2016-10-20 - 15:58
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Tasarısı, Genel Kurul'da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda gündem dışı söz alan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Ahmet Taner Kışlalı'nın, 21 Ekim 1999'da katledildiğini anımsatarak, Kışlalı'nın, Kültür Bakanlığı sırasında Türkiye'nin kültür dünyasına büyük katkılar sunduğunu söyledi.

Balbay, Kışlalı'nın, Atatürkçülüğü ve Türkiye'nin tam bağımsızlığını kabul edemeyenlerce katledildiğini belirterek, "Türkiye'de bugünkü karanlık, Fetullah belası, o günlerdeki aydınlarımızın katledilmesi, Atatürkçülük'ün toplumda yerleşmesinin büyük ölçüde engellenmesi nedeniyle yaşanmaktadır." diye konuştu.

Hamzaçebi de Prof.Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı saygıyla ve şükranla andığını dile getirerek, "Kendisi maalesef karanlık bir cinayete kurban gitmiştir ve bugüne kadar da aydınlatılamamıştır. Tarihimizin acı sayfalarından birisidir bu." ifadesini kullandı.

AK Parti Mersin Milletvekili Hacı Özkan, Ahilik Haftası nedeniyle yaptığı konuşmada, Ahiliğin, Türk milletine has sosyo ekonomik bir düzen olduğunu söyleyerek, esnafın güvenin, kardeşliğin teminatı, birliğin sigortası ve ekonominin temel taşı olduğunu anlattı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Şehit Aileleri ve Gazilerin Sorunları konusundaki konuşmasında, siyasi iktidar tarafından şehitliğin her fırsatta sulandırılmaya başlandığını iddia etti.

Şimdi de 15 Temmuz şehitleri ve gazileri ile terör şehit ve gazileri arasında ayrım yapıldığını ileri süren Akçay, şehit ve gaziler arasında ayrım yapılmasına karşı olduklarını belirtti.

Akçay, 15 Temmuz şehitleri ve gazileri için Hükümet eliyle yardım kampanyaları düzenlendiğini ve televizyonlarda programlar yapıldığını hatırlatarak, "Bütün bunları destekliyoruz. Ancak terör şehitlerimiz ve gazilerimiz için neden yardım kampanyası yapılmadığını, neden ev verilmediğini de Hükümete soruyoruz." dedi.

Erkan Akçay, 15 Temmuz şehit ve gazilerine ne hak veriliyorsa terör şehit ve gazilerine de aynı hakların verilmesini istedi. Akçay, Hakkari'de bugün şehit düşen askerlere rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Türk Hava Kuvvetleri tarafından, Suriye'nin kuzeyindeki bazı bölgelere düzenlenen hava harekatını eleştirdi. Öte yandan Baluken, partilerine yönelik siyasi soykırım yapıldığını iddia ederek, HDP'lilerin gözatına alındığını aktardı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 15 Temmuz'daki darbe girişimine değinerek, "Türkiye'nin bilinçli, planlı bir şekilde darbe ortamına hazırlandığı, Hilmi Özkök'ün açıklamalarıyla çok net bir şekilde ortaya çıkmıştır." değerlendirmesinde bulundu. Altay, darbe girişiminde yer alan Adil Öksüz'ün hangi istihbarat örgütünün mensubu olduğu, bu kişinin kim veya kimler tarafından ortadan kaybedildiği sorularını yöneltti.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Hakkari Çukurca'da şehit olan askerlere rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Türk askerinin teröristlerle mücadele ettiğini ve bu mücadelenin devam edeceğini vurgulayan Turan, diğer yandan "siyasi soykırım" ifadesini de çok yakışıksız bulduğunu, bu konudaki eleştirinin hakkaniyetten uzak olduğunu kaydetti.

