2020-06-11 - 23:59
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 10 madde kabul edildi.
Genel Kurulda, 3 milletvekili gündem dışı söz aldı.
Gündem dışı konuşmalarda AK Parti Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil "Amasya Genelgesi", CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer "Atatürk'ün Amasya'ya gelişinin ve Amasya Tamimi'nin 101. yıl dönümü", CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız "Aydın'da turizmde yaşananlar" hakkında açıklamada bulundu.
Meclis Başkanvekili Erdoğmuş, gündem dışı konuşmaların ardından milletvekillerine yerlerinden söz verdi.
Erdoğmuş, TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis'te Kovid-19 tanısı konulanlara yönelik açıklama yaptı. TBMM Başkanvekili Erdoğmuş, şunları söyledi:
"Salgın sürecinin başladığı tarihten bu yana TBMM'de çalışan 9'u TBMM personeli toplam 10 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıkmıştır. Bu kişilerden 7'sinin tedavisi tamamlanmış, kendileri görevlerine başlamıştır. Biri TBMM'de çalışan bir televizyon kameramanı olmak üzere toplam 3 kişinin ise tedavi süreci devam etmektedir. Tespit edilen bütün vakalarda gerekli tedbirler alınmış, testi pozitif çıkan kişilerle temas ihtimali olan herkes teste tabi tutulmuş ve takip edilmiştir. Bunların dışında bir vaka tespiti yoktur."
TBMM Genel Kurulunda grup başkanvekilleri, yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç'un kayınpederinin vefat ettiğini öğrendiğini belirterek, başsağlığı diledi.
Koronavirüs salgını nedeniyle hamilelerin 1 Haziran'dan itibaren idari izinlerinin kaldırıldığını ifade eden Dervişoğlu, en büyük risk gruplarından biri olan hamilelere işbaşı yaptırılmasını uygun bulmadıklarını söyledi.
Dervişoğlu, hükümetin, "kontrollü sosyal hayat" denilen yeni dönemi özellikle risk grupları için erken başlattığını iddia ederek, hamilelere idari izin verilmesi gerektiğini belirtti.
Nerede dere varsa üzerine HES kurulduğunu ileri süren Dervişoğlu, Van Erciş'te, Ulupamir köyünde yaşayan Kırgız asıllı vatandaşların da bu sebeple yeni bir sürgün yaşayabileceğini iddia etti.
Dervişoğlu, bu konuyla ilgili hükümeti tedbir almaya davet ettiğini belirterek, "Orada yaşayan Kırgız soydaşlarımız aynı zamanda vatandaşlarımızdır. Onların hak ve hukukunu korumak da hepimizin boynunun borcu olmalıdır." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Libya'da yaşananlara değindiği konuşmasında, meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) üç aydır darbeci Hafter güçlerine karşı önemli başarılar kazandığını söyledi.
Hafter ve destekçisi bölgesel ve küresel aktörlerin hayal kırıklığına uğradığını belirten Akçay, "BM Güvenlik Konseyi kararıyla Libya'nın tek temsilcisi kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin darbeci milislere karşı kazandığı her zaferde Türkiye'nin katkısı bulunmaktadır. Türkiye'nin bu süreçteki kritik hamleleri, Libya'nın tarihsel hafızasında bir vefa nişanesi olarak kalacaktır. Mavi vatan, taşeron darbecilere ve kaderine terk edilmemiştir." değerlendirmesinde bulundu.
Akçay, Türkiye ile Libya arasında yakın gelecekte planlanan ekonomik koordinasyonun hız kazanma sürecinin umut verici olduğunu dile getirerek, iki ülkenin siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerinin devam edeceğini söyledi.
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da ekonomik verilerin krizin büyüklüğünü gösterdiğini savunarak, nisan ayında 920 bin kişinin ihtiyaç kredisi kullandığını belirtti.
Kerestecioğlu, işsizlik verilerinin 0.9 puan düştüğü duyurulmasına rağmen, "İnsanlar, aslında borçlanarak yaşamlarını idame ettirmek durumunda kalıyor." dedi.
Bazı illerde salgın nedeniyle hasta sayılarının arttığını dile getiren Kerestecioğlu, sadece mesafe ve maske tedbirinin yeterli olmadığını savundu.
Kerestecioğlu, Kırşehir H Tipi Cezaevinde bazı mahkumların açlık grevini sürdürdüğünü, bunun da kötü muameleden kaynaklandığını iddia etti. Mahkumların, insan onuruna yaraşır muamele görmeyi istediklerini söyleyen Kerestecioğlu, kötü muamele ve ayakta sayım yapılmasına son verilmesini istedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç'a başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında, 11 Haziran 1970'te, 50 yıl önce sendikal özgürlükleri kısıtlayan Sendikalar Kanunu'nun yasalaştığını söyledi.
