2012-10-11 - 12:30
Levent Tüzel: "Hükümet adım adım 'cehenneme giden taşları döşüyor', ülkemizi savaş bataklığına sürüklüyor. Türkiye bir savaş hükümeti tarafından yönetiliyor."
Tüzel, düzenlediği basın toplantısında dış politikada yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
"Hükümet, daha Akdeniz'de ölen iki pilotun hesabını vermemiştir" diyen Tüzel, "Bu hükümet, dış politikada komşularla 'sıfır sorun' dediği bir dönemde iki komşusuna Suriye ve Kuzey Irak'a asker göndermek için Meclisten yetki alan hükümet olarak tarihe geçecektir. Tezkereler sorun çözecek mi? Tırmandırılan savaştan bize hayır gelmeyeceği ortadadır. Başbakan savaşçı politikalarını eleştirenlere 'tarafınızı açıklayın' diyor. Bizler haklardan ve halkların kardeşliğinden yanayız. Savaşçı, millliyetçi, kışkırtıcı, şoven duygularla halkın gözünü bağlayamazsınız. Yürekleri soğutmak istiyorsanız, barışı tesis ediniz" şeklinde konuştu.
"Kendi ülkesine barışı kazandıramamış, demokrasiyi sağlayamamış AKP hükümeti Suriye'de mi barışı tesis edecek" diyen Tüzel, "Suriye halkı barış istiyor deniyor. Suriye'nin geleceğini Suriye kendisi belirlesin. Davutoğlu ya da Erdoğan değil. Gerçek, Ortadoğu'da Türkiye'nin düzen kurma isteğidir. Bu politika Akçakale'de insanların ölümüne ve savaş batağına bizleri sürüklemektedir. Kim neden oluyor ölümlere, yaralanmalara? Sınır boyunda Esad rejimine muhalefet edenlerin orada konuşlanması, Başbakan'ın 'lojistik destek veriyoruz' şeklinde söylemleri halkımıza yansımaktadır. Hükümet önce kendini sorgulamalıdır" diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu da eleştiren Tüzel, şunları söyledi: "Davutoğlu, Esad'ın yerine Sunni inancından Faruk Şara gelsin diyecek kadar ileri gidiyor. Gün gelir biri çıkar da Erdoğan gitsin, Davutoğlu gelsin derse, ne olur ahaliniz? Davutoğlu, Bayan Clinton'la her karşılaşmasında çak etmeyi marifet bilmekte, yabancı varlığına izin vermeyeceğiz diye ahkam kesmektedir. Hükümet içeride ve dışarıda kışkırtıcılıktan ve savaş politikasından vazgeçmelidir. Ateşle oynamaktadır. Savaş ve saldırganlık, nimet değil, müsibet getirir."
Medya üzerinden psikolojik bir harekat yürütüldüğünü belirten Tüzel, hükümetin halkın gözünü bağlamaya yönelik en önemli silahının medya olduğunu savundu. Tüzel, "Yaklaşmakta olan batağı, tehdidi göstermek medyanın görevidir" dedi. (12:30)
Meltem Salimoğlu
"Hükümet, daha Akdeniz'de ölen iki pilotun hesabını vermemiştir" diyen Tüzel, "Bu hükümet, dış politikada komşularla 'sıfır sorun' dediği bir dönemde iki komşusuna Suriye ve Kuzey Irak'a asker göndermek için Meclisten yetki alan hükümet olarak tarihe geçecektir. Tezkereler sorun çözecek mi? Tırmandırılan savaştan bize hayır gelmeyeceği ortadadır. Başbakan savaşçı politikalarını eleştirenlere 'tarafınızı açıklayın' diyor. Bizler haklardan ve halkların kardeşliğinden yanayız. Savaşçı, millliyetçi, kışkırtıcı, şoven duygularla halkın gözünü bağlayamazsınız. Yürekleri soğutmak istiyorsanız, barışı tesis ediniz" şeklinde konuştu.
"Kendi ülkesine barışı kazandıramamış, demokrasiyi sağlayamamış AKP hükümeti Suriye'de mi barışı tesis edecek" diyen Tüzel, "Suriye halkı barış istiyor deniyor. Suriye'nin geleceğini Suriye kendisi belirlesin. Davutoğlu ya da Erdoğan değil. Gerçek, Ortadoğu'da Türkiye'nin düzen kurma isteğidir. Bu politika Akçakale'de insanların ölümüne ve savaş batağına bizleri sürüklemektedir. Kim neden oluyor ölümlere, yaralanmalara? Sınır boyunda Esad rejimine muhalefet edenlerin orada konuşlanması, Başbakan'ın 'lojistik destek veriyoruz' şeklinde söylemleri halkımıza yansımaktadır. Hükümet önce kendini sorgulamalıdır" diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu da eleştiren Tüzel, şunları söyledi: "Davutoğlu, Esad'ın yerine Sunni inancından Faruk Şara gelsin diyecek kadar ileri gidiyor. Gün gelir biri çıkar da Erdoğan gitsin, Davutoğlu gelsin derse, ne olur ahaliniz? Davutoğlu, Bayan Clinton'la her karşılaşmasında çak etmeyi marifet bilmekte, yabancı varlığına izin vermeyeceğiz diye ahkam kesmektedir. Hükümet içeride ve dışarıda kışkırtıcılıktan ve savaş politikasından vazgeçmelidir. Ateşle oynamaktadır. Savaş ve saldırganlık, nimet değil, müsibet getirir."
Medya üzerinden psikolojik bir harekat yürütüldüğünü belirten Tüzel, hükümetin halkın gözünü bağlamaya yönelik en önemli silahının medya olduğunu savundu. Tüzel, "Yaklaşmakta olan batağı, tehdidi göstermek medyanın görevidir" dedi. (12:30)
Meltem Salimoğlu
