2012-12-03 - 12:42
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Ayhan, "AKP'nin Anayasa hazırlattığı akademisyenler bile AKP'nin hazırladığı taslağın, başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmadığını, elde edilmek istenen yetkilerin ABD başkanında bile olmadığını ifade eder olmuşlardır."
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, sözlerinde şunları kaydetti:
"Ülkemiz, AKP döneminde yönetilemeyen ülke olmaktan öte AKP tarafından yönetilebilir olmaktan çıkarılmıştır. AKP'nin kendi organları arasında hatta hükümet kanadı ile genel merkez arasında bu olay açık bir şekilde görülmektedir. Bu terör konusunda böyledir. Dış siyasette böyledir. Ekonomide böyledir. Terör AKP'yi esir almış vaziyettedir. PKK'nın talepleri, cezaevinden AKP'ye nasıl hareket etmesi gerektiği aracılar vasıtasıyla talimatlandırılmaktadır. Bunun da ötesinde sonuç almaktadır.
Cezaevinde açlık grevinin üç temel şartı; Ana dilde savunma, ana dilde eğitim, tecrit şartlarının iyileştirilmesi konusundaki temel taleplerin karşılanmasının hangi boyutlara ulaştığı meydandadır. AKP açlık grevine karşı durmaya çalışırken biteceğini, Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç isabetli bir tahminle, İmralı istihbaratının da güçlü olduğunu gösterecek bir şekilde kamuoyuna müjdelemiştir. Sayın Başbakanın tavrı ortadadır.
Toplama parçalardan oluşan motora benzeyen bir siyasi partiden, tenakuzlarla dolu bir icraatın ve gelecek potansiyelinin dışında bir şey beklemek, mümkün değildir. AKP'nin sonu, toplama parçalardan oluşturulmuş motorun sonu gibidir. Süre açısından da giderek zamanı daralmakta, miadı dolmaktadır.
Dışişleri Bakanının Suriye politikası ve hayalleri hem kendisini, hem AKP'yi, hem hükümeti sıkıntıya sokmuş, Ülkemin de başına bela olmuştur. Bugün Suriye politikasının doğru olmadığını Suriye'nin muhalifi, hükümetin yol arkadaşları bile söylemeye başlamıştır. AKP politikaları, Barzani'ye Suriye'nin Kuzeyinde birleşik Kürdistan'ın ikinci kısmının oluşturulmasına imkân sağlamaktadır.
AKP döneminde geleneklerimizden kopulduğu, kamusal adabın geri gelmesi gerektiği ilim adamlarınca sorgulanır ve söylenir olmuştur. Ev ödevi, bizzat yazılı olarak evde teslim ediliyor. Evde ise hocalar nezdinde hazırlanıp cevap verildiği, kamuoyunda tartışılır hale gelmiştir. Mahkemelere nasıl talimat verilip verilmediği, dil sürçmesi olup olmadığı, yetkililer tarafından Sayın Başbakan için tarif edilir olmuştur.
"Dizilerde bile uyardık, yargımızın da gerekli kararı vermesini bekliyoruz" ifadelerinin de ne anlama geldiğinin açıklanması ve sorgulanması yapılmalıdır. Teröristlerin silah bırakmaları halinde başka ülkelere gidebileceğinin kabulü ise zımnen onların ülkeden parça koparabilme faaliyetlerini başka ülkede ve platformda sürdürmesine izin vermek anlamına gelmektedir.
AKP'li komisyon başkanlarından birisinin, teröristleri kucaklama Habur'dan daha ağırdı ifadesi, kucaklamaya müsaade edenin bu hükümet olduğunu biliyor mu? Yoksa, herkesin orada olduğu bir sırada, güvenlik kuvvetlerinin orada bulunmayışını nasıl izah edecekler? Teröristler vekilleri karşılarken, güvenlik güçlerinin oraya gönderilmeyişini, AKP açıklamak mecburiyetindedir.
