2008-11-20 - 16:00
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Hazine Müsteşarlığının 2009 yılı bütçesi üzerindeki görüşmeler devam ediyor. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyon hedefinin 2009 ve 2010 yılları için sırasıyla yüzde 7,5 ve yüzde 6,5 olarak revize edildiğini, 2011 yılı için ise yüzde 5,5 olarak belirlendiğini kaydetti.
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda,
Hazine Müsteşarlığının 2009 yılı bütçesini sunarken, uluslararası finans
piyasalarında 2007 yılı yaz aylarında başlayan sorunların 2008 yılı Eylül
ayından itibaren derinleştiğini hatırlattı.
Bu süreçte dünya ölçeğinde bir çok önemli finansal kuruluşa devlet
müdahalesinin gerekli hale geldiğini, bu kuruluşların bazılarının iflas ettiğini
anlatan Şimşek, mali piyasalarda yaşanan sıkıntının tüm dünyada reel sektöre de
yansımaya başladığını söyledi.
Küresel ekonominin 2007 yılı sonundan itibaren yavaşlama eğilimine
girdiğini belirten Şimşek, küresel büyüme görünümündeki bozulmanın ABD başta
olmak üzere gelişmiş ekonomilerde görece daha yüksek olduğunu, mevcut verilerin
küresel büyümedeki yavaşlamanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret
ettiğini kaydetti.
Türkiye'de son 6 yılda uygulanan mali disiplin, ihtiyatlı para
politikaları, başta bankacılık olmak üzere bir çok alanda gerçekleştirilen
yapısal reformların Türkiye'nin dışsal şoklara karşı direncini göreli olarak
artırdığını dile getiren Şimşek, ancak yaşanan küresel krizin derinliği ve
Türkiye'nin uluslararası sistemle bütünleşme düzeyi dikkate alındığında
Türkiye'nin bu gelişmelerden etkilenmesinin doğal karşılanması gerektiğini
söyledi.
Küresel kredi ve talep daralmasının da etkisiyle Türkiye ekonomisinin
büyüme hızının son dönemlerde önemli ölçüde yavaşladığını belirten Şimşek, şöyle
devam etti:
''Milli gelir artış hızının 2009 yılında da uzun dönem ortalamasının
altında kalması beklenmektedir.
Gıda ve enerji fiyatlarındaki artış birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde
de enflasyonun yükselmesine neden olan birincil faktör olmuştur. 2008 yılının ilk
yarısındaki gelişmeler dikkate alınarak enflasyon hedefi 2009 ve 2010 yılları
için sırasıyla yüzde 7,5 ve yüzde 6,5 olarak revize edilmiş, 2011 yılı için ise
yüzde 5,5 olarak belirlenmiştir. Küresel ekonomideki yavaşlama sonucunda önemli
ölçüde düşen petrol ve emtia fiyatlarının önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele
sürecine olumlu katkıda bulunması beklenmektedir.
Petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş, iç talepteki yavaşlamayla beraber,
cari işlemler açığının gerilemesine de katkıda bulunacaktır. Bununla birlikte,
küresel fon akımlarındaki daralma dikkate alındığında cari işlemler açığının
ülkemizin gündemindeki önemini korumaya devam edeceği açıktır. Cari işlemler
açığının kalıcı ve sağlıklı bir şekilde düşürülmesi için, ülkemizin rekabet
gücünün artırılması, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yurt içi tasarruf
oranlarının yükseltilmesi alanlarındaki çalışmalarımız sürmektedir.''
Bakan Şimşek, uluslararası piyasalarda yaşanan olumsuzluklara rağmen, 2008'de
mali disiplinin korunduğunu, bütçe açığı ve borç yükü gibi temel göstergelerdeki
iyileşmenin devam ettiğini bildirdi.
Türkiye'nin, IMF ile program sonrası izleme kapsamındaki ilk
değerlendirmesinin Ekim ayı içinde yapıldığını kaydeden Şimşek, ''Önümüzdeki
dönemde, Uluslararası Para Fonu ile ilişkilerimizin şekli ve kapsamı, ülkemiz
önceliklerini esas alan ilkeler çerçevesinde belirlenecektir'' dedi.
Şimşek, Türkiye'nin son yıllarda gösterdiği güçlü ekonomik performansının
sonucu olarak, IMF nezdindeki oy gücünün 2006'da artırıldığını, reform
çalışmalarının ikinci ayağının ise bu sene nihayete erdirildiğini ve Türkiye'nin
oy gücünün bir kez daha artırılması yönünde karar alındığını söyledi. Şimşek, bu
kararın 2009 yılının ilk yarısında yürürlüğe girmesinin beklendiğini kaydetti.
