2016-01-05 - 16:32
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin yazılı soru önergelerini yanıtlarken, Türkiye'de yaşam süresinin yükseldiğini belirtti. Başkanvekili Ahmet Aydın, sözlü soruların yanıtlanmasının ardından çalışma süresi dolduğu için birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, "Yeni anayasa, iç tüzük başta olmak üzere milletimizin tüm beklentilerinin karşılandığı bir yıl olmasını diliyoruz" dedi.

Genel Kurulda, Adana'nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümüne ilişkin gündem dışı konuşma yapan MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, Adana'nın 94 yıl önce bugün bir destan yazarak zafer kazandığını söyledi.

AK PARTİ Adana Milletvekili Tamer Dağlı da şehit ve gazileri minnetle andı. Tarihi bir güne tanıklık ettiklerini dile getiren Dağlı, 94 yıl önce bugün son düşman askerinin Adana'dan ayrıldığını ve bu coşkunun sonsuza kadar her 5 Ocak'ta anılacağını söyledi. Dağlı, "Esareti hiçbir zaman kabul etmeyen bir ecdadın torunlarıyız" dedi.

Mersin'in düşman işgalinden kurtuluşuna ilişkin konuşan CHP Mersin Milletvekiili Serdal Kuyucuoğlu ise Mersin'in Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sunmasına karşın kamu yatırımlarından yeterince pay alamadığını savundu.

TBMM Başkanvekili Aydın, yeni yılın ilk oturumunu yaptıklarını belirterek, "2016 yılının her şeyden önce ülkemize milletimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Yeni anayasa, iç tüzük başta olmak üzere milletimizin tüm beklentilerinin karşılandığı bir yıl olmasını diliyoruz" dedi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, yerinden yaptığı konuşmada, Beşiktaş-Konyaspor maçında yapılan çirkin tezahürat nedeniyle pasoligin fişleme aracı olarak kullanıldığını belirterek, "Toptancı yaklaşımla herkesin cezalandırılması demokratik bir uygulama değildir" dedi.

AK PARTİ Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara ise Sözcü Gazetesi'ni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili bulmacasından dolayı kınadı.

TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, sokağa çıkma yasaklarında ölen sivillerle ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Danışma Kurulu toplanamadığı için HDP, önerisini grup önerisi olarak Genel Kurul'a taşıdı.

Öneri üzerinde konuşan HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, gözlerinin önünde kadın, anne, yaşlı ve bebeklerin öldüğünü belirterek, "Ya Rabbim, bu zulmü bırakmayasın. Kana ne zaman doyacak bu toprak, bu coğrafya, bu iktidar, bu zulüm?" dedi.

Baydemir'in konuşması sırasında AK PARTİ ve HDP'li milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı.

"Cizre, Silopi ve Sur'da yaşanan vahşetin Gazze, Ramallah ve Halep'te yaşanan vahşetten farkı kalmadığı" ifadesini kullanan Baydemir, iki fotoğraf göstererek, "Şurada iki tane fotoğraf var; ikisi de bebek fotoğrafı. Bunu yapanın da bunu yapanın da Allah belasını versin. Sayın Başbakan bu fotoğrafa hüngür hüngür ağlıyor ama bu fotoğrafın vesilesi oluyor. Bu devleti yöneten akla söylüyorum: artık kadın, çocuk, sebi öldürmekten vazgeçin, bunun sonu yok" diye konuştu.

Baydemir, "yaşananların ülkeyi bin yıllık kardeşliğe değil, bin yıl etkisi sürecek düşmanlığa götürdüğünü" ileri sürerek, olayların "hendek ve barikat nedeniyle değil, müzakere masasının devrilmesinin sonucu" olduğunu savundu.