Dershanelerin kapanmasının ilanı ve uygulamaya nasıl geçirileceği hususunu da netleştirmesi gerekir. Türkiye, Başbakanının haberi yok iken bu Patriot füzelerini nasıl talep ediyor. Türk topraklarına değil, NATO topraklarına yerleştiriliyor bunun cevabı değildir. AKP'nin Anayasa hazırlattığı akademisyenler bile, AKP'nin hazırladığı taslağın başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmadığını, elde edilmek istenen yetkilerin ABD başkanın da bile olmadığını ifade eder olmuşlardır. BDP'nin istediği 20 özerk bölge talebini AKP ziyadesiyle karşılık vererek, 29 büyükşehir belediyesiyle BDP'ye selam vermektedir.
AKP başkanlık modelinde, başına geleceğini bilen bu nedenle de Yüce Divan için gereken 276 oyu değil 413 oyun zorunlu olmasını arzulamaktadır. Suriye'nin Kuzeyinde de PKK'nın muadili AKP politikası ile oluşturulmaktadır. Barzani hayranı AKP'de, Barzani'nin Kuzey Suriye oluşumuna katkı verilmesine ses çıkarmamaktadır.
Ekonomiyi, gaz-frenle idare etmeye çalışan toplama hükümet, sıkıntıların arttığını milletten, millete rağmen saklamaya çalışmaktadır. Türkiye'nin yapısal ekonomide problemleri giderek artmaya devam etmektedir. Türkiye, tasarruf yapamaz bir haldedir. Yüksek cari açık devam etmektedir. Ekonominin ara mal ithalatına bağımlılığı giderek artmaktadır.
Kamu dengelerinin sürdürülebilirliği kalmamıştır. Bütçe, meydandadır. Sosyal güvenlik sistemi, meydandadır. Enflasyon, hep hedefin % 50 üstündedir. İmalat sanayinde, teknoloji yoğunluğu düşüktür. Büyüme anormal bir değişiklik göstermektedir. AKP mantar bir program uygulamaktadır. Sanayide, kapasite kullanım oranları düşmektedir. Merkez Bankası reel kesim güven endeksi azalıyor.
OECD, Türkiye için büyüme hedefini aşağı çekmiştir. Çiftçiler çarpılmaya devam etmektedir. Çekte problemler devam etmektedir. Özel sektörün dış borcu, 10 yılda 5'e katlanmıştır. Türkiye 2013'de 142 milyar $ dış borç ödeyecektir. SGK sigorta primleri için otomatik icraya başlayacaktır. Hacizli inekler artmaktadır. Türkiye'nin üretim yapısı ve ihracatı, ara malı ithalatı bağımlısıdır. Hükümet bu soruna tedbir geliştiremediğinden, dış ticaret açığı ve cari işlemler açığı istenildiği gibi azalmamaktadır.
Sayın Bakan, Kasım ayında OVP'nin aştığını ifade ediyor. Ancak OVP'yi 1 Ocak'ta yayınlasalar daha da müspet sonuç alacaklarından haberdar değil. Aynı sayın bakan 2023 hedeflerine AKP'nin bu gidişle ulaşamayacağını da ifade etmektedir. Problemlerin giderek artması yeniden yapılandırma taleplerini ve mecburiyetini ortaya çıkarmakta torba üstüne torba yasa talepleri giderek yoğunlaşmaktadır. Konut sektöründe problemler gizlenebilir olmaktan çıkmaya başlamıştır.
Sayın Babacan toplumun çok tükettiğini ve dikkatle olmamız gerektiğini söylüyor.10 milyon emeklisi olan, 10 milyon yeşil kartlısı bulunan bir toplumda bunların bağımlılarıyla beraber ne kadar tükettiğini sayın başbakan yardımcısı düşünmeli ve ekonominin ne hale getirildiğini millete daha açık bir şekilde izah etmelidir.
"Sanayinin, kredi maliyetlerinin yüksekliği, kayıt dışı ekonomi ve düşük fiyatlı ithalattan kaynaklanan haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı, kamunun sağladığı bazı girdilerin fiyatlarının uluslararası fiyatlara göre yüksekliği, vergi oranlarındaki yükseklik gibi temel sorunları devam etmektedir.
