2018-04-23 - 14:58
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclisin açılışının 98. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın başkanlığında özel gündemle toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclisin açılışının 98. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın başkanlığında özel gündemle toplandı.

Açılışta konuşan TBMM Başkanı Kahraman, "İstiklalimizin kazanılmasında ve bayrağımızın gölgesi altında, hür ve bağımsız olarak yaşamamızın sağlanmasında ellerinden gelen gayreti gösteren, emek veren fedakar ve asil insanlarımızı, rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun." diye konuştu.

Meclis tecrübesinin, 1876 Kanun-i Esasi'ye dayalı olarak 18 Mart 1877 de toplanan Meclis-i Mebusan ile başladığını anlatan Kahraman, savaş dolayısıyla çalışmalarına ara verilen Meclisin 14 Şubat 1878?de tatil edildiğini, Meclis-i Ayan'ın ise açık kaldığını anımsattı.

"Uğradığımız yıkımları giderirken savaşlarla karşılaştık. Birinci Dünya Savaşı'nı başlatan emperyalist devletlerin hedefi; cihan devletimiz Osmanlı?yı yıkmak ve topraklarını paylaşmaktı." diyen Kahraman, şunları kaydetti:

"Bu harbe girmemiz sosyal, siyasi, ekonomik sahalarda büyük kayıplarımıza sebep oldu.1910 yılında dünyanın ilk altı devleti arasında olan, 9 milyon 100 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip cihan devletimiz sekiz sene içinde Meriç Nehri ile Ağrı Dağı arasına sıkıştı.

Savaşlarda büyük kayıplara uğradık. Birinci Dünya Savaşı'nda nüfusumuzun yüzde 10'u askere alındı. 2 milyon 900 bin askerimiz dokuz cephede çarpıştı. Çanakkale?de 60 bin, Sarıkamış?ta 70 bin, toplamda 400 bin şehit verdik. Kuruluş Savaşı'nda; Gediz, İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz?da 9 bin 200 şehidimiz var. Evlatlarımız milleti, vatanı, dini, imanı, namusu için kara toprağa girdiler, peygamber efendimize komşu oldular.

15 Temmuz?da, Fırat Kalkanı'nda, Zeytin Dalı Harekatı'nda şehadet şerbeti içenleri ve bütün şehitlerimizi minnetle, şükranla anıyoruz. Orhan Şaik Gökyay?ın 'Bu Vatan Kimin' şiirinden birkaç kıtayı hatırlatmak istiyorum: 'Bu vatan toprağın kara bağrında/Sıradağlar gibi duranlarındır/Bir tarih boyunca onun uğrunda/ Kendini tarihe verenlerindir. İleri atılıp sellercesine/Göğsünden vurulup tam ercesine/Bir gül bahçesine girercesine/Şu kara toprağa girenlerindir.'

Parlamenter demokrasi yolunda ilerlerken de birçok engel ve zorluklarla karşılaştık. Onları aşmaya devam ediyoruz, edeceğiz. Engelleri aşa aşa yeniden Büyük Türkiye yolunda daima ileriye yürüyeceğiz. Engelleri yeneceğiz. Engelleri aşamayanlar, onları aşılmaz görenlerdir. Cesareti olmayanın başarısı, gayesi olmayanın hedefi olmaz. En büyük zafer hiç düşmemek değil, her düşüşte yeniden ayağa kalkabilmektir."

Kahraman, 28 Ocak 1920?de Misakımilli?yi ilan eden Meclis-i Mebusan son toplantısını 11 Nisan 1920 tarihinde yaptığını ve çalışmalarına ara verme kararı aldığını ifade ederek, iki hafta sonra Ankara?da Büyük Millet Meclisinin açıldığını hatırlattı.