Baydemir, "Öldürmekle sorun çözülmez. Yegane yol, her iki tarafın şiddeti durdurarak çatışmasızlık zeminine geri dönülmesidir. Eğer Meclis işlemezse, katliama sessiz kalmaya devam ederse, konu BM'ye, Adalet Divanı'na, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne gidecek. Bizimle birlikte yaşamak istemiyorsanız, elinizi yakamızdan çekin. Talebimiz birlikte yaşamdır. Sizin dayattığınız birlikte yaşam değil, köleleştirmektir. Bu halk asla köleleşmeyecek, asla zulme, zalime boyun eğmeyecek" ifadesini kullandı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır, sataşma gerekçesiyle söz alarak, kimsenin cenaze üzerinden tartışma yapamayacağını söyledi.

Çakır, "Ben İçişleri Bakanı, Bakan Yardımcısı, Emniyet Genel Müdürü ile görüştüm. 10 kişilik bir morgda 17 kişinin kaldığı doğrudur. Evet, dedikleriniz doğrudur; bazı soğuk hava depolarına cenazeler konulmuştur ve fakat doğrunun bir başka boyutu, bir başka yüzü şudur ki aynı kişilere, 'gelin cenazelerinizi kaldırın' denildiğinde, defin ruhsatları verildiğinde, bilerek ve isteyerek bu kişiler cenazelerini kaldırmamıştır" dedi.

HDP'li Baydemir de sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada, "BM nasıl ki Suriye'de, Bosna Hersek'te devreye girdiyse -gidişat o gidişatı gösteriyor- gelin, bunlara zemin hazırlamayın, bu Meclis devreye girsin. Nasıl AB ile müzakere yapıyorsak, kendi içimizde önce müzakereyi başlatalım ve sonuç alalım" görüşünü ifade etti.

Bazı AK PARTİ milletvekilleri, Baydemir'e, "PKK'ya silah bırakma çağrısında bulunsana. Teröristleri çekin şehirden, ondan sonra konuşalım" diye laf attı.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Aziz Babuşçu, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:

"HDP, kendi siyasetini benimseyen Kürtleri 'makbul Kürt', AK Parti'yi destekleyen Kürtleri ise 'gayrimakul Kürt' olarak tanımlıyor. Ahmet Kaya'nın varlığına tahammül gösteremeyen malum medya, ulusalcı statükocular, elitler ve çözüm sürecini sabote etmek için elinden geleni ardına koymayan Pensilvanya çetesi, HDP'yi niye destekliyor? Çünkü Kürt kardeşlerimizi HDP üzerinden statükonun yedeğine düşürmeye çalışıyorlar. Türkiye'nin makbul vatandaşı olan beyaz Türkler, kaybettikleri iktidarlarını Kürt kartı üzerinden yeniden elde etmeye çalışıyorlar."

Her fırsatta HDP'yi Türkiye partisi olmaya çağırdıklarını ifade eden Babuşçu, "Onlar, bırakın Türkiye partisi olmayı, parti bile olamadılar. Çünkü siyasi parti olmak şiddeti reddetmekle başlar. Bir siyasi parti sorunları kansız, kavgasız, Meclis marifetiyle halletmeyi öngördüğü için kurulur zaten. Oysa HDP'liler, her fırsatta şiddeti yücelttiler. Terör örgütünün emrinde bir memur gibi olmayı sürdürdünüz. Hendek siyasetine sahip çıktınız. Bir parti eş başkanı düşünün ki, her türlü silahı stoklayıp bu ülkenin şehirlerine hendek kazarak güvenlik güçlerimize karşı savaş açan teröristleri savunuyor, destekliyor" dedi.

HDP Milletvekili Baydemir, Şırnak'ta Orman Müdürlüğü bahçesinde dört cenazenin bulunduğunu, ancak sağlık görevlilerinin müdahalesine izin verilmediğini savunarak, "Müzakere masası devrildiğinden beri 600'ü aşkın insan yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanı, 'iki bin insanı devirdik' diyor. Bu insanların tamamı, askeri, polisi, sivili, gerillası bu ülke halkının, halklarının evlatlarıdır. Ne korkudur ki, sizi bu savaşı savunmaya itiyor? Irkçılığın, milliyetçiliğin, faşizmin esiri olmuşsunuz" ifadesini kullandı.

