2012-02-29 - 12:50
MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI AYHAN'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti'nin ''bürokratik oligarşi'' söylemleri ile kamu yönetimini ve bürokrasiyi alt üst ettiğini ve liyakat ilkesi yerine ''vücut dilinden anlayan bürokrat'' profilinin ön plana çıktığını iddia etti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizili Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti'nin ''bürokratik oligarşi'' söylemleri ile kamu yönetimini ve bürokrasiyi alt üst ettiğini ve liyakat ilkesi yerine ''vücut dilinden anlayan bürokrat'' profilinin ön plana çıktığını iddia etti.

AK Parti hükümetinin bürokrasiyi alt üst ettiğini ileri süren MHP'li Ayhan, ''Hükümet, yasama ve yürütme gücünü kadrolaşma, yıldırma ve tahrik amaçlı kullanmakta, bürokrasi siyasallaştırılmaktadır'' dedi.

AK Parti'nin, atanma şartlarını taşımadığı halde birçok bürokratı göreve getirdiğini savunan MHP'li Ayhan, ''Bunların yetkisiz olarak yürüttüğü görevler nedeniyle yaptıkları işlemlerin geçerliliği de tartışma konusu olmuştur. Sınırlı da olsa yapılan operasyonlardan elde edilen bilgiler, yolsuzluk batağının tüyler ürperten boyutunu kısmen de olsa gözler önüne sermektedir'' diye konuştu.

Kamu yönetimi disiplininden uzaklaşıldığını, istihdam rejiminin bozulduğunu iddia eden Ayhan, ''Tüm bunların nihayetinde, 'devleti ele geçirme operasyonu' olduğu açıkça anlaşılmaktadır'' ifadesini kullandı.


MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, sözlerinde şunları kaydetti:

"Personel rejimi, kamu görevlerini yerine getirme sürecinde kamu görevlilerinin devletle olan ilişkisini düzenleyen, kamu yönetiminin önemli unsurlarından birisidir.

Kamu görevlileri, yürüttükleri hizmet, hitap ettikleri kitle, aile ve yakın çevreleriyle birlikte dikkate alındığında, toplumsal hayattaki etki alanları ve önemleri daha iyi anlaşılmaktadır.

Türk Personel Rejimini Oluşturan 6 Temel Yasal düzenleme bulunmaktadır. Bunlar; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejimini Düzenleyen Kanun Hükmünde Kararnamedir.

Bunların dışında, teşkilat kanunlarındaki özel hükümler uyarınca personel istihdam eden kurumlar bulunmaktadır. Yasama organı üyeleri ve belediye başkanları hariç, özel düzenlemelerle birlikte 10 kategoride personel çalıştırılmaktadır. Bu düzenlemeler çerçevesinde kamuda memur, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçi olmak üzere 4 temel istihdam şekli bulunmaktadır. Bu temel istihdam şekilleri dışında geçici ve istisnai hallere münhasır olmak üzere personel kanunlarının, bütçe kanunları ve özel kanunların öngördüğü istihdam yöntemleri bulunmaktadır.

Kamu hizmetine girme, ilerleme ve yükselme, yer değiştirme ve ücret konusu personel rejiminin en önemli unsurlarıdır. Kamu personel rejiminin temel özelliği, kamu çalışanlarının statü hukukuna tabi olmalarıdır. Bu, kamu personelinin hizmete alınması, ilerlemesi, disiplin, mali ve sosyal hakları ile görevinin sona ermesi gibi tüm kuralların herkes için önceden eşit olarak belirlenmiş olması anlamına gelmektedir. Bu çerçevede bazı istisnai hükümler de personel mevzuatı içinde yer almaktadır.

Esas olan, uygulamada istisnai hükümlerin asıl hükümler yerine geçmemesidir. İstisnanın ön plana çıkartılması personel rejiminde adaletsizliği beraberinde getirmektedir. Özellikle 2003 yılından itibaren personel rejiminde asıl yerine istisnalar ön plana çıkartılmaya başlanmıştır. Bu şekilde siyasi saikler hizmet gereği ve kamu yararının yerine geçmiştir. Kamu çalışanlarının hizmete alınma, tayin ve terfilerinde liyakat ve hakkaniyet göz ardı edilerek partizanlığın ön plana çıktığı bir kadrolaşma sürecine girilmiştir.

1- AKP iktidar olduklarından bu yana bir yandan kamu yönetimindeki ve personel rejimindeki dengesizlik, verimsizlik ve kalitesizlikten, bürokratik oligarşiden şikayet ederken, bir yandan da bu düzensizliklerden istifade ederek eş dost kayırmayı tercih etmiş, sorunları giderme çabasında olmamıştır.