Ayrıca, teknoloji üretiminde yetersizlik, ileri teknoloji kullanımının hızlı yaygınlaştırılamaması, nitelikli işgücü eksikliği, yüksek katma değerli ürünlerde sınırlı üretim kabiliyeti, tesislerin üretim ve yönetim yapılarında modernizasyon ihtiyacı, sanayinin kapasitesi ve potansiyeli konusunda yatırımcıların bilgiye erişimindeki zorluklar gibi genellikle yapısal nitelikteki sorunların çözülmesi gerekmektedir." Bu iki paragraf Hükümetin sanayi sektörünün içinde bulunduğu sorunların itirafıdır.
2009 Yılında ücretsiz aile işçileriyle, yevmiyeler arasındaki yoksulluk oranları, genel yoksulluk oranlarının sırasıyla; 11,5 ve 8,9 puan üzerindedir. Söz konusu kesim, çoğunlukla sosyal yardımlarla desteklenmektedir. Bu ifadeler, 2013 yılı programına aittir. Bir diğer husus, 2011 yılında yapılan kamu sosyal yardım harcamalarının, bir önceki yıla göre, % 17,8 artmasının vatandaşın ne hale düşürüldüğünün ve seçimlerin nasıl suistimal edildiğinin açık göstergesidir.
Hükümetin sosyal yardım sisteminde yardımların, genellikle sosyal güvenlik kaydı olmayanlara yapılmasının, bireyleri kayıtlı çalışma yerine, sosyal yardımlara bağımlı olarak yaşamalarını sürdürmeye teşvik etmektedir. Sosyal hizmet ve yardımlara olan ihtiyacın artması, sosyal hizmet sunan birimlerin sayılarını da arttırdığı 2013 yılı programında yer alan hükümet itirafları arasındadır.
Yoksulluk, göç, yetişkin aile bireylerinin işsizliği, ailelerin bilinç seviyeleri ve kültürel durumları, aile içi sorunlar gibi nedenlere zor koşullar altında yaşayan ve risk grubuna giren çocukların sayısının giderek arttığı da hükümetin 2013 yılı programında yer almaktadır.
Ayrıca, yoksulluk oranın çocuklarda yetişkinlere göre daha yüksek olduğu ve Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulunun en yüksek olduğu gerçeği de hükümetin 2013 yılı programında yer alan diğer bir gerçektir."
H. Alper Durmaz
Ayhan, "AKP'nin Anayasa hazırlattığı akademisyenler bile AKP'nin hazırladığı taslağın, başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmadığını, elde edilmek istenen yetkilerin ABD başkanında bile olmadığını ifade eder olmuşlardır."
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, sözlerinde şunları kaydetti:
"Ülkemiz, AKP döneminde yönetilemeyen ülke olmaktan öte AKP tarafından yönetilebilir olmaktan çıkarılmıştır. AKP'nin kendi organları arasında hatta hükümet kanadı ile genel merkez arasında bu olay açık bir şekilde görülmektedir. Bu terör konusunda böyledir. Dış siyasette böyledir. Ekonomide böyledir. Terör AKP'yi esir almış vaziyettedir. PKK'nın talepleri, cezaevinden AKP'ye nasıl hareket etmesi gerektiği aracılar vasıtasıyla talimatlandırılmaktadır. Bunun da ötesinde sonuç almaktadır.
Cezaevinde açlık grevinin üç temel şartı; Ana dilde savunma, ana dilde eğitim, tecrit şartlarının iyileştirilmesi konusundaki temel taleplerin karşılanmasının hangi boyutlara ulaştığı meydandadır. AKP açlık grevine karşı durmaya çalışırken biteceğini, Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç isabetli bir tahminle, İmralı istihbaratının da güçlü olduğunu gösterecek bir şekilde kamuoyuna müjdelemiştir. Sayın Başbakanın tavrı ortadadır.
Toplama parçalardan oluşan motora benzeyen bir siyasi partiden, tenakuzlarla dolu bir icraatın ve gelecek potansiyelinin dışında bir şey beklemek, mümkün değildir. AKP'nin sonu, toplama parçalardan oluşturulmuş motorun sonu gibidir. Süre açısından da giderek zamanı daralmakta, miadı dolmaktadır.
