2011-08-24 - 17:00
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Somali'deki olayların en üst perdeden
aktarılmasının, insanların bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek, ''Sayın Başbakanımızın
yaptığı budur. Bunu, 'siyasi çaba' olarak görmek en basit ifadeyle haksızlık'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Somali'deki olayların en üst perdeden
aktarılmasının, insanların bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek, ''Sayın Başbakanımızın
yaptığı budur. Bunu, 'siyasi çaba' olarak görmek en basit ifadeyle haksızlık'' dedi.
Canikli, düzenlendiği basınla sohbet toplantısında, son birkaç gündür
ekonomide yaşananlarla ilgili bazı siyasi parti mensupları ve iktisatçılar
tarafından değerlendirmeler yapıldığını ifade etti.
Yaşanan ekonomik sıkıntının ''küresel'' olduğunu vurgulayan Canikli,
''Yani tüm dünyayı etkileyen bir sıkıntıdır. Sıkıntının kaynağı da Türkiye
değildir. Sıkıntının kaynağı özelikle AB avro bölgesi ülkeleridir'' açıklamasında
bulundu.
Özellikle, ABD'nin kredi notunun düşürülmesine neden olan borçluluk oranı
ve tartışmaların da bu süreçte önemli rolü olduğunu anlatan Canikli, bu durumun
yaşanan sıkıntının ağırlaşmasına katkı sağladığını söyledi.
Canikli, 2008 yılında yaşanan krizde AB ülkelerindeki bankacılık
sektöründe sorunların tüm boyutlarıyla ortaya konulmadığını belirterek,
''Sorunlar tüm detayıyla gündeme getirilmedi. Açıkçası, makyajlandı ve olduğundan
daha iyi gösterilmeye çalışıldı. O yüzden avro bölgesindeki bankalarda, finans
kesiminde sıkıntı ağırlaşarak devam etti. Bugün yaşanan problemin temel nedeni
budur ve bir süre daha devam edecek'' diye konuştu.
Türkiye'nin dolaylı olarak yaşanan küresel ekonomik krizden etkilendiğini
anlatan Canikli, şöyle devam etti:
''Sayın Başbakanımız da net olarak ifade etti; 'Türkiye en alt seviyede
bu olumsuz gelişmelerden, yaşanan problemlerden etkilenecek' dedi. Bugün gelinen
nokta, bugüne kadar yaptığımız bu türden açıklamaları teyit eder mahiyettedir. Bu
süreçte tüm gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de döviz üzerinde
büyük bir baskı oluşmuştur. Bu tür kriz dönemlerinde gelişmekte olan piyasalarda
yerli para açısından sıkıntılar oluşabiliyor. Merkez Bankasının aldığı yerinde
kararlarla bu baskı büyük ölçüde hafifletildi. Bugüne kadar Merkez Bankası 1,4
milyar dolar civarında döviz satışı yaptı bu dalgalanmayı minimize etmek
amacıyla. Esas itibarıyla piyasanın döviz likitide ihtiyacını karşılamak
amacıyla. Yani bunu bir müdahale olarak düşünmemek gerekir. Daha önceki krizlerde
Merkez Bankasının gösterdiği tavırla bunu örtüştürmemek gerekiyor.
En son 19'unda 140 milyon dolara kadar çıkardı günlük döviz satış
rakamını, 22 ve 23'ünde tekrar 100 milyon dolara düşürdü. Bu önemli bir adımdır.
Yani baskının azalmaya başladığının işaretidir. Biz bunu Türkiye'deki döviz
piyasasındaki dalga boyutunun azalacağı şeklinde değerlendiriyoruz.''