Bunun, o dönem DİSK'in hızla güçlenmesine karşı algılandığını ve 15-16 Haziran eylemlerinin de sebebi haline geldiğini öne süren Özel, barolar, tabip odaları, mühendis ve mimar odalarının seçim kanunuyla ilgili lüzumsuz ve gereksiz bir tartışmanın içinde bulunulduğunu dile getirdi.
Özel, şöyle konuştu:
"Bu tip müdehalelerin 50 yıl sonra bile hatırlanıp o dönem bunun peşinde olanları utandırdığının altını çizmek lazım. Kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri, sözlerini, örneğin baro başkanının ağzından çıkan sözün, yazdığı bir yazının altına attığın imzanın mürekkebi, 50 yıllık, 100 yıllık, bazı mesleklerde 1000 yıllık deneyimin imbiğinden süzülüp gelir o mürekkep damlası oraya."
Yapılmak istenenin yanlış olduğunu vurgulayan Özel, "Bu yanlışlar 50 yıl önce yapılıyordu, 50 yıl sonra bu yanlışları tekrar etmemek lazım." değerlendirmesinde bulundu.
Anayasa Mahkemesinin 25 Aralık 2009'da fiili hizmet zammından sadece basın kartı olanların yararlanmasından dolayı iptal ettiğini ve Meclise 9 aylık süre verildiğini belirten Özel, hızlı bir şekilde bu işin ele alınması çağrısında bulundu.
TBMM'de yardımcı hizmetler sınıfındakilerin ek göstergeden faydalanmadığını da dile getiren Özel, bu konudaki taleplerin de dikkate alınmasını istedi.
Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının ortadan kaldırılmasını amaçlayan kanun teklifinin doğru olduğunu söylediklerini belirten Özel, Meclis Başkanı Mustafa Şentop'un bütün gruplarla görüşmeden kanun teklifini verdiğini bildirdi.
Özgür Özel, teklifte imza sahibi olarak Meclis Başkanı'nın yanı sıra sadece AK Parti ve MHP'nin imzasının bulunmasını eleştirdi. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal'a bile bunun sorulmadığını söyleyen Özel, siyasi idamlarla ilgili mağduriyetler bulunduğunu ve bu teklifi herkesin imzalayabileceğini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da HDP Grup Başkanvekili Oluç'a başsağlığı dilediği konuşmasında, cezaevlerinde salgına karşı sağlanan esnekliklerin suiistimal edilebildiğini söyledi.
Muş, yaşananlardan dolayı sayımı gerçekleştirmek adına bazı adımlar atıldığını ancak Kovid-19'la ilgili genel uygulamanın devam ettiğini belirtti.
Mehmet Muş, Yassıada ile ilgili teklifi kendilerinin de imzaladığını hatırlatarak, "Bu kanun teklifi bir darbe mahkemesinin kararlarıyla alakalı bir şey. Sadece Yassıada Mahkemesinin ortaya koyduğu kararlarla alakalı kanun teklifi." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda partilerin grup önerileri ele alındı.
İYİ Parti, "tarımsal üretimde kullanılan pestisitler"le ilgili grup önerisini Genel Kurul gündemine taşıdı.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, partisinin önerisi üzerinde söz alarak, pestisitlerin, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak veya zararlarını azaltmak için kullanılan kimyasal karışımlar olduğunu anlattı.
Verim artışı için pestisitlerin orantısız kullanımının, kalıntı sorunu yarattığını belirten Nuhoğlu, "Tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını neticesinde halkın sağlığı, sağlıklı gıdaya erişim hayati derecede önem arz eder duruma gelmiştir. Bu nedenle maalesef halen biz kimyasal maddelerle zehirlenmeye devam ediyoruz. Pestisitler, akut ve kronik hastalıklara sebebiyet vermektedir. Türkiye nüfusunun yarıya yakını, 38 milyon kişi kronik hastalıklardan yakınmaktadır." diye konuştu.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, pestisitlere ilişkin yönetmeliğin, dünya örneklerinin ilerisinde olduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığının bu konuda veri tabanı oluşturduğunu ve bunların izlenebilirliğinin de sağlandığını kaydetti.
Hasat öncesi, sonraki süreçte ise pazar ve hallerde pestisit denetimlerinin yapıldığını ifade eden Kılıç, "2002'de Türkiye'de kullanılan toplam pestisit miktarı 170 bin tondu. Bugün 40 bin ton. Pestisit kullanımımız yüzde 65'in üzerinde düştü. Hiç kullanmasak olur mu? Olmaz. Kullanmadığımızda yıllık üretim kaybı aşağı yukarı 40 milyar liranın üzerindedir. Kontrollü, insan, çevre, hayvan ve bitki sağlığını gözeterek bu süreci en iyi şekilde takip eden sistemle bunu yürütüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda İYİ Partinin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra HDP'nin, "baroların ve meslek birliklerinin işleyişlerinin" araştırılmasına yönelik grup önerisinin bugün ele alınmasına dair önerisi görüşüldü.
