2016-11-01 - 16:49
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, HDP'nin, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz hakkında verdiği gensoru önergelerinin gündeme alınması kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, kadınların sorunlarına ilişkin konuşma yaptı.

Hükümetin cinsiyetçi politikalar ve yaklaşımlar içinde bulunduğunu, bunun da kadınların sorunlarını artırdığını iddia eden Kerestecioğlu, erkek egemen zihniyete karşı mücadelelerinin süreceğini söyledi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de seçim bölgesinin sorunlarına değindi. Kentte yatırım alanında ve işsizlik konusunda sıkıntılar yaşandığını ifade eden Gürer, iktidarın Niğdelilere verdiği sözleri yerine getirmediğini ileri sürdü.

Konuşmasında, Yenigün Haber ve Yayıncılık Grubu'na yönelik soruşturmaya da değinen Gürer, "FETÖ ile mücadele ediyorum" diyerek, hukuk dışı, anlaşılmaz soruşturmalar yürütüldüğünü öne sürerek, kabul edilemez olduğunu belirtti.

AK Parti Antalya Milletvekili Gökçen Özdoğan Enç ise Bağımlılıkla Mücadele Sorunları ve Çözüm Yolları konulu gündem dışı konuşmasında, iktidarın bu alandaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Enç, bu alanda ilgili kurum ve kuruluşların iş birliğinin önemine dikkati çekerek, Türkiye'de 77 bağımlıkla mücadele merkezi bulunduğunu, çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini anlattı.

Öte yandan bazı muhalefet milletvekilleri, Genel Kurula yanlarında Cumhuriyet gazetesi ile geldiler.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'a, uğradığı saldırı nedeniyle geçmiş olsun dileğinde bulunarak, saldırıyı kınadı.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de Tezcan'a yönelik saldırının sıradan bir olay olmadığını, bu saldırının arkasındaki güçlerin tamamen ortaya çıkarılmasını beklediklerini söyledi. İktidarın bireysel silahlanmayı teşvik ettiğini de ileri süren Gök, bunun, telafisi mümkün olmayan sorunlara neden olacağını söyledi.

Türkiye'nin OHAL uygulamaları ile kontrolden çıkarıldığını ifade eden Gök, Yenigün Haber ve Yayıncılık Grubu'na yönelik soruşturmayı da kabul edilemez bulduğunu söyledi. Gök, "FETÖ ile mücadele edenler içeride, FETÖ mensupları hala iş başında. Böyle bir tabloyu kabul etmiyoruz. Cumhuriyet gazetesine yapılan saldırının bir an önce bitmesini ve gazetecilerin serbest bırakılmasını talep ediyoruz." diye konuştu.

Gök, 1 Kasım'ın saltanatın kaldırılışının yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "1 Kasım 1922'de kaldırılan saltanatın yerine şu anda yeni bir saltanat kurulsun, yeni başkanlar türesin diye bir anlayışın yürüdüğü ortamda herkes bilmelidir ki saltanatlar kaldırılmıştır, yeni saltanatların oluşturulmasına CHP olarak geçit vermeyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve DBP'li Meclis Üyesi Fırat Anlı ile eski milletvekili Ayla Akat Ata'nın tutuklanmasını eleştirdi.

Baluken Yenigün Haber ve Yayıncılık Grubu'na yönelik soruşturma ile bazı basın yayın kuruluşlarının kapatılmasını da eleştirerek, bu kurumlarla dayanışma içinde olacaklarını söyledi.

İdris Baluken, CHP'li Tezcan'a yönelik saldırıyı kınayarak, Meclis Başkanı'nın parlamentonun bir üyesine yönelik silahlı saldırıya karşı herhangi bir açıklama yapmamasının kabul edilemez olduğunu savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Tezcan'a yapılan saldırıyı kınayarak bu saldırının tüm Türk siyasetine yönelik olduğunu söyledi. AK Parti Mardin Kızıltepe İlçe Teşkilatına PKK terör örgütü tarafından yapılan saldırıyı da kınayan Elitaş, AK Parti olarak tüm terör örgütleriyle sonuna kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

Konuşmasında Yenigün Haber ve Yayıncılık Grubu'na yönelik soruşturmayla ilgili Başbakan Binali Yıldırım'ın bugün partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamayı hatırlatan Elitaş, "Yargı bu konuya el atmıştır. Yargı en kısa zamanda neticelendirecektir. Bu çerçevede yapılan araştırmalarda eğer terör örgütünü övmek, yardım etmek, onlara destek söz konusuysa bu da muhakkak ki yargıda devam edecektir. Bu süreçte yargının yaptığı faaliyetleri sabırla, metanetle beklemek gerekir. Çünkü sonuç en yakın zamanda yargı tarafından neticelendirilecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Meclis Başkanvekili Bahçekapılı da Divan olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'a, uğradığı silahlı saldırı nedeniyle geçmiş olsun dileğinde bulunduklarını söyledi.

