2023-12-17 - 20:43
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIKLARININ 2024 YILI BÜTÇELERİ TBMM GENEL KURULUNDA
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının 2024 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının bütçelerinin yanı sıra Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yükseköğretim Kalite Kurulu ve 27 üniversitenin bütçeleri de ele alınacak.

Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, milletvekillerine söz vermeden önce vefat eden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez'in ailesine ve Saadet Partisi Grubu'na başsağlığı diledi. Daha sonra Saadet Partisi milletvekilleri bütçe üzerine konuştu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Bitmez'in vefatının ardından ilk kez kürsüye çıktığını ifade ederek, Bitmez'e Allah'tan rahmet ailesine başsağlığı diledi.

Öğretmenlerle ilgili mülakat konusunu en çok dillendiren milletvekillerinden olduğunu belirten Şahin, "Mülakat konusunu önemsiyoruz, mülakat konusunu Türkiye'nin geleceği adına önemsiyoruz, Türkiye'de liyakatli bir sistemin inşa edilmesi adına önemsiyoruz, Türkiye'de gençlerimizin geleceği adına bu konuyu önemsiyoruz; en başta adalet adına bu konuyu önemsiyoruz." dedi.

İktidarın seçimden önce mülakatların kalkacağına yönelik söz verdiğini savunan Şahin, "Değerli milletvekilleri, bizim istediğimiz şey çok açık, gençlere bir söz verildi, bu sözün iktidar tarafından yerine getirilmesidir. Bizim için aslolan, liyakatin esas alınmasıdır; bizim için aslolan, bu torpil düzenine, bu kayırmacı düzene bir son verilmesi; adaletli, liyakatli, objektif kriterlere dayalı bir sistemin inşa edilmesidir." diye konuştu.

Şahin, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, "100 öğrencisi olan okula bir rehber öğretmen atanacak." şeklinde bir sözü bulunduğunu da öne sürerek, bununla ilgili de adım atılmasını istedi.

Eğitim sisteminin sürekli değiştirildiğine dair eleştirilerde bulunan Şahin, şöyle konuştu:

"Eğer iyi bir eğitim ve eğitimde başarı isteniyorsa donanımlı, kaliteli, nitelikli öğretmenler yetiştirmek zorundayız; bu da Sayın Bakanın 45 dakikada mülakatla yapacağı bir sistemle olmaz, olmamalıdır. Eğitim sistemini düzeltmek zorundayız.

Eğitim sistemimiz çağın gerekleriyle, ahlak ve inanç ile milli bilincin bir arada olacağı bir anlayışla oluşturulmalı ve uygulanmalıdır, olması gereken budur. Kalıcı ve köklü bir reform yapmak zorundayız. Bu kalıcı ve köklü reformu da ideolojik kalıplardan siyaset üstü düşünerek yapabiliriz."

- "Tüm reformlar eğitimle ayakta kalmıştır"

Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman da Hasan Bitmez'e Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Saadet Partisi camiasına başsağlığı diledi.

Eğitimin önemine vurgu yapan Karaman, şöyle konuştu:

"Gelecek nesillerimiz için inançlı, ahlaklı ve sağlıklı bir toplum kurmak istiyorsak bunu ancak ve ancak eğitimle mümkün kılacağız. Tüm reformlar eğitimle ayakta kalmıştır. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'in dahi ilk emrinin 'oku' olması eğitime ne denli önem vermemiz gerektiğinin ispatı niteliğindedir. Ayrıca eğitim, her vatandaşın düşünce ve davranışında yanlışı değil doğruyu, zararlıyı değil faydalıyı, zulmü değil adaleti, kötüyü değil iyiyi seçip milli melekeleri kazandırmaya yönelik planlı, programlı çalışmayı yapmaktır. Milli eğitimde çocuklarımıza bilgi beceri ve ilim yanında, ahlaki, manevi değerleri de vermek zorundayız. Çocuklarımıza helal nedir, haram nedir, namus, iffet nedir, millete hayırlı birer evlat olma yönündeki ahlaki ve manevi değerleri vermemiz gerekiyor. Kardeşlik kavramını en iyi şekilde işlemekle kendisi için istediğini kardeşi için isteyebilecek anlayışı benimsetmek gerekir ancak böyle bir durumda toplumsal barış, toplumsal kaynaşma gerçekleşebilir."