Borsanın da dış piyasalardaki yöne doğru hareket ettiğine dikkati çeken
Canikli, ''Yani kendi iç dinamiklerimizin tahrik ettiği, ağırlaştırdığı bir
gelişme söz konusu değildir. Tamamen yurtdışındaki diğer gelişmelere paralel bir
seyir izlemektedir. Bu da son derece normaldir. Türkiye ekonomisi dışa açık,
entegre bir ekonomidir. Bugün ortaya çıkan sonuç, dalgalanmaların biraz daha
sakinleştiği, durulduğu dalga boylarının yavaşladığı, azaldığı ve bunun azalmaya
devam edeceğidir'' dedi.
Avro dönemindeki sıkıntıların kısa sürede ortadan kalkmasını beklenmenin
aşırı iyimserlik olacağını ifade eden Canikli, ''Oradaki sıkıntılar devam edecek.
Belki önümüzdeki dönemde özellikle ihracat üzerinden bir miktar Türkiye
ekonomisini etkileyen bir gelişme olabilir ama 2008 krizinde olduğu gibi, - yüzde
22 o dönemde ihracatımızda keskin bir düşüş yaşanmıştı. İhracat yaptığımız
ülkeler AB ülkeleri başta olmak üzere satın alma güçleri düşmüş ve Türk mallarına
olan talep azalmıştı- olmayacak ama bir miktar azalma beklenebilir AB'ye yapılan
ihracat seviyesinde'' diye konuştu.
Hükümetin bugüne kadar yaptığı çalışmalar çerçevesinde ihracat
yelpazesinin genişlediğini belirten Canikli, AB ülkelerinde düşen satın alma
gücünden kaynaklanan ihracattaki azalmayı bu şekilde telafi etmenin mümkün
olduğunu söyledi. Canikli, ''Bütün rakamlar, bu tablo ortadayken yapılan bu
değerlendirmeleri anlamakta zorlanıyoruz. 'Krizin Türkiye'yi çok olumsuz
etkilediği' gibi gerçek dışı yorumlar şu anda yaşananları yansıtmıyor'' dedi.
Türkiye'deki ekonomik görünümün temel nedeninin, mali politikalarındaki
sıkı uygulamalar olduğunu vurgulayan Canikli, Haziran bütçe uygulaması
sonuçlarının daha önce kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlattı. Temmuz ayı
sonuçlarının da olumlu geldiğini ifade eden Canikli, bütçe açığının beklenenlerin
çok altında gerçekleşeceğini, faiz dışı fazlanın hedefin üzerinde ortaya
çıkacağını anlattı.
Canikli, borç oranlarının sürekli düşme eğilimine girmiş olmasının bir
diğer avantaj olduğunu belirterek, ''Sıkı bütçe politikası uygulandığı sürece bu
sıkıntı Türkiye'yi çok az etkileyecektir ve bu etkilerin olumsuz sonuçları orta
ve uzun vadede ortadan kaldırılacaktır. Bu şekilde devam ederse Türkiye'nin
ekonomisi dünyadan olumlu bir şekilde ayrışacaktır. Yani oradaki sıkıntılar devam
ederken Türkiye kendi iç dinamiklerindeki olumlu gelişmelerden hareket
edecektir'' ifadesini kullandı.
Somali'ye yapılan yardımlara da değinen Canikli, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ile Bakanlar Kurulu üyelerinin bu ülkede çekilen sıkıntıların
hafifletilmesi için gösterdikleri çabaların, ''siyasi adım'' olarak
değerlendirildiğini anımsattı.
Bunun son derece üzüntü verici olduğunu belirten Canikli, ''İnsanlık
dramı olarak nitelendirebileceğimiz, vebali hepimizin üzerinde olan sorunlara
karşı hassasiyetimizi Türkiye kamuoyu çok yakından biliyor. Dünyada yaşanan
benzer sıkıntılarda Türkiye geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacak kadar aktif ve
samimi bir politika uygulamış ve o insanlara gereken her türlü desteği
sağlamıştır'' dedi.
