2017-12-22 - 23:59
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının kabul edilmesinin ardından, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında CHP'nin verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alıınmamasına ilişkin görüşmeler tamamlandı. Önergenin gündeme alınması kabul edilmedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Ana muhalefet partisinin liderine 'Sen bittin' tehdidi savuran bir İçişleri Bakanı, hukuk devletinin bakanı değildir, olsa olsa tetikçidir." dedi.

Özkoç, partisinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında verdiği gensoru önergesinin, gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelerde önerge sahipleri adına söz aldı.

İçişleri Bakanlığının binlerce silahlı gücü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Özel Güvenlik Daire Başkanlığı, Emniyet ve Jandarma istihbaratını elinde bulundurduğunu belirten Özkoç, bu bakanlığın devletin temel taşlarından biri olduğunu söyledi.

Milletin kendisine ait olan iradeyi, hakkının ve hukukunun korunmasıyla ilgili güç kullanma iradesini devlete verdiğini vurgulayan Özkoç, devletin de bu yetkiyi İçişleri Bakanı aracılığıyla halkın huzuru, refahı ve güvenliği için kullandığını dile getirdi.

Engin Özkoç, "Bizim bu konudaki hassasiyetimiz şudur; devletin bu kadar gücünü elinde bulunduran bakanlığın gerçekten milletin güvenine layık olması gerekir. Millet bu bakanlıkla ilgili gönül rahatlığıyla şunu söylemelidir; 'Hangi görüşten, hangi sınıftan, hangi gelir grubundan olursam olayım benim devletim beni koruyacaktır, bana sahip çıkacaktır. Yarın, öbür gün başıma bir şey gelirse benim polisim, benim jandarmam, benim istihbaratım benden yana tavır koyacaktır' diyebilmelidir." diye konuştu.

Böyle büyük bir gücün başında olan kişinin sözünün itibarlı, kendisinin de güvenilir olması gerektiğini anlatan Özkoç, şöyle devam etti:

"Eğer bu kişi sözü itibarlı, kendisi de güvenilir değilse, o zaman kendi evinde vatandaşımız huzurla yatamaz. Sokakta, insanımız, kızımız, eşimiz, dostumuz, huzurla yürüyemez. Her şey makam, mevki değil. Yeri geldiği zaman bu makamları mevkileri bırakmayı bilmeliyiz. İnsanlar 'Neye mal olursa olsun ben bu makamı, bakanlığı bırakmayacağım' anlayışıyla hareket etmemelidir."

Özkoç, gücünü yasalardan ve Anayasa'dan alan İçişleri Bakanlığının bu gücü kullanırken dikkatli olması gerektiğini belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Özkoç, şunları kaydetti:

"Ana muhalefet partisinin liderine 'Sen bittin' tehdidi savuran bir İçişleri Bakanı, hukuk devletinin bakanı değildir, olsa olsa tetikçidir. Açlık grevinde iki eğitimci için haklarında yargı süreci devam ederken broşür bastırıp da terörist ilan eden bir bakan, hukuk devletinin bir bakanı olamaz, olsa olsa iftiracı olur. İçişleri Bakanlığına dernek kaydı yaptırmış paramiliter yapılara sahip çıkan bir bakan hukuk devletinin bakanı olamaz, olsa olsa o bakana çeteci bakan denir. Ölüme, ölüye, yas içindeki insanlara saygısı olmayan, toprak altındaki cenazeye kastedebilen insanlarla aynı kareye girebilen bakan, hukuk devletinin bakanı değildir, olsa olsa zorbadır. Dün kara dediğine ak diyen, dün müteşekkir kaldığına bugün sümsük diyen, devleti terörden arındıracak liyakata, güvenilirliğe sahip olmayanın, 81 il emniyet müdürünün 74'ünün FETÖ'cü olduğu bilinen bir yapının başında yer alıp da temizlik yapmasına imkan ve ihtimal yoktur."

Hukuk, adalet, vicdan tutarlılığına en fazla ihtiyaç duyulan yerlerin başında İçişleri Bakanlığının geldiğini vurgulayan Özkoç, "Orayı kafana yıkarız", "Şu referandum bitsin bak neler olacak", "edepsiz adam" gibi ifadeler kullanan, ana muhalefet partisinin liderine "Sen bittin" diyen bir kişinin o bakanlıkta oturamayacağını savundu.

