2010-04-28 - 04:26
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TBMM GENEL KURULUNDA...
TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 25. maddesine 336 kabul, 70 ret oyu verildi. Genel Kuruldaki gizli oylamaya 407 milletvekili katıldı. Oylamada 336 kabul, 70 ret oyu kullanıldı. 1 oy da boş çıktı.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 25. maddesi üzerindeki
görüşmelere başlandı.

Madde ile Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri
ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisinde görev alanların
yargılanmasını önleyen, Geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

Madde üzerinde ilk sözü, CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza öztürk aldı.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 25. maddesine 336 kabul,
70 ret oyu verildi.

Genel Kuruldaki gizli oylamaya 407 milletvekili katıldı. Oylamada 336
kabul, 70 ret oyu kullanıldı. 1 oy da boş çıktı.

Teklifin 25. maddesiyle, Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik
Konseyi üyeleriyle bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisinde görev
alanların yargılanmasını önleyen, geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 25. maddesi üzerindeki
görüşmelerde, AK Parti'li milletvekilleri ile MHP'li milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

Genel Kurulda, değişiklik teklifinin, Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki
Milli Güvenlik Konseyi üyeleriyle bu dönemde kurulan Hükümetler ve Danışma
Meclisinde görev alanların yargılanmasını önleyen Geçici 15. maddesinin
yürürlükten kaldırılmasını öngören 25. maddesi üzerine, AK Parti Grubu adına Grup
Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı söz aldı.

Geçici 15. maddenin, aynı zamanda darbe heveslilerine cesaret ve güven
verdiğini belirten Bahçekapılı, darbe yapanın da darbeye teşebbüs edenin de
yargıya hesap vermesi gerektiğini söyledi. Geçici 15. maddenin, 12 Eylül
darbesini yapanların yargılanmasını önleyen bir madde olduğunu belirten
Bahçekapılı, ''Ancak bugün, milletvekili olan bizler, kabul oylarımızla geçici
15. maddeyi Anayasa metninden çıkarak, bu maddeyle korunanlara, 'Sizler
sorumlusunuz. Bu darbeyi siz yaptınız. Ayrıcalığınız yoktur. Suç işlediniz' demek
zorundayız'' diye konuştu.

Şair Nevzat Çelik'in şiirlerinden örnek veren Bahçekapılı, özellikle 1960
doğumluların gençliklerini yaşayamadığını, korkusuzca direndiklerini, ancak bu
darbeyi gerçekleştirenlerin, geçici 15. maddeye sığındıklarını, korktuklarını
dile getirdi.

Geçici 15. maddenin kaldırılması için kullanılacak oyların önemli
olduğunu kaydeden Bahçekapılı, bu görev halkın, milletin, milletvekillerine
yüklediği sorumluluğun yerine getirilmesi olarak kabul etiğini ve bundan onur
duyduğunu söyledi.

Özgür olmayan bir iradenin, özgürlük ve demokrasi mücadelesi
yapamayacağını anlatan Bahçekapılı, kendi içinde demokratik kültürünü
geliştiremeyenlerin, özgürlükten bahsedemeyeceğini dile getirdi.

Oy vermenin özgür iradenin, demokratik toplum yapılanmasının esası
olduğunu belirten Bahçekapılı, ''Elbette oy kullanmamak da bir haktır. Ama öyle
anlar vardır ki oy vermek tarihi bir sorumluluk arz eder'' diye konuştu. Ayşegül
Bahçekapılı, daha sonra, 12 Eylül darbesinde idam edilen sağcı ve solcuların
isimlerini sıralayarak, ''Onları, kabul oylarımızla selamlayalım. Ben bugün,
Anayasa değişikliği teklifinde imzası olan milletvekili olarak rahat uyuyacağım.
Çünkü Geçici 15. maddenin Anayasa metninden çıkarılmasına yönelik verdiğim kabul
oyu ile bir nebze olsun vicdanımı özgürleştireceğim'' diye konuştu.

Bahçekapılı'nın konuşması sırasında MHP sıralarından tepki gösterilmesi
üzerine, AK Parti'li milletvekilleri ile MHP'li milletvekilleri arasında tartışma
çıktı.

MHP Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici, AK Parti'li milletvekillerine
yönelik, ''O arslanlara, işkenceden ölenlere yazık. Siz, hayatınızda bir gün acı
görmediniz'' diye bağırdı. Her iki gruptan da birbirlerinin üzerine yürümek
isteyen bazı milletvekilleri, diğer milletvekilleri tarafından engellenmeye
çalışıldı.