"Bürokratik oligarşi" söylemleri ile kamu yönetimini ve bürokrasiyi alt üst eden AKP döneminde liyakat ilkesi yerine " vücut dilinden anlayan" bürokrat profili ön plana çıkmıştır. Bir çok kurumun teşkilat kanunları değiştirilerek yasa ile çalışanlar görevlerinden alınmış ya da yerleri değiştirilmiştir. Bürokraside yıldırma süreci ile birlikte siyasi kadrolaşma yaşanmaya devam etmektedir.

Kamu kurumlarında bir çok memur isteği dışında tayin edilmiş, hizmet ihtiyacına bağlı olmaksızın geçici görevlendirmeler yapılmış, yasa hükmü kötüye kullanılarak yıldırma ve yıpratma ile sürgünlere meşruiyet kazandırılmaya çalışılmıştır. Kamu yönetimindeki hantallıktan, kurumlardaki köhnelikten, bürokratik oligarşiden ve reform gereğinden söz edip, sonra da önleme imkanı olduğu halde gerekli reformları yapmayıp yozlaşmış yapıdan yararlanarak eş dost ve yandaşların kayırılması şeklinde tezahür eden uygulamalar, kamu personel rejimini nesnellikten uzaklaştırmaktadır. İş verimliliğini ve motivasyonunu etkilemesinin yanında bu uygulamalar; kamu personeli arasındaki, sosyal barışı ve huzuru tehdit etmekte adalet ve güven duygusunu zedelemektedir.

2- Kamu yönetimine ilişkin olarak yapılan düzenlemeler esas itibariyle kamu idaresinin hizmet sunumunda bir anlayış değişikliği getirmemekte, vatandaşların karşılaştığı temel sorunları ortadan kaldırmamaktadır.

İdari yapıdaki esas problem, devletin temel nitelikleri ya da idarenin karar alma ve denetim yetkisinden kaynaklanmamaktadır. Oysa yapılan düzenlemelere bakıldığında sorun olarak devletin bu temel dinamiklerinin görüldüğü anlaşılmakta ve adeta bunların tahribine yönelik düzenlemeler yapılmaktadır. Yerel yönetimlerin hizmet sunumuna ilişkin olarak yetkilendirilmesi yerine "yerel siyasi özerklik" alt yapısı hazırlanmaktadır.

Esasen, bu düzenlemeler; demokratikleşme, özgürlük ve yerelleşme kisvesi altında, karar alma, denetleme ve inisiyatif kullanmaya dönük işlevlerini etkisizleştirmek suretiyle, devletin egemenlik alanının zaafa uğratılmasına zemin hazırlamakta, sözde "federasyon" emellerine yeşil ışık yakmaktadır.

3-Teşkilat kanunlarında yapılan düzenlemelerle kamu kuruluşlarının görev ve yetki geçişlerinin önlenmesi ve bir koordinasyon içinde kurumların işletilmesi öngörülmektedir. Ancak uygulamada görülmektedir ki, aynı konuda yapılan düzenlemeler arasında bile uyumsuzluk bulunmaktadır. Eşgüdüm bir yana hukuk sistemi tam bir karmaşaya sahne olmaktadır.

Kamu yönetimi alanında yapılan düzenlemeler birlik ve bütünlük ilkesinden uzak, temel dengeleri bozan ve adaletsizliğe yol açan niteliktedir. Kamu Yönetimi, mevzuat, teşkilat ve insan kaynaklarıyla içinden çıkılmaz karmaşık bir hale sürüklenmektedir. Hükümet, Yasama ve Yürütme gücünü kadrolaşma, yıldırma ve tahrik amaçlı kullanmakta, bürokrasi siyasallaştırılmaktadır.

Anlaşılmaktadır ki küresel söylemlerin gölgesinde, Türk hukuk sistem ve geleneğinde top yekün bir tahribat söz konusudur.

4- Önce kamu bürokrasisi, ardından üniversiteler ve YÖK, sonra yüksek yargı ve yargı kurumları ile TSK, yasama gücü kullanılmak suretiyle tahrip edilmiştir. Siyasi kadrolaşma ve yapı değişikliği için önce kamuoyunda yapılan karalama kampanyaları ile bu kurumların ve mensuplarının itibarı yerle bir edilmiş, ardından yasal düzenlemeler arka arkaya gelmiş, devletin milli dinamiklerine ilişkin tüm kurumları ve müesseseler AKP'nin ele geçirme ihtiraslarının kurbanı olmuştur.

5- Ücret rejimi tahrip edilmektedir. Eşit işe eşit ücreti sağlamaktan söz edenler başta kurumların teşkilat kanunları olmak üzere birçok kanunda yapılan düzenlemelerle kurumlar ve unvanlar arası ücret dengesini daha da bozmuşlar, ücret adaletsizliğini artırmışlardır.