Bakan Şimşek, IMF bünyesinde yürütülen reform çalışmalarına aktif olarak
katılan Türkiye'nin küresel finansal kriz sonrası oluşacak yeni uluslararası
mimaride IMF ve diğer uluslararası kurumların oynayacağı yeni rolün belirlenmesi
sürecine katkı sağladığını söyledi.
-''6,2 MİLYAR DOLAR FİNANSMAN SAĞLANMASI ÖNGÖRÜLÜYOR''-
Dünya Bankası'nın, Türkiye'ye 2008-2011 mali yılları arasında sağlayacağı
desteğin Ülke İşbirliği Stratejisi olarak adlandırılan yeni bir yaklaşım
çerçevesinde yapılandırıldığını dile getiren Şimşek, ''Hükümetimizin öncelikleri
ve 9. Kalkınma Planı'nda belirtilen hedefler ile uyumlu olan bu program
kapsamında Dünya Bankası'ndan 6,2 milyar dolar tutarında finansman sağlanması
öngörülmektedir. Söz konusu finansman paketinin yüzde 50'sini program kredileri,
yüzde 50'sini proje kredileri oluşturmaktadır. Söz konusu program kapsamında,
reel sektörün, ihracatın ve KOBİ'lerin finansmanı ağırlıklı olarak yer
almaktadır'' diye konuştu.
Dünya Bankası ile yapılan program kapsamında, bu yıl içinde toplam 1,5
milyar dolar tutarında 4 kredi anlaşması imzalandığını kaydeden Şimşek, 400
milyon dolar tutarındaki program kredisinin tamamının kullanıldığını, Hazine
garantisi altında sağlanan yaklaşık 600 milyon dolar tutarındaki Dördüncü İhracat
Finansmanı Aracılık Kredisiyle, ihracatçı firmalara işletme, yatırım ve finansal
kiralama ihtiyaçları için destek sağlandığını anlattı.
-KOBİ'LERİN FİNANSMANI İÇİN 200 MİLYON DOLAR-
Toplamda 1,3 milyar dolar tutarında olması planlanan İkinci Rekabet ve
İstihdam Amaçlı Kalkınma Politikası Kredisi ile Elektrik Sektörü Kalkınma
Politikası Kredisi'nin alınmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Şimşek,
ayrıca, yine bu yıl KOBİ'lerin finansman ihtiyacına yönelik olarak Halk Bankasına
garanti sağlanmak suretiyle yaklaşık 200 milyon dolar tutarında Ek Kredi desteği
sağlanacağını bildirdi. Şimşek, bu ek krediye ilişkin yürütülen çalışmaların 2008
yılı içinde tamamlanacağını ifade etti.
-BORÇ YÜKÜNDE GERİLEME-
Kamu finansman dengesinde sağlanan iyileşme ve istikrarlı büyüme
sayesinde borç yükünde önemli oranda gerileme kaydedildiğini belirten Şimşek,
''2007 yılı sonunda yüzde 38,9'a gerileyen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun
GSYH'ye oranının 2008 yılında da düşmeye devam etmesi öngörülmektedir. Benzer
şekilde 2007 yılında yüzde 5,7'ye gerileyen faiz harcamalarının GSYH'ye oranının
2008 yılında yüzde 5,5 olması beklenmektedir'' diye konuştu.
Borç stokunun kur ve faiz riskine hassasiyetinin de önemli ölçüde
azaltıldığını ifade eden Şimşek, Ekim 2008 sonu itibarıyla kamu brüt borç stoku
içinde döviz cinsi ve dövize endeksli borç stokunun payının yüzde 32,7'ye
gerilediğini, aynı dönem itibarıyla YTL cinsi iç borç stoku içinde sabit faizli
borçların payının yüzde 51,3 seviyesine yükseldiğini söyledi.
-2008'DE TAHVİL İHRAÇLARI YOLUYLA 4 MİLYAR TUTARINDA BORÇLANMA-
Küresel likidite ve kredi imkanlarının daralmasının yurt içi ve yurt dışı
borçlanma koşullarını olumsuz etkilediğini hatırlatan Bakan Şimşek, son yıllarda
yüzde 13'lere kadar gerileyen TL cinsi iskontolu borçlanma faizinin, 2008 yılı
Ocak-Ekim döneminde yüzde 18,9 olarak gerçekleştiğini ifade etti.
