2014-01-17 - 15:30
Oktay Vural, operasyonda isimleri geçen 4 bakan hakkında fezleke düzenlendiğini anımsatarak, "Niye bekletiyorsunuz? Bu fezlekelerin üzerini kapatacaksanız Meclis'e göndermenizin ne anlamı kalacak? Fezlekeler Meclis'e gelmeli, Meclis gereğini yapmalıdır" dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural Meclis'te düzenlediği basın toplantısında rüşvet ve yolsuzluk operasyonları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Geçmişe dönüp bakıldığında ve bugün yaşananlarla birleştirildiğinde büyük yolsuzluk ve rüşvet bulmacasının parçalarının tek tek ortaya çıkmakta olduğunu kaydeden Vural, "Başbakan'ın kuvvetler ayrılığından sürekli dert yanmasının, Yargı ile uğraşmasının sebebi çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır" dedi.
Başbakan'ın sık sık söylediği "Yargı büyük yatırımların önünü kesiyor" sözünün "bu yolsuzluk ve rüşvet çarkının bir parolası" olduğunu söyleyen Vural, "Gerçekten yargı büyük yatırımların, büyük götürümlerin önünü kesiyor. Bu söylemin arkasında yatan şey doğrudan doğruya kendisinin ve şürekâsının girdiği yolsuzluk ve soygun düzeniymiş 17 Aralık yolsuzluk operasyonuyla bunu daha iyi anlamış olduk" şeklinde konuştu.
"Soruşturma 'tape'lerinden görülmektedir ki Erdoğan ülkenin kaynaklarını kendi menfaati için, mahdumlar, kayınpederler, enişteler, bacanaklar için tepe tepe kullanmak istemiş, yargı buna izin vermemiş, oluşturulan bu soygun düzeninin önünde set olmaya çalışmış. Olay bu kadar nettir" ifadelerine yer veren MHP'li Vural, Başbakan'ın 17 Aralık 2012'de Konya Ekonomi Ödülleri'nde kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir engel olmasına ilişkin yaptığı konuşmadan örnekler verdi. Başbakan'ın "Onların hesap vermek gibi bir yükümlülüğü yok. Onların sırtında küfe yok. Küfe bizim sırtımızda. Sorumluluk bizde" sözlerine yer veren Vural, ortaya çıkan 'tape'lerin Başbakan'ın "sırtındaki küfelerin gerçekten kimin küfeleri olduğunu göstermekte" dedi.
'Tape'lerde milletin malının kimlerle nasıl peşkeş çekildiğinin en acı ifadelerinin yer aldığı görüşünü savunan Oktay Vural, "yandaşa özel kanun çıkartıyor o kanuna rant lobisinin istediği maddeleri koyduruyor" dedi. Bu 'tape'lerde Başbakan'ın Beykoz arazisi için talimat verdiğini, "9,5 olur, denizden de kot alır" dediğini aktaran Vural, "Helal olsun sana. Ne güzel yönetiyorsun. Bu milletin malını mülkünü ne güzel yönetiyorsun. Bravo" şeklinde konuştu.
Sultanbeyli, Paşaköy Maden İşletmesi ile ilgili 2009 yılında bir müracaat yapıldığını, kabul edilmediğini, İstanbul Bölge Müdürlüğü'nün konuyu Orman Bakanlığı'na ilettiğini ve bakanlığın maden sahasına izin vermediğini, 2010 yılında ikinci müracaatın olduğunu ve Orman Bakanlığı'nın bölgenin endemik bitki türlerinin yayılma alanı olduğundan izin vermediğini ancak üçüncü müracaatta kabul edildiğini belirten Oktay Vural, "Telefon tape'lerinden anlaşılacağı gibi izin verildikten sonra madenin yapılacağı bölgede tam bir kıyım yapılıyor, çevre katliamı oluşuyor, ağaçlar kesiliyor" ifadesini kullandı. Bu madene izin verildikten bir ay sonra Bosphorus 360 isimli şirkete devir yapıldığı bilgisini paylaşan Vural, Başbakan'a "Ortakları arasında kimler var, ey Recep Tayyip Erdoğan kimler var" diye sordu.
