2012-09-19 - 13:44
MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, parlamentoda bir basın toplantısı düzenledi.
Artan terör saldırıları ile ilgili olarak, "PKK terörizminin bu denli artmasının nedeninin, devleti yeniden Oslo türü bir görüşme masasına oturtmak" olduğunu ifade eden Yeniçeri, "PKK ağzıyla konuşanlar bu saldırıları gerekçe yaparak şöyle diyeceklerdir: 'TSK, PKK'yı; PKK da TSK'yı yenemeyeceği anlaşılmıştır' o halde devlet ile teröristler eşit şartlarda oturup müzakere yapsın"
İzlenen dış politikanın "komşu ülkelerle Türkiye'yi karşı karşıya getirdiğini" ifade eden Yeniçeri, bu durumun terör örgütü için büyük imkânlar yarattığını, Suriye, İran, Ermenistan ve Barzani'nin PKK faaliyetlerini yönlendirmede PKK'nın yönetim kadrolarından daha etkin bir konuma gelmelerinin muhtemel olduğunu" belirtti. Yeniçeri şunları kaydetti:
"Unutmamak gerekir ki; İnsanlar gibi ülkelerinde elleri vardır. Bu ellerle ülkeler ya birbirlerinin ellerini ya da birbirlerinin boğazlarını sıkarlar. Birbirlerinin yakasında ya da boğazında olan ellerin hiçbiri özgür değildir. Bu nedenle ülkeler arasında elbirliği, işbirliği ve güç birliği her zaman iyidir. Terör konusunda başta komşular olmak üzere herkesle kötülükte zıtlaşmak, iyilikle de uzlaşmak gibi bir tutum benimsemek doğru olur. Ancak böyle yaparak zulmün olduğu yere adalet, yalanın olduğu yere hakikat, haydutluğun olduğu yere de yasayı götürmek mümkün olur."
Terörle mücadele etmek için "bir güce sahip olmanın değil, o gücü etkin ve doğru bir biçimde kullanmanın önemli olduğunu" vurgulayan Yeniçeri, "Terörist yöneticilerinin bulunduğu Kandil dahil kontrolsüz bölgeler, TSK tarafından denetim altına alınmalıdır. PKK kamplarının bulunduğu yöreler TSK tarafından ele geçirilerek buralar tampon bölge ilan edilmelidir. Terörle mücadelede sıfır hata yöntemi ile hareket etmek esas olmalıdır. Bütün iç ve dış imkânlar, diplomasi ve askeri yöntemler koordineli bir biçimde uygulamaya sokulmalıdır" şeklinde konuştu.
Davutoğlu'nun, "terörle hesaplaşmak" yerine "ulusalcılıkla hesaplaşma zamanı geldi" türünden açıklamalar yaparken Milli Eğitim Bakanlığı'nın da yönetmeliklerde yaptığı değişiklikle "milli devlete ve milli kültüre karşı adeta savaş açmış durumda" olduğunu ifade eden Yeniçeri, "Ulusçulukla hesaplaşma hesapları yapan Ahmet Davutoğlu, ABD endeksli, komşu ülkeler aleyhtarı bir dış politikanın yürütücüsüdür. Suriye tarafından Düşürülen Türk uçağı için Suriye'yle, başa geçirilen çuval için ABD'yle, Mavi Marmara'da katledilen vatandaşlar için İsrail ile hesaplaşamayan Davutoğlu, ulusalcılıkla hesaplaşma hesabı yapıyor" dedi.
"Ulusalcılıkla ancak o ulusun düşmanlarının hesaplaşacağını, milli kültür yıkıcılığına da ancak sömürgeci güçler soyunacağını sözlerine ekleyen Yeniçeri şunları kaydetti:
"Irkçılık, etnikçilik, mezhepçilik, kafatasçılık ya da ayrımcılıkla mücadele, insan olan herkesin görevidir. Milliyetçilikle (ulusçulukla) mücadeleyi ise ancak millet düşmanları düşünebilir. Gerçekte bir milletin milliyetçiliğiyle mücadele, o milletle mücadele anlamına gelir. Ülkeler aidiyet, milliyet, tarih ve kimlik bağlarından ancak sömürge haline getirilerek kopartılabilirler. Davutoğlu, Türkiye'nin çıkarlarıyla, bağımsızlığıyla, milli kültür ve milli kimliğiyle hesaplaşmayı hesap ettiği anlaşılıyor. Gerçekte ayrıştırıcı kültür, milliyetçilik değil bizzat Sayın Davutoğlu'nun içinde olduğu siyasi zihniyetin kendisidir. Çünkü mezhep, etnisite, açık/kapalı, içen/içmeyen, oruç tutan/tutmayan vb gibi akla gelen her türlü ayrımı bu zihniyet yapıyor."
