2017-01-19 - 16:35
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 8, 9, 10 ve 11. Maddeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 8, 9, 10 ve 11. Maddeleri kabul edildi.
8. Madde 339 Kabul, 138 Ret, 1 Çekimser, 2 Boş ve 3 Geçersiz oyla, 9. Madde 341 Kabul, 137 Ret, 4 Boş, 1 Geçersiz oyla, 10. Madde 340 Kabul, 136 Ret, 3 Boş, 2 Geçersiz oyla, 11. Madde ise 342 Kabul, 135 Ret, 1 Çekimser, 3 Boş oyla kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda gündem dışı söz alan HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, ilin sorunlarına ilişkin konuşmasında, OHAL ilanından bu yana Bitlis'te partililerine yönelik büyük bir baskının olduğunu ileri sürdü.
CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, "Bu ülkede Atatürk'ten, Cumhuriyet'ten, parlamenter demokratik sistemden uzaklaştıkça Ortadoğu bataklığına sürükleniriz. Emperyalist ülkeler üzerimizde akbabalar gibi bakıyor. Onların ekmeğine yağ sürmeyelim." diye konuştu.
Purçu, eğitim konusundaki sıkıntılara da değinerek, müfredat değişikliği konusunu da gündeme getirdi.
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, Azerbaycan'daki 20 Ocak Hüzün Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, bu tarihte yaşanan acının sadece Azerbaycanlıları yaralamadığını belirterek, "Biz de bu acıyı yüreğimizde hissediyoruz. Zira tek millet iki devlet Türkiye ve Azerbaycan'ın sevinçleri de hüzünleri de ortaktır." dedi.
Ünüvar, 20 Ocak tarihinin, zalimler tarafından yapılan bir zulüm olduğunu belirterek, bugün olduğu gibi Batı dünyasının o günkü zulmü de görmediğini vurguladı.
Hükümet adına söz alan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Bizim ne Atatürk'ten uzaklaşma gibi bir çalışmamız var ne de böyle bir değerlendirmeyi hak edecek bir çalışmamız var." açıklamasında bulundu.
Müfredatın yaşayan bir olgu gibi olduğunu dile getiren Yılmaz, öğretim programlarının bireysel, toplumsal, ekonomik ve bilimsel alanlarda yaşanmakta olan değişim ve gelişime bağlı olarak belirli aralıklarla güncellendiğine dikkati çekti.
Bir önceki müfredat değişikliğinin 2007'de olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Canlılar için de değişim, canlılığın devamı için esas unsurdur. Organizma canlılığını, değişime, yenilenmeye borçludur. Aynen tomurcuk vermeyen ağacın odun olması gibi." ifadesini kullandı.
Bireyin var olan deneyimlerini dikkate alan, yaşama etkin katılımını, doğru karar vermesini, sorun çözmesini destekleyici ve geliştirici bir bakış doğrultusunda öğrenci merkezli bir yaklaşımı öne çıkarmaya çalıştıklarını belirten Yılmaz, "Bu müfredatta Atatürk'ün üstün askerlik yeteneklerini, devlet adamlığını, inkılapçı niteliklerini öğrenerek, öğrencilerimizin onun kişilik özelliklerini örnek almasını istiyoruz." diye konuştu.
İsmet Yılmaz, öğrencilerin, Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen Türk inkılabının anlamını ve önemini, Türk inkılabının büyük güçlüklere rağmen gerçekleştirildiğini kavramasını istediklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Öğrencilerimizin Atatürk ilke ve inkılaplarının Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasındaki yerini kavramasını, laik, demokratik, ulusal ve çağdaş değerleri yaşatmaya istekli olmasını istiyoruz. Atatürk'ün dünya görüşünü ve düşüncelerini benimseyerek, Atatürkçü düşünce sisteminin bir savunucusu olmasını istiyoruz. Günümüzün sorunlarına Atatürkçü bir yaklaşımla çözümler üretmesini sağlayacak ve kendisini hazırlayacak bilgi, beceri, değer ve tutumlar kazanmasını istiyoruz. Atatürk ilke ve inkılaplarını benimsetmek istiyoruz."