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, partisinin grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında, Diyanet İşleri Başkanlığının devletin kurumu olarak görev yaptığını ancak laik sistemde bunun doğru olmadığını savundu.
Bir hukukçu olarak, iktidarı hukuk yoluna davet etmek istediğini belirten Kerestecioğlu, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın sözlerine ilişkin "O, LGBT'lileri insan saymadığı için 'Eş cinselliğin lanetlendiği ve hastalığı da beraberinde getirdiği' ifadesini kullandı. Pandemi sürecinde Diyanet İşleri Başkanı'ndan beklenen laf bu muydu?" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Kerestecioğlu'nun sözlerine yönelik, "Siz ne kadar savunuyorsanız biz de o kadar bunun yanlış olduğunu düşünüyoruz. Ayet okunmuş, Allah'ın ayeti ne diyorsa onun arkasındayız. Siz başkasını savunun." diye konuştu.
AK Parti'nin muhafazakar, demokrat bir parti olduğunu dile getiren Muş, "Diyanet İşleri Başkanı da Allah'ın kelamını, bundan önce bu işleri yapanların nasıl helak olduğunu ifade etmiştir. Ayette açıktır, sabittir, Lut Kavmi'nin başına gelenleri ifade etmiştir. Şimdi sizden mi korkacağız, Allah'ın ayetini savunmayacağız." dedi.
Genel Kurulda HDP'nin grup önerisinin yanı sıra CHP'nin "işsizlik oranı" konusundaki araştırma önergesinin öncelikli görüşülmesine yönelik grup önerisi de kabul edilmedi.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin geneli üzerindeki görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekilleri, grupları adına söz aldı.
İYİ Partili Sıdalı, bir piyasa sisteminin varlık, etkinlik ve devamlılığı konusunda başka hiçbir unsurun rekabet kadar stratejik bir öneme sahip olmadığını söyledi.
Piyasa sistemini yararlı hale getiren unsurun rekabet olduğunu dile getiren Sıdalı, teklif oluşturulurken tali komisyonların görüşünün alınmadığını savundu.
Kanunların kalıcı olması için detaylı hazırlanması gerektiğini ifade eden Sıdalı, "Sipariş, kopyala-yapıştır yasalarla ne mevzuata uyum sağlayabilirsiniz ne de ülkede rekabeti layıkıyla tesis edebilirsiniz. Bu şekilde çıkardığınız yasalar kadük kalmaya ve sıklıkla yenilenmeye mahkum olurlar." diye konuştu.
Sıdalı, teklifinin 11. maddesinin gözden geçirilmesi gerektiğini öne sürerek, bu maddeyle kurum çalışanlarının hukuki sorumlulukları ve soruşturma esaslarının belirlenmeye çalışıldığını belirtti. Sıdalı, kurum personelinin yargılanmasının amir iznine tabi olacağını vurgulayarak, "Bu kapsamda kurul başkanı ve üyelerinin yargılanması iznini bakan, kurumun diğer personelinin yargılanmasının iznini ise kurum başkanı verecek. Bu keyfiyet yaratabilecek durum kabul edilemez. Rekabet Kurumunun siyasi partileri denetleme gibi bir yetkisi olsa şüphesiz en büyük cezayı AK Parti'ye kesmek durumunda kalırlardı." ifadesini kullandı.
MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan da konuşmasında, teklifle kamu kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılabilmesi için çeşitli düzenlemeler yapıldığını bildirdi.
Başkan, düzenlemeyle rekabet ihlallerine yönelik soruşturmaların neden olacağı kamusal maliyetlerin azaltılması ve sürecin hızlı, kesin bir şekilde sonlandırılması amacıyla uzlaşma müessesinin getirildiğini ifade etti.
Rekabet Kurumunun idari işleyişine yönelik bazı düzenlemelere de yer verildiğini anlatan Başkan, rekabet hukuku alanında ülkenin uzun süredir ihtiyaç duyduğu kanun teklifini görüştüklerini söyledi.
HDP adına söz alan İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu ise Rekabet Kurumunun özerkliğinin bulunmadığını, 2011'den, bağımsızlığı yok edildikten sonraki süreçte Türkiye'nin serbest rekabet, serbest piyasa ekonomisinden vazgeçtiğini iddia etti. Katırcıoğlu, piyasa ekonomisi denilen ekonominin adının "komuta ekonomisi" olduğunu öne sürdü.