Başbakan Erdoğan'ın bugünleri gördüğü için yargıyı yatırımları durdurmakla eleştirdiğini savunan Vural, şunları söyledi:
"Meğer Başbakan'ın 'büyük yatırımlar engelleniyor' derdinin arkasında yandaşların kasasına giden rüşvet ve yolsuzluklar varmış. Beytülmal haramilere nasıl peşkeş çekersiniz? Erdoğan ve ekibi soruşturmalarla ilgili 'daha gelecek olanlar var. Bekliyoruz, hazırlıklıyız' diyor. Bu kadar rant lobisi oluşturanların tabii ki bundan sonra yağmur gibi yağacak soruşturmalardan ödü kopması normal. Asıl turpun büyüğü heybede. Bu yüzden savcıları, polisleri hallaç pamuğu gibi atmakta, hukuku bu yüzden felç etmektedir. Erdoğan, hangi bataklığın içinde olduğunu biliyor, hangi pisliklere bulaştığını biliyor. Milletin hukukundan, savcısından, adaletten, hakikatten korkuyor. Onun için herkesi susturmaya çalışıyor."
Vural, operasyonda isimleri geçen 4 bakan hakkında fezleke düzenlendiğini anımsatarak, "Niye bekletiyorsunuz? Bu fezlekelerin üzerini kapatacaksanız Meclis'e göndermenizin ne anlamı kalacak? Fezlekeler Meclis'e gelmeli, Meclis gereğini yapmalıdır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın büyükelçilerden olanları dünyaya anlatmaları isteğinde bulunduğunu ifade eden Vural, "Asrın yolsuzluğunu kapatmak için asrın yüzsüzlüğünü, asrın arsızlığını mı anlatacaklar? Türkiye Cumhuriyeti'nin büyükelçileri, rüşvet ve yolsuzluğun meşruluğunu mu anlatacaklar? Hukuk kurallarının nasıl ayaklar altına alındığını mı anlatacaklar? Büyükelçi devletin büyükelçisidir, haramzadelerin değil. Burası parti devleti değil, Baas rejimi değil" diye konuştu.
Oktay Vural, HSYK'nın yapısının 12 Eylül 2010'daki referandumda yüzde 58 "evet" oyuyla değiştirildiğini anımsatarak, "HSYK'nın Anayasa değişikliğini utanmadan, sıkılmadan getiriyorsun. Yapılan tam bir zübük siyaseti. Savcı ve hakim ayarlamayla ilgili Anayasa değişikliğini hazırla, BDP ile referanduma götür. Hodri meydan" dedi.
AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan'ın Başbakan Erdoğan için "Allah'ın sıfatlarını taşıyor" dediğini anlatan Vural, "Bu meczup hemen tövbe istiğfar etmeli. Başbakan birilerini haşhaşin olarak suçlayacağına kendi etrafındaki sapkın şirkçilere, haşhaşinlere bakmalı, Hasan Sabbah'lığın kime yakışacağını görmelidir" ifadesini kullandı.
Vural, RTÜK'ün, yolsuzluk ve rüşvet haberi yapan televizyon kanallarına uyarı cezasını verdiğini de anımsatarak, polislere ve Cumhuriyet savcılarını tehdit eden, bu kişileri hedef gösteren yayınlara neden uyarı cezası verilmediğini sordu.
HSYK'nın dün, aralarında 17 Aralık operasyonunun talimatını verenlerin de bulunduğu bazı Cumhuriyet savcılarını yeni görev yerlerine atamasını değerlendiren Vural, "Atamalar doğrudan doğruya hakim ve savcılara gözdağı vermektir. Hakimler ve savcıların bağımsızlığını sağlayacak mekanizma kalmamıştır. Türkiye'nin hukuk dışı iş ve eylemler yapan, milli iradeyi haramzadelere peşkeş çeken paralel çete tarafından hukuk dışı eylemlerle yönetildiğini müşahede ediyoruz" dedi.
Vural, Başbakan Erdoğan'ın TOKİ'nin 2014 dergisi için yazdığı önsözde, "Bu zor ve zor olduğu kadar anlamlı görevi yürütürken, millet eksenli gayret içindeyiz. Sevdamız Türkiye sevdasıdır. Sonuna kadar, son nefesimize kadar sorumluluk bilinciyle çalıyoruz" dediğini ifade etti.
Vural, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama konusunda açıklamalarda bulunduğunu ifade edilmesi üzerine, "Biz şu anda onların yargılanmasının peşindeyiz" dedi.
İktidarın, Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılananlara yapılan haksızlıklar üzerinden kendi yolsuzluklarının üzerini örtemeyeceğini ifade eden Vural, "Başkalarının mağduriyetinin örtülmesi üzerinden bu zalimlerin aklanmasına izin veremeyiz" diye konuştu.
