2017-10-03 - 17:22
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu raporu görüşüldü.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz ve Atatürk'ün lideri olduğu cumhuriyetimizle girdiğimiz kurtuluş ve kuruluşun emanetini taşımak zorundayız" dedi.
Bahçekapılı, Genel Kurulu ziyaret eden Ürdün Temsilciler Başkanı Atıf et-Taravine ve beraberindeki heyeti selamladı.
Yasama yılının ilk çalışma haftasına başlandığını belirten Bahçekapılı, bu süreçte Türkiye'yi önceleyen yaklaşım ve davranışlarla siyasette, Gazi Meclise yakışan adımlar atılacağından kuşku duymadığını söyledi.
İçinde bulunulan coğrafyada bin yıllık siyasi tarihe ve devlet geleneğine sahip olunduğunu anlatan Bahçekapılı, şunları kaydetti:
"Asırları aşıp gelen güçlü inanç değerlerimiz var. Bu birikimin gücüyle her zaman var olmayı başardık. Büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz ve Atatürk'ün lideri olduğu cumhuriyetimizle girdiğimiz kurtuluş ve kuruluşun emanetini taşımak zorundayız. Bu yüzyılın başından itibaren ülkemizi kontrol etmeye çalışan istismarcı güçler ve onlarla iş birliği yapanlar ayaklarının altındaki zeminin kaydığını hissetmeye başladılar. Buna karşı direndiler, önlem almaya çalıştılar, terör üzerinden oynadıkları oyunda kaybettiler. Demokratik siyaset teröre dayanan siyaseti etkisizleştirdi. Sonra, bürokratik siyaset üzerinden yaptıkları entrikalarla da başarısız oldular. Bu vesileyle 15-16 Temmuz gecesi bizlere liderlik yapan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a da bir kez daha saygılarımı sunuyorum."
Bahçekapılı, 15 Temmuz ve sonrasında halkın siyasal sistem üstündeki gücünün arttığının bir gerçek olduğunu vurguladı.
Demokratik devlet aklının gelişmesine imkan tanındığını, devletin milli ve yerli karakterinin güçlendiğini vurgulayan Bahçekapılı, şöyle devam etti:
"Yerli ve milli olmanın kapsayıcı, kuşatıcı ve 21. yüzyılda da tüm küresel emperyal duruşları tehdit eden bir gücü vardır. Yerli ve milli olmak Batı medeniyeti karşıtı bir söylem değildir. Türkiye'nin demokratik bütünlüğü tek seçeneğimiz ve kurtuluşumuzdur. Ülke bütünlüğünü korumak, terörle ve FETÖ ile mücadele etmek ve devleti demokratik yoldan güçlendirmek kırmızı çizgilerimizdir. Bu aziz milletimizin yüz yıllarca süren adalet ve hakkaniyet mücadelesi bundan sonra da yüz yılımızı belirleyen dinamik olacaktır. Dünyayı ve bölgemizi sahte özgürlük söylemleriyle yeni bir kaos ve düşmanlık sürecine götürmek isteyenler elbet ve elbet milletin çelik iradesinde eriyip gidecektir. Evet, dünya 5'ten büyüktür. Meclisimizin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm başkanlarımızı saygıyla anıyorum. Meclisimizde görev yapan devlet ve siyaset adamlarını saygıyla selamlıyorum."
Bahçekapılı, ayrıca Hicri yılın ülkeye, devlete ve millete huzur ve bereket getirmesini diledi.
Meclis'te çalıştığı sırada yaşamını yitiren AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel için mensubu bulunduğu partinin sırasına Yüksel'in fotoğrafı ve bir buket çiçek konuldu.
Bahçekapılı Başkanlık Divanı olarak Abdulkadir Yüksel'in vefatından duyduğu üzüntüyü ifade etti. Ayrıca AK Parti Grup Başkanvekilleri Bülent Turan, Mustafa Elitaş, CHP Grup Başkanvekilleri Levent Gök ve Özgür Özel, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ile milletvekilleri yerlerinden söz alarak Yüksel'in vefatından duydukları üzüntüyü dile getirdiler.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile AK Parti Iğdır Milletvekili Nurettin Aras, Hz. Hüseyin'in şehadeti ve Muharrem ayı ile ilgili gündem dışı söz aldılar.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yeni yasama yılında da Türk milletinin beklentilerini karşılamak için gece gündüz çalışma azminde olduklarını söyledi. TBMM çatısı altında milletin birliği, devletin dirliği, vatanın bütünlüğü için çalışarak sorunlara kalıcı çözüm için çaba sarf edeceklerdini ifade eden Akçay, "Gazi Mustafa Kemal'in de belirttiği gibi 'hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir." diye konuştu.
TBMM'nin oyanalanacak vaktinin bulunmadığını ifade eden Akçay, Gazi Meclisin, demokrasi düşmanlarına, Türkiye'ye kefen biçme hevesinde olanlara en güçlü mesajı birlik ve beraberlik içinde vereceğini sözlerine ekledi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, yeni yasama yılının hayırlara vesile olmasını diledi. Fransa ve ABD'deki saldırıları kınadıklırını ifade eden Yıldırım, bu arada TBMM'nin eksik sayıyla toplandığını, bunun da Meclis için bir utanç olduğunu söyledi. Yıldırım, Katalonya'daki referanduma ilişkin gelişmeleri hatırlatarak, "Katalonya halkını saygıyla selamladığını" ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, içte ve dışta yaşanan sorunların gölgesinde yeni yasama yılına başladıklarını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP Grubu'nun, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'nin (SEGBİS) yol açtığı sorunların araştırılmasına ilişkin önergenin bugün gündeme alınmasına yönelik önerisi kabul edilmedi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan önerinin gerekçesini açıklamak üzere yaptığı konuşmada, partisinin Siirt Milletvekili Besime Konca'nın milletvekilliğinin düşürülmesini eleştirdi.