Bülent Turan, terör örgütü DEAŞ'ın ne olduğunu bilen ve bunu söyleyen bir Hükümet olduklarını belirterek, "Bizim için IŞİD de PYD de PKK da aynı ekibin oyuncusudur, aynı terör örgütleridir. Türkiye'yi başka bir takım örgütlerle beraber anıyor olmak iyi niyetten uzak bir yaklaşımdır." diye konuştu.
Başkanvekili Hamzaçebi'de Hakkari Çukurca'da şehit olan askerlere rahmet, ailelerine ise sabırlar diledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, "Şırnak'ta operasyonların ardından, ortaya konan yıkım projelerinin araştırılması ve Şırnak halkının mağduriyetinin giderilmesi" amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin, bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.

Önerge üzerinde HDP Grubu adına söz alan Çağlar Demirel, "Şırnak'ta bir ablukanın söz konusu olduğunu, Şırnak'ın tamamen yerle bir edildiğini" öne sürdü.

Kent merkezinde 69 bin nüfus bulunduğunu ancak 64 bin kişinin kent dışına çıkarıldığını ve çeşitli yerlere göç etmek zorunda bırakıldıklarını savunan Demirel, "Kumçatı belediyesine bağlı yaklaşık 700 aile hala çadırlarda yaşamaktadır. Çadır dediğimiz de ağaçtan, yapraklardan ve naylonlardan yapılan, gecekondu tarzında, sadece içinde kalabilmek için yapılan bir çadırdır. Bu kış koşullarında şu anda o çadırlarda kalmanın mümkün olmadığı herkes tarafından bilinmelidir." diye konuştu.

Demirel, enkazın kaldırılması için tutulan şirketlere ücret ödenmediğini, devlet tarafından "Buradan çıkardığınız eşyalar size aittir." ifadelerinin kullanıldığı iddiasında bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Şırnak'ın, yıllardır terör olaylarından en çok zarar gören illerden biri olduğunu belirtti.

Son zamanlarda terör olayları, terör saldırıları ve operasyonlardan en çok mağduriyete uğrayan ilin yine Şırnak olduğunu anlatan Akçay, "Terör olayları nedeniyle binlerce Şırnaklı kent merkezini boşaltmak zorunda kalmıştır. Bunlar ya akrabalarının yanına ya da başka ilçelere göç etmiş ya da çadırlarda yaşamaya mahkum olmuşlardır. Kış mevsimi de kapıdadır." diye konuştu.

Akçay, sözlerine şöyle devam etti:

"Şırnaklılar aylardır şehrin giriş ve çıkışlara kapatılması nedeniyle ayrıca bir mağduriyet yaşamaktadır. Bütün bu süreç boyunca hükümet ve bürokratlar Şırnaklılara ve Şırnak'a yeterince sahip çıkmamıştır. Halkı adeta PKK terör örgütü ve yandaşlarının kucağına itmektedir. Vatandaşın yaşadığı bu mağduriyetler ve çaresizlik terör örgütü tarafından propaganda malzemesi olarak kullanılmaktadır.

Şırnak'ta terör olaylarından zarar gören binalar yıkılmaya başlanmıştır. Bu iş hizmet alımı yöntemiyle özel bir firmaya verilmiş, bu firmayla yıkılacak bina başına ücret ve enkazdan çıkacak olan bina demiri karşılığında ihale edilmiş. Bu denli cazip ve ucu açık bir sözleşme karşısında yetkili yıkım firması, tamamen sağlam olan ve hiçbir şekilde zarar görmemiş binaları da kendi marifetiyle ateşe verip, sonradan resmini çekmek veya ana kolonlara zarar vermek suretiyle, yıkım kararına dahil edip yıkmış ve bundan da oldukça nemalanmıştır. Vatandaş kendisine ait ve hiçbir şekilde zarar görmemiş evlerindeki eşyaları almak istiyor ancak şirket yetkilileri tarafından eşyalarını almalarına izin verilmiyor, çünkü şirket binadaki bu eşyaları adeta ganimet olarak görmektedir. Şırnak Valiliğine bu konuda yapılan başvurulara da ret cevabı verilmektedir."

