2020-06-02 - 16:09
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Bilgiç, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sonrasında "yeni normal"e dönüşle birlikte Meclisin yoğun çalışmalarına bugün başladığını belirtti.
Başta sağlık çalışanları olmak üzere salgınla mücadele sürecinde emeği geçenlere teşekkür eden Bilgiç, milletvekillerinden, Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığının önerilerine uyum sağlamalarını, sosyal mesafe ve maske kullanımı kurallarına dikkat etmelerini rica etti.
Bilgiç, daha sonra Genel Kurul'da gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman "27 Mayıs askeri darbesinin 60. yılı", CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz "Çiftçi borçları ve üretim sorunları" ve HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan "Mardin ve çevre illerdeki tarımsal sulama amaçlı kullanılan elektrik kesintileri" hakkında konuşma yaptı.
Hüseyin Yayman, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin Türkiye'de her 10 yılda bir darbelere kapı araladığını ifade ederek, "60. yılında bir kez daha lanetle ve gerçekten kınayarak anmak ve telin etmek istiyorum." diye konuştu.
27 Mayıs askeri darbesinin devleti millet karşısında ayıplı hale getirdiğini dile getiren Yayman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı'nın, Yassıada'yı Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürdüğüne işaret etti.
Yayman, söz konusu darbenin bir ayıp olduğunu ve yok sayılmaması gerektiğini kaydederek, TBMM'nin bugüne kadar tüm darbecilerin yaptığı yasal düzenlemeleri ortadan kaldırması gerektiğini vurguladı.
AK Parti'li Yayman, "Türkiye'nin kurtuluşu da milletimizin iradesi de seçimden, demokrasiden yanadır." dedi.
CHP'li Kadim Durmaz, Çiftçi Kayıt Sistemi'nde kayıtlı çiftçilerin toplam 130 milyar lira borcu bulunduğunu, bu borçların ertelenmesi veya çiftçiye yeni krediler verilmesi yerine bu borçların tamamen silinmesi için tüm partilerin ortak kararıyla düzenleme yapılmasını önerdi.
HDP'li Rıdvan Turan, Dicle Elektrik AŞ'nin hizmet verdiği bölgede ramazan ayından bu yana elektrik kesintilerini devam ettirdiğini ileri sürdü. Elektrik fiyatlarının bir yılda iki katına çıktığını iddia eden Turan, daha önce çiftçinin kullandığı elektriğin yüzde 65'i devlet tarafından ödenirken, bu oranın bugün yüzde 45'e düştüğünü söyledi.
Söz konusu şirketin, elektrik borcu bulunanların olduğu gibi borcu olmayanların da elektriğini kestiğini de öne süren Turan, bu nedenle bölgede tarladaki buğdayın yandığını, bu durumun devam etmesi halinde diğer ürünlerin de zarar göreceğini savundu.
Bu arada 16 Nisan'da verilen aranın ardından yeniden bugün açılan Meclis'te yeni koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında alınan tedbirler doğrultusunda Genel Kurul Salonu'nda bulunan milletvekilleri, Meclis çalışanları ve gazeteciler maske takıyor. Milletvekilleri sıraları sosyal mesafe kuralı gereği birer koltuk boş bırakılarak düzenlenirken, milletvekilleri yerlerinden ve kürsüden maskelerini çıkarmadan konuşuyor.
TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Siirt'te şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, yaralı askerlere acil şifa diledi.
Refah Partisi kurucu üyesi Ahmet Tekdal'ın vefatından duyduğu üzüntüyü de dile getiren Türkkan, Tekdal'a Allah'tan rahmet, ailesine ve dava arkadaşlarına sabır temenni etti.
Türkiye'nin yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele sürecinde yeni bir döneme girdiğini anımsatan Türkkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hükümet aldığı kararla birçok kısıtlamayı kaldırdı. Adına 'kontrollü sosyal hayat' denilen yeni bir dönem başladı. Bu karar, erken alınmış bir karar. İYİ Parti olarak Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere, bizler de Meclis kürsüsünden defalarca, pandeminin ülkemizde görüldüğü ilk günden itibaren sokağa çıkma kısıtlaması dahil, birçok sıkı tedbirin uygulanması gerektiğini dile getirdik. Fakat bu uygulama zamanında yapılmadı, yapıldığı zaman da hayli geç kalındı. Uygulanmaması, vaka sayılarını artırdı. Şimdi aynı tehlikeyle karşı karşıyayız. Toplu taşıma araçlarında yüzde 50 yolcu kapasitesinin kaldırılmasından AVM'lerin açılmasına kadar alınan birçok kararı da çok erken buluyoruz."
Şehirlerarası otobüslerde yüzde 50 doluluk oranıyla yolcu taşınmasına yönelik tedbirin kaldırıldığını ancak bilet fiyatlarının hala düşürülmediğini savunan Türkkan, vatandaşın pahalıya seyahat ettiğini söyledi.
Hükümetin kararlarının ikinci bir dalganın oluşmasına neden olabileceğini ileri süren Türkkan, aslında hayatın normalleşmediğini, anormalleştiğini iddia etti.
Türk oyun şirketi Peak'in, ABD merkezli Zynga'ya 1,8 milyar dolara satıldığını anımsatan Türkkan, "Türkiye'den ilk kez bir teknoloji girişimi 1 milyar doların üzerinde bir rakamla satıldı. Bundan mutluluk duymuş olmamız normal. Hakikaten gençlerin bu başarısı, bu Meclis'te bulunan herkesi çok mutlu etmiştir. Yalnız bir şey aklıma geldi, Sakarya'daki Tank Palet fabrikası 50 milyon dolara satılmıştı, değil mi?" ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de Siirt'te şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine başsağlığı, yaralı askerlere acil şifa diledi.
