2016-03-05 - 13:45
2016 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda, Dışişleri, Çevre ve Şehircilik ile Milli Eğitim bakanlıklarının 2016 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Dışişleri, Çevre ve Şehircilik ile Milli Eğitim bakanlıklarının 2016 yılı bütçeleri kabul edildi.

Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

2016 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sekizinci turunda; Dışişleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ve üniversitelerin 2016 yılı bütçeleri görüşülecek.

Bütçeler üzerinde ilk sözü AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan aldı.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, "Terör örgütleri arasında ayrım yapılması bu küresel sorunla mücadeleye en büyük zararı vermektedir" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 8. turda yer alan Dışişleri, Çevre ve Şehircilik ile Milli Eğitim bakanlıklarının 2016 yılı bütçeleri üzerine AK PARTİ Grubu adına konuşmalar yapıldı.

İstanbul Milletvekili Kan, insanlık olarak büyük küresel sorunlarla karşı karşıya olunduğunu ve ilk sıralarda terörizmin yer aldığını belirtti. Kan, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın terör ve sebep olduğu trajedileri en yakından hissettiğini söyledi.

Kan, şöyle devam etti:

"Türkiye, 30 Eylül 2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla DAEŞ terör örgütünü, terör örgütü olarak deklare eden, ilan eden ülkeler arasında ilklerden birisi olmuştur. Terörle mücadele konusunda en önemli ilkelerden biri hiç şüphesiz ki terör örgütleriyle ayrım yapmadan mücadele etmektir. Terör örgütleri arasında ayrım yapılması bu küresel sorunla mücadeleye en büyük zararı vermektedir. Bu anlayışla, PKK, PYD, YPG ve DHKP-C'yle nasıl mücadele ediyorsak DAEŞ, El Kaide ve diğer terör örgütleriyle de mücadeleye aynı kararlılık içerisinde devam etmekteyiz ve devam edeceğiz.

Terörle mücadele sadece Türkiye'nin değil bütün insanlığın sorunudur. Bu noktada şu hususu da net olarak ifade etmek gerekir: 'Benim teröristim iyi, senin teröristin kötü' mantığıyla hareket etmek yanlıştır. Terör terördür, masum canlara kıyanlar da teröristtir. Teröristin ve terör örgütünün iyisi olmaz. Mesela, PYD terör örgütünün DAEŞ ile savaşıyor olması bahanesiyle sevimli bir terör örgütü olarak gösterilmesi asla kabul edilemez."

AK PARTİ Şanlıurfa Milletvekili Halil Özcan, Suriye'de yaşananlara Türkiye'nin sessiz kalmasının asla düşünülemeyeceğini vurguladı. Özcan, Suriye rejiminin kendi halkına karşı katliama giriştiğini ve Türkiye'nin, kendi halkına silah çeken bir rejimin yanında olmayacağını gösterdiğini hatırlattı. Özcan, kim olursa olsun terör örgütleri ile mücadelenin de sonuna kadar süreceğini dile getirdi.

AK PARTİ'nin çok yönlü ve çok boyutlu bir dış politika geliştirmeyi başardığını belirten AK PARTİ İstanbul Milletvekili Azmi Ekinci ise bu durumun küresel güçleri ve yerli işbirlikçilerini korkutarak, rahatsız ettiğini kaydetti.

Meselenin ülkeyi yönetip yönetememe meselesi asla olmadığına işaret eden Ekinci, "Buna 11 seçimdir halk zaten gerekli cevabı veriyor; mesele, yeni anayasayla birlikte ülkede ve bölgede aktör olacak bir Türkiye inşa ederken kimin nerede durduğu meselesidir. 'İkinci istikrar mücadelesi' olarak adlandırdığımız bu sürece küresel güçlerin karşı olmasını anlarız; bizim anlayamadığımız şey, muhalefetin bu süreç karşısında onların yanında yer alması meselesidir. Millilik ve yerlilik sorgulamamız da işte bu sebepten dolayıdır" değerlendirmesini yaptı.

AK PARTİ Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, çevrenin en önemli unsuru ve hatta odak noktasının insan olduğunu belirterek, şehirlerin büyük vizyonlar ile geliştiğini söyledi. Aydın, hükümetin, sürdürebilir bir kalkınmayı hedeflerken, kalkınmanın çevreye maliyetinin de en asgari düzeyde tutulması için gerekli tüm çalışmaları planlamakta olduğunu vurguladı.