SEGBİS ile tutuklulara, duruşma salonuna gelmeden görüntülü savunma yapmalarının dayatıldığını ileri süren Beştaş, bunun yüz yüze savunmayı ortadan kaldırarak hak ihlaline yol açtığını söyledi.
Partisinin tutuklu Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın mahkemeye gelmek istemesine rağmen SEGBİS ile savunma yapmaya zorlandığını ileri süren Beştaş, "Demirtaş'ı bu yöntemlerle susturamazsınız." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de yeni İçtüzük gereği öneriler hakkındaki konuşma sürelerinin öneri sahibi grup adına 5 dakika, diğer gruplar adına ise 3 dakika ile sınırlandığını hatırlattı.
Mecliste konuşma sürelerinin kısaltılmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Gök, "Meclis konuşmak, söz söylemek için vardır. SEGBİS gibi önemli bir konuda biz üç dakikada görüş ifade edeceğiz. Türkiye'yi bu kadar ucuz mu görüyorsunuz? Türkiye bu kadar ucuz mu yönetilecek? Şu anda yaşadığımız bu durum, Meclisimiz açısından bir utançtır." diye konuştu.
Gök, iktidara, konuşma sürelerinin kısıtlanmadığı yeni ve demokratik bir İçtüzük yapılması konusunda da çağrıda bulundu. SEGBİS'i eleştiren Gök, yüz yüze savunmanın, kararların sağlıklı verilmesi ve adil yargılamadaki önemine de işaret etti.
AK Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun ise SEGBİS'in kullanılma amacı ve yöntemi hakkında bilgi verdi. Ercoşkun, SEGBİS'in yararlı ve etkin şekilde uygulandığını belirterek, HDP grup önerisinin aleyhinde olduklarını söyledi.
Görüşmelerinin tamamlanmasının ardından HDP Grup önerisi, oylanarak reddedildi.
Daha sonra Danışma Kurulunun, Genel Kurulun bugün sözlü soruların görüşülmesinin ardından Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu raporunu ele alınması, çalışmaların raporun görüşmelerinin tamamlanmasına kadar sürdürülmesi, yarın ise Genel Kurulda sözlü soruların görüşülmemesi önerisi kabul edildi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, Toplumsal Barış ve Demokrasinin Tesisi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin İçtüzüğün 37. maddesi uyarınca doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi de reddedildi.
Önergenin görüşmelerinde konuşan Sezgin Tanrıkulu'nun, belediyelere atanan kayyumların uygulamalarını eleştirmesi ve AK Parti sıralarına dönerek, "Vicdanınızı kaybettiniz." ifadesini kullanması, gerginliğe yol açtı.
Tanrıkulu ile bazı AK Parti milletvekilleri arasındaki sözlü tartışmanın sürmesi üzerine Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı birleşime ara verdi.
Bahçekapılı, birleşime ara vermeden önce, Genel Kurulun, 26. Dönem 3. Yasama yılının ilk çalışma gününde olduğunu hatırlatarak, milletvekillerinden daha özenli olmalarını istedi.
Öte yandan, HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın, Anayasa'ya uygun yemin etmeyerek milletvekilliği görevine başlamaması ve aralıksız iki ayı aşan devamsızlığı nedeniyle, İçtüzüğün 154. maddesi hükmü uyarınca 17 Kasım 2015 - 30 Nisan 2017 dönemine ilişkin ödenek ve yolluğunun verilmemesiyle ilgili Başkanlık Tezkeresi ile bazı milletvekillerinin izin taleplerine ilişkin tezkereler de ayrı ayrı oylanarak kabul edildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, "Bir yerde hep 5 katlı binalar varken biri 15 katlı dikmişse oradaki vatandaşın kendi belediyesine dönüp 'Ne iş arkadaş?' diye sorması lazım. Bizim Bakanlıktan bir tane kanuni olmayan, rant sağlayan yükselti verildiğini kimse gösteremez." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtlayan Özhaseki, 2000 yılından itibaren 3 şeker fabrikasının kamu hisselerinin özelleştirilmesi işleminin gerçekleştirildiğini söyledi.
Amasya Şeker Fabrikasında özelleştirilen kamu hissesinin yüzde 15, Kütühya Şeker Fabrikasında yüzde 56, Adapazarı Şeker Fabrikasında ise özelleştirilen kamu payının 95.37 olduğunu ifade eden Özhaseki, "Özelleştirme sonucu üretim faaliyeti sona eren herhangi bir şeker fabrikası bulunmamaktadır. 1999 depreminde hasar gören ve 7 yıl atıl durumda kalan Adapazarı Şeker Fabrikası ise özelleştirme sonrası faaliyete başlamıştır." diye konuştu.
Özhaseki, HES projelerinde, inşaat sürecinde tahrip olan ve zarar gören doğayla ilgili çevreye uyumlu bir arazi yapısı projesinin tasarlanması ve tahrip edilen yüzeylerin bitkilendirilmesi amacıyla HES projelerinin ÇED süreci içerisinde eş zamanlı bir peyzaj çalışması yapılmasının istendiğini belirtti.
Peyzaj onarım çalışmalarının inşaat süreci öncesi, sırası ve sonrası olmak üzere 3 aşamada değerlendirildiğini anlatan Özhaseki, "Söz konusu raporlar, HES projeleri değerlendirme komisyonlarında görev alan Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından onaylanmaktadır. ÇED bir izin hükmü taşımadığından HES projeleri hakkında verilen ÇED kararları da inşaat izni yerine geçmemektedir." dedi.