Güney Kıbrıs'ta Limasol'daki bir camiye molotofkokteyliyle yapılan saldırıyı kınayan ve olayın faillerinin acilen bulunmasını isteyen Bülbül, "Bu saldırı, çözümsüzlüğü direten, Ada'da Kıbrıs Türkü'nün varlığını ve menfaatlerini yok sayan Rum tarafının kirli arka planının ve kanlı geçmişinin günümüze yansımasından başka bir şey değildir." dedi.
Bülbül, genel salgınla mücadele sürecinde, küresel güç olarak görülen ABD'deki vakaların yüzde 80'inin alt gelir grubunda olan kişilerden oluştuğuna işaret ederek "Pandemi sürecinde Türkiye'deki sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcılığı, Genel Sağlık Sigortası'nın bütün vatandaşlarımızı içine almasının ne kadar önemli olduğunu bir defa daha görmüş olduk." diye konuştu.
Yeni dönemde kurallara uyma konusunda azami gayret sarf edileceğini belirten Bülbül, mesafeyi korumak, maske takmak ve temizliğe dikkat etmenin önemine işaret etti.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç ise 7 yıl önce düzenlenen Gezi Parkı odaklı eylemlere katılanların sadece yerel demokrasi talep ettiklerini, bu eylemleri karalamaya yönelik yalanlar üretildiğini, yalan yanlış iddianamelerle yargılanmaların sürdüğünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Refah Partisi kurucu üyesi Ahmet Tekdal'ın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirerek ailesi ve sevenlerine başsağlığı diledi.
Şehit haberlerinin, ailelere ve ocaklara ateş düşürmeye başladığına işaret eden Altay, Meclis'in bu haberlere seyirci kalmaması, önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
Limasol'da camiye yönelik saldırıyı kınayan Altay, "Kutsala saldırmak insanlıkla bağdaşmaz. Bir konuda, insanlık noktasında bir test ve sınav yapılacaksa, kutsala saygının birinci sırada olması gerekir." diye konuştu.
Gezi Parkı odaklı eylemlerin yıl dönümü olduğunu anımsatan Altay, bu eylemleri "adalet talebi ve insani bir duruş" olarak nitelendirdi.
Kovid-19 salgını sürecinde insanüstü gayret gösteren sağlık çalışanlarına, kısıtlamalara uyan vatandaşlara ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya teşekkür eden Altay, "Koronavirüsle mücadelenin tıbbi boyutunun en az hasarla atlatıldığını ama ekonomik boyutunun tam bir fiyasko olduğunu düşünüyoruz. İsraf, akıl dışılık ve beceriksizlik sonucu Türkiye'de işsizliğin ve vatandaşın borçlarının ikiye katlandığının, milyonların mağdur olduğunun ve bunun sorumlusunun saray hükümeti olduğunun altını çizmek istiyorum." değerlendirmelerinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan da Siirt'te şehit olan kahraman askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve millete sabır dileğinde bulundu.
Özkan, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin, milli iradeye bir saldırı olduğuna işaret ederek bu darbe sırasında "milletin adamlarının" idam sehpasına gönderildiğini, aslında idam edilenin, milletin iradesi ve demokrasi olduğunu söyledi. Özkan, "60. yılını hüzünle yaşadığımız 27 Mayıs'ta, milletimiz, milletin adamlarına sahip çıkmıştır. Yaslı ada, Demokrasi ve Özgürlük Adası olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyaretçilere açılmıştır." dedi.
Türkiye'nin salgınla mücadele sürecinde güçlü sağlık sistemine sahip olduğunu vurgulayan Özkan, "Süper güçlerin hiç de öyle olmadığı, kağıttan birer kaplan oldukları, kendi vatandaşlarının can güvenliğini korumaktan dahi uzak olduklarını gördük. Şehir hastanelerine çok itirazlar yapıldı, 'Sağlığa zararlıdır.' dediler. Ancak bunların ne kadar doğru, stratejik bir aklın ürünü olduğunu, yaşanan olaylar gösterdi." diye konuştu.
Son bir haftada hizmete açılan hastaneleri anımsatan Özkan, bu hizmetlerin, milletin sağlığını korurken ülkenin aydınlık geleceğini de garanti altına alacak adımlar olduğunu vurguladı.
Özkan, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yakaladığı büyüme oranıyla dünyada ilk sırada olduğunu belirterek "İnşallah bu sağlık altyapımız sayesinde kontrollü üretimi de sürdürmek suretiyle Allah'ın izniyle büyüme hedefleri istikametinde birinci ülkeler içerisinde yer alacağız." ifadelerini kullandı.
AK Parti'li Özkan, İstanbul'un fethinin 567. yıl dönümünün kutlandığını anımsatarak, "(Zulüm 1453'te başladı) diyenlerle de mücadelemiz devam edecek." dedi.
CHP'li Altay, Özkan'ın sözleri üzere "Katılıyorum, 'Zulüm 1453'te başladı.' diyenlerle mücadele edeceğiz. Bunlar meczup, sapkın zihniyetlerdir ama ben Sayın Grup Başkanvekilinden Cumhuriyet'imizi bir reklam arası görenlerle de mücadele edeceğini söylemesini isterdim." değerlendirmesini yaptı.
TBMM Genel Kurulu, bu hafta çarşı ve mahalle bekçilerine yönelik kanun teklifini yasalaştırmak için mesai yapacak.
Genel Kurulda, gündem dışı konuşmaların ardından partilerin grup önerileri ele alındı.
