2018-11-15 - 14:35
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek, yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, 139. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) Genel Kurulunun ekim ayı toplantıları hakkında Genel Kurulu bilgilendirdi.

PAB'ın parlamentolar ve parlamenterler arasındaki diyaloğu güçlendirmeyi hedeflediğini anlatan Kan, "PAB'ın Türkiye'deki üye sayısı 9'dur. PAB'ın barış ve silahsızlanma, insan hakları, sosyal ve ekonomik gelişmeler, kadın hakları, Akdeniz'de güvenlik ve iş birliği gibi görevleri mevcuttur. Biz de Türkiye olarak çeşitli komitelerde ülkemizi temsil ediyoruz. Üye parlamenterlerle aldığımız ortak kararlar doğrultusunda ülkemizin menfaatlerini gözetiyoruz. PAB'a ülkemiz menfaatleri doğrultusunda katkı sunan tüm milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum." dedi.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok da Balıkesir'in üreten ve Türkiye'yi doyuran bir il olduğunu, bölgede tarım ve hayvancılığın tarihinin en kötü dönemini yaşadığını ileri sürdü.

Seçim sonrası dövizdeki ani artış ve enflasyondaki yükseliş sonucunda üreticinin üretemez hale geldiğini belirten Ok, "Tarım Bakanlığı derhal harekete geçmelidir ve üreticinin sorunları çözülmelidir. Girdi maliyetlerindeki artış sanayicimizi de ayakta duramaz hale getirilmiştir. Üreticinin bu kıskaçtan kurtarılması gerekiyor." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Türkiye'nin milli menfaatler ve egemenlik hakları doğrultusunda her zaman KKTC'nin yanında olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulunda KKTC'nin kuruluşunun 35. yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

İYİ Parti Grubu adına söz alan Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 35. kuruluş yıl dönümünü kutladı.

Erel, 1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Kıbrıslı Türkler'in bağımsız yaşama hakkını elde ettiğini söyledi. O dönemde Kıbrıs'a asker çıkarma iradesini ortaya koyan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e ve yardımcısı Necmettin Erbakan'a da rahmet dileyen Erel, "Kıbrıs Barış Harekatı'nda hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize de sağlıklı, huzurlu günler diliyoruz. Yine 'Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın, düşüncelerinden bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın, her dönemin adamı değil her dönem adam olacaksın' diyen KKTC'nin kurucusu Rauf Denktaş'ı da rahmetle anıyoruz." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de Kıbrıs mücadelesinin sembolü Rauf Denktaş başta olmak üzere Kıbrıs davasına hayatını adamış tüm yiğitleri saygıyla andığını söyledi.

Kıbrıs'ın, Türk milleti açısından 'vatan ve namus' olduğunun altını çizen Bülbül, "Kıbrıs davasına sahip çıkmak her Türk evladının başlıca görevidir. Kim ne derse desin Türk milleti Kıbrıs'tan vazgeçmeyecektir. Bugün özellikle Doğu Akdeniz'de ısıtılmaya çalışılan çekişmeler, Türkiye'nin önem vermesi gereken bir meseledir. Burada asla ve asla bir oldubittiye müsaade edilmemelidir." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da 21 Aralık 1963 tarihinde yaşanan bir olay sonucu Kıbrıs'ta Türk ve Rumların ortak yaşama iradesinin sonlandığını, Ecevit ve Erbakan hükümetinin dirayetli ve kararlı duruşu sonrasında Kıbrıs Barış Harekatı'nın gerçekleştiğini ifade etti.

Harekat sonrasında Kıbrıs'taki Türklerin can ve mal güvenliğinin garanti altına alındığını belirten Altay, şöyle konuştu:

"Bu süreçte merhum Rauf Denktaş'ın Kıbrıs davasına yönelik hizmetlerini de unutmak mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye'nin, Kıbrıs konusunda 70 yıldır verdiği mücadelede geldiği nokta vahimdir. Doğu Akdeniz'de Katar, Mısır ve İsrail konsorsiyumunun Kıbrıs Rum Yönetimi ile Akdeniz'de petrol arama noktasına gelmiş olması Kıbrıs'taki egemenlik haklarımızın ağır yara aldığının da bir teyididir. Biz işgalci, yayılmacı bir devlet olmadık. Kıbrıs meselesi Türkiye meselesidir. Hükümetin Kıbrıs'taki haklarımız konusunda daha sorumlu, daha dikkatli hareket etme mecburiyeti var."