Uluslararası tahvil piyasalarında yükselen piyasa ekonomilerinin risk
primlerinin dalgalı seyir izleyerek önceki yıllara göre arttığını belirten
Şimşek, son yıllarda uygulanan güçlü ekonomik politikaların katkısıyla
Türkiye'nin risk primlerindeki artışın, gelişmekte olan ülkelerin risk primleri
için bir gösterge olarak kullanılan EMBI endeksi1 ile kıyaslandığında daha düşük
seviyelerde kaldığını anlattı.
Şimşek, uluslararası sermaye piyasalarındaki olumsuz koşullara rağmen,
2008 yılında tahvil ihraçları yoluyla 4 milyar dolar tutarında borçlanma
gerçekleştirildiğini kaydetti.
Borç geri ödemede riskli kuruluşlara verilen garantilerin azaltıldığını
ve Hazine garantilerinden üstlenimlerde olumlu gelişmeler kaydedildiğini de
anlatan Şimşek, ''2002 yılında 6,3 milyar dolar olan Hazine garantili dış borç
stoku 2008 yılı Haziran ayı sonunda 5,1 milyar dolar seviyesine gerilemiştir.
2002 yılında yüzde 52 olan Hazine garantilerinin üstlenim oranı ise 2008 yılı
Ekim ayı sonu itibarıyla yüzde 21 seviyesine düşmüştür'' diye konuştu.
Şimşek, Eylül sonu itibarıyla 2008 yılında Hazine alacaklarından yapılan
nakit tahsilat tutarının 2,7 milyar YTL'ye ulaştığını, bu tutarın 1,7 milyar
YTL'sinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan (TMSF) olan alacaklar karşılığında
yapılan tahsilattan oluştuğunu söyledi.
-2009'DA 1,5 MİLYAR DOLAR PROJE, 1,3 MİLYAR DOLAR PROGRAM KREDİSİ-
2009 yılında; TEİAŞ İletim Şebekesi, İstanbul Belediyesi Altyapı,
Belediye Hizmetleri, Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Projeleri ile
Sağlıkta Dönüşüme Destek ve Sosyal Güvenlik Reformu Projesi için yaklaşık 1,5
milyar dolar tutarında proje kredisi sağlanmasının planlandığını bildiren Şimşek,
toplam 1,3 milyar dolar tutarında da program kredisi kullanılmasının
öngörüldüğünü anlattı.
Bakan Şimşek, bu yıl içinde, Dünya Bankası kaynaklı projeler dışında
proje finansmanı amacıyla 1,7 milyar dolar uluslararası kuruluşlardan ve 1 milyar
dolar ticari kredilerden olmak üzere toplam 2,7 milyar dolar tutarında finansman
sağlandığını belirterek, ''Bu tutarın 795 milyon doları ulaştırma, 521 milyon
doları savunma, 497 milyon doları KOBİ, 463 milyon doları sosyal sektör, 338
milyon doları teknoloji ve enerji, 96 milyon doları ise kentsel altyapı projeleri
için temin edildi'' dedi.
-TÜRKİYE'YE DUYULAN GÜVEN-
Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası ve İslam Kalkınma
Bankası ile ilişkilerin güçlendiğini dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:
''Bu çerçevede, 2008 yılı Kasım ayı itibarıyla Avrupa Yatırım
Bankası'ndan yaklaşık 820 milyon avro tutarında finansman sağlandı. Bu tutarın
2009 yılında 1,3 milyar avroya ulaşması öngörülüyor. 2008-2011 döneminde Avrupa
Konseyi Kalkınma Bankası'ndan 1,5 milyar avro tutarında finansman teminini
öngören bir Çerçeve Finansman Programı üzerinde mutabakata varıldı. İslam
Kalkınma Bankası'ndan 2009-2011 döneminde kamu yatırım projeleri için 1 milyar
doların üzerinde finansman sağlanması öngörülüyor.
Küresel kriz ortamında ülkemize sağlanan finansman imkanlarının artması,
ekonomimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir.''
Şimşek, AB ile tam üyelik müzakereleri çerçevesinde yürütülen çalışmaları
da anlattı.
2002 yılından itibaren ''Katılım Öncesi Mali İşbirliği'' kapsamında
yürürlüğe konan programlar çerçevesinde Türkiye'ye 1,24 milyar avro tutarında
hibe tahsis edildiğini belirten Şimşek, 31 Ekim 2008 tarihi itibarıyla projeler
ve topluluk programlarına harcanan hibe tutarının 739 milyon avro olduğunu
bildirdi.
Şimşek, ''Katılım Öncesi Mali İşbirliği Aracı kapsamında, AB tarafından
2007-2010 dönemine ilişkin olarak ülkemize tahsis edilmesi beklenen tutar 2,25
milyar avro'' dedi.
