2026-10-27 - 13:36
MEKKE ANLAŞMASI'NIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TEKLİFİ, TBMM DIŞİŞLERİ KOMİSYONU'NDA KABUL EDİLDİ
Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildi.

Komisyon, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı.

Oktay, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Orta Doğu'daki gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı, Kafkaslar, Balkanlar ve Kuzey Afrika'daki hassasiyetlerin bölgesel güvenliği doğrudan etkilediğini söyledi.

Görüşülecek Anlaşma'nın bölgesel sahiplenme iradesi ve coğrafyada caydırıcılığı artırarak barışı tahkim etme kararlılığının somut ve son derece önemli bir adımını oluşturduğunu belirten Oktay, Mekke Anlaşması ile Orta Doğu'da kolektif bir caydırıcılık kalkanı inşa edilmesinin kayda değer bir gelişme olduğunu ifade etti.

Dün Tahran'da yapılan görüşmelerin kıymetli olduğunu vurgulayan Oktay, "Ülkemizin imzaladığı ve taraf olduğu anlaşmalar, bir saldırı, yayılmacılık ya da üçüncü ülkelere karşı bir bloklaşma ittifakı değildir. Tam aksine ülkemiz, caydırıcılığı artıracak, coğrafyamızı tahkim edecek, barışı ve istikrarı hedefleyen savunma anlaşmalarının tarafıdır. Bu bağlamda, Mekke Anlaşması'nın dışlayıcı bir güvenlik mimarisi önermemesi ve bölgesel barış ve istikrar vizyonunu paylaşan diğer aktörlerin katılımına imkan tanıması bağlamında kıymetlidir." değerlendirmelerinde bulundu.

Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, Anlaşma'nın genişleme sürecinin, kontrolsüz bir mekanizmaya izin vermemesinin önemine işaret ederek, "İttifakın büyümesi ve yeni üyelerin kabulü, çekirdek tarafların ve dolayısıyla ülkemizin onayına, rızasına ve stratejik filtresine tabi olması doğal olarak büyük ehemmiyet taşımaktadır." dedi.

Anlaşma kapsamında caydırıcılık en üst düzeyde tesis edilirken, taraf ülkelerin egemenlik haklarına, uluslararası yükümlülüklerine ve anayasal süreçlerine de mutlak bir saygı gösterildiğine dikkati çeken Oktay, şunları kaydetti:

"Kolektif savunma hükümlerinin kendiliğinden ve mekanik bir şekilde işlemesinden ziyade atılacak her adımın, tarafların kendi anayasal yükümlülükleri, milli mevzuatları ve yetkili makamlarının tasarrufları çerçevesinde yürürlüğe girmesi esasının benimsendiği görülmektedir. Bu doğrultuda, en üst düzeyde istişare mekanizmalarının işletilmesi ve ortak mutabakatın aranması önemli bir husustur. Bu ittifak mimarisinin 3 ana sacayağı üzerinde yükseldiği ifade edilebilir: müşterek savunma, terörizmle kararlı mücadele ve savunma sanayisinde yerli imkanların geliştirilmesi. Bu başlıkların her biri hem ülkemiz hem de coğrafyamızın geleceği için hayati ehemmiyete haizdir. Esasen Mekke Anlaşması'na, izole tek bir metin olarak da bakmamak gerekir."

Oktay'ın konuşmasının ardından Yeni Parti Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Anlaşma'nın TBMM Milli Savunma Komisyonunda da görüşülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Oktay, ilgili komisyona çalışma yapmaları ve bir rapor sunmalarına ilişkin yazı yazdıklarını ancak kendilerine "herhangi bir çalışma ve raporlama yapılmayacağının" bildirildiğini aktardı.

Komisyonda daha sonra, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.

Toplantıda, Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü'nün Anlaşma'ya yönelik sunumuna geçildi.

Gümrükçü, komisyona yaptığı sunumda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın her şeyden önce Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki köklü tarihsel ilişkilerin bir uzantısını teşkil ettiğini vurguladı.

Anlaşma'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Suud ile Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından Mekke'de 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığını anımsatan Gümrükçü, Anlaşma'nın iç onay süreçlerinin Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından tamamlandığını ve bu yönde gerekli resmi bildirimde bulunulduğunu ifade etti.

