faizleri indirdikçe enflasyonun yükseldiğini, Erdoğan'ın bilim dışı düşünceyi muhafaza ettikçe milyonların hayat pahalılığı altında ezildiğini öne sürdü.

İkinci önemli sorunun düşük, istikrarsız ve kalitesiz büyüme olduğunu, bu nedenle işsizliğin azalmadığını dile getiren Hamzaçebi, "İstenildiği kadar 'istihdam yarattık' teranesi söylensin, Türkiye'de işsizlik seviyesi hala 2002 yılının işsizlik oranı seviyelerindedir. Ülke fakirleşmiş, sosyal yardım alan vatandaş ve hane sayısı artmıştır. İşsizliği ve yoksulluğu azaltamayan iktidar, sosyal yardım yapılan hane sayısının, kişi sayısının büyüklüğüyle övünmektedir. Aslında bu, bir utanç konusu olmalı." diye konuştu.

Kişi başına gelirde 2007 yılının gerisine gidildiğini aktaran Hamzaçebi, "Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, 20 yıl yol gittik, döndük arkamıza baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz. AK Parti ekonomi politikasının, Erdoğan ve arkadaşlarının ekonomi politikasının sonucu budur." dedi.

Akif Hamzaçebi, Türkiye'de sosyal devletin güç kaybettiğini, sosyal kamu hizmeti kavramının içinin boşaltıldığını savunarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Maliye politikası önemsizleştirilmiştir. Sürekli Merkez Bankası bağımsızlığı ve para politikası etrafında bu enflasyon meselesi tartışılıyor. Maliye politikasının destek vermediği bir para politikasının başarıya ulaşma şansı da yoktur. Şu an esasen para politikası da yerlerde sürünmektedir. Hazinenin toplam borcu yükselmiştir, geleceği olmayan nesiller yaratılmıştır. İnsanlarımız mutsuzdur, umutsuzdur ama '2023 yılı bütçesiyle burada bir şeyler yapacağız' denilmeye çalışılıyor. 2023 yılı bütçesiyle Türkiye'ye vadedilen kişi başı gelir hedefi 10 bin 71 dolardır. 13 sene öncesinin rakamıdır bu. Cumhuriyetin 100'üncü yılına giriyoruz, AK Parti iktidarı Türkiye'ye 13 yıl öncesinin kişi başına gelirini yakalama sözü veriyor. Ekonomik dengeler, toplumsal dengeler, her şey darmadağın olmuş, siz ufalanmış tuğlalarla yeni bir ev yapmaya çalışıyorsunuz. Bu mümkün değil."

AK Parti iktidarında millet fakirleşirken bir grup insanın zenginleştiğini söyleyen Hamzaçebi, Türkiye'nin, servet dağılımında dünyanın en kötü ülkesi olduğunu ifade etti. Akif Hamzaçebi, en varlıklı yüzde 1'in servetinin, toplam servetin yüzde 41'i olduğunu kaydetti.

İktidarların görevinin, adalet ölçüsünde kendi siyasal programlarına göre serveti ve geliri yeniden dağıtmak olduğunu dile getiren Hamzaçebi, AK Parti döneminde iktidarın dağıttığı kaynaklardan nemalanmış olanların yeni bir elit kavramı yarattığını savundu.

CHP'li Hamzaçebi, Türkiye ekonomisinin 2001-2007 yıllarında yakaladığı verimliliğin, o dönemlerde gerçekleştirilen reformlardan vazgeçilmesiyle sona erdiğini belirterek, "Kamu İhale Kanunu 200 kere değişirse, Türkiye ekonomisi ne büyüyebilir ne de verimliliğini artırabilir." eleştirisinde bulundu.

Haziran 2018'deki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminden önce Erdoğan'ın "Dolarla, kurla, faizle nasıl uğraşılır göreceksiniz." diyerek milletten yetki istediğini anlatan Hamzaçebi, "Bir vatandaş sosyal medyada 'Sana güvendik, yaktın bizi Erdoğan' diyor. Şimdi de 'Bana son defa yetki verin' diyor. Sakın ola ki inanmayın sevgili vatandaşlarımız." ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, 2023 yılı bütçesinin AK Parti'nin 21'inci bütçesi olduğuna dikkati çekerek, "Bu bir rekordur. Bu rekor kırılabilecek bir rekora benzememektedir. Bundan sonra zaten bu tür rekorlar da olmamalıdır." dedi.

AK Parti'nin siyasi başarısının inkar edilemeyeceğini belirten Kesici, ancak ekonomide benzer bir başarının olmadığını savundu.