-KİTLER-
Son 6 yılda özelleştirme alanında attıkları köklü adımlar sonucunda
kamunun ekonomi içindeki ağırlığının giderek azaldığını dile getiren Şimşek, bu
yıl Hazine Müsteşarlığı bütçesinden ve özelleştirme fonundan KİT'lere 3,1 milyar
YTL, KİT'lerden bütçeye ise 2,2 milyar YTL aktarılmasının beklendiğini, söz
konusu tutarların 2009 yılında sırasıyla 4 milyar YTL ve 2,2 milyar YTL olmasının
programlandığını söyledi.
Şimşek, ''GSM hasıla payının 2008 yılında 1,7 milyar YTL, 2009 yılında
ise 2 milyar YTL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir'' dedi.
Özel emeklilik konusundaki çalışmalara değinen Şimşek, bu düzenlemelerle,
önümüzdeki yıllarda bireysel emeklilik fonlarında ciddi bir artış beklendiğini
kaydetti.
Sigortacılık sektörüne yabancı sermaye girişinin 2008 yılında da devam
ettiğini, 2008 yılı Ekim ayı sonu itibarıyla, gelen yabancı sermaye tutarının 1,8
milyar dolara ulaştığını belirten Şimşek, ''Bu çerçevede, 9 şirketin hisseleri
devredilirken, 2 yeni şirket kuruluşu gerçekleştirildi. 30 Eylül 2008 tarihli
verilere göre, sigortacılık sektöründe yabancı payı; prim üretimi bakımından
yüzde 56, sermaye bakımından yüzde 51 oldu'' diye konuştu.
-DOĞRUDAN YATIRIMLAR-
Eylül ayı sonu itibarıyla 2008 yılında Türkiye'de yerleşik gerçek ve
tüzel kişilerce yurt dışına gerçekleştirilen toplam doğrudan yatırım tutarının
2,2 milyar dolar seviyesinde olduğunu bildiren Şimşek, ''Aynı dönemde yurt
dışında 148 adet şube veya şirket kuruluşu ya da kurulu şirketlere iştirak
gerçekleştirildi. 2008 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla yurt dışındaki kümülatif
doğrudan yatırım tutarı 14,4 milyar dolara, yurt dışındaki şirket ve
ortaklıkların sayısı ise 2 bin 666'ya ulaştı'' dedi.
2008 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'ye giren doğrudan yabancı sermaye
yatırım miktarının ise 12,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini bildiren
Şimşek, 2008 yılı Eylül ayı itibarıyla Türkiye'de 21 bin 39 adet yabancı
sermayeli şirketin faaliyet gösterdiğini söyledi.
Şimşek, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin coğrafi konumu, pazar büyüklüğü ve demografik yapısı gibi
avantajlarının yanı sıra sağlanan istikrar ve güven ortamı ile AB'ye tam üyelik
perspektifi, ülkemizin yatırımcılar nezdinde cazibesini her geçen gün
artırmaktadır.
Son yıllarda uluslararası yatırım yeri endekslerinde kaydedilen
ilerlemelerin artan bu cazibenin en somut göstergesidir.''
Bakan Şimşek, önümüzdeki dönemde yatırım ortamının iyileştirilmesine
yönelik çalışmalarının; şirket kuruluşu, sektörel lisanslar ve gümrüklere ilişkin
maliyetlerin azaltılması, işgücü piyasasının esnekliğinin artırılması, Ar-Ge ve
inovasyon kapasitesinin geliştirilmesi, KOBİ'lerin finansmana erişiminin
kolaylaştırılması ve kurumsal yönetişim uygulamalarının geliştirilmesi alanlarına
odaklanacağını anlattı.
-ÖNLEMLER ALIYORUZ-
Dünya ekonomisinin kritik bir dönemden geçtiğini, küresel mali krizin tüm
ülkeleri olduğu gibi Türkiye'yi de etkilediğini vurgulayan Bakan Şimşek,
ülkelerin küresel krizin etkilerini en aza indirmek için bir yandan ortak
tedbirler alırken, diğer yandan ekonomik yapılarını da göz önünde bulundurarak
kendilerine özgü önlemleri uygulamaya koyduğuna işaret etti.
Şimşek, ''Ekonomi yönetimi olarak küresel krizin Türkiye'ye olası
etkilerini yakından takip etmekte ve bu etkileri asgari seviyede tutacak
önlemleri almaktayız.