Bakanlık olarak bir taslak sunduklarını ve ortak aklı bulmaya çalıştıklarını anlatan Yılmaz, bu taslağa ilişkin her kim ne biliyorsa bunu bakanlığa bildirmesini istedi ve müfredatın buna göre tamamlanacağını belirtti.
Yılmaz, şunları kaydetti:
"Atatürk'ün, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür' sözünün gereği olarak Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi sadece siyasi, askeri ve diplomatik olaylarla sınırlandırılmamalı. Bunların yanı sıra derste sosyal ve kültürel konularda da özellikle vurgu yapılmasını istiyoruz. Atatürk'ün kişilik özellikleri, vatan ve millet sevgisi, idealist oluşu, mantıklı ve gerçekçi oluşu, sabır ve disiplin anlayışı, ileri görüşlülüğü, açık sözlülüğü, çok yönlülüğü, öğreticilik yönü, sanatseverliği, yöneticiliği, yenilikçi düşüncesi, önder oluşu, kararlı ve mücadeleci oluşu, planlı çalışması, inkılapçılığı, birleştirici ve bütünleştirici oluşu, insan sevgisi ünitelerinde, uygun yerde işlenilmesini istiyoruz.
Atatürk ilke ve inkılaplarının öğrenilmesinde ezberci anlayıştan ziyade, ilke ve inkılaplarıyla birbiriyle ilişkilendirilmesini ve örnekle de zenginleşmesini istiyoruz. Öğretmen ve öğrencilerin çağdaş, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda onlara rol model, yol gösterici olmalarını istiyoruz."
Yılmaz, derslerdeki ünite başlıklarına da değinerek, "Mustafa Kemal Atatürk 'En büyük eserim Cumhuriyet' diyor. Eğer siz Cumhuriyet'i güçlendirmişseniz Atatürk'ün yolundasınız. Eğer Cumhuriyet'i zayıflatıyorsanız Atatürk'ün yolundan uzaklaşmışsınız demektir." görüşünü dile getirdi.
Ulusal egemenlik, tam bağımsızlık ilkeleri ve vatanın bütünlüğü esasıyla TBMM'nin açılışı ve Misakımilli'nin kabulü arasında köprü kurulmasını istediklerini belirten Yılmaz, Batı cephesinde Kuvayımilliye birliklerinin faaliyetlerinin ve düzenli ordu kurulma sürecinin analiz edilmesini istediklerini aktardı.
"İnönü müfredattan çıkarılıyor" iddialarının doğru olmadığını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti'ni güçlendirdiklerini ve Türk milletinin değerlerine sahip çıktıklarını vurgulayan Yılmaz, müfredat taslağına ilişkin şu bilgileri verdi:
"Milli Mücadele döneminde Batı Cephesi işlenirken İsmet İnönü'nün cephe komutanı olarak yaptığı görevlere, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları'ndaki başarılarına kazanım gereği değinilecektir. Yine 'Lozan Anlaşması görüşmeleri' işlenirken bu görüşmelerde İnönü başkanlığındaki heyetin aktif rol aldığına kazanım gereği değinilecektir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin İsmet İnönü liderliğinde tarafsız bir politika izlediğine kazanım gereği değinilecektir. Çok partili hayata İsmet İnönü döneminde ve onun gayreti doğrultusunda geçildiği kazanım gereği değerlendirilecektir. Milli Mücadele döneminde İsmet İnönü'nün Batı Cephesi'nde düzenli ordunun kurulması noktasındaki girişimlerine ve TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaları bastırmasındaki rolüyle Birinci ve İkinci İnönü Savaşları'ndaki başarılarına kazanım gereği değinilecektir. Ayrıca, İsmet İnönü'nün biyografisine de yer verilecektir. Atatürk'ün ölümünden sonra İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı seçilmesine kazanım gereği değinilecektir. Yine, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin İsmet İnönü liderliğinde tarafsız bir politika izlediğine kazanım gereği değinilecektir. Savaş sırasında ülkemizde meydana gelen siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmelerin İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı sırasında meydana geldiğine kazanım gereği değinilecektir. Yine, İnönü'nün Türkiye'de kurulan birçok koalisyon hükümetlerine başkanlık yaptığına da yine kazanım gereği değinilecektir."