Bu arada, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal?ın, Muharrem ayının 13. gününün tatil yapılmasını öngören kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, "15 Temmuz darbe girişiminin ardından gerçekleştirilen uygulamalar sebebiyle yaşandığı ileri sürülen hak ihlallerini önleyemediği iddiasıyla" Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında verdiği gensoru önergesinin görüşmelerine başladı.

Önerge sahibi adına söz alan HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, 15 Temmuz darbe girişiminde, darbe gerçekleşseydi neler yapılacaksa aynı şeylerin 15 Temmuz sonrası, Hükümet tarafından yapıldığını ileri sürdü.

Milletvekilillerinin cezaevlerine ziyaret gerçekleştiremediğini savunan Kerestecioğlu, "Cezaevlerini ziyaret edip insanların yaşadığı hak ihlalini tespit etmek zorundayız. Buna Adalet Bakanlığı izin vermek zorundadır. Hatta bu izin protokolünün de ortadan kaldırılması gerekmektedir. Milletvekili halkın temsilcisidir kimseden izin alma mecburiyeti yoktur ancak kendisini seçen halktan izin alabilir." diye konuştu.

HDP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Türkiye'de hukuk devleti ilkelerinin ayaklar altına alındığını ileri sürdü. Beştaş, "Mağdur falan değilsiniz. Kimse size inanmıyor. Siz, 'mağduruz' diye diye 78 milyonun burnundan fitil fitil getirmeye devam ediyorsunuz. AKP'li olmayan herkes bu ülkede tutuklanmak, işkence görmek, cezaevine girmek, işten atılmak, ihraç edilmek tehdidiyle karşı karşıyadır." görüşünü savundu.

Beştaş, idam tartışmasını getirmenin, Fetullah Gülen'in iadesini önlemeye dönük bir hamle olduğunu ileri sürdü.

MHP Grubu adına İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu ise 15 Temmuz gecesi FETÖ'cü hainlerin Türk milletinin üzerine ateş açtığını ve masum vatandaşları şehit ettiğini söyledi. Aksu, "15 Temmuz hain darbe girişimi, Türk milletinin engin feraseti, demokrasiye olan bağlılığı, azim ve kararlılığı sayesinde önlenmiş, demokrasi uçurumdan dönmüştür. Bu hain saldırı, bütün siyaset kurumlarına, Türk milletinin ve devletinin birlik ve bekasına yapılmıştır." diye konuştu.

Aksu, OHAL kararı çerçevesinde alınan tedbirlere ilişkin bugüne kadar 10 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarıldığını, KHK'lerle yargı, güvenlik, milli savunma, teşkilatlanma ve kamu çalışanlarına ilişkin köklü değişikliklere gidildiğini ve kapsamlı tasarruflarda bulunulduğunu kaydetti. Aksu, bugüne kadar 3 bin 576 hakim ve savcı ile 3 bin 598 askeri personelin meslekten, 62 bin 908 kişinin kamu görevinden olmak üzere, toplamda 70 bin 82 kişinin ihraç edildiğini belirterek, "OHAL ilanı sonrasında çıkarılan KHK'lerin yer yer OHAL ilanını gerektiren konular dışındaki konuları da düzenlemesi, OHAL yetkisinin aşıldığı, OHAL dışına çıkıldığı anlamına gelmektedir." ifadesini kullandı.

15 Temmuz darbe girişimine adı karışan, göz yuman veya görevinin sorumluluklarına riayet etmeyen kim varsa devlet kurumlarından ayıklanmasının yerinde olduğunu vurgulayan Aksu, "Tabi bu tespitlerin, soruşturma süreçleriyle somutlaştırılması gerekmektedir. Yeterli inceleme ve soruşturma yapılmadığı için boşu boşuna kimsenin itibar ve saygınlıklarıyla oynanmamalıdır." dedi. Aksu, FETÖ ve PKK'nın Türkiye'nin karşısında toplanmış iki cinayet ve melanet örgüt olduğunu belirtti.

Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Kağıtsız Parlamento Projesi" kapsamında yasama evraklarının elektronik ortamda dağıtılmasına ilişkin sorunlar yaşandığını belirterek, "İçtüzük'ün 42. ve 51. maddelerinde şöyle tarif edilir: 42. maddede 'Komisyon raporları bastırılıp milletvekillerine dağıtılır?' der. 51 de 'Gelen kağıtlar Meclisin toplantı günleri dağıtılır ve tutanağa eklenir.' hükmüne amirdir." dedi.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ise yaptığı açıklamada, "Kağıtsız Parlamento Projesi" kapsamında siyasi parti gruplarının görüşleri alınarak, yasama evrakının elektronik ortamda dağıtımının benimsendiğini anımsattı. Bahçekapılı, talep eden milletvekillerine sıra sayılarının basılı nüshasının verileceğini, basılı nüsha talep etmeyen milletvekillerine ise elektronik dağıtımla iletileceğini, Başkanlık Divanı üyelerine, komisyonlara ve siyasi parti grup başkanlıklarına da basılı yasama evrakının dağıtım uygulamasına devam edileceğini kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, yerinden söz alarak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine kayyum atandığını vurguladı. Baluken, "Bir çılgınlık içerisine girmişler. AKP hükümeti, Diyarbakır'ın Kürt halkı, Türkiye demokrasi mücadelesi açısından ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Umarım sonuçlarını iyi hesaplamışlardır." dedi.

Baluken'in kullanmış olduğu dili kınadığını vurgulayan, AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Eğer kasıt yapılıp, edilenlere ilişkin bir siyasal eleştiriyse en azından kavramları yerli yerinde kullanmak ve eleştirinin amacına matuf bir anlatım ve muhakeme ile her kime söylenmek istiyorsa onun da anlaşılmasına ve kavranmasına imkan verecek bir nezaketle ifade etmek uygun olur diye düşünüyorum. 'AKP ve saray rejimi', 'Sarayın memurları' gibi keyfi, spekülatif, esasen bir rasyonel eleştiri mantığından uzak bir dili uygun bulmuyoruz. Türkiye'deki sistemin adı bellidir, herkes anayasa ve yasalarda bulunan hak ve yetkiler çerçevesinde davranmaktadır. Bunun dışında biz keyfi tanımlamalarla bu durumu değiştiremeyiz, buradan da bir eleştiri çıkaramayız." diye konuştu.

AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü, "2015 yılında tutuklu sayısı hükümlülerin yüzde 13'üne tekabül etti. Ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ soruşturmaları devreye girdi ve bu arada tutuklananlarla birlikte cezaevindeki tutuklu sayısı yüzde 34'e yükseldi." dedi.

Köylü, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında HDP tarafından verilen gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmelerde, AK Parti Grubu adına söz aldı.

FETÖ'nün darbe girişiminin daha önceki darbelerden farklı olarak vatanın ve devletin bağımsızlığına, bütünlüğüne yönelik bir hareket olduğunu dile getiren Köylü, "Yaşanan tam bir vatan hainliğidir." ifadesini kullandı.

Darbe anının ve sonrasının, darbe girişiminden sonra yapılacak işlemlerin bu durum dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Köylü, yorum ve değerlendirmeler yapılırken işin vahametinin gözden uzak tutulmamasını istedi.

Köylü, "15 Temmuz sonrası düzen, tehlikeyi kökten kazımaya yönelik, yetki ve kaynağını anayasadan alan, anayasanın öngördüğü şekilde sınırlandırılmış bir düzendir. Başka bir deyişle, olağanüstü haldir. İçinde bulunduğumuz olağanüstü halin anayasal olduğundan elbette ki şüphe yoktur. Olağanüstü hal rejimi gerek işleyiş gerekse hukuki yapısı gereği saydamdır ve şeffaftır. Hatalar olduğu takdirde bunları düzeltme fırsatı tanıyan bir rejimdir. Nitekim itirazlar üzerine yerinde incelemeler yapılmakta ve bir haksızlık olabileceği düşünüldüğünde de yapılan tasarruf geri alınmaktadır." şeklinde konuştu.

Cezaevlerindeki duruma ilişkin de bilgi veren Köylü, bugün itibarıyla Türkiye genelinde 372 ceza infaz kurumu bulunduğunu, bunların standarda göre kapasitesinin 190 bin kişi olduğunu bildirdi.

Köylü, şöyle devam etti:

"Ama şu anda 197 bin kişi var. Geçtiğimiz günlerde çıkarmış olduğumuz yeni denetimli serbestlik kanununa göre cezaevlerinde önemli bir boşalma oldu, ondan dolayı 197 bin kişidir. Daha da fazla olabilirdi. Dünyadaki, Avrupa'daki örneklere bakacak olursak; onlarda da yüzde 90 ila yüzde 120 arasında doluluk var cezaevlerinde. Şu anda 129 bin hükümlü, 67 bin tutuklu vardır. 2001 yılında tutuklu, hükümlü oranı yüzde 50-50 oranındaydı. 2015'e geldiğimizde bu oran, kaldı ki biz bütün mevzuatımızda tutukluluğun bir tedbir olduğunu, buna en son başvurulması gerektiğini belirttik, işte bunlar işe yaradı. 2015 yılında tutuklu sayısı hükümlülerin yüzde 13'üne tekabül etti. Ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ soruşturmaları devreye girdi ve bu arada tutuklananlarla birlikte cezaevindeki tutuklu sayısı yüzde 34'e yükseldi."