Birleşimi yöneten Başkanvekili Ahmet Aydın, kaba ve yaralayıcı sözler kullanılmamasını isteyerek, "Sayın Cumhurbaşkanı terörle mücadele kapsamında öldürülen terörist sayısından bahsetti, insan sayısından değil" uyarısında bulundu.

Öneri lehinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Kürt meselesinin silahla, çatışmayla, topla, tankla, hendek ve barikatla değil, siyasetle, konuşarak ve Meclis'te çözülebileceğini belirterek, bunu konuşmaları gereğini söyledi.

Sokağa çıkma yasaklarının bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi önüne geldiğini, ancak görüşülmediği için AİHM'e gittiğini belirten Tanrıkulu, Türk yargısının iflas ettiğini ileri sürdü.

Tanrıkulu, ülkenin zor günlerden geçtiğini, ağır ölüm ve acı olayların yaşandığını ifade ederek, "Üç yaşındaki çocuk dün babasının ardından ağlıyor. Bu çocuklara nasıl cevap vereceğiz? Dün evinin içerisinde kahvaltı yaparken kadın yaşamını yitirdi. Taybet İnan'ın cenazesi 7. gününde sokaktan kaldırıldı" dedi.

Bazı fotoğraflar gösteren Tanrıkulu, "Hükümetin daha önce Sri Lanka fantezisi vardı, topyekün imha. Şimdi düşman görme durumu var. Bu ölümlerin olmasını istemiyorsak Parlamento görevini yapmalı ve yeni bir mekanizmayı başlatmak zorunda. Yoksa anaların kanı toprakta kuruyor" diye konuştu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, kendilerinin Sri Lanka modeli olmadığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AK PARTİ bu milleti kucaklamaya çalıştı. Demokrasi ve özgürlük esası üzerinden bunu yapmaya çalıştı. Bu tek taraflı olacak bir iş değil, tabii ama AK PARTİ, sonuna kadar meşru siyaset zeminlerinde her düşünceye açık bir Türkiye kurdu. Yaşanan, Ortadoğu'daki gelişmeler neticesinde büyük rüyaların peşine düşen bir terör örgütünün hendek kazıp içini patlayıcıyla doldurup arkasına silahlı gençleri koyarak, aklı sıra öz yönetim ilan edebileceği sevdasına kapılmasıdır. Kusura bakmayın, ne Türkiye Cumhuriyeti devleti ne dünyada herhangi bir devlet, herhangi bir meşru otorite buna göz yummaz."

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP'li Tanrıkulu, Sri Lanka modelinde neler yapıldığını okuduğunu anımsatarak, "Bunu burada yapmanıza imkan yok. Lokal yerler seçiyorlar. Cizre boşalıyor, kalan yurttaşlara düşmanca davranan ve yurttaşı gibi davranmayan bir anlayış. Bu benzerlikler yapılıyor. Dış dünya bunu tanımlıyor, gideceğimiz yol yanlış yoldur. İnsanlarda inanç oluşturalım, 'soruna el koyduk sen hendeği, barikatı kaldır' diyelim. Bu bizim elimizde" ifadesini kullandı.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, "ölümleri araştırmak için yüreğinde insanlık kırıntılarının kalması ve özgür iradeleriyle oy kullanan milletvekillerinin çoğunlukta olması gerektiğini" kaydetti.

AK PARTİ sıralarından az sayıda milletvekilinin bulunduğunu ifade eden Atıcı, "Ülkede çocuklar ve kadınlar ölürken daha önemli ne iş var? İş mi takip ediyorsunuz, çay mı içiyorsunuz? AKP sıralarının sadece yüzde 10'unun dolu olmasını ibretle seyrediyor ve sizleri kınıyorum" şeklinde konuştu.

Bir gazete manşetini gösteren Atıcı, kadın ve çocukların öldüğünü belirterek, "Kimin öldürdüğünün önemi var ama esas önemli olan bu çocuk ve kadınların öldürülmesidir. Asker, polis şehit edildi. Gelin bunları araştıralım. Kim öldürdü? Vicdanınız bu kadar kurumuş. Oy, başkanlık, saltanat uğruna değer mi? Bir insan öldürürken binlerce terörist yarattığınızın farkında değil misiniz? Allah için ne yaptığınızın farkına varın. Açlıktan ve hastalıktan da ölümler yaşanıyor" görüşünü savundu.