"Mekke Anlaşması, 3 ülke arasındaki özel dostluk ilişkilerinin bir uzantısı olmanın yanı sıra bölgemizde ihtiyacı giderek daha fazla hissedilen bölgesel sahiplenme anlayışının da somut bir üründür." ifadesini kullanan Gümrükçü, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nitekim bölgemizdeki sorunların daha da çetrefil bir hale geldiği günümüzde, Anlaşma'nın tarafı 3 ülke, bu sorunlara dışarıdan çözüm bulunmasını beklemek yerine kendileri sorumluluk üstlenerek, işbirliği ve kolektif savunma anlayışına dayalı bir bölgesel güvenlik mimarisinin ilk adımını atmış ve bu yönde oluşturulacak kurumsal yapının hukuki zeminini ortaya koymuştur."

Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile zemini oluşturulan bu yapının, sadece taraf 3 ülkenin değil, tüm bölgenin güvenliğine katkı sağlaması, karşılıklı güven temelinde diyalog ve işbirliğini güçlendirerek, bölgede kalıcı ve öngörülebilir istikrar ortamı yaratması, esasen büyük bir potansiyele sahip olmakla birlikte on yıllardır devam eden çeşitli kriz ve ihtilaflar nedeniyle bu potansiyelini hayata geçirememiş olan bölgede, bizzat bölge ülkelerinin kendi sorumluluğu ve sahipliğinde bir barış, istikrar ve refah vizyonu ortaya koymasının hedeflendiğini belirten Gümrükçü, şöyle devam etti:

"Tamamen savunma odaklı olan Mekke Anlaşması herhangi bir ülkeyi hedef almamaktadır. Bölgesel barış ve güvenliğin sağlanması hedefini gözeten ve devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı, meşru müdafaa hariç güç kullanmama, ihtilafların barışçıl yoldan çözülmesi ve içişlerine müdahale etmeme ilkeleri başta olmak üzere, uluslararası hukuka saygı gösteren tüm bölge ülkelerinin katılımına açıktır. Bu haliyle Anlaşma, bölgede herhangi bir kamplaşmayı değil bütünleşmeyi öngörmekte, ayrıştırıcı değil kapsayıcı bir vizyon içermektedir."

- "Üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için esasen tamamlayıcı bir nitelik taşıması öngörülmekte"

Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Gümrükçü, Anlaşma ile kolektif caydırıcılığın güçlendirilmesi, uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunulması, silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğinin, karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlarla artırılmasının planlandığını belirtti.

Anlaşma ile ayrıca savunma sanayisinde, ortak üretim ve teknoloji paylaşımı dahil işbirliğinin desteklenmesi, terörle mücadelede müşterek çabaların güçlendirilmesi ve tarafların birbirlerine Anlaşma hükümlerinin uygulanması kapsamında lojistik destek sağlamasının öngörüldüğünü vurgulayan Gümrükçü, Anlaşma'nın Türkiye'nin diğer ittifaklarından veya anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını veya bunların yerine geçmediğinin de altını çizdi.

Gümrükçü, şunları kaydetti:

"Nitekim Anlaşma'da da bu yönde açık bir hüküm bulunmaktadır. Aksine güvenliğin bölünmezliği ilkesi doğrultusunda ve bu çerçevede özellikle de Avrupa-Atlantik coğrafyası ile Orta Doğu bölgesi arasında güvenlik alanındaki karşılıklı etkileşim ışığında, Mekke İttifakı'nın, geniş Orta Doğu bölgesindeki güvenlik ve istikrara yapacağı katkılarla, başta NATO olmak üzere Avrupa güvenliğine dair üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için esasen tamamlayıcı bir nitelik taşıması öngörülmektedir. Bu düşüncelerle, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'nı Komisyonumuzun ve yüce Meclisimizin onayına sunuyoruz."

TBMM Dışişleri Komisyonunda milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi üzerinde değerlendirmelerde bulundu.

Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, karşılıklı ittifakın, tarafların aynı askeri imkanlara sahip olduğu anlamına gelmediğini, üstlenilen sorumlulukların ve sağlanabilecek katkıların gerçekçi biçimde değerlendirildiği karşılaştırmalı bir analizin komisyonla paylaşılmasını istedi.