AK Parti'nin, Genel Kurulun bu aya ilişkin çalışma takvimini içeren grup önerisi kabul edildi. Buna göre, haziranda denetim konuları görüşülmeyecek, 4 Haziran Perşembe günü çarşı ve mahalle bekçilerine yönelik kanun teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar Meclis çalışmalarını sürdürecek. 9 Haziran Salı günü Sayıştayda boş bulunan 5 üyelik için seçim yapılacak.
Öneri üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, salgın nedeniyle Meclisin 45 gün çalışmadığını belirterek, bütün partilerin birlikte, ortak akıl üretmeleri gereken bir süreçte, salgına yönelik bütün adımların "saraya" bırakıldığını savundu.
Meclis ve muhalefet partilerinin alınan kararları sadece takip edebildiğini öne süren Oluç, yasama organının, yakın tarihinin bu kadar ciddi bir sorunu karşısındaki en işlevsiz dönemini yaşadığını söyledi.
Oluç, Meclisin açılmasına itiraz etmediğini ancak salgından etkilenen, işini kaybeden, yoksullaşan vatandaşların sorunlarının birinci sorun olması gerekirken bekçilerin tartışıldığını kaydetti.
İktidarın kendi bekasını sürdürebilmek için bu yasa teklifini getirdiğini iddia eden Oluç, sonraki haftalarda gelecek tekliflerin de toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyeceğini, iktidarın bekasını sağlayacak teklifler olduğunu öne sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Meclisin bugün bu kanun teklifini görüşmemesi gerektiğini savundu.
Vatandaşların, polis ve bekçiden kaynaklı güvenlik kaygısı yaşadığını ileri süren Altay, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın bugün Genel Kurula gelerek, hep birlikte verilen mücadeleyi Meclise ve millete anlatması gerektiğini söyledi. Altay, bu süreçte Kovid-19 salgını nedeniyle sağlık emekçilerinin şehit sayılmasını sağlayacak bir düzenlemeyi çıkarmanın Meclise yakışacağını belirtti.
Bekçilik müessesine karşı olmadıklarını ifade eden Altay, ancak teklifin geçirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Altay'ın konuşmasına AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ile diğer bazı milletvekilleri tepki gösterdi.
Söz talep eden AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Altay'ın konuşmasının başının ve sonunun birbirine tezat olduğunu belirterek, "Benim Mehmetçiğim, polisim, bekçim, bu ülkenin güvenliğini, huzurunu, barışını, özgürlüğünü korumak için canını siper edecek, biz de onların durumunu iyileştirmek için düzenleme yapmayacağız. 'Ne yapsanız da sizleri alkışlamayacağız.' diyen bu yanlış anlayış, Mehmetçiğimiz, güvenlik güçlerimiz için yaptığımız düzenlemeye itiraz etmiştir." dedi.
Çavuşoğlu da şehit olan polislerden rahatsız olunduğunu belirterek, "Farkında mısınız? İçinize bir parti kaçtı ve o parti sizi kendisi gibi yaptı." ifadesini kullandı.
Engin Altay ise "Türk polisinden niye rahatsızsınız?" sözünü iade ettiğini belirterek, "Polise, askere kurşun sıkan her kim olursa olsun alçaktır, haindir." dedi. Şehit polisleri yad ettiğini kaydeden Altay, polisin, "Türk polisi şehit olmaktan korkmuyor, emekli olmaktan korkuyor" diye feryat ettiğini öne sürdü.
Polise itibar kaybettirecek olumsuz unsurlar olduğunu da ileri süren Altay, "Buradan yola çıkarak CHP'yi, 'Polisten rahatsızsınız' diye itham etmek aymazlıktır, edepsizliktir." diye konuştu.
İYİ Parti'nin Kredi Yurtlar Kurumunca öğrencilere verilen öğrenim kredileri, HDP'nin belediyelere atanan kayyumlar, CHP'nin yeni tip koronavirüs nedeniyle ertelenen sınavlar hakkında verdiği grup önerileri kabul edilmedi.
Ayrıca, CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi'nin uzman erbaş ve ateşli silah ile bıçaklarla ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması yönündeki teklifi de reddedildi.
Daha sonra Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
İYİ Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, bekçi denildiğinde akla ilk olarak Türk sinemasından nostaljik karakterlerin geldiğini anlatarak, şunları söyledi:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan gece yatarken bekçi düdüğü duymak istediğinde, bu karakterleri düşünerek nostaljik bir istek olduğu akla gelmiştir belki de. Ancak bugün bekçilerle ilgili düzenlemede getirilenlere bakıldığında olayın hiç öyle olmadığı ortada. Bekçiler çaldıkları düdüklerle nostaljik bir duygu olmanın boyutunu aşmış durumda. Çünkü polis yetkileriyle donanmış olarak geliyorlar artık. Bekçi düdüğüne özlem duyarken birden o bekçinin eline silah verdiğimiz bir sürece girdik. Eğer bu bir ihtiyaç ise Türkiye'nin asayiş problemi nasıl bu kadar büyüdü? Yok eğer böyle değilse neden polis gibi yetkili ve silahlı bekçilik teşkilatı kuruluyor?"
Hükümetin kanun teklifiyle bekçilere yetkiler vererek, "jurnalci bir sistem" kurmayı hedeflediğini ileri süren Türkkan, "Siyasi iktidar, bir mahallede yapmak istediklerini o mahallede totaliter devlet otoritesiyle yapabilir. Yeni bekçi uygulaması, bu adımların en büyüğünü oluşturuyor desek yanlış olmaz." dedi.