Özhaseki, HES projelerinin inşaat ve işletme aşamalarında ortaya çıkabilecek etkinin değerlendirildiğini anlatarak, gerek proje tanıtım dosyalarında gerekse ÇED raporlarında projeden kaynaklı olumsuzlukların önlenmesi, alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi ve muhtemel zararların karşılanması amacıyla gerekli çalışmaların yaptırılarak taahhütlerin alındığını dile getirdi.
Bununla birlikte hem bakanlığın taşra teşkilatının hem de merkezdeki izleme ve kontrol merkezlerinin "ÇED olumlu" ve "ÇED gerekli değildir" kararları verilen projelerle ilgili olarak gerekli izleme çalışmalarını yaptığını da vurgulayan Özhaseki, "Bu kontrol faaliyetleri sonucunda gerekli taahhütlere uymadığı tespit edilen firmalara mevzuat uyarınca belirlenen cezai müeyyideler ve idari yaptırımlar uygulanmaktadır." diye konuştu.
Bakan Özhaseki 2001 yılından itibaren Tuzgölü Özel Çevre Koruma Bölgesinde 9 akarsu, 3 göl olmak üzere 12 ayrı noktada ayrı periyotlarda fiziksel, kimyasal ve biyolojik izleme çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.
Bölgedeki arıtma tesislerinin aktif halde bulunduğunu kaydeden Özhaseki, "Tuzgölü Su Kaynakları İzleme Projesi, Tuzgölü Yönetim Planı, Tuzgölü Biyolojik Çeşitliliğin Tespiti ve projeler yaptırılmıştır. Tuzgölünde yürüyen flamingo kolonilerine saygı, izlenmesi projesi de 2016 yılında başlatılmıştır. Ortalama 60 santimetre civarında tuzlu sudan oluşan ve tuz tabakasından oluşan Tuzgölünde dip çamuru varlığıyla ilgili herhangi bir tespit bulunmamaktadır." diye konuştu.
Özhaseki, 81 ilin tamamında kentsel dönüşüm uygulamaları yapıldığını belirterek, 52 ilde 216 riskli alan, 25 ilde 76 rezerv yapı alanı, 28 ilde 116 kentsel dönüşüm gelişim proje alanı, 5 ilde 9 yenileme alanı ilan edildiğini kaydetti.
Özhaseki, "Toplamda, değişik adlarla da olsa dönüşüm alanlarının sayısı 417'dir." dedi.
Muhalefet milletvekillerinin bazı yerleşim bölgelerinde hala asbestli borulardan su dağıtımı yapıldığına ilişkin eleştirilerine yanıt veren Özhaseki, eğer var ise bu boruların kullanımını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, değiştirmek isteyen il, ilçe tüm belediyelere yardım etmeye hazır olduklarını belirtti.
Özhaseki, "Bütün belediye başkanı arkadaşlarımızın aynı duyarlılıkla başka türlü işlerini bırakarak, hakikaten asbestli borusu varsa insan olarak, sorumluluk taşıyan bir adam olarak önce koşup buraya gelmesi lazım. Hala bir belediye başkanının asbestli borusu varsa ve insanlara su veriyorsa o belediye başkanını Allah ıslah etsin. Kimin sıkıntısı varsa gelsinler ben yardımcı olacağım." değerlendirmesinde bulundu.
Şehir planlaması açısından yetki ve sorumluluk sahibi herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğinin altını çizen Özhaseki, "Bir yerde hep 5 katlı binalar varken biri 15 katlı dikmişse oradaki vatandaşın kendi belediyesine dönüp 'Ne iş arkadaş?' diye sorması lazım. Bizim Bakanlıktan bir tane usule aykırı olan, kanuni olmayan, rant sağlayan yükselti verildiğini kimse gösteremez." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin deprem ülkesi olması nedeniyle dönüşümün esas olduğunu, bunu gerçekleştirmek için çok çalıştıklarını dile getiren Özhaseki, yerinde dönüşümü esas aldıklarını, dönüşüme dahil olan tüm vatandaşların ev sahibi olmasına uğraştıklarını ancak dönüşüme esas alınan kriterleri de adaletli bir şekilde belirlemeye özen gösterdiklerini bildirdi.
Trabzon Uzungöl'deki yapılaşmaya ilişkin eleştirilere ise "Uzungöl'den ben de şikayetçiyim." karşılığını veren Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayder Yaylası'na bir çalışma başlattık. Ayder'deki bu çalışmada, aradaki konutlar nerede olacak, otoparklar nerede olacak, yolların yeni konumu, kaçak yapıların durumu, bunların yıkılıp yeniden yapılabilmesiyle ilgili, koruma amaçlı bir imar planı çıkarıyoruz. Çıktığı zaman bire bir uygulayacağımız bu projeler bütün yaylalarda üç aşağı beş yukarı aynı eksen üzerinde devam edecek. Başka türlü temizleyemeyiz."
Uzungöl gibi yerleşim alanlarının bina stoğundaki çirkinlikleri son üç, beş yıla mal etmenin doğru olmadığını vurgulayan Özhaseki, bu yapılaşmanın bir nedeninin de kültürel sebepler olduğunu ancak el birliği ile sorunun çözülebileceğini kaydetti.