Bilimsel gerçekliğe açık olduklarını vurgulayan Yılmaz, yeni şeyler söylemek istediklerini ve katkılara açık olduklarını kaydetti.
Yılmaz, "Bu ülke 80 milyonun. Hiç kimse bu ülkenin tek başına sahibi değildir, 80 milyon birlikte sahibidir. Dolayısıyla eşit vatandaşlıkta, anayasal cumhuriyette bir aradayız. Birlikte yaşayacağız. Sizlerin değeri hepimizin ortak değeridir." diye konuştu.
Ayrımcılığın olmadığını dile getiren Yılmaz, "Biz 15 Temmuz'da bu birlik ve beraberliği gösterdik. Bir olunca beraber olunca nasıl ki Kurtuluş Savaşı'nda olduğumuz gibi, 7 düvele karşı koyduğumuz gibi önümüzde çok büyük sıkıntılar olmasına rağmen yine önümüzdeki dönemde çok büyük başarılara hep birlikte imza atacağız, güzel günler göreceğiz. Daha güzel günleri önümüzde göreceğiz. Daha güzel sözleri hep beraber söyleyeceğiz. Henüz o söylemediğimiz sözleri yine önümüzdeki gelecek dönemde söyleyeceğiz." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Yılmaz'ın açıklamaları üzerine muhalefet partilerinin de söz alması gerektiğini belirterek, usul tartışması açılmasını istedi.
Başkanvekili Bahçekapılı'nın usul tartışması açması üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, parlamentonunun her şeyi tartışabileceğini ve konuşabileceğini, ancak zorlama yorumlarla, olmayan bir söz hakkının bu İçtüzük'ten çıkartılamayacağını söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, müfredatın tekçi bir müfredat olduğunu savunarak, öğrencilerin sorgulayıcı değil biat eden, etken değil edilgen olarak yetiştirildiğini ileri sürdü. İmam hatip liselerinin birer meslek lisesi olduğunu belirten Yıldırım, bu okulların çocukların inançlarını öğrenecekleri liseler olamayacağını dile getirdi.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu da eğitimin ülkenin geleceğini ilgilendiren en önemli konu olduğunu ve siyasi tartışmaların malzemesi haline getirilemeyeceğini ifade etti. Eğitim alanındaki sorunlara işaret eden Topcu, ülkenin bu sorunlara yoğunlaşması gerektiğini belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay da müfredat değişimi tartışmalarına değindi. Balbay, "Sayın Milli Eğitim Bakanı'na soruyorum; müfredat programını kamuoyuna açmakta samimiyseniz lütfen bir müfredat şurası açınız, buna var mısınız?" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP Grubu'nun Hrant Dink cinayetinin araştırılmasıyla ilgili önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Danışma Kurulu toplanamadığından, Genel Kurulun onayına sunulan öneri üzerinde ilk sözü alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Dink'in öldürülmesi ve buna ilişkin yargı sürecine işaret etti.
Devletin Dink cinayetini önceden haber aldığını, ancak engellemek için hiçbir şey yapmadığını ileri süren Kerestecioğlu, cinayeti işleyenlerin ve arkasındaki güçlerin bir an önce ortaya çıkarılmasını istedi.
Dink ile ölümünden kısa süre önce yaptığı röportajdan bölümler okuyan Kerestecioğlu, cinayetin aydınlatılması için Meclisin de devreye girmesi ve bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da öneriye ilişkin konuşmasının başında, Dink'e yapılan saldırıyı kınadığını, ailesine taziyelerini ilettiğini söyledi.
Öneri metninde yer alan "devletin cinayeti bildiği" yönündeki ifadelere tepki gösteren Akçay, suçlayıcı ve toptancı yaklaşımların, sadece cinayeti işleyen ihanet şebekelerin provokasyonuna hizmet ettiğini kaydetti.
Akçay, Türk milletinin böyle bir cinayeti asla tasvip etmediğinin altını çizerek, bir an önce aydınlatılması gerektiğini de vurguladı.