Özkoç, "Sende Kemal Kılıçdaroğlu'nu bitirecek ne had ne güç var. İtibar olarak, kişilik olarak bitmiş bir kişi varsa o da Sayın Süleyman Soylu'dur. Bunca geri dönüş, bunca riya adamı bitirir. Değmez, sadece bir koltuk için değmez." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Soylu'nun FETÖ ile mücadelesini de eleştiren ve bu konuda inandırıcılığının olmadığını iddia eden Özkoç, "Sana inanmıyoruz, itibarına inanmıyoruz, senin güvenilirliğine inanmıyoruz. O koltuktan bir an önce kalkman gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

CHP olarak dik durduklarını belirten Özkoç, şöyle konuştu:

"Biz CHP olarak şöyle düşündük; koskoca bir iktidar partisi var, iktidar partisinin değerli mensupları var, bu ülkeye hizmet etmek için bir irade gösteriyorlar. Bu iradeyi gösteren bu partinin içinde bu bakanlığı yönetebilecek güvenilirlikte ve sözünün itibarı olan nice insanların olması gerekir. Eğer siz, genel başkanınıza hakaretler yağdıran, terör örgütünü öve öve bitiremeyen, ana muhalefet partisini 'Sen bittin' diye tehdit eden, herkese hakaret eden ve güvenilirliği artık yok olmuş bir bakanı hala orada oturtmak istiyorsanız artık milletle sizin de bağınız kopmuş demektir. O yüzden bu bakanın düşürülmesiyle ilgili kendi inanılırlığınız ve itibarınız için el kaldırmanız gerekir. Çünkü millet bizi bugün vereceğiniz kararla anacaktır."

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkındaki gensoruyu, Türkiye'nin içinde bulunduğu atmosfer ve zaman bakımından yerinde görmediklerini söyledi.

Akçay, TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, İçişleri Bakanı Soylu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelerde, MHP Grubu adına söz aldı.

Türkiye'nin, doğru stratejiyle, isabetli politik hamlelerle, her türlü diplomatik imkanı kullanarak Kudüs meselesini dünya gündeminde sıcak tutmayı başardığını ifade eden Akçay, ABD-İsrail ortaklığının hukuk tanımaz ilkel yüzünün, insan ve inanç haklarına kasteden zalim yönünün, güçlü bir çoğunlukla, kararlı bir duruş ve duyuşla uluslararası toplum nezdinde deşifre edildiğini dile getirdi.

Akçay, "Türkiye'nin öncülüğünde alınan bu karar çok önemlidir. Gelenekli devlet olmak medeniyetine sahip çıkmak budur. Bu karar, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin bir başarısıdır." dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) kararının herhangi bir uygulama ve yaptırım özelliği olmadığının söylenebileceğini kaydeden Akçay, ancak bunun aksini düşündüklerini, bu kararın "yaptırımı olan BM kararlarından daha etkili olacağını" vurguladı.

Türkiye çok çetin, zor ve çekişmeli günlerden geçtiğini, iç ve dış politikada son derece sıcak ve yoğun bir gündemin hakim olduğunu belirten Akçay, Türkiye'nin birçok cepheden önünün kesilmek, iradesi kırılmak istendiğini anlattı.

Türkiye'nin dünyada eşine az rastlanır bir terörle mücadele sürecinde olduğuna değinen Akçay, "Sahada terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılar Türkiye'nin elini güçlendirmekte, uluslararası politikada bağımsız ve başkent Ankara merkezli bir politika ile söz sahibi olma imkanı tanımaktadır. Silahlı kuvvetlerimiz, emniyet güçlerimiz büyük özveri ve gayretle üstün başarılar elde etmektedir. Siyaset kurumları olarak bizlere düşen; birlik ve beraberlik içerisinde sorumlu ve ortak bir tutum sergilemektir." ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Akçay, Bakan Soylu hakkındaki gensoru önergesine ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'mizin bekasına dönük sürekli küresel saldırıların yapıldığı, terör örgütlerinin fırsat kolladığı bir zamanda özellikle iç güvenliğimizi ilgilendiren bir kurum olan İçişleri Bakanlığına yönelik hamlelerin gündeme getirilmesini, güven sarsıcı ve mahsurlu buluyoruz. İçişleri Bakanlığına, meseleleri kişiselleştirmeden kurumsal bağlamda hassasiyet göstermemiz gerekir. Bu kritik dönemde İçişleri Bakanlığı üzerinden kurumsal düzeyde konuşmamız gereken konu; terörle mücadelede etkin olan kadroların liyakatli, ehliyetli ve sadece devlete sadakati esas alan bir yaklaşımla görevlerini yapmalarıdır. Siyasi rekabeti saygı ve siyasi nezaket içerisinde yürütme mecburiyetimiz vardır. İster iktidar olalım, ister muhalefet olalım; siyasetin bir husumet ve kutuplaşma alanı haline getirilmesine razı olamayız.