Anadolu?dan çağrılanların yanında, Meclis-i Mebusan üyesi 88 kişi de çalışmalara katıldığını dile getiren Kahraman, "1921 Anayasası, milli egemenliği temel ilke olarak benimsemiştir. Beşeri manada egemenliğin kaynağının millet olduğu açık bir şekilde ifade edilmiştir. Birinci meclis, sonraki dönemlerde görev yapan meclislerden farklı olarak, olağanüstü yetkilerle görev yapmıştır. Yasama, yürütme ve yargı erklerini de kendisinde toplamış, kurucu meclis olarak çalışmıştır." dedi.

Kahraman, Büyük Millet Meclisinin İstiklal Savaşı'nı bizzat yönettiğini, milletin her türlü işiyle doğrudan ilgilendiğini, milli mücadeleyi zaferle neticelendirdiğini söyleyerek, bu sebeple, Meclisin "Gazi"lik payesini kazandığını dile getirdi.

"98 yıl önce ilk oturumunu gerçekleştiren Birinci Meclisin ruh ve heyecanı her zaman için ihtiyaç duyacağımız bir husustur." ifadesini kullanan İsmail Kahraman, "Aynı ruh ve heyecanla çalışmalara devam edilmelidir. Genç nesillerimiz ve çocuklarımız da aynı şuur ve hissiyatla yetiştirilmelidir." dile konuştu.

TBMM Başkanı Kahraman, milli iradeyi temsil eden Meclisin, zaman zaman saldırılara maruz kaldığını, vesayet altına alınmak istendiğini, bir tasdik makamı olarak kullanıldığını, sistemin işlemesini zorlaştıran müdahaleler yapıldığını belirterek, şöyle konuştu:

"Ne hazindir ki milletin Meclisi, yani millet, 15 Temmuz 2016 tarihinde bombalandı, kurşun yağmuruna tutuldu. Bu lain ve hain saldırıyı yapan ihanet şebekeleri, kahraman ordumuza ait üniformalar giyen teröristler, vatan ve millet düşmanları bertaraf edildi. Kendilerinden hesap soruluyor, sorulmaya devam edilecek.

Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan?ın çağrısı ve önderliğinde; milletimiz meydanları doldurdu, demokrasi nöbetine geçti. O gece milletin emanetinin sadakatli bekçisi olan Gazi Meclisimizi de açtık. Bombalar, kurşunlar ve saldırılar altında gece boyu üç parti mensubu milletvekili arkadaşlarımızla bir bütünlük içinde toplandık. Ertesi gün olağanüstü toplantı için yaptığım çağrıya Mecliste grubu bulunan dört parti de katıldı ve darbelere karşı ortak bir bildiri yayımladık.

Tarih önünde, 15 Temmuz gecesi Mecliste sabahlayan değerli arkadaşlarıma, Cumhurbaşkanımızın davetiyle parti farkı gözetmeksizin meydanları doldurup demokrasi nöbeti tutanlara, 7 Ağustos 2016?da milyonların sel gibi aktığı Yenikapı Meydanı'ndaki necip milletimize, tüm illerimizdeki insanlarımızı milli iradenin tecelligahı olan bu kürsüden tebrik ediyorum.

Vatan hainlerinin, satılmış kuklaların saldırısı, necip milletimiz, güvenlik güçleri, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarımızın inançlı karşı koyuşuyla, akamete uğratıldı. İnanıyorum ki Türkiye?mizde darbeler dönemi sona ermiştir. Dış veya iç herhangi bir güç böylesi bir kalkışmaya cesaret edemeyecektir.

Demokrasi günümüzün en iyi yönetim biçimi olarak kabul görmektedir. Demokrasiyi özümsemiş bir ülke olarak geçmişten aldığımız ders ve aklımızın bize gösterdiği istikamet doğrultusunda ülkemizi, meclisimizi ve kurumlarımızı yaşatıp demokrasimizi güçlendirmeliyiz. Bizler ruh kökümüze bağlıyız. Osmanlı cihan devletinin varisiyiz. Cumhuriyetçiyiz. Milletimizi ve devletimizi güçlü kılmak için hep birlikte özveriyle çalışacağız."