Karaman, bütçenin emek sömürüsü temelinde olduğunu öne sürerek, devletin 2024 net bütçe gelirinin yüzde 88'inin vergilerden oluştuğunu söyledi. Bunu, "fakirden alıp zengine verme bütçesi" olarak değerlendiren Karaman, ayrıca 2024 bütçesinde faize ayrılan rakamın 1 trilyon 254 milyar lira olduğunu, 2023'e göre de yüzde 94 artış yaşandığını ileri sürdü. Karaman, "Sadece şu 2 rakam göstermektedir ki bu bütçe millet düşünülerek değil, millete rağmen rantiyeciler, lobiler, sermaye odakları düşünülerek hazırlanmış bir bütçedir." dedi.

Saadet Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün de Hasan Bitmez'e Allah'tan rahmet dileyerek başladığı konuşmasında, "Önce enflasyonla rant düzeniyle inatla yürütülen yanlış ekonomi politikalarıyla halkı fakirleştirip ardından yardım alanları katlamanın sosyal devlet olmakla bir alakası yoktur. İzlediğiniz kötü politikalarla enflasyonu azdırıp ülkeyi faiz cenneti haline getirip kötü parayı davet ederken yatırımcıyı ve sermayeyi kaçırıp, istihdamı azaltıp ülkenin üretim habitatını daralttıktan sonra insanları bu yardımlara muhtaç hale getirmekten sorumlusunuz. Bu tablo övünülesi değil, utanılası bir tablodur." ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, 2024 bütçesine dair dile getirdikleri endişelerin karşılığını bulmamasını ve ülkenin eğitimde hak ettiği bir noktaya geldiği bir sonuca ulaşmasını temenni ettiğini söyledi.

Ekonomide, dış politikada, kültürde adalet konusunda başarı sağlanamıyorsa bunun temel sebebinin eğitimdeki eksiklikler olduğunu ifade eden Kaya, kalkınmak ve bir ülkeyi adaletle yönetmek isteyenlerin ilk başvuracağı yerin eğitim olduğunu söyledi.

Kaya, Türkiye'de ilköğretimden başlayarak üniversite sonuna kadar birbirini zorunlu olarak etkileyen süreçte, dünya standartlarında bir politika belirlenemediğini iddia etti.

İlkokuldan itibaren baştan savma bir öğretime tabi tutulan çocukların üniversite çağına gelinceye kadar akıl almaz süreçlere sokulduğunu öne süren Kaya, üniversite eğitiminin halinin de içler acısı olduğunu iddia etti.

Her sektörde ara eleman sayısı sıkıntısı bulunduğunu da savunan Kaya, meslek liselerine gereken önemin verilmesi gerektiğini kaydetti.

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun da Bitmez'e Allah’tan rahmet dileyerek başladığı konuşmasında, Türkiye'de üniversitelerin büyük bir yoksulluğa terk edildiğini, gençlerin gelişiminin göz ardı edildiğini savundu.

Genel Kurulda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde MHP milletvekilleri söz aldı.

MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçesini desteklediklerini ancak kadınlar için halen bazı alanlarda eksiklikler bulunduğunu ve çeşitli düzenlemeler yapılması gerektiğini söyledi.

Kadınların ekonomik haklar, adalet, sağlık, eğitim gibi birçok alanda fırsat eşitliğine sahip olması gerektiğini vurgulayan Yılık, "MHP olarak mutlu kadının huzurlu Türkiye'nin teminatı olacağına inanıyoruz. Aynı bakış açısıyla kadın ve erkeğe eşit fırsatların sunulduğu, kadına saygının ön planda tutulduğu, hem kadına hem de erkeğe eşit desteğin sağlandığı çağdaş yaklaşımlarla sorunların çözümü için etkin politikaların geliştirilmesini ve gereken yasal düzenlemelerin yapılmasını öngörmekteyiz." diye konuştu.

Kadınların istihdamında son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen halen iş gücüne katılım oranlarının erkeklere göre düşük olduğunu anlatan Yılık, "Kadının güçlenmesi, temel hak ve fırsatlardan eşit şekilde yararlanması çalışmalarına öncelik verilmesi, bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir. Kadınların iş hayatına katılımını kolaylaştıracak destekleyici politikalar bu noktada önem arz etmektedir. Kadınların çalışma hayatına giriş süreçlerinin teşvik edilmesi, toplumsal hayatta olduğu gibi iş hayatında da kadınların ayrımcılığa, hak ihlallerine uğramadıkları bir yapı tesis edilmesi şarttır." ifadelerini kullandı.

Yılık, şehit yetimlerinin tamamına iş hakkı verilmesi, gazilere ikinci istihdam hakkının sağlanması ve bir defaya mahsus olarak ÖTV'siz araç alma imkanından yararlandırılmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, devletin, aile yapısını, gençleri ve kadınları güçlendirmek için yaptığı çalışmalardan birinin de Aile ve Gençlik Fonu kurulması olduğunu hatırlattı.