Türkiye'nin güvenliğine ve bölgesel istikrara katkı sağlayabilecek bir ortaklığın sağlam temeller üzerinde ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Karal, "Hükümet temsilcilerinden karşılıklı savunmanın uygulama şartlarına, Türkiye'nin askeri katkısına, anayasal yetkilendirme süreçlerine, yeni üyeliklerin usulüne ve savunma sanayi yükümlülüklerine ilişkin sorularımızı cevaplandırmalarını bekliyoruz. Verilecek cevapların komisyon raporuna geçirilmesini ve gerekli açıklamaların değerlendirmemize esas alınmasını önemsiyoruz. Nihai tutumumuzu da bu bilgiler ışığında belirleyeceğiz." ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, Anlaşma'nın, Türkiye'nin hangi güvenlik açığını kapatacağını ve Türkiye'nin taraf ülkelerin hangi güvenlik açıklarını kapatacağını sordu.

Anlaşma'nın baştan sona savunmayla alakalı olduğunu dile getiren Ergun, "Anlaşma'nın savunma amacı taşıdığı yönündeki yetkililerin açıklamalarına rağmen taraf devletlerin gelecekte karşı karşıya kalabileceği çatışmalar ve savunma yükümlülüklerinin farklı yorumlanma ihtimali, Türkiye'nin istemediği bölgesel krizlere dahil olma riskini beraberinde getirebilecek mahiyettedir." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Anlaşma'ya ilişkin Milli Savunma Komisyonunun herhangi bir görüş ifade etmemesini eleştirdi.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, Türkiye'nin ortak savunma yükümlülüklerinin hangi somut koşullarda devreye gireceğinin açıklanmasını, askeri destek, lojistik yardım ve istihbarat paylaşımının kapsamı ile karar alma usullerinin belirginleştirilmesini istedi.

Türkiye'nin Anayasa ilkeleri ve bağımsız dış politikasının güvence altına alınması gerektiğini aktaran Güzelmansur, teknoloji güvenliği, fikri mülkiyet ve ekonomik kazanımların somut biçimde ortaya konulmasını, sekretaryanın işleyişi, karar alma mekanizması, bütçesi ve denetiminin açıklığa kavuşturulmasını talep etti.

Anlaşma'nın uzun vadeli yükümlülükleri, gözden geçirme imkanları ve çekilme sonuçlarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Güzelmansur, "Bizim için esas olan Türkiye'nin yalnızca bir ittifakın üyesi olması değil, o ittifakın içinde kendi kararlarını özgürce alabilmesidir. Bu anlayışla, Anlaşma'nın bütün boyutlarının açıkça tartışılmasını, sorularımızın somut biçimde yanıtlanmasını ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruyacak güvencelerin ortaya konulmasını istiyorum." sözlerini sarf etti.

- "Kutsal toprakları hedef alan saldırıların karşısında olmak Türk milletinin inancından gelen vazifesidir"

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Anlaşma'yı, "'ben bulunduğum bölgede beraber hareket ettiğim ülkelerle barış istiyorum ve bu barışı istemem sebebiyle de bu caydırıcı gücümü ortaya koyuyorum' iradesinin temel yansıması" olarak nitelendirdi.

Daha önce "Kudüs Paktı" önerisini dile getirdiklerini hatırlatan Özdemir, şunları kaydetti:

"MHP olarak bizim temel görüşümüz, bu Anlaşma'nın mümkün olduğu kadar İslam dünyasının tamamını içerisine alabilecek ve aynı zamanda 57 İslam ülkesini de kuşatabilecek kararlılık ve kapsama da evrilebilmesidir. Baktığınız vakit 20'nci yüzyılın son dönemleriyle beraber 21'inci yüzyılın başlarında da bütün kan, gözyaşı, işgal girişimlerinin tamamı ne yazık ki İslam coğrafyalarında görülmüş, istikrarsızlığın hakim kılındığı ve bundan mütevellit de ülkemizin de ağırlıklı olarak hem güvenlik paralelinde hem de diğer alanlarda etkilendiği sahalarda bu sıkıntıların ve sorunların geldiğini göz önünde bulundurursak, temennimiz ve hedefimiz bu Anlaşma'nın İslam dünyasının tamamını kapsamasıdır."