HDP Grup Başkanvekili Kerestecioğlu, Akçay'ın konuşmasının ardından yerinden söz alarak, önergedeki devletin bilmesi ifadesiyle devletin karanlık odaklarının kastedildiğini, çünkü hala açıklığa kavuşturulamayan, ulaşılamayan noktalar bulunduğunu dile getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise öneri üzerindeki konuşmasını "bir dostun arkasından konuşmak zor" şeklinde nitelendirdi.
Cinayetin hazırlanışından işlenmesi ve yargı sürecine kadar tüm aşamalarının AK Parti iktidarı döneminde yaşandığını ifade eden Tanrıkulu, bu nedenle iktidarın sorumluluğunun büyük olduğunu ileri sürdü.
Olayın yargı sürecini de eleştiren Tanrıkulu, devletin çeşitli mekanizmalarına çöreklenen karanlık güçlerin cinayetin işlenmesini görmezden geldiğini, ardından yargı aşamasında da etkili olduklarını savundu.
Tanrıkulu, Dink'in öldürülmeden önce yazdığı son yazısından da bir bölüm okudu.
Birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da Hrant Dink cinayetine ilişkin ilk duruşmaları partisi adına Başbakan'ın bilgisi dahilinde izlediğini hatırlatarak, "Hrant Dink'i sevgi ve saygı ile anıyorum. Onu unutmayacağız" dedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Zekeriya Birkan ise Dink'in öldürülmesinin ve benzeri suikastların Türkiye'nin birlik ve beraberliğini hedef alan alçakça cinayetler olduğunu kaydetti. Birkan, ülkenin bu tür oyunlara gelmeyeceğini, dostluk ve kardeşlikten ayrılmayacağını belirtti.
HDP Grup önerisi, görüşmelerin tamamlanmasının ardından reddedildi.
CHP'nin, "kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan unvan ve görevde yükselme sınavlarındaki usulsüzlüklerin araştırılması" önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, partisinin grup önerisi üzerinde söz alan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, anayasa değişikliği teklifinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir beka sorunu olduğunu savunarak, "1920'lerde memleket işgal altındayken Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen Meclisi fesih yetkisini tek kişiye veriyorsunuz. Savaş ortamında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bile 3 aylık periyotlar halinde verilen başkomutanlık yetkisini süresiz bir şekilde veriyorsunuz." dedi.
Bütçenin de bir kişinin insafına bırakıldığını ifade eden İnce, insanlık tarihinde de Türklerin tarihinde de böyle bir yönetim şeklinin bulunmadığını söyledi. İnce, "Padişahın böyle bir yetkisi yoktur. Padişah en azından partili değildir. Padişah en azından kadı atayamazdı, şeyhülislam atardı kadıları. Padişahın bile başbakanı vardı, sadrazamı vardı. Ama sizin getirdiğiniz sistemin başbakanı yok." değerlendirmesinde bulundu.
İktidarın bu teklifle çoğunluk rejimi inşa ettiğini öne süren İnce, "Sizin istekleriniz gerçekleşirse boynu bükük bir Meclis, kolu kırık bir demokrasi, yüreği ezik bir millet, itibarı düşük bir devlet oluruz." görüşünü ileri sürdü.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, ülkede birçok rahatsızlığın olduğunu dile getirerek, birlik ve dirliğin sözde kalmaması gerektiğini söyledi.
Kamu kurumlarında da şikayetlerin gittikçe arttığını ve adaletin dikkate alınmadığını savunan Topcu, Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere Adalet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığındaki haksız uygulamalardan çalışanların rahatsız olduğunu öne sürdü.
HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Şırnak'ta bir trajedi yaşandığını savundu. Kendisine suikast girişiminde bulunulduğunu ileri süren Birlik, başvurularına karşın herhangi bir işlem yapılmadığını belirtti. Birlik, Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlardan anayasa değişikliği teklifiyle çıkılamayacağını ifade etti.
