2016-05-05 - 14:28
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

AK PARTİ Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, "AK PARTİ iktidarları döneminde yapılan altyapı projeleri dünyanın 'en'leri arasında yer alırken, vatandaşı da gururlandırmıştır" dedi.

Denizli sanayisine ilişkin gündem dışı söz alan MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, enerji faaliyetlerindeki artışın 2015 yılına damgasını vurduğunu söyledi. Denizli'de iş adamları ile bankalar arasında sorunlar olduğunu ve iflas ertelemelerin arttığını belirten Ayhan, kentte karşılıksız çek sorunu olduğunu savundu.

AK PARTİ Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ise yatırımlara ilişkin yaptığı konuşmada, AK PARTİ olarak 2002'de bugüne kadar 14'üncü bütçeyi onayladıklarını ve bunu da bir öncekilerde olduğu gibi faize değil yatırımlara ayırdıklarını ifade etti. Şeker, "AK PARTİ iktidarları döneminde yapılan altyapı projeleri dünyanın 'en'leri arasında yer alırken, vatandaşı da gururlandırmıştır." dedi.

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz da Ardahan'ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşma yaptı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, AK PARTİ'de olağanüstü kongre kararıyla ilgili, "Ortada bir siyasal istikrarsızlık ya da kriz durumu söz konusu değildir. Olağan süreçler, yasal, meşru süreçler işlemektedir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, söz alan siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündemdeki konulara ilişkin konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, AK PARTİ'de bugün yaşananları daha önce söylediklerini savunarak, "Başbakan saray darbesiyle karşı karşıya kaldı." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye'nin adı konulmamış çok boyutlu bir kriz girdabına ve istikrarsızlığa doğru sürüklendiğini ileri sürerek, "Ülkemizin içinde bulunduğu temel bazı yapısal sorunları dikkatten uzak tutmamak gerekiyor." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını andıklarını belirtti. Altay, "Siyasetin yargıya müdahalesinin son bulmasını dilerken, kuvvetler ayrılığı prensibine herkesin saygı göstermesini temenni ediyoruz. Asker yoluyla yapılana da sivil yoluyla yapılana da her türlü darbeye karşı olduğumuzu ifade ediyoruz." dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, AK PARTİ'nin Mayıs ayı içerisinde kongreye gidecek olmasının siyasette heyecan yaratmasını anlayabildiklerini kaydederek Türkiye'de partilerin ilk defa olağanüstü kongreye gitmediğini söyledi.

Bostancı, "Ortada bir siyasal istikrarsızlık ya da kriz durumu söz konusu değildir. Olağan süreçler, yasal, meşru süreçler işlemektedir. Sayın Başbakanımız uzun yıllar boyunca onurla memleket, millet için hizmet etmiş bir insandır." değerlendirmesini yaptı.

Bostancı, yaşananlardan dolayı istikrarsızlık ve kriz beklentisi içinde olan çevrelerin heveslerinin kursaklarında kalacağını ifade etti.
Bostancı şöyle devam etti:

"AK PARTİ'nin kongresi gerçekleşir. Onun neticesinde nasıl bir durum ortaya çıkar hep birlikte göreceğiz. Siyasal süreçler şeffaf bir şekilde yaşanıyor ve kamuoyu bilgilendiriliyor. Şu anda ortada istikrarsızlık adına herhangi bir durum yoktur. Sadece tek başına iktidar olan bir partinin olağanüstü kurultaya gitmesi çerçevesinde çok çeşitli tartışmalar bir ölçüde ekonomide bir hareketlilik doğurmuştur. Bunların da kısa zaman içinde yerli yerine oturacağından kuşkumuz yoktur. Çünkü kriz doğuracak maddi, somut şartlar, Türkiye siyasetinde mevcut değildir. AK PARTİ'nin tek başına iktidar olma hali devam etmektedir. Ortada istikrarsızlık doğuracak herhangi bir siyasi gelişme söz konusu değildir."

Görüşmeler sırasında bazı milletvekillerinin, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun MYK toplantısı sonrasında yaptığı açıklamayı cep telefonlarından veya tabletlerinden izlemesi dikkati çekti.

TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin "Vatandaşların ceplerinden yaptıkları sağlık harcamalarının artışı ve bu artışın meydana getirdiği sosyal ve ekonomik sorunlara" ilişkin verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.