2002'den önce ülkenin mali yapısının bu tür yardımları toplamaya ve
göndermeye müsait olmadığını ifade eden Canikli, şunları söyledi:
''Bugün toplanan rakam 300 milyon liranın üzerine çıkmıştır. Daha da
artacaktır bu rakam. Yani 190-200 milyon dolarlık rakama tekabül etmektedir.
Bundan 10 yıl önce bunu hayal etmek bile mümkün değildi. Bugün Sayın
Başbakanımızın gösterdiği gayrete benzer bir gayreti geçmişte hiç göremiyoruz.
Kesinlikle siyasi amaçlı olamaz. Hiç kimsenin aklının ucundan geçmez. Biz bu tür
düşünceleri insanların kendi düşüncelerinin yansıması olarak kabul ediyoruz. Türk
milletinin bu konudaki düşünceleri bellidir. Somali'deki olayların en üst
perdeden aktarılması, insanların bilgilendirilmesi gerekiyor. Sayın
Başbakanımızın yaptığı budur. Bu daha çok dikkatlerin yoğunlaşmasına neden
olmuştur. Bunu 'siyasi çaba' olarak görmek en basit ifadeyle çok büyük haksızlık.
Bu şekilde değerlendirmeleri ne Türk milleti ne biz hak ediyoruz. Bunun bir
insanlık görevi olduğuna inanıyoruz ve onun gereğini yapıyoruz.''
BDP'nin son günlerdeki yaklaşımlarıyla ilgili kanaatlerini de paylaşmak
istediğini belirten Canikli, BDP'nin son dönemlerde çok keskin, sert, köşeli ve
milleti rahatsız eden söylemler içerisinde bulunduğunu söyledi.
Bu söylemlerin hiçbirinin uygulama kabiliyeti olmadığını belirten
Canikli, bunların konuşulmasının herkese rahatsızlık verdiğini ve milletin
çoğunluğunda tepkiye neden olduğunu ifade etti.
''Militanvari söylemlerini sürdürmeye devam ediyorlar'' diyen Cankili,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''BDP, bir taraftan 'barış', 'demokrasi', 'özgürlük' kelimelerini
dilinden düşürmezken diğer taraftan hem şiddetle, terörle arasına bir mesafe
koyamamakta hem de gerçekten bu sürece zarar veren ya da toplumsal kardeşliğe
hiçbir katkısı olmayan keskin söylemler içerisinde. BDP, bu yaklaşımından
vazgeçmeli. Aksi halde BDP'nin hiçbir şekilde sürece katkı sağlaması mümkün
değil. Gerçekten daha ileri demokratik standartların Türkiye'de hayata
geçirilmesi noktasında samimi düşüncelere sahipseler, bugüne kadarki
yaklaşımlarıyla bunu sürdürmeleri mümkün değil. BDP, şu an itibarıyla terör
örgütünün siyasi uzantısı gibi gözükmektedir. Kamuoyundaki algısı budur. Bu
algının oluşmasını da neden olan kendi söylemleridir. Dolayısıyla başta terör
olmak üzere terörle arasına mesafe koymak üzere bir legal siyasi parti ne yapması
gerekiyorsa ona göre hareket etmek durumundadır.''
BDP'nin şu anki haliyle kendisine oy verenleri temsil etmediğini savunan
Canikli, partinin şu andaki iradesinin milletin iradesi olmadığını söyledi.
BDP milletvekillerinin şu ana kadar yemin etmediğini hatırlatan Canikli,
yeni dönemde nasıl hareket edeceklerini bilmediklerini söyledi. Canikli,
''Olumlu, katkı sağlayıcı, toplumun tamamını dikkate alan bir yaklaşım içerisinde
olacaklarsa, katkı sağlarlar ama sadece bir etnik yapıdan, belli bir coğrafyadan
bakarak politika üretmek mümkün değil. Bugüne kadar BDP sadece belli bir etnik
yapı ve coğrafyadan ortaya çıkarak politika üretmeye çalıştı'' diye konuştu.