Dışişleri Bakanının Suriye politikası ve hayalleri hem kendisini, hem AKP'yi, hem hükümeti sıkıntıya sokmuş, Ülkemin de başına bela olmuştur. Bugün Suriye politikasının doğru olmadığını Suriye'nin muhalifi, hükümetin yol arkadaşları bile söylemeye başlamıştır. AKP politikaları, Barzani'ye Suriye'nin Kuzeyinde birleşik Kürdistan'ın ikinci kısmının oluşturulmasına imkân sağlamaktadır.
AKP döneminde geleneklerimizden kopulduğu, kamusal adabın geri gelmesi gerektiği ilim adamlarınca sorgulanır ve söylenir olmuştur. Ev ödevi, bizzat yazılı olarak evde teslim ediliyor. Evde ise hocalar nezdinde hazırlanıp cevap verildiği, kamuoyunda tartışılır hale gelmiştir. Mahkemelere nasıl talimat verilip verilmediği, dil sürçmesi olup olmadığı, yetkililer tarafından Sayın Başbakan için tarif edilir olmuştur.
"Dizilerde bile uyardık, yargımızın da gerekli kararı vermesini bekliyoruz" ifadelerinin de ne anlama geldiğinin açıklanması ve sorgulanması yapılmalıdır. Teröristlerin silah bırakmaları halinde başka ülkelere gidebileceğinin kabulü ise zımnen onların ülkeden parça koparabilme faaliyetlerini başka ülkede ve platformda sürdürmesine izin vermek anlamına gelmektedir.
AKP'li komisyon başkanlarından birisinin, teröristleri kucaklama Habur'dan daha ağırdı ifadesi, kucaklamaya müsaade edenin bu hükümet olduğunu biliyor mu? Yoksa, herkesin orada olduğu bir sırada, güvenlik kuvvetlerinin orada bulunmayışını nasıl izah edecekler? Teröristler vekilleri karşılarken, güvenlik güçlerinin oraya gönderilmeyişini, AKP açıklamak mecburiyetindedir.
Dershanelerin kapanmasının ilanı ve uygulamaya nasıl geçirileceği hususunu da netleştirmesi gerekir. Türkiye, Başbakanının haberi yok iken bu Patriot füzelerini nasıl talep ediyor. Türk topraklarına değil, NATO topraklarına yerleştiriliyor bunun cevabı değildir. AKP'nin Anayasa hazırlattığı akademisyenler bile, AKP'nin hazırladığı taslağın başkanlık sisteminin ruhuna uygun olmadığını, elde edilmek istenen yetkilerin ABD başkanın da bile olmadığını ifade eder olmuşlardır. BDP'nin istediği 20 özerk bölge talebini AKP ziyadesiyle karşılık vererek, 29 büyükşehir belediyesiyle BDP'ye selam vermektedir.
AKP başkanlık modelinde, başına geleceğini bilen bu nedenle de Yüce Divan için gereken 276 oyu değil 413 oyun zorunlu olmasını arzulamaktadır. Suriye'nin Kuzeyinde de PKK'nın muadili AKP politikası ile oluşturulmaktadır. Barzani hayranı AKP'de, Barzani'nin Kuzey Suriye oluşumuna katkı verilmesine ses çıkarmamaktadır.
Ekonomiyi, gaz-frenle idare etmeye çalışan toplama hükümet, sıkıntıların arttığını milletten, millete rağmen saklamaya çalışmaktadır. Türkiye'nin yapısal ekonomide problemleri giderek artmaya devam etmektedir. Türkiye, tasarruf yapamaz bir haldedir. Yüksek cari açık devam etmektedir. Ekonominin ara mal ithalatına bağımlılığı giderek artmaktadır.
Kamu dengelerinin sürdürülebilirliği kalmamıştır. Bütçe, meydandadır. Sosyal güvenlik sistemi, meydandadır. Enflasyon, hep hedefin % 50 üstündedir. İmalat sanayinde, teknoloji yoğunluğu düşüktür. Büyüme anormal bir değişiklik göstermektedir. AKP mantar bir program uygulamaktadır. Sanayide, kapasite kullanım oranları düşmektedir. Merkez Bankası reel kesim güven endeksi azalıyor.