Şirketlerin de komuta ekonomisinde faaliyet gösterdiğini iddia eden Katırcıoğlu, "Komuta ekonomisi demek, piyasada verilen kararların çok az sayıda sanayici ve iş adamı ve çok az sayıda siyasetçi tarafından veriliyor olması demek. Serbest piyasa ekonomisinden biz çoktan uzaklaşmış durumdayız." dedi.
Teklifin ilk imza sahibi, AK Parti Malatya Milletvekili Tüfenkci, 2008 küresel krizi, 2016 hain FETÖ saldırısı, 2018 spekülatif kur saldırısı ve bunların yanında pek çok şok ve jeopolitik gerilime rağmen Türkiye ekonomisinin 2002-2019 döneminde ortalama yıllık yüzde 5,4 büyüdüğüne dikkati çekti. Tüfenkci, bu başarıda, ekonomi politikalarının etkinliği, ekonomik temellerin sağlamlığı ve tedbirlerle krizlerden kısa dönemlerde çıkma becerisinin etkili olduğunu ifade etti.
Düzenlemeyle kamu kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılabilmesini sağlamak için AB mevzuatıyla uyumlu 3 yeni aracın hayata geçirildiğini anlatan Tüfenkci, böylece Rekabet Kurumunun, tüketici refahında daha çok etki doğuran ihlallere odaklanabilmesinin hedeflendiğini bildirdi.
Tüfenkci, söz konusu araçlardan ilkinin, rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan uygulamaların soruşturma konusu yapılmamasını sağlayacağını, ikinci aracın taahhüt müessesesiyle rekabetçi endişe doğurabilecek uygulamaların kanundaki uzun soruşturma süreçlerine gerek duyulmaksızın sona erdirilebilmesine imkan tanıyacağını, üçüncü araç olan uzlaşma müessesesinin ise yaptığı ihlalin farkına varan ve bunu kabul eden teşebbüslerin başvurabileceği bir usul olduğunu söyledi.
Tüfenkci, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rekabet Kurumunun idari işleyişini daha etkin kılmaya yönelik olarak da kanun teklifinde bazı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu çerçevede kurulun kadro iptal ve ihdas yetkisinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine kurumun personel, kadro unvanları, kadro dereceleri ile sayılarına ilişkin temel kuralların yasada açık olarak düzenleme zorunluluğu üzerine hazırlanmıştır. Kanun teklifi çerçevesinde yapılacak değişikliklerle Rekabetin Korunması Hakkında Kanun modernize edilecek, Rekabet Kurumunun etkinliği artırılacak ve böylelikle mal ve hizmet piyasalarında rekabetin geliştirilmesi suretiyle ekonomimizin daha sağlıklı işlemesine katkı sağlanacaktır."
CHP Grubu adına söz alan Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, düzenlemede AB Uyum Komisyonu ve Anayasa Komisyonu ile doğrudan ilgili, ilişkili 4 madde olmasına rağmen TBMM Başkanlığının teklifi tali komisyonlara göndermemesini eleştirdi.
Teklifin 3. maddesinin geri çekilmesini istediklerini anlatan Bakırlıoğlu, şunları kaydetti:
"Bu değişiklikle Rekabet Kurulu artık hakim durumu kötüye kullanan bir şirketi tespit ettikten sonra idari para cezasının yanında yapısal tedbirler de öngörebilecek. Firmaların belirli faaliyetlerini veya ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmelerini emredebilecek. Üyelerinin tamamının bir kişi tarafından atanan rekabet otoritesine, böyle bir yetkinin verilmesi mülkiyet hakkına, hukuk devleti ilkelerine aykırıdır.
Teklif, kurumsal çerçeveyi AB ile uyumlu hale getirmekten uzaktır. Ülkemizde rekabetin bilhassa devlet eliyle özellikle kamu ihalelerinde ortadan kaldırıldığı açıktır. Burada serbest ekonomiden bahsedemeyiz. Bu modelin adına, 'serbest piyasa ekonomisi' diyemeyiz. Bu sistem, olsa olsa 'ahbap çavuş' kapitalizmidir."
Bakırlıoğlu, kanun teklifinin yeterli olmadığını savunarak, Rekabet Kurumunun bağımsızlığının tesis edilmesi gerektiğini aktardı.
Rekabet Kurumunun, bir kişinin keyfiyetine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu vurgulayan Bakırlıoğlu, "Bu teklif, idari ve mali özerkliği olmayan Rekabet Kurumunun kurumsal yapısında herhangi bir düzeltme yapmamakla birlikte, mülkiyet hakkı ve teşebbüs hürriyeti aleyhine sonuçlar doğurabilecek şekilde devlet müdahalesini kolaylaştırmaktadır." dedi.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Gündem dışı konuşmalarda AK Parti Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil "Amasya Genelgesi", CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer "Atatürk'ün Amasya'ya gelişinin ve Amasya Tamimi'nin 101. yıl dönümü", CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız "Aydın'da turizmde yaşananlar" hakkında açıklamada bulundu.