Vural, bir gazetecinin, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen pazar günü gizli görüşme yaptıklarının ortaya çıktığını" belirtmesi üzerine, "Evet 21.00 ile 24.00 arasında gizli görüşme yapmışlar. Görüşmeden sonra Cumhurbaşkanı muhalefet liderlerini çağırdı. Muhtemelen HSYK konusu görüşülmüştür" dedi.
F. Banu Doğan
Geçmişe dönüp bakıldığında ve bugün yaşananlarla birleştirildiğinde büyük yolsuzluk ve rüşvet bulmacasının parçalarının tek tek ortaya çıkmakta olduğunu kaydeden Vural, "Başbakan'ın kuvvetler ayrılığından sürekli dert yanmasının, Yargı ile uğraşmasının sebebi çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır" dedi.
Başbakan'ın sık sık söylediği "Yargı büyük yatırımların önünü kesiyor" sözünün "bu yolsuzluk ve rüşvet çarkının bir parolası" olduğunu söyleyen Vural, "Gerçekten yargı büyük yatırımların, büyük götürümlerin önünü kesiyor. Bu söylemin arkasında yatan şey doğrudan doğruya kendisinin ve şürekâsının girdiği yolsuzluk ve soygun düzeniymiş 17 Aralık yolsuzluk operasyonuyla bunu daha iyi anlamış olduk" şeklinde konuştu.
"Soruşturma 'tape'lerinden görülmektedir ki Erdoğan ülkenin kaynaklarını kendi menfaati için, mahdumlar, kayınpederler, enişteler, bacanaklar için tepe tepe kullanmak istemiş, yargı buna izin vermemiş, oluşturulan bu soygun düzeninin önünde set olmaya çalışmış. Olay bu kadar nettir" ifadelerine yer veren MHP'li Vural, Başbakan'ın 17 Aralık 2012'de Konya Ekonomi Ödülleri'nde kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir engel olmasına ilişkin yaptığı konuşmadan örnekler verdi. Başbakan'ın "Onların hesap vermek gibi bir yükümlülüğü yok. Onların sırtında küfe yok. Küfe bizim sırtımızda. Sorumluluk bizde" sözlerine yer veren Vural, ortaya çıkan 'tape'lerin Başbakan'ın "sırtındaki küfelerin gerçekten kimin küfeleri olduğunu göstermekte" dedi.
'Tape'lerde milletin malının kimlerle nasıl peşkeş çekildiğinin en acı ifadelerinin yer aldığı görüşünü savunan Oktay Vural, "yandaşa özel kanun çıkartıyor o kanuna rant lobisinin istediği maddeleri koyduruyor" dedi. Bu 'tape'lerde Başbakan'ın Beykoz arazisi için talimat verdiğini, "9,5 olur, denizden de kot alır" dediğini aktaran Vural, "Helal olsun sana. Ne güzel yönetiyorsun. Bu milletin malını mülkünü ne güzel yönetiyorsun. Bravo" şeklinde konuştu.
Sultanbeyli, Paşaköy Maden İşletmesi ile ilgili 2009 yılında bir müracaat yapıldığını, kabul edilmediğini, İstanbul Bölge Müdürlüğü'nün konuyu Orman Bakanlığı'na ilettiğini ve bakanlığın maden sahasına izin vermediğini, 2010 yılında ikinci müracaatın olduğunu ve Orman Bakanlığı'nın bölgenin endemik bitki türlerinin yayılma alanı olduğundan izin vermediğini ancak üçüncü müracaatta kabul edildiğini belirten Oktay Vural, "Telefon tape'lerinden anlaşılacağı gibi izin verildikten sonra madenin yapılacağı bölgede tam bir kıyım yapılıyor, çevre katliamı oluşuyor, ağaçlar kesiliyor" ifadesini kullandı. Bu madene izin verildikten bir ay sonra Bosphorus 360 isimli şirkete devir yapıldığı bilgisini paylaşan Vural, Başbakan'a "Ortakları arasında kimler var, ey Recep Tayyip Erdoğan kimler var" diye sordu.
Başbakan Erdoğan'ın bugünleri gördüğü için yargıyı yatırımları durdurmakla eleştirdiğini savunan Vural, şunları söyledi:
"Meğer Başbakan'ın 'büyük yatırımlar engelleniyor' derdinin arkasında yandaşların kasasına giden rüşvet ve yolsuzluklar varmış. Beytülmal haramilere nasıl peşkeş çekersiniz? Erdoğan ve ekibi soruşturmalarla ilgili 'daha gelecek olanlar var. Bekliyoruz, hazırlıklıyız' diyor. Bu kadar rant lobisi oluşturanların tabii ki bundan sonra yağmur gibi yağacak soruşturmalardan ödü kopması normal. Asıl turpun büyüğü heybede. Bu yüzden savcıları, polisleri hallaç pamuğu gibi atmakta, hukuku bu yüzden felç etmektedir. Erdoğan, hangi bataklığın içinde olduğunu biliyor, hangi pisliklere bulaştığını biliyor. Milletin hukukundan, savcısından, adaletten, hakikatten korkuyor. Onun için herkesi susturmaya çalışıyor."