Tutuklu oranının atmasında yapılan hukuki düzenlemelerle cezaların artırılmasının da etkili olduğunu dile getiren Köylü, "İnfaz kanununda yapılan değişiklikle yaklaşık 1/3 olan infaz, 2/3 olarak değiştirildi. Bu da artışa sebep oldu. Eğer böyle giderse bizim her yıl en az 20 cezaevi yapmamız gerekir. Şu anda Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre; bu yıl ve önümüzdeki yıl 21 cezaevinin hizmete gireceği düşünülüyor." dedi.

Cezaevlerinde işkence iddialarına da değinen Köylü, AK Parti iktidarlarının işkence iddialarına geçmişteki tüm iktidarlardan daha duyarlı yaklaştığını söyledi.

AK Parti'nin iktidara geldiğinde yaptığı ilk işlerden birinin işkence ile ilgili yasal hükümleri ağırlaştırmak olduğunu belirten Köylü, "Türkiye'de işkence var demek bence hiçbir şekilde doğru değildir. Olduğunu söyleyen varsa gider tek tek Adalet Bakanlığı'na isimlerini söyler, gereği yapılır." şeklinde konuştu.

CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek de görüşmelerde CHP Grubu adına söz aldı.

OHAL kapsamındaki uygulamaları eleştiren Erkek, "Siz, 'OHAL devlete karşı ilan edildi' dediniz ama görüyoruz ki OHAL, devletle birlikte gazetecilere, akademisyenlere, özgürlüklere ve demokrasiye karşı da ilan edilmiş." ifadesini kullandı.

Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimi ve FETÖ ile mücadeleye de değinen, Adalet Bakanı Bozdağ'ın ABD'ye yaptığı ziyarette bu ülkeyi, FETÖ'ye karşı "Tedbir almazsanız 10 yıl sonra neyle karşılaşacağınızı bilemezsiniz" diyerek uyardığını ifade eden Erkek, şöyle devam etti:

"Peki Sayın Adalet Bakanı, siz niye tedbir almadınız? Kasten, bilerek ve isteyerek tedbir almadınız. Bunun kanıtı 2004 tarihli MGK kararıdır. Eğer siz bu MGK kararı uyarınca gereğini yapmıyorsanız, bu kararı yok sayıyorsanız, 'Bunu tanımıyoruz' diyorsanız, bu kasten hareket etmektir. Darbeleri Araştırma Komisyonu'nda gerçekler bir bir ortaya çıkıyor. Çünkü gerçeğin üstünü hiçbir güç örtemez."

Erkek, darbe girişimini engelleyen etkenlerden birinin de parlamenter sistemin güç birliği olduğunu, o gece Meclis'te toplanan milletvekillerinin bunun en güzel örneğini verdiğini aktardı.

Parlamenter sistemin korunması gerektiğinin altını çizen Erkek, "15 Temmuz gecesi ölen insanlar, sizin fiili güç birliğini başkanlık ambalajı adı altında bir hukuki zemine oturtmak isteğiniz için ölmedi. Başkanlık sistemi için de ölmedi. Anayasal sistemi, demokrasi ve özgürlükleri savundukları için öldüler. Büyük bir yangın var içeride ve dışarıda, sizin bütün derdiniz başkanlık sistemi maalesef." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin tabi olduğu uluslararası anlaşma ve protokollere işaret ederek idam cezasının kaldırıldığını hatırlatan, ayrıca hukuki düzenlemelerin geriye doğru işletilemeyeceğini belirten Erkek, şunları kaydetti:

"Ben Sayın Adalet Bakanı'na soruyorum; siz idam cezasını geçmişe yürütebilecek misiniz? Meclis idam cezasını geçirebilirse siz, 15 Temmuz gecesi darbeye teşebbüs edenleri idam edecek misiniz? 15 Temmuz gecesi halkına silah sıkanları ve darbe girişimiyle ilgili olan herkesi yargılayın ve en ağır cezayla cezalandırın, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla. Ama idam çığlıkları maalesef hem uluslarası hukuk mevzuatına hem de bizim hukuk mevzuatımıza uygun çığlıklar değil Sayın Bakan."

Erkek konuşmasında FETÖ ile mücadelenin hukuk sınırları içinde şeffaf ve denetime açık bir şekilde sürdürülmesinin gerektiğini vurguladı.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****