Meclis Başkanvekili Erdoğmuş, gündem dışı konuşmaların ardından milletvekillerine yerlerinden söz verdi.
Erdoğmuş, TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis'te Kovid-19 tanısı konulanlara yönelik açıklama yaptı. TBMM Başkanvekili Erdoğmuş, şunları söyledi:
"Salgın sürecinin başladığı tarihten bu yana TBMM'de çalışan 9'u TBMM personeli toplam 10 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıkmıştır. Bu kişilerden 7'sinin tedavisi tamamlanmış, kendileri görevlerine başlamıştır. Biri TBMM'de çalışan bir televizyon kameramanı olmak üzere toplam 3 kişinin ise tedavi süreci devam etmektedir. Tespit edilen bütün vakalarda gerekli tedbirler alınmış, testi pozitif çıkan kişilerle temas ihtimali olan herkes teste tabi tutulmuş ve takip edilmiştir. Bunların dışında bir vaka tespiti yoktur."
TBMM Genel Kurulunda grup başkanvekilleri, yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç'un kayınpederinin vefat ettiğini öğrendiğini belirterek, başsağlığı diledi.
Koronavirüs salgını nedeniyle hamilelerin 1 Haziran'dan itibaren idari izinlerinin kaldırıldığını ifade eden Dervişoğlu, en büyük risk gruplarından biri olan hamilelere işbaşı yaptırılmasını uygun bulmadıklarını söyledi.
Dervişoğlu, hükümetin, "kontrollü sosyal hayat" denilen yeni dönemi özellikle risk grupları için erken başlattığını iddia ederek, hamilelere idari izin verilmesi gerektiğini belirtti.
Nerede dere varsa üzerine HES kurulduğunu ileri süren Dervişoğlu, Van Erciş'te, Ulupamir köyünde yaşayan Kırgız asıllı vatandaşların da bu sebeple yeni bir sürgün yaşayabileceğini iddia etti.
Dervişoğlu, bu konuyla ilgili hükümeti tedbir almaya davet ettiğini belirterek, "Orada yaşayan Kırgız soydaşlarımız aynı zamanda vatandaşlarımızdır. Onların hak ve hukukunu korumak da hepimizin boynunun borcu olmalıdır." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Libya'da yaşananlara değindiği konuşmasında, meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) üç aydır darbeci Hafter güçlerine karşı önemli başarılar kazandığını söyledi.
Hafter ve destekçisi bölgesel ve küresel aktörlerin hayal kırıklığına uğradığını belirten Akçay, "BM Güvenlik Konseyi kararıyla Libya'nın tek temsilcisi kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin darbeci milislere karşı kazandığı her zaferde Türkiye'nin katkısı bulunmaktadır. Türkiye'nin bu süreçteki kritik hamleleri, Libya'nın tarihsel hafızasında bir vefa nişanesi olarak kalacaktır. Mavi vatan, taşeron darbecilere ve kaderine terk edilmemiştir." değerlendirmesinde bulundu.
Akçay, Türkiye ile Libya arasında yakın gelecekte planlanan ekonomik koordinasyonun hız kazanma sürecinin umut verici olduğunu dile getirerek, iki ülkenin siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerinin devam edeceğini söyledi.
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da ekonomik verilerin krizin büyüklüğünü gösterdiğini savunarak, nisan ayında 920 bin kişinin ihtiyaç kredisi kullandığını belirtti.
Kerestecioğlu, işsizlik verilerinin 0.9 puan düştüğü duyurulmasına rağmen, "İnsanlar, aslında borçlanarak yaşamlarını idame ettirmek durumunda kalıyor." dedi.
Bazı illerde salgın nedeniyle hasta sayılarının arttığını dile getiren Kerestecioğlu, sadece mesafe ve maske tedbirinin yeterli olmadığını savundu.
Kerestecioğlu, Kırşehir H Tipi Cezaevinde bazı mahkumların açlık grevini sürdürdüğünü, bunun da kötü muameleden kaynaklandığını iddia etti. Mahkumların, insan onuruna yaraşır muamele görmeyi istediklerini söyleyen Kerestecioğlu, kötü muamele ve ayakta sayım yapılmasına son verilmesini istedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç'a başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında, 11 Haziran 1970'te, 50 yıl önce sendikal özgürlükleri kısıtlayan Sendikalar Kanunu'nun yasalaştığını söyledi.