Gençlerin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, gelecekten kaygı duymamaları, ebeveynlerine yük olmaktan çekinmemeleri için kolaylıklar sağlamak amacıyla kurulan fonun, evlenecek gençlerin ekonomik ve sosyal açıdan evliliklerini daha sağlam temeller üzerine kurmalarına katkı sunacağının altını çizen Ersoy, "Cumhuriyet'in 100'üncü yılında Türk ve Türkiye Yüzyılı'na yakışan hamlelerle gençlerin ve kadınların istihdamına yönelik teşviklerin devam etmesini diliyoruz." dedi.

- "Toplumsal hayatımızı zehirlemesine fırsat vermemeliyiz"

MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez, kadınların iş gücü piyasasına katılımlarını kolaylaştırıcı ve istihdamlarını artırıcı uygulamaların geliştirileceğine inandıklarını dile getirdi.

Kadınlara yönelik şiddetin, erken yaşta zorla evliliklerin, her türlü istismarın önlenmesine yönelik toplumsal farkındalık çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine dikkati çeken Sönmez, şunları kaydetti:

"Koruyucu ve önleyici hizmetlerin etkinliğini ve kapasitesinin artırılmasını destekliyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelenin sıfır tolerans ilkesiyle bütün kurum kuruluşları ve sosyal taraflarla işbirliği içerisinde sürdürülmesi önem arz etmektedir. Aile içi şiddetin, ihmal ve istismarın önlenmesine yönelik koruyucu, önleyici hizmetlerin etkinliğinin artırılmasını önemsiyoruz. Medyada şiddete özendirip teşvik edecek her türlü yayın ve haberlerden kaçınılmalıdır. Milli ve manevi değerlerimizi hedef alan yayın, film, dizilerin toplumsal hayatımızı zehirlemesine fırsat vermemeliyiz."

- "En büyük pay eğitime ayrılmıştır"

MHP Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç, bir milletin kimliğinin, gelişmişlik düzeyinin, ekonomisinin ve hayat standartlarının eğitim düzeyiyle eşdeğer seviyede olduğunu belirterek, "Cumhur İttifakı'nın dik duruşuyla desteklediği Türk asrı ve Türkiye Yüzyılı bütçesinin en büyük payı eğitime ayrılmıştır." dedi.

Eğitim politikalarının temel amacının, Türk milletine mensubiyetin gurur ve şuuruna sahip, manevi ve kültürel değerleri özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek, yeni gelişmelere açık, bilim ve teknoloji üretimine yatkın, girişimci, demokrat, kültürlü, erdemli ve inançlı nesillerin yetiştirilmesi olduğunu vurgulayan Kılıç, "Cumhur İttifakı'mızın sorumlu ve ilkeli duruşu, iki liderin nezaket ve görgü çerçevesindeki diyaloğuyla her alanda olduğu gibi eğitimde de önemli atılımlar yapılmaktadır." diye konuştu.

Kılıç, ekonominin ihtiyacı olan ara insan gücünün yetiştirilmesi amacıyla beceri kazandırıcı ve örgün mesleki teknik eğitime ağırlık verilerek eğitim programlarının meslek standardına dayalı olarak yeniden düzenlenmesi ve ortaöğretim içinde payının yükseltilmesi gerektiğini, eğitim-istihdam ilişkisinin dünyayla rekabet edebilecek, Türkiye'yi küresel bir güç ve lider ülke yapacak nesillerin yetiştirilmesine katkı sağlayacak şekilde planlanmasını gerekli gördüklerini kaydetti.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak da okullarda yaşanan akran zorbalığının son zamanlarda oldukça yaygınlaştığını dile getirerek, "Unutulmamalıdır ki yeryüzünde hiçbir çocuğu 'Senden adam olmaz.' diyerek adam edemezsiniz. Akran zorbalığına yönelik aileler bilinçlendirilmeli, okullarda seminerler düzenlenmeli, şiddet eğilimli öğrenciler sosyal aktivitelere yönlendirilmelidir, cezai yaptırımlar artırılmalı, yerel ve ulusal televizyon kanallarında kamu spotu oluşturulmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti milletvekilleri, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Milli Eğitim Bakanlıklarının 2024 yılı bütçeleri üzerinde TBMM Genel Kurulunda söz aldı.

İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, merkezi yönetim bütçesinden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı için 334 milyar lira ayrıldığını belirterek, "2024 yılı bütçesinde faiz giderleri 1 trilyon 254 milyar lira olarak karşımıza çıkmaktadır ki bu rakam Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ayrılan bütçenin neredeyse 4 katıdır." ifadesini kullandı.

Güçlü birey ve ailenin, güçlü devletin olmazsa olmazı olduğunun altını çizen Taş, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41'inci maddesinin de aileyi Türk toplumunun temeli kabul ettiğini vurguladı.

Ailenin toplumun huzur ve refahının teminatı ve toplumu oluşturan en temel birim olduğunu kaydeden Taş, her milletin kendine özgü bir aile yapısının olduğunu, Türk aile yapısının da kendine özgü özellikleri bulunduğunu, büyük bir kutsallık atfedilen Türk aile yapısının da tarihsel süreç içerisinde el üstünde tutularak desteklendiğini ve korunduğunu dile getirdi.

Ailenin yapı taşının kadın olduğunu ifade eden Taş, kadının güçlü olduğu yerde ailenin de güçlü olacağını söyledi.

Çocuklara yönelik istismarı önlemeye ilişkin adımları da yeterli bulmadığını dile getiren Taş, "Kanun ve mevzuatlar var olduğu halde bile kadın ve çocuk istismarını azaltamamızın sebebi yürütmede bu konuda etkin bir organizasyon yapısı kurmamamızdan kaynaklanmaktadır. Bunun için, Bakanlık bünyesinde bir kadın ve çocuk istismarı araştırma kurumu gibi bir kurum kurmayı burada görüşelim. Böyle bir kurumu bütçelendirip kadın ve çocuklarımızın istismarını araştırma ve önlemeyle yetkilendirelim." şeklinde konuştu.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, bireyin, ailenin ve toplumsal değerlerin korunması, güçlendirilmesi, geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmakla sorumlu olduğunu belirtti.

Arslan, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildiğini ancak kadın hakları konusunda bugün gelinen noktanın içler açısı olduğunu ifade ederek, "Kadına yönelik şiddet ve cinayet vakaları sürekli artıyor. Sosyal bir yara haline gelen bu konunun üzerinde titizlikle durulması gerekiyor. Kadınların en fazla şiddete ve cinayete maruz kaldığı ülke konumunda olmamız, hükumet yetkililerinin bu konuda eksikliklerini göstermektedir. Bu konu, tüm boyutlarıyla ele alınmalı, şiddet ve cinayetin son bulması için somut bir yol haritası ortaya koyulmalıdır." dedi.

Kadının siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal haklar anlamında hak ettiği noktaya gelmesinin, ailenin de güçlenmesi olduğunu vurgulayan Arslan, "Kadını güçlendirmek ailenin temelini güçlendirmektir. Kültürel ve toplumsal yapının temeli aile kurumudur. Kendi benliğimize ve kültürümüze sarılmak, milli ve manevi değerlere önem vermek, topluma ve aileye gerçek demokrasiyi yerleştirmek, bilgi çağını yakalamak Türk aile yapısını kurtaracaktır." değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat ise eğitim sisteminde yaşanan sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin getirildiğini ancak bu konudaki önerilerin dikkate alınmadığını öne sürdü.

Eğitimde fırsat eşitliğinin giderek yok olduğunu, öğretmenlerin maddi ve manevi büyük sıkıntılar yaşadığını, nitelikli okul sayısında ise bir artış olmadığını aktaran Sunat, "Olan kime oluyor? Çocuklarımıza oluyor. 23 milyonu aşkın çocuk nüfusumuz var. Ekonomik krizle birlikte yoksulluk en çok kadınlara ve çocuklara vuruyor. Çocuklarımızın büyük çoğunluğu kahvaltı yapmadan, yemek yemeden okullarına gidiyor." dedi.

Günümüzdeki eğitim kurumunun baş unsurunun öğretmen olduğunu belirten Sunat, "Nitelikli öğretmen yetiştirme üzerinde durmalıyız. Yüze yakın eğitim fakültesi var. İhtiyaca uygun plan ve program yapılmadığından, kontenjanlar giderek artırıldığından her yıl ihtiyaç olmayan branşlardan mezun veriliyor; ayrıca pedagojik formasyon da devam ediyor. Sonuç, atanamayan yüz binlerce mezun. Cumhuriyet'in 100'üncü yılında 100 bin öğretmen atamasını mülakatsız gerçekleştirin." ifadesini kullandı.

Şenol Sunat ayrıca, Andımızın okullarda tekrar okutulması, taşımalı eğitim sisteminin kaldırılması ve köy okullarının da yeniden açılması gerektiğini savundu.

İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ise eğitim sisteminin iflas ettiğini belirterek, eğitimin niteliksel değil niceliksel büyüyen bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Türkiye'de 208 üniversite olduğunu ve son 20 yılda üniversitesi olmayan ilin kalmadığını ifade eden Türkoğlu, "Keşke bu durumu alkışlayabilseydik. Oysa ne vadetmiştiniz? Hemen 2023 seçimlerinden önce ve bundan önceki vaatlerinizde olduğu gibi 'Dünyada ilk 500'e giren üniversite sayımızı en az 10'a çıkaracağız' dediniz ama şu an sadece 3 üniversitemiz var. Diplomalı işsizler ordusu yaratan üniversitelerimizin sayısıyla övünmeye değil nitelik sorununu tartışmaya ihtiyacımız var." dedi.

Türkiye'nin asıl beka sorununun milli eğitimde toplumsal bir bütünlük sergileyememesi olduğunu ileri süren Türkoğlu, "Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay her yıl düşüyor. 2002 yılında yüzde 17'ydi, şimdi yüzde 9'a gerilemiş; bakış açınız bu. Aslında AK Parti'nin topyekun milli eğitim politikası öğrenci yetiştirmek üzerine değil seçmen yetiştirmek üzerine kurgulanmış bir eğitim politikasıdır." sözlerini sarf etti.

Türkoğlu'nun konuşması sırasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e yönelik eleştirilerde bulunması üzerine Bakan Tekin yerinden, "Helal olsun, iyi şov yapıyorsun yalan..." diyerek tepki gösterdi.

- "Kara propagandayı kınıyorum"

Türkoğlu'nun konuşmasını bitirmesinin ardından AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin söz isteyerek, Türkoğlu'nun AK Parti'nin eğitim politikasının seçmen yetiştirmek üzerine kurgulandığı yönündeki sözlerine cevap verdi.

Zengin, Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez'e Allah'tan rahmet, Saadet Partisine ve TBMM'ye başsağlığı diledi.

AK Parti grubuna yönelik saldırılar karşısında ayağa kalkarak söz talebinde bulunduğunu söyleyen Zengin, "Doğrusu, bugün bu konuya girmeyi düşünmüyorum ama o gün de hatip konuşurken hayat enteresan yine siz kürsüdeydiniz, yine arkadaşlarımız böyle oturuyordu. Bir anlaşmamız var biliyorsunuz. Bütün gruplar, parti grupları sözünü bitirdikten sonra öyle söz alıyoruz, bugün de öyle yaptık fakat o gün bir başka konuşma da olacağı için ben yanınıza gelerek söz talebinde bulundum, hatip konuşmasını bitirirken, kendisi de kürsüdeyken ayağa kalktım ve söz istedim." ifadesini kullandı.

Bitmez'in kürsüde fenalaştığı gün medyada hakkında birçok iddianın gündeme getirildiğini aktaran Zengin, "Ben AK Parti Grup Başkanvekiliyim. Burada bütün arkadaşlarımız her şeye şahitler. Biz Grup Başkanvekillerini vazifesi aynen şu an olduğu gibi bize yapılan, hacmini aşan ve itiraz ettiğimiz konulara cevap vermektir. Bu konuyla alakalı konuşmalarımı, izahlarımı daha sonraya bırakacağım, muhakkak suretle bu konuyla ilgili söz söyleyeceğim ama kamuoyunda hassaten farklı fotoğraflar da kullanılarak yapılan kara propagandayı burada kınıyorum. Benim ayağa kalkmam aynen şu an olduğu gibi hatip kürsüdeyken kendisiyle ilgili söz girişi yaparak sizin bilginiz dahilinde grubumuz adına cevap vermek içindir. Şu anda hatip yerine oturduğu için bir sorun yok, hayatın olağan akışı böyle. Bu Genel Kurulda binlerce kez laf atılmıştır, çok ağır konuşmalar işitilmiştir ve biz bunlara cevap vermek için buradayız." şeklinde konuştu.