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Genel Kurul'da çok nadir görülen bir tabloyla karşı karşıya bulunulduğunu, 3 muhalefet partisinin de Şırnak halkının yaşadığı sorunlarla ilgili mutabık gibi göründüğünü kaydetti.

Altay, "Umarım ve dilerim ki hükümet bu uyarılarının, bu eleştirilerinin, Şırnak halkına uygulanan zulmün, bu acı günlerin biran önce telafisi sağlanır." dedi.

Şırnak'ta yaşanan dramın Kürt sorunuyla ilgili olduğunu belirten Altay, "Kürt sorununun çözümü konusunda iktidar partisinin ne yapmak istediğini ben 14 senedir anlamadım, anlayan varsa beri gelsin." diye konuştu.

Altay, konuşmasına şöyle devam etti:

"Devletin bir tane yüzü vardır. Kürt-Türk ayrımı yapmadan, herkese şefkatle bakan bir yüzü vardır. Devlet ceberut yüzle, toplumun belli bir kesimini karşısına alarak, insanları ayrıştırarak, ötekileştirerek barışı tesis edemez. Ne oldu şimdi? Çukurca'da şehit var. Bağıracağız 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez.' Evet, inancımıza göre onlar ölü değillerdir ama bal gibi ölüyorlar, bal gibi ölüyorlar. 'Vatan bölünmez.' Sen istediğin kadar bağır, insanların beyninde bu vatanı bölerseniz ondan sonra senin o coğrafi sınırlarının bir önemi kalmaz. Şırnak'taki insan da kendisini Türkiye Cumhuriyeti'nin bir yurttaşı gibi hissetmeli, aidiyet hissi duymalı. Bu hükümet bunu bitirdi. Bu ayıptır, insanlık suçudur. Bölgede terör var diye bütün Kürtleri terörist gibi algılayan bir kafa bu ülkeye iç savaştan başka hiçbir şey getirmez.

Şırnak'ta 7 bin insan iptidai, uyduruk çadırlarda. Hiç mi yürek, vicdan, insaf yok? Böyle şey olabilir mi? Bunu kabul edip burada oturmak, buna seyirci kalmak ayıptır."

AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Ağralı, HDP'nin grup önerisindeki "Tank ve top atışlarından kurtulan evler" ibaresiyle, aslında, terörün ve terör örgütünün yaptığı enkazın üstünün kapatılmaya çalışıldığını bildirdi.

Terör örgütünün enkaza çevirdiği ve vatandaşlara hayatı zindan ettiği yerlerde, yine vatandaşların büyük desteğiyle bölgenin teröristlerden temizlendiğini ifade eden Ağralı, "Vatandaşlar öz yönetim safsatası altında hayatı zindan eden terör ve terör örgütüne gereken tepkiyi göstermiştir. Vatandaş terör ve terör örgütünden kaçıp, devlete ve devletin sıcak şefkatine sığınmıştır." dedi.

Ağralı, devletimiz yaşanan tüm bu dram karşısında, tüm kurum ve kuruluşlarıyla, STK'larıyla yaraları hızlı bir şekilde sarmaya başladığını vurgulayarak, bu kapsamda çok hızlı bir şekilde Cizre, Silopi ve İdil'de çalışmaların başlatıldığını kaydetti.

"Devletin enkazları kaldırırken, firmalara ödeme yapmadığı, tabiri caizse ganimetlere karşılık bu işleri yaptırdığının söylendiğini" aktaran Ağralı, bunun doğru olmadığını, bu firmalara yapılan ödemelerle ilgili belgelerin bakanlıktan alabileceğini ifade etti.