Tartışmanın devam etmesi üzerine, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, oturuma
ara verdi. Tartışma verilen arada da bir süre devam etti.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi
üyeleriyle, bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisinde görev alanların
yargılanmasını önleyen Geçici 15. maddeyi yürürlükten kaldıran, Anayasa değişikliği
teklifinin 25. maddesi görüşülüyor.

Madde üzerinde CHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Ali Rıza
Öztürk, 1980'de aralarında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski
Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel'in de bulunduğu 8 CHP'li ve 8 AP'li
milletvekilinin Zincirbozan'a sürgüne gönderildiğini söyledi.

Öztürk, 12 Eylül derbesinde 650 bin insanın gözaltına alındığını, 7 bin
kişi için idam cezası istendiğini, 517 kişiye idam cezası verildiğini, 50 kişinin
asıldığını, 14 bin kişinin yurttaşlıktan atıldığını, 330 kişinin kuşkulu bir
şekilde öldüğünü kaydetti.

''Bu darbe demokrasi için yapılmıştı, ama gerçek öyle miydi?'' diye soran
Öztürk, ''Bu darbe, çeşitli yoksul ülkelerde faaliyet halinde olan, hükümetler
deviren, sivil ya da askeri darbeler yoluyla anayasal düzeni işlemez hale
getiren, halkı birbirine karşı çatıştırmaya sokan, faili meçhul cinayetlerle
ülkede kaos yaratıp, istediği türde yönetimleri işbaşına geçirmek isteyen
emperyalizmin ve onların ülkemizdeki uzantısı kontrgerillanın kanlı bir
tertibidir'' dedi.

Ali Rıza Öztürk, darbelerin en kanlısı olan 12 Eylül darbesine,
planlanarak ve koşulları oluşturularak gelindiğini söyledi.

Darbeyi yapanların hukuki korunmaya ihtiyacı olduğu için, bu maddenin 12
Eylül Anayasasına konulduğunu ifade eden Öztürk, ''Bu madde, 12 Eylül
yöneticilerinin haksız hukuksuz işlem yaptıklarının çok açık bir itirafıdır. Bu
haksız ve hukuksuz işlem yapanların, hukuktan korkmalarının somut itirafıdır''
diye konuştu.

Bu maddenin Anayasadan bugüne kadar çıkarılmamasının utanç verici
olduğunu belirten Öztürk, ''Türk halkı darbeleri kim yaparsa yapsın; ister asker,
ister polis yapsın, ister partiler yapsın, Türk halkı darbelere karşıdır. Türk
halkı demokratik, özgür bir ülkede yaşamak istiyor. Bizim de parlamenterler
olarak halkın bu taleplerini yerine getirmemiz gerekiyor. Artık halkımız faşist
diktatörlükler istemiyor'' dedi.

Öztürk'ün konuşmasını, CHP'li milletvekilleri ile bazı AK Parti'li
milletvekilleri de alkışladı.

BDP Grubu adına konuşan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, çok ciddi bir
konunun gecikmiş bir şekilde bugün ele alındığını söyledi.

Meclisin 1980-1983 yılları arasında kapandığını, o yıllarda Kenan
Evren'in başkanlık duyurularının Mecliste dinlendiğini belirten Kaplan, o zaman
Anayasayı hazırlayan Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı'nın, Anayasayı katı bir Anayasa
olarak tarif ettiğini kaydetti. Hasip Kaplan, o dönemde MGK kararıyla, Erdal
Eren'in de aralarında bulunduğu bir çok gencin asıldığını kaydetti.

Kaplan, ''Aradan 30 yıl geçti. 97 yaşındaki Kenan Evren'i
yargılayacaksınız ve 'bu işi biz yaptık' diyeceksiniz. Peki 8 sene niye
beklediniz?'' diye sordu.

''Bu hesaplaşma bir bütündür. 12 Eylül'ün izleri ana caddelerden,
okullardan, meydanlardan silinmediği sürece ve onların getirdiği köhne sistem
değişmedikçe...'' diyen Kaplan, sadece 12 Eylül darbesini yapanlara yargılama
yolunun açılmasıyla darbeyle hesaplaşılamayacağını belirtti. Hasip Kaplan, ''O
dönemde sendikalar, sivil toplum örgütleri kapatıldı. Bütün bunlarla
hesaplaşılmadan, bu Meclis onurunu koruyamaz'' dedi.

