2012-10-12 - 12:01
MHP'Lİ UZUNIRMAK'IN BASIN TOPLANTISI?
TBMM İdare Amiri ve MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında halen TBMM İçişleri Komisyonu gündeminde bulunan 13 ili büyükşehir kapsamına alan Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapan yasa tasarısı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
TBMM İdare Amiri ve MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında halen TBMM İçişleri Komisyonu gündeminde bulunan 13 ili büyükşehir kapsamına alan Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapan yasa tasarısı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

TBMM İdare Amiri ve MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak''Bütün şehir'' uygulamasının Türkiye'nin idari yapısı ile bağdaşmadığını savunarak "Bu kapsama alınacak illerde halka sorulması, referandum yapılması gerekir." dedi

AK Parti iktidarının biran önce düzenlemeden geri adım atmasını isteyen Uzunırmak, ''Bütün şehir'' kapsamına alınan illerde referandum yapılarak vatandaşın isteğinin dikkate alınması gerekir. Bu tasarının yasalaşması halinde ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal ve yönetsel önemli sonuçları olacağını ve Türkiye'de sıkıntılara yol açacağını söylemek zor değil." dedi

MHP'li Uzunırmak, sözlerinde şunları kaydetti:

" Bugün Türkiye'yi ve Türk tarihini, demokrasiyi çok yakından ilgilendirecek ve çok etkileyecek bir konuda bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Hepimizin bildiği gibi Türkiye'de idari yapı değiştirilmek isteniyor. Bu değişikliğin ekonomik, sosyal, kültürel etkileri olacaktır. "Bütün şehir" adıyla ama büyük kelimesinin sihrini siyasi algı olarak kullanabilmek için büyükşehir kılığına sokulmuş bir ucube yönetim metodunu, demokrasi dışı uygulamalarla halkta oy endişesi ile sayın başbakanın Türkiye gündemine getirdiği bir yapılanmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu uygulamanın ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi yönetsel sonuçları olacaktır. Bu kadar önemli bir yasa kamuoyunda hiç tartışılmadan seçim takvimi ve anayasal mecburiyetleri ile birleştirilerek hemen çok kısa bir zamanda Meclis'e getirilmiş ve hiç ama hiç tartışılmadan bu kadar etkili bir yasayı başbakan meclis çoğunluğuna dayalı çıkartmaya çalışmaktadır.

Bu yasa halktan, toplumdan ve siyasetten gizlenmiştir. Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi sonuçlarının olacağını söylemek zor değildir. Halka ekonomik yaptırımları çok geniş manada tecelli edecek bir yasadır.

Bunu iktidar, 5 yıl ekonomik yaptırımları ertelemekle birlikte kabullenmiş durumdadır. Yasa içerisinde hepinizin de bildiği gibi halka gelen yükümlülükler 5 yıl ertelenmektedir. Yani halk bu seçimlerde, bu yasa ile seçimlere gittiğinde arkasından gelecek olan Cumhurbaşkanlığı ve Genel seçimlerden sonra bile bu yasa ile hala iktidar tarafından kendine ne gibi yükümlülükler yüklediğini bilmeden bir seçime daha girecektir.

Yüzde üç yüze varan vergi artışları vardır. Aynı zamanda köyde ve beldelerde oturan vatandaşlarımıza bu yasa ile yeni vergiler yüklenmektedir. Şu anda "bütün şehir" olma konumunda olan illerde köyden kente, kent merkezlerinde yaşayan vatandaşlarımızın ödedikleri vergilerde yüzde üç yüze varan artışlar vardır ve bunun yanında ödemedikleri yeni vergilerde yüklenmektedir.

Esnafımızın tabelasından tutun sivil kuruluşlarımızın, odalarımızın aidatlarında ziraat odalarından, esnaf odalarından ticaret odalarına varıncaya kadar oda meclislerinin 1 ile 5 katsayısı arasındaki belirledikleri aidat 5 ile 10 katsayısına çıkmaktadır. Yani her alanda vatandaş yeniden bir yükümlülük veya artı yeni yükümlülüklerle karşı karşıyadır.

