2012-04-09 - 15:45
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken TBMM'de düzenlediği basın toplantısında 3 Nisan 2012 tarihinde Bingöl M Tipi Kapalı cezaevinde hayatını kaybeden Mahmut Karataş'ın durumuna değindi. Baluken: "Sadece 2011 yılında 31 hasta tutuklu, AKP'nin " tabutta tahliye" yaklaşımı sonucu cezaevi koşullarında yaşamın yitirmiştir. Son 10 yılda yaşamını yitiren tutuklu sayısı 900'ün üzerindedir."
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken TBMM'de düzenlediği basın toplantısında 3 Nisan 2012 tarihinde Bingöl M Tipi Kapalı cezaevinde hayatını kaybeden Mahmut Karataş'ın durumuna değindi.
Karataş'ın uzun süredir şeker hastası olduğunu, son bir yılda diyabet hastalığının etkisiyle görme yetisini kaybettiğini belirten Baluken, ''Karataş yatağa bağımlı idi. Son bir yılda hastalığından dolayı bütün kişisel ihtiyaçlarını arkadaşları karşılıyordu'' dedi. Baluken sözlerinde şunları kaydetti:
"Bu konuda ailenin, avukatların ve tutukluların defalerca Adalet Bakanlığı'na, TBMM insan Hakları Komisyonu'na, başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı'na yapmış oldukları başvurulara rağmen hiçbir somut adım atılmadığı tespit edilmiştir. Sadece 2011 yılında 31 hasta tutuklu, AKP'nin " tabutta tahliye" yaklaşımı sonucu cezaevi koşullarında yaşamın yitirmiştir. Son 10 yılda yaşamını yitiren tutuklu sayısı 900'ün üzerindedir.
Bir kişinin cezaevinde yaşamını yitirmesi hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk açısından suçtur. Umarım bu son can kaybı olur. Bu konulara siyasi pencereden değil, ahlaki pencereden bakılmalıdır. Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaşam hakkı, Avrupa insan Hakları Mahkemesi kararları, İnsan hakları Evrtensel Bildirgesi ve avrupa İşkenceyi önleme komitesi tarafından güvence altına alınmıştır. Türkiye'de mahkumların yaşam hakkına ilişkin yaklaşım evrensel normlşere aykırılık teşkil etmektedir."(15.45)
Karataş'ın uzun süredir şeker hastası olduğunu, son bir yılda diyabet hastalığının etkisiyle görme yetisini kaybettiğini belirten Baluken, ''Karataş yatağa bağımlı idi. Son bir yılda hastalığından dolayı bütün kişisel ihtiyaçlarını arkadaşları karşılıyordu'' dedi. Baluken sözlerinde şunları kaydetti:
"Bu konuda ailenin, avukatların ve tutukluların defalerca Adalet Bakanlığı'na, TBMM insan Hakları Komisyonu'na, başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı'na yapmış oldukları başvurulara rağmen hiçbir somut adım atılmadığı tespit edilmiştir. Sadece 2011 yılında 31 hasta tutuklu, AKP'nin " tabutta tahliye" yaklaşımı sonucu cezaevi koşullarında yaşamın yitirmiştir. Son 10 yılda yaşamını yitiren tutuklu sayısı 900'ün üzerindedir.
Bir kişinin cezaevinde yaşamını yitirmesi hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk açısından suçtur. Umarım bu son can kaybı olur. Bu konulara siyasi pencereden değil, ahlaki pencereden bakılmalıdır. Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaşam hakkı, Avrupa insan Hakları Mahkemesi kararları, İnsan hakları Evrtensel Bildirgesi ve avrupa İşkenceyi önleme komitesi tarafından güvence altına alınmıştır. Türkiye'de mahkumların yaşam hakkına ilişkin yaklaşım evrensel normlşere aykırılık teşkil etmektedir."(15.45)