Türkiye'nin küresel krizden en az etkilenmesi için gerekli olabilecek
ilave önlemler her türlü muhtemel gelişme de dikkate alınarak belirlenmiş olup,
hükümetimiz, ihtiyaç duyulduğunda bu önlemleri kararlılıkla uygulamaya
koyacaktır'' diye konuştu.
Hazine Müsteşarlığının 2009 yılı bütçesini sunarken, uluslararası finans
piyasalarında 2007 yılı yaz aylarında başlayan sorunların 2008 yılı Eylül
ayından itibaren derinleştiğini hatırlattı.
Bu süreçte dünya ölçeğinde bir çok önemli finansal kuruluşa devlet
müdahalesinin gerekli hale geldiğini, bu kuruluşların bazılarının iflas ettiğini
anlatan Şimşek, mali piyasalarda yaşanan sıkıntının tüm dünyada reel sektöre de
yansımaya başladığını söyledi.
Küresel ekonominin 2007 yılı sonundan itibaren yavaşlama eğilimine
girdiğini belirten Şimşek, küresel büyüme görünümündeki bozulmanın ABD başta
olmak üzere gelişmiş ekonomilerde görece daha yüksek olduğunu, mevcut verilerin
küresel büyümedeki yavaşlamanın önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret
ettiğini kaydetti.
Türkiye'de son 6 yılda uygulanan mali disiplin, ihtiyatlı para
politikaları, başta bankacılık olmak üzere bir çok alanda gerçekleştirilen
yapısal reformların Türkiye'nin dışsal şoklara karşı direncini göreli olarak
artırdığını dile getiren Şimşek, ancak yaşanan küresel krizin derinliği ve
Türkiye'nin uluslararası sistemle bütünleşme düzeyi dikkate alındığında
Türkiye'nin bu gelişmelerden etkilenmesinin doğal karşılanması gerektiğini
söyledi.
Küresel kredi ve talep daralmasının da etkisiyle Türkiye ekonomisinin
büyüme hızının son dönemlerde önemli ölçüde yavaşladığını belirten Şimşek, şöyle
devam etti:
''Milli gelir artış hızının 2009 yılında da uzun dönem ortalamasının
altında kalması beklenmektedir.
Gıda ve enerji fiyatlarındaki artış birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde
de enflasyonun yükselmesine neden olan birincil faktör olmuştur. 2008 yılının ilk
yarısındaki gelişmeler dikkate alınarak enflasyon hedefi 2009 ve 2010 yılları
için sırasıyla yüzde 7,5 ve yüzde 6,5 olarak revize edilmiş, 2011 yılı için ise
yüzde 5,5 olarak belirlenmiştir. Küresel ekonomideki yavaşlama sonucunda önemli
ölçüde düşen petrol ve emtia fiyatlarının önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele
sürecine olumlu katkıda bulunması beklenmektedir.
Petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş, iç talepteki yavaşlamayla beraber,
cari işlemler açığının gerilemesine de katkıda bulunacaktır. Bununla birlikte,
küresel fon akımlarındaki daralma dikkate alındığında cari işlemler açığının
ülkemizin gündemindeki önemini korumaya devam edeceği açıktır. Cari işlemler
açığının kalıcı ve sağlıklı bir şekilde düşürülmesi için, ülkemizin rekabet
gücünün artırılması, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yurt içi tasarruf
oranlarının yükseltilmesi alanlarındaki çalışmalarımız sürmektedir.''
Bakan Şimşek, uluslararası piyasalarda yaşanan olumsuzluklara rağmen, 2008'de
mali disiplinin korunduğunu, bütçe açığı ve borç yükü gibi temel göstergelerdeki
iyileşmenin devam ettiğini bildirdi.
Türkiye'nin, IMF ile program sonrası izleme kapsamındaki ilk
değerlendirmesinin Ekim ayı içinde yapıldığını kaydeden Şimşek, ''Önümüzdeki
dönemde, Uluslararası Para Fonu ile ilişkilerimizin şekli ve kapsamı, ülkemiz
önceliklerini esas alan ilkeler çerçevesinde belirlenecektir'' dedi.
Şimşek, Türkiye'nin son yıllarda gösterdiği güçlü ekonomik performansının
sonucu olarak, IMF nezdindeki oy gücünün 2006'da artırıldığını, reform
çalışmalarının ikinci ayağının ise bu sene nihayete erdirildiğini ve Türkiye'nin
oy gücünün bir kez daha artırılması yönünde karar alındığını söyledi. Şimşek, bu
kararın 2009 yılının ilk yarısında yürürlüğe girmesinin beklendiğini kaydetti.