Kahraman, 26. Dönem'in övgüye değer bir diğer başarısının da 1982 Anayasasında yapılan temel değişiklikler olduğunu kaydederek, 16 Nisan 2017'de milletin kabul ettiği anayasa değişikliğiyle Türkiye?nin adeta makas değiştirdiğini, yeni anayasa ile belirlenen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde ülkenin yeni bir döneme girdiğini söyledi.

24 Haziran 2018'de cumhurbaşkanı ve 27. Dönem milletvekili seçimleri yapılacağını anımsatan Kahraman, "Milletimizin kararının ülkemize, devletimize, gönül coğrafyamıza ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ediyorum." temennisini dile getirdi.

23 Nisan 1920'nin milli egemenlik günü olsa da diğer yönüyle çocuk bayramı olduğunu aktaran Kahraman, "Dünyadaki 196 ülke içerisinde çocuk bayramı ihdas eden tek ülkeyiz. Çocuk milletin geleceğidir, yarınıdır. Üzerinde önemle durulması gereken bir varlıktır. Manevi ve milli değerlerle mücehhez kılınmalı, gereken ihtimam gösterilmelidir. TBMM'nin kuruluşunun 98. yıldönümünde milletimizin sağlık, huzur ve daha büyük başarılar içinde nice bayramlara ulaşmasını diliyorum." dedi.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Meclisin açılışının 98. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Türk çocuklarının dünya çocuklarıyla birlikte kutladığı Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladı.

Bugünün çocukların bayramı olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

"Cumhuriyet kurulurken bedelini, evlatlarını yetim bırakarak ödeyen kahraman şehitlerimizin çocuklarının bayramı. Ordusu galip gelsin diye aç kalmayı göze alan, son lokmasını cepheye gönderen aziz milletimin çocuklarının bayramı. Yurdun dört bir yanında, yere düşen bayrağı öperek yükseklere kaldıran, kendi küçük, yürekleri memleket kadar büyük güzel çocuklarımın bayramı. Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda ve 15 Temmuz'da hayatının baharında şehit düşen kahraman çocukların bayramı. Türkiye'nin ve dünyanın bütün çocuklarına barış içinde umut dolu yarınlar diliyorum."

Yılmaz, bugünü çocuklara armağan eden Meclisin ilk başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve milli mücadeleyi yöneten bütün milletvekillerini saygı ve rahmetle andı.

98 yıl boyunca Meclis çatısı altında milli iradeye vekalet eden bütün milletvekillerine şükranlarını sunan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"TBMM, bundan 98 yıl önce de milli irade üstünlüğünü savundu. 'Kuvayımilliyeyi amil, iradeyi milliyeyi hakim kılmak esastır.' diyerek yola çıktı. Halkın gücünün üstünde bir gücü o gün de tanımadı, bugün de tanımadı, yarın da tanımayacaktır. Tam bağımsızlığı, 'manda ve himaye kabul edilemez.' diyerek, 98 yıl önce savundu, bugün de savunuyor, yarın da savunacaktır. TBMM, bu ülkenin ve milletin gururudur. Bu Meclis, istikbal ve istiklal mücadelemizin en önemli savunucusudur. 23 Nisan 1920'de, 98 yıl önce bugün dualarla açılan Gazi Meclis, milli mücadeleyi zaferle sonuçlandırdı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Bu süreçte Cumhuriyetimiz demokrasi ile de taçlandı.

16 yıldır bu ülkeyi idare eden siyasi kadro olarak, milletimizin bize çizdiği rotadan zerre kadar ayrılmadık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Hükümet olarak milletimizin hayalini birer birer gerçekleştirdik, gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Demokrasinin olmazsa olmazlarından biri olan muhalefet partilerimize de eleştiri ve uyarılarıyla bu sürece verdikleri katkı için teşekkür ediyorum. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak, güçlü Türkiye'yi inşa etmek için canla başla çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz."

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, Türkiye'nin bugün, dünden daha güçlü olduğunu, çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkma hedefine her geçen gün daha çok yaklaştığını söyledi.