Vural, operasyonda isimleri geçen 4 bakan hakkında fezleke düzenlendiğini anımsatarak, "Niye bekletiyorsunuz? Bu fezlekelerin üzerini kapatacaksanız Meclis'e göndermenizin ne anlamı kalacak? Fezlekeler Meclis'e gelmeli, Meclis gereğini yapmalıdır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın büyükelçilerden olanları dünyaya anlatmaları isteğinde bulunduğunu ifade eden Vural, "Asrın yolsuzluğunu kapatmak için asrın yüzsüzlüğünü, asrın arsızlığını mı anlatacaklar? Türkiye Cumhuriyeti'nin büyükelçileri, rüşvet ve yolsuzluğun meşruluğunu mu anlatacaklar? Hukuk kurallarının nasıl ayaklar altına alındığını mı anlatacaklar? Büyükelçi devletin büyükelçisidir, haramzadelerin değil. Burası parti devleti değil, Baas rejimi değil" diye konuştu.
Oktay Vural, HSYK'nın yapısının 12 Eylül 2010'daki referandumda yüzde 58 "evet" oyuyla değiştirildiğini anımsatarak, "HSYK'nın Anayasa değişikliğini utanmadan, sıkılmadan getiriyorsun. Yapılan tam bir zübük siyaseti. Savcı ve hakim ayarlamayla ilgili Anayasa değişikliğini hazırla, BDP ile referanduma götür. Hodri meydan" dedi.
AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan'ın Başbakan Erdoğan için "Allah'ın sıfatlarını taşıyor" dediğini anlatan Vural, "Bu meczup hemen tövbe istiğfar etmeli. Başbakan birilerini haşhaşin olarak suçlayacağına kendi etrafındaki sapkın şirkçilere, haşhaşinlere bakmalı, Hasan Sabbah'lığın kime yakışacağını görmelidir" ifadesini kullandı.
Vural, RTÜK'ün, yolsuzluk ve rüşvet haberi yapan televizyon kanallarına uyarı cezasını verdiğini de anımsatarak, polislere ve Cumhuriyet savcılarını tehdit eden, bu kişileri hedef gösteren yayınlara neden uyarı cezası verilmediğini sordu.
HSYK'nın dün, aralarında 17 Aralık operasyonunun talimatını verenlerin de bulunduğu bazı Cumhuriyet savcılarını yeni görev yerlerine atamasını değerlendiren Vural, "Atamalar doğrudan doğruya hakim ve savcılara gözdağı vermektir. Hakimler ve savcıların bağımsızlığını sağlayacak mekanizma kalmamıştır. Türkiye'nin hukuk dışı iş ve eylemler yapan, milli iradeyi haramzadelere peşkeş çeken paralel çete tarafından hukuk dışı eylemlerle yönetildiğini müşahede ediyoruz" dedi.
Vural, Başbakan Erdoğan'ın TOKİ'nin 2014 dergisi için yazdığı önsözde, "Bu zor ve zor olduğu kadar anlamlı görevi yürütürken, millet eksenli gayret içindeyiz. Sevdamız Türkiye sevdasıdır. Sonuna kadar, son nefesimize kadar sorumluluk bilinciyle çalıyoruz" dediğini ifade etti.
Vural, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama konusunda açıklamalarda bulunduğunu ifade edilmesi üzerine, "Biz şu anda onların yargılanmasının peşindeyiz" dedi.
İktidarın, Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılananlara yapılan haksızlıklar üzerinden kendi yolsuzluklarının üzerini örtemeyeceğini ifade eden Vural, "Başkalarının mağduriyetinin örtülmesi üzerinden bu zalimlerin aklanmasına izin veremeyiz" diye konuştu.
Vural, bir gazetecinin, "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen pazar günü gizli görüşme yaptıklarının ortaya çıktığını" belirtmesi üzerine, "Evet 21.00 ile 24.00 arasında gizli görüşme yapmışlar. Görüşmeden sonra Cumhurbaşkanı muhalefet liderlerini çağırdı. Muhtemelen HSYK konusu görüşülmüştür" dedi.
F. Banu Doğan