AK Parti'nin ekonomi karnesini değerlendirmek için dış ticaret verilerine bakılması gerektiğini söyleyen Kesici, "20 yılda 2,8 trilyon dolar ihracat yapılmış, 4,1 trilyon dolar ithalat yapılmıştır. Dış ticaret açığı 1,3 trilyon dolar. Bu, bütün dünya ölçeğinde bile olsa çok büyük bir rakam. Bu dış ticaret açığı, üretmeden tükettiğimiz rakam demek." diye konuştu.

Kesici, bugün itibarıyla sıkıntısı çekilen ne varsa, dış ticaret açığından kaynaklanan bir sıkıntı olduğunun altını çizdi.

Türkiye'nin 609 milyar dolarlık cari işlemler açığı bulunduğunu, alınan borç karşılığında, 20 yılda, 112 milyar doları dış borç olmak üzere toplam 545 milyar dolar faiz ödemesi yapıldığını aktaran Kesici, "Bizim iliğimizi, kemiğimizi perişan eden bu faiz rakamlarıdır. Bu rakamlara dünyanın hiçbir ekonomisi dayanamaz. Bizim ekonomimiz de dayanamıyor, dayanamadı." değerlendirmesinde bulundu.

İlhan Kesici, AK Parti tarafından 2006 yılında çıkarılan Tarım Destekleme Kanunu'na göre her yıl milli gelirin yüzde 1'inden az olmamak üzere tarıma destek verilmesi gerektiğini ancak 2023'ün bütçesinde 186 milyar lira olması gereken tarım destek bütçesinin 54 milyar lira ile sınırlı kaldığını kaydetti.

21'inci yüzyılda global rekabete hazır olabilmenin en önemli unsurunun yüksek teknoloji üretecek, yaratacak, adapte edecek, kullanacak vasıflı insanlar yetiştirmek olduğunu vurgulayan Kesici, şöyle konuştu:

"Bunlar kim? Gençlerimiz. Hepsi gözümüzün nuru. Gençlerin önünde 70 aktif yıl daha Türkiye'yi taşıyacak, ileriye götürecek bir zamanları var. Bu çok önemli. O yüzden ne kadar iyi yetiştirirsek önümüzdeki 70 yılda o kadar nemasını alacağız biz bu işin. Milli Eğitim Bakanlığının ve üniversitelerin bütçesinin toplam rakamı 571 milyar lira. 25 milyon öğrenci ve 1 milyondan fazla öğretmene ayırdığımız para 571 milyar Türk Lirası. Ancak sadece 2023 bütçesindeki faiz rakamı 566 milyar lira. Yani şimdi buradan, Türkiye'nin dünyaya uygun, dünyadaki emsallerini geçebilecek tarzda öğrenci yetiştirmesi mümkün olabilir mi? Katiyen olamaz."

Kesici, AK Parti'nin 20 yıldan sonra Türkiye'ye vereceği hiçbir şey kalmadığını savunarak, "Şimdi seçim var. Allah nasip ederse seçimi, Millet İttifakı'yla biz kazanmış olacağız. Bu seçimin kaybedeni de olmayacaktır. Çünkü demokrasi kazanacak, çünkü Türkiye kazanmış olacak." dedi.

Başkanvekili Mustafa Elitaş, "Cumhurbaşkanımızın 'çıraklık dönemi' dediği, 'kalfalık dönemi' dediği, 'ustalık dönemi' dediği süreçlerden bugün, dünyada satın alma gücü partisine göre 11'inci sıraya getirdiysek, inşallah 'ustabaşılık' döneminde Türkiye'yi daha da ileriye götürüp belki ilk 10 arasına girdirmek için gayret edeceğiz." dedi.

Elitaş, TBMM Genel Kurulunda 2023 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde grubu adına söz aldı.

Gezi olayları, 17-25 Aralık yargıda darbe girişimi, terör saldırıları, 15 Temmuz darbe girişimi gibi pek çok iç ve dış hain saldırıyla mücadele edilirken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle istikrarın sağlandığını belirten Elitaş, Türkiye'nin tüm bu olumsuzluklara rağmen 2011-2021 yılları arasında yıllık ortalama 5,8 oranında büyümeyi başardığını söyledi.

Türkiye'nin, küresel finans krizlerine rağmen alınan önlemler neticesinde pozitif ayrıştığını dile getiren Elitaş, 2021'de OECD ve AB ülkelerinden 2 kat daha fazla büyüme göstererek yüzde 11,4'le son 50 yılın en yüksek büyüme hızına ulaştıklarını ifade etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, Türkiye ekonomisinin, Orta Vadeli Program hedeflerine büyük ölçüde uyumlu hareket ederek dengeli bir görünüm sergilediğini dile getirdi.

