2010-04-22 - 14:40
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TBMM GENEL KURULUNDA...
TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin, ''Kamu denetçiliği'' kurumunun oluşturulmasını öngören 9. maddesinin görüşmelerine başlandı.
TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin, ''Kamu denetçiliği''
(ombudsmanlık) kurumunun oluşturulmasını öngören 9. maddesinin görüşmelerine
başlandı.

Genel Kurulda, CHP ve MHP'nin grup önerilerinden sonra verilen aranın
ardından, anayasa değişikliği teklifinin görüşmelerine geçildi.

Değişiklik teklifinin görüşmeleriyle birlikte, kürsüye, birleşimi
yönetmek üzere TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin çıktı.

TBMM Genel Kurulunda bugün 9, 10 ve 11. maddeler ele alınacak,
milletvekillerinin oyuna sunulacak.

Teklifin 9. madde, anayasanın ''Dilekçe Hakkı'' başlıklı 74. maddesinde
değişiklik yapılıyor. ''Kamu denetçiliği'' (ombudsmanlık) kurumu oluşturuluyor.

Teklifin 10. maddesi, parti kapatmada milletvekilliğinin düşürülmesi
uygulamasına son veriliyor. Bugünkü çalışmalar kapsamında görüşülecek 11. madde
ise Anayasanın TBMM Başkanlık Divanının oluşumunu düzenleyen 94. maddede
değişiklik yapıyor.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, ''Anayasa
değişikliği teklifinin görüşmelerinde Mecliste bir tek milletvekili hasta olursa
ve o hastalık üzüntülü bir şekilde sonuçlanırsa, bunun sorumlusu Sayın Başbakan
olacaktır'' dedi.

Parlamentoda basın toplantısı düzenleyen Şandır, ''AKP'nin kendini
kurtarabilmek için Türkiye'yi ateşe attığını'' savunarak, ''AKP, getirdiği
Anayasa değişikliği teklifiyle, siyasi bölücülüğü suç olmaktan çıkartmıştır''
görüşünü ifade etti.

Anayasanın ''devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı
işlenen suçların'' parti kapatmak için odak olma niteliğinin dün yapılan
değişiklikle ortadan kaldırıldığını ileri süren Şandır, artık Türkiye'de etnik ve
ideolojik anlamda bir partinin kapatılmasının mümkün olmayacağını söyledi.

''AKP, kapalı kapılar arkasında gizli pazarlıklarla PKK'nın isteklerini
tek tek gerçekleştirmeye başlamıştır'' diyen Şandır, teklifin Anayasayı
değiştirmek, demokrasinin standartlarını yükseltmek için değil, PKK'nın
isteklerini karşılamak için yapıldığını söyledi.

Şandır, şöyle konuştu:

''AKP'in yol arkadaşı da ortaya çıkmıştır. BDP, bu değişikliğe 'evet' oyu
vermiştir. Bu da göstermektedir ki bu değişiklik, Sayın Başbakan'ın da ifade
ettiği demokratik açılımın bir aşamasıdır. Bu, PKK'nın isteklerini
gerçekleştirmek için yapılmaktadır. PKK'nın talepleri doğrultusunda hazırlanmış
bir tekliftir. Siyasi bölücülüğün suç olmaktan çıkarılmasıyla Anayasamıza göre
suç işlenmiştir. Bu, Anayasanın 3. maddesine aykırıdır. Milletimize, AKP'yi
şikayet ediyorum. Bu ülkenin temellerine dinamit konulmaktadır. Bu ülke için en
önemli değer, hem milleti hem vatanıyla birliğidir. Vatanın milleti ve toprağıyla
birliğini parçalayacak yaklaşımı, şiddetle ve nefretle kınıyorum. Milletimizin bu
gaflet ötesi davranışa sandıkta mutlaka cevap vereceğini ve AKP'yi
cezalandıracağını umut ediyoruz.''

