2012-10-15 - 13:13
Levent Tüzel: "Üniversiteler ticarethane, öğrenciler müşteri, öğretim üyeleri ücretli köle değildir"
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, bazı öğretim üyeleri ve öğrencilerle birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında YÖK ile ilgili hazırlanan yeni taslakla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
YÖK'ün "32 yıllık bir darbe kurumu olduğunu" belirten Tüzel, "YÖK'le ilgili yeni bir yasa teklifi vermek için uzunca bir süredir üniversite mensupları ve sendikalardan görüş istediklerini" bildirdi. 12 Eylül 1980'den bu yana, "eşit, bilimsel, anadilde eğitim, demokratik özerk üniversite" gibi taleplerin dile getirildiğini ileri süren Tüzel, "bugün de bu kadar zaman sonra, yine akademi camiası üniversiteler susmuyor. Her yerde tepkiler var. İşten atmalara karşı, baskılara karşı gösteriler ve yürüyüşler var" şeklinde konuştu. Tüzel şunları kaydetti:
"YÖK'ün tarihine baktığımızda hep disiplin soruşturmalar, siyasi karalamalar, kadrolaşma ve işten atmalar var. Hükümetin hazırlamış olduğu son taslak diyeceğimiz metin, kamuoyunda tartışmaya açılan metin bütün bunlar üzerine son bir hamle, son bir saldırı. Başbakan yakın bir zamanda öğrenci harçlarını kaldırmayı bir müjde olarak sunmuştu. Bu mizansenin aslında arkasından gelecek olanı bugün bu taslakta çok daha iyi görüyoruz. Aslında bu taslağın ana felsefesinde egemen otoritenin denetiminde sermayenin, piyasanın ihtiyaçlarına denk düşen ve bilimle alakası olmayan gericiliği örgütleyen kurumsallaştıran bir üniversite anlayışı var."
Bu taslağa karşı "Boğaziçi, ODTÜ ve birçok üniversiteden tepkiler geldiğini, sessiz kalınmayacağını, her konuda bildiğini okuyan AKP tutumlarına direnç gösterileceğini" sözlerine ekleyen Tüzel şunları kaydetti:
"Hükümetin yasa yapma pratiğini biliyoruz. Gerçek muhataplarını dikkate alan, bu konunun taraflarını, üniversite camiasının görüşünü dikkate alan bir tutum izlemeyecek. Ama şunu görmeliyiz ki bu yeni reform diye sunulan, üniversiteleri de dönüştüren fikrin arkasında, aslında bildiğimiz kapitalizmin dili, kavramları var. Mevcut vakıf üniversitelerinin yanına özel ve ticari mahiyette özellikle yabancı üniversitelerin getirilmesi, bir çeşitlilik olarak sunuluyor. Kurumsal özerklik gibi parlak laflar, hesap verilebilirlik gibi demokrasiyi çağrıştıran sözler, yine performans, rekabet, mali esneklik çok kaynaklı gelir gibi sözler var. Doğrusu aslında, üniversitelere birer kapitalist işletme gözüyle bakıldığıdır. Aslında hep nasıl yönetilebilir, nasıl yönetiriz derdine düşen ama özgürlükleri ve üniversite özerkliği gibi bir kavramı hiç de dert etmeyen aslında sözde bir reform."