Enflasyonla mücadelede bugüne kadar yönetilen, yönlendirilen fiyatlar, vergi indirimleri ve sübvansiyonlar vasıtasıyla gerekli adımları hızla hayata geçirdiklerini anlatan Elitaş, bundan sonra da aynı yaklaşım çerçevesinde vatandaşların alım gücünü koruyacak şekilde adımlar atacaklarını belirtti.

Mustafa Elitaş, enflasyon beklentilerinin artık kontrol altında olması, fiyat istikrarı ve finansal istikrara yönelik önlemler, kararlı duruşla bu aydan itibaren enflasyon oranında kesintisiz bir düşüşün yaşanacağı bir dönemin başladığını ifade ederek, "Enflasyon dinamikleri her geçen gün iyileşmekte ve aylık veriler geçmiş yıl ortalamalarına benzer gerçekleşmeye başlamaktadır. Böylece, yılın ikinci yarısında ilk yarısına kıyasla belirgin şekilde aylık enflasyonun gerilediği görülmektedir. Bu çerçevede, enflasyon oranının 2022 yılı sonunda yüzde 65'e, 2023 yılı sonunda ise yüzde 25'e gerilemesi beklenmektedir." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici'nin, "AK Parti hükümetinin 21. bütçesinin bir rekor olduğu, bundan sonra bu tür rekorlar olmaması gerektiği" şeklindeki sözlerini hatırlatan Elitaş, "2012'de söylediğiniz nasıl tutmadıysa inşallah 2028 yılında da AK Parti, Cumhur İttifakı 26'ncı bütçesini gerçekleştirmek üzere burada sizlerin huzurunuza gelecek." dedi.

Süleyman Demirel'in "Kim ne verdiyse 5 fazla vereceğim." dediği ve emeklilik yaşını 38'e düşürdüğü dönemde Kesici'nin Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı olduğunu anlatan Elitaş, "O zaman Türkiye'nin aktüeryal dengesini olağanüstü derecede olumsuz etkileyecek bir süreçte maalesef bir müsteşar olarak, bir teknik adam olarak ne itiraz etmiş ne de olumsuz sonuçlarıyla ilgili herhalde Sayın Demirel'i uyarmamıştır diye tahmin ediyorum." ifadelerini kullandı.

Kesici'nin müsteşarken Türkiye ekonomisinin 18. sırada olduğunu anlattığını dile getiren Elitaş, şunları söyledi:

"Size Euronews'ün bilgilerini ifade etmek istiyorum. Türkiye ekonomisi satın alma gücü paritesine göre 2000 yılında 18'inci sırada, 2001 yılında 18, 2011 yılında 16, 2013 yılında 14, 2016 yılında 13, 2022 yılında satın alma gücü paritesine göre 11'inci sırada. Cumhurbaşkanımızın 'çıraklık dönemi' dediği, 'kalfalık dönemi' dediği, 'ustalık dönemi' dediği süreçlerden bugün, dünyada satın alma gücü partisine göre 11'inci sıraya getirdiysek, inşallah 'ustabaşılık' döneminde Türkiye'yi daha da ileriye götürüp belki ilk 10 konum arasına girdirmek için gayret edeceğiz."

AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, bir dönem yargının, ülkeyi ve siyasileri yargısal kararlarla dizayn etmeye çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:

"Yargı mensuplarının Genelkurmay Başkanlığında esas duruşta bekleyip ayakta alkışladıkları dönemi de biliyoruz ama hamdolsun, artık rütbeli demokrasiden, dizayn edilen demokrasiden milletin kayıtsız şartsız egemenlik hükümranlığına doğru gelmiş olduk."

CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi'nin Genel Kurulda, CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin'in ise ekonomiye yönelik torba kanun teklifinin görüşüldüğü Sanayi Komisyonunda sure ve ayetlerden örnekler vererek konuşma yaptıklarına dikkati çeken Elitaş, "Bundan yıllar önce başörtüsüyle giren hanımefendilere, 'Haddini bildirin bu hanıma' denilen bir kürsüyü gördük. O günden bu tarafa neler çektiğimizi çok iyi biliyorsunuz." ifadelerini kullandı.

AK Parti'ye kapatma davasında, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 2'nci maddesine verdiği değişiklik önergesinde "Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına 'cemaat' ifadesini yerleştirmiştir." denilerek yargılandığını anlatan Elitaş, Hamzaçebi ve Şevkin'in ifadelerine katıldığını, CHP'nin, inanan bir Türkiye'de insanların artık ruhuna tercüman olma noktasına gelmesinin önemli bir gelişme olduğunu belirtti.

AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, 27 Nisan e-muhtırasını hatırlatarak, şu değerlendirmede bulundu:

"İlk defa bir irade, milletin temsilcisi, milletten aldığı yetkiyi sonuna kadar kullanarak 28 Nisan tarihinde 'Herkes haddini bilecek, herkes yerini bilecek, ben buradayım.' dedi. İşte o lider Recep Tayyip Erdoğan'dı. 15 Temmuz'da hain darbe girişimini engelleyen, 27 Nisan'da liderine güvenen bu millet, o liderin millet iradesine karşı duranlara rest çekeceğine inandığı için 15 Temmuz'da tanklara göğsünü siper etti, uçaklara göğsünü siper etti. Bugün artık demokrasinin sahibinin 85 milyon Türk vatandaşı olduğunu tescilleyen adam Recep Tayyip Erdoğan oldu."

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Yıl sonuna kadar 500 bine yakın sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesine ve EYT'li kardeşlerimizin durumlarının yasayla düzenlenmesine hep beraber şahit olacağız." dedi.

Akbaşoğlu, TBMM Genel Kurulunda 2023 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde AK Parti Grubu adına söz aldı.

3600 ek gösterge düzenlemesinin ocak ayında yürürlüğe gireceğini anımsatan Akbaşoğlu, aldatmaca, kandırmaca, yalan, iftira üzerine kurulmuş, algı ve illüzyon siyaseti değil hak ve hakikat üzerine bina edilmiş ilkeli siyaset yürüttüklerini söyledi.

Asgari ücreti 5 bin 500 liraya çıkardıklarını hatırlatan Akbaşoğlu, memur ve emeklilerin alım gücünü artıracak düzenlemelerin de yapılacağını dile getirdi.

Akbaşoğlu, "15 gün sonra hepsine şahit olacağız. Yıl sonuna kadar 500 bine yakın sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesine ve EYT'li kardeşlerimizin durumlarının yasayla düzenlenmesine hep beraber şahit olacağız." diye konuştu.

Türkiye'nin ve milletin lehine olan her şeyi hayata geçirme, Türkiye'yi güçlü ve müreffeh kılmanın derdinde olduklarını söyleyen Akbaşoğlu, "Aşk ile koşan yorulmaz. Bu nedenle 'güçlü birey güçlü devlet' diyoruz. AK Parti olarak ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada barışın, adaletin ve refahın tecellisi için çalıştık, çabaladık. Bu konuda 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı içinde politikalarımızın temeline insanı aldık." değerlendirmesini yaptı.

Akbaşoğlu, vatandaşların özgürlüğü, refahı, huzur ve mutluluğu için bir paradigma değişikliyle sessiz devrimleri gerçekleştirdiklerini anlattı.

Türkiye'de 2002'de bölünmüş yol ağının 6 bin kilometre olduğunu anımsatan Akbaşoğlu, bunu 20 yılda 29 bin kilometreye çıkardıklarını bildirdi.

Havalimanı sayısını 26'dan 57'ye; 276 olan baraj sayısını 950'ye çıkardıklarını söyleyen Akbaşoğlu, "Tarihimizin en büyük kalkınma hamlelerinin hizmet ve eserlerle buluşturulduğu 20 yıllık şanlı bir geçmişimiz var. Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatı." dedi.

Vesayet odaklarıyla çetin ve hayati mücadeleler ortaya koyduklarını anlatan Akbaşoğlu, "Muhtıra ve darbe teşebbüslerini, 15 Temmuz darbe girişimini, uluslararası vesayet odaklarının her türlü tehdit ve operasyonlarını, ekonomik saldırılarını, terör saldırılarını, sarsılmaz bir iradeyle karşıladık ve vesayet düzenini tarihin çöp sepetine hep beraber attık. İrademizi içeridekiler de dışarıdakiler de teslim alamadı ve asla alamayacak." diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne "ucube" diyen altılı masanın, "güçlendirilmiş parlamenter sistem" adı altında ucube ötesi bir sistemi dayatmaya çalıştığını dile getiren Akbaşoğlu, şöyle devam etti:

"Yüzde 50+1 ile doğrudan millet tarafından seçilen cumhurbaşkanının üzerinde çoklu vesayet sistemini öneriyorlar, baş vesayetçi konumuna da altılı masayı koyuyorlar. Yürütmeyi çift başlı hale getiriyorlar; bir cumhurbaşkanı, bir de partili başbakan. Hani yürütmenin başı partili olmamalıydı? Kendi içinizde çelişki ortaya koyuyorsunuz. Aynı zamanda doğrudan bir kereliğine halka hesap vermeyecek bir cumhurbaşkanını 7 yıllığına halk tarafından seçtiriyorsunuz. Yüzde 50+1 ile seçiliyor, yürütmenin başı oluyor, parlamentoyu feshetme yetkisi getiriyorsunuz ancak yüzde 20-25'le başbakanın emri altına sokmaya çalışıyorsunuz. Bu, eşyanın tabiatına aykırı, bu gömleğin ilk düğmesini hakikaten yanlış iliklemek demek."

Her yıl bütçe görüşmelerinde kendilerine "Bu yıl gidiyorsunuz." diyenler olduğunu ifade eden Akbaşoğlu, "2023 bütçesini de biz getirdik, inşallah gelecek 5 yılın bütçesini de AK Parti olarak biz yapacağız. 2028 için beyhude hayallerinizi şimdiden kurmaya başlayabilirsiniz." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yabancı danışman kadrosunu eleştiren Akbaşoğlu, şunları kaydetti:

"Buckingham Sarayı'na, Versay Sarayı'na, Beyaz Saray'a danışmanlık yapanları sonunda size de danışman olarak atamışlar. Anlaşılan, yabancı sarayların bendesi olmak için çırpınıp duruyormuşsunuz. Meğer onun için 'tek adam, tek adam', 'saray, saray' diye bağırıp çağırıyormuşsunuz. İthal danışmanlarınızla muradınıza ereceğini zannediyorsunuz ama nafile. Altılı masa olarak hangi saraydan medet umarsanız umun, milletimiz arkanızdaki saraylarla birlikte alayınızı hezimete uğratacak ve yenileceksiniz."

Tatlıoğlu, TBMM Genel Kurulunda, 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki son konuşmalarda İYİ Parti grubu adına söz aldı.

Hükümetin, Millet İttifakı'nın ortaya koyduğu güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasıyla yakından ilgilendiğini, bunun kendilerini sevindirdiğini söyledi.

Bilgi eksikliği ve yanlış anlamaları engellemek için talep halinde bu konuyu ifade etmekten sevinç duyacaklarını ifade eden Tatlıoğlu, AK Parti sözcülerinin bütçe görüşmeleri sırasında müflis tüccar misali eski defterleri karıştırdığını savundu.

Eski defterlerin karıştırılarak bütçe sürecinin bir şekilde gündemin dışına taşındığını belirten Tatlıoğlu, "1998'de Sayın Erdoğan'ın mahkumiyet kararı için de mahkemenin lehine çok sayıda milletvekili buralardan konuşmuştu, alanlarda da çok sayıda siyasetçi konuşmuştu. Ne yazık ki roller değişmiş ama niyetler aynı. Ne yazık ki o günün mağdurlarını bugünün zulmünü alkışlayanlar olarak görmek gerçekten üzüntü vericidir." dedi.

"12 Eylül 2010 referandumu yapılmasaydı 15 Temmuz da yaşanmayacaktı" diyen Tatlıoğlu, 12 Eylül 2010 tarihinin, 12 Eylül 1980'den bir bakıma daha tahripkar olduğunu söylemenin yanlış olmayacağını savundu.

"Aziz milletimiz 15 Temmuz'da devleti sokaktan toplamıştır. Bu da bu milletin büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Bugün bütçeyi, ekonomiyi, sorun ve krizleri konuşuyoruz ancak 1994'te gördüğümüz, 2001'de yaşadığımız bir ekonomik kriz yok. Bugün onları da kapsayan bir yönetim, bir sistem krizi var. Bunu besleyen bir atmosfer var. Bu atmosferin birinci ayağı parlamentodan saraya yapılan güç transferidir. Bu kaçınılmaz olarak böyledir. Çünkü parlamentonun bütçe yapma hakkını elinden aldık. Bu bir geriye dönüş değil mi? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 2010 yılından beri Türkiye'de yükselen otoriter rejimi ne yazık ki kurumsallaştırmıştır. Cumhuriyet ve demokrasinin temel gayesi, tartışmayı, uzlaşmayı, istişare, itiraz etmeyi ve en nihayetinde milletimiz için daima en güzel ve en doğru, en iyiyi bulmaktır. Türkiye'yi siyasi savrulmaya sürükleyen bugünkü yapıda maalesef TBMM'nin yetkileri kısıtlanmıştır ve denge ve denetleme mekanizmaları yok edilmiştir. Denetimsiz bir yürütmenin keyfi çıkarılmaktadır. Bugün yaşadıklarımızın, sıkıntılarımızın önemli bir kısmı budur."