AK Parti Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarındaki görevde yükselme ve atamalara ilişkin bilgi vererek, herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda mevzuata aykırılık söz konusu olduğunda ilgililer tarafından yargı yoluna başvurulabileceğini söyledi. Akbaşoğlu, bu nedenle bu konuda bir meclis araştırmasına gerek olmadığını dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada öneri kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
8. Madde 339 Kabul, 138 Ret, 1 Çekimser, 2 Boş ve 3 Geçersiz oyla, 9. Madde 341 Kabul, 137 Ret, 4 Boş, 1 Geçersiz oyla, 10. Madde 340 Kabul, 136 Ret, 3 Boş, 2 Geçersiz oyla, 11. Madde ise 342 Kabul, 135 Ret, 1 Çekimser, 3 Boş oyla kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda gündem dışı söz alan HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, ilin sorunlarına ilişkin konuşmasında, OHAL ilanından bu yana Bitlis'te partililerine yönelik büyük bir baskının olduğunu ileri sürdü.
CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, "Bu ülkede Atatürk'ten, Cumhuriyet'ten, parlamenter demokratik sistemden uzaklaştıkça Ortadoğu bataklığına sürükleniriz. Emperyalist ülkeler üzerimizde akbabalar gibi bakıyor. Onların ekmeğine yağ sürmeyelim." diye konuştu.
Purçu, eğitim konusundaki sıkıntılara da değinerek, müfredat değişikliği konusunu da gündeme getirdi.
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, Azerbaycan'daki 20 Ocak Hüzün Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, bu tarihte yaşanan acının sadece Azerbaycanlıları yaralamadığını belirterek, "Biz de bu acıyı yüreğimizde hissediyoruz. Zira tek millet iki devlet Türkiye ve Azerbaycan'ın sevinçleri de hüzünleri de ortaktır." dedi.
Ünüvar, 20 Ocak tarihinin, zalimler tarafından yapılan bir zulüm olduğunu belirterek, bugün olduğu gibi Batı dünyasının o günkü zulmü de görmediğini vurguladı.
Hükümet adına söz alan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Bizim ne Atatürk'ten uzaklaşma gibi bir çalışmamız var ne de böyle bir değerlendirmeyi hak edecek bir çalışmamız var." açıklamasında bulundu.
Müfredatın yaşayan bir olgu gibi olduğunu dile getiren Yılmaz, öğretim programlarının bireysel, toplumsal, ekonomik ve bilimsel alanlarda yaşanmakta olan değişim ve gelişime bağlı olarak belirli aralıklarla güncellendiğine dikkati çekti.
Bir önceki müfredat değişikliğinin 2007'de olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Canlılar için de değişim, canlılığın devamı için esas unsurdur. Organizma canlılığını, değişime, yenilenmeye borçludur. Aynen tomurcuk vermeyen ağacın odun olması gibi." ifadesini kullandı.
Bireyin var olan deneyimlerini dikkate alan, yaşama etkin katılımını, doğru karar vermesini, sorun çözmesini destekleyici ve geliştirici bir bakış doğrultusunda öğrenci merkezli bir yaklaşımı öne çıkarmaya çalıştıklarını belirten Yılmaz, "Bu müfredatta Atatürk'ün üstün askerlik yeteneklerini, devlet adamlığını, inkılapçı niteliklerini öğrenerek, öğrencilerimizin onun kişilik özelliklerini örnek almasını istiyoruz." diye konuştu.
İsmet Yılmaz, öğrencilerin, Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen Türk inkılabının anlamını ve önemini, Türk inkılabının büyük güçlüklere rağmen gerçekleştirildiğini kavramasını istediklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Öğrencilerimizin Atatürk ilke ve inkılaplarının Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasındaki yerini kavramasını, laik, demokratik, ulusal ve çağdaş değerleri yaşatmaya istekli olmasını istiyoruz. Atatürk'ün dünya görüşünü ve düşüncelerini benimseyerek, Atatürkçü düşünce sisteminin bir savunucusu olmasını istiyoruz. Günümüzün sorunlarına Atatürkçü bir yaklaşımla çözümler üretmesini sağlayacak ve kendisini hazırlayacak bilgi, beceri, değer ve tutumlar kazanmasını istiyoruz. Atatürk ilke ve inkılaplarını benimsetmek istiyoruz."
Bakanlık olarak bir taslak sunduklarını ve ortak aklı bulmaya çalıştıklarını anlatan Yılmaz, bu taslağa ilişkin her kim ne biliyorsa bunu bakanlığa bildirmesini istedi ve müfredatın buna göre tamamlanacağını belirtti.