''BDP'nin değişiklik maddesine 'evet' oyu verdiği kanaatine nasıl
vardınız?'' sorusuna karşılık Şandır, şunları kaydetti:

''Kendilerinin ve basının ifadeleri... Bugüne kadar oylamaya katılmayan
bu parti, bu defa özel bir sebeple ve özel bir mesaj vermek için oy verdiler.
Verdiği oyun rengini görmüş değiliz ama söylenen budur. Bugün basına da bu
şekilde yansımıştır. Çünkü getirilen husus, bölücülük yapan partinin kapatılması
artık imkansız hale getirilmiştir. Yasalarımıza göre bölücülük yapmaktan birçok
defa kapatılan bir siyasi hareketin bugün Meclisteki temsilcisi olan BDP'nin,
siyasi bölücülükten parti kapatma maddesine 'hayır' diyecek hali yoktu. Basına
yansıyan şekliyle de 'evet' oyu verdiklerini söylüyorlar. Ben inanıyorum ki
AKP'de bu yanlışa katılmayan çok sayıda milletvekili vardır. Sağduyulu, milletine
karşı sorumluluk duygusu içinde bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne inanan, yeminine
sadık kalacak haysiyetli çok sayıda milletvekili vardır. Bu yanlışı AKP grubu
durduracaktır.''
Şandır, ''MHP'nin bu konuda bir girişimi olacak mı?'' sorusuna karşılık,
MHP'nin kurulları ve kendi ilkeleri olduğunu belirterek, mesele gündeme
geldiğinde parti kurullarının bunu değerlendireceğini ve yapılması gerekeni
yapacağını söyledi. Şandır, ama MHP olarak, ülkenin milleti ve ülkesiyle
bölünmesine asla seyirci kalamayacaklarını ifade etti.

Bir gazetecinin ''Genel Kurulda tansiyon yüksek'' demesi üzerine Şandır,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tabii, 'Toplum cinnet geçiriyor, Meclis de mi cinnet geçiriyor?'
diyeceksiniz ama görüyorsunuz her defasında AKP bir sebep bularak kavga
çıkarıyor. Yakışıyor mu, 100 kişi bir kişiyi linç etmeye kalkıyor. Biraz önce
yaşanan hadise budur. Hiçbir zaman hakareti tasvip edemeyiz. Ama böyle bir
varsayımla, böyle bir güç güç gösterisini de asla tasvip edemeyiz.

Ne yazık ki bu olaylar sürekli bizim grubumuzun önünde oluyor, bizim kıta
sahanlığımızda oluyor. Başlarına da bela alacaklar, ilan edilmiş mesafeyi de
aşıyorlar. Aşmamalarını da tavsiye ediyorum. Ama Sayın Genç'e yapılanları kabul
etmemiz mümkün değil. Bizim grubumuzun sıraları arasında cereyan ettiği için
bizim milletvekillerimiz de görüntüye girmektedir. Sayın Osman Durmuş'un hiç öyle
bir kastı yoktur, bir vahim olayı önleyebilmek için kendisini ortaya atmıştır.
Ama uyarıyorum; AKP sayısal çoğunluğuna güvenerek hem bu ülkenin bölünmesi
yönünde birtakım adımlar atacaksınız hem de bunu ifade edenlerin üzerine
yürüyeceksiniz. Bu doğru bir davranış değil, kimseye fayda getirmez, milletimiz
buna müsaade etmez. Sayın Genç'i, çok sayıda AKP milletvekili bırakılsaydı linç
edeceklerdi. Bunu tasvip etmemiz mümkün değil.''

Şandır, ''MHP Genel Başkanı da görüşmeleri izliyor. Kendisi bu sürece
nasıl dayanıyor?'' sorusuna, ''Çok gayret sarfediyoruz. Size tavsiyem, kulisleri
gezerken milletvekillerinin ayaklarına bakın, yan basmaya başladılar. Günde 18
saat çalışılıyor. Buna fiziken dayanabilmek mümkün değil'' dedi.