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği ile Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Yönetmeliğini değiştirdiği ve yeni yönetmeliği yürürlüğe soktuğunu" belirtti. "Bu yönetmeliğe göre artık ders kitapları hazırlanırken milli kültür, Türk milleti, aile, vatan, Anayasanın başlangıcındaki temel ilkeler ölçüt olarak alınmayacaktır. Bundan böyle yeni ders kitapları, "Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan" nesil yetiştirme amacıyla hazırlanmayacak" şeklinde konuşan Yeniçeri, "yeni yayınladığı yönetmelikle Milli Eğitim Bakanlığı; "Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışmayı" davranış haline getiren yurttaşlar yetiştirmek amacını terk etmiş olmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı anayasal suç işlemiştir. Milliyetsiz anayasa özlemiyle; milli, ahlaki, insani ve manevi hassasiyeti olmayan eğitimiyle; bayraksız kurtuluş günleriyle ve yapılmayan milli bayramlarıyla Türkiye'de yeni bir Masonik değerler dönemi açılmış bulunmaktadır" dedi. MHP'li Yeniçeri şunları kaydetti:
"Milli Eğitim Bakanlığına göre yeni nesillerin aile, vatan, millet sevgisine değil para, pazar ve uluslar arası şirket değerlerine bağlılık duyması gerekir. Bakanlığın yeni yetiştireceği nesillerin "Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilmeleri' de gerekmeyecektir. Türk milletini, üzerinde dilediği tasarrufu yapılabilecekleri bir kadavra olarak görenler yanılmaktadır. Türk milletinin milli değerleri çağları ve zamanı yenerek bugüne gelmiştir. Milli eğitimde nükseden bu yeni masonik zihniyette eninde sonunda yenilecektir." (13:44)
Banu Doğan
İzlenen dış politikanın "komşu ülkelerle Türkiye'yi karşı karşıya getirdiğini" ifade eden Yeniçeri, bu durumun terör örgütü için büyük imkânlar yarattığını, Suriye, İran, Ermenistan ve Barzani'nin PKK faaliyetlerini yönlendirmede PKK'nın yönetim kadrolarından daha etkin bir konuma gelmelerinin muhtemel olduğunu" belirtti. Yeniçeri şunları kaydetti:
"Unutmamak gerekir ki; İnsanlar gibi ülkelerinde elleri vardır. Bu ellerle ülkeler ya birbirlerinin ellerini ya da birbirlerinin boğazlarını sıkarlar. Birbirlerinin yakasında ya da boğazında olan ellerin hiçbiri özgür değildir. Bu nedenle ülkeler arasında elbirliği, işbirliği ve güç birliği her zaman iyidir. Terör konusunda başta komşular olmak üzere herkesle kötülükte zıtlaşmak, iyilikle de uzlaşmak gibi bir tutum benimsemek doğru olur. Ancak böyle yaparak zulmün olduğu yere adalet, yalanın olduğu yere hakikat, haydutluğun olduğu yere de yasayı götürmek mümkün olur."
Terörle mücadele etmek için "bir güce sahip olmanın değil, o gücü etkin ve doğru bir biçimde kullanmanın önemli olduğunu" vurgulayan Yeniçeri, "Terörist yöneticilerinin bulunduğu Kandil dahil kontrolsüz bölgeler, TSK tarafından denetim altına alınmalıdır. PKK kamplarının bulunduğu yöreler TSK tarafından ele geçirilerek buralar tampon bölge ilan edilmelidir. Terörle mücadelede sıfır hata yöntemi ile hareket etmek esas olmalıdır. Bütün iç ve dış imkânlar, diplomasi ve askeri yöntemler koordineli bir biçimde uygulamaya sokulmalıdır" şeklinde konuştu.
