2011-01-06 - 16:00
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
Yargıtay'ın, ivedilik içeren dosyaları karara bağlamasına engel bir durumun
olmadığını belirterek, ''Yargıtay'ın istediği zaman ne kadar hızlı işlediğini
gösteren pek çok örnek var'' dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
Yargıtay'ın, ivedilik içeren dosyaları karara bağlamasına engel bir durumun
olmadığını belirterek, ''Yargıtay'ın istediği zaman ne kadar hızlı işlediğini
gösteren pek çok örnek var'' dedi.
TBMM'de gazetecilerin, CMK uyarınca gerçekleşen tahliyeler konusundaki
sorularını cevaplayan Bozdağ, yasanın uygulamasının 5 yıldan fazla ertelendiğini
hatırlatarak, tutukluluk süreleriyle ilgili dosyaların ivedilikle görüşülmesi ve
karara bağlanması konusunda hem ilk derece mahkemelerine hem de Yargıtay'a TBMM
tarafından süre tanındığını kaydetti. Bozdağ, ''Hükümet tedbir almadı, hemen
birden yürürlüğe koydu'' eleştirilerinin doğru olmadığını belirterek, 102.
maddenin yürürlüğe girmesiyle gerçekleşen bazı tahliyelerle ilgili eleştiriler
geldiğini hatırlattı.
Yargıtay'ın dosyaları ivedilikle görüşmesini engelleyen bir yasa ya da
Anayasa hükmü bulunmadığını, tutukluluk ve zaman aşımı içeren dosyaların
öncelikli ve ivedilikle görüşülmesi gereken işler olduğunu anlatan Bozdağ, şöyle
konuştu:
''Bir dosya var yarın veya 1 ay içinde zaman aşımına uğrayacak,
Yargıtay'ın bunu öncelikle görüşmesi, gündemine alıp karara bağlaması lazım. Ya
da tutuklulukla ilgili çok önemli ve kamuoyunu rahatsız eden suçların failleri
tahliye olacak, 10 yıldır dosyası Yargıtay'da bekliyor, bunu gündemine alıp
karara bağlaması lazım. Yargıtay'ın örneğin Hizbullah veya başka sanıklarla
ilgili dosyayı bugün dahi öne alıp karara bağlamasına hiçbir mani hal yok. Ben
buradan çağrı yapıyorum Yargıtay Başkanı ve ilgili daire başkanlıklarına; tahliye
edilen Hizbullah sanıkları, diğer sanıklarla ilgili veya bundan sonra diğer
sanıklarla ilgili Yargıtay'da bekleyen dosyaları öne almalarına engel Anayasanın
hangi hükmü var, CMK ya da başka yasal mevzuatta hiçbir engel yok. Yargıtay 1
saat sora toplanıp Hizbullah sanıklarıyla ilgili dosyayı karara bağlayabilir,
hükmü kesinleştirip ya da bozabilir. Yargıtay'ı bu konuda engelleyen hiçbir şey
yok.
Hatırlarsanız İlhan Cihaner dosyası vardı. Yargıtay, Cihaner dosyasını
hemen gündeme aldı ve bir karar verdi. Yine devam eden Silivri'deki davaların
hakim ve savcılarıyla ilgili tazminat söz konusu olduğunda Yargıtay hemen
alelacele dosyayı alıp karar verebildi. Yine hatırlarsanız Başbakanımız ile
ilgili 2002 yılında Diyarbakır DGM'nın verdiği adli sicil kaydına, memnu hakların
iadesine ilişkin karar kesin olduğu halde, hemen devreye girdi kuryeyle dosya
Ankara'ya geldi ve bir günde karar çıktı, Başbakan'ın ismi milletvekili
listesinden silindi. Yargıtay istediği zaman ne kadar hızlı işlediğini gösteren
pek çok örnek var. Şu anda Hizbullah ve başka sanıklarla ilgili tahliyelere
baktığınızda, kamuoyunu rahatsız eden dosyaların tamamı Yargıtay'da
bekleyenlerdir. İlk derece mahkemelerinde bekleyenler de var.''
Bozdağ, konuyla ilgili 29 bin ya da 40 bin dosya olduğu konusunda
çarpıtma olduğunu ifade ederek, Yargıtay'da 953 ve ilk derece mahkemelerinde ise
283 dosya bulunduğunu söyledi. ''Yargıtay pek ala elindeki dosyaları süratle
sonuçlandırabilir, bundan sonraki süreçte mesaisini daha çok bu alana
ayırabilir'' diyen Bozdağ, 5 yıl sürede bunu yapması gerektiğini, Hükümet ve
yasama organının üzerine düşeni yaparak Yargıtay ve ilk derece mahkemelerine
gereken süreyi verdiğini kaydetti. Bozdağ, ''Hizbullah veya başka sanıklarla
ilgili Yargıtay lütfen toplansın ve nihai kararı neyse versin. Bu davaları da
lütfen hızlandırsın. Yargıtay öncelik tayini ve ivedilik konusunda gerekli
hassasiyeti, verilen 5 yıllık süreye rağmen göstermemiştir'' dedi.