Öneri üzerinde MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul, AK PARTİ hükümetinin Sağlıkta Dönüşüm Programı neticesinde "vatandaşların cebinden para harcamadan sağlıkta hizmet alamaz duruma geldiklerini" öne sürdü.

Yurdakul, "Üzülerek söylüyorum ki büyük bir sosyal bataklık dönemine girmiş bulunuyoruz. Çalışanlara ve emeklilere 'Sağlığınıza kavuşmak istiyorsanız, muhakkak cebinizden para ödemelisiniz' denilen bir sağlık sistemi AK PARTİ tarafından ülkemize getirilmiştir." dedi.

CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, AK PARTİ iktidarının, 2002 yılından itibaren sağlıkta dönüşüm adı altında "Anavatan Partisinin bile yapmadığı ticarileştirmeyi, sağlığı metalaştırmayı halka dayattığını" öne sürdü.

Akaydın, "Katılım payı adı altında muayene için kişi başına 5 ila 12 lira, reçetelerden ilaç başına 1 lira alındığını, reçete başına yine memurlardan ve emeklilerden yüzde 10, 20 tahsilat yapıldığını ve en ucuz eş değer ilacın üstünde bir reçete yazıldıysa bunun farkının yine vatandaştan para olarak tahsil edildiğini hepimiz biliyoruz. Özel hastanelerde de yüzde 200'e varan ek katkı payları vatandaştan tahsil edilmektedir ve bıçak parası artık Türkiye'de resmileşmiş bir hale gelmiştir." dedi.

AK PARTİ Kütahya Milletvekili, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Vural Kavuncu, bugün sokağa çıkıp "AK PARTİ'nin bunca senelik başarısı nedir?" diye sorulduğunda, bunun içine koyacağı en yüksekteki hizmetlerden bir tanesinin sağlık olacağını bildirdi.

Kavuncu, "Eğer söylediğiniz sağlık hizmeti anlamında vatandaş bu kadar yüksek ücretlerle ve cebine dokunan hizmet alsaydı, eskiye göre çok daha kötü durumda hizmet almış olsaydı bize bu şekilde desteğini vermezdi." diye konuştu.

HDP'nin, kadına yönelik şiddetin aile içindeki yansımalarının araştırılması, ev içi şiddetin engellenmesine yönelik mevcut düzenlemelerin kapsamlı bir şekilde incelenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

HDP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.

HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir, kadına yönelik şiddetin ülkenin en temel sorunlarından biri olduğunu ve bunun kişiselleştirilerek görünmez kılınmaya çalışıldığını savundu. Taşdemir, kadınların yaşamın her alanında şiddete maruz kaldığını söyledi.

MHP Aydın Milletvekili Deniz Depboylu ise şiddet denildiği zaman akıllara fiziksel veya cinsel şiddetin geldiğini ancak kadınlara uygulanan şiddetin bunlarla sınırlı kalmadığını ifade etti. Kadınların yaşadığı mağduriyeti anlatan Depboylu, özellikle küçük yaşta evliliklerin şiddetin daha büyük boyutlarda yaşanmasına neden olduğunu belirtti. Depboylu, aile içi şiddetin çocukları da etkilediğini bildirdi.

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, ülkemizde kadınlarla ilgili devlet politikasının kadına yönelik şiddeti önlemekten uzak olduğunu ileri sürdü. İlgezdi, kadının hayatın tüm alanından çekilmesini isteyen bir iktidarın olduğunu savundu.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, kadınlara yönelik yapılanların düne göre çok daha ileri olduğunu söyledi. Kaynarca, "Şimdi, HDP grup önerisinde bunu sundu, tamam, o zaman teröristlerin şiddetine karşı da o kadın hanımefendi buradan o şiddeti kınadığı zaman, oradaki kadınlara yönelik şiddeti de bu kürsüden teröristlere yönelik kınadığı zaman 'Evet, tamam' diyeceğim. Terörizme, terörle mücadeleye karşı şu kürsüden kadın olarak mücadele ettiği zaman, o zaman 'Helal olsun' diyeceğiz." dedi. Kaynarca, AK Parti'nin 12 yıldır iktidarda olmasının altındaki sınır güven vermesi olduğunu belirtti.