MHP Grubu adına bir konuşma yapan Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, göreve yeni başlayan bekçilerin yüzde 19,4'üne denk gelen 5 bin 480'inin üniversite, yüzde 17,27'sine tekabül eden 4 bin 845'inin yüksekokul, yüzde 59,8'ini oluşturan 16 bin 911'inin lise, yüzde 3,3'ünün ortaokul ve binde 3'ünün ilkokul mezunu olduğunu kaydetti.
Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ve bekçilerin göreve başlamasıyla 2018 ve 2019 yılları karşılaştırıldığında özellikle evden hırsızlık suçlarında düşüş görüldüğüne dikkati çeken Atay, şöyle dedi:
"1 Eylül 2018 ile 31 Mayıs 2020 tarihleri arasında bekçilerimiz tarafından 130 bin 680 şahıs hakkında adli işlem yapılmış olup, 4 bin 862 hırsızlık olayına müdahale edilmiş, 1219 kayıp çocuk bulunarak ailelerine teslim edilmiş, 3 bin 959 yetişkin kayıp şahıs bulunmuş, 75 bin 753 aranan şahıs hakkında işlem yapılmış, 276 bin 832 gram eroin, kokain benzeri, 82 bin 918 hap ele geçirilmiştir. Esasen bekçilik teşkilatının tekrar aktif olarak devreye alınması sonucunda son iki yılda Türkiye genelinde, mal varlığına karşı meydana gelen olaylarda 2019 yılının ilk 11 ayında yüzde 8,7 azalma meydana geldiği gibi, bu olayların aydınlatılması da 3,9 oranında artmıştır."
MHP'li Atay, çocukların uyuşturucu girdabına sürüklenmesinin engellenmesinde de bekçilerin önemli rol oynayacağını vurguladı.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Ramazan Bayramı süresince polisler ve bekçilerin birçok yerde yurttaşlara sokağa çıkma yasağını gerekçe göstererek şiddet uyguladığını, İçişleri Bakanlığının bazı olaylarda fail polislerin açığa alındığı yönündeki açıklamalarının göstermelik olduğunu iddia etti.
Türkiye'de 256 bin polis, 190 bin jandarma ve 21 bin bekçi bulunduğunu ifade eden Oluç, "Toplamda 467 bine yakın İçişleri Bakanlığı ordusu var. Yeni tahkimat hevesi neden?" sorusunu yöneltti.
Oluç, kanun teklifinin masum bir bekçi yasa teklifi olmadığını savunarak, "Yardımcı kuvvetlere ihtiyaç duyulması, İçişleri Bakanlığı kapsamındaki emniyet güçlerinin kanunla tanımlı görevleri dışındaki amaçlarına da işaret ediyor. Elbette ki bu amaçlar iktidarın kendi siyasal ajandası üzerinden gerçekleştirilmek istenecektir." diye konuştu.
İktidarın, Suriye Milli Ordusu adı altında örgütlediği grupların bir kısmına Türkiye vatandaşlığı verdiğini, bu kişilerin bekçi yapılıp sokaklarda iktidarın muhafızları olarak kullanılacaklarına dair ciddi şüpheler bulunduğunu öne süren Oluç, "Bekçilik sisteminin kurumsallaşması ve yoğunlaşmasıyla birlikte toplum üzerindeki baskı artırılmak, iktidarın bekasını korumasının araçları oluşturulmak, Türkiye'de hukuk devleti daha fazla aşındırılmak, toplumsal taleplerin şiddetle bastırılması için zeminler yaratılmak istenmektedir." dedi.
CHP Grubu adına bir konuşma yapan Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, bekçiler tarafından darp edilen vatandaşlar bulunduğunu savundu.
Kadın bekçi sayısının yetersiz olduğuna işaret eden Öztunç, "28 bin 266 bekçinin 70'i kadın. Akşam çevirdi, bekçi, hanımefendiyi arayacak üst araması yapacak, arayabilir mi? Olmaz. Kim arayacak kadın polis bulup getirecek?" değerlendirmesinde bulundu.
Öztunç, iktidarın seçim meydanlarında Emniyet teşkilatına 3600 ek gösterge sözü verdiğini belirterek, "Polislerin 3600'le ilgili sorunu ciddidir, bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Lütfen, 3600'le ilgili bizim verdiğimiz teklifleri kabul etmiyorsanız siz verin, bunu artık çözün." dedi.
Bekçilerle ciddi bir kolluk kuvveti oluşturulduğunu ifade eden Öztunç, "Şu anda 28 bin 266 bekçi var, her yıl ortalama 10 bin bekçi alınıyor, beş yıl sonra 70-80 bin belki de 100 bin olacak. Belki de 20 bin alınacak, bilemiyoruz. Bir çeşit kolluk kuvvetleri üzerinden rejim muhafızları oluşturulmak isteniyor. Rejim muhafızlarının yaşandığı ülkelerin hali ortada, rejim muhafızlarının neler yaptığı ortada. Bu uygulama yanlış." görüşünü savundu.
Şahsı adına söz alan AK Parti Antalya Milletvekili Kemal Çelik, Türkiye Cumhuriyeti'nde rejimin bekçisinin millet olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin dış güvenlikte ve terörle mücadelede önemli başarılara imza attığını vurgulayan Çelik, iç güvenliğin sağlanmasında bekçilerin önemli rol oynadığını anlattı.
Bazı milletvekillerinin bekçilere yönelik, "Rejimin polisi, AK Parti'nin bekçisi" şeklinde ifadeler kullanmasını eleştiren Çelik, "AK Parti döneminde özellikle 15 Temmuz'dan sonra Türkiye huzur ve güvene kavuşmuştur ama bundan huzursuz olanlar da vardır. Huzursuz olanlar da huzursuz olmaya devam edecek, biz de huzuru sağlamaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi. Komisyonun yerinde olmaması üzerine Bilgiç, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Başta sağlık çalışanları olmak üzere salgınla mücadele sürecinde emeği geçenlere teşekkür eden Bilgiç, milletvekillerinden, Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığının önerilerine uyum sağlamalarını, sosyal mesafe ve maske kullanımı kurallarına dikkat etmelerini rica etti.