Kamu çalışanlarının çoğunun yoksulluk sınırının altında ücret aldığı bir dönemde, çalışanları insanca yaşanabilecek bir ücret düzeyine kavuşturacak adımlar yerine, kurumlar arasında ücret adaletsizliğini artıran düzenlemeler yapılmaktadır.

Kamu çalışanlarını en çok ilgilendiren konu kuşkusuz kendilerine sağlanan mali ve sosyal haklardır. Çalışanları, genel ücret seviyesinin düşüklüğünden çok, benzer işler yapmalarına rağmen oluşan ücret farklılığı ve adaletsizliği rahatsız etmektedir. Bu dönemde "eşit işe eşit ücret"i sağlamak söylemde kalmış, yapılan yasal düzenlemelerle tersine kurumlar ve unvanlar arası ücret dengesi daha da bozulmuş, ücret adaletsizliği artmıştır.

Türkiye Kamu-Sen tarafından yapılan bir araştırma; memurların yüzde 30'unun borçla, yüzde 19'unun yakınlarının yardımı ile ayakta kalmaya çalışırken, yüzde 59,2'sinin maaşıyla sadece zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmekte olduğunu göstermektedir.

Hükümet Kamu çalışanlarının haklı tepkilerine gerçekçi çözümler üretmek yerine, toplumun diğer kesimlerini çalışanlara karşı kışkırtmayı tercih etmektedir.

Son olarak 666 sayılı KHK ile yapılan düzenleme ile de "eşit işe eşit ücret" sağlanmamış, karmaşa, adaletsizlik artmış mevzuat niteliksiz ve çağdaş normlardan uzak bir yapıya büründürülmüştür.

6- AKP döneminde, merkezi sınav kapsamında olmayan ve nesnel kurallara da bağlı olmaksızın hizmete alınabilen sözleşmeli ve geçici personel istihdam yolu sıklıkla kullanmıştır. O kadar ki 2003 yılı öncesi hemen hemen hiç kullanılmayan istisnai yöntemler uygulanarak kamuya çok sayıda sınavsız eleman alınmıştır. Geçici veya sözleşmeli olarak alınan bu kişiler daha sonra yapılan yasal düzenlemelerle kadroya geçirilmiştir.

Bu şekilde milyonlarca işsiz, merkezi sınavı beklerken, on binlerce merkezi sınavı kazanan genç bir kuruma yerleşmeyi beklerken, bunların yerine siyaseten tercih edilmiş daha liyakatsiz kişilerin kamuya girmeleri sağlanmıştır.

Geçici çalışanların kadroya geçirilmesine ilişkin süreçte dikkat çekici olan bir husus da ilgili kanunun gerekçedir. Gerekçe, "asli ve sürekli kamu görevlileri eliyle yürütülmesi" gereken hizmetlerde anayasal olarak geçici personel çalıştırılamayacak olmasıdır. O halde bu görevlerde yasalara aykırı olarak neden ve kimler tarafından geçici personel istihdam edilmiştir.

Düzenlemelerle şayet amaç geçmişte yapılmış olan hatadan çalışanların mağdur olmasını engellemek ise tekrar bu statüde personel istihdam edilmemesi gerekirdi. Oysa yeniden ve yaygın olarak halen bu yol kullanılmakta ve suç işlenmektedir. O halde yukarıda ifade edildiği gibi bu yol yandaşları kamuya sınavsız olarak geçirmenin aracı olarak kullanılmaktadır. Merkezi sınav ise göstermelik olarak kalmaktadır.

7- Devlet Memurları Kanununun 59 uncu maddesiyle özel kalem müdürlüğü, müşavirlik ve benzeri istisnai memuriyet kadrolarına sınavsız olarak personel alınarak bu şekilde alınanlar daha sonra başka memur kadrolarına geçirilmektedir. Boşalan istisnai kadrolara tekrar sınavsız elemanlar alınmakta ve süreç bu şekilde devam etmektedir. Kanun, özellik arz eden görevler için bu istihdam şeklini öngörmüşken, memuriyete sınavsız giriş yolu olarak kullanılması ahlaki olmayan başka bir yandaş kayırma yöntemidir.

8- Kamu kurumlarından bazıları kanunları gereği idari ve mali açıdan özerkliğe sahiptir. Teşkilat kanunlarında yer alan hükümler uyarınca, personel mevzuatı bakımından da genel hükümler dışında olduğundan bu kurumlara personel alımı sübjektif özellikler barındırmaktadır. Teşkilat kanunlarında yapılacak düzenlemelerle bunların objektif kriterlere bağlanması gerekirken aksine bu yolla siyasi yandaşlar, akraba eş ve dostlar bu kurumlara yerleştirimektedir.