Özhaseki, soruların sürmesi üzerine konuyu ayrıntılı ve karşılıklı olarak ele almak için milletvekillerini Bakanlığa davet etti.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, aileyi güçlendirmenin, bu kurumu tehdit eden unsurları ortadan kaldırmanın, hukuki bir mesele olduğu kadar bir zihniyet meselesi olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu raporu üzerindeki görüşmelerde konuşan Kaya, aile bütünlüğünün korunmasına yönelik harcanan her türlü çabanın Türkiye'nin sağlam ve aydınlık geleceğini teminat altına almak adına atılmış önemli bir adım olduğunu belirtti.
Güçlü Türkiye'nin yolunun güçlü ailelerden geçtiğine inandıklarını ifade eden Kaya, bunun için her türlü tedbiri almaya gayret gösterdiklerini dile getirdi.
Aile kurumunun güçlendirilmesi ve aileye yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması için alınması gereken yasal tedbirlerin var olduğunu ve bu tedbirleri eksiksiz yerine getirmeye gayret gösterdiklerini vurgulayan Kaya, "Aileyi güçlendirmek, bu kurumu tehdit eden unsurları ortadan kaldırmak, hukuki bir mesele olduğu kadar aynı zamanda bir zihniyet measelesidir. Dünyanın en mükemmel kanunlarını çıkarabilirsiniz ancak gerekli zihniyet dönüşümünü sağlayamadığınız takdirde bu yasalar kağıt üzerinde kalmaktan öteye gitmez." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kadına şiddet insanlığa ihanettir." sözünü anımsatan Kaya, aile bütünlüğünün önündeki en önemli engellerden biri olan kadına şiddetle mücadelede herkesin desteğini beklediklerini ifade etti.
Kadına şiddeti insanlığa karşı bir suç olarak gördüklerinin altını çizen Kaya, şunları kaydetti:
"Konunun ideolojik ayrıştırmalara, yaşam tarzı tartışmalarına ve gündelik siyasi kaygılara alet edilmeden ele alınması, meselenin çözümü noktasında elzem gördüğümüz hususlardır. Aile kurumunun güçlendirilmesini ülkemiz için bir gelecek meselesi olarak görüyoruz. Birey ve toplum için üstlendiği fonksiyonlar bakımından aile, yeri doldurulamayacak bir kurum. Dünyada yaşanan hızlı değişim ve bu değişimin sonuçları aile kurumu üzerinde daha da hassas olmamız gerektiğini göstermektedir."
Kaya, hükümet olarak 15 yıl önce çıktıkları yolda temel ilkelerinin "insanı yaşat ki devlet yaşasın" olduğuna işaret ederek, bu temel felsefenin hükümetin ve bakanlığın çalışmalarında temel teşkil ettiğini dile getirdi.
Fatma Betül Sayan Kaya, 34 farklı yardım çalışması ile ailelerin desteklendiğine değinerek, bu kapsamda ihtiyaç sahibi ailelerin, gıda, eğitim, yakacak gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığını, ayrıca eşi vefat etmiş kadınlar ile asker ailelerine düzenli yardımların devam ettiğini söyledi.
Dinamik nüfus yapısının korunması yolunda doğum yardımı programını hayata geçirdiklerini anımsatan Kaya, ailelere 300 ila 600 lira yardımda bulunduklarını kaydetti.
Aile bütünlüğünün korunmasında kadının güçlendirilmesinin son derece önemli olduğuna vurgu yapan Kaya, şöyle devam etti:
"Ekonomik destek mekanizmalarında hak sahibi doğrudan kadınlar olarak belirlendi. Bunun sonucu olarak düzenli yardım sağlananların yüzde 76'sını kadınlar oluşturmaktadır. Kadın ve yoksulluk asla yan yana gelmesini istemediğimiz iki kavram. Bu nedenle kadın istihdamını ve kadın girişimcileri sürekli destekliyoruz. Ülkemizde kadın istihdamının artması, çalışma hayatında kadınların kalmaya devam etmesine ve ayrıca kadının aile ve iş hayatını uyumlu yönetebilmesine önem veriyoruz."
Kaya, şiddet mağdurlarına yönelik etkin müdahale ve koruma sağlanması hususunun son derece önemli olduğunu dile getirerek, şiddetle mücadele konusunda 24 saat esasıyla hizmet veren birimlerden birisinin de şiddet önleme ve izleme merkezleri olduğunu belirtti. Kaya, bu merkezlerin şu an 68 ilde hizmet verdiğini kaydetti.
Kadın-erkek fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddetle mücadele konularında eğitim, seminer ve konferansların devam ettiğini anlatan Kaya, bu eğitimleri ağırlıkla erkeklere verdiklerini ifade etti.
Kaya, "Ülkemizdeki istatistiki veriler incelendiğinde erken yaşta evliliklerin yıllar itibarıyla azaldığı görülmektedir. Erken yaşta evliliklerin oranı 2002 yılında yüzde 7,3 iken bu oran 2016 yılında yüzde 4,6'ya geriledi. Biz bunu asla yeterli bulmuyor, erken yaşta evlilikleri sıfırlamak üzere kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu alandaki asıl mücadelenin kız çocuklarının öğrenim hayatına devam etmesi ve takibi yoluyla gerçekleşeceğini düşünüyoruz." dedi.
Bakan Kaya, güçlü aile, güçlü kadın ve güçlü toplum için çalışmaların aralıksız devam edeceğini söyledi.
Kaya, "2023 vizyonumuz doğrultusunda, mutlu birey ve güçlü ailelerden oluşan müreffeh bir toplum doğrultusunda çalışmaya, önleyici, koruyucu ve güçlendirici sosyal politikalar geliştirmeye önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. Aileyi merkez alarak, aile değerlerinin korunmasını gözeterek çocuk, genç, kadın, yaşlı, engelli tüm vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." diye konuştu.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz ve Atatürk'ün lideri olduğu cumhuriyetimizle girdiğimiz kurtuluş ve kuruluşun emanetini taşımak zorundayız" dedi.