Bilgiç, daha sonra Genel Kurul'da gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman "27 Mayıs askeri darbesinin 60. yılı", CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz "Çiftçi borçları ve üretim sorunları" ve HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan "Mardin ve çevre illerdeki tarımsal sulama amaçlı kullanılan elektrik kesintileri" hakkında konuşma yaptı.
Hüseyin Yayman, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin Türkiye'de her 10 yılda bir darbelere kapı araladığını ifade ederek, "60. yılında bir kez daha lanetle ve gerçekten kınayarak anmak ve telin etmek istiyorum." diye konuştu.
27 Mayıs askeri darbesinin devleti millet karşısında ayıplı hale getirdiğini dile getiren Yayman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı'nın, Yassıada'yı Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürdüğüne işaret etti.
Yayman, söz konusu darbenin bir ayıp olduğunu ve yok sayılmaması gerektiğini kaydederek, TBMM'nin bugüne kadar tüm darbecilerin yaptığı yasal düzenlemeleri ortadan kaldırması gerektiğini vurguladı.
AK Parti'li Yayman, "Türkiye'nin kurtuluşu da milletimizin iradesi de seçimden, demokrasiden yanadır." dedi.
CHP'li Kadim Durmaz, Çiftçi Kayıt Sistemi'nde kayıtlı çiftçilerin toplam 130 milyar lira borcu bulunduğunu, bu borçların ertelenmesi veya çiftçiye yeni krediler verilmesi yerine bu borçların tamamen silinmesi için tüm partilerin ortak kararıyla düzenleme yapılmasını önerdi.
HDP'li Rıdvan Turan, Dicle Elektrik AŞ'nin hizmet verdiği bölgede ramazan ayından bu yana elektrik kesintilerini devam ettirdiğini ileri sürdü. Elektrik fiyatlarının bir yılda iki katına çıktığını iddia eden Turan, daha önce çiftçinin kullandığı elektriğin yüzde 65'i devlet tarafından ödenirken, bu oranın bugün yüzde 45'e düştüğünü söyledi.
Söz konusu şirketin, elektrik borcu bulunanların olduğu gibi borcu olmayanların da elektriğini kestiğini de öne süren Turan, bu nedenle bölgede tarladaki buğdayın yandığını, bu durumun devam etmesi halinde diğer ürünlerin de zarar göreceğini savundu.
Bu arada 16 Nisan'da verilen aranın ardından yeniden bugün açılan Meclis'te yeni koronavirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında alınan tedbirler doğrultusunda Genel Kurul Salonu'nda bulunan milletvekilleri, Meclis çalışanları ve gazeteciler maske takıyor. Milletvekilleri sıraları sosyal mesafe kuralı gereği birer koltuk boş bırakılarak düzenlenirken, milletvekilleri yerlerinden ve kürsüden maskelerini çıkarmadan konuşuyor.
TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Siirt'te şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, yaralı askerlere acil şifa diledi.
Refah Partisi kurucu üyesi Ahmet Tekdal'ın vefatından duyduğu üzüntüyü de dile getiren Türkkan, Tekdal'a Allah'tan rahmet, ailesine ve dava arkadaşlarına sabır temenni etti.
Türkiye'nin yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele sürecinde yeni bir döneme girdiğini anımsatan Türkkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hükümet aldığı kararla birçok kısıtlamayı kaldırdı. Adına 'kontrollü sosyal hayat' denilen yeni bir dönem başladı. Bu karar, erken alınmış bir karar. İYİ Parti olarak Sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere, bizler de Meclis kürsüsünden defalarca, pandeminin ülkemizde görüldüğü ilk günden itibaren sokağa çıkma kısıtlaması dahil, birçok sıkı tedbirin uygulanması gerektiğini dile getirdik. Fakat bu uygulama zamanında yapılmadı, yapıldığı zaman da hayli geç kalındı. Uygulanmaması, vaka sayılarını artırdı. Şimdi aynı tehlikeyle karşı karşıyayız. Toplu taşıma araçlarında yüzde 50 yolcu kapasitesinin kaldırılmasından AVM'lerin açılmasına kadar alınan birçok kararı da çok erken buluyoruz."
Şehirlerarası otobüslerde yüzde 50 doluluk oranıyla yolcu taşınmasına yönelik tedbirin kaldırıldığını ancak bilet fiyatlarının hala düşürülmediğini savunan Türkkan, vatandaşın pahalıya seyahat ettiğini söyledi.
Hükümetin kararlarının ikinci bir dalganın oluşmasına neden olabileceğini ileri süren Türkkan, aslında hayatın normalleşmediğini, anormalleştiğini iddia etti.
Türk oyun şirketi Peak'in, ABD merkezli Zynga'ya 1,8 milyar dolara satıldığını anımsatan Türkkan, "Türkiye'den ilk kez bir teknoloji girişimi 1 milyar doların üzerinde bir rakamla satıldı. Bundan mutluluk duymuş olmamız normal. Hakikaten gençlerin bu başarısı, bu Meclis'te bulunan herkesi çok mutlu etmiştir. Yalnız bir şey aklıma geldi, Sakarya'daki Tank Palet fabrikası 50 milyon dolara satılmıştı, değil mi?" ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de Siirt'te şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine başsağlığı, yaralı askerlere acil şifa diledi.