Zengin, AK Parti'nin amacının iyi seçmen yetiştirmek olduğu iddialarına de tepki göstererek, şunları söyledi:

"Gençler AK Parti'ye oy vermiyor ki bu da yalan. Eğer seçmen yetiştirmek için uğraşılıyorsa ve sizin tezinize göre gençler AK Parti'ye oy vermiyorsa bu tenakuz nereden doğuyor? Şu anda Türkiye'de anaokulundan başlayarak 19 milyon öğrenci eğitim görüyor, bunun 16 milyonu devlet okullarında okuyor, özel okullarda okuyan çocuklar da 1 milyon 578 bin. Türkiye’nin en önemli okullarına baktığınızda burada okuyan çocukların devlet okullarından gelen, Anadolu’dan gelen çocuklar olduğunu göreceksiniz. Kim okuyor Boğaziçi'nde, kim okuyor ODTÜ'de, kim okuyor bahsettiğiniz parlak okullarda? Annesi, babası çalışan, işçi, bu ülkenin gariban insanları okuyor, bizim hayatımız da buna şahittir; biz de oralardan gelmiş insanlarız."

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu ise "Meclisin birinci partisi olarak sizin Sayın Bakanı savunmak gibi bir mükellefiyetiniz yok. Sayın Bakan burada oturuyor, eleştirileri dinliyor. Sayın Bakan sabredemeyince sizdeki sabırsızlığı anlıyorum. Biz muhalefet partisiyiz, eleştirilerimizi elbette ki yapacağız; siz de cevap vereceksiniz kürsüyü kullanarak; Sayın Bakan da yine kendisine yapılmış eleştirilere kendisine tanınmış zaman sınırında kalarak cevap verecek." ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin ise şunları kaydetti:

"Özlem Hanım konuşmasında, geçen gün burada yaşanan talihsiz olayla ilgili kendisine karşı yürütülen kara propagandaya tepki göstermiş. Biz de bir şey ispat edilmeden birisine bir şey isnat edilmesini doğru bulmayız, bunun özellikle altını çizelim ancak bir gerçeklik var ki... Meclis tutanaklarına da bu gerçeklik girmiştir.

AK Parti sıralarından çok talihsiz bir söz, sayın milletvekilimiz yere düştükten sonra yapılmıştır, sarf edilmiştir ve bu söz AK Partililerin üzerinde bir zan olarak durmaktadır. Bunu uydurmuyoruz, bu söz tutanaklarla sabittir ki AK Parti sıralarından gelmiştir. Bizim beklentimiz şudur: 'Evet, bu söz bir arkadaşımız tarafından söylenmiştir, yanlıştır ama kamuoyundan özür diliyoruz' denmesini kabul ediyoruz ya da arkadaşı çıkarsınlar, arkadaş kamuoyuna bir açıklama yapsın, bu zan da AK Parti üzerinde kalmasın."

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise "Yüz yıllık cumhuriyet tarihinde ve buraya gelen bakanların içerisinde en çok eleştiriyi hak eden bakan Milli Eğitim Bakanıdır. Gerek müsteşarlık gerek rektörlük gerekse de Bakanlık döneminde çok tartışılacak, toplumun vicdanını rencide eden, üzen kararlar alınmıştır; Andımız kaldırılmıştır. Rektör olma şekilleri bu ülkede belki yüz yıl tartışılmalıdır; kendisine ait yasa çıkarılmıştır, milletvekili bunu sormayacak mı? Andımız'ı neden kaldırdığını sormayacak mı?" diye sordu.

TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla Milli Eğitim Bakanlığının 2024 yıl bütçeleri üzerine DEM Parti Milletvekilleri söz aldı.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ayrılan bütçenin, "iktidarın kadın düşmanı olduğunun tescili olduğunu" savundu.

"Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans" diyen bakanlığın samimiyetsiz olduğunu öne süren Türkoğlu, 6284 Sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un uygulanmadığını iddia etti.

Türkoğlu, bu kanun uygulanıyor olsaydı bu yılın 10 ayında 253 kadının katledilemeyeceğini savunarak, "Kadınların nasıl şiddet gördüklerini, katledildiklerini, yoksulluğa, işsizliğe, emek sömürüsüne nasıl maruz bırakıldıklarını saklıyorlar. Bu iktidar, çıkardığı yasalarla, kararnamelerle bunu itiraf etmiştir. Zannedilmesin ki bu veriler gizli kalacak; katledilen, yaşamları çalınan, her bir kadının hesabını kadın özgürlük mücadelemize olan inancımızla soracağız." diye konuştu.

"AKP-MHP iktidarının" kadınları yok saydığını ileri süren Türkoğlu, "Biz kadınlar bu iktidara güvenmiyoruz, bu bakanlığa da güvenmiyoruz. Bizler bu toplumun değil bu iktidarın kadın düşmanı olduğunu çok iyi biliyoruz." ifadelerini kullandı.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya da "Sosyal politikaların temel amacı, yurttaşlar arasındaki eşitsizliği gidermektir. 21 yıldır iktidarda olan AKP, eşitsizliği gidermek şöyle dursun, her geçen gün zenginle yoksul arasındaki uçurumu derinleştirdi." diye konuştu.