''Bir Yunanistan, İspanya, Portekiz, İtalya kadar olamadık'' diyen
Kaplan, ''Bir yaşlı generali alıp, hukuka havale ederek siyaset kurumu, bu Meclis
kendini aklayamaz. Bunun hesabı sorulamadığı sürece, 12 Eylül mağdurlarının
yüreklerine su serpemezsiniz. İşkencede ölen insanlardan utanın, Diyarbakır
Cezaevinde dışkı yedirilen insanlardan utanın'' diye konuştu.

Hasip Kaplan, ''Hala içim acıyor. O işkenceciler, o darbeciler,
korumalarla, altlarında devletin araçlarıyla, rütbeleriyle meydanlarda geziyorlar
ama mağdurlar hala başını kaldıramıyor. Bu ayıp hepimize yeter'' dedi.

Kaplan, konuşmasının sonunda başını önüne eğerek, ''Bütün 12 eylül
mağdurlarının önünde eğiliyorum ve hepsinden özür diliyorum, özür diliyorum, özür
diliyorum'' sözlerini sarfetti.

MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Atila Kaya ise AK
Parti'nin, geçici 15. maddenin Anayasadan kaldırılmasına ilişkin madddeyi teklife
koyarak, Anayasaya karşı çıkanları ''12 Eylül darbesi savunucusu olarak'' ilan
etmek istediklerini söyledi.

''Bu maddenin Anayasaya konulmasının gerçek nedeni, 12 Eylül cuntasını
yargılamak değil, bu cuntaya karşı oluşmuş olan nefreti tahrik etmek suretiyle
paketin bütününü kabul ettirebilmektir'' diyen Kaya, Anayasa tartışmasının, 12
Eylül tartışmasına dönüşmemesi gerektiğini kaydetti.

Atila Kaya, şöyle konuştu:

''Karşınızda 12 Eylül'ün zulmünden, onun işkence tezgahlarından geçmiş,
zindanlarında yıllarını vermiş birisi bulunuyorum. 12 Eylül kimin önünü açmışsa,
kim faydalanmışsa, 12 Eylül'ü savunan da odur. 12 Eylül öncesinde kendi
teşkilatlarımızda çalışırken, 12 Eylül fırtınasına yakalandık. Bizleri
zindanlara, dama tıkan 12 Eylül, onların üstüne dam kurmuştur. Ülkücüleri ve
solcuları işkenceye götüren, dar ağaçlarına gönderen 12 Eylül, siyaset
yapabilmeleri için Tayyip Erdoğan ve onun gibilerin örgütlenmelerinin yolunu
açmıştır. Bu ülkede 12 Eylül'ü en son tartışabilecek olanlar iktidar
mensuplarıdır, ilk söz söyleyecek olanlar ise bedel ödeyenler olmalıdır. 12
Eylül, en çok 'asmayalım da besleyelim mi?' sözüyle hatırlanıyor. Biz, 12
Eylül'ün astıklarındanız, iktidar ise beslediklerinden. Bize işkence edenlerin
yargılanmasını hiç kimse bizden daha fazla isteyemez, ne Başbakan ne de bir
başkası.

Hiç kimse şark kurnazlığı yapmamalıdır. Bu madde, 12 Eylül'cülerin
yargılanmasının yolunu açmayacaktır. Teklifi getiren milletvekillerinin
samimiyetini göstermesi bakımından en güzel örnek şudur: 12 Eylül rejimiyle
hesaplaşıyor gibi görünürken, 28 Şubat sürecini hiç gündeme getirmemenizi nasıl
değerlendirelim? 27 Nisan e-muhtırasının üzerinden çok az bir zaman geçti.
Dünyanın hangi demokratik ülkesinde, kendisine e-muhtarı veren birisiyle
Dolmabahçe'de saatlerce oturup, belli konular üzerinde bir mutabakata varabilir.
Bu bile tek başına, sizin Anayasa değişikliği konusundaki samimiyetinizi ortaya
koymaktadır.''