Güney Kıbrıs'ta Limasol'daki bir camiye molotofkokteyliyle yapılan saldırıyı kınayan ve olayın faillerinin acilen bulunmasını isteyen Bülbül, "Bu saldırı, çözümsüzlüğü direten, Ada'da Kıbrıs Türkü'nün varlığını ve menfaatlerini yok sayan Rum tarafının kirli arka planının ve kanlı geçmişinin günümüze yansımasından başka bir şey değildir." dedi.
Bülbül, genel salgınla mücadele sürecinde, küresel güç olarak görülen ABD'deki vakaların yüzde 80'inin alt gelir grubunda olan kişilerden oluştuğuna işaret ederek "Pandemi sürecinde Türkiye'deki sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcılığı, Genel Sağlık Sigortası'nın bütün vatandaşlarımızı içine almasının ne kadar önemli olduğunu bir defa daha görmüş olduk." diye konuştu.
Yeni dönemde kurallara uyma konusunda azami gayret sarf edileceğini belirten Bülbül, mesafeyi korumak, maske takmak ve temizliğe dikkat etmenin önemine işaret etti.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç ise 7 yıl önce düzenlenen Gezi Parkı odaklı eylemlere katılanların sadece yerel demokrasi talep ettiklerini, bu eylemleri karalamaya yönelik yalanlar üretildiğini, yalan yanlış iddianamelerle yargılanmaların sürdüğünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Refah Partisi kurucu üyesi Ahmet Tekdal'ın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirerek ailesi ve sevenlerine başsağlığı diledi.
Şehit haberlerinin, ailelere ve ocaklara ateş düşürmeye başladığına işaret eden Altay, Meclis'in bu haberlere seyirci kalmaması, önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
Limasol'da camiye yönelik saldırıyı kınayan Altay, "Kutsala saldırmak insanlıkla bağdaşmaz. Bir konuda, insanlık noktasında bir test ve sınav yapılacaksa, kutsala saygının birinci sırada olması gerekir." diye konuştu.
Gezi Parkı odaklı eylemlerin yıl dönümü olduğunu anımsatan Altay, bu eylemleri "adalet talebi ve insani bir duruş" olarak nitelendirdi.
Kovid-19 salgını sürecinde insanüstü gayret gösteren sağlık çalışanlarına, kısıtlamalara uyan vatandaşlara ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya teşekkür eden Altay, "Koronavirüsle mücadelenin tıbbi boyutunun en az hasarla atlatıldığını ama ekonomik boyutunun tam bir fiyasko olduğunu düşünüyoruz. İsraf, akıl dışılık ve beceriksizlik sonucu Türkiye'de işsizliğin ve vatandaşın borçlarının ikiye katlandığının, milyonların mağdur olduğunun ve bunun sorumlusunun saray hükümeti olduğunun altını çizmek istiyorum." değerlendirmelerinde bulundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan da Siirt'te şehit olan kahraman askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve millete sabır dileğinde bulundu.
Özkan, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin, milli iradeye bir saldırı olduğuna işaret ederek bu darbe sırasında "milletin adamlarının" idam sehpasına gönderildiğini, aslında idam edilenin, milletin iradesi ve demokrasi olduğunu söyledi. Özkan, "60. yılını hüzünle yaşadığımız 27 Mayıs'ta, milletimiz, milletin adamlarına sahip çıkmıştır. Yaslı ada, Demokrasi ve Özgürlük Adası olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyaretçilere açılmıştır." dedi.
Türkiye'nin salgınla mücadele sürecinde güçlü sağlık sistemine sahip olduğunu vurgulayan Özkan, "Süper güçlerin hiç de öyle olmadığı, kağıttan birer kaplan oldukları, kendi vatandaşlarının can güvenliğini korumaktan dahi uzak olduklarını gördük. Şehir hastanelerine çok itirazlar yapıldı, 'Sağlığa zararlıdır.' dediler. Ancak bunların ne kadar doğru, stratejik bir aklın ürünü olduğunu, yaşanan olaylar gösterdi." diye konuştu.
Son bir haftada hizmete açılan hastaneleri anımsatan Özkan, bu hizmetlerin, milletin sağlığını korurken ülkenin aydınlık geleceğini de garanti altına alacak adımlar olduğunu vurguladı.
Özkan, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yakaladığı büyüme oranıyla dünyada ilk sırada olduğunu belirterek "İnşallah bu sağlık altyapımız sayesinde kontrollü üretimi de sürdürmek suretiyle Allah'ın izniyle büyüme hedefleri istikametinde birinci ülkeler içerisinde yer alacağız." ifadelerini kullandı.
AK Parti'li Özkan, İstanbul'un fethinin 567. yıl dönümünün kutlandığını anımsatarak, "(Zulüm 1453'te başladı) diyenlerle de mücadelemiz devam edecek." dedi.
CHP'li Altay, Özkan'ın sözleri üzere "Katılıyorum, 'Zulüm 1453'te başladı.' diyenlerle mücadele edeceğiz. Bunlar meczup, sapkın zihniyetlerdir ama ben Sayın Grup Başkanvekilinden Cumhuriyet'imizi bir reklam arası görenlerle de mücadele edeceğini söylemesini isterdim." değerlendirmesini yaptı.
TBMM Genel Kurulu, bu hafta çarşı ve mahalle bekçilerine yönelik kanun teklifini yasalaştırmak için mesai yapacak.
Genel Kurulda, gündem dışı konuşmaların ardından partilerin grup önerileri ele alındı.