Gensoru önergesinde yer alan Sayın İçişleri Bakanı'na ait olduğu ifade edilen sözleri, karşılıklı atışmaları üslup ve siyasi nezaket çerçevesinde makul görmemiz mümkün değildir. Ancak bu meselenin siyasi veya şahsi çekişme ve husumet konusu yapılarak, Türkiye'nin acil ve önemli meselelerinin önüne geçmesini, etrafımızdaki yangını unutturacak ölçüde bir önemle gündeme getirilmesini doğru bulmuyoruz. Siyasi husumet haline getirilen bu yaklaşımların adeta bir tahterevalliye dönüştürülmesini de makul göremeyiz. Kişilerin birbirlerine yönelik ağır ifadelerin ülkemizin her yanına, toplumun her kesimine yayılan bir kutuplaşmaya sebep olacağı aşikardır."

"Gensoruyu, ülkemizin içinde bulunduğu atmosfer ve zaman bakımından da yerinde görmüyoruz." ifadesini kullanan Akçay, TBMM'de temsil edilen bütün siyasi partilerin öncelikli görevinin "ülkeyi düze çıkarmak" olduğunu belirtti.

Akçay, "Sonuç olarak; bugün odaklanacağımız tek konu, meseleleri şahsileştirmeden, Türkiye'nin terörle mücadelesinde kesin başarıya ulaşmasıdır. Bu mücadelede, başta yöneticiler olmak üzere, hepimiz kurum ve kuruluşlarımıza özen gösterelim, onları yıpratmayalım, yıpratılmasına da izin vermeyelim." diye konuştu.

Erkan Akçay, gensoruya "ret" oyu vereceklerini bildirdi.

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, "Türkiye'de 31 milyon yurttaş, seçmediği belediye başkanları tarafından yönetiliyor." dedi.

Bilgen, TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasına ilişkin görüşmelerde, HDP Grubu adına söz aldı.

Ayhan Bilgen, "Holokost"ta kamplara gönderilen Yahudileri sadece trenlere bindiren bir kişinin on yıllar sonra yakalanıp yargılandığını ve yargılanırken kendisini, "Ben hiçbir şey yapmadım. Kimseyi öldürmedim. Elime kan değmedi. Sadece gelenleri trene bindirip gönderiyordum. Nereye gidiyorlar, sonra ne oluyor hiç bilmiyorum." diye savunduğunu anımsatarak, "Siyasette sorumluluk böyle savunulabilecek, geçiştirilecek bir şey değildir." ifadesini kullandı.

Demokratik Bölgeler Partisinin (DBP) 102 belediyesinden 94'üne kayyum atandığını dile getiren Bilgen, Türkiye'de 31 milyon yurttaşın seçmediği belediye başkanları tarafından yönetildiğini söyledi. Partilerine yönelik çok yoğun tutuklamalar olduğunu belirten Bilgen, sadece son bir yılda 7 bin gözaltı ve 2 bin tutuklamanın olduğunu öne sürdü.

Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlikenin, kişileri aşan olağanüstü hal (OHAL) uygulaması olduğunu iddia eden Bilgen, "OHAL bir kötülüktür. Olağanüstü hal ile ilgili bir kararlılık, irade gelişmiyor ve biz OHAL ile yaşamaya alıştırılıyorsak, OHAL uygulamaları normalleştiriliyorsa emin olun ki bunun vesayet dışında hiçbir izahı olamaz." değerlendirmesini yaptı.