Yılmaz, şunları kaydetti:
"Atatürk'ün, 'Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür' sözünün gereği olarak Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi sadece siyasi, askeri ve diplomatik olaylarla sınırlandırılmamalı. Bunların yanı sıra derste sosyal ve kültürel konularda da özellikle vurgu yapılmasını istiyoruz. Atatürk'ün kişilik özellikleri, vatan ve millet sevgisi, idealist oluşu, mantıklı ve gerçekçi oluşu, sabır ve disiplin anlayışı, ileri görüşlülüğü, açık sözlülüğü, çok yönlülüğü, öğreticilik yönü, sanatseverliği, yöneticiliği, yenilikçi düşüncesi, önder oluşu, kararlı ve mücadeleci oluşu, planlı çalışması, inkılapçılığı, birleştirici ve bütünleştirici oluşu, insan sevgisi ünitelerinde, uygun yerde işlenilmesini istiyoruz.
Atatürk ilke ve inkılaplarının öğrenilmesinde ezberci anlayıştan ziyade, ilke ve inkılaplarıyla birbiriyle ilişkilendirilmesini ve örnekle de zenginleşmesini istiyoruz. Öğretmen ve öğrencilerin çağdaş, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda onlara rol model, yol gösterici olmalarını istiyoruz."
Yılmaz, derslerdeki ünite başlıklarına da değinerek, "Mustafa Kemal Atatürk 'En büyük eserim Cumhuriyet' diyor. Eğer siz Cumhuriyet'i güçlendirmişseniz Atatürk'ün yolundasınız. Eğer Cumhuriyet'i zayıflatıyorsanız Atatürk'ün yolundan uzaklaşmışsınız demektir." görüşünü dile getirdi.
Ulusal egemenlik, tam bağımsızlık ilkeleri ve vatanın bütünlüğü esasıyla TBMM'nin açılışı ve Misakımilli'nin kabulü arasında köprü kurulmasını istediklerini belirten Yılmaz, Batı cephesinde Kuvayımilliye birliklerinin faaliyetlerinin ve düzenli ordu kurulma sürecinin analiz edilmesini istediklerini aktardı.
"İnönü müfredattan çıkarılıyor" iddialarının doğru olmadığını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti'ni güçlendirdiklerini ve Türk milletinin değerlerine sahip çıktıklarını vurgulayan Yılmaz, müfredat taslağına ilişkin şu bilgileri verdi:
"Milli Mücadele döneminde Batı Cephesi işlenirken İsmet İnönü'nün cephe komutanı olarak yaptığı görevlere, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları'ndaki başarılarına kazanım gereği değinilecektir. Yine 'Lozan Anlaşması görüşmeleri' işlenirken bu görüşmelerde İnönü başkanlığındaki heyetin aktif rol aldığına kazanım gereği değinilecektir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin İsmet İnönü liderliğinde tarafsız bir politika izlediğine kazanım gereği değinilecektir. Çok partili hayata İsmet İnönü döneminde ve onun gayreti doğrultusunda geçildiği kazanım gereği değerlendirilecektir. Milli Mücadele döneminde İsmet İnönü'nün Batı Cephesi'nde düzenli ordunun kurulması noktasındaki girişimlerine ve TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaları bastırmasındaki rolüyle Birinci ve İkinci İnönü Savaşları'ndaki başarılarına kazanım gereği değinilecektir. Ayrıca, İsmet İnönü'nün biyografisine de yer verilecektir. Atatürk'ün ölümünden sonra İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı seçilmesine kazanım gereği değinilecektir. Yine, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin İsmet İnönü liderliğinde tarafsız bir politika izlediğine kazanım gereği değinilecektir. Savaş sırasında ülkemizde meydana gelen siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmelerin İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı sırasında meydana geldiğine kazanım gereği değinilecektir. Yine, İnönü'nün Türkiye'de kurulan birçok koalisyon hükümetlerine başkanlık yaptığına da yine kazanım gereği değinilecektir."
