2013-02-06 - 13:30
Özcan Yeniçeri: (Sırrı Sakık'ın sözleri üzerine) "Bu sözleri duyanlar sanır ki Alpaslan, Malazgirt'te Romen Diyojen'i değil de Sırrı Sakık'ın dedesini yenmiş; Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u Bizans'tan değil de PKK'nın elinden almış"
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP'li Yeniçeri, "İmralı süreci" ile ilgili olarak "kim ki görüştü diyorsa?" söyleminden "beklentilerimize cevap veriyor" söylemine geçildiğini belirterek "teslimiyette birbirine tencere kapak misali uyum sağlamış Türkiye bürokrasisi 'bayrak inecek terör bitecek' beklentisi içindeki terörist unsurlar ile yeni Türkiye manzarası bütünleşmiş bulunmaktadır" dedi. Yeniçeri şunları kaydetti:
"AKP'nin zihin yönlendirmesi yapan kadroları, gerçekleri halktan hep sakladılar: AKP iktidarı, teröristler eylem yapmadıkça operasyon yapılmasını yasakladılar, güvenlik güçlerine korunma ve savunma stratejisi izlettiler. Adeta askerin elini tuttular PKK'ya dövdürdüler. Polisi karakola kapattılar ve valiyi vilayet konağına hapsettiler. Sonra da "terörle mücadele ediyoruz ama baş edemiyoruz" diye toplumu yanılttılar."
"Beklentilere cevap veren terörist başı değil, Başbakan Erdoğan'dır" ifadelerine yer veren Yeniçeri, "Öcalana yönelik tecridin kaldırılması, ana dilde savunma hakkı ve kürtçenin anadil olarak kamusal alanda kullanılması dayatmalarıyla Başbakan'ın İmralı'daki eli kanlı hükümlünün beklentilerine cevap verdiğini" söyledi.
BDP'li ekiplere "teröristler arası koordinasyon sağlamaları için" İmralı-Kandil-Erbil-Oslo hattının fiilen açıldığını sözlerine ekleyen Yeniçeri, Büyükşehir Yasa Tasarısı'nın ve anadilde savunma hakkının, kck'nın demokratik özerklik ihtiyacını karşılamak için TBMM'den geçirildiğini ifade etti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, BDP'li İbrahim Binici'nin polise silah çekmeye yeltenmesi, BDP Van Milletvekili Özdal Üçer'in pkk bayrağı açılmasına müdahale eden güvenlik güçlerini engellemeye çalışarak halka "silahlanın" çağrısı yapmasını ve BDP'li Sırrı Sakık'ın "Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edinenler. Kafkaslardan, Bosna'dan gelenler, bu ülkenin sahibi değilsiniz. Haddinizi bileceksiniz. Dağdan gelip bağcıyı kovma hakkına sahip değilsiniz" sözlerine de değindi.
Sırrı Sakık için "turizmle ilgilensin, alanı o, tarihten ne kadar anladığı ortada" ifadelerine yer veren Yeniçeri, "Çok açıktır ki, bir ülkenin sahibinin kim olduğuna ya da olmadığına karar veren zihniyet ırkçıdır. Bu bağlamda bu ifadeler ağzına kadar tıka basa bölücülük, ırkçılık, faşistlik kokmaktadır. İnsani gerçekler bir yana tarihi gerçeklere de bu sözler aykırıdır" dedi. Yeniçeri şunları kaydetti:
"Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edinenler diyerek Malazgirt zaferi sonrası Anadolu'ya giren Türk topluluklarını, Kafkaslardan, Bosna'dan gelenler derken de Viyana Bozgunu sonrası Anadolu'ya dönmeye başlayan evlad-ı fatihanın torunlarını kast ederek bunlara "bu ülkenin sahibi değilsiniz" diyor. Bir ülkenin sahibinin kim olduğuna tarih ve sosyoloji değil bir zat karar veriyor. Kendisini toprakların asli sahibi, sözüm ona sonradan gelenleri ise "dağdan gelenin bağcıyı kovması" olarak nitelemesi, tarihi hakikatlere aykırı olması bir yana tam anlamıyla faşist/ırkçı bir yaklaşımdır. Bu sözleri duyanlar sanır ki Alpaslan Malazgirt'te Romen Diyojen'i değil de Sırrı Sakık'ın dedesini yenmiş; Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u Bizans'tan değil de PKK'nın elinden almış. Kaldı ki 1071 yılı, Türklerin Anadolu'ya giriş tarihi değil hâkim oluş tarihidir. Türkler Anadolu'da sanıldığının aksine 1071 yılından çok önceleri vardı. Hâkimiyet olarak değil topluluk olarak vardı. 1071 yılı dönüm noktası olmuş, Alpaslan'ın zaferiyle birlikte Türkler Anadolu'ya siyaseten de hâkim olmuş ve hızla hâkimiyetlerini tescil etmişlerdir."