Çalışma temposunun aynen devam etmesi halinde çok sayıda milletvekilinin
rahatsız olacağını kaydeden Şandır, şöyle konuştu:

''Korkarız ve endişe ederiz ki bu rahatsızlıklar çok üzücü sonuçlar
getirebilir. AKP, bir suçluluk psikolojisiyle, geç kalmış olmanın aceleciliğiyle,
kapalı kapılar arkasında, kayıt altına alınamayan görüşmelerle, kimlere ne söz
verdilerse, iktidarlarının sonunda bunları gerçekleştirebilmek için
milletvekillerini her gün 18 saat çalıştırarak bence yıkımlarını tamamlamaya
çalışıyorlar. Ama bunu tamamlamadan önce milletvekillerinin yıkılacağından,
sağlıklarının bozulacağından endişe ediyorum. Bunun sorumlusu AKP iktidarı ve
Başbakan'dır. Bu çalışmalardan dolayı Mecliste bir tek milletvekili hasta olursa
ve o hastalık üzüntülü bir şekilde sonuçlanırsa, bunun sorumlusu Sayın Başbakan
olacaktır.

Milletimize karşı duyduğumuz sorumluluğun gereği, azami bir fedakarlıkla
çalışmalara katılıyor ve takip ediyoruz. Grubumuzun başında da Sayın Devlet
Bahçeli oturuyor. Başbakan'ın bu noktada hiçbir problemi yok. Genel Kurula oy
atmak için geliyor. Ama Devlet Bahçeli müzakereleri başından sonuna kadar takip
ediyor, MHP'nin muhalefetini yönetiyor. Çünkü MHP'nin muhalefetiyle milletimiz
gerçekleri görebilmek imkanına sahip oluyorlar. Bunu da çok önemsiyoruz, değerli
buluyoruz. Milletimizin yanıltılmasına, MHP'nin Genel Kurulda ortaya koyduğu
muhalefetle engel olmaya çalışıyoruz.''

Şandır, ''Ermenistan, protokollerin onay sürecini askıya aldı.
Türkiye'nin bundan sonraki adımları ne olmalı?'' sorusuna karşı, ilk günden beri
protokollerin TBMM Dışişleri Komisyonundan geri çekilmesini ve protokollerin
altında Türkiye Cumhuriyeti devletinin imzasının geri alınmasını istediklerini
belirtti.

Protokollerin Türkiye'nin ihtiyacı ve Ermenistan'ın talebi olmadığını,
küresel güçlerin dayatması olduğunu ifade eden Şandır, ''Türkiye'nin, Hükümetin
protokolleri Meclisten geri almasını istiyoruz. Protokoller, TBMM'yi
kirletmektedir. Protokollerin Dışişleri Komisyonunda görüşülmesine müsaade
edilmemelidir. Çünkü bu protokoller, soykırım iddiasını, atalarımıza 'katil'
denilmesine, açık kapı bir hukuk zemini oluşturmaktadır. Bu onursuzluktur.
Milletimize bu onursuzluğu yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur''diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği
teklifinin ''kamu denetçiliği'' (ombudsmanlık) kurumunun oluşturulmasını öngören
9. maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlanarak oylamaya geçildi.

Madde üzerinde CHP Grubunun görüşlerini dile getiren Sinop Milletvekili
Engin Altay, AK Parti'nin, ''çoğunluk'' ile ''çoğulculuğu'' birbirine
karıştırdığını savundu. Altay, ''Kuvvetler ayrılığı prensibini bir türlü
hazmedemediniz, içinize sindiremediniz'' dedi.

Altay, demokrasinin, ''el kaldıran 2 ördeğin, 1 file üstünlük sağladığı
rejim olmadığını'' ifade ederek, ''Sizin yaptığınızın, bundan farklı bir
karşılığı yok'' görüşünü savundu.

Meclis Başkanı'nın, polemiğe açık bir konuda birleşimi yönetmesini
eleştiren Altay, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'in, ''Hükümet sözcüsü'' gibi
davrandığını ileri sürdü.