TÜİK'in dahi bu uçurumu gizleyemediğini öne süren Kaya, TÜİK'in 2022 gelir dağılımı istatistiklerine göre, Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı payın bir önceki yıla göre 1,3 puan artarak yüzde 48'e yükseldiğini, en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı payın ise 0,1 puan azalarak yüzde 6'ya gerilediğini öne sürdü.

Bir tarafta vergi kaçıran, adrese teslim ihaleler alan, kara para aklayan, kısa sürede nasıl zenginleştiği meçhul bir azınlığın jetlerle gezip lüks araç koleksiyonu yaparken diğer yanda toplumun geniş kesimlerinde çocukların okula aç gittiğini iddia eden Kaya, asgari ücretle büyük kentler de kira ödenemediğini, geçim sıkıntısının yurttaşları, özellikle de gençleri yaşamlarından koparacak, vazgeçecek noktaya taşıdığını ileri sürdü.

Bu genel tablonun değişmesi için bütçe tercihlerinin ve siyasi iktidarın eğilimlerinin değişmesi gerektiğini dile getiren Kaya, kadınların sosyal haklar bakımından güçlenmesinin de sağlanamadığını iddia etti.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini de eleştiren Kaya, 6284 sayılı yasanın uygulanmasının da sakatlandığını savundu.

- "Eğitim yapboza dönüştürüldü"

DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, eğitimde adeta bir yıkım tablosu olduğunu öne sürerek, eğitimin yapboza dönüştürüldüğünü iddia etti.

Sayyiğit, 21 yılda AK Parti'nin eğitimin niteliği ve öğrencilerin performansı konusunda başarısız olduğunun açık şekilde görüldüğünü savundu.

DEM Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk Özen, YÖK'ün 12 Eylül darbe rejiminin bir kurumu olduğunu ve üniversite özerkliğinin sonunu getirdiğini iddia ederek, "Bu kurulun üyeleri üniversite, bilim özgürlüğü ve özerkliğini sahiplenmekten, bu en basit, en temel kavrayıştan yoksundur." dedi.

İktidarın üniversitelere müdahale ettiğine dair eleştirilerde bulunarak, "AK Parti'nin züccaciyeye giren fil gibi üniversitelerin içine daldığı" benzetmesini yapan Özen, "AKP cam işçiliğinin ne kadar güç, ne kadar ince bir işçilik olduğunu bilmeden züccaciyeye dalar gibi üniversiteye dalmıştır." ifadelerini kullandı.

DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, Türkiye'de bir tarafta açlık sınırında çalışan yüz binlerce eğitim emekçisi, diğer tarafta bütçe yetersizliği gerekçesiyle ataması yapılmayan bir o kadar mezun öğretmen olduğunu iddia etti.

Öğretmenlerin saygınlığının aşındırıldığını, öğretmen emeğinin hızla değersizleştirildiğini savunan Gökalp, öğretmenlerin, barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma getirildiğini ileri sürdü.

Kız çocuklarının karma eğitimden değil, yoksulluktan okuyamadığını savunan Gökalp, başta kız çocukları olmak üzere yüz binlerce çocuğun kar odaklı eğitim politikaları ve yoksullaşma sebebiyle eğitim dışına itildiğini ileri sürdü. Gökalp, "Eğitim kalitesi ve okullaşma oranının yükseltilmesi ancak ve ancak çocuk yoksulluğu ve çocukların işçileştirilmesiyle mücadele kapsamında ücretsiz eğitim, sağlık, barınma, beslenme ve ulaşım gibi temel haklarının devlet tarafından güvence altına alınmasıyla mümkün olabilir." diye konuştu.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, üniversite öğrencilerinin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını öne sürerek, üniversitelere ayrılan bütçenin artırılmasını istedi.

TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde AK parti milletvekilleri söz aldı.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti hükümetlerinin art arda 22'nci bütçesini yaptığına dikkati çekerek, bu alanda, cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir istikrar sağladıklarını söyledi.

AK Parti olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde millette derin bir muhabbet kurduklarını ifade eden Gürcan, "Bu dönemde, halka tepeden bakan, üstenci, kendisini adeta halkın efendisi gören anlayışı kaldırıp attık. Millete efendi değil, hizmetkar olmayı hedefleyen, milletin iradesini tüm karar alma süreçlerinde merkeze alan bir yönetim anlayışını hayata geçirdik. Bu zihniyet devrimini idrak edebileceğimiz en kıymetli alan, hiç kuşkusuz, sosyal hizmetlerdir." diye konuştu.