Çalıştıkça ve gayret ettikçe, milletin desteği ve hayır duasının arttığına işaret eden Yılmaz, "Hamdolsun, emekler ve gayretler zayi olmadı. Türkiye son 200 yıllık Türk Devlet tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor. Yüz yıl önce olduğu gibi, bugün de mazlum milletlerin umudu olarak, emin adımlarla doğru yolda yürümektedir." dedi.

Bakan Yılmaz, demokrasinin, birçok engeli aşarak hep birlikte bugünkü seviyesine geldiğini belirtti.

1960, 1971, 1980 ve 1997 yıllarında milletin iradesi hedef alınarak gerçekleştirilen darbelerin Türkiye'ye büyük bedeller ödettiğini ifade eden Yılmaz, "Milletimiz koalisyon, kriz ve kaos sarmalından uzun seneler boyunca kurtulamadı. 1980 darbesini müteakiben ülkemize zorla giydirilen 1982 Anayasası vesayet kurumlarını güçlendirdi. Bu Anayasa milletimizin bünyesine uymayan ve milli iradeyi hiçe sayan bir anayasa olarak yıllarca tartışıldı. Milletimiz her fırsatta demokratik ve özgürlükçü anayasa taleplerini dile getirdi. 1987'den itibaren yapılan anayasal değişikliklerle bu talepler karşılanmaya çalışıldı fakat tamamen sivil bir anayasa yapılması mümkün olamadı." değerlendirmesinde bulundu.

2002 sonrası milletin çizdiği rotada ilerleyen hükümetlerin, siyasi krizlerin yaralarını sardığı, ekonomik olarak güçlendiği ve yeni anayasa talebini karşılayacak noktaya geldiği dönemde, daha önce benzeri görülmemiş bir darbe girişimiyle karşılaşıldığını belirten Yılmaz, FETÖ ihanet çetesinin 15 Temmuz darbe girişimi karşısında, milletin; hakkına, hukukuna ve evlatlarının geleceğine sahip çıktığını vurguladı.

Yılmaz, bu hain girişimin, vesayet odaklarının müdahalesine bir daha fırsat vermeyecek bir anayasal düzenleme ihtiyacını ortaya çıkardığını dile getirerek, halkın değişim taleplerini dikkate alan hükümetin, hazırlanan anayasa değişikliği paketini milletin onayına sunduğunu anlattı.

Milletin, 16 Nisan'da tarihi bir kararla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne "evet" dediğini anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:

"16 Nisan halk oylaması Türkiye'yi ayak bağlarından, ağırlıklarından, zincirlerinden kurtararak yeniden büyük Türkiye'nin yolunu açtı. İnanıyoruz ki cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarından biri milletimizin, zaten sahip olduğu egemenliğin bir parçası olan, hükümet kurma yetkisini 16 Nisan'da kendi uhdesine almış olmasıdır. Bu, ülkemizin demokrasi tarihinde önemli bir kilometre taşıdır. Demokratik istiklal yolunda son 15 yılda elde ettiğimiz kazanımlar 16 Nisan halk oylamasıyla perçinlenmiştir. Türkiye 24 Haziran'dan sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hayata geçmesiyle birlikte hızlı karar alma ve bu kararları etkin bir biçimde uygulayabilme kabiliyetini kazanacaktır. Bizim hedefimiz hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan, demokratik büyük ve güçlü Türkiye'dir. Türkiye önündeki süreçte saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, siz milletvekillerimizin katkılarıyla çok daha güçlenecektir."

AK Parti siyasetinin esasının barış, huzur ve kardeşlik olduğunu vurgulayan Yılmaz, seçimlere gidilen süreçte, gönüller kazanmak için seferber olacaklarını söyledi.

Yılmaz, bundan sonra da el birliğiyle yeniden büyük Türkiye'yi inşa edeceklerini vurguladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'nin açılışının 98. yılı dolayısıyla özel gündemle toplanan Genel Kurulda konuşma yaptı.