Bakan Şimşek, IMF bünyesinde yürütülen reform çalışmalarına aktif olarak
katılan Türkiye'nin küresel finansal kriz sonrası oluşacak yeni uluslararası
mimaride IMF ve diğer uluslararası kurumların oynayacağı yeni rolün belirlenmesi
sürecine katkı sağladığını söyledi.
-''6,2 MİLYAR DOLAR FİNANSMAN SAĞLANMASI ÖNGÖRÜLÜYOR''-
Dünya Bankası'nın, Türkiye'ye 2008-2011 mali yılları arasında sağlayacağı
desteğin Ülke İşbirliği Stratejisi olarak adlandırılan yeni bir yaklaşım
çerçevesinde yapılandırıldığını dile getiren Şimşek, ''Hükümetimizin öncelikleri
ve 9. Kalkınma Planı'nda belirtilen hedefler ile uyumlu olan bu program
kapsamında Dünya Bankası'ndan 6,2 milyar dolar tutarında finansman sağlanması
öngörülmektedir. Söz konusu finansman paketinin yüzde 50'sini program kredileri,
yüzde 50'sini proje kredileri oluşturmaktadır. Söz konusu program kapsamında,
reel sektörün, ihracatın ve KOBİ'lerin finansmanı ağırlıklı olarak yer
almaktadır'' diye konuştu.
Dünya Bankası ile yapılan program kapsamında, bu yıl içinde toplam 1,5
milyar dolar tutarında 4 kredi anlaşması imzalandığını kaydeden Şimşek, 400
milyon dolar tutarındaki program kredisinin tamamının kullanıldığını, Hazine
garantisi altında sağlanan yaklaşık 600 milyon dolar tutarındaki Dördüncü İhracat
Finansmanı Aracılık Kredisiyle, ihracatçı firmalara işletme, yatırım ve finansal
kiralama ihtiyaçları için destek sağlandığını anlattı.
-KOBİ'LERİN FİNANSMANI İÇİN 200 MİLYON DOLAR-
Toplamda 1,3 milyar dolar tutarında olması planlanan İkinci Rekabet ve
İstihdam Amaçlı Kalkınma Politikası Kredisi ile Elektrik Sektörü Kalkınma
Politikası Kredisi'nin alınmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Şimşek,
ayrıca, yine bu yıl KOBİ'lerin finansman ihtiyacına yönelik olarak Halk Bankasına
garanti sağlanmak suretiyle yaklaşık 200 milyon dolar tutarında Ek Kredi desteği
sağlanacağını bildirdi. Şimşek, bu ek krediye ilişkin yürütülen çalışmaların 2008
yılı içinde tamamlanacağını ifade etti.
-BORÇ YÜKÜNDE GERİLEME-
Kamu finansman dengesinde sağlanan iyileşme ve istikrarlı büyüme
sayesinde borç yükünde önemli oranda gerileme kaydedildiğini belirten Şimşek,
''2007 yılı sonunda yüzde 38,9'a gerileyen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun
GSYH'ye oranının 2008 yılında da düşmeye devam etmesi öngörülmektedir. Benzer
şekilde 2007 yılında yüzde 5,7'ye gerileyen faiz harcamalarının GSYH'ye oranının
2008 yılında yüzde 5,5 olması beklenmektedir'' diye konuştu.
Borç stokunun kur ve faiz riskine hassasiyetinin de önemli ölçüde
azaltıldığını ifade eden Şimşek, Ekim 2008 sonu itibarıyla kamu brüt borç stoku
içinde döviz cinsi ve dövize endeksli borç stokunun payının yüzde 32,7'ye
gerilediğini, aynı dönem itibarıyla YTL cinsi iç borç stoku içinde sabit faizli
borçların payının yüzde 51,3 seviyesine yükseldiğini söyledi.
-2008'DE TAHVİL İHRAÇLARI YOLUYLA 4 MİLYAR TUTARINDA BORÇLANMA-
Küresel likidite ve kredi imkanlarının daralmasının yurt içi ve yurt dışı
borçlanma koşullarını olumsuz etkilediğini hatırlatan Bakan Şimşek, son yıllarda
yüzde 13'lere kadar gerileyen TL cinsi iskontolu borçlanma faizinin, 2008 yılı
Ocak-Ekim döneminde yüzde 18,9 olarak gerçekleştiğini ifade etti.
Uluslararası tahvil piyasalarında yükselen piyasa ekonomilerinin risk
primlerinin dalgalı seyir izleyerek önceki yıllara göre arttığını belirten
Şimşek, son yıllarda uygulanan güçlü ekonomik politikaların katkısıyla
Türkiye'nin risk primlerindeki artışın, gelişmekte olan ülkelerin risk primleri
için bir gösterge olarak kullanılan EMBI endeksi1 ile kıyaslandığında daha düşük
seviyelerde kaldığını anlattı.