Tatlıoğlu, kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı dili kullanmanın tehlikeli olduğunu, bu tavrın, milletin arasında da ayrışmaya neden olduğunu söyledi.

Bu konunun beka meselesi kadar önemli olduğunu vurgulayan Tatlıoğlu, "Bu büyük medeniyetin kodlarında da bu yoktur, olmamıştır. Devlet-millet bütünlüğünü sağlamak zorundayız." ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, hükümetin yanlış politikalarını düzeltmekten kendi projelerini anlatmaya bir türlü sıranın gelmediğini söyledi.

Bugüne kadar yapılan uyarılara hükümet kanadının hiç aldırış etmediğini belirten Usta, Türkiye'nin, tarihinde ilk defa ikiz açık yaşadığını, bunların bütçe ve cari açık olduğunu ileri sürdü.

Rezerv parası olmayan hiçbir ülkenin bu ikiz açığını kaldıramayacağını savunan Usta, "Bu bir felakettir. Enflasyonun bir yılda 66 puan artması, Türk parasının bu kadar değer kaybetmesi bu ikiz açıktan kaynaklanmaktadır." dedi.

İYİ Parti olarak belirli ilkeler çerçevesinde hareket edeceklerini, bu ilkelerinin başında hukukun üstünlüğü ve demokrasinin geldiğini anlatan Usta, sırasıyla her alanda liyakat ve ehliyetin esası, düzgün işleyen bir kamu yönetimi, AB'ye tam üyelik perspektifi, itibarlı dış politika ve ekonomik nimetlerinden Türkiye'nin faydalanma konu başlıklarının izleneceğini aktardı.

Katma değer üreten, insana yatırım yapan ve geliri adil bölüşen bir Türkiye oluşturmanın hedefleri arasında yer aldığını vurgulayan Usta, "İstihdam hedefimiz 10 yılda 12 milyon ilave istihdam sağlayarak toplam istihdamını 40 milyonun üzerinde taşımaktır. Fiyat istikrarını sağlamış bir Türkiye hedefliyoruz. İlk 2 yıl içerisinde enflasyonu yüzde 10'un altına çekmek, takip eden yıllarda da yüzde 5 seviyesinde tutmayı hedefliyoruz. Cari açık seviyemizi yüzde birlerde tutmayı, cari açığın finansmanını uzun dönemli ucuz ve itibarlı kaynaklardan sağlamayı hedefliyoruz. Maliye politikası, enflasyonla mücadeleye uygun şekilde yürütülecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Usta, Türkiye'nin, beyin göçünün yanı sıra nitelikli iş gücünü de yurt dışına kaçırdığını ileri sürdü.

Nitelikli iş gücü olmadan kalkınmanın olmayacağı vurgulayan Usta, şöyle konuştu:

"Türkiye'de özellikle yüksek öğrenim politikasının, çağın gerisinde kalmasından dolayı beceri uyumsuzluk problemi olduğu çok açıktır. Türkiye'nin yüksek vasıf, düşük beceri problemi vardır. Bu problemleri ortadan kaldırarak geleceğin mesleklerini ve becerilerini gençlerimize kazandıracağız. Devleti ayakta tutan kurumlarının gücüdür. Kamu idarelerinin itibarını artıracağız, işe alma, terfi ve yükselmede ehliyet ve liyakati esas alacağız. Bu çerçevede mülakat sistemini kaldıracağız. Büyük yolsuzluk alanlarına ilişkin merkezi düzeyde özel bir denetim birimi kuracağız. Vergi uzlaşma müessesini ıslah edeceğiz. İşini düzgün yapan mükellefler rahat olsun, mala çökme dönemini bitireceğiz."

Erhan Usta, AK Parti'nin yönetimi devraldığı dönemde Türkiye'nin yüzde 6,4 oranında büyüdüğünü, bugün ise yüzde 5 büyümenin söz konusu olduğunu savundu.

Tüm ekonomik göstergelerin 2002 yılının çok gerisinde olduğunu ileri süren Usta, "Sizin devraldığınız Türkiye'de cari açık 600 milyon dolar, milli gelire oranı ise 0,3'tü. Bugün hükümet 47 milyar dolar diyor ama 50 milyar doları aşacak. Bir milyar doların altında devaraldığınız cari açığı 50 milyar doların üzerine çıkardınız. Seçim sonrasında iyilerin iktidarında bu bütçenin tercihlerini değiştireceğiz. Bu bütçeyi üretim ve kalkınma bütçesi haline getireceğiz." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanı, Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz, "Millet bize yasama görevini, Cumhurbaşkanımıza da kendisine hizmet etme görevini verdi. Cumhurbaşkanımıza, millete hizmet etme yolunda, talep ettiği her desteği vermek, millet iradesine saygının da bir gereğidir." dedi.

Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda 2023 yılı bütçe görüşmelerinin son gününde şahsı adına yaptığı konuşmada, millete en iyi kamu hizmetini, en etkin şekilde ulaştırmak için hazırlanan, hedefi Türkiye ekonomisini güçlü biçimde Türkiye Yüzyılı'na hazırlamak ve halkın refahını artırmak olan bütçe teklifine destek vereceğini belirtti.

Birçok adayın 2018'deki seçimde halkın karşısına çıkarak daha iyi hizmet edeceğini iddia ettiğini anlatan Yılmaz, aziz milletin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güvendiğini söyledi.

Yılmaz, "Millet bize yasama görevini, Cumhurbaşkanımıza da kendisine hizmet etme görevini verdi. Cumhurbaşkanımıza, millete hizmet etme yolunda, talep ettiği her desteği vermek, millet iradesine saygının da bir gereğidir. Milletimiz de bizden bunu beklemektedir. Biz de bu gereği yerine getiriyoruz." diye konuştu.

Siyasi istikrarı takip eden ekonomik istikrar süreçleri sonunda, daha önce verilen hizmetlerden katbekat fazla hizmet verildiğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Halkın gözü terazidir. Aziz milletimiz, bunu, ulaşımda, eğitimde, sağlıkta, enerjide, çevrede, sporda, toplu konutta verilen hizmetleri bizzat yaşayarak gördü. 20 yılda yapılan her seçimde, bu hizmetleri verenlere güven gösterdi. Biz de bu süreç içinde hükümetlerimiz tarafından hazırlanan bütçe tekliflerine destek verdik. Biz iyiye 'iyi', güzele 'güzel', hayırlı olana 'hayırlı' dedik. Rahmetli İnönü'nün bir açıklaması var: 'Seçim mücadelesi çekişmeli olur. Bir defa seçim bittikten sonra artık hükümetleri, iktidarları, 4 sene için rahat hizmet görmek, memleketin binbir türlü ihtiyacını karşılamak için rahat bırakmak, hatta onlara elden gelen yardımı yapmak lazım gelir.' der. Biz de bu anlayıştan çıkarak muhalefetin bütçelere destek vermesini beklerdik, hiçbirisine destek vermedi. Biz, canlıların DNA'sının olduğunu düşünürdük, yaşayarak gördük ki kurumların da DNA'sı var. Umarım bu kez olsun rahmetli İnönü'nün sözüne uyarak bu bütçemize destek olurlar."

AK Parti TBMM Grup Başkanı Yılmaz, istikrarın sürmesi, hizmet siyasetinin devamı, değerlerin korunması, içeride öz güvenin inşası, dışarıda itibar için gece gündüz demeden, yılmadan, yorulmadan, usanmadan çalışanlara destek olacaklarını anlattı.

Türkiye'nin sorunlarının her dönemde olduğuna işaret eden Yılmaz, TBMM Genel Kurulu kayıtlarında da yer alan bazı ifadeleri aktardı.

CHP'nin iktidarda olduğu 1947'de, "Şehir kömürsüz kaldı, resmi hususi müessesede apartmanlar kaloriferlerini söndürdüler." şeklindeki ifadeyi dile getiren Yılmaz, çeşitli gazetelerde yer alan dönemin "et sorunu"na ilişkin haber başlıklarını okudu.

Türkiye'deki çeşitli sorunların, sonraki dönemlerin iktidarlarında yaşandığını belirten Yılmaz, bunlara yönelik haber ve ifadeleri okudu. Yılmaz, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in 1999'da yaptığı, Türkiye ekonomisindeki durgunluk ve daralmanın nedenlerine ilişkin açıklamalarına işaret etti.

Yılmaz, "Görüleceği üzere her dönemde sorun olur, insanın olduğu yerde sorun da vardır; önemli olan bu sorunları çözecek irade olmasıdır. Bugün de bizim sorunlarımız var ancak çözecek irademiz de var. Biz, insana saygının insana verilen hizmetle doğru orantılı olduğuna inanıyoruz. Gayemiz, halkımızın mutluluğudur, bu inançla daha önce yapılamayanları yaptık." diye konuştu.