Bir soru üzerine, CHP'li milletvekillerinin verdiği yasa teklifleriyle
ilgili olarak da Bozdağ şu değerlendirmeyi yaptı:
''Verilen tekliflerin anlamı; şu anda örgütlü suçlar, terör örgütü, çıkar
amaçlı suç örgütü, Hizbullah dahil başkaca terör örgütleriyle ilgili suçlar ve
devlet aleyhine işlenen suçlarla ilgili 10 yıllık tutuklama süresini 4 yıla
indiriyor. Şimdi tahliyesi mümkün olabilecek olan 953 dosyadan bahsediliyor,
CHP'nin önerisi kabul edildiğinde, bu sayının kaç bine ulaşacağını, kimleri
kapsayacağını öngörme imkanı yok. Kamuoyunu rahatsız eden başkaca tahliyelerin
önüne açacak bir tekliftir. Tutukluluk süresini kısaltan bir süredir, tahliyeleri
önleyecek değildir.''
Bozdağ, ''2004 yılında yasa çıkmasına rağmen istinaf mahkemelerinin hala
kurulamadığı konusunda Hükümete bir eleştiri var'' denilmesi üzerine, şunları
söyledi:
''Geçmişte Yargıtay istinaf mahkemelerine karşı çıktı. O zaman yargıtay
temsilcileri 'Bizim istinafa ihtiyacımız yok, daire sayasını artırırsanız biz bu
işi çözeriz' diye yaklaşımları oldu. Ama bugün başka bir tavır görüyoruz,
'istinaflar hayata geçsin ama Yargıtay'da daire artırımı yoluna gidilmesin.'
Hükümet bölge adliye mahkemelerinin devreye girmesi noktasında adımını atmıştır,
2007 yılında HSYK İstanbul, Ankara, İzmir, Konya, Adana, Mersin, Erzurum,
Diyarbakır, Samsun illerinde bölge adliye mahkemelerinin kurulmasına karar
vermiş, ancak personel ve fiziki mekan eksikliği nedeniyle bunun faaliyeti
ertelenmiştir. Şu anda bunlar tamamlanma aşamasına gelmiştir, önümüzdeki günlerde
bölge adliye mahkemeleri hayata geçirilecek.''
Bozdağ, ''CHP'nin önerisinin kabul edilmesi halinde ne tür tahliyelerin
olacağını söylediğiniz. Mesela Ergenekon tutukluları mı?'' sorusuna karşılık, ''4
yıla indiği zaman bunun içine kimler girecek bilemiyoruz. İçine falan, filan
sanıklar girecek diye bir şey yok. Kimlerin gireceğini bilme imkanımız yok. Ama
birileri bunu özellikle Ergenekon süreciyle irtibatlandırmak istiyor. Bunlar
hukuki değil, siyasi ve ideolojik değerlendirmelerdir. Biz buna katılmıyoruz''
diye konuştu.
Yargının işleyişinin hızlandırılmasıyla ilgili gereken adımların
atılmasından yana olduklarını, bu amaçla da ''uzlaşma, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması, hafif hapis cezalarının kaldırılması, Kabahatler Kanunu, bölge
adliye mahkemeleri ve UYAP'ın kurulduğunu, fiziki mekanlarının
iyileştirildiğini'' söyledi. Bozdağ, bundan sonra da makul sürede ve adil
yargılanma sınırları içinde yargılanmanın yapılmasını temin için her türlü adımın
atılacağını kaydetti.
Bozdağ, ''Hizbullah sanıkları için de tıpkı Ergenekon'da yapıldığı gibi
özel mahkeme kurulmadığı'' yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine,
Ergenekon için özel mahkeme kurulmadığını, geçmişte DGM'lerin bulunduğunu, ancak
yasadaki değişiklikle 2005 yılında özel yetkili ağır ceza mahkemelerin
kurulduğunu söyledi. Bozdağ, ''2005'te kurulan mahkeme, 2007'de başlayan bir
soruşturma için nasıl kurulabilir?'' diye sordu.