AK PARTİ Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz, "Tapu kayıtlarında, arsa, tarla ve bağ olarak görülen ve halen iskanı olmayan, sizin bakış açınıza göre 'kaçak' olan Çankaya Köşkü'nde, İsmet İnönü tam 11 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmıştır. İnşallah bu Çankaya Köşkü'nün tapusunu çıkarmak AK PARTİ iktidarlarına nasip olacaktır. Çalışmalar başlatılmıştır" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin tapusunu gösteren Deligöz, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin tapusu elimizdedir. İyi bakınız, isteyen tapu müdürlüğüne gidip alabilir. Bütün işlemleri tamamlanarak, iskanı alınmıştır" dedi.

Bütçeden en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığının aldının ifade eden AK PARTİ Sinop Milletvekili Nazım Maviş, AK PARTİ Hükümeti'nin temel önceliğinin hep insana yönelik yatırımlar olduğunu kaydetti. Maviş, "28 Şubat en kesin etkisini eğitim sistemimiz üzerinde göstermiştir. AK PARTİ iktidarları ile bu etkiyi sildik. Başörtüsü yasağını kaldırdık. Kıyafet serbestisini getirdik. Katsayı adaletsizliğine son verdik" diye konuştu.

AK PARTİ Ankara Milletvekili Ertan Aydın, AK PARTİ hükümetlerinin eğitim alanında devrim niteliğinde çalışmalara imza attığını anlattı. Aydın, yükseköğretimde kalite konusunda bir sıçrama yapmanın da zaruri olduğunu vurgulayarak, bunun için "Kalite Kurulunun" kurulmasının hükümetin öncelikli hedefleri arasında olduğunu kaydetti.

"Bundan tam yüz yıl önce coğrafyamıza ekilen zehirli tefrik edici tohumlardan olma ağaçlardan bugün kahredici yemişlerin devşirildiği kahpe bir hasat mevsimi yaşıyoruz" ifadesini kullanan AK PARTİ Ardahan Milletvekili Orhan Atalay ise 100 yıl önce başlatılan bu sürecin bugün çok daha hain ve sinsi bir seviyede yürütülmekte olduğunun altını çizdi.

Atalay, şöyle devam etti:

"Gelin bin küsur yıllık müşterek bir tarih ve coğrafya bilinciyle her türlü beşeri farklılıklarımıza rağmen, insan üst kimliğiyle herkesi bir tarağın dişleri gibi eşitleyecek, her birimizin adalet, özgürlük ve eşitlik duygularını azami derecede tatmin edecek yeni bir anayasanın imkanlarını zorlayalım. Eminim ki büyük imkanları ıskalayan toplumların ödeyecekleri bedeller o oranda ağır olacaktır.

Aksi takdirde milletin vekaletini üstlenmiş olmayı onurlu bir sorumluluktan ziyade bayağı bir imtiyaz olarak kullanma bahtsızlığından kurtulmuş olamayacağız. Yoksa Meclis mesailerinden çocuklarımıza bırakacağımız miras, kırıcı, yaralayıcı, ötekileştirici, tahkir ve tahrik edici sığ, kör ve kısır döngüler içinde tükettiğimiz yarınlar olacaktır."

CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Dışişleri, Çevre ve Şehircilik, Milli Eğitim bakanlıklarının 2016 yılı bütçeleri üzerinde görüşlerini dile getirdi.

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, bölgenin ateş çemberi olduğunu, Türkiye'nin, bölge ve dünyada yalnız kaldığını, "komşuyla sıfır politikanın" her komşuyla sorun yaratma politikasına dönüştüğünü, bütün kırmızı çizgilerin tek tek aşıldığını savundu.

Kerkük'ün on yıl önce kırmızı çizgi olduğunu şimdi bunun unutulduğunu ileri süren Yılmaz, PYD'nin Fırat'ın batısına kırmızı çizgileri çiğneyerek geçtiğini ifade etti.

Orta Doğu'da, akil ülke, merkezi ülke, oyun kurucu ülke gibi bazı söylemler geliştirdiğini vurgulayan Yılmaz, "Bu boyalı sözler, stratejik derinliğimiz olarak yutturuldu ama Türkiye'nin bugün stratejik derinliği bir obüs topunun 40 kilometre derinliğinden daha fazla geçememektedir. Stratejik derinlik bu" diye konuştu.

Yılmaz, Suriye'de Esad ve PYD olarak iki düşman bulunduğunu ifade ederek, bugün kazananın ise Esad ve PYD olduğunu, Suriye politikasının iflas ettiğini, Türkiye'nin Rusya, ABD ile ilişkilerinin Suriye nedeniyle bozulduğunu öne sürdü.