YÖK'le ilgili hazırlanan taslakta "en çok dikkati çeken konunun üniversite çalışanlarının bir mütevelli heyetine benzettikleri üniversite konseyi" olduğunu söyleyen Tüzel, bu konseyi "Bakanlar Kurulu'nun atayacağını" sözlerine ekledi. Tüzel, "asıl ilginci bir kapitalist işletme deyince birçok atayanların temsil edenlerin yanında üniversiteye en çok bağış yapan ya da o ilin en çok vergi vereninin temsil edildiği bir üniversite konseyi. Burada AKP'nin bir cin fikirliliği var gibi. Ama nasıl bir üniversite istediklerinin ipuçlarını burada görmek mümkün. Aslında ticaretle, işletme mantığıyla yönetilen bu üniversiteler adeta hisseleri borsada işlem görecek birer eğitim tekelleri olacak. Bizim ihtiyacımız, üniversitelerin, gençliğimizin, öğrencilerimizin ihtiyacı eğitim alanının ihtiyacı bu şekilde yerli yabancı eğitim tekelleri değil" dedi. (13:13)
Banu Doğan
YÖK'ün "32 yıllık bir darbe kurumu olduğunu" belirten Tüzel, "YÖK'le ilgili yeni bir yasa teklifi vermek için uzunca bir süredir üniversite mensupları ve sendikalardan görüş istediklerini" bildirdi. 12 Eylül 1980'den bu yana, "eşit, bilimsel, anadilde eğitim, demokratik özerk üniversite" gibi taleplerin dile getirildiğini ileri süren Tüzel, "bugün de bu kadar zaman sonra, yine akademi camiası üniversiteler susmuyor. Her yerde tepkiler var. İşten atmalara karşı, baskılara karşı gösteriler ve yürüyüşler var" şeklinde konuştu. Tüzel şunları kaydetti:
"YÖK'ün tarihine baktığımızda hep disiplin soruşturmalar, siyasi karalamalar, kadrolaşma ve işten atmalar var. Hükümetin hazırlamış olduğu son taslak diyeceğimiz metin, kamuoyunda tartışmaya açılan metin bütün bunlar üzerine son bir hamle, son bir saldırı. Başbakan yakın bir zamanda öğrenci harçlarını kaldırmayı bir müjde olarak sunmuştu. Bu mizansenin aslında arkasından gelecek olanı bugün bu taslakta çok daha iyi görüyoruz. Aslında bu taslağın ana felsefesinde egemen otoritenin denetiminde sermayenin, piyasanın ihtiyaçlarına denk düşen ve bilimle alakası olmayan gericiliği örgütleyen kurumsallaştıran bir üniversite anlayışı var."
Bu taslağa karşı "Boğaziçi, ODTÜ ve birçok üniversiteden tepkiler geldiğini, sessiz kalınmayacağını, her konuda bildiğini okuyan AKP tutumlarına direnç gösterileceğini" sözlerine ekleyen Tüzel şunları kaydetti:
"Hükümetin yasa yapma pratiğini biliyoruz. Gerçek muhataplarını dikkate alan, bu konunun taraflarını, üniversite camiasının görüşünü dikkate alan bir tutum izlemeyecek. Ama şunu görmeliyiz ki bu yeni reform diye sunulan, üniversiteleri de dönüştüren fikrin arkasında, aslında bildiğimiz kapitalizmin dili, kavramları var. Mevcut vakıf üniversitelerinin yanına özel ve ticari mahiyette özellikle yabancı üniversitelerin getirilmesi, bir çeşitlilik olarak sunuluyor. Kurumsal özerklik gibi parlak laflar, hesap verilebilirlik gibi demokrasiyi çağrıştıran sözler, yine performans, rekabet, mali esneklik çok kaynaklı gelir gibi sözler var. Doğrusu aslında, üniversitelere birer kapitalist işletme gözüyle bakıldığıdır. Aslında hep nasıl yönetilebilir, nasıl yönetiriz derdine düşen ama özgürlükleri ve üniversite özerkliği gibi bir kavramı hiç de dert etmeyen aslında sözde bir reform."
YÖK'le ilgili hazırlanan taslakta "en çok dikkati çeken konunun üniversite çalışanlarının bir mütevelli heyetine benzettikleri üniversite konseyi" olduğunu söyleyen Tüzel, bu konseyi "Bakanlar Kurulu'nun atayacağını" sözlerine ekledi. Tüzel, "asıl ilginci bir kapitalist işletme deyince birçok atayanların temsil edenlerin yanında üniversiteye en çok bağış yapan ya da o ilin en çok vergi vereninin temsil edildiği bir üniversite konseyi. Burada AKP'nin bir cin fikirliliği var gibi. Ama nasıl bir üniversite istediklerinin ipuçlarını burada görmek mümkün. Aslında ticaretle, işletme mantığıyla yönetilen bu üniversiteler adeta hisseleri borsada işlem görecek birer eğitim tekelleri olacak. Bizim ihtiyacımız, üniversitelerin, gençliğimizin, öğrencilerimizin ihtiyacı eğitim alanının ihtiyacı bu şekilde yerli yabancı eğitim tekelleri değil" dedi. (13:13)
Banu Doğan