10 yıllık tutukluluk süresinin uzun olup olmadığı sorusuna, ''Uzun ve
yanlış bir süre'' diyen Bozdağ, hangi suçu işlerse işlesin bir kişiyle ilgili
olarak yargılamanın 10 yıl sürmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını, bu
amaçla tutukluluk sürelerini kısalttıklarını anlattı.
Yeni bir yasal düzenleme ihtiyacı olup olmadığı sorusuna, konuyla ilgili
olarak Adalet Bakanlığının bir çalışması olduğunu ifade eden Bozdağ, ''CHP'nin
önerisine destek verip vermeyecekleri'' sorusuna ''Hayır'' karşılığını verdi.
Bozdağ, sürenin kısaltılmasından değil, yargı süreçlerinin makul ve adil
yargılamayı temin edecek süre içinde sonuçlandıracak mekanizmaların hayata
geçirilmesinden yana olduklarını bildirdi.
Bozdağ, ''Muhalefetin, Yargıtay ve Danıştay'da yeni dairelere yönelik
çalışmanın iktidarın HSYK'dan sonra buralarda da kadrolaşma çabası içine girdiği
eleştirisine ne diyorsunuz?'' sorusuna, bunun siyasi, ideolojik değerlendirme
olduğunu kaydederek, ''Şu anda Yargıtay'da dosyalar yığıldı kaldı. Yargıtay
Başkanı, dosyaları koyacak yer kalmadığını, PTT'nin ambarlarında durduğunu
söylüyor. Bir sistem düşünün işlemiyor, dosyalar 15 yıl bekliyor karar
verilemiyor. O zaman nasıl çözeceğiz bu işi? Yargıdaki sistemi hızlandıracak
adımı atmak, yargıyı ele geçirmek değildir. Orada görev yapacaklar, bu ülkenin
yetiştirdiği hakim ve savcılardır. Bu siyasi yaklaşımlarla yargı görevini
yapanları yıpratmak ve yargıyı siyasetin içine çekmek doğru bir yaklaşım değil''
diye konuştu.
Sürenin bir kez daha uzatılmasına yönelik bir çalışma olmadığını belirten
Bozdağ, konuyla ilgili uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararlarının makul süreyi
ifade ettiğini, bunu her ülkenin kendisinin takdir etme hakkına sahip olduğunu
söyledi. Bozdağ, ''10 yıllık sürenin değiştirilmesine yönelik bir adım gelmeyecek
mi?'' sorusuna, ''Yok, şu anda yok öyle bir çalışma'' karşılığını verdi.
(16.00)
Yargıtay'ın, ivedilik içeren dosyaları karara bağlamasına engel bir durumun
olmadığını belirterek, ''Yargıtay'ın istediği zaman ne kadar hızlı işlediğini
gösteren pek çok örnek var'' dedi.
TBMM'de gazetecilerin, CMK uyarınca gerçekleşen tahliyeler konusundaki
sorularını cevaplayan Bozdağ, yasanın uygulamasının 5 yıldan fazla ertelendiğini
hatırlatarak, tutukluluk süreleriyle ilgili dosyaların ivedilikle görüşülmesi ve
karara bağlanması konusunda hem ilk derece mahkemelerine hem de Yargıtay'a TBMM
tarafından süre tanındığını kaydetti. Bozdağ, ''Hükümet tedbir almadı, hemen
birden yürürlüğe koydu'' eleştirilerinin doğru olmadığını belirterek, 102.
maddenin yürürlüğe girmesiyle gerçekleşen bazı tahliyelerle ilgili eleştiriler
geldiğini hatırlattı.
Yargıtay'ın dosyaları ivedilikle görüşmesini engelleyen bir yasa ya da
Anayasa hükmü bulunmadığını, tutukluluk ve zaman aşımı içeren dosyaların
öncelikli ve ivedilikle görüşülmesi gereken işler olduğunu anlatan Bozdağ, şöyle
konuştu:
''Bir dosya var yarın veya 1 ay içinde zaman aşımına uğrayacak,
Yargıtay'ın bunu öncelikle görüşmesi, gündemine alıp karara bağlaması lazım. Ya
da tutuklulukla ilgili çok önemli ve kamuoyunu rahatsız eden suçların failleri
tahliye olacak, 10 yıldır dosyası Yargıtay'da bekliyor, bunu gündemine alıp
karara bağlaması lazım. Yargıtay'ın örneğin Hizbullah veya başka sanıklarla
ilgili dosyayı bugün dahi öne alıp karara bağlamasına hiçbir mani hal yok. Ben
buradan çağrı yapıyorum Yargıtay Başkanı ve ilgili daire başkanlıklarına; tahliye
edilen Hizbullah sanıkları, diğer sanıklarla ilgili veya bundan sonra diğer
sanıklarla ilgili Yargıtay'da bekleyen dosyaları öne almalarına engel Anayasanın
hangi hükmü var, CMK ya da başka yasal mevzuatta hiçbir engel yok. Yargıtay 1
saat sora toplanıp Hizbullah sanıklarıyla ilgili dosyayı karara bağlayabilir,
hükmü kesinleştirip ya da bozabilir. Yargıtay'ı bu konuda engelleyen hiçbir şey
yok.