Ağralı, Şırnak'ta bir mağduriyet oluştuğunu ve bölge insanının huzur istediğine işaret ederek, kente yapılan yatırımlarla ilgili bilgi verdi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de üç muhalefet partisinin grup başkanvekillerinin Şırnak ile ilgili önemli tespitler yaptığını belirterek, "7 bin insanın kışı çadırda karşılamasına kimsenin rıza göstermemesi gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Genel Kurulu'nda, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler yapılıyor.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Şanlıurfa'nın bir tarım şehri ve büyük bir coğrafya olduğunu anımsatarak, özelleştirme sonucu elektrik işini alan şirketle yapılan anlaşma çerçevesinde, bazı aksamalar olmakla birlikte, gerek şehir merkezlerinde gerek taşrada yenileme çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Bakan Çelik, elektrikten kaynaklı bir sınır güvenliği konusunun kesinlikle söz konusu olmadığını vurguladı.

Çelik, 2017 yılında destekleme modelinde değişikliğe gidileceğini, Havza Bazlı Üretim Destekleme Modelini uygulayacaklarını belirterek, "Burada, topografiye uygun, su kısıtını, iklim şartlarını, hatta geleneksel üretimi de dikkate alan birçok faktör incelendikten sonra hangi havzada hangi ürünün destekleneceği noktasında Türk tarımı önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyor." diye konuştu.

Bütün havzaların ayrıntılı bir şekilde incelendiğini aktaran Çelik, bu kapsamda 941 havzanın tespit edildiğini, buralarda hangi ürünlerin ekileceğinin de planlandığını ifade etti.

Bakan Çelik, "Amacımız ürün, üretim planlamasını gerçekleştirmek. Rastgele değil, neye ihtiyacımız varsa, en iyi nerede, en yüksek verimi nerede alacaksak o alanlarda bir üretimi gerçekleştirmek amacına dönük bu destekleme modeline 2017 itibarıyla geçmiş oluyoruz." açıklamasında bulundu.

Sulama birlikleriyle ilgili olarak da Türkiye genelinde ciddi bir sorun olduğunu dile getiren Çelik, şu bilgileri verdi:

"Hükümet olarak önümüzdeki dönem, toplulaştırma da önem arz ettiği için, hem toplulaştırmayla birlikte gerçekleşmesi açısından önem arz ettiği için, sulama ile dolayısıyla sulama birliklerini de bakanlığımız bünyesinde topluyoruz. Bununla ilgili düzenlemeyi önümüzdeki günlerde inşallah parlamentodan geçireceğiz. Böylece sulama birliklerinin de yeni kriterler çerçevesinde, şu anda biraz keyfi, gerçekten de üreticinin biraz mağduriyetine dönük uygumalarını ortadan kaldıracak yeni düzenlemeyi huzurlarınıza getirmiş olacağız."

Teşvik Yasası çerçevesinde Adıyaman'ın beşinci bölgede yer aldığını anımsatan Çelik, bakanlık olarak bu ilde gerçekleştirilecek yatırımlarla ilgili çalışmalar yaptıklarını anlattı. Çelik, "Bunun yanında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki cazibe merkezleri teşviği çerçevesinde de bölgede, Adıyaman'ın da yararlanacağı çok önemli yatırımlar inşallah önümüzdeki süre içerisinde olacaktır." dedi.

Sivas'ın ise tarımsal yatırımlarda önemli bir yer aldığını aktaran Çelik, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık konusunda çalışmalar kapsamında, yetiştirici bölge olarak Sivas'ın çok önemli bir görev üstleneceğini belirtti. Çelik, "Hem mera varlığı, hem geniş coğrafyasıyla Sivas bir anlamda hayvancılığın merkezi olabilecek bir ilimiz. Onun için birçok teşvikleri veriyoruz." diye konuştu.