Davutoğlu'nun, "terörle hesaplaşmak" yerine "ulusalcılıkla hesaplaşma zamanı geldi" türünden açıklamalar yaparken Milli Eğitim Bakanlığı'nın da yönetmeliklerde yaptığı değişiklikle "milli devlete ve milli kültüre karşı adeta savaş açmış durumda" olduğunu ifade eden Yeniçeri, "Ulusçulukla hesaplaşma hesapları yapan Ahmet Davutoğlu, ABD endeksli, komşu ülkeler aleyhtarı bir dış politikanın yürütücüsüdür. Suriye tarafından Düşürülen Türk uçağı için Suriye'yle, başa geçirilen çuval için ABD'yle, Mavi Marmara'da katledilen vatandaşlar için İsrail ile hesaplaşamayan Davutoğlu, ulusalcılıkla hesaplaşma hesabı yapıyor" dedi.
"Ulusalcılıkla ancak o ulusun düşmanlarının hesaplaşacağını, milli kültür yıkıcılığına da ancak sömürgeci güçler soyunacağını sözlerine ekleyen Yeniçeri şunları kaydetti:
"Irkçılık, etnikçilik, mezhepçilik, kafatasçılık ya da ayrımcılıkla mücadele, insan olan herkesin görevidir. Milliyetçilikle (ulusçulukla) mücadeleyi ise ancak millet düşmanları düşünebilir. Gerçekte bir milletin milliyetçiliğiyle mücadele, o milletle mücadele anlamına gelir. Ülkeler aidiyet, milliyet, tarih ve kimlik bağlarından ancak sömürge haline getirilerek kopartılabilirler. Davutoğlu, Türkiye'nin çıkarlarıyla, bağımsızlığıyla, milli kültür ve milli kimliğiyle hesaplaşmayı hesap ettiği anlaşılıyor. Gerçekte ayrıştırıcı kültür, milliyetçilik değil bizzat Sayın Davutoğlu'nun içinde olduğu siyasi zihniyetin kendisidir. Çünkü mezhep, etnisite, açık/kapalı, içen/içmeyen, oruç tutan/tutmayan vb gibi akla gelen her türlü ayrımı bu zihniyet yapıyor."
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği ile Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Yönetmeliğini değiştirdiği ve yeni yönetmeliği yürürlüğe soktuğunu" belirtti. "Bu yönetmeliğe göre artık ders kitapları hazırlanırken milli kültür, Türk milleti, aile, vatan, Anayasanın başlangıcındaki temel ilkeler ölçüt olarak alınmayacaktır. Bundan böyle yeni ders kitapları, "Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan" nesil yetiştirme amacıyla hazırlanmayacak" şeklinde konuşan Yeniçeri, "yeni yayınladığı yönetmelikle Milli Eğitim Bakanlığı; "Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışmayı" davranış haline getiren yurttaşlar yetiştirmek amacını terk etmiş olmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı anayasal suç işlemiştir. Milliyetsiz anayasa özlemiyle; milli, ahlaki, insani ve manevi hassasiyeti olmayan eğitimiyle; bayraksız kurtuluş günleriyle ve yapılmayan milli bayramlarıyla Türkiye'de yeni bir Masonik değerler dönemi açılmış bulunmaktadır" dedi. MHP'li Yeniçeri şunları kaydetti:
"Milli Eğitim Bakanlığına göre yeni nesillerin aile, vatan, millet sevgisine değil para, pazar ve uluslar arası şirket değerlerine bağlılık duyması gerekir. Bakanlığın yeni yetiştireceği nesillerin "Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilmeleri' de gerekmeyecektir. Türk milletini, üzerinde dilediği tasarrufu yapılabilecekleri bir kadavra olarak görenler yanılmaktadır. Türk milletinin milli değerleri çağları ve zamanı yenerek bugüne gelmiştir. Milli eğitimde nükseden bu yeni masonik zihniyette eninde sonunda yenilecektir." (13:44)
Banu Doğan