Sosyal devlet anlayışının, AK Parti iktidarları döneminde gerçek anlamda uygulanmaya başladığını dile getiren Gürcan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının "Güçlü Aile, Güçlü Toplum, Güçlü Türkiye" anlayışıyla eş zamanlı olarak birçok proje yürüttüğünün altını çizdi.

Gürcan, "Hükümetlerimiz boyunca, kadınların fırsat ve imkanlardan eşit bir şekilde faydalanması, hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi, siyasetten çalışma hayatına her alana etkin katılımlarının sağlanması amacıyla tarihi adımlar attık." dedi.

AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, son 20 yılda sosyal yardım alan kişi sayısının arttığına işaret ederek, "Bir arkadaşımız 'AK Parti'den önce 1 milyon vatandaş sosyal yardım alıyordu, şimdi 4 milyon kişi yardım alıyor' demişti. Evet, bu doğru. Ancak eskiden Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında iki çeşit yardım veriliyordu, onlara da şanlıysanız başvuru yapabiliyordunuz. Ancak şu anda 47 çeşit yardım var. Şu anda kaynaklarını kendisi değerlendiren ve bu kaynakları da vatandaşıyla paylaşan bir Türkiye var." ifadelerini kullandı.

Öztürk, "Vatandaşların yaşam standartlarını yükseltmek için birçok çalışma yapılıyor. Biz, 'Her şeyi çözdük, her şey dört dörtlük demiyoruz' zaten. Her şey daha iyiye gidiyor ve hep beraber çok daha iyisini yapmak için buradayız." dedi.

- "Devrim niteliğindeki reformlarla yasaları kadınlar lehine dönüştürdük"

AK Parti Kastamonu Milletvekili Fatma Serap Ekmekci, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, güçlü aile, güçlü toplum ve güçlü Türkiye hedefiyle dur durak bilmeden çalıştığını söyledi.

Kadın ve aileye yönelik AK Parti iktidarları dönemlerinde yapılan çalışmaları anlatan Ekmekci, "Devrim niteliğindeki reformlarla yasaları kadınlar lehine dönüştürdük. Kadına yönelik şiddetle mücadele eylem planlarını hayata geçirdik, kadınların ekonomik alanda güçlendirilmesi için çabaladık. Türkiye Yüzyılı, sosyal devlet anlayışının daha da geliştiği bir dönem olacak inşallah." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, AK Parti iktidarları döneminde eğitim alanında yapılan çalışmaları anlatarak, şunları kaydetti:

"Şartlı eğitim desteği, ders kitaplarının ücretsiz olması, eğitime erişiminin önündeki engellerin kaldırılması, 8 yıllık eğitimin 12 yıla çıkarılması, başörtüsü ve katsayı zulmünün ortadan kaldırılması, mesleki eğitimde yeni alanların açılması, derslik ve okul sayılarındaki artış, okul öncesi eğitimde yüzde 85'lere varan katılım, evde eğitim ve kaynaştırma eğitim faaliyetleri ilk defa bu dönemde faaliyete geçirilmiştir. Öğretmenlere 3600 ek gösterse sözü yerine getirilmiş, uzmanlık ve başöğretmenlik unvanları getirilmiş, Türkiye genelinde 207 üniversiteye ulaşılmış, Maarif Vakfı ile dünyanın 105 ülkesinde eğitime başlanmış veya temsilcilik kurulmuştur. AK Parti, 2003 yılından itibaren en yüksek bütçeyi eğitime vermiş ve 21 yıldır da bu şekilde devam etmiştir."

AK Parti Rize Milletvekili Muhammed Avcı, Türkiye'de üniversite sayısıyla paralel olarak akademisyen ve bilim insanı sayısını da arttıklarını; nitelikli akademisyen sayısının artmasına özen gösterdiklerini söyledi.

Üniversiteleri sadece eğitim kurumu olarak görmediklerini; üniversite-sanayi işbirliği ile üretime de katkı yapar hale geldiklerini vurgulayan Avcı, "Ülkemizi 2023 yılında, 340 bine yakın yabancı öğrenciyle dünyada en fazla uluslararası öğrencinin bulunduğu ilk 10 ülke arasına soktuk." ifadesini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının 2024 yıl bütçeleri üzerine CHP milletvekilleri söz aldı.

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, Türkiye'nin UNICEF verilerine göre, çocuk yoksulluğunda dünya