Atila Kaya'nın konuşmasını da başta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
olmak üzere, bütün MHP'li milletvekilleri ayağa kalkarak alkışladı. CHP'li
milletvekillerinin de alkışladığı görüldü.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, ''Türkiye'de neden darbelerin
sonu gelmiyor? Bunun sebebi, siyaset içerisinde rakibini sandıkta yenemeyenlerin
bu tür darbelere bel bağlamasıdır'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin, Geçici 15. maddenin
yürürlükten kaldırılmasını öngören 25. maddesi üzerinde konuşan Kuzu, ''Bugün
yargı bağımsızlığını öne çıkaranlar 28 Şubat'ta, Genelkurmay Başkanının brifing
salonuna bir otobüs yetmedi, ikinciyi kaldırarak giden yargıçlara sesleniyorum;
bugün getirdiğimiz düzenlemeyi yargı bağımsızlığına aykırı sayan o insanlar,
acaba oraya gidip Çevik Bir salona girdiği zaman neden ayağa kalkıp
alkışladılar?'' diye konuştu.

28 Şubat ve 27 Nisan'ın önünde hiçbir engel olmadığını, savcıları göreve
davet ettiğini ifade eden Kuzu, Hükümet ve Bakanlığın yapacağı bir şey olmadığını
kaydetti. ''27 Nisan 2007'de Başbakan dik dururken, Bakan açıklama yaparken bugün
'12 Eylül yargılansın' diyenler neredeydi?'' diyen Kuzu, askeri darbelerin
Türkiye'de son bulmasını isteyenlerin sürece destek olması gerektiğini ifade
etti.

''Anayasanın üzerinde darbe yapma hakkı veren bir madde olabilir mi?''
diye soran Kuzu, ''Peki bu hak ise niye gece geliyorlar? Gece saat 03'ten sonra,
millet yattıktan sonra geliyorlar. Hak olsa, gündüz gelirler. Türkiye'de neden
darbelerin sonu gelmiyor? Bunun sebebi, siyaset içerisinde rakibini sandıkta
yenemeyenlerin bu tür darbelere bel bağlamasıdır. Türkiye'de sivil generaller var
bilesiniz. Evvela kafaların değişmesi lazım. Rakibini sandıkta yeneceksin''
dedi.

2001 yılında metnin birinci bölümünün değiştirildiğini ifade eden Kuzu'ya
MHP'li milletvekilleri tepki gösterdi. MHP'lilere ''Devamını niye çıkarmadınız?''
diyen Kuzu, hukukçular arasında 12 eylül döneminin yargılanıp yargılanamayacağına
ilişkin farklı görüşlerin bulunduğunu hatırlatarak, ancak maddenin kalkmasının
psikolojik olarak kazanım olduğunu vurguladı.

Kuzu, MHP ve CHP'yi göstererek, 12 Eylül'den en çok iki siyasi partinin
zarar gördüğünü, ancak bugünkü tutumlarını anlamadığını ifade ederek, Meclisteki
bütün siyasi partilerin maddeye kabul oyu vermesini beklediğini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Kuzu'ya, ''Eğer birileri bizim
acılarımızı, yaşadıklarımızı ve ödediğimiz bedeli kendi amaçları için
kullanıyorsa biz ona izin vermeyiz. Unvanında profesör yazan, bilime saygı duyan,
söylediği sözün arkasında duran bir insan duruma göre görüş bildirmez. Duruma
göre görüş bildiren bir insanın da biz hiçbir zaman sözüne itibar etmeyiz, aldığı
unvana da saygı duymayız'' dedi.

CHP Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı, AK Parti Grup Başkanvekili
Ayşenur Bahçekapılı'nın konuşmasında kendisine sataşma olduğu gerekçesiyle söz
alarak, ''Erdal Eren'lerin hayalini kurduğu dünya ile Hikmetyar'ın dizinin
dibinde oturanların dünyasının uzaktan yakından ilgisi yoktur'' diye konuştu.

Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Danışma Meclisinde görev
yaptığını hatırlatarak, ''Hiçbir zaman kendisini satmadığını, askere karşı çatır
çatır görüşlerini söylediğini'' ifade etti. Genç, Mehmet Ali Ağca'nın idam
kararına tek ret oyu veren kişi olduğunu belirterek, ''Herkes hesap versin;
askerler de siz de hesap verin. Tayyip Erdoğan da hesap versin. Dokunulmazlıkları
kaldırın'' görüşünü ifade etti.

Görüşmeler sürerken, kuliste pişmaniye, simit ve börek dağıtıldı.
Milletvekilleri kuliste Avrupa Şampiyonlar Liginde Bayern Münih ile Lyon arasında
oynanan yarı final maçını izledi.

Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, maddenin gizli oylamasının
tamamlanmasının ardından birleşimi saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı.
(09.17)