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise 15 Kasım 1983'de yeni bir devletin kuruluşuna şahit olunduğunu anımsattı.

KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve arkadaşlarını rahmet ve minnetle yad ettiğini, KKTC'nin de ilelebet payidar olmasını temenni ettiğini vurgulayan Akbaşoğlu, "Milli menfaatler ve egemenlik hakları doğrultusunda Türkiye'nin her daim Kıbrıs'ın yanında olduğunu bir kez daha tekrarlamak istiyorum." dedi.

Akbaşoğlu, Filistin davasının da Kıbrıs gibi Türkiye'nin milli meseleleri arasında yer aldığını, her zaman Filistin halkının yanında olduklarını sözlerine ekledi.

HDP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, 9 Kasım tarihinde Ankara Adliyesine görev amaçlı giden avukat Fadime Eymir'in bir kolluk personeli tarafından darp edildiğini ve Eymir'i darp eden bu kişinin hala açığa çıkarılamadığını söyledi.

Yaşanan olay karşısında avukatların kendi evleri sayılacak adliyelerde can güvenliklerinin olmadığını öne süren Kerestecioğlu, "Halen bu kolluk personelinin kimlik bilgileri baroya bildirilmemiştir. Bu tüm barolara yapılmış bir saldırıdır. Eğer önlem alınmazsa bunun arkası gelir." dedi.

Genel Kurulda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerinde siyasi parti grubu temsilcileri konuştu.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, AK Parti hükümetleri döneminde uygulanan sağlıkta dönüşüm programının iflas ettiğini öne sürdü.

Sağlıkta dönüşüm programından derhal vazgeçilmesi gerektiğini savunan Cesur, vatandaşlardan çeşitli kalemlerde alınan ek ücret uygulamalarına da son verilmesi gerektiğini söyledi. Cesur, "Koruyucu ve önleyici tıp anlayışı, sağlık alanında temel politika olarak devreye sokulmalıdır." diye konuştu.

MHP İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz, teklif incelendiği zaman toplum yararını gözeten, vatandaşları koruyan ve kollayan birçok düzenlemenin görüleceğini bildirdi.

Sağlık çalışanlarına şiddetin önlenmesini amaçlayan maddenin mevcut hali ile yetersiz kaldığını ve yeniden düzenlenmeye ihtiyaç olduğunu anlatan Arkaz, "Sağlık çalışanlarına yapılan saldırılara karşı uygulanan yaptırımlar mümkün olduğu kadar ağırlaştırılmalıdır." dedi.

Sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçları bireysel suçlar olarak değerlendirmelerinin mümkün olmadığını kaydeden Akraz, "İki kişi arasında husumet olarak göremeyiz. Doğrudan insan ve toplum sağlığına karşı işlenen suçlar kapsamına almamız gerekmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, sağlık alanının üzerinde uzun uzun konuşulması gerektiğini, yapılacak düzenlemelerde STK'lerin dikkate alınması gerektiğini belirtti.

CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, toplumu ilgilendiren sağlıkla ilgili düzenlemelerin, "torba yasa teklifleri" halinde ele alınmasını eleştirdi.

Teklifin komisyon çalışmalarının dört gün sürdüğünü, Genel Kuruldaki dünkü görüşmelerin ise 12 saat sürdüğünü vurgulayan Bulut, teklif sahibi milletvekillerinin kürsüde maddeleri niçin getirdiklerini tek tek anlatması gerektiğini ancak bunun yapılmadığını söyledi. Bulut, "Bu torba yasa, ilk geliş haliyle FETÖ'cü anlayışın tekerrürüdür. Bir FETÖ'cü anlayışla getirilmiştir. Geliş hali ile son hali arasında inanılmaz fark vardır." ifadesini kullandı.