Dünyada ilk denizde gaz keşfi 1947'de yapılırken, Türkiye'nin Karadeniz gazını 2020'de bulabildiğini anımsatan Yılmaz, çok bilinen piyade tüfeği AK-47'nin Kızıl Ordu envanterine 1949'da, Türkiye'de MPT-76 tipinin 2017'de TSK envanterine girdiğini söyledi.

Yılmaz, ilk uydu 1957'de yörüngeye fırlatılırken, Türkiye'nin ilk yerli uydusunu 2011'de yapabildiğine; ilk yüksek hızlı tren 1968'de kullanılırken Türkiye'nin 2009'da hizmete sunduğuna işaret ederek, "Niçin olduğunun cevabını milletimiz verecektir." dedi.

AK Parti Grup Başkanı Yılmaz, bunun bir teşekkür konuşması olduğunu vurgulayarak, 21 yıldır kendisine hizmet edenlerden duasını, desteğini esirgemeyen ve hükümete bütçe yapma fırsatı ve yetkisini veren aziz millete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve hükümete teşekkür etti.

AK Parti'li Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu süreç içinde yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden, Avrasya Tüneli'nden bir kıtadan bir kıtaya 5 dakikada geçtik, Osmangazi Köprüsü'nden geçtik, dünyanın en uzun açıklı Çanakkale 1915 Köprüsü'nden geçtik. Onlarca havaalanının yanında, büyük İstanbul, Rize ve Tokat havaalanları halkımızın hizmetine sunuldu. Hızlı trenle Konya'ya, Eskişehir'e, İstanbul'a gidebilmek mümkün hale geldi. Teşekkür ederim.

Sağlık alanında İngiltere gibi acil servise kabul için bekleme süresini 40 saate çıkarmadıkları, aile hekimini görmek için 3 hafta bekletmedikleri, Hollanda gibi verilen kara ambulansının hizmet ücretini talep etmeyi bırakın, ambulans helikopter ve ambulans uçak hizmetinin bedelini talep etmedikleri, ABD gibi uzman bir doktora dahi sağlık hizmeti vermek için sağlık sigortası primi olarak aylık 3 bin dolar almadıkları, şehir hastaneleriyle, ambulans hizmetleriyle, sağlık ordusuyla dünyada en iyi sağlık hizmetini Türkiye'de verdikleri için teşekkür ediyorum."

Türkiye'nin, sadece Anayasası'nda yazan değil, verilen hizmetlerle de sosyal devlet olduğunu gösterdikleri, birçok desteği ilk kez uygulamaya geçirerek sosyal yardım bütçesinin milli gelire oranını yükselttikleri için teşekkür eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"1 milyon 100 bin kişiye ev ve milyonlara umut verdikleri için teşekkür ederim. Tüm zamanların en çok ihracatını yaparak yıllık 250 milyar doları geçtikleri için teşekkür ederim. 70 sente muhtaç bir ülkede ilaç ithal etmek için dahi döviz bulamazken saman ithali için döviz bulan bir Türkiye inşa ettikleri için teşekkür ederim. Bu dönemde savunma sanayisinin geldiği durumu biz biliyoruz; her şeyi yaptık, milli savunma için gerekli olan uçağımızı da yapacağız diyoruz. 'Yapar mıyız?' dediğimde milletimiz 'Yaparız.' diyor; öz güven inşasını sağladıkları için de teşekkür ediyorum."

İsmet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay başta olmak üzere, bakanlara, milletvekillerine, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Cevdet Yılmaz ve komisyon üyelerine teşekkür etti.

Meclis araştırma önergesi doğru veya haklı sebeple geldiğinde araştırma komisyonlarının kurulduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Daha önce beraber yaptık, müsilajla ilgili, Amasra maden kazasıyla ilgili, kadına şiddetle ilgili, yaşlıların ortak sorunları için kurduk. Ama haftada 3 sefer, ayda 12 sefer verirseniz, her bir komisyonda da 19 kişi olursa 513 milletvekili bulmak gerekir ki komisyonu çalıştıracaksın. Yetmedi, ihtisas komisyonları çalışacak; yetmedi Genel Kurulu çalıştıracaksın. Bunun mümkünatı yoktur." sözlerini sarf etti.

İktidara gelmeleri halinde gerçekleştirecekleri icraatları anlatan muhalefet milletvekillerine işaret eden Yılmaz, merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, "Şunu, bunu yapacağız, demenin hiçbir anlamı yoktur. Yapacağız, edeceğiz dediğin şeyleri neyle yapacaksın, onu söylemek lazım." sözlerini aktardı.