Kılıçdaroğlu, yüce Meclis çatısı altında yapılan ilk konuşmanın Sinop Mebusu Şerif Bey'e ait olduğunu anımsattı. Kılıçdaroğlu, 23 Nisan 1920 Cuma günü, Hacıbayram Veli Cami'nde kılınan cuma namazının ardından, Anadolu'nun dört bir yanından gelen milletvekillerinin Birinci TBMM Binası'nda bir araya geldiğini, ilk toplantıya, en yaşlı üye sıfatıyla Şerif Bey'in başkanlık yaptığını anlattı.

Şerif Bey'in İstanbul'un işgaline atıfla "Ezelden beridir hür ve bağımsız yaşayan milletimiz, bu esareti kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş, derhal vekillerini toplamaya başlayarak yüce Meclisini vücuda getirmiştir. Bu yüce Meclisin reisi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı dahilinde geleceğini bizzat düzenleyerek ve bütün dünyaya ilan ederek Millet Meclisini açıyorum." dediğini belirten Kılıçdaroğlu, TBMM'nin bu konuşmayla sesini dünyaya duyurduğunu aktardı.

Kılıçdaroğlu, "Milletin Meclisi artık onurlu yürüyüşünü başlatmıştır. En büyük güvencesi ise milletin kendisidir." dedi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1923'te, "Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet, makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır o da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır o da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir." sözüne işaret eden Kılıçdaroğlu, milletine bu kadar güvenen, milletini bu kadar yücelten devlet adamının tarihte çok az bulunduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, halkını baş tacı yapıp, milletin egemenliğini millete emanet eden bir lidere tarihte çok az rastlandığını dile getirerek Atatürk'ün, daha milli Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcında, 22 Haziran 1919'da Amasya Tamimi ile halkına olan güvenini, "Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararlığı kurtaracaktır." şeklinde ifade ettiğini söyledi.

Devleti kuranların millete olan güvenlerinin sözde kalmadığını bildiren Kılıçdaroğlu, ilk anayasa olan 1921 Anayasası'nda birinci maddenin, "Hakimiyet bilâ kaydü şart milletindir." olduğunu, bunun 1924 Anayasası'nda 3. madde olarak yer aldığını anımsattı.

Kılıçdaroğlu, bugünkü Anayasa'nın 6. maddesinin ise "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz." hükmünü içerdiğine işaret etti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bağlamda 24 Haziran'da yapacağımız seçimlerle görev süresini dolduracak olan 26. Dönem milletvekillerinin, yani bizlerin, sizlerin, çocuklarımıza, torunlarımıza, sevdiklerimize bırakacağı en güzel miras, 15 Temmuz 2016 cuma akşamı FETÖ darbe girişimine karşı topyekun direnmektir. Bu, bizim çocuklarımıza bırakacağımız en güzel mirastır. Milletvekili arkadaşlarım, bu kutsal çatının altında toplanarak sadece darbecilere karşı parlamenter demokrasiyi savunmakla kalmamış, darbe girişimini bastırmaya çalışan güvenlik güçlerimize ve direnme hakkını kullanarak darbecilerin karşısına çıkan vatandaşlarımıza da güç vermiştir. Bu vesileyle 15 Temmuz gecesi şehit olan tüm vatandaşlarımızı, güvenlik güçlerimizi rahmetle anıyorum, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. O gece TBMM'de bulunan 107 milletvekili arkadaşımı bir kez daha yürekten kutluyorum.

Bir cuma günü açılan Gazi Meclisimizin, yine bir cuma günü gerçekleşen darbe girişimini başarısız kılan müdahalesine güç veren ruh, hiç şüphesiz arkamızda duvara nakşedilmiş Atatürk'ün sözleridir: 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' Bu söz sadece milletimizin egemenlik hakkını değil o hakkın nasıl kulanılması gerektiğini anlatır."

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BUALABİLİRSİNİZ.****