Atıcı, "iktidarın ölenler arasında da ayrım yaptığını" ileri sürerek, iki fotoğraf gösterdi. Atıcı, güvenlik güçlerinin belli şahısların evine zırhlı araçlarla yiyecek götürdüğünü, sağlık çalışanlarının hedef haline getirildiğini söyledi.

Atıcı'nın "İradenizi bir kişiye teslim etmişsiniz, o kişi ne emrediyorsa onu yapıyorsunuz" sözlerine, AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, "kayıkçı kavgası" yaşandığını ifade ederek, AK PARTİ ve HDP sıralarını gösterdi. Yılmaz, "akan kanda her iki partinin de parmağı olduğunu" öne sürdü.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Çakır, "O zamanki politikalar da doğruydu. Akan kanın durması için gerekli çabalar gösterilmiş, hala da gösterilmeye devam ediyor. Şırnak'ta dün gece öldürülen teröristler sokaktadır ve yanlarında silahlar vardır. Sabahtan şimdiye kadar belediye yetkililerine 'gidin cenazeleri alın' denilmesine rağmen gitmemişlerdir" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, "milletvekillerinin keyiflerinin yerinde olduğunu" belirterek, "20 bin lira maaş alıyorsunuz. İş takibiyle evlerinizi, arabalarınızı değiştiriyorsunuz" ifadesini kullanmasına, AK PARTİ milletvekilleri tepki gösterdi.

Konuşmaların ardından HDP grup önerisi kabul edilmedi.

CHP'nin, AK PARTİ hükümetlerinin "yanlış dış politikalarının" neden olduğu sosyal ve ekonomik zararların araştırılması önergesinin gündeme alınmasına ilişkin önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.

Partisinin önerisi hakkında konuşan CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, AK PARTİ hükümetinin dış politikasını eleştirerek, "Bütün Ortadoğu'yu savaş alanına çevirdiğiniz yetmiyormuş gibi 'nerede sorun çıkarsak' diye düşünüyorsunuz. Dış politikada düştüğünüz çukurlar yetmiyormuş gibi şimdi de kafayı ODTÜ'ye taktınız" diye konuştu.

Topal, Hatay'da ve sınır illerinde tedirginlik olduğunu ileri sürerek, Türkiye'nin acil bir şekilde barışa endeksli dış politika uygulaması gerektiğini söyledi.

Öneri aleyhinde konuşan AK PARTİ Adana Milletvekili Talip Küçükcan, dış politikanın bir vizyon meselesi olduğunu ve değişkenleri çok olan bir süreçten bahsettiklerini belirterek, dış politika değerlendirmeleri yapılırken bu dengelerin ve değişkenlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.

Ülkelerin dış politikalarının uzun soluklu, inişli ve çıkışlı süreçler olduğunu kaydeden Küçükcan, AK PARTİ'nin 2002 yılından bu yana dış politikada çığır açtığını, Türkiye'nin bu dönemde kendi politikalarını geliştirme yönünde hızlı adımlar attığını dile getirdi.

Küçükcan, AK PARTİ iktidarı döneminde liderler düzeyinde yapılmayan şeylerin yapıldığını belirterek, Türkiye'nin dünyada en fazla temsilciliği olan yedinci ülke olduğunu söyledi. Küçükcan, "Dış politikamızı mezhepçilikle suçluyorlar. Ne kadar anlamsız ve temelsiz. Adalet ve Kalkınma Partisi mezhepçilik neler doğurur bunu çok iyi biliyor" dedi.