Tülay Kaynarca, şöyle devam etti:

"Kurumsal birimler içerisinde de özellikle ŞÖNİM'ler dikkat çekiyor. Bakın, 'Bu mücadeleyle ne yapabiliriz?' diye düşündüğümüzde, ŞÖNİM'lerin sayısı pilot bölge olarak başladı, 14 pilot ilde, arkasından 40 ili buldu ve 2016 Eylem Planı'nda tüm illerde var olmasına yönelik çalışmalar da yine devam ediyor. Koruyucu, önleyici önlemler içerisinde, özellikle konukevi sayılarının artırılmasıyla ilgili çalışmalar da var. Bakın, ilk başladığında 43 olan sayının bugün sayı itibarıyla 135 konukevi sayısına çıkması da bu konuda gösterilen hassasiyetin bir parçası."

Kaynarca, milletvekillerinin kendi ülkeleriyle ilgili doğru verileri sunmakla mükellef olduğuna işaret etti. Kaynarca, "Kadına şiddeti en son konuşacak kadınlarımızın da yine şiddete sessiz kalanlar olduğunun, terörizme, terörist şiddetine sessiz kalanlar olduğunun da altını dikkatle çiziyorum." diye konuştu.

HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu'nda değişiklik yapan tasarının görüşmeleri devam ediyor.

Partisinin verdiği önerge hakkında konuşan HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, baret takıp DİSK önlüğü giyerek kürsüye geldi. Toğrul, söz konusu tasarı ile emeklilik hakkının gasbedileceğini, işsizliğin artacağını ileri sürdü. Toğrul, yasa tasarısını "kölelik yasası" olarak değerlendirdi.

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, işçilerin köle haline getirilmeye çalışıldığını savundu. Hürriyet, tasarı ile iş güvencesinin ortadan kaldırılacağını, emekliliğin artık hayal olacağını savunarak, "Kiralık işçiler sağlık hakkı için cebinden para ödemek zorunda kalacaklar. Bu tasarı daha çok iş kazasına, daha çok iş cinayetine ve meslek hastalığına yol açacak." dedi.

HDP milletvekilleri Genel Kurulda, DİSK şapkalarını taktı ve sıralarına "Grev var", "Biz kadınlar güvenceli çalışma istiyoruz" yazılı dövizleri astı.

TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin birleşime ara vererek grup başkanvekilleriyle görüşmesinin ardından HDP milletvekilleri DİSK şapkalarını çıkardı.

TBMM Genel Kurulu'nda, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören tasarının birinci bölümü kabul edildi.

Birinci bölümde yer alan maddelerle, özel istihdam bürosunun faaliyet alanı genişletiliyor, geçici iş ilişkisi kurma faaliyeti bu bürolara veriliyor.

Geçici iş ilişkisi, özel istihdam büroları aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir iş yerinde görevlendirme ile kurulabilecek.

Doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince oluşturulabilecek.

Mevsimlik tarım işlerinde veya temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan geçici iş ilişkisi sağlanacak.

İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde, iş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde, işletmenin iş hacminin öngörülemeyen şekilde artması halinde ve mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları halinde, en fazla 4 ay süresince geçici iş ilişkisi kurulabilecek.

Geçici işçi sağlama, mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları haricinde, toplam 8 ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilecek. Sürenin sonunda aynı iş için 6 ay geçmedikçe geçici işçi çalıştırılamayacak.

Toplu işçi çıkarılan iş yerlerinde 8 ay süresince, kamu kurum ve kuruluşlarında, yer altında maden çıkarılan iş yerlerinde geçici işçi çalıştırılmasına izin verilmeyecek.

Grev ve lokavt uygulaması sırasında geçici iş ilişkisi kapsamında işçi çalıştırılamayacak.

Geçici işçi ile yapılacak iş sözleşmesinde, işçinin ne kadar süre içerisinde işe çağrılmazsa haklı nedenle iş sözleşmesini feshedebileceği belirtilecek, bu süre üç ayı geçemeyecek.

Geçici işçi çalıştıran işveren, işyerinde bir ayın üzerinde çalışan geçici işçilerin ücretlerinin ödenip ödenmediğini çalıştığı süre boyunca her ay kontrol etmekle, özel istihdam bürosu ise ücretin ödendiğini gösteren belgeleri aylık olarak geçici işçi çalıştıran işverene ibraz etmekle yükümlü olacak. Geçici işçi çalıştıran işveren, ödenmeyen ücretler mevcut ise bunlar ödenene kadar özel istihdam bürosunun alacağını ödemeyerek, özel istihdam bürosunun alacağından mahsup etmek kaydıyla, geçici işçilerin en çok üç aya kadar olan ücretlerini doğrudan işçilerin banka hesabına yatıracak.