Şimşek, uluslararası sermaye piyasalarındaki olumsuz koşullara rağmen,
2008 yılında tahvil ihraçları yoluyla 4 milyar dolar tutarında borçlanma
gerçekleştirildiğini kaydetti.
Borç geri ödemede riskli kuruluşlara verilen garantilerin azaltıldığını
ve Hazine garantilerinden üstlenimlerde olumlu gelişmeler kaydedildiğini de
anlatan Şimşek, ''2002 yılında 6,3 milyar dolar olan Hazine garantili dış borç
stoku 2008 yılı Haziran ayı sonunda 5,1 milyar dolar seviyesine gerilemiştir.
2002 yılında yüzde 52 olan Hazine garantilerinin üstlenim oranı ise 2008 yılı
Ekim ayı sonu itibarıyla yüzde 21 seviyesine düşmüştür'' diye konuştu.
Şimşek, Eylül sonu itibarıyla 2008 yılında Hazine alacaklarından yapılan
nakit tahsilat tutarının 2,7 milyar YTL'ye ulaştığını, bu tutarın 1,7 milyar
YTL'sinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan (TMSF) olan alacaklar karşılığında
yapılan tahsilattan oluştuğunu söyledi.
-2009'DA 1,5 MİLYAR DOLAR PROJE, 1,3 MİLYAR DOLAR PROGRAM KREDİSİ-
2009 yılında; TEİAŞ İletim Şebekesi, İstanbul Belediyesi Altyapı,
Belediye Hizmetleri, Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Projeleri ile
Sağlıkta Dönüşüme Destek ve Sosyal Güvenlik Reformu Projesi için yaklaşık 1,5
milyar dolar tutarında proje kredisi sağlanmasının planlandığını bildiren Şimşek,
toplam 1,3 milyar dolar tutarında da program kredisi kullanılmasının
öngörüldüğünü anlattı.
Bakan Şimşek, bu yıl içinde, Dünya Bankası kaynaklı projeler dışında
proje finansmanı amacıyla 1,7 milyar dolar uluslararası kuruluşlardan ve 1 milyar
dolar ticari kredilerden olmak üzere toplam 2,7 milyar dolar tutarında finansman
sağlandığını belirterek, ''Bu tutarın 795 milyon doları ulaştırma, 521 milyon
doları savunma, 497 milyon doları KOBİ, 463 milyon doları sosyal sektör, 338
milyon doları teknoloji ve enerji, 96 milyon doları ise kentsel altyapı projeleri
için temin edildi'' dedi.
-TÜRKİYE'YE DUYULAN GÜVEN-
Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası ve İslam Kalkınma
Bankası ile ilişkilerin güçlendiğini dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:
''Bu çerçevede, 2008 yılı Kasım ayı itibarıyla Avrupa Yatırım
Bankası'ndan yaklaşık 820 milyon avro tutarında finansman sağlandı. Bu tutarın
2009 yılında 1,3 milyar avroya ulaşması öngörülüyor. 2008-2011 döneminde Avrupa
Konseyi Kalkınma Bankası'ndan 1,5 milyar avro tutarında finansman teminini
öngören bir Çerçeve Finansman Programı üzerinde mutabakata varıldı. İslam
Kalkınma Bankası'ndan 2009-2011 döneminde kamu yatırım projeleri için 1 milyar
doların üzerinde finansman sağlanması öngörülüyor.
Küresel kriz ortamında ülkemize sağlanan finansman imkanlarının artması,
ekonomimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir.''
Şimşek, AB ile tam üyelik müzakereleri çerçevesinde yürütülen çalışmaları
da anlattı.
2002 yılından itibaren ''Katılım Öncesi Mali İşbirliği'' kapsamında
yürürlüğe konan programlar çerçevesinde Türkiye'ye 1,24 milyar avro tutarında
hibe tahsis edildiğini belirten Şimşek, 31 Ekim 2008 tarihi itibarıyla projeler
ve topluluk programlarına harcanan hibe tutarının 739 milyon avro olduğunu
bildirdi.
Şimşek, ''Katılım Öncesi Mali İşbirliği Aracı kapsamında, AB tarafından
2007-2010 dönemine ilişkin olarak ülkemize tahsis edilmesi beklenen tutar 2,25
milyar avro'' dedi.
