2012-02-24 - 11:25
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ TARHAN'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, beraberindeki CHP'li kadın milletvekilleri ve kadın örgütleri ile beraber düzenlediği basın toplantısında CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'in isminin bir dizide geçtiği iddiası ile ilgili olarak " Nur Serter'e iktidar odaklı yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, beraberindeki CHP'li kadın milletvekilleri ve kadın örgütleri ile beraber düzenlediği basın toplantısında CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter'in isminin bir dizide geçtiği iddiası ile ilgili olarak " Nur Serter'e iktidar odaklı yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz" dedi.

Tarhan, Serter'e yapılan saldırının düşünen, üreten, çağdaşlıktan yana olan kadına yönelik bir saldırı olduğunu düşündüklerini söyledi.
Ülkede düşünen, üreten, çalışan, okuyan ve çağdaşlıktan yana olan bir kadının istenmediğini ifade eden Tarhan, " Kadının üretmesi istedikleri tek şeyin sadece 3 çocuk olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda bu 4+4+4 eğitim sisteminin de kadını ve kız çocuklarını eve kapatmak amacıyla yapılan bir sistemdir." diye konuştu.

Tarhan'ın konuşmasının ardından, Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, Ankara Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu ile ortak hazırladıkları basın açıklamasını okudu.

Basın açıklamasında şunlara değinildi:

"Geçtiğimiz günlerde ATV'de, yapımcısı Ali Gündoğdu olan "UÇURUM" adlı bir dizi yayımlanmıştır. Dizide, ismi "Nur Serter" olan karakter, yurt dışından Türkiye'ye çalışmak amacı ile gelen kadınları, seks işçiliğine ikna etmeye çalışmaktadır. Gerçek yaşamda Prof. Dr. Nur Serter, kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir isimdir. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi iken İstanbul milletvekili olarak seçilmiştir. Şu anda da bu görevi yürütmektedir. Yaşamını laiklik ve demokrasi mücadelesine adamış, cumhuriyet devrimlerine bağlı, değerli bir kadındır.
Öğretim üyeliği süresince de özellikle kız öğrencilerin, aydın bilim kadınları olarak yetişmesine emek harcamıştır. Kimi gerici çevrelerin, dini siyasal amaçlarına alet ederek kadınlar üzerinden politika yapma isteği ile tırmandırdıkları türban tartışmasında, kız öğrencilerin okullarına devam edebilmeleri için mücadele etmiştir.

Prof. Dr. Nur Serter'in ve sayısız aydın kadınımızın verdiği kadının insan haklan mücadelesi, şimdi de iktidara yandaş bir kanalda sözde sanat adına yapılan yeni bir karalama kampanyası ile değersizleştirilmeye çalışılmaktadır. Sanatın; yani öykünün, şiirin, tiyatronun, müziğin, filmin, terör aracı olabileceğini iddia edenler, bu dizi ile kendilerini doğrulamaya çalışmaktadırlar. İşte "terör" budur. Yurttaşların, anlatım özgürlüğünün kelepçelendiği bir süreçte, karalama ve küfretmeyi "hak" görmedir. Gericilik, ele geçirdiği medya aracılığı ile tüm karşıtlarını yok etmeye çalışmaktadır. Toplumun mahkûm edildiği "dizi furyası" da gericiliğin emrine girmiş bulunuyor. İleri demokrasi gibi, ileri sanat da özünden uzaklaştırılıyor. Oysa gerçek sanat, kinin ve küfrün değil, insanlığın, iyiliğin, güzelliğin ve birliğin hizmetindedir.

Şimdi soruyoruz? Ülkede ileri demokrasi olduğu savında olanlar, en azından Sayın Serter'in kişilik haklarına ve manevi varlığına açık bir saldırı olan bu yayını anlatım özgürlüğü kapsamında mı görmektedir? Şunu hemen söyleyelim ki bu eylem, en masum tanımlama ile anlatım özgürlüğünün kötüye kullanılmasıdır ve suçtur. Anılan yayınla, Nur Serter'in kişilik haklarına bilerek ve isteyerek saldırıda bulunulmuştur. Bu saldırı hepimizedir. ATV'yi, dizi yapımcısını, senaristini ve bu suça alet olan kadın oyuncuyu şiddetle kınıyor, demokratik bir ülkede yaşadığımıza inanabilmek için RTÜK ve Cumhuriyet Savcılarını göreve davet ediyoruz."

CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ise teklife karşı bazı illerde protestolarını dile getirmek istediklerini belirterek, TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Nabi Avcı'ya gönderilmek istenen telgrafların kabul edilmediğini, metinlere el konulduğunu söyledi.

Yılmaz, ''Korku dağları sarmış. Oradaki memurlar korkuyor, 'böyle bir telgrafı gönderirsek bizim başımıza da iş gelir mi-' diye... Biz dün akşam saat 20.00'de Komisyondan ayrılırken hala bu telgraflar Avcı'ya gelmemişti. Haberleşme özgürlüğünün engellendiği bir ülkeyi varın siz düşünün'' diye konuştu.

Tarhan daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in özel yetkili mahkemelerle ilgili görüşünün sorulması üzerine Tarhan, ''Bunu yeni mi fark etmişler. Geç kalınmış bir değerlendirme. Özellikle Cihaner olayında binlerce kilometre kaçırılan o dosyanın peşine insanlar düştüğünde, hiç bu sesleri duymuyorlardı. Şimdi Kendi iyi çocuklarına dokunulduğunda mı akıllarına geldi özel yetkili mahkemelerin çizgiyi aştığı- Günaydın ve bir gün adalet herkese ama herkese lazım olur'' cevabını verdi.

(11.25)