Bahçekapılı, Genel Kurulu ziyaret eden Ürdün Temsilciler Başkanı Atıf et-Taravine ve beraberindeki heyeti selamladı.
Yasama yılının ilk çalışma haftasına başlandığını belirten Bahçekapılı, bu süreçte Türkiye'yi önceleyen yaklaşım ve davranışlarla siyasette, Gazi Meclise yakışan adımlar atılacağından kuşku duymadığını söyledi.
İçinde bulunulan coğrafyada bin yıllık siyasi tarihe ve devlet geleneğine sahip olunduğunu anlatan Bahçekapılı, şunları kaydetti:
"Asırları aşıp gelen güçlü inanç değerlerimiz var. Bu birikimin gücüyle her zaman var olmayı başardık. Büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz ve Atatürk'ün lideri olduğu cumhuriyetimizle girdiğimiz kurtuluş ve kuruluşun emanetini taşımak zorundayız. Bu yüzyılın başından itibaren ülkemizi kontrol etmeye çalışan istismarcı güçler ve onlarla iş birliği yapanlar ayaklarının altındaki zeminin kaydığını hissetmeye başladılar. Buna karşı direndiler, önlem almaya çalıştılar, terör üzerinden oynadıkları oyunda kaybettiler. Demokratik siyaset teröre dayanan siyaseti etkisizleştirdi. Sonra, bürokratik siyaset üzerinden yaptıkları entrikalarla da başarısız oldular. Bu vesileyle 15-16 Temmuz gecesi bizlere liderlik yapan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a da bir kez daha saygılarımı sunuyorum."
Bahçekapılı, 15 Temmuz ve sonrasında halkın siyasal sistem üstündeki gücünün arttığının bir gerçek olduğunu vurguladı.
Demokratik devlet aklının gelişmesine imkan tanındığını, devletin milli ve yerli karakterinin güçlendiğini vurgulayan Bahçekapılı, şöyle devam etti:
"Yerli ve milli olmanın kapsayıcı, kuşatıcı ve 21. yüzyılda da tüm küresel emperyal duruşları tehdit eden bir gücü vardır. Yerli ve milli olmak Batı medeniyeti karşıtı bir söylem değildir. Türkiye'nin demokratik bütünlüğü tek seçeneğimiz ve kurtuluşumuzdur. Ülke bütünlüğünü korumak, terörle ve FETÖ ile mücadele etmek ve devleti demokratik yoldan güçlendirmek kırmızı çizgilerimizdir. Bu aziz milletimizin yüz yıllarca süren adalet ve hakkaniyet mücadelesi bundan sonra da yüz yılımızı belirleyen dinamik olacaktır. Dünyayı ve bölgemizi sahte özgürlük söylemleriyle yeni bir kaos ve düşmanlık sürecine götürmek isteyenler elbet ve elbet milletin çelik iradesinde eriyip gidecektir. Evet, dünya 5'ten büyüktür. Meclisimizin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm başkanlarımızı saygıyla anıyorum. Meclisimizde görev yapan devlet ve siyaset adamlarını saygıyla selamlıyorum."
Bahçekapılı, ayrıca Hicri yılın ülkeye, devlete ve millete huzur ve bereket getirmesini diledi.
Meclis'te çalıştığı sırada yaşamını yitiren AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel için mensubu bulunduğu partinin sırasına Yüksel'in fotoğrafı ve bir buket çiçek konuldu.
Bahçekapılı Başkanlık Divanı olarak Abdulkadir Yüksel'in vefatından duyduğu üzüntüyü ifade etti. Ayrıca AK Parti Grup Başkanvekilleri Bülent Turan, Mustafa Elitaş, CHP Grup Başkanvekilleri Levent Gök ve Özgür Özel, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ile milletvekilleri yerlerinden söz alarak Yüksel'in vefatından duydukları üzüntüyü dile getirdiler.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile AK Parti Iğdır Milletvekili Nurettin Aras, Hz. Hüseyin'in şehadeti ve Muharrem ayı ile ilgili gündem dışı söz aldılar.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yeni yasama yılında da Türk milletinin beklentilerini karşılamak için gece gündüz çalışma azminde olduklarını söyledi. TBMM çatısı altında milletin birliği, devletin dirliği, vatanın bütünlüğü için çalışarak sorunlara kalıcı çözüm için çaba sarf edeceklerdini ifade eden Akçay, "Gazi Mustafa Kemal'in de belirttiği gibi 'hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir." diye konuştu.
TBMM'nin oyanalanacak vaktinin bulunmadığını ifade eden Akçay, Gazi Meclisin, demokrasi düşmanlarına, Türkiye'ye kefen biçme hevesinde olanlara en güçlü mesajı birlik ve beraberlik içinde vereceğini sözlerine ekledi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, yeni yasama yılının hayırlara vesile olmasını diledi. Fransa ve ABD'deki saldırıları kınadıklırını ifade eden Yıldırım, bu arada TBMM'nin eksik sayıyla toplandığını, bunun da Meclis için bir utanç olduğunu söyledi. Yıldırım, Katalonya'daki referanduma ilişkin gelişmeleri hatırlatarak, "Katalonya halkını saygıyla selamladığını" ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, içte ve dışta yaşanan sorunların gölgesinde yeni yasama yılına başladıklarını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, HDP Grubu'nun, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'nin (SEGBİS) yol açtığı sorunların araştırılmasına ilişkin önergenin bugün gündeme alınmasına yönelik önerisi kabul edilmedi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Danışma Kurulu toplanamadığından Genel Kurulun onayına sunulan önerinin gerekçesini açıklamak üzere yaptığı konuşmada, partisinin Siirt Milletvekili Besime Konca'nın milletvekilliğinin düşürülmesini eleştirdi.