Bugün Filistin'de İsrail'i protesto gösterilerine katılan iki kişinin İsrail kurşunları ile hayatını kaybettiğini ve bir gazetecinin yaralandığını kaydeden Bilgen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz, son birkaç saattin bu kürsüde Filistin sorunu sanki çözülmüş, büyük bir zafer elde edilmiş gibi nutuklar dinliyoruz ama şunu hatırlamak istemiyoruz; 1973'ten bu yana Birleşmiş Milletler (BM), Filistin ile ilgili kararlar alıyor. İsrail'in işgal etmiş olduğu topraklardan çıkması, yeni yerleşim yerlerini durdurması, insan hakları ihlallerine son vermesi için BM benim bildiğim onlarca karar aldı. Hiçbirinin karşılığı yok. Hiçbir sonuç doğurmuyor. Eğer İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri ya da BM üyeleri, Filistin konusunda azıcık samimi olsaydı bugüne kadar bu sorun zaten çözülürdü. Kendimizi nutuklarla kandırmak yerine bu gerçekle yüzleşmek zorundayız."

Sataşma nedeniyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Bilgen'in "Holokost" benzetmesine tepki gösterdi.

Buradaki örnek üzerinden Türkiye'nin terörle mücadele çerçevesinde yapıp ettiği konulara ilişkin bir benzeştirme imasının çok ayıp olduğunu anlatan Bostancı, "Türkiye bir hukuk devleti, bunlara ilişkin soruşturma talep edebilirsiniz ama bütün bunları yaparken Türkiye'nin terör diye bir gerçekle karşı karşıya olduğu ve bir devlet olarak bununla mücadele etmesinin lazım geldiğini de sağlam bir yere oturtursunuz. Bu çerçevede bakarsınız." diye konuştu.

AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, "Eğer Man Adası bir devletse sayenizde Man Adası meşhur oldu. Man Adası size bir reklam ücreti verse yeri olacak. Biz de sizin sayenizde Man Adası'nı öğrenmiş olduk." dedi.

Milletvekili Dağ, CHP'nin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında verdiği gensoru önergesiyle ilgili olarak AK Parti Grubu adına söz aldı.

Dağ, "2010'dan bu yana yalan, iftira ve bilgisizlik üzerine kurulu bu yeni CHP'nin siyasetini size anlatmak istiyorum." ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yalanlar ve iftiralar üzerine siyaset yürüttüğünü savunan Dağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mersin'i 'Güneydoğumuzun güzel bir ili' diye ifade eden, Kunut dualarını ezbere bir şekilde ayet zanneden, büyük kaleci Lefter sayesinde Fenerbahçeli olan Sayın Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye, belki bu söylediklerim bir anlam ifade etmeyebilir ama bazı iftira ve yalanları burada söylemekte fayda var, bazı zihinleri bu anlamda yeniden tazelemekte fayda var. 7 yıllık Genel Başkanlık döneminde birçok iddialı çıkışlar yaptı, birçok sözler söyledi ama bu sözlerin neredeyse tamamı havada kaldı."

Hamza Dağ, açıklamalarından örnekler verdiği Kılıçdaroğlu'nun iddialarının tamamının yalan olduğunu öne sürdü.

Dağ, "Eğer Man Adası bir devletse sayenizde Man Adası meşhur oldu. Man Adası size bir reklam ücreti verse yeri olacak. Biz de sizin sayenizde Man Adası'nı öğrenmiş olduk." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun 3 Eylül 2010'da "Tankın önüne ilk çıkan ben olurum." dediğini hatırlatan Dağ, buna karşın FETÖ'nün darbe teşebbüsünün yaşandığı 15 Temmuz 2016 gecesi meydanlara çıkmadığını, bunun için de farklı gerekçeler öne sürdüğünü belirtti.

AK Parti'li Dağ'ın konuşması sırasında CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş ile AK Parti Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç, oturdukları sıralardan birbirlerine laf atarak tartışmaya başladı. Birbirlerinin üzerine yürüyen Yarkadaş ve Erdinç'i, araya giren CHP ve AK Parti milletvekilleri engelledi. Birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, ara verdi.

Aranın ardından konuşmasına devam eden Hamza Dağ, Kılıçdaroğlu'nun yalanlar söyleyerek akıl karışıklığı yaratmak istediğini ifade etti. Dağ, "Sayın Kılıçdaroğlu, Pinokyo olmuş olsaydı burnu Boğaz Köprüsü'nden daha uzun olurdu." diye konuştu.

CHP'nin, Türkiye'nin en başarısız muhalefeti olduğunu savunan Dağ, "Önünüzde kurultay süreciniz var, gelin kendinize bir güzellik yapın. Şu anki haliniz AK Parti için iyi bir hal, dikiz aynasından baktığımızda görünmüyorsunuz bile." dedi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***