Köyde oturan vatandaşlarımız yapı ruhsat harçlarından tutun çöp vergisinden atık su bedellerine varıncaya kadar yeni birtakım vergilerle karşı karşıyadır. Aynı zamanda köylerde oturan vatandaşlarımız besicilik yaparken evinin bir köşesindeki ahırını köyün mücavir alanının dışına çıkartmak zorundadır.

Bütün bunlar vatandaşımıza yeni yükümlülükler getirmektedir. Sosyal ve kültürel açıdan Türkiye'de çok önemli bazı beldeler vardır. Bu beldeler kent kimliğini kaybedecektir. Benim doğum yerim olan Akça 1867 yılında kurulmuş olan bir beldedir. Bu ve bunun gibi Türkiye'de birçok beldemiz vardır. Bu beldeler ilçe olma özelliğini kazanmış beldelerdir.

10.000 bin nüfusun üzerinde bulunan beldeler bulunmaktadır. Bunlar nüfus kaybetmemişlerdir, nüfusları artmıştır. Ekonomik büyüklükleri artmıştır ve bu beldeler kent kimliklerini kaybedeceklerdir. Bunlar mahalleye dönüştürülecektir. Köyler mahalleye dönüştürülecektir.

Burada en önemli paylaşmak istediğim konu ise Türkiye'de federal yapının alt yapısı hazırlanan şehir devletlerine doğru bir gidiş vardır. Yani seçilmişler tarafından yerel kaynakların kullanılma iddialarının hayata geçirilmeye çalışıldığı federal yapıya Türkiye'de ki idari yapımızın yıllardır uygulanan tersine döndürülüşüne ve federal yapıya geçişin kent devletleri kurularak Türkiye'nin siyasi yapısına, vizyonuna ve uygulamalarına saptıracak ve Türkiye'yi sıkıntıya sokacak en önemli gerekçe bur da yatmaktadır.

Kurulacak olan bu seçilmişlerin şehir devletleri vasıtasıyla Türkiye'yi çok büyük sıkıntılara sokacak federal yapının alt yapısı hazırlanmaktadır. Batıdaki üç beş vilayet belki bu kent devletlerinin kurulması açısından, şehir devletlerinin kurulması açısından, özerk yapıların kurulması açısından Güneydoğudaki bazı vilayetlere bir nüfus politikası ile feda edilmiş "bütün şehir" konumuna getirilecektir.

Bir ülke yönetilirken en önemli unsur insan ve para hareketlerini takip edebilmesidir. Türkiye çok yoğun insan hareketlerinin yaşandığı bir ülkedir. Eğer siz nüfus hareketlerini yönlendiremiyor veya kontrol edemiyorsanız, para ve düşünce hareketlerini yönlendiremiyor ve kontrol edemiyorsanız ülkeyi yönetmeniz mümkün değildir.

Bugün belde niteliğini kaybedecek birçok yörede aslında ülkenin para ve insan hareketlerini daha fonksiyonel kontrol edebilmesi açısından devlet kurumlarının daha büyük idari yapılanmaya gitmesi gerekirken burada mahalle karakoluna ve mahalle muhtarına dönüştürülmektedir.

Her il kendi içinde bütün şehir olmayı istiyor mu istemiyor mu, referandumla karar halka bırakılmalı. Aksi durumda yapılacak uygulamalar devlet aklı, demokrasilerde toplumun ortak kabulü olmaktan çıkarak Recep Tayyip Erdoğan aklı olarak ortaya çıkacak. Bu akıl 21. yüzyıldaki insan hakları ve demokrasi anlayışına aykırıdır, bu bir dayatma ve zorlamadır." (12:01)

Alper Durmaz