Canikli, düzenlediği basınla sohbet toplantısının ardından gazetecilerin
sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, ''Somali için 300 milyon dolar dediniz ama bir de 200
milyon dolar haberleri var. Libya'da nakit olarak muhaliflere gönderilen paradan
söz ediliyor. Muhalefet de bugün kaynağını sordu'' sözleri üzerine Canikli,
kendilerinde bu konuda herhangi bir bilgi bulunmadığını söyledi. Canikli, ''Bugün
basında yer alan haberle ilgili bilgi mevcut değil. Zaten örtülü ödenekten öyle
bir aktarma yapıldı mı yapılmadı mı? Bunun açıklaması mümkün olmaz. Örtülü
ödenekten ulusal güvenlikle ilgili harcama yapılır onlar hep gizli kalır'' diye
konuştu.
''Sayın Babacan, bankacılık sistemi konusunda yeni bir stratejiden söz
etti. Bir de kurun mevcut seviyesinin enflasyon açısından değerlendirmesini nasıl
yaparsınız?'' sorusuna Canikli, ''Kurdaki gelişmelerin Temmuz ayı enflasyon
rakamları üzerinde olumsuz etki yapacağı tahmin ediliyordu. Oradan yola çıkarak
'Merkez Bankasının faiz oranlarını yükseltmesi' beklentisi söz konusuydu. Fakat
Temmuz rakamları bu beklenti çerçevesinde ortaya çıkmadı. Tam aksine Temmuz
ayında kurdaki ciddi yükselişe rağmen fiyatlar geriye geldi'' diye konuştu.
''Kamuoyuna yansıyan bir ses kaydı var. eski Genelkurmay Başkanı Işık
Koşaner'e ait olduğu dile getiriliyor. İçeriği ve Genelkurmay'ın dinlenebilir
olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Canikli, ''Böyle bir
konuşma olup olmadığını bilemiyoruz. Basına yansıyan bilgiler var. Bunlar gerçek
mi değil mi bilmiyoruz'' dedi.
''Bu tür yasadışı dinlemeleri şiddetle kınıyoruz'' diyen Canikli, şöyle
devam etti:
''Burada bir konuyu açıklığa kavuşturmak gerekir. Yine bazı haberlerde,
'bu tür dinlemelerin sadece MİT ve polis tarafından teknik donanıma bunların sahip olduğu, dolayısıyla böyle bir dinleme varsa,
bunlar tarafından yapılmış olabileceği' şeklinde ifadeler var. Yasadışı
dinlemeleri bu kuruluşların yapması kesinlikle söz konusu değil. Formel yapı
içerisinde yasadışı dinleme yapılması söz konusu olamaz. Çok net olarak bunu
ifade ediyoruz. Bu tür dinlemeleri teknik olarak herkesin yapabileceğini çok iyi
biliyoruz. İç ya da dış kaynaklı olabilir. Bu tür dinlemeler çok zor şeyler
değil. Elbette bizim istihbarat örgütlerimiz, kuruluşlarımızın bu tür dinlemeleri
ortadan kaldırmak için gerekli çalışmaları mutlaka yapıyorlardır. Sadece bu iki
kuruluşumuz tarafından yapılabildiği şeklindeki bilgiler doğru değil. Tüm
istihbarat örgütleri bu tür imkanlara sahiptir. Kim tarafından yapıldığını
bilmemiz elbette mümkün değil. Bu haberler doğruysa, bunun doğruluğunu teyit
edecek kişi Sayın Koşaner'dir ama doğruysa bunu yüzlerce istihbarat örgütü
yapabilir.''
Bu tür ses kayıtları üzerinden yapılan tartışmaların daha önce de
yaşandığına dikkati çeken Canikli, ''Terörle mücadelede profesyonel yaklaşımların
hem yönetim anlamında hem de organizasyon anlamında daha profesyonel kuralların
uygulanmasını gerekli olduğu bir kez ortaya çıkıyor. Doğru mudur, değil midir
bilmiyoruz ama içeriği konuşursak böyle bir değerlendirme yapabiliriz. Doğru ise
bu konuşmalar hükümetimizin bu konuda ne kadar isabetli bir doğrultuda hareket
ettiğini de teyit eden bir açıklama olur'' diye konuştu.