Teklif sahibi AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, teklifin ikinci bölümü üzerinde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

"Türkiye genelinde sağlık hizmetlerindeki gelişmelerin artmakta, standardın yükseltilmekte olduğu, nitelikli yatakların sayısının arttığı malumdur." diyen Demircan, Türkiye'nin sahip olduğu yatak sayılarına ilişkin bilgi verdi.

Demircan, miadını doldurmuş hastaneler yıkıldığı ve koğuş sistemi ortadan kaldırıldığı için ulaşılan nitelikli yatak sayısının, 10 bin nüfusa 30-33 arasında standarda doğru gittiğini, hekim açığını kapatmak için harekete geçildiği zaman pratisyen hekim açısından sonucun en erken 6-7 yılda hissedilebildiğini, uzman hekim açısından ise bunun 10 yılı aştığını kaydetti.

Şehir hastanelerine ilişkin, "miktara bağlı garantiyle" ilgili kendi ifadesi olmayan bazı iddiaların dile getirildiğini aktaran Demircan, şöyle devam etti:

"Biz, bir garantiden bahsetmiyoruz. Birtakım hizmetlerin, miktara bağlı hizmetlerin ihale edilebilmesi için bir rakam konur ve bu rakam üzerinden ihale konuşulur, teklifler alınır. Mesela, bugün için biz devlet hastanelerinde hizmet satın alırız. Röntgen, tomografi, MR cihazları gibi... Bu hizmet satın alınması ihalesinde, bu cihazların yaklaşık yüzde kaç dolulukla istihdam edileceği zikredilerek ihale yapılır. Yoksa bir garanti mevzubahis değildir. İlla burada 'hasta garantili hastane yapılıyor' tezini ispatlamak için söylemediğimiz veya başka kasıtla söylenmiş sözleri tevil etmeye gerek yok. Açık ve net hasta garantisi, sayı garantisi yoktur. Miktara bağlı hizmetlerde belli bir sayı üzerinden hizmetin ihalesi yapılır."

Demircan, cezaevinde bulunan hasta mahkumlara ilişkin bir soruda, "tutsak hasta" ifadesinin kullanılmasına tepki gösterdi.

Demircan, "(Tutsak) tanımını kabul etmiyorum. Bizde tutsak yok. Bizde mahkum, tutuklu hasta var. O kelimeyi reddediyorum." dedi.

Görüşmeler, ikinci bölümde yer alan maddeler üzerinde devam ediyor.

Öte yandan Rusya Federasyon Parlamentosu üyeleri, Meclise gelerek kordiplomatik locasından bir süre Genel Kurul çalışmalarını izledi.

Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı.

Kanun, Türkiye'de ruhsatlı olmayan veya ruhsatlı olup piyasada bulunmayan ilaçların, reçeteli olarak şahsi kullanım için Sağlık Bakanlığının izniyle Türk Eczacıları Birliğince (TEB) yurt dışından temininde yaşanan sıkıntılara çözüm getiriyor.

Buna göre, TEB'in yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen kamu kurum/kuruluşları aracılığıyla şahsi kullanım için yurt dışından ilaç sağlanabilecek, doğrudan hastalara verilebilecek.

Hastanelerin yurt dışından toplu olarak getirdiği ilaçların temini de bu şekilde sağlanabilecek.

Bu ilaçlar için yurt dışı ilaç listesine girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde izin/ruhsat sahibi tarafından ruhsat başvurusunda bulunulacak, başvuru tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde ruhsat alınacak.

Cumhurbaşkanı, ruhsat başvurusu yapılmayan veya ruhsatı alınmayan ilaçların bu şekilde teminine devam edilmesine karar verebilecek.

Kanunla; Ecza Ticarethaneleriyle Sanat Ve Ziraat İşlerinde Kullanılan Zehirli Ve Müessir Kimyevi Maddelerin Satıldığı Dükkanlara Mahsus Kanun'da değişiklik yapılıyor.

Cezaların zamanında ve gecikmeden tesis edilebilmesi için mahalli mülki idarelere göndermeden Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna da ceza uygulayabilme yetkisi veriliyor, caydırıcılığı sağlamak için fiilin niteliği ve önemine göre para cezalarının alt ve üst sınırı yeniden belirleniyor.

