2012-06-15 - 11:48
BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ TÜZEL'İN BASIN TOPLANTISI?
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "İşçilerin sendikal örgütlenme hakkı" ve işçi haklarına yönelik değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "İşçilerin sendikal örgütlenme hakkı" ve işçi haklarına yönelik değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, kamu emekçilerine grevsiz toplu sözleşme dayatıldığını ileri sürdü ve "Hava yollarında grev hakkının yasaklanmasına karşı direnen işçiler işten atıldı. Hükümet, toplu sözleşme sürecine grev yasağı yasası çıkararak müdahale etmektedir. Bu da yetmemekte işyerlerinde eylem yapmaları yasaklanmakta, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan "sadece hava yolları değil, ekonomiye etkisi olacak stratejik kurumlarda grev yasağı olacak". Diyebilmektedir.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Tüzel, sözlerinde şunları kaydetti:

" Bugün Türkiye emek mücadelesi tarihinde önemli bir yeri olan 15-16 Haziran direnişinin 42'inci yıldönümü. 1970 yılında sendikalara barajlar getirilmesine karşı, 15-16 Haziran'da, Türk İş ve DİSK 'e bağlı sendikalara üye on binlerce işçinin ortaya koyduğu mücadeleci tutum, inanç, cesaret ve kararlılık, aradan geçen onca yıla karşın bugün bile hafızalardaki yerini korumaktadır.

15-16 Haziran direnişinin bugün hala hatırlanıyor olması, işçilerin saldırılara karşı birleşik bir mücadele benim sendiğinde siyasi iktidarın geri adım atmak zorunda kaldığını göstermesi bakımından önemlidir.

Bugün işçiler ve kamu emekçileri açısından 15-16 Haziran direnişini yaratan koşullardan çok daha acımasız koşullar ve saldırılar söz konusudur. 1970 yılında DİSK'i etkisiz kılmak için sendikal barajlar getirmek isteyen sermaye sınıfının siyaseti bugünkü hükümette de kendini göstermektedir.

İşçi ve kamu emekçilerinin iş güvencesi ortadan kaldırılmakta, esnek, kuralsız, taşeron çalışma ve performans ücreti adı altında kölelik koşulları dayatılmaktadır. Sendikal örgütlenme hakkı fiilen engellenmektedir.

Sendikaya üye olduğu için işten atılan, hakkını aradığı için kapı önüne konulan binlerce işçi, bugün hakları için direnişteler. TOGO, Billur Tuz, Kampana, Savranoğlu, CEHA, HEY Tekstil sadece birkaç örnektir. Meslek hastalıkları ve iş kazalarına karşı önlemlerin alınmadığı, gerekli denetimlerin yapılmadığı sağlıksız çalışma koşullarında, her gün iş cinayetlerinin yaşandığı bir çalışma hayatı söz konusudur.

Kamu emekçilerine grevsiz toplu sözleşme dayatılmakta, hava yollarında grev hakkının yasaklanmasına karşı direnen işçiler işten atılmaktadır. Hükümet, toplu sözleşme sürecine grev yasağı yasası çıkararak müdahale etmektedir. Bu da yetmemekte işyerlerinde eylem yapmaları yasaklanmakta, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan "sadece hava yolları değil, ekonomiye etkisi olacak stratejik kurumlarda grev yasağı olacak". diyebilmektedir.

Bugün itibariyle 175 bin işçinin toplu pazarlık hakkı Bakanlık tarafından engellenmektedir. Gerekçe ise, sendikaların üye sayılarını gösteren istatistiklerin açıklanmamasıdır. Aynı zamanda var olanın da daha gerisinde hazırlanan Toplu İş İlişkileri Kanun Taslağı gündeme getirilmektedir.

İşverenlere ufacık bir yükümlülük getiren yasal düzenlemeler meclisten geçmezken, işçilerin haklarını gasp eden; işsizlik ve emeklilik fonlarını, devletin hazinesini sermaye sınıfının emrine sunan yasalar için Hükümet Meclisi gece gündüz çalıştırmaktadır. Diğer taraftan da, birçok sendika ve konfederasyon yönetimleri AKP iktidarı tarafından yandaş hale getirilerek, sendikal mücadele engellenmeye çalışılmaktadır. Bütün bu gelişmeler karşısında: Grev yasakları kaldırılmalı, işçi ve emekçilere sınırsız örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı sağlanmalıdır.

Esnek, kuralsız, taşeron, geçici ve sendikasız çalıştırma yasaklanmalı, çalışma süreleri günlük 7, haftalık 35 saate indirilmelidir. Sendikal örgütlenme hakkı zorunlu hale getirilmeli, sendikaya üye oldukları için işçileri işten atma fiili, suç sayılmalı ve TCK'da caydırıcı önlemler alınmalıdır. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri almayan iş yeri sahiplerine, özgürlüğü bağlayıcı cezalar getirilmelidir! Her sanayi kentine ve organize sanayi bölgelerine meslek hastalığı hastanesi açılmalıdır. Ayrımsız tüm çalışanlar iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortası kapsamına alınmalıdır.

Yaşanan koşullar Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerine, sendika yöneticilerine görevler yüklemektedir. Bugün 15-16 Haziranı yaratan koşullardan, daha ağır olan hak gasplarına karşı, emekçiler ve işçi sınıfı sendika ayrımı yapmadan, birleşik mücadelesini örgütlemelidir.15-16 Haziranı yaratan mücadele anlayışıyla sendikaları göreve, tüm işçileri ve emekçileri, siyasi iktidarın emek düşmanı politikalarına karşı mücadeleye çağırıyorum." (11:48)