Bir başka gazetecinin, ''Genelkurmay Başkanı'nın ses kaydının ortaya
çıkmasının zamanlamasını nasıl buluyorsunuz? Terörle mücadele var. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Kim bunu kamuoyuna aktardı, kim servis yaptı bilemiyoruz. Ne zaman
verilirse verilsin bu zamanla tartışması hep gündeme gelir. Terörle mücadele
süreci yeni değil. 'Sınırötesi etkili hava harekatını olumsuz etkilemek amacıyla
böyle bir döneme denk getirildi' gibi bir amaçla söylüyorsanız ona bir faydası
olmaz. O kararlılık devam edecektir. Zamanlamaya ilişkin ifadeleri çok anlamlı
bulmuyorum. Bu şekilde değerlendirme yapılacak bir sebep her zaman bulunur.''
''Bayramdan sonra kara operasyonu yapılması gündemde mi? Ayrıca, BDP'nin
Adalet Bakanlığına, terör örgütünün elebaşı ile görüşmek için bir başvurusu var.
Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Canikli, ''BDP'nin terör örgütü
başıyla görüşmek için böyle bir girişimleri var. Yani ne görüşecekler terör
örgütü başıyla Allah aşkına? Görüşmeleri gerekiyorsa, kendilerine oylarıyla
destek veren halk ile görüşsünler. İrade orada, irade millet. Bir talimat
alacaklarsa, oradan alsınlar. Böyle bir tavrı anlayışla karşılamak kesinlikle
mümkün değil'' ifadesini kullandı.
''Kaset olayları Sayın Baykal ile başladı, MHP ile devam etti. Bu tip
olayların AKP iktidarıyla gündeme gelmiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Acaba bunlarla nasıl mücadele ediyorsunuz?'' sorusunu da Canikli şöyle
yanıtladı:
''Onlar yargıda şu anda. Yargının bizden talep ettiği her türlü bilgi
aktarılmaktadır. Ne istiyorsa yargı... Yargıya intikal ettikten sonra yapacak bir
şey yok.
Bunların AK Parti döneminde ortaya çıkmasını da açıkçası... Kaset
olayları her dönemde olabilir. Kim iktidarda olursa olsun o dönemde ortaya
çıkabilir. Bunu biz olduğumuz için çıktı şeklinde, ya da örtülü şekilde bizim
dönemde olmasını acaba hükümetimizin ya da bazı organlardan kaynaklanmış olacağı
şekilde ima içeriyorsa, Hiçbir şekilde hiçbir kuruluş tarafından yapılması söz
konusu olamaz. Bunun engellenmesi için teknik adımlar atıldı. Yurtdışından servis
yapılmışsa bunların takibi hem zaman alıyor hem de zor.
Sayın Baykal ile ilgili kasetler kamuoyuyla paylaşıldığı zaman yoğun
şekilde hükümetimiz suçlandı. Böyle olunca doğal olarak kendimizi savunduk. Daha
sonraları bu görüntülerin iç çekişmelerden kaynaklanmış olacağı şekilde yoğun
görüşler ortaya atıldı. Sayın Baykal'ın bunu ima eder açıklamaları oldu. Bunlar
önemli. Bu tür olayların ne partimizle ne de kamu kuruluşlarıyla ilgisi bulunduğu
düşünülemez. Bunu belgeleyen en ufak bir husus ortaya konulamamıştır.''
''Koşaner'in ifadeleri arasında, 'silahlarını bırakıp kaçan komutanlar
var' diyor ve bundan üzüntü duyduğunu ifade ediyor. Siz bundan üzüntü duyuyor
musunuz? Bir de EMASYA protokolü yerine yenisini hazırlandığını ifade ediyor.