-KİTLER-
Son 6 yılda özelleştirme alanında attıkları köklü adımlar sonucunda
kamunun ekonomi içindeki ağırlığının giderek azaldığını dile getiren Şimşek, bu
yıl Hazine Müsteşarlığı bütçesinden ve özelleştirme fonundan KİT'lere 3,1 milyar
YTL, KİT'lerden bütçeye ise 2,2 milyar YTL aktarılmasının beklendiğini, söz
konusu tutarların 2009 yılında sırasıyla 4 milyar YTL ve 2,2 milyar YTL olmasının
programlandığını söyledi.
Şimşek, ''GSM hasıla payının 2008 yılında 1,7 milyar YTL, 2009 yılında
ise 2 milyar YTL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir'' dedi.
Özel emeklilik konusundaki çalışmalara değinen Şimşek, bu düzenlemelerle,
önümüzdeki yıllarda bireysel emeklilik fonlarında ciddi bir artış beklendiğini
kaydetti.
Sigortacılık sektörüne yabancı sermaye girişinin 2008 yılında da devam
ettiğini, 2008 yılı Ekim ayı sonu itibarıyla, gelen yabancı sermaye tutarının 1,8
milyar dolara ulaştığını belirten Şimşek, ''Bu çerçevede, 9 şirketin hisseleri
devredilirken, 2 yeni şirket kuruluşu gerçekleştirildi. 30 Eylül 2008 tarihli
verilere göre, sigortacılık sektöründe yabancı payı; prim üretimi bakımından
yüzde 56, sermaye bakımından yüzde 51 oldu'' diye konuştu.
-DOĞRUDAN YATIRIMLAR-
Eylül ayı sonu itibarıyla 2008 yılında Türkiye'de yerleşik gerçek ve
tüzel kişilerce yurt dışına gerçekleştirilen toplam doğrudan yatırım tutarının
2,2 milyar dolar seviyesinde olduğunu bildiren Şimşek, ''Aynı dönemde yurt
dışında 148 adet şube veya şirket kuruluşu ya da kurulu şirketlere iştirak
gerçekleştirildi. 2008 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla yurt dışındaki kümülatif
doğrudan yatırım tutarı 14,4 milyar dolara, yurt dışındaki şirket ve
ortaklıkların sayısı ise 2 bin 666'ya ulaştı'' dedi.
2008 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'ye giren doğrudan yabancı sermaye
yatırım miktarının ise 12,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini bildiren
Şimşek, 2008 yılı Eylül ayı itibarıyla Türkiye'de 21 bin 39 adet yabancı
sermayeli şirketin faaliyet gösterdiğini söyledi.
Şimşek, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin coğrafi konumu, pazar büyüklüğü ve demografik yapısı gibi
avantajlarının yanı sıra sağlanan istikrar ve güven ortamı ile AB'ye tam üyelik
perspektifi, ülkemizin yatırımcılar nezdinde cazibesini her geçen gün
artırmaktadır.
Son yıllarda uluslararası yatırım yeri endekslerinde kaydedilen
ilerlemelerin artan bu cazibenin en somut göstergesidir.''
Bakan Şimşek, önümüzdeki dönemde yatırım ortamının iyileştirilmesine
yönelik çalışmalarının; şirket kuruluşu, sektörel lisanslar ve gümrüklere ilişkin
maliyetlerin azaltılması, işgücü piyasasının esnekliğinin artırılması, Ar-Ge ve
inovasyon kapasitesinin geliştirilmesi, KOBİ'lerin finansmana erişiminin
kolaylaştırılması ve kurumsal yönetişim uygulamalarının geliştirilmesi alanlarına
odaklanacağını anlattı.
-ÖNLEMLER ALIYORUZ-
Dünya ekonomisinin kritik bir dönemden geçtiğini, küresel mali krizin tüm
ülkeleri olduğu gibi Türkiye'yi de etkilediğini vurgulayan Bakan Şimşek,
ülkelerin küresel krizin etkilerini en aza indirmek için bir yandan ortak
tedbirler alırken, diğer yandan ekonomik yapılarını da göz önünde bulundurarak
kendilerine özgü önlemleri uygulamaya koyduğuna işaret etti.
Şimşek, ''Ekonomi yönetimi olarak küresel krizin Türkiye'ye olası
etkilerini yakından takip etmekte ve bu etkileri asgari seviyede tutacak
önlemleri almaktayız.
Türkiye'nin küresel krizden en az etkilenmesi için gerekli olabilecek
ilave önlemler her türlü muhtemel gelişme de dikkate alınarak belirlenmiş olup,
hükümetimiz, ihtiyaç duyulduğunda bu önlemleri kararlılıkla uygulamaya
koyacaktır'' diye konuştu.