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, İsrail'in Suriye'yi vurmasına da değinerek, "İsrail'in Şam'ı bombalamasının ardından bir açıklama yapan Suriye Ordu ve Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı, saldırıyı gerçekleştiren İsrail ile Türkiye ve Katar başta olmak üzere terörü destekleyen ülkelerin ortak olduğunu vurguladı" şeklinde konuştu. Bu konuda "hükümetin sessizliğe gömüldüğünü" belirten Yeniçeri, "bölgedeki bütün kontrolün İsrail'de olduğunu yapılan saldırı göstermektedir. Başbakan Erdoğan, Suriye'de "Esat gitsin de kim gelirse gelsin" stratejisi izliyor. Suriye'de zaman her halükarda İsrail'in lehine, Türkiye'nin aleyhine çalışıyor" şeklinde konuştu.
Yeniçeri, Kuzey Irak'taki Türkmenlerin durumuna da değinerek, "AKP öncesi Kerkük ve Türkmenler Türkiye'nin kırmızı çizgisiydi. AKP, ABD ve Barzani'yle yaptığı anlaşma gereği Türkmenleri Irak'taki denklemden düşürmüş durumdadır" dedi.
Hükümetin bugün bir Türkmen ya da Kerkük meselesinin olmadığını sözlerine ekleyen Yeniçeri, şunları kaydetti:
"Suriye'de yaşanan iç savaş dolaysıyla Türkmenlerin durumu tam bir felakettir. Bir defa ne Suriye muhalefeti, ne Suriye rejimi tarafından Türkmenlerin isimleri dahi zikredilmiyor. Bugüne kadar kadar yaklaşık 5000 civarında Türkmen Suriye'de katledildi. Ancak Türk basını bundan neredeyse hiç bahsetmiyor. İstanbul ve Antalya'da yapılan Suriye muhalefeti toplantısında Türkmen muhalefetine yer verilmemesi AKP iktidarının Türkmen meselesine nasıl baktığını gösterir niteliktedir." (13:30)
F.Banu Doğan
MHP'li Yeniçeri, "İmralı süreci" ile ilgili olarak "kim ki görüştü diyorsa?" söyleminden "beklentilerimize cevap veriyor" söylemine geçildiğini belirterek "teslimiyette birbirine tencere kapak misali uyum sağlamış Türkiye bürokrasisi 'bayrak inecek terör bitecek' beklentisi içindeki terörist unsurlar ile yeni Türkiye manzarası bütünleşmiş bulunmaktadır" dedi. Yeniçeri şunları kaydetti:
"AKP'nin zihin yönlendirmesi yapan kadroları, gerçekleri halktan hep sakladılar: AKP iktidarı, teröristler eylem yapmadıkça operasyon yapılmasını yasakladılar, güvenlik güçlerine korunma ve savunma stratejisi izlettiler. Adeta askerin elini tuttular PKK'ya dövdürdüler. Polisi karakola kapattılar ve valiyi vilayet konağına hapsettiler. Sonra da "terörle mücadele ediyoruz ama baş edemiyoruz" diye toplumu yanılttılar."
"Beklentilere cevap veren terörist başı değil, Başbakan Erdoğan'dır" ifadelerine yer veren Yeniçeri, "Öcalana yönelik tecridin kaldırılması, ana dilde savunma hakkı ve kürtçenin anadil olarak kamusal alanda kullanılması dayatmalarıyla Başbakan'ın İmralı'daki eli kanlı hükümlünün beklentilerine cevap verdiğini" söyledi.
BDP'li ekiplere "teröristler arası koordinasyon sağlamaları için" İmralı-Kandil-Erbil-Oslo hattının fiilen açıldığını sözlerine ekleyen Yeniçeri, Büyükşehir Yasa Tasarısı'nın ve anadilde savunma hakkının, kck'nın demokratik özerklik ihtiyacını karşılamak için TBMM'den geçirildiğini ifade etti.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, BDP'li İbrahim Binici'nin polise silah çekmeye yeltenmesi, BDP Van Milletvekili Özdal Üçer'in pkk bayrağı açılmasına müdahale eden güvenlik güçlerini engellemeye çalışarak halka "silahlanın" çağrısı yapmasını ve BDP'li Sırrı Sakık'ın "Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edinenler. Kafkaslardan, Bosna'dan gelenler, bu ülkenin sahibi değilsiniz. Haddinizi bileceksiniz. Dağdan gelip bağcıyı kovma hakkına sahip değilsiniz" sözlerine de değindi.