SEGBİS ile tutuklulara, duruşma salonuna gelmeden görüntülü savunma yapmalarının dayatıldığını ileri süren Beştaş, bunun yüz yüze savunmayı ortadan kaldırarak hak ihlaline yol açtığını söyledi.
Partisinin tutuklu Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın mahkemeye gelmek istemesine rağmen SEGBİS ile savunma yapmaya zorlandığını ileri süren Beştaş, "Demirtaş'ı bu yöntemlerle susturamazsınız." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de yeni İçtüzük gereği öneriler hakkındaki konuşma sürelerinin öneri sahibi grup adına 5 dakika, diğer gruplar adına ise 3 dakika ile sınırlandığını hatırlattı.
Mecliste konuşma sürelerinin kısaltılmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Gök, "Meclis konuşmak, söz söylemek için vardır. SEGBİS gibi önemli bir konuda biz üç dakikada görüş ifade edeceğiz. Türkiye'yi bu kadar ucuz mu görüyorsunuz? Türkiye bu kadar ucuz mu yönetilecek? Şu anda yaşadığımız bu durum, Meclisimiz açısından bir utançtır." diye konuştu.
Gök, iktidara, konuşma sürelerinin kısıtlanmadığı yeni ve demokratik bir İçtüzük yapılması konusunda da çağrıda bulundu. SEGBİS'i eleştiren Gök, yüz yüze savunmanın, kararların sağlıklı verilmesi ve adil yargılamadaki önemine de işaret etti.
AK Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun ise SEGBİS'in kullanılma amacı ve yöntemi hakkında bilgi verdi. Ercoşkun, SEGBİS'in yararlı ve etkin şekilde uygulandığını belirterek, HDP grup önerisinin aleyhinde olduklarını söyledi.
Görüşmelerinin tamamlanmasının ardından HDP Grup önerisi, oylanarak reddedildi.
Daha sonra Danışma Kurulunun, Genel Kurulun bugün sözlü soruların görüşülmesinin ardından Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu raporunu ele alınması, çalışmaların raporun görüşmelerinin tamamlanmasına kadar sürdürülmesi, yarın ise Genel Kurulda sözlü soruların görüşülmemesi önerisi kabul edildi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, Toplumsal Barış ve Demokrasinin Tesisi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin İçtüzüğün 37. maddesi uyarınca doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi de reddedildi.
Önergenin görüşmelerinde konuşan Sezgin Tanrıkulu'nun, belediyelere atanan kayyumların uygulamalarını eleştirmesi ve AK Parti sıralarına dönerek, "Vicdanınızı kaybettiniz." ifadesini kullanması, gerginliğe yol açtı.
Tanrıkulu ile bazı AK Parti milletvekilleri arasındaki sözlü tartışmanın sürmesi üzerine Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı birleşime ara verdi.
Bahçekapılı, birleşime ara vermeden önce, Genel Kurulun, 26. Dönem 3. Yasama yılının ilk çalışma gününde olduğunu hatırlatarak, milletvekillerinden daha özenli olmalarını istedi.
Öte yandan, HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana'nın, Anayasa'ya uygun yemin etmeyerek milletvekilliği görevine başlamaması ve aralıksız iki ayı aşan devamsızlığı nedeniyle, İçtüzüğün 154. maddesi hükmü uyarınca 17 Kasım 2015 - 30 Nisan 2017 dönemine ilişkin ödenek ve yolluğunun verilmemesiyle ilgili Başkanlık Tezkeresi ile bazı milletvekillerinin izin taleplerine ilişkin tezkereler de ayrı ayrı oylanarak kabul edildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, "Bir yerde hep 5 katlı binalar varken biri 15 katlı dikmişse oradaki vatandaşın kendi belediyesine dönüp 'Ne iş arkadaş?' diye sorması lazım. Bizim Bakanlıktan bir tane kanuni olmayan, rant sağlayan yükselti verildiğini kimse gösteremez." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtlayan Özhaseki, 2000 yılından itibaren 3 şeker fabrikasının kamu hisselerinin özelleştirilmesi işleminin gerçekleştirildiğini söyledi.
Amasya Şeker Fabrikasında özelleştirilen kamu hissesinin yüzde 15, Kütühya Şeker Fabrikasında yüzde 56, Adapazarı Şeker Fabrikasında ise özelleştirilen kamu payının 95.37 olduğunu ifade eden Özhaseki, "Özelleştirme sonucu üretim faaliyeti sona eren herhangi bir şeker fabrikası bulunmamaktadır. 1999 depreminde hasar gören ve 7 yıl atıl durumda kalan Adapazarı Şeker Fabrikası ise özelleştirme sonrası faaliyete başlamıştır." diye konuştu.
Özhaseki, HES projelerinde, inşaat sürecinde tahrip olan ve zarar gören doğayla ilgili çevreye uyumlu bir arazi yapısı projesinin tasarlanması ve tahrip edilen yüzeylerin bitkilendirilmesi amacıyla HES projelerinin ÇED süreci içerisinde eş zamanlı bir peyzaj çalışması yapılmasının istendiğini belirtti.
Peyzaj onarım çalışmalarının inşaat süreci öncesi, sırası ve sonrası olmak üzere 3 aşamada değerlendirildiğini anlatan Özhaseki, "Söz konusu raporlar, HES projeleri değerlendirme komisyonlarında görev alan Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından onaylanmaktadır. ÇED bir izin hükmü taşımadığından HES projeleri hakkında verilen ÇED kararları da inşaat izni yerine geçmemektedir." dedi.