Bunun, o dönem DİSK'in hızla güçlenmesine karşı algılandığını ve 15-16 Haziran eylemlerinin de sebebi haline geldiğini öne süren Özel, barolar, tabip odaları, mühendis ve mimar odalarının seçim kanunuyla ilgili lüzumsuz ve gereksiz bir tartışmanın içinde bulunulduğunu dile getirdi.
Özel, şöyle konuştu:
"Bu tip müdehalelerin 50 yıl sonra bile hatırlanıp o dönem bunun peşinde olanları utandırdığının altını çizmek lazım. Kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri, sözlerini, örneğin baro başkanının ağzından çıkan sözün, yazdığı bir yazının altına attığın imzanın mürekkebi, 50 yıllık, 100 yıllık, bazı mesleklerde 1000 yıllık deneyimin imbiğinden süzülüp gelir o mürekkep damlası oraya."
Yapılmak istenenin yanlış olduğunu vurgulayan Özel, "Bu yanlışlar 50 yıl önce yapılıyordu, 50 yıl sonra bu yanlışları tekrar etmemek lazım." değerlendirmesinde bulundu.
Anayasa Mahkemesinin 25 Aralık 2009'da fiili hizmet zammından sadece basın kartı olanların yararlanmasından dolayı iptal ettiğini ve Meclise 9 aylık süre verildiğini belirten Özel, hızlı bir şekilde bu işin ele alınması çağrısında bulundu.
TBMM'de yardımcı hizmetler sınıfındakilerin ek göstergeden faydalanmadığını da dile getiren Özel, bu konudaki taleplerin de dikkate alınmasını istedi.
Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının ortadan kaldırılmasını amaçlayan kanun teklifinin doğru olduğunu söylediklerini belirten Özel, Meclis Başkanı Mustafa Şentop'un bütün gruplarla görüşmeden kanun teklifini verdiğini bildirdi.
Özgür Özel, teklifte imza sahibi olarak Meclis Başkanı'nın yanı sıra sadece AK Parti ve MHP'nin imzasının bulunmasını eleştirdi. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal'a bile bunun sorulmadığını söyleyen Özel, siyasi idamlarla ilgili mağduriyetler bulunduğunu ve bu teklifi herkesin imzalayabileceğini söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da HDP Grup Başkanvekili Oluç'a başsağlığı dilediği konuşmasında, cezaevlerinde salgına karşı sağlanan esnekliklerin suiistimal edilebildiğini söyledi.
Muş, yaşananlardan dolayı sayımı gerçekleştirmek adına bazı adımlar atıldığını ancak Kovid-19'la ilgili genel uygulamanın devam ettiğini belirtti.
Mehmet Muş, Yassıada ile ilgili teklifi kendilerinin de imzaladığını hatırlatarak, "Bu kanun teklifi bir darbe mahkemesinin kararlarıyla alakalı bir şey. Sadece Yassıada Mahkemesinin ortaya koyduğu kararlarla alakalı kanun teklifi." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda partilerin grup önerileri ele alındı.
İYİ Parti, "tarımsal üretimde kullanılan pestisitler"le ilgili grup önerisini Genel Kurul gündemine taşıdı.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, partisinin önerisi üzerinde söz alarak, pestisitlerin, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak veya zararlarını azaltmak için kullanılan kimyasal karışımlar olduğunu anlattı.
Verim artışı için pestisitlerin orantısız kullanımının, kalıntı sorunu yarattığını belirten Nuhoğlu, "Tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını neticesinde halkın sağlığı, sağlıklı gıdaya erişim hayati derecede önem arz eder duruma gelmiştir. Bu nedenle maalesef halen biz kimyasal maddelerle zehirlenmeye devam ediyoruz. Pestisitler, akut ve kronik hastalıklara sebebiyet vermektedir. Türkiye nüfusunun yarıya yakını, 38 milyon kişi kronik hastalıklardan yakınmaktadır." diye konuştu.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, pestisitlere ilişkin yönetmeliğin, dünya örneklerinin ilerisinde olduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığının bu konuda veri tabanı oluşturduğunu ve bunların izlenebilirliğinin de sağlandığını kaydetti.
Hasat öncesi, sonraki süreçte ise pazar ve hallerde pestisit denetimlerinin yapıldığını ifade eden Kılıç, "2002'de Türkiye'de kullanılan toplam pestisit miktarı 170 bin tondu. Bugün 40 bin ton. Pestisit kullanımımız yüzde 65'in üzerinde düştü. Hiç kullanmasak olur mu? Olmaz. Kullanmadığımızda yıllık üretim kaybı aşağı yukarı 40 milyar liranın üzerindedir. Kontrollü, insan, çevre, hayvan ve bitki sağlığını gözeterek bu süreci en iyi şekilde takip eden sistemle bunu yürütüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda İYİ Partinin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra HDP'nin, "baroların ve meslek birliklerinin işleyişlerinin" araştırılmasına yönelik grup önerisinin bugün ele alınmasına dair önerisi görüşüldü.