Suriye'den Hatay'a ilk gelen mültecileri gözleriyle gördüğünü belirten Küçükcan, "Onlar terörist değillerdi. 2 milyon mülteciye Türkiye hayat öpücüğü vermiştir. Biz her türlü ırkçılığa ve ayrımcılığa sonuna kadar karşıyız. Uluslararası ilişkilerde kaybetmek diye bir şey yoktur" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise Küçükcan'ın söylediği, "Bu ülke ilk defa dış politikada bağımsız kararlar aldı" sözünün düzeltilmesini istedi. Bunun üzerine söz alan Küçükcan, "Biz ilk defa bu coğrafyada Türkiye merkezli olarak karar almaya başladık. O nedenle bu bölgenin sorunlarını New York'ta veya başka yerde tartışmaya başlamadık' dedim" ifadesini kullandı.

MHP İstanbul Milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu ise Türkiye'nin milli çıkarının Suriye'nin parçalanmaması olduğunu belirterek, Türkiye'nin Suriye üzerindeki nüfuzunun kalkmak üzere olduğunu savundu. İhsanoğlu, "Rusya bizim kuzey komşumuzdu, bugün hem kuzey hem güney komşumuz. Hiçbir sebep yokken Rusya'yı düşman noktasına taşıdık ve yaşadığımız sıkıntıları hep birlikte görüyoruz" dedi.

İhsanoğlu, Suudi Arabistan ile İran arasında yaşanan gerginliğe de değinerek, Türkiye'nin inisiyatif kullanması ve arabuluculuğa soyunması gerektiğini belirtti.

HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, sokağa çıkma yasağının uygulandığı illerde cenazelerin dahi gömülmesine izin verilmediğini savunarak, "Kürtlerin dirisi ile barış yapacaksanız ölüsüne saygı duyacaksınız" diye konuştu. Özsoy, cenazelere hakaret eden insanların soruşturulması ve cezalarının verilmesi gerektiğini ifade etti. CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 2002 yılında 244 bin 481 sağlık çalışanı ile hizmet verilirken 2015 yılında 393 bin 315 sağlık çalışanı ile hizmet verildiğini söyledi.

TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin yazılı ve sözlü sorularını yanıtlayan Müezzinoğlu, sözlerine, yeni yılın dünyaya daha çok insanlık vicdanının hakim olmasına vesile olmasını temenni ederek başladı.

28 Şubat sürecinde görevlerinden ilişiği kesilen kamu görevlileriyle ilgili yapılan düzenlemeleri anlatan Müezzinoğlu, bu dönemin ardından iki disiplin affı kanunu çıkarıldığını söyledi. Müezzinoğlu, aynı dönemde devlet memurluğundan çıkarılanlar için ise yeniden kamuya dönme hakkının getirildiğini kaydetti.

Müezzinoğlu, 2002 yılı itibarıyla kişi başı sağlık harcamasının 284 lira olduğunu, bu miktarın 2014 yılında bin 232 liraya yükseldiğini belirtti. 2002'de 45 bin 457 olan uzman hekim sayısının, 2015'te 78 bin 285'e yükseldiğini anlatan Müezzinoğlu, pratisyen hekim sayısının ise 2002 yılında 30 bin 900, 2015 yılında 40 bin 119 olduğunu ifade etti.

Asistan hekim sayısının aynı dönemde 15 bin 592'den 21 bin 687'ye yükseldiğini kaydeden Müzezinoğlu, toplam hekim sayısının 2002 yılında 91 bin 949, 2015 yılında 140 bin 91 olduğunu söyledi.

Müezzinoğlu, 2002 yılında 244 bin 481 sağlık çalışanı ile hizmet verilirken 2015 yılında ise 393 bin 315 sağlık çalışan ile hizmet verildiğini belirtti.

2002 yılında 618 olan ambulans sayısının 2015 yılında 4 bin 229'a yükseldiğinin altını çizen Müezzinoğlu, 2002 yılında bin 156 olan hastane sayısının ise 2015 yılında bin 548'e ulaştığını kaydetti.

Müezzinoğlu, kanserle mücadele politikalarının temelini, kanser yapan etkenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik mücadelenin oluşturduğunu belirterek, bu amaçla birincil korunmayla önlenebilen pek çok kanserin etkeni olan tütüne karşı önemli bir mücadele programını yürüttüklerini ve yürütmeye devam edeceklerini vurguladı.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***