OECD, Türkiye için büyüme hedefini aşağı çekmiştir. Çiftçiler çarpılmaya devam etmektedir. Çekte problemler devam etmektedir. Özel sektörün dış borcu, 10 yılda 5'e katlanmıştır. Türkiye 2013'de 142 milyar $ dış borç ödeyecektir. SGK sigorta primleri için otomatik icraya başlayacaktır. Hacizli inekler artmaktadır. Türkiye'nin üretim yapısı ve ihracatı, ara malı ithalatı bağımlısıdır. Hükümet bu soruna tedbir geliştiremediğinden, dış ticaret açığı ve cari işlemler açığı istenildiği gibi azalmamaktadır.
Sayın Bakan, Kasım ayında OVP'nin aştığını ifade ediyor. Ancak OVP'yi 1 Ocak'ta yayınlasalar daha da müspet sonuç alacaklarından haberdar değil. Aynı sayın bakan 2023 hedeflerine AKP'nin bu gidişle ulaşamayacağını da ifade etmektedir. Problemlerin giderek artması yeniden yapılandırma taleplerini ve mecburiyetini ortaya çıkarmakta torba üstüne torba yasa talepleri giderek yoğunlaşmaktadır. Konut sektöründe problemler gizlenebilir olmaktan çıkmaya başlamıştır.
Sayın Babacan toplumun çok tükettiğini ve dikkatle olmamız gerektiğini söylüyor.10 milyon emeklisi olan, 10 milyon yeşil kartlısı bulunan bir toplumda bunların bağımlılarıyla beraber ne kadar tükettiğini sayın başbakan yardımcısı düşünmeli ve ekonominin ne hale getirildiğini millete daha açık bir şekilde izah etmelidir.
"Sanayinin, kredi maliyetlerinin yüksekliği, kayıt dışı ekonomi ve düşük fiyatlı ithalattan kaynaklanan haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı, kamunun sağladığı bazı girdilerin fiyatlarının uluslararası fiyatlara göre yüksekliği, vergi oranlarındaki yükseklik gibi temel sorunları devam etmektedir.
Ayrıca, teknoloji üretiminde yetersizlik, ileri teknoloji kullanımının hızlı yaygınlaştırılamaması, nitelikli işgücü eksikliği, yüksek katma değerli ürünlerde sınırlı üretim kabiliyeti, tesislerin üretim ve yönetim yapılarında modernizasyon ihtiyacı, sanayinin kapasitesi ve potansiyeli konusunda yatırımcıların bilgiye erişimindeki zorluklar gibi genellikle yapısal nitelikteki sorunların çözülmesi gerekmektedir." Bu iki paragraf Hükümetin sanayi sektörünün içinde bulunduğu sorunların itirafıdır.
2009 Yılında ücretsiz aile işçileriyle, yevmiyeler arasındaki yoksulluk oranları, genel yoksulluk oranlarının sırasıyla; 11,5 ve 8,9 puan üzerindedir. Söz konusu kesim, çoğunlukla sosyal yardımlarla desteklenmektedir. Bu ifadeler, 2013 yılı programına aittir. Bir diğer husus, 2011 yılında yapılan kamu sosyal yardım harcamalarının, bir önceki yıla göre, % 17,8 artmasının vatandaşın ne hale düşürüldüğünün ve seçimlerin nasıl suistimal edildiğinin açık göstergesidir.
Hükümetin sosyal yardım sisteminde yardımların, genellikle sosyal güvenlik kaydı olmayanlara yapılmasının, bireyleri kayıtlı çalışma yerine, sosyal yardımlara bağımlı olarak yaşamalarını sürdürmeye teşvik etmektedir. Sosyal hizmet ve yardımlara olan ihtiyacın artması, sosyal hizmet sunan birimlerin sayılarını da arttırdığı 2013 yılı programında yer alan hükümet itirafları arasındadır.
Yoksulluk, göç, yetişkin aile bireylerinin işsizliği, ailelerin bilinç seviyeleri ve kültürel durumları, aile içi sorunlar gibi nedenlere zor koşullar altında yaşayan ve risk grubuna giren çocukların sayısının giderek arttığı da hükümetin 2013 yılı programında yer almaktadır.
Ayrıca, yoksulluk oranın çocuklarda yetişkinlere göre daha yüksek olduğu ve Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulunun en yüksek olduğu gerçeği de hükümetin 2013 yılı programında yer alan diğer bir gerçektir."
H. Alper Durmaz