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, partisinin grup önerisi üzerindeki konuşması sırasında, Diyanet İşleri Başkanlığının devletin kurumu olarak görev yaptığını ancak laik sistemde bunun doğru olmadığını savundu.
Bir hukukçu olarak, iktidarı hukuk yoluna davet etmek istediğini belirten Kerestecioğlu, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın sözlerine ilişkin "O, LGBT'lileri insan saymadığı için 'Eş cinselliğin lanetlendiği ve hastalığı da beraberinde getirdiği' ifadesini kullandı. Pandemi sürecinde Diyanet İşleri Başkanı'ndan beklenen laf bu muydu?" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Kerestecioğlu'nun sözlerine yönelik, "Siz ne kadar savunuyorsanız biz de o kadar bunun yanlış olduğunu düşünüyoruz. Ayet okunmuş, Allah'ın ayeti ne diyorsa onun arkasındayız. Siz başkasını savunun." diye konuştu.
AK Parti'nin muhafazakar, demokrat bir parti olduğunu dile getiren Muş, "Diyanet İşleri Başkanı da Allah'ın kelamını, bundan önce bu işleri yapanların nasıl helak olduğunu ifade etmiştir. Ayette açıktır, sabittir, Lut Kavmi'nin başına gelenleri ifade etmiştir. Şimdi sizden mi korkacağız, Allah'ın ayetini savunmayacağız." dedi.
Genel Kurulda HDP'nin grup önerisinin yanı sıra CHP'nin "işsizlik oranı" konusundaki araştırma önergesinin öncelikli görüşülmesine yönelik grup önerisi de kabul edilmedi.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin geneli üzerindeki görüşmelere geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekilleri, grupları adına söz aldı.
İYİ Partili Sıdalı, bir piyasa sisteminin varlık, etkinlik ve devamlılığı konusunda başka hiçbir unsurun rekabet kadar stratejik bir öneme sahip olmadığını söyledi.
Piyasa sistemini yararlı hale getiren unsurun rekabet olduğunu dile getiren Sıdalı, teklif oluşturulurken tali komisyonların görüşünün alınmadığını savundu.
Kanunların kalıcı olması için detaylı hazırlanması gerektiğini ifade eden Sıdalı, "Sipariş, kopyala-yapıştır yasalarla ne mevzuata uyum sağlayabilirsiniz ne de ülkede rekabeti layıkıyla tesis edebilirsiniz. Bu şekilde çıkardığınız yasalar kadük kalmaya ve sıklıkla yenilenmeye mahkum olurlar." diye konuştu.
Sıdalı, teklifinin 11. maddesinin gözden geçirilmesi gerektiğini öne sürerek, bu maddeyle kurum çalışanlarının hukuki sorumlulukları ve soruşturma esaslarının belirlenmeye çalışıldığını belirtti. Sıdalı, kurum personelinin yargılanmasının amir iznine tabi olacağını vurgulayarak, "Bu kapsamda kurul başkanı ve üyelerinin yargılanması iznini bakan, kurumun diğer personelinin yargılanmasının iznini ise kurum başkanı verecek. Bu keyfiyet yaratabilecek durum kabul edilemez. Rekabet Kurumunun siyasi partileri denetleme gibi bir yetkisi olsa şüphesiz en büyük cezayı AK Parti'ye kesmek durumunda kalırlardı." ifadesini kullandı.
MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan da konuşmasında, teklifle kamu kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılabilmesi için çeşitli düzenlemeler yapıldığını bildirdi.
Başkan, düzenlemeyle rekabet ihlallerine yönelik soruşturmaların neden olacağı kamusal maliyetlerin azaltılması ve sürecin hızlı, kesin bir şekilde sonlandırılması amacıyla uzlaşma müessesinin getirildiğini ifade etti.
Rekabet Kurumunun idari işleyişine yönelik bazı düzenlemelere de yer verildiğini anlatan Başkan, rekabet hukuku alanında ülkenin uzun süredir ihtiyaç duyduğu kanun teklifini görüştüklerini söyledi.
HDP adına söz alan İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu ise Rekabet Kurumunun özerkliğinin bulunmadığını, 2011'den, bağımsızlığı yok edildikten sonraki süreçte Türkiye'nin serbest rekabet, serbest piyasa ekonomisinden vazgeçtiğini iddia etti. Katırcıoğlu, piyasa ekonomisi denilen ekonominin adının "komuta ekonomisi" olduğunu öne sürdü.