Anlaşma'ya ilişkin ısrarla Suudi Arabistan'ın içinde bulunduğu bazı sıkıntıların konuşulduğuna işaret eden Özdemir, şöyle devam etti:

"İster İsrail'den gelsin, ister Husiler'den, ister başka birinden, isterse üçüncü bir ülkeden gelsin, ismi ne olursa olsun Türk milleti için, İslam alemi için, kutsal toprakları hedef alan her saldırının karşısında olmak, Türk milletinin imanından, inancından gelen vazifesi kabul edilir. Bu anlamda da bu toprakların müdafaası için, kutsal saydığımız alanların müdafaası için yapılması gereken ne varsa bunu yapmak, Türk devletinin hem imparatorluk döneminde hem Cumhuriyet döneminde kendisine vazife bildiği değer ve yaklaşımlardan bir tanesi olmuştur."

- "Anlaşma'nın onaylanmasını doğru bulmuyoruz"

DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, bölgesel sorunların çözümünü askeri ittifaklarda ve silahlanmada arayan güvenlikçi dış politikayı doğru bulmadıklarını ifade etti.

Bölgenin ihtiyacının, çatışmaları birbirine bağlayan yeni askeri taahhütler değil, bu çatışmaları birbirinden ayırarak çözebilecek bir barış diplomasisi olduğunu dile getiren Gökalp, "Bölgesel kutuplaşmayı derinleştiren, belirsiz askeri yükümlülükler getiren, demokratik denetimi yeterince güvenceye almayan bu Anlaşma'nın onaylanmasını doğru bulmuyoruz." şeklinde konuştu.

Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Anlaşma'yı mevcut haliyle, Türkiye'yi ve silahlı kuvvetleri riske atacak, yeni güvenlik tehditleri oluşturacak nitelikte gördüklerini söyledi.

"Türkiye'nin başkalarının savaşının tarafı haline getirilmemesi" talebinde bulunan Çakırözer, bu tür anlaşmaların barış zamanında güçleri birleştirmek, caydırıcılığı artırmak, savaşa mani olmak için yapıldığını belirtti. Çakırözer, "Ama burada savaştaki bir ülkeyle 'sana saldıran bana saldırmıştır' anlaşması yapmak, ülkeyi doğrudan savaşa sokmaktır." görüşünü dile getirdi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik politikasının başka ülkelerin güvenlik ihtiyaçları üzerinden şekillendirilemeyeceğini vurgulayan Çakırözer, "Biz Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la ilişkilerinin geliştirilmesine karşı değiliz, en ileri noktasına getirilmesinden yanayız. Ama Türkiye'yi gereksiz güvenlik riskleri altına sokan, barış döneminde dahi askeri yükümlülükler doğurabilecek, gelecek hükümetleri 10 yıl boyunca bağlayacak ve üstelik Meclis iradesini daha en başından tartışmalı hale getiren bu Anlaşma'ya bu haliyle onay vermiyoruz. Hem usule hem içeriğine ilişkin şerhimiz nedeniyle bu Anlaşma'ya hayır diyeceğiz." ifadelerini kullandı.

- "Sadece bir savunma anlaşması konuşmuyoruz"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, dünyadaki ve bölgedeki çatışmalarda Türkiye'nin üstlendiği arabulucu rollerine değindi.

Türkiye'nin diplomasiyi önceleyen ve diplomatik kanalların tamamını açık tutan bir ülke olduğunu anımsatan Sırakaya, Anlaşma'nın "komplo teorisine dönüştürüldüğünü" belirterek, bu durumu eleştirdi.

Daha önce sınır ötesi harekatların ve bazı anlaşmaların Türkiye'ye getirebileceği ciddi maliyetler üzerine yorumlar yapıldığına işaret eden Sırakaya, "Mekke Anlaşması'nın da getirmiş olduğu kazanımları birkaç sene sonra muhalefet partisinin kıymetli genel başkanlarının da takdir edeceği bir düzleme doğru gideceğimiz noktasında olduğunu ifade etmek isterim." dedi.

Bugün sadece bir savunma anlaşmasını konuşmadıklarını belirten Sırakaya, "Bu Savunma Anlaşması'na baktığınız zaman bu olayın bir askeri eğitim boyutu var, istihbarat boyutu var, siber güvenlik boyutu var, ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması boyutu var. Dolayısıyla olayı sadece bir savunma boyutuyla değerlendirmek kadük bir yorum olacaktır." şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından toplantıya ara verildi.

Ardından, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, Anlaşma'ya ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Daha sonra Komisyon'da yapılan oylamada Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edildi.