Bilimsel gerçekliğe açık olduklarını vurgulayan Yılmaz, yeni şeyler söylemek istediklerini ve katkılara açık olduklarını kaydetti.
Yılmaz, "Bu ülke 80 milyonun. Hiç kimse bu ülkenin tek başına sahibi değildir, 80 milyon birlikte sahibidir. Dolayısıyla eşit vatandaşlıkta, anayasal cumhuriyette bir aradayız. Birlikte yaşayacağız. Sizlerin değeri hepimizin ortak değeridir." diye konuştu.
Ayrımcılığın olmadığını dile getiren Yılmaz, "Biz 15 Temmuz'da bu birlik ve beraberliği gösterdik. Bir olunca beraber olunca nasıl ki Kurtuluş Savaşı'nda olduğumuz gibi, 7 düvele karşı koyduğumuz gibi önümüzde çok büyük sıkıntılar olmasına rağmen yine önümüzdeki dönemde çok büyük başarılara hep birlikte imza atacağız, güzel günler göreceğiz. Daha güzel günleri önümüzde göreceğiz. Daha güzel sözleri hep beraber söyleyeceğiz. Henüz o söylemediğimiz sözleri yine önümüzdeki gelecek dönemde söyleyeceğiz." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Yılmaz'ın açıklamaları üzerine muhalefet partilerinin de söz alması gerektiğini belirterek, usul tartışması açılmasını istedi.
Başkanvekili Bahçekapılı'nın usul tartışması açması üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, parlamentonunun her şeyi tartışabileceğini ve konuşabileceğini, ancak zorlama yorumlarla, olmayan bir söz hakkının bu İçtüzük'ten çıkartılamayacağını söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, müfredatın tekçi bir müfredat olduğunu savunarak, öğrencilerin sorgulayıcı değil biat eden, etken değil edilgen olarak yetiştirildiğini ileri sürdü. İmam hatip liselerinin birer meslek lisesi olduğunu belirten Yıldırım, bu okulların çocukların inançlarını öğrenecekleri liseler olamayacağını dile getirdi.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu da eğitimin ülkenin geleceğini ilgilendiren en önemli konu olduğunu ve siyasi tartışmaların malzemesi haline getirilemeyeceğini ifade etti. Eğitim alanındaki sorunlara işaret eden Topcu, ülkenin bu sorunlara yoğunlaşması gerektiğini belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay da müfredat değişimi tartışmalarına değindi. Balbay, "Sayın Milli Eğitim Bakanı'na soruyorum; müfredat programını kamuoyuna açmakta samimiyseniz lütfen bir müfredat şurası açınız, buna var mısınız?" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP Grubu'nun Hrant Dink cinayetinin araştırılmasıyla ilgili önergenin bugün gündeme alınmasına ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Danışma Kurulu toplanamadığından, Genel Kurulun onayına sunulan öneri üzerinde ilk sözü alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, Dink'in öldürülmesi ve buna ilişkin yargı sürecine işaret etti.
Devletin Dink cinayetini önceden haber aldığını, ancak engellemek için hiçbir şey yapmadığını ileri süren Kerestecioğlu, cinayeti işleyenlerin ve arkasındaki güçlerin bir an önce ortaya çıkarılmasını istedi.
Dink ile ölümünden kısa süre önce yaptığı röportajdan bölümler okuyan Kerestecioğlu, cinayetin aydınlatılması için Meclisin de devreye girmesi ve bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğini söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da öneriye ilişkin konuşmasının başında, Dink'e yapılan saldırıyı kınadığını, ailesine taziyelerini ilettiğini söyledi.
Öneri metninde yer alan "devletin cinayeti bildiği" yönündeki ifadelere tepki gösteren Akçay, suçlayıcı ve toptancı yaklaşımların, sadece cinayeti işleyen ihanet şebekelerin provokasyonuna hizmet ettiğini kaydetti.
Akçay, Türk milletinin böyle bir cinayeti asla tasvip etmediğinin altını çizerek, bir an önce aydınlatılması gerektiğini de vurguladı.