Şirketlerin de komuta ekonomisinde faaliyet gösterdiğini iddia eden Katırcıoğlu, "Komuta ekonomisi demek, piyasada verilen kararların çok az sayıda sanayici ve iş adamı ve çok az sayıda siyasetçi tarafından veriliyor olması demek. Serbest piyasa ekonomisinden biz çoktan uzaklaşmış durumdayız." dedi.
Teklifin ilk imza sahibi, AK Parti Malatya Milletvekili Tüfenkci, 2008 küresel krizi, 2016 hain FETÖ saldırısı, 2018 spekülatif kur saldırısı ve bunların yanında pek çok şok ve jeopolitik gerilime rağmen Türkiye ekonomisinin 2002-2019 döneminde ortalama yıllık yüzde 5,4 büyüdüğüne dikkati çekti. Tüfenkci, bu başarıda, ekonomi politikalarının etkinliği, ekonomik temellerin sağlamlığı ve tedbirlerle krizlerden kısa dönemlerde çıkma becerisinin etkili olduğunu ifade etti.
Düzenlemeyle kamu kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılabilmesini sağlamak için AB mevzuatıyla uyumlu 3 yeni aracın hayata geçirildiğini anlatan Tüfenkci, böylece Rekabet Kurumunun, tüketici refahında daha çok etki doğuran ihlallere odaklanabilmesinin hedeflendiğini bildirdi.
Tüfenkci, söz konusu araçlardan ilkinin, rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan uygulamaların soruşturma konusu yapılmamasını sağlayacağını, ikinci aracın taahhüt müessesesiyle rekabetçi endişe doğurabilecek uygulamaların kanundaki uzun soruşturma süreçlerine gerek duyulmaksızın sona erdirilebilmesine imkan tanıyacağını, üçüncü araç olan uzlaşma müessesesinin ise yaptığı ihlalin farkına varan ve bunu kabul eden teşebbüslerin başvurabileceği bir usul olduğunu söyledi.
Tüfenkci, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rekabet Kurumunun idari işleyişini daha etkin kılmaya yönelik olarak da kanun teklifinde bazı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu çerçevede kurulun kadro iptal ve ihdas yetkisinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine kurumun personel, kadro unvanları, kadro dereceleri ile sayılarına ilişkin temel kuralların yasada açık olarak düzenleme zorunluluğu üzerine hazırlanmıştır. Kanun teklifi çerçevesinde yapılacak değişikliklerle Rekabetin Korunması Hakkında Kanun modernize edilecek, Rekabet Kurumunun etkinliği artırılacak ve böylelikle mal ve hizmet piyasalarında rekabetin geliştirilmesi suretiyle ekonomimizin daha sağlıklı işlemesine katkı sağlanacaktır."
CHP Grubu adına söz alan Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, düzenlemede AB Uyum Komisyonu ve Anayasa Komisyonu ile doğrudan ilgili, ilişkili 4 madde olmasına rağmen TBMM Başkanlığının teklifi tali komisyonlara göndermemesini eleştirdi.
Teklifin 3. maddesinin geri çekilmesini istediklerini anlatan Bakırlıoğlu, şunları kaydetti:
"Bu değişiklikle Rekabet Kurulu artık hakim durumu kötüye kullanan bir şirketi tespit ettikten sonra idari para cezasının yanında yapısal tedbirler de öngörebilecek. Firmaların belirli faaliyetlerini veya ortaklık paylarını ya da mal varlıklarını devretmelerini emredebilecek. Üyelerinin tamamının bir kişi tarafından atanan rekabet otoritesine, böyle bir yetkinin verilmesi mülkiyet hakkına, hukuk devleti ilkelerine aykırıdır.
Teklif, kurumsal çerçeveyi AB ile uyumlu hale getirmekten uzaktır. Ülkemizde rekabetin bilhassa devlet eliyle özellikle kamu ihalelerinde ortadan kaldırıldığı açıktır. Burada serbest ekonomiden bahsedemeyiz. Bu modelin adına, 'serbest piyasa ekonomisi' diyemeyiz. Bu sistem, olsa olsa 'ahbap çavuş' kapitalizmidir."
Bakırlıoğlu, kanun teklifinin yeterli olmadığını savunarak, Rekabet Kurumunun bağımsızlığının tesis edilmesi gerektiğini aktardı.
Rekabet Kurumunun, bir kişinin keyfiyetine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu vurgulayan Bakırlıoğlu, "Bu teklif, idari ve mali özerkliği olmayan Rekabet Kurumunun kurumsal yapısında herhangi bir düzeltme yapmamakla birlikte, mülkiyet hakkı ve teşebbüs hürriyeti aleyhine sonuçlar doğurabilecek şekilde devlet müdahalesini kolaylaştırmaktadır." dedi.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