AK Parti'nin, Genel Kurulun bu aya ilişkin çalışma takvimini içeren grup önerisi kabul edildi. Buna göre, haziranda denetim konuları görüşülmeyecek, 4 Haziran Perşembe günü çarşı ve mahalle bekçilerine yönelik kanun teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar Meclis çalışmalarını sürdürecek. 9 Haziran Salı günü Sayıştayda boş bulunan 5 üyelik için seçim yapılacak.
Öneri üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, salgın nedeniyle Meclisin 45 gün çalışmadığını belirterek, bütün partilerin birlikte, ortak akıl üretmeleri gereken bir süreçte, salgına yönelik bütün adımların "saraya" bırakıldığını savundu.
Meclis ve muhalefet partilerinin alınan kararları sadece takip edebildiğini öne süren Oluç, yasama organının, yakın tarihinin bu kadar ciddi bir sorunu karşısındaki en işlevsiz dönemini yaşadığını söyledi.
Oluç, Meclisin açılmasına itiraz etmediğini ancak salgından etkilenen, işini kaybeden, yoksullaşan vatandaşların sorunlarının birinci sorun olması gerekirken bekçilerin tartışıldığını kaydetti.
İktidarın kendi bekasını sürdürebilmek için bu yasa teklifini getirdiğini iddia eden Oluç, sonraki haftalarda gelecek tekliflerin de toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyeceğini, iktidarın bekasını sağlayacak teklifler olduğunu öne sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Meclisin bugün bu kanun teklifini görüşmemesi gerektiğini savundu.
Vatandaşların, polis ve bekçiden kaynaklı güvenlik kaygısı yaşadığını ileri süren Altay, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın bugün Genel Kurula gelerek, hep birlikte verilen mücadeleyi Meclise ve millete anlatması gerektiğini söyledi. Altay, bu süreçte Kovid-19 salgını nedeniyle sağlık emekçilerinin şehit sayılmasını sağlayacak bir düzenlemeyi çıkarmanın Meclise yakışacağını belirtti.
Bekçilik müessesine karşı olmadıklarını ifade eden Altay, ancak teklifin geçirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Altay'ın konuşmasına AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ile diğer bazı milletvekilleri tepki gösterdi.
Söz talep eden AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Altay'ın konuşmasının başının ve sonunun birbirine tezat olduğunu belirterek, "Benim Mehmetçiğim, polisim, bekçim, bu ülkenin güvenliğini, huzurunu, barışını, özgürlüğünü korumak için canını siper edecek, biz de onların durumunu iyileştirmek için düzenleme yapmayacağız. 'Ne yapsanız da sizleri alkışlamayacağız.' diyen bu yanlış anlayış, Mehmetçiğimiz, güvenlik güçlerimiz için yaptığımız düzenlemeye itiraz etmiştir." dedi.
Çavuşoğlu da şehit olan polislerden rahatsız olunduğunu belirterek, "Farkında mısınız? İçinize bir parti kaçtı ve o parti sizi kendisi gibi yaptı." ifadesini kullandı.
Engin Altay ise "Türk polisinden niye rahatsızsınız?" sözünü iade ettiğini belirterek, "Polise, askere kurşun sıkan her kim olursa olsun alçaktır, haindir." dedi. Şehit polisleri yad ettiğini kaydeden Altay, polisin, "Türk polisi şehit olmaktan korkmuyor, emekli olmaktan korkuyor" diye feryat ettiğini öne sürdü.
Polise itibar kaybettirecek olumsuz unsurlar olduğunu da ileri süren Altay, "Buradan yola çıkarak CHP'yi, 'Polisten rahatsızsınız' diye itham etmek aymazlıktır, edepsizliktir." diye konuştu.
İYİ Parti'nin Kredi Yurtlar Kurumunca öğrencilere verilen öğrenim kredileri, HDP'nin belediyelere atanan kayyumlar, CHP'nin yeni tip koronavirüs nedeniyle ertelenen sınavlar hakkında verdiği grup önerileri kabul edilmedi.
Ayrıca, CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi'nin uzman erbaş ve ateşli silah ile bıçaklarla ilgili kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması yönündeki teklifi de reddedildi.
Daha sonra Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
İYİ Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, bekçi denildiğinde akla ilk olarak Türk sinemasından nostaljik karakterlerin geldiğini anlatarak, şunları söyledi:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan gece yatarken bekçi düdüğü duymak istediğinde, bu karakterleri düşünerek nostaljik bir istek olduğu akla gelmiştir belki de. Ancak bugün bekçilerle ilgili düzenlemede getirilenlere bakıldığında olayın hiç öyle olmadığı ortada. Bekçiler çaldıkları düdüklerle nostaljik bir duygu olmanın boyutunu aşmış durumda. Çünkü polis yetkileriyle donanmış olarak geliyorlar artık. Bekçi düdüğüne özlem duyarken birden o bekçinin eline silah verdiğimiz bir sürece girdik. Eğer bu bir ihtiyaç ise Türkiye'nin asayiş problemi nasıl bu kadar büyüdü? Yok eğer böyle değilse neden polis gibi yetkili ve silahlı bekçilik teşkilatı kuruluyor?"
Hükümetin kanun teklifiyle bekçilere yetkiler vererek, "jurnalci bir sistem" kurmayı hedeflediğini ileri süren Türkkan, "Siyasi iktidar, bir mahallede yapmak istediklerini o mahallede totaliter devlet otoritesiyle yapabilir. Yeni bekçi uygulaması, bu adımların en büyüğünü oluşturuyor desek yanlış olmaz." dedi.