Sırrı Sakık için "turizmle ilgilensin, alanı o, tarihten ne kadar anladığı ortada" ifadelerine yer veren Yeniçeri, "Çok açıktır ki, bir ülkenin sahibinin kim olduğuna ya da olmadığına karar veren zihniyet ırkçıdır. Bu bağlamda bu ifadeler ağzına kadar tıka basa bölücülük, ırkçılık, faşistlik kokmaktadır. İnsani gerçekler bir yana tarihi gerçeklere de bu sözler aykırıdır" dedi. Yeniçeri şunları kaydetti:
"Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edinenler diyerek Malazgirt zaferi sonrası Anadolu'ya giren Türk topluluklarını, Kafkaslardan, Bosna'dan gelenler derken de Viyana Bozgunu sonrası Anadolu'ya dönmeye başlayan evlad-ı fatihanın torunlarını kast ederek bunlara "bu ülkenin sahibi değilsiniz" diyor. Bir ülkenin sahibinin kim olduğuna tarih ve sosyoloji değil bir zat karar veriyor. Kendisini toprakların asli sahibi, sözüm ona sonradan gelenleri ise "dağdan gelenin bağcıyı kovması" olarak nitelemesi, tarihi hakikatlere aykırı olması bir yana tam anlamıyla faşist/ırkçı bir yaklaşımdır. Bu sözleri duyanlar sanır ki Alpaslan Malazgirt'te Romen Diyojen'i değil de Sırrı Sakık'ın dedesini yenmiş; Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u Bizans'tan değil de PKK'nın elinden almış. Kaldı ki 1071 yılı, Türklerin Anadolu'ya giriş tarihi değil hâkim oluş tarihidir. Türkler Anadolu'da sanıldığının aksine 1071 yılından çok önceleri vardı. Hâkimiyet olarak değil topluluk olarak vardı. 1071 yılı dönüm noktası olmuş, Alpaslan'ın zaferiyle birlikte Türkler Anadolu'ya siyaseten de hâkim olmuş ve hızla hâkimiyetlerini tescil etmişlerdir."
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, İsrail'in Suriye'yi vurmasına da değinerek, "İsrail'in Şam'ı bombalamasının ardından bir açıklama yapan Suriye Ordu ve Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı, saldırıyı gerçekleştiren İsrail ile Türkiye ve Katar başta olmak üzere terörü destekleyen ülkelerin ortak olduğunu vurguladı" şeklinde konuştu. Bu konuda "hükümetin sessizliğe gömüldüğünü" belirten Yeniçeri, "bölgedeki bütün kontrolün İsrail'de olduğunu yapılan saldırı göstermektedir. Başbakan Erdoğan, Suriye'de "Esat gitsin de kim gelirse gelsin" stratejisi izliyor. Suriye'de zaman her halükarda İsrail'in lehine, Türkiye'nin aleyhine çalışıyor" şeklinde konuştu.
Yeniçeri, Kuzey Irak'taki Türkmenlerin durumuna da değinerek, "AKP öncesi Kerkük ve Türkmenler Türkiye'nin kırmızı çizgisiydi. AKP, ABD ve Barzani'yle yaptığı anlaşma gereği Türkmenleri Irak'taki denklemden düşürmüş durumdadır" dedi.
Hükümetin bugün bir Türkmen ya da Kerkük meselesinin olmadığını sözlerine ekleyen Yeniçeri, şunları kaydetti:
"Suriye'de yaşanan iç savaş dolaysıyla Türkmenlerin durumu tam bir felakettir. Bir defa ne Suriye muhalefeti, ne Suriye rejimi tarafından Türkmenlerin isimleri dahi zikredilmiyor. Bugüne kadar kadar yaklaşık 5000 civarında Türkmen Suriye'de katledildi. Ancak Türk basını bundan neredeyse hiç bahsetmiyor. İstanbul ve Antalya'da yapılan Suriye muhalefeti toplantısında Türkmen muhalefetine yer verilmemesi AKP iktidarının Türkmen meselesine nasıl baktığını gösterir niteliktedir." (13:30)
F.Banu Doğan