Özhaseki, HES projelerinin inşaat ve işletme aşamalarında ortaya çıkabilecek etkinin değerlendirildiğini anlatarak, gerek proje tanıtım dosyalarında gerekse ÇED raporlarında projeden kaynaklı olumsuzlukların önlenmesi, alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi ve muhtemel zararların karşılanması amacıyla gerekli çalışmaların yaptırılarak taahhütlerin alındığını dile getirdi.
Bununla birlikte hem bakanlığın taşra teşkilatının hem de merkezdeki izleme ve kontrol merkezlerinin "ÇED olumlu" ve "ÇED gerekli değildir" kararları verilen projelerle ilgili olarak gerekli izleme çalışmalarını yaptığını da vurgulayan Özhaseki, "Bu kontrol faaliyetleri sonucunda gerekli taahhütlere uymadığı tespit edilen firmalara mevzuat uyarınca belirlenen cezai müeyyideler ve idari yaptırımlar uygulanmaktadır." diye konuştu.
Bakan Özhaseki 2001 yılından itibaren Tuzgölü Özel Çevre Koruma Bölgesinde 9 akarsu, 3 göl olmak üzere 12 ayrı noktada ayrı periyotlarda fiziksel, kimyasal ve biyolojik izleme çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.
Bölgedeki arıtma tesislerinin aktif halde bulunduğunu kaydeden Özhaseki, "Tuzgölü Su Kaynakları İzleme Projesi, Tuzgölü Yönetim Planı, Tuzgölü Biyolojik Çeşitliliğin Tespiti ve projeler yaptırılmıştır. Tuzgölünde yürüyen flamingo kolonilerine saygı, izlenmesi projesi de 2016 yılında başlatılmıştır. Ortalama 60 santimetre civarında tuzlu sudan oluşan ve tuz tabakasından oluşan Tuzgölünde dip çamuru varlığıyla ilgili herhangi bir tespit bulunmamaktadır." diye konuştu.
Özhaseki, 81 ilin tamamında kentsel dönüşüm uygulamaları yapıldığını belirterek, 52 ilde 216 riskli alan, 25 ilde 76 rezerv yapı alanı, 28 ilde 116 kentsel dönüşüm gelişim proje alanı, 5 ilde 9 yenileme alanı ilan edildiğini kaydetti.
Özhaseki, "Toplamda, değişik adlarla da olsa dönüşüm alanlarının sayısı 417'dir." dedi.
Muhalefet milletvekillerinin bazı yerleşim bölgelerinde hala asbestli borulardan su dağıtımı yapıldığına ilişkin eleştirilerine yanıt veren Özhaseki, eğer var ise bu boruların kullanımını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, değiştirmek isteyen il, ilçe tüm belediyelere yardım etmeye hazır olduklarını belirtti.
Özhaseki, "Bütün belediye başkanı arkadaşlarımızın aynı duyarlılıkla başka türlü işlerini bırakarak, hakikaten asbestli borusu varsa insan olarak, sorumluluk taşıyan bir adam olarak önce koşup buraya gelmesi lazım. Hala bir belediye başkanının asbestli borusu varsa ve insanlara su veriyorsa o belediye başkanını Allah ıslah etsin. Kimin sıkıntısı varsa gelsinler ben yardımcı olacağım." değerlendirmesinde bulundu.
Şehir planlaması açısından yetki ve sorumluluk sahibi herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğinin altını çizen Özhaseki, "Bir yerde hep 5 katlı binalar varken biri 15 katlı dikmişse oradaki vatandaşın kendi belediyesine dönüp 'Ne iş arkadaş?' diye sorması lazım. Bizim Bakanlıktan bir tane usule aykırı olan, kanuni olmayan, rant sağlayan yükselti verildiğini kimse gösteremez." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin deprem ülkesi olması nedeniyle dönüşümün esas olduğunu, bunu gerçekleştirmek için çok çalıştıklarını dile getiren Özhaseki, yerinde dönüşümü esas aldıklarını, dönüşüme dahil olan tüm vatandaşların ev sahibi olmasına uğraştıklarını ancak dönüşüme esas alınan kriterleri de adaletli bir şekilde belirlemeye özen gösterdiklerini bildirdi.
Trabzon Uzungöl'deki yapılaşmaya ilişkin eleştirilere ise "Uzungöl'den ben de şikayetçiyim." karşılığını veren Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayder Yaylası'na bir çalışma başlattık. Ayder'deki bu çalışmada, aradaki konutlar nerede olacak, otoparklar nerede olacak, yolların yeni konumu, kaçak yapıların durumu, bunların yıkılıp yeniden yapılabilmesiyle ilgili, koruma amaçlı bir imar planı çıkarıyoruz. Çıktığı zaman bire bir uygulayacağımız bu projeler bütün yaylalarda üç aşağı beş yukarı aynı eksen üzerinde devam edecek. Başka türlü temizleyemeyiz."
Uzungöl gibi yerleşim alanlarının bina stoğundaki çirkinlikleri son üç, beş yıla mal etmenin doğru olmadığını vurgulayan Özhaseki, bu yapılaşmanın bir nedeninin de kültürel sebepler olduğunu ancak el birliği ile sorunun çözülebileceğini kaydetti.