Altay, ''Meclis Başkanının plakası 001'dir. Meclis Başkanları 001
numaranın gereğini yapmalıdır. 1 numarayla itişip, kakışmak hoş bir şey mi? Sizin
1 oya ihtiyacınız var madem, iki Meclis Başkanvekili hanımefendi var, onlar
yönetir? Millet size, devletin niteliğini ve şeklini değiştirme yetkisi
vermemiştir. Son CHP'li ölene kadar, siz devletin şekli ve niteliğini
kurcalamayacaksınız, bozamayacaksınız'' diye konuştu.

MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, tartışmaya açılmadan, siyasi
partilerin etkin katılımı olmadan hazırlanacak Anayasa değişikliklerinin,
millete, devlete hiçbir katkısının olamayacağını söyledi. Çelik, zemin olmadan,
ihtiyaç belirlemeden, subjektif olarak getirilen değişikliklerin, gergin olan
sosyal yapıda huzursuzluğu artırabileceği uyarısında bulundu.

Çelik, Anayasa değişikliği için TBMM'de uzlaşma komisyonu kurulmasını,
değişiklik iradesinin 24. Dönem parlamentosuna bırakılmasını istedi.

Değişiklik teklifiyle getirilen kamu denetçiliğinin, kamuoyunda
tartışılmadığını ifade eden Çelik, bunun, Türk idari sisteminde yer almadığını
söyledi. Çelik, ''Yeni bir kadrolaşma merci aranıyor'' görüşünü savundu.

Çelik, Anayasa değişikliğine, mevcut yöntemiyle usulden ve esastan karşı
olduklarını yineledi.

BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal da madde üzerinde görüşlerini
açıklarken, insan haklarının, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün göstermelik
olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'de insan hakları açısından her gün bir şeyin yaşandığını belirten
Birdal, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun toplantılarının 2-3 günde bir
yapılması gerektiğini söyledi.

Birdal, AK Parti'nin 8 yıldır iktidarda olduğunu ancak Anayasa
değişikliğinin neden kısa bir süreye sıkıştırılarak, sabahlara kadar
görüşüldüğünü sordu. Birdal, ''Anayasa 177 maddeden oluşuyor, her gün 2 madde
getirilir, görüşülürdü'' dedi.

AB bütçesinin her 10 yılda bir yapıldığına işaret eden Birdal, ''Acaba AB
bütçesinden alacağımız fonun miktarını artırmak için mi bu kadar sıkıştırdık
bunu? Bilmem kaç avro alabilmek için apar topar değişiklik getiriliyor'' görüşünü
ileri sürdü.

Birdal, çocuklar, siyasetçiler, il başkanları cezaevinde olduğu, seçim
barajı yüzde 10'da kaldığı sürece ''evet'' diyemeyeceklerini ancak statik de
olmadıklarını söyledi.

AK Parti Grubu adına konuşan Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, CHP'li
Altay'a yanıt verdi. Erdem, cumhuriyetin koruyucusu ve kollayıcısının sadece CHP
olamayacağını, cumhuriyete sahip çıkmanın herkesin görevi olduğunu belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dahil, hiçbir Başbakanın Atatürk'e karşı
olamayacağını belirten Erdem, bütün başbakanların Atatürk'ün gösterdiği muasır
medeniyet seviyesine ulaşmak için gece gündüz çalıştığını kaydetti.

Erdem, kamu denetçiliği kavramının yeni olmadığını, bunun 1215'teki Magna
Carta'da, Osmanlı İmparatorluğu'nda da yer aldığına işaret etti.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman, Adalet Komisyonunda bekleyen
devlet sırrı ve ticari sırlarla ilgili yasa tasarılarının kabul edilmesi halinde
Bilgi Edinme Kanununun tam anlamıyla taçlanacağını belirtti.

Akman, kamu denetçiliğinin gelmesiyle birlikte vatandaşların tam olarak
''bilgi edinmek anayasal hakkım'' diyebileceğini ifade etti.

(14.40)