Bundan haberiniz var mı?'' sorusu üzerine Canikli, böyle bir protokolden
haberleri olmadığını söyledi.
Hiçbir kurumun mevzuata aykırı adım atamayacağını belirten Canikli, buna
izin verilemeyeceğini ifade etti. Böyle bir çalışma olup olmadığını bilmediğini
ifade eden Canikli, böyle bir çalışmaya ihtimal vermediğini kaydetti. Canikli,
''Demokratik sisteme, onun ilkelerine, anayasamıza uygun olmayan, kaynağını
anayasadan almayan bir düzenlemeye hiçbir şekilde müsaade edilemez'' dedi.
Sorunun birinci kısmıyla ilgili olarak, böyle bir ifadenin
kullanılmasının TSK hakkında yanlış imaj oluşmasına neden olabileceği uyarısında
bulunan Canikli, ''Çok büyük ordumuz var. Hatalı insanlar olabilir. Bunu
büyüterek bir değerlendirme yapmak TSK'nın yapısına zarar verebilir. Çünkü,
oradaki askerlerimizin tamamına yakını gerçek bir kahraman. Bunu siyasi bir
söylem olarak düşünmeyin. Tek tük olabilir. Bunu doğal karşılamak lazım. Bunun
öne çıkarılması TSK'ya haksızlık yapılmasına neden olur'' şeklinde konuştu.
Canikli, bir başka soru üzerine, ''BDP'yi halkın iradesini temsil eden,
ondan yekti almış bir organizasyon olarak tanıyabileceklerini'' belirterek, ''Ama
terör hareketinin bir parçası gibi duracaksa, o zaman öyle bir yapıyla ilişki
içerisinde olmamız düşünülemez'' açıklamasında bulundu.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in anayasa profesörleriyle yapacağı görüşmeye
ilişkin bazı eleştiriler yapıldığının anımsatılarak, görüşünün sorulması üzerine
Canikli, şunları söyledi:
''Yöntem konumu daha önce tartışıldı. Muhtemelen grubu bulunan her siyasi
partinin eşit katılımıyla oluşacak bir komisyon marifetiyle bu çalışmalar
götürülecek. Bunun ötesi, arkası, önü yok. Sayın Meclis Başkanımızın uzmanlardan
görüş alması bu sürecin böyle gideceği gerçeğini ortadan kaldırmayacak. Sayın
Başkanımız bu süreçte aktif olarak bulunacak. Dolayısıyla, bu sürecin daha iyi,
sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayacağını düşündüğü uzmanların görüşünü alıyor.
Bundan daha doğal bir şey olamaz. Anayasayı bu profesörler yapmayacak.
Birikimleri, sürece katkı sağlayacak. İyi bir şey yapıyor Sayın Meclis
Başkanımız''
Bir gazetecinin, ''ekonomi konusunda Türkiye'nin şu an ki seviyesini
nasıl buluyorsunuz? Türk lirasının düşmesi veya değerlenmesi konusunda görüşünüz
var mı?'' sorusuna da Canikli, şu yanıtı verdi:
''TL'nin seviyesiyle ilgili 'iyi ya da kötü' diye bir değerlendirme
yapılması mümkün değil, doğru değil. Çünkü, uyguladığımız politika dalgalı kur
politikası. Tamamen piyasa şartları tarafından belirleniyor. Doğru fiyattır.
Merkez Bankasının kur hedefi yoktur. Belki Merkez Bankası Başkanımızın yaptığı
bir açıklama buna neden olmuş olabilir. Bundan vazgeçilmiş değil. Merkez Bankası
piyasaları yönlendirmek isteyebilir zaman zaman. Bunu o çerçevede düşünmek
gerekir. Hiçbir şekilde Merkez Bankasının bir kur hedefi olamaz. Buna taviz
verilmeden devam edilecek.'' (18:01)