HDP Grup Başkanvekili Kerestecioğlu, Akçay'ın konuşmasının ardından yerinden söz alarak, önergedeki devletin bilmesi ifadesiyle devletin karanlık odaklarının kastedildiğini, çünkü hala açıklığa kavuşturulamayan, ulaşılamayan noktalar bulunduğunu dile getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise öneri üzerindeki konuşmasını "bir dostun arkasından konuşmak zor" şeklinde nitelendirdi.
Cinayetin hazırlanışından işlenmesi ve yargı sürecine kadar tüm aşamalarının AK Parti iktidarı döneminde yaşandığını ifade eden Tanrıkulu, bu nedenle iktidarın sorumluluğunun büyük olduğunu ileri sürdü.
Olayın yargı sürecini de eleştiren Tanrıkulu, devletin çeşitli mekanizmalarına çöreklenen karanlık güçlerin cinayetin işlenmesini görmezden geldiğini, ardından yargı aşamasında da etkili olduklarını savundu.
Tanrıkulu, Dink'in öldürülmeden önce yazdığı son yazısından da bir bölüm okudu.
Birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı da Hrant Dink cinayetine ilişkin ilk duruşmaları partisi adına Başbakan'ın bilgisi dahilinde izlediğini hatırlatarak, "Hrant Dink'i sevgi ve saygı ile anıyorum. Onu unutmayacağız" dedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Zekeriya Birkan ise Dink'in öldürülmesinin ve benzeri suikastların Türkiye'nin birlik ve beraberliğini hedef alan alçakça cinayetler olduğunu kaydetti. Birkan, ülkenin bu tür oyunlara gelmeyeceğini, dostluk ve kardeşlikten ayrılmayacağını belirtti.
HDP Grup önerisi, görüşmelerin tamamlanmasının ardından reddedildi.
CHP'nin, "kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan unvan ve görevde yükselme sınavlarındaki usulsüzlüklerin araştırılması" önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, partisinin grup önerisi üzerinde söz alan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, anayasa değişikliği teklifinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir beka sorunu olduğunu savunarak, "1920'lerde memleket işgal altındayken Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen Meclisi fesih yetkisini tek kişiye veriyorsunuz. Savaş ortamında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bile 3 aylık periyotlar halinde verilen başkomutanlık yetkisini süresiz bir şekilde veriyorsunuz." dedi.
Bütçenin de bir kişinin insafına bırakıldığını ifade eden İnce, insanlık tarihinde de Türklerin tarihinde de böyle bir yönetim şeklinin bulunmadığını söyledi. İnce, "Padişahın böyle bir yetkisi yoktur. Padişah en azından partili değildir. Padişah en azından kadı atayamazdı, şeyhülislam atardı kadıları. Padişahın bile başbakanı vardı, sadrazamı vardı. Ama sizin getirdiğiniz sistemin başbakanı yok." değerlendirmesinde bulundu.
İktidarın bu teklifle çoğunluk rejimi inşa ettiğini öne süren İnce, "Sizin istekleriniz gerçekleşirse boynu bükük bir Meclis, kolu kırık bir demokrasi, yüreği ezik bir millet, itibarı düşük bir devlet oluruz." görüşünü ileri sürdü.
MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, ülkede birçok rahatsızlığın olduğunu dile getirerek, birlik ve dirliğin sözde kalmaması gerektiğini söyledi.
Kamu kurumlarında da şikayetlerin gittikçe arttığını ve adaletin dikkate alınmadığını savunan Topcu, Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere Adalet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığındaki haksız uygulamalardan çalışanların rahatsız olduğunu öne sürdü.
HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Şırnak'ta bir trajedi yaşandığını savundu. Kendisine suikast girişiminde bulunulduğunu ileri süren Birlik, başvurularına karşın herhangi bir işlem yapılmadığını belirtti. Birlik, Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlardan anayasa değişikliği teklifiyle çıkılamayacağını ifade etti.
AK Parti Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarındaki görevde yükselme ve atamalara ilişkin bilgi vererek, herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda mevzuata aykırılık söz konusu olduğunda ilgililer tarafından yargı yoluna başvurulabileceğini söyledi. Akbaşoğlu, bu nedenle bu konuda bir meclis araştırmasına gerek olmadığını dile getirdi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada öneri kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