Türkiye'nin Orta Doğu'da, mezhep konusunda taraf olduğunu, tarihinde ilk kez Müslüman dünyaya el kaldırır hale geldiğini iddia eden Yılmaz, Suriye'de yürek yakan insan trajedileri yaşandığını, insanlığın bittiği sahnelere şahit olduklarını, Ege'de insanlık onurunun da battığını belirtti.
Yılmaz, "Bir ekmek parası için dilenen Suriyeli çocuklar, ırzını koruyabilmek için intihar eden kadınlar, gözlerinin feri gitmiş yaşlılar yollara düştü. Bu zulüm, Suriye'de rejim değişikliği yapılmak istendiği için oldu. Bizim Esad'ı gönderme fetişizmimiz bunlara sebep oldu. 'Kardeşim Esad'ı, 'Katil Esad' noktasına getiren strateji baştan aşağı yanlıştı" sözlerine yer verdi.

Türkiye'nin, dış politikada giderek zayıfladığını ileri süren Yılmaz, Suriye'nin bölündüğünü, parçalandığını, uluslararası aktörlerin bu konuda planlar yaptığını ifade ederek, şöyle dedi:

"Türkiye, maalesef savaş uçağı uçuramıyor Suriye'de. Çünkü denklem dışında kaldı. Her gün Rusya'nın tehdidiyle uğraşıyoruz. Bizim yürekli olmamız lazım. Biz bir Letonya, Estonya, Litvanya, Polonya, Ukrayna değiliz. Rusya'nın bize yönelik tehdidini iki ayağımızın altına alıp buradan hınçla ezdiğimizi ilan etmeliyiz. Rusya bizi hiçbir zaman tehdit edemez. Rusya kim oluyor da bizi tehdit ediyor? Bir kere, tehdit var diye bu bölgede biz savaş uçağı uçuramıyoruz."

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, AK PARTİ hükümetlerinin çevrenin önemini anlayamadığını, iktidarın en başarısız olduğu alanların başında çevrenin geldiğini savundu.

Tüm, hükümetin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığını, AB mevzuatı engel olmasa temelli kapatacağını, AK PARTİ'nin çevreyi korumak gibi bir derdi olmadığını, parklara, "Çimlere basmayınız" levhası asmayı, çevreyi korumak olarak gördüğünü öne sürdü.

Tüm, "Eğer doğayı seviyorsanız, dağlarımızı maden aramak bahanesiyle delik deşik etmekten vazgeçin. Maden Yasası'nı ortadan kaldırın. Kazdağları'nı delik deşik etmeyin. Manyas Kuş Gölü'nü ölümden kurtarın. Kapıdağ Yarım Adası'na ve Balıkesir'in tüm güzelliklerine sahip çıkın. Melen Çayı'nı kanalizasyon sularıyla zehirlemekten vazgeçin. Barışın yolu, doğayı sevmekten geçer, barışı isteyen hiçbir insan, tabiata asla zarar veremez" dedi.

CHP Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, su, hava ve toprağın, bireylerin kullanımına sunulmuş sınırsız bir kaynak olmadığını dile getirerek, "Doğa ve çevre insanlığa sunulan ve gelecek kuşaklara devredilecek önemli bir değerdir" ifadelerine yer verdi.

Gündoğdu, ülkenin dört bir yanında toprak, su ve havanın, "Yaşamınızı, geleceğinizi yok ediyorsunuz" diye haykırdığını vurguladı.

Ergene Nehri'nde kaybolan 17 yaşındaki genci aramak için dalgıçların kimyasal kirlilik nedeniyle dip taraması yapamadığını anımsatan Gündoğdu, Trakyalı Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun 2013'te "İnşallah, iki yıl sonra Ergene'de balık tutacağız" açıklamasında bulunduğunu anımsattı.
Gündoğdu,"Sayın Bakanın da sözünde duracağını düşünerek sizleri Ergene Nehri'nde balık tutmaya davet ediyorum. Sayın Bakan, oltalar ve yemler de bizden olacak" diye seslendi.

CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci, yağma ve rant kararlarıyla yaşam değerlerinın, toplumsal geleceklerinin yok edildiğini söyleyerek, şöyle dedi:
"Türkiye'nin her yerinde doğayı, tarihi ve kültürü katlediyorsunuz. Bugün geldiğimiz noktada, Sünger Bob'a benzeyen Şile Kalesi, PVC doğramalarla restorasyonunu yaptığınızı iddia ettiğiniz saraylar, alüminyum doğramayla restorasyon yaptığınızı iddia ettiğiniz hanlar ve son durumda doğa ve tarih katliamları yapıyorsunuz. Tıpkı Sulukule'de yaptığınız gibi, tıpkı Ayvansaray'da, Emek Sineması'nda, Validebağ'da ve Yedikule Bostanları'nda, Beyoğlu'nda, Narmanlı Han'da yaptığınız gibi."