Kanunda belirtilen kurallara ve yasaklara uymayan eczane sahipleri veya mesul müdürü ile sanat ve ziraat işlerinde kullanılan zehirli ve müessir madde satıcılığı yapanlara, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu veya mahalli mülki amir tarafından 2 bin liradan 20 bin liraya kadar idari para cezası kesilecek. Fiilin bir yıl içinde tekrarı halinde ceza bir kat artırılacak.

Yurt dışından sağlanan ilaçlar için ruhsat başvurusunda bulunma süresi, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte başlayacak.

Eczacı olmayanların, eczacı mesul müdür atayarak eczane açabileceği kuralı şirketler için de uygulanacak, böylece muvazaalı ortaklıklar ortadan kaldırılacak. Diplomalı eczacı olmak şartıyla, ortaklardan birinin ticarethane işlerinden mesul müdür gösterilmesi şartı kaldırılacak.

Terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu için kamu görevinden çıkarılan ve güvenlik soruşturması sonucunda kamu görevine alınmayan devlet hizmeti yükümlüsü doktorlar, çıkarma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren 450 gün sonunda mesleklerini icra edebilecek. Teklifin mevcut halinde bu süre 600 gün idi.

Devlet yükümlülüğünü yerine getirirken kamu görevinden çıkarılanların hizmet süreleri bu süreden düşürülecek.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce oral patoloji alanında doktora eğitimi yapmış veya doktora eğitimine başlamış olanlardan eğitimlerini başarı ile bitiren diş hekimlerine, oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilecek.

Diş hekimlerinden, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tıbbı patoloji ve tümör patolojisi alanlarında doktora eğitimi yapmış olup yurt içinde veya yurt dışında en az iki yılı eğitim kurumlarında olmak üzere üç yıl süreyle oral patoloji alanında araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilecek.

Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren 6 ay içerisinde başvuruları değerlendirecek. Çalışmaları yeterli görülenlere oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilecek.

Oral patoloji, Diş Hekimliğinde Uzmanlık Ana Dalları ve Eğitim Sürelerine Dair Çizelge'ye diş hekimliğinde uzmanlık ana dalı olarak ekleniyor.

Tıbbi cihazların ruhsatlandırma süreçlerinin daha kısa sürede yapılabilmesini sağlamak amacıyla ruhsatlandırmaya esas tahliller, Sağlık Bakanlığının yanı sıra Bakanlıkça yetkilendirilen laboratuvarlarda da yaptırılabilecek.

Müstahzar olmamakla beraber hastalıkları teşhis veya tedavi ettiği beyanı ile herhangi bir ürünün satışını, pazarlamasını veya reklamını yapanlar 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.

Tabiplerin birden fazla tabiplik görevi kabul etmeleri için tabip odasından izin almaları şartı kaldırılacak.

Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı için tahsis edilen döner sermaye miktarı, her bütçe yılında Cumhurbaşkanı tarafından ihtiyaca göre artırılabilecek. Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı için tahsis edilen döner sermaye miktarı 10 milyar lira olacak.

Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmelerinin muhasebe hizmetleri bakanlıkça yürütülecek ancak Bakanlık tarafından teklif edilen ve Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygun görülen döner sermaye işletmelerinin muhasebe hizmetleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilebilecek.

Kanuna aykırı şekilde embriyo ve üreme hücresi bağışlayan, aşılayan, bulunduran, kullanan, saklayan ve nakledenlerle bunların alım ve satımını yapanlar, alım ve satımına aracılık edenler veya komisyonculuğunu yapanlar veya bu fiilleri özendiren, bunlara yönlendiren, bunlara yönelik ilan, reklam veren, yayınlayan kişiler hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 2 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.

Bakanlıktan izin almadan organ nakli ve üremeye yardımcı tedavi merkezi açılamayacak. Kanuna ve Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı şekilde faaliyet gösteren sağlık kurum ve kuruluşlarının, fiilin niteliği ve tekerrürü halinde faaliyeti durdurulacak veya faaliyet izni iptal edilecek.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****