9- AKP atanma şartlarını taşımadığı halde bir çok bürokrata görev yaptırmış bunların yetkisiz olarak yürüttüğü görevler nedeniyle yaptıkları işlemlerin geçerliliği de tartışma konusu olmuştur.

10-Yozlaşma ve yolsuzluk artmakta, her hangi bir önlem gereği duyulmamaktadır. Bürokraside yolsuzluk ve yozlaşma bütün boyutlarıyla hüküm sürmekte, işler çoğu zaman meşru zeminde gibi yürümektedir. Ancak Hükümetin başlangıçta acil eylem planında ve programlarında olmasına rağmen bu güne kadar yolsuzlukla mücadelede uygulanacak usul ve esasların belirlendiği bir düzenleme yapılmamıştır.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasında olduğu gibi bundan da hükümet kaçınmaktadır. Zira yapılan usulsüzlükler denetim elemanları baskı altında tutularak, komisyonlarda raporlar aklanarak, arşivler yok edilerek gizlenmeye çalışılmaktadır.

Sınırlı da olsa yapılan operasyonlardan elde edilen bilgiler (Son olarak Kamu İhale Kurumu'nun AKP tarafından atanan üyesi hakkındaki gerçekler) yolsuzluk batağının tüyler ürperten boyutunu kısmen de olsa gözler önüne sermektedir.

11-Kamu yönetimi disiplininden uzaklaşılmaktadır. Kamu yönetiminde yapılanlar, Anayasa dahil olmak üzere temel hukuki düzenlemeleri dikkate almadığı gibi kamu yönetiminin teşkilatı, personeli ve donanımı çerçevesinde bütünlük ve ahenk içermemekte, temel dengeleri tahrip etmekte, eşitliği zedelemekte, adaletsizliğe yol açmakta bu yönleriyle kamu yönetimi disiplininden giderek uzaklaşılmaktadır.

12-İstihdam rejimi bozulmaktadır. Herhangi bir kurala bağlı olmayan, sınav şartı bulunmayan sadece Maliye bakanlığının iznine bağlı olan böylece yandaşların istihdamına daha kolay imkân veren uygulamalar AKP döneminde geçmişte olmadığı ölçüde yaygınlaştırılarak istisnai olmaktan çıkartılmıştı. AKP orta ve üst düzey görevlilerin tamamını değiştirmiş, AKP li kadrolar yerleştirilmiştir.

6111 sayılı torba kanun ile memuriyeti bulunmayan özel sektörde çalışanların da üst düzey görevlere atanmalarının yolu açılmıştır. Bu şekilde memuriyette liyakat ve kariyer ilkeleri ayaklar altına alınmıştır. AKP teşkilatlarının isteği doğrultusunda kamu görevlileri tayin ve sürgün edilmektedir. Kurumların atama ve yer değiştirme mevzuatı değiştirilerek, görevde yükselmelerde objektiflikten uzaklaşılmış, yandaşlar kayırılmıştır.

Kamu hizmetine girişteki nesnel kurallar esnetilerek, siyasi yandaşların kamu hizmetine girmeleri sağlanmıştır. Teşkilat kanunlarındaki değişiklikler, işlevsel olmaktan çok kadroları tasfiye etme anlayışına dayanmaktadır.

13-Denetim sistemi tahrip edilmiştir. Kurumlar arasında ve kurumlar ile kişiler arasında sürtüşme ve kaos yaratacak bir gerilim politikası izlenmiştir. Operasyona tabi tutulacak kurumlar üzerinde psikolojik harekat yapılmak suretiyle kurumları ve mensuplarını vatandaşla karşı karşıya getirme politikası izlenmiştir.

14-Hükümet yasalara ve idare hukuku içtihatlarına uygun atama ve görevden alma yerine ilgililer açısından yargı yolunu kapatmak amacıyla yasama gücünü kullanarak yasa değişikliği yoluyla kadroları tasfiye etmiştir. Yargı yolunu kapatan kuvvetler ayrılığı ilkesine de aykırı olan bu yöntem AKP'nin üç dönemdir uyguladığı aynı zamanda gayri adil ve gayri ahlaki olan bir yöntemdir.

15-Bunların sonucunda AKP'nin misyonunun, devleti tahrip etmek olduğu, bu misyon doğrultusunda devletin kademe kademe AK Partilileştirildiği, devletin hafızasının yok edildiği, tüm kadroların tamamına yakını üzerinde tasarrufta bulunulmasının kadrolaşmanın ötesinde partileşmek olduğu ve nihayet bunun "devleti ele geçirme" operasyonu olduğu açıkça anlaşılmaktadır." (12:50)