Hatırlarsanız İlhan Cihaner dosyası vardı. Yargıtay, Cihaner dosyasını
hemen gündeme aldı ve bir karar verdi. Yine devam eden Silivri'deki davaların
hakim ve savcılarıyla ilgili tazminat söz konusu olduğunda Yargıtay hemen
alelacele dosyayı alıp karar verebildi. Yine hatırlarsanız Başbakanımız ile
ilgili 2002 yılında Diyarbakır DGM'nın verdiği adli sicil kaydına, memnu hakların
iadesine ilişkin karar kesin olduğu halde, hemen devreye girdi kuryeyle dosya
Ankara'ya geldi ve bir günde karar çıktı, Başbakan'ın ismi milletvekili
listesinden silindi. Yargıtay istediği zaman ne kadar hızlı işlediğini gösteren
pek çok örnek var. Şu anda Hizbullah ve başka sanıklarla ilgili tahliyelere
baktığınızda, kamuoyunu rahatsız eden dosyaların tamamı Yargıtay'da
bekleyenlerdir. İlk derece mahkemelerinde bekleyenler de var.''
Bozdağ, konuyla ilgili 29 bin ya da 40 bin dosya olduğu konusunda
çarpıtma olduğunu ifade ederek, Yargıtay'da 953 ve ilk derece mahkemelerinde ise
283 dosya bulunduğunu söyledi. ''Yargıtay pek ala elindeki dosyaları süratle
sonuçlandırabilir, bundan sonraki süreçte mesaisini daha çok bu alana
ayırabilir'' diyen Bozdağ, 5 yıl sürede bunu yapması gerektiğini, Hükümet ve
yasama organının üzerine düşeni yaparak Yargıtay ve ilk derece mahkemelerine
gereken süreyi verdiğini kaydetti. Bozdağ, ''Hizbullah veya başka sanıklarla
ilgili Yargıtay lütfen toplansın ve nihai kararı neyse versin. Bu davaları da
lütfen hızlandırsın. Yargıtay öncelik tayini ve ivedilik konusunda gerekli
hassasiyeti, verilen 5 yıllık süreye rağmen göstermemiştir'' dedi.
Bir soru üzerine, CHP'li milletvekillerinin verdiği yasa teklifleriyle
ilgili olarak da Bozdağ şu değerlendirmeyi yaptı:
''Verilen tekliflerin anlamı; şu anda örgütlü suçlar, terör örgütü, çıkar
amaçlı suç örgütü, Hizbullah dahil başkaca terör örgütleriyle ilgili suçlar ve
devlet aleyhine işlenen suçlarla ilgili 10 yıllık tutuklama süresini 4 yıla
indiriyor. Şimdi tahliyesi mümkün olabilecek olan 953 dosyadan bahsediliyor,
CHP'nin önerisi kabul edildiğinde, bu sayının kaç bine ulaşacağını, kimleri
kapsayacağını öngörme imkanı yok. Kamuoyunu rahatsız eden başkaca tahliyelerin
önüne açacak bir tekliftir. Tutukluluk süresini kısaltan bir süredir, tahliyeleri
önleyecek değildir.''
Bozdağ, ''2004 yılında yasa çıkmasına rağmen istinaf mahkemelerinin hala
kurulamadığı konusunda Hükümete bir eleştiri var'' denilmesi üzerine, şunları
söyledi:
''Geçmişte Yargıtay istinaf mahkemelerine karşı çıktı. O zaman yargıtay
temsilcileri 'Bizim istinafa ihtiyacımız yok, daire sayasını artırırsanız biz bu
işi çözeriz' diye yaklaşımları oldu. Ama bugün başka bir tavır görüyoruz,
'istinaflar hayata geçsin ama Yargıtay'da daire artırımı yoluna gidilmesin.'
Hükümet bölge adliye mahkemelerinin devreye girmesi noktasında adımını atmıştır,
2007 yılında HSYK İstanbul, Ankara, İzmir, Konya, Adana, Mersin, Erzurum,
Diyarbakır, Samsun illerinde bölge adliye mahkemelerinin kurulmasına karar
vermiş, ancak personel ve fiziki mekan eksikliği nedeniyle bunun faaliyeti
ertelenmiştir. Şu anda bunlar tamamlanma aşamasına gelmiştir, önümüzdeki günlerde
bölge adliye mahkemeleri hayata geçirilecek.''