MHP Grubu adına bir konuşma yapan Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, göreve yeni başlayan bekçilerin yüzde 19,4'üne denk gelen 5 bin 480'inin üniversite, yüzde 17,27'sine tekabül eden 4 bin 845'inin yüksekokul, yüzde 59,8'ini oluşturan 16 bin 911'inin lise, yüzde 3,3'ünün ortaokul ve binde 3'ünün ilkokul mezunu olduğunu kaydetti.
Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ve bekçilerin göreve başlamasıyla 2018 ve 2019 yılları karşılaştırıldığında özellikle evden hırsızlık suçlarında düşüş görüldüğüne dikkati çeken Atay, şöyle dedi:
"1 Eylül 2018 ile 31 Mayıs 2020 tarihleri arasında bekçilerimiz tarafından 130 bin 680 şahıs hakkında adli işlem yapılmış olup, 4 bin 862 hırsızlık olayına müdahale edilmiş, 1219 kayıp çocuk bulunarak ailelerine teslim edilmiş, 3 bin 959 yetişkin kayıp şahıs bulunmuş, 75 bin 753 aranan şahıs hakkında işlem yapılmış, 276 bin 832 gram eroin, kokain benzeri, 82 bin 918 hap ele geçirilmiştir. Esasen bekçilik teşkilatının tekrar aktif olarak devreye alınması sonucunda son iki yılda Türkiye genelinde, mal varlığına karşı meydana gelen olaylarda 2019 yılının ilk 11 ayında yüzde 8,7 azalma meydana geldiği gibi, bu olayların aydınlatılması da 3,9 oranında artmıştır."
MHP'li Atay, çocukların uyuşturucu girdabına sürüklenmesinin engellenmesinde de bekçilerin önemli rol oynayacağını vurguladı.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Ramazan Bayramı süresince polisler ve bekçilerin birçok yerde yurttaşlara sokağa çıkma yasağını gerekçe göstererek şiddet uyguladığını, İçişleri Bakanlığının bazı olaylarda fail polislerin açığa alındığı yönündeki açıklamalarının göstermelik olduğunu iddia etti.
Türkiye'de 256 bin polis, 190 bin jandarma ve 21 bin bekçi bulunduğunu ifade eden Oluç, "Toplamda 467 bine yakın İçişleri Bakanlığı ordusu var. Yeni tahkimat hevesi neden?" sorusunu yöneltti.
Oluç, kanun teklifinin masum bir bekçi yasa teklifi olmadığını savunarak, "Yardımcı kuvvetlere ihtiyaç duyulması, İçişleri Bakanlığı kapsamındaki emniyet güçlerinin kanunla tanımlı görevleri dışındaki amaçlarına da işaret ediyor. Elbette ki bu amaçlar iktidarın kendi siyasal ajandası üzerinden gerçekleştirilmek istenecektir." diye konuştu.
İktidarın, Suriye Milli Ordusu adı altında örgütlediği grupların bir kısmına Türkiye vatandaşlığı verdiğini, bu kişilerin bekçi yapılıp sokaklarda iktidarın muhafızları olarak kullanılacaklarına dair ciddi şüpheler bulunduğunu öne süren Oluç, "Bekçilik sisteminin kurumsallaşması ve yoğunlaşmasıyla birlikte toplum üzerindeki baskı artırılmak, iktidarın bekasını korumasının araçları oluşturulmak, Türkiye'de hukuk devleti daha fazla aşındırılmak, toplumsal taleplerin şiddetle bastırılması için zeminler yaratılmak istenmektedir." dedi.
CHP Grubu adına bir konuşma yapan Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, bekçiler tarafından darp edilen vatandaşlar bulunduğunu savundu.
Kadın bekçi sayısının yetersiz olduğuna işaret eden Öztunç, "28 bin 266 bekçinin 70'i kadın. Akşam çevirdi, bekçi, hanımefendiyi arayacak üst araması yapacak, arayabilir mi? Olmaz. Kim arayacak kadın polis bulup getirecek?" değerlendirmesinde bulundu.
Öztunç, iktidarın seçim meydanlarında Emniyet teşkilatına 3600 ek gösterge sözü verdiğini belirterek, "Polislerin 3600'le ilgili sorunu ciddidir, bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Lütfen, 3600'le ilgili bizim verdiğimiz teklifleri kabul etmiyorsanız siz verin, bunu artık çözün." dedi.
Bekçilerle ciddi bir kolluk kuvveti oluşturulduğunu ifade eden Öztunç, "Şu anda 28 bin 266 bekçi var, her yıl ortalama 10 bin bekçi alınıyor, beş yıl sonra 70-80 bin belki de 100 bin olacak. Belki de 20 bin alınacak, bilemiyoruz. Bir çeşit kolluk kuvvetleri üzerinden rejim muhafızları oluşturulmak isteniyor. Rejim muhafızlarının yaşandığı ülkelerin hali ortada, rejim muhafızlarının neler yaptığı ortada. Bu uygulama yanlış." görüşünü savundu.
Şahsı adına söz alan AK Parti Antalya Milletvekili Kemal Çelik, Türkiye Cumhuriyeti'nde rejimin bekçisinin millet olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin dış güvenlikte ve terörle mücadelede önemli başarılara imza attığını vurgulayan Çelik, iç güvenliğin sağlanmasında bekçilerin önemli rol oynadığını anlattı.
Bazı milletvekillerinin bekçilere yönelik, "Rejimin polisi, AK Parti'nin bekçisi" şeklinde ifadeler kullanmasını eleştiren Çelik, "AK Parti döneminde özellikle 15 Temmuz'dan sonra Türkiye huzur ve güvene kavuşmuştur ama bundan huzursuz olanlar da vardır. Huzursuz olanlar da huzursuz olmaya devam edecek, biz de huzuru sağlamaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi. Komisyonun yerinde olmaması üzerine Bilgiç, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