Bitkisel ve hayvansal ürünlerle ilgili teşvik ve desteklerinin olduğunu belirten Çelik, dekar bazında mazot ve gübre desteğini yüzde 50'ye çıkarttıklarını söyledi. Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mazot ve gübre desteği öteden beri çok konuşulan, siyaset arenasında, meydanlarda çok gündeme getirilen bu konunun kökten çözümünü de sağladık. Yüzde 50 desteği de bu sebze ve meyve ürünlerine de vermiş olacağız. Meyve sebzeyle ilgili de 19 ürün dışındaki ürünlerle ilgili çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü belirtmek istiyorum."

Tasarının ikinci bölümü üzerinde konuşan CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Türkiye'nin, 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından adeta bir Fetret Devrinin içinden geçtiğini, ülkenin kardeşin kardeşe vurduğu ve güvenmediği bir toplum haline geldiğini ileri sürdü.

Çıray, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'a yönelik olarak da darbe teşebbüsünde yer alan Adil Öksüz'ü serbest bırakan hakimler hakkında ne yapıldığı ve bu kişinin istihbarat elemanı olup olmadığı sorularını yöneltti.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise hakim ve savcılarla ilgili yetkinin HSYK'nın elinde olduğunu belirterek, ilgili hakimlerin HSYK tarafından açığa alındıklarını ve haklarında soruşturma başlatıldığını hatırlattı.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, parlamenter sistemin güçlendirilmesini tercih ettiklerini anımsatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, fiilen AK Parti ile irtibatını kesmediğini ve bu şekilde anayasayı ihlal ettiğini ileri sürdü.

Parsak, "Bizim MHP olarak tercihimiz, parlamenter sistemin sorunlarını parlamenter sistem içerisinde çözmek, bu çerçevede de parlamenter sistemi güçlendirmekten yana." değerlendirmesinde bulundu.

Tasarıya ilişkin görüşlerini de dile getiren Parsak, Esnaf ve KOBİ'lerin ekonomik açıdan zor durumda bulunduklarını söyledi.

HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman, "15 Temmuz darbe süreci, on yıl boyunca FETÖ'yü karnında taşıyan, onu besleyen, büyüten, adeta gürbüzleştiren AKP'nin 15 Temmuz günü FETÖ'yü doğurma günüdür. Deyim yerindeyse, 15 Temmuz süreci, AKP'nin on yıl boyunca beslediği ve kendi içinde barındırdığı FETÖ'nün doğumudur. Şimdi, 15 Temmuz'dan sonra, FETÖ'nün doğumundan sonra, doğum sancıları devam ediyor." görüşünü ileri sürdü.

AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan, tacir, esnaf, çiftçi, serbest meslek erbabı ve benzeri işletmelerin ülke hayatının baş aktörü olduklarını belirterek, bunların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve genişletmek amacıyla bu kanun tasarısını görüştüklerini anlattı.

Türkiye'nin büyümesinin en önemli dinamik kaynağının KOBİ'ler olduğunu belirten Kalkan, KOBİ'ler için en önemli unsurların başında bankalardan sağlanan kredilerin geldiğini kaydetti. Geçmişte 15 yıl ticaret odası Meclis başkanlığı yaptığını hatırlatan Kalkan, "Bankalar adamın anasından emdiği sütü burnundan getirir. Bankalar, yağmurlu havada adamın elinden şemsiyeyi alır." diye konuştu. Kalkan, tasarının yenilikler ve kolaylıklar getirdiğini, Türkiye'nin geneline hitap ettiğini vurguladı.

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, "Yeni tasarı, kredi kullanma olanağını genişletmeyi hedeflemektedir. Ayrıca işletmelerin taşınır varlıklarının borcu karşılaması durumunda işletmenin tümünde rehin kurulmasının önüne geçilecek olması tasarının KOBİ'ler açısından olumlu yönünü oluşturmaktadır." dedi.

KOBİ'lerle ilgili somut adımları CHP olarak her zaman desteklerini aktaran Hürriyet, vatandaşların yararına olacak bir çalışmaya imza atılmasını dilediklerini kaydetti.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****