Özhaseki, soruların sürmesi üzerine konuyu ayrıntılı ve karşılıklı olarak ele almak için milletvekillerini Bakanlığa davet etti.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, aileyi güçlendirmenin, bu kurumu tehdit eden unsurları ortadan kaldırmanın, hukuki bir mesele olduğu kadar bir zihniyet meselesi olduğunu söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu raporu üzerindeki görüşmelerde konuşan Kaya, aile bütünlüğünün korunmasına yönelik harcanan her türlü çabanın Türkiye'nin sağlam ve aydınlık geleceğini teminat altına almak adına atılmış önemli bir adım olduğunu belirtti.
Güçlü Türkiye'nin yolunun güçlü ailelerden geçtiğine inandıklarını ifade eden Kaya, bunun için her türlü tedbiri almaya gayret gösterdiklerini dile getirdi.
Aile kurumunun güçlendirilmesi ve aileye yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması için alınması gereken yasal tedbirlerin var olduğunu ve bu tedbirleri eksiksiz yerine getirmeye gayret gösterdiklerini vurgulayan Kaya, "Aileyi güçlendirmek, bu kurumu tehdit eden unsurları ortadan kaldırmak, hukuki bir mesele olduğu kadar aynı zamanda bir zihniyet measelesidir. Dünyanın en mükemmel kanunlarını çıkarabilirsiniz ancak gerekli zihniyet dönüşümünü sağlayamadığınız takdirde bu yasalar kağıt üzerinde kalmaktan öteye gitmez." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kadına şiddet insanlığa ihanettir." sözünü anımsatan Kaya, aile bütünlüğünün önündeki en önemli engellerden biri olan kadına şiddetle mücadelede herkesin desteğini beklediklerini ifade etti.
Kadına şiddeti insanlığa karşı bir suç olarak gördüklerinin altını çizen Kaya, şunları kaydetti:
"Konunun ideolojik ayrıştırmalara, yaşam tarzı tartışmalarına ve gündelik siyasi kaygılara alet edilmeden ele alınması, meselenin çözümü noktasında elzem gördüğümüz hususlardır. Aile kurumunun güçlendirilmesini ülkemiz için bir gelecek meselesi olarak görüyoruz. Birey ve toplum için üstlendiği fonksiyonlar bakımından aile, yeri doldurulamayacak bir kurum. Dünyada yaşanan hızlı değişim ve bu değişimin sonuçları aile kurumu üzerinde daha da hassas olmamız gerektiğini göstermektedir."
Kaya, hükümet olarak 15 yıl önce çıktıkları yolda temel ilkelerinin "insanı yaşat ki devlet yaşasın" olduğuna işaret ederek, bu temel felsefenin hükümetin ve bakanlığın çalışmalarında temel teşkil ettiğini dile getirdi.
Fatma Betül Sayan Kaya, 34 farklı yardım çalışması ile ailelerin desteklendiğine değinerek, bu kapsamda ihtiyaç sahibi ailelerin, gıda, eğitim, yakacak gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığını, ayrıca eşi vefat etmiş kadınlar ile asker ailelerine düzenli yardımların devam ettiğini söyledi.
Dinamik nüfus yapısının korunması yolunda doğum yardımı programını hayata geçirdiklerini anımsatan Kaya, ailelere 300 ila 600 lira yardımda bulunduklarını kaydetti.
Aile bütünlüğünün korunmasında kadının güçlendirilmesinin son derece önemli olduğuna vurgu yapan Kaya, şöyle devam etti:
"Ekonomik destek mekanizmalarında hak sahibi doğrudan kadınlar olarak belirlendi. Bunun sonucu olarak düzenli yardım sağlananların yüzde 76'sını kadınlar oluşturmaktadır. Kadın ve yoksulluk asla yan yana gelmesini istemediğimiz iki kavram. Bu nedenle kadın istihdamını ve kadın girişimcileri sürekli destekliyoruz. Ülkemizde kadın istihdamının artması, çalışma hayatında kadınların kalmaya devam etmesine ve ayrıca kadının aile ve iş hayatını uyumlu yönetebilmesine önem veriyoruz."
Kaya, şiddet mağdurlarına yönelik etkin müdahale ve koruma sağlanması hususunun son derece önemli olduğunu dile getirerek, şiddetle mücadele konusunda 24 saat esasıyla hizmet veren birimlerden birisinin de şiddet önleme ve izleme merkezleri olduğunu belirtti. Kaya, bu merkezlerin şu an 68 ilde hizmet verdiğini kaydetti.
Kadın-erkek fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve kadına yönelik şiddetle mücadele konularında eğitim, seminer ve konferansların devam ettiğini anlatan Kaya, bu eğitimleri ağırlıkla erkeklere verdiklerini ifade etti.
Kaya, "Ülkemizdeki istatistiki veriler incelendiğinde erken yaşta evliliklerin yıllar itibarıyla azaldığı görülmektedir. Erken yaşta evliliklerin oranı 2002 yılında yüzde 7,3 iken bu oran 2016 yılında yüzde 4,6'ya geriledi. Biz bunu asla yeterli bulmuyor, erken yaşta evlilikleri sıfırlamak üzere kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu alandaki asıl mücadelenin kız çocuklarının öğrenim hayatına devam etmesi ve takibi yoluyla gerçekleşeceğini düşünüyoruz." dedi.
Bakan Kaya, güçlü aile, güçlü kadın ve güçlü toplum için çalışmaların aralıksız devam edeceğini söyledi.
Kaya, "2023 vizyonumuz doğrultusunda, mutlu birey ve güçlü ailelerden oluşan müreffeh bir toplum doğrultusunda çalışmaya, önleyici, koruyucu ve güçlendirici sosyal politikalar geliştirmeye önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. Aileyi merkez alarak, aile değerlerinin korunmasını gözeterek çocuk, genç, kadın, yaşlı, engelli tüm vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." diye konuştu.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