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, eğitimin yamalı bohçaya döndüğünü, taşeron öğretmenliğin iktidarın ayıbı olduğunu ileri sürdü.

Kürsüden grafik gösteren Usluer, grafikte Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin yüzde 69'unun personel maaşı, yüzde 11'inin sosyal güvenlik ve devlet primlerine ayrıldığının görüleceğini aktardı.

Usluer, Bakanlığa ayrılan bütçenin yüzde 80'inini zorunlu harcamaların oluşturduğunu belirterek, "Personel bakanlığı haline dönüşmüş. Her fırsatta, 'Bütçeden en fazla payı eğitime ayırdık' diye seviniyorsunuz. Ne birbirimizi ne yurttaşlarımızı kandıralım. 2002'de yatırıma ayrılan pay yüzde 17,18 iken bugün yüzde 8,23. Bunun anlamı, iktidarlarınızda velilerin cebinden çıkmayan elinizin yine velilerin ve öğrencilerin cebinde kalmaya devam edeceğidir" görüşünü savundu.

CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, OECD eğitim raporuna göre,Türkiye'nin matematik formüllerini anlamada 65 ülke içerisinde 62. sırada yer aldığını kaydetti. Baydar, Türkiye'nin, bilim kategorisinde en zayıf ülkeler arasında bulunduğunu belirtti.

Baydar, 14 yıldır uygulanan eğitim modelinin çöktüğünü ileri sürerek, "Gelin, siyasi saikleri bir kenara koyarak eğitimi hep beraber nitelikli bir yapıya kavuşturalım" çağrısında bulundu.

CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir de eğitimin, nereden bakılırsa bakılsın kötü bir durumda olduğunu iddia ederek, rakamlar incelendiğinde gerçek tablonun ortaya çıktığını belirtti.

Demir, "Üniversite hastanelerin borçları, 4 milyar lirayı bulmuş durumda. Mobing, baskı, terör üniversitelerde o kadar arttı ki... Bunları buradan protesto etmek istiyorum. Maalesef üniversiteler akademik bir ortam değil, falakayla eğitim görülen yerler olarak görülüyor. Onun için protesto için ben ağzımı bantlıyorum" dedi ve konuşmasının sonunda ağzını siyah bantla bantladı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır, CHP İstanbul Milletvekili Yedekci'nin, "Şu anda da Damat Feritimiz olduğuna göre, hanedanlık tamamlandı" sözlerine sataşma gerekçesiyle yanıt verdi.

Çakır, bu ifadenin, etik, şık durmadığını ifade ederek, "Değerli milletvekilinin kastettiği milletvekili eleştirilecekse formasyonu, yetkinliği, müktesebatıyla, yaptıklarıyla eleştirilmelidir. Yetersizliği varsa, bu noktada eleştiriyi haklı bulabiliriz. Onun ötesinde eleştiri değil, aşağılayıcıdır. Değerli milletvekilinin konuşması, çok da bildiğimiz bir konuşma, onlarca, yüzlerce kez dinlediği türden konuşma. Öyle bir konuşmanın tarihi, bugün tarihi 5 Mart değil 23 Nisan olmalıdır" dedi.

Yedekci de Çakır'a, "23 Nisan'da, 19 Mayıs'ta, 29 Ekim'de, 4, 5, 10 Mart'ta da konuşurum" karşılığını verdi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Dışişleri, Çevre ve Şehircilik ile Milli Eğitim bakanlıklarının 2016 yılı bütçeleri üzerine MHP Grubu adına konuşmalar yapıldı.

MHP'li İhsanoğlu, milli menfaatin bütüncül olması için dış politika ile iç politika arasında sağlam bir bağ bulunması gerektiğini söyledi.

"Türkiye, Suriye'nin iç savaşının ötesinde Ortadoğu'da yaşanan paradigma değişiminin farkında olmalı" diyen İhsanoğlu, Ortadoğu'da ABD, Rusya ve İran arasında doğan güç dengelerinin de iyi kavranılması gerektiğini belirtti.

Ekmelettin İhsanoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye, komşuları, müttefikleri, Avrupa Birliği ve Rusya ile münasebetlerini yeniden, sağlam komşuluk, dostluk ve ittifak esasları üzerine oturtmalıdır.

Bu arada Ortadoğu'da daha ileri bir yalnızlığa mahkum olmamak için Mısır ile ilişkilerimizi yeniden tesis etmek amacıyla diplomatik fırsatları kaçırmamak gerekir. Türkiye'nin milli davası olan Kıbrıs, her zaman dış politikamızın öncelikli meselesi olmalıdır."

MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, kamuoyunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının TOKİ benzeri bir kurum olarak algılandığını, buna Bakanlığın icraatlarının yol açtığını savundu.

MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, meslek liselerinin önemine değindi. Zuhal Topcu, "Meslek lisesi memleket meselesidir. Meslek lisesinin kalitesini yükseltmezsek çok fazla bir şey yapabileceğinizi ummayın. Şu anda açık liselerde neredeyse 1,5 milyona yakın öğrenci var. Bugün çok yüksek puanlarla, Türkiye'nin gözde okullarının son sınıfları boşalmış durumda. Açık liselerdeki çocuklar nereye gidiyor kontrol edilemiyor" değerlendirmesinde bulundu.

HDP'li Özsoy, "değerli yalnızlığın" stratejik derinlik politikalarının başarısızlığının meşrulaştırılması için kullanılan söylem olduğunu belirterek, hükümetin dış politikada, bir an önce stratejik kararlar alması gerektiğini ifade etti.

Suriye'deki gelişmeleri değerlendiren Özsoy, bölgeyi Türkiye'nin bu duruma getirmediğini ancak büyük hatası olduğunu ileri sürerek, "(Esed gidecek. Türkiye olarak Müslüman Kardeşler üzerinden belki bir zemin tutabiliriz...) Herkes hesaplar yaptı ancak Suriye'de kimsenin hesabı tutmadı. Esed bile 5 yıl orada kalacağını tahmin etmiyordu. ABD, İran, Türkiye, herkes yanlış hesap yaptı. Suriye'de yanlış hesap yapmayan yok. Türkiye'nin hatası yanlış hesap değil, yaptığı hatada ısrar etmesidir" diye konuştu.

Özsoy, Rusya, ABD, Esad'ın pozisyon değiştirdiğini ancak Türkiye'nin, o esnekliği gösterip, yeni bir pozisyon alamadığını kaydetti.

Türkiye'nin, hırslı politikası nedeniyle bütün küresel, bölgesel güçlerle ilişkilerini neredeyse koparma aşamasına getirdiğini savunan Özsoy, bunun nedeninin ise Kürtlerin orada hak sahibi olmasının istenmemesi olduğunu bildirdi.

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, bakanlığın bütçesinin, genel bütçe içerisinde sadece binde 2'lik bir güce sahip bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Bu, şu manaya gelir, diğer bakanlıklar ve bütün sermaye sahipleri karşısında Türkiye'nin en güçsüz, en savunmasız bakanlığıdır. Oysa, üstesinden gelmesi gereken meseleler hayatidir. Bakanlık, kendisine yasayla verilmiş olan görevleri yerine getiremezse, Türkiye'de canlı yaşam, kaliteli bir kent yaşamı, insanların ortak yaşantılarının fiziki mekanları çökmeye mahkumdur. Bu açmaz karşısında çaresiz bir bakanlıkla yüz yüzeyiz."

HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, eğitimin devredilemez, kamusal bir hak olduğunu anımsattı.

Eğitim bütçesinin katılımcı şekilde hazırlanmadığını öne süren Ayhan, Milli Eğitim Bakanlığının çok sayıda sorun alanı bulunduğunu savundu.

Ayhan, kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasına son verilmesi, eğitim-öğretim çağındaki çocuklarını başta yaşam hakkı olmak üzere, eğitim hakkının sağlanması, herkese eşit ve parasal eğitim hakkı tanınması gerektiğini bildirdi.

HDP Van Milletvekili Lezgin Botan, hükümetin göreve geldiğinde, YÖK'ü tasfiye edeceğini taahhüt ettiğini ancak YÖK Yasası'nı kuvvetlendirerek, bir baskı aygıtına dönüştürdüğünü ileri sürdü.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 6 milletvekili olarak Cizre'ye gittiklerini, burada kaymakam, belediye başkanı, 80 gün orada olan milletvekili, esnaf, baro ve vatandaşlarla görüştüklerini anlattı.

Tanrıkulu, 4 mahalleyi gezdiklerini, fotoğraf karelerine sığmayan, savaş sonrası görüntülerden daha ağır bir tabloyla karşılaştıklarını belirterek, "30-35 yıldır devam eden çatışma ortamında bile hiçbir biçimde tank, topla kentler yerle bir edilmedi. Hendek, barikatlar var, yanlış. Ama tank, top savaş aracıdır" dedi.

Tanrıkulu'nun sözlerine AK PARTİ'li milletvekilleri de tepki göstererek, Nusaybin'de iki polisin şehit edildiğini ifade etti.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***