Bozdağ, ''CHP'nin önerisinin kabul edilmesi halinde ne tür tahliyelerin
olacağını söylediğiniz. Mesela Ergenekon tutukluları mı?'' sorusuna karşılık, ''4
yıla indiği zaman bunun içine kimler girecek bilemiyoruz. İçine falan, filan
sanıklar girecek diye bir şey yok. Kimlerin gireceğini bilme imkanımız yok. Ama
birileri bunu özellikle Ergenekon süreciyle irtibatlandırmak istiyor. Bunlar
hukuki değil, siyasi ve ideolojik değerlendirmelerdir. Biz buna katılmıyoruz''
diye konuştu.
Yargının işleyişinin hızlandırılmasıyla ilgili gereken adımların
atılmasından yana olduklarını, bu amaçla da ''uzlaşma, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması, hafif hapis cezalarının kaldırılması, Kabahatler Kanunu, bölge
adliye mahkemeleri ve UYAP'ın kurulduğunu, fiziki mekanlarının
iyileştirildiğini'' söyledi. Bozdağ, bundan sonra da makul sürede ve adil
yargılanma sınırları içinde yargılanmanın yapılmasını temin için her türlü adımın
atılacağını kaydetti.
Bozdağ, ''Hizbullah sanıkları için de tıpkı Ergenekon'da yapıldığı gibi
özel mahkeme kurulmadığı'' yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine,
Ergenekon için özel mahkeme kurulmadığını, geçmişte DGM'lerin bulunduğunu, ancak
yasadaki değişiklikle 2005 yılında özel yetkili ağır ceza mahkemelerin
kurulduğunu söyledi. Bozdağ, ''2005'te kurulan mahkeme, 2007'de başlayan bir
soruşturma için nasıl kurulabilir?'' diye sordu.
10 yıllık tutukluluk süresinin uzun olup olmadığı sorusuna, ''Uzun ve
yanlış bir süre'' diyen Bozdağ, hangi suçu işlerse işlesin bir kişiyle ilgili
olarak yargılamanın 10 yıl sürmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını, bu
amaçla tutukluluk sürelerini kısalttıklarını anlattı.
Yeni bir yasal düzenleme ihtiyacı olup olmadığı sorusuna, konuyla ilgili
olarak Adalet Bakanlığının bir çalışması olduğunu ifade eden Bozdağ, ''CHP'nin
önerisine destek verip vermeyecekleri'' sorusuna ''Hayır'' karşılığını verdi.
Bozdağ, sürenin kısaltılmasından değil, yargı süreçlerinin makul ve adil
yargılamayı temin edecek süre içinde sonuçlandıracak mekanizmaların hayata
geçirilmesinden yana olduklarını bildirdi.
Bozdağ, ''Muhalefetin, Yargıtay ve Danıştay'da yeni dairelere yönelik
çalışmanın iktidarın HSYK'dan sonra buralarda da kadrolaşma çabası içine girdiği
eleştirisine ne diyorsunuz?'' sorusuna, bunun siyasi, ideolojik değerlendirme
olduğunu kaydederek, ''Şu anda Yargıtay'da dosyalar yığıldı kaldı. Yargıtay
Başkanı, dosyaları koyacak yer kalmadığını, PTT'nin ambarlarında durduğunu
söylüyor. Bir sistem düşünün işlemiyor, dosyalar 15 yıl bekliyor karar
verilemiyor. O zaman nasıl çözeceğiz bu işi? Yargıdaki sistemi hızlandıracak
adımı atmak, yargıyı ele geçirmek değildir. Orada görev yapacaklar, bu ülkenin
yetiştirdiği hakim ve savcılardır. Bu siyasi yaklaşımlarla yargı görevini
yapanları yıpratmak ve yargıyı siyasetin içine çekmek doğru bir yaklaşım değil''
diye konuştu.
Sürenin bir kez daha uzatılmasına yönelik bir çalışma olmadığını belirten
Bozdağ, konuyla ilgili uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararlarının makul süreyi
ifade ettiğini, bunu her ülkenin kendisinin takdir etme hakkına sahip olduğunu
söyledi. Bozdağ, ''10 yıllık sürenin değiştirilmesine yönelik bir adım gelmeyecek
mi?'' sorusuna, ''Yok, şu anda yok öyle bir çalışma'' karşılığını verdi.
(16.00)
