2011-11-23 - 12:52
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında deri sektöründeki sendikalı işçilerin işten çıkartıldığını iddia ederek, işten çıkartılmalara karşı grevde bulunan işçilerin sendikal haklarının tanınmasını ve işlerine geri dönmelerinin sağlanmasını istedi.
Tüzel, deri sektöründe faaliyet gösteren iki firmadan Deri-İş Sendikası üyesi oldukları için işten çıkartılan işçilerle birlikte Meclis'te basın toplantısı düzenledi.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında deri sektöründeki sendikalı işçilerin işten çıkartıldığını iddia ederek, işten çıkartılmalara karşı grevde bulunan işçilerin sendikal haklarının tanınmasını ve işlerine geri dönmelerinin sağlanmasını istedi.
İşten çıkartılmalara karşı İstanbul ve İzmir'de 57 işçinin aileleriyle birlikte 247 gündür grevde olduklarını, işverenin İzmir ve İstanbul'daki fabrikalarında vergi kaçırdığını, yasal çalışma ve fazla mesai süreleri ihlal ederek çalıştırıldıkları, arıtma tesisleri bulunmadığını savunan Tüzel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının söz konusu işyerleri hakkında işlem yapması gerektiğini söyledi.
Tüzel, işçilerden ve Deri-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz'ün 5 yaşındaki oğlunun çizdiği resimi gösteren ve resimde ''sanırım babam öldü, çünkü artık eve gelmiyor'' dediğini anlatarak, sendikalı işçilerin yaşadığı baskıların drama dönüştüğünü belirtti.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, sözlerinde şunları kaydetti:
" Başbakan, 12 Eylül 2010 Anayasa Değişiklikleriyle " artık iki sendikaya birden üye olunabilecek" diyerek işçilere müjde verirken, bırakalım iki sendikayı İstanbul Tuzla'da Kampana Deri ve İzmir Menemen'de bulunan Savranoğlu fabrikası işçileri 2011 Mart ayından itibaren Deri İş sendikasında örgütlendikleri için başlarına gelmedik kalmadı. Öncelikle Kampana'da 19 Mart 2011 tarihinde 2 kadın işçi, ardından 14 işçi olmak üzere 16 işçi işten atıldı. Bu işçiler 21 Mart 2011 tarihinden beri , Kampana önünde direnişlerini sürdürüyor.
İşveren ise işçilerin işe iade davaları sürerken, üretimi İzmir'deki fabrikasına , Savranoğlu Deri Fabrikasına kaydırdı.
Deri İş Sendikası bu kez İzmir'de örgütlenmeye başladı, ancak gerçekte olmasa da kağıt üzerinde işverenin aynı adreste 3 ayrı firma üzerinden faaliyet gösterdiğinin görülmesi üzerine , bu üç fabrikada da işçilerin çoğunluğunu örgütledi ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı toplu sözleşme için yetki verdi. Aynı dönemde yine Sendika, bu üç fabrikanın muvaazalı iş ilişkisini, yasalara aykırı olarak asıl işi taşerona devrettiğini Bölge Çalışma Müdürlüğüne başvurarak tespit ettirdi.
Aynı süreçte işveren, işçileri yıldırmak için Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunundaki uzun ve karmaşık prosedürlerinden yararlanarak, sendikanın yetkisine itiraz eder, davayı kasıtlı olarak yetkisiz olan Asli Hukuk Mahkemesine açar, ama yetmez, mahkemenin yetkisizlik kararını temyiz eder, dava Yargıtay'a gider. Elbette Savranoğlu AŞ patronları işi biliyor. Nasılsa Yargıtay'dan karar en erken iki yılda çıkacaktır.
Bu süreçte işveren sendikadan kurtulmak için 3 işçiyi daha işten atar, yetmez. İzmir'deki üretimi İstanbul'a taşıma kararı alır ve çalışmak isteyen işçilerin 3 Ekim 2011 tarihinde İstanbul'da Kampana Deri fabrikasına olmalarını ister. Bunun üzerine 38 sendika üyesi işçi İstanbul'da çalışmak için başvuruda bulunur. Bu işçileri gidiş hazırlıklarını yapabilmeleri için yıllık izin dahi verilmediği gibi, gittikleri İstanbul'da barınacakları bir konut dahi gösterilmez. Kimi zaman fabrikada kimi zaman sendikalarının sağladığı olanaklarla ama zor koşullarda işçiler üretime ve sendikal haklarına sahip çıkmaya devam ederler. İşçilerin kararlılığı karşısında işveren çözümü işçileri atmakta bulur." dedi
Milletvekili Tüzel, yetkililerin yaşananlara sessiz kaldığını öne sürerek, ''247 gündür küçük çocuklarıyla birlikte, fabrikaları önünde karda kışta çadırlarda direnen bu işçilerin sendika hakkı tanınmalı ve bir an evvel işlerine geri dönmeleri sağlanmalıdır'' diye konuştu.
Basın toplantısına 3 yaşındaki oğlu Gani Erarslan ile katılan işçi Gaye Erarslan da oğlunun 8 aydır grev çadırında büyüdüğünü belirterek, işyerlerine geri dönene kadar direnişlerinin süreceğini söyledi. (12:52)
