2012-03-07 - 12:32
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında hükümete kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren kanun ve buna istinaden çıkarılan kararnameler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında hükümete kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren kanun ve buna istinaden çıkarılan kararnameler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan, Yetki kanunu kapsamında toplam 35 kanun hükmünde kararname yürürlüğe konulduğunu, yetki kanunu ve gerekçesinin, dokuz yıldır iş başında olan AK Parti hükümetlerinin kamu yönetimini, personel rejimini, emeklilik rejimini içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini iddia etti.
Ayrıca, Tasarının gerekçesinde, 58, 59 ve 60. hükümetler döneminde yürürlüğe konulan düzenlemelerin kamu yönetimini hantal yapısından kurtarabilmek için yeterli olmadığı açıkça ikrar edildiğini, 9 yıldır Anayasa'yı bile değiştirecek çoğunluğa sahip olan AK Parti'nin hala bunları söylüyor olmasının AK Parti adına utanılacak bir durum olduğunu söyledi.
KHK'lerin yapısal bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel bakımdan ise yasama organı işlemi olduğunu, bu yetkinin istismar edilmemesinin erkler ayrılığı ilkesinin de bir gereği olduğunu söyleyen Ayhan, Çıkartılan KHK'lerle doğrudan kamu çalışanlarını hedef alan, sürgün öngören düzenlemeler yapılarak, yetki kanununun kapsamının aşıldığını da savundu.
Çıkartılan KHK'lerle İlgili Genel Sorunları:
Yetki kanununun kapsamına uygun olmaması,
Yapılan düzenlemelerin birbiriyle uyumlu ve tutarlı olmaması,
Kamu kurumları arasında görev ve yetki çakışmalarının artması,
Yapılan teşkilat düzenlemelerinin;
Hizmet gereklerine bağlı olmaksızın personelle ilgili sebeplere dayanması,
Tüm yöneticiler başta olmak üzere mevcut personelin görevlerine son verilmesi,
Adeta bankamatik memuru yapılmaları,
Bu surette çalışanların onurları ile oynanması,
İptal edilen kadrolar yerine yeni kadrolar ihdas ediliyor.Dolayısıyla yapılan düzenlemeler hizmet icabından değil, Kadrolaşmaya dönük olması
Memurların çalıştıkları yerler dışında merkez ve taşrada görevlendirilmeleri adı altında sürgünlerin yolunun açılmasına neden olduğu, bu şekilde çalışanlar arasında huzursuzluk ve keyfi uygulamalarla mağduriyetler yaratılması olarak sıraladı.
Yapılan düzenlemelerde öğretmenler başta olmak üzere; din görevlisi, emniyet, sağlık ve TSK personeli gibi kamu çalışanlarının çoğunluğu bu düzenlemeden pay alamadıklarını,
9 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde ücretler arasındaki dengesizlik ve adaletsizlik münferit düzenlenmelerle arttırıldığını,
Programlarında yeni bir "personel rejimi" ve "ücret rejimi" nin süratle hayata geçirileceğini taahhüt etmesine rağmen hükümet bu yönde 9 yıldır bir adım atmadığını,
AK Parti eşit işe eşit ücret söyleminden KHK henüz yürürlüğe girmeden ricat ettiğini, gelen tepkiler sonucunda bir geri adım da KHK'nın uygulanmasına ilişkin olarak çıkartılan tebliğ ve genelgelerle atılmış ve KHK'nın amacı dışında düzenlemeler yaptığını ileri sürdü.
KHK'nın hazırlanışında sendikaların olmadığını,
Katılımcı ortak aklı yansıtan bir kararname hazırlanmadığını,
Düzenleme ile benzer unvanlarda olanların aynı ücreti almalarının sağlanmasına rağmen, ancak eşit işe eşit ücret uygulamasına dair herhangi bir adım atılamadığını,
İşlerin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışanların nitelikleri ve atanmalarını içeren "işin değeri" ne dayalı bir ücretlendirmeye gidilmediğinden
Kararname "eşit işe eşit ücret" getirmediğini iddia etti.
Düzenlemenin diğer olumsuz yanlarına da değinen Ayhan bunları;
Maaş artışının ağırlıklı olarak üst kademede olması,
Alt kademe ile üst kademe arasındaki ücret yelpazesinin alt kademe aleyhine bozulması,
Kariyer uzmanlık ve müfettişlik sisteminin anlamını yitirmesi ve bozulması,
Eşit işe eşit ücret kavramına, "sadece aynı unvana sahip olanlara aynı ücreti ödeme" gibi yanlış bir anlam yüklenilerek KHK'nın bu anlayışa göre şekillendirilmesi,
İşin tanımlanarak hangi işlerin birbirine eşit olduğuna ilişkin bir çalışmanın yapılmaması;
Ücret grupları belirlenirken işin mahiyeti, şümulü, görev, yetki ve sorumluluk açısından getirdiği yük ve risk ile görevlilerin niteliklerinin gözetilmemesi, işin değerinin belirlenmemiş olması,
Bu düzenlemelerle iş yükü fazla kurumlardaki memurların iş yükü az olan kurumlara geçme çabasına girecek olması,
Özel nitelik gerektiren işler için nitelikli personelin genel ücret sistemi içinde tutulamayacak olması,
Kamuda en önemli sorun olan verimliliğin göz ardı edilmesi,
Yapılan düzenleme ile binlerce bankamatik memuru oluşturularak bunların en verimli çağlarında hizmet üretmekten alı konulmaları,
Ücret gruplarının halen ödenmekte bulunan ücret ve diğer mali haklar esas alınarak oluşturulması sebebiyle mevcut adaletsizliklerin yeni sisteme taşınmış olması,
Yapılan düzenlemenin emeklilik sistemine ne şekilde yansıtılacağının düzenlenmemiş olması,
Çoğu memurun maaşında artış olmaması nedeniyle çalışma barışının olumsuz etkilenebilecek olması,
Katılımcı bir şekilde hazırlanmaması,
Teknik yönden yetersiz ve eksikliklerinin bulunması, tamamlayıcı düzenlemelerin beraberinde yapılmamış olmasının
Ücret sistemini sadeleştirmek yerine daha da karmaşık hale getirdiğini savundu.
Sonuç olarak AK Parti'nin birçok konuda olduğu gibi bu konuda da kafasının karışık, ne yapacağını bilemez durumda olduğu,
Teknik yetersizliklerle dolu beraberinde çözüm değil ama bir çok sorun getiren derme çatma düzenlemelerle kamuoyu oyalanmak istendiğini,
666 sayılı KHK'nin de;
Memurlar arasında adeta "alttakiler ve üsttekiler" olmak üzere ikili bir sınıfsal ayrım getirdiğini, zaten bölük pörçük olan sistemi daha da karmaşıklaştırdığını iddia etti. (12:32)