İşletmenin iş hacminin öngörülemeyen ölçüde artması halinde geçici iş ilişkisine dayalı çalıştırılan işçi sayısı, işletmedeki toplam işçi sayısının dörtte birini geçemeyecek. Ancak 10 ve daha az işçi çalıştırılan iş yerlerinde, 5 işçiye kadar geçici iş ilişkisi kurulabilecek. İşçi sayısının tespitinde, kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülecek.

Geçici işçiler, engelli işçi çalıştırma kontenjanlarının hesaplanmasına dahil edilmeyecek.

İşveren, iş sözleşmesi feshedilen işçisini, fesih tarihinden itibaren 6 ay geçmeden geçici iş ilişkisiyle çalıştıramayacak.

Geçici işçi, özel istihdam bürosunun hizmet bedeline mahsup edilmek üzere, avans ve borç alamayacak.

Geçici işçinin, geçici işçiyi çalıştıran işverenin iş yerindeki çalışma süresince temel çalışma koşulları, bu işçilerin aynı işveren tarafından aynı iş için doğrudan istihdamı halinde sağlanacak koşulların altında olamayacak.

Geçici iş ilişkisinde işveren, özel istihdam bürosu olacak.

Özel istihdam bürosu işçisi, geçici iş ilişkisi kurulan işverenin iş yerindeki tüm açık işlerden haberdar edilecek.

Geçici işçiler, çalıştıkları dönemlerde ulaşım, yemek, kantin ve çocuk bakım hizmetleri gibi sosyal hizmetlerden, çalışmadıkları dönemlerde ise özel istihdam bürosundaki eğitim ve çocuk bakım hizmetlerinden yararlanabilecek.

Özel istihdam bürosu ile geçici işçi çalıştıran işveren arasında yapılacak olan geçici işçi sağlama sözleşmesinde, sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihi, işin niteliği, özel istihdam bürosunun hizmet bedeli, varsa geçici işçi çalıştıran işverenin ve özel istihdam bürosunun özel yükümlülükleri yer alacak.

Aynı holding veya şirketler topluluğu içinde kurulan geçici iş ilişkisi 6 ayı geçemeyecek, en fazla iki defa yenileme yapılabilecek.

Sözleşme süresinin dolmasına rağmen geçici iş ilişkisi devam ederse, belirsiz süreli iş sözleşmesi kurulmuş sayılacak. Bu durumda özel istihdam bürosu, işçinin geçici iş ilişkisinden kaynaklanan ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden sözleşme süresince sorumlu olacak.

Geçici işçi, iş yerine ve işe ilişkin kusurundan kaynaklı zarardan, geçici işçi çalıştıran işverene karşı sorumlu olacak.

Tasarı, "Çağrı üzerine çalışma" başlığına "uzaktan çalışma"yı da ekliyor. Uzaktan çalışma, "işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile iş yeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisi" olarak tanımlanıyor.

Uzaktan çalışmada işçiler, esaslı neden olmadıkça salt iş sözleşmesinin niteliğinden ötürü emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamayacak.

Türkiye İş Kurumu Kanunu'na, "Özel istihdam bürosu", "İş arayanların elverişli oldukları işlere yerleştirilmesine ve çeşitli işler için uygun işçiler bulunmasına aracılık yapan, geçici iş ilişkisi kurma faaliyeti yürütmek üzere kurum tarafından izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan bürolar" olarak tanımlanıyor.

Turizm sektöründe 4 aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamayacak. Denkleştirme süresi, toplu iş sözleşmeleriyle 6 aya kadar artırılabilecek.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, taşeron işçilerle ilgili yapılacak düzenlemeye ilişkin, "Çok yakın bir zamanda inşallah bunu Meclise getireceğiz ve kamudaki istihdamla bu arkadaşlarımızı buluşturacağız." dedi.

Soylu, TBMM Genel Kurulunda görüşülen, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu'nda değişiklik yapan tasarının 2. bölümü üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Tasarı alt komisyona ve komisyona geldiği zaman bütün düzenlemelerin işçi lehine yapılmış düzenlemeleri ihtiva ettiğini belirten Soylu, bütün kısıtlamaların da özellikle bir istismarı engellemeye yönelik yapılmış kısıtlamalar olduğunu ve bunların tamamen sendikaların talepleri üzerine oluştuğunu bildirdi. Soylu, DİSK'in tartışmaların içinde olduğunu fakat "Biz bu yasa tasarısını kabul etmiyoruz" diyerek kategorik olarak reddettiğini, bunların hiçbirisinin karanlıkta olan işler olmadığını kaydetti.

Bazı milletvekillerinin konuşmalarındaki maddi hatalardan tasarıyı okumadıklarının anlaşıldığını vurgulan Soylu, "Sayın Abdullah Gül'ün veto ettiği yasa tasarısı ile bunun arasında hiçbir ilişki söz konusu değildir. Orada ucu açık birtakım tanımlamalar söz konusuydu. Biz ucu açık tanımlamaların tamamını, nasıl olabileceğini hep birlikte kararlaştırarak ortaya koyduk. Hiçbir ucu açıklık söz konusu değildir." ifadesini kullandı.

Bakan Soylu şöyle devam etti:

"Taşeronlara kadro verme konusunda seçimde bir sözümüz vardı. Bizim kamuda istihdam konusunda alt işverenlerde çalışanlar hususunda çalışmalarımızı tamamladık. Bir madde konusunda arkadaşlarımızla son müşavereleri yapıyoruz ama tamamen tamamladık. Çok yakın bir zamanda inşallah bunu Meclise getireceğiz ve kamudaki istihdamla bu arkadaşlarımızı buluşturacağız."

Soylu, iktidara geldikleri günden itibaren çalışanların hayat standartlarını yükseltmek ve daha iyi çalışabilmelerini teşvik edebilmek için ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koymaya çalıştıklarını bildirdi. Soylu, "Karayollarında şu ana kadar en son 3 bin 500 kişiyi kadroya aldık ve 9 bin 915 işçi Karayollarında kadroya alınmıştır. Bugün eğer yine alt işverenlerde çalışanlar varsa onlar da yeni özel statüde çalışanlar olarak nitelendirilecektir ve onlar da kamuda istihdam edileceklerdir." dedi.

Öte yandan CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, kürsüye "Kiralık değil güvenceli işçi" yazılı dövizle çıkarak konuşma yaptı.

Tasarının 6. maddesi üzerinde verilen önerge ile ilgili söz alan CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık'ın "Sizin çocuklarınız rulet masalarında dirsek çürütürken bu halkın çocukları okul sıralarında dirsek çürütüyor, sonrasında da işsiz geziyor." sözleri Genel Kurul'da tartışma yarattı.

Arık, konuşmasının ardından yerine otururken, AK Parti Isparta Milletvekili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Süreyya Sadi Bilgiç ile arasında tartışma yaşandı ve iki milletvekili birbirinin üzerine yürüdü. AK Parti ve CHP'li bazı milletvekillerinin de sıraların ön tarafına gelmesi üzerine TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi birleşime ara verdi.

Aradan sonra söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, şunları söyledi:

"Çocuklarımızın bazen birtakım problemleri olabilir. Esasen kumar bir hastalıktır. Eğer benim çocuğum kumar hastalığına düçar kaldıysa bunun üzerinden siyaset yapmak insafa ve insanlığa sığar mı düşünmek lazım.

Siyasilerin kamusal performanslarına ilişkin eleştirileri lütfen sonuna kadar yapın ama siyasilerin çocuklarına ilişkin, siyasetin malzemesi yapılacak şekilde oradan babalarına, ailelerine bir sorumluluk çıkartmak gayesiyle yapılacak konuşmaların kimseye bir faydası olmaz. Neyi kastettiğinizi biliyoruz, doğru mu, yanlış mı o da ayrı bir bahis; çıkıp o örnekten hareketle 'kumar oynayan çocuklarınız' diyerek bütün bir grubu töhmet altında bırakmak size yakışmadı."

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "Hiç şüphesiz ailelerimizi ve çocuklarımızı buradaki siyasi mülahazalardan, tartışmalardan sakınmamız lazım. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki bu Parlamento'da bütün siyasi partilere mensup Sayın milletvekillerimizin çocukları benim çocuklarımdır, kardeşlerimdir, bunda bir tereddüt yok. Hiç şüphesiz kastı aşan bir ifadedir. Sizlerin çocukları, bizlerin çocuklarıyla birdir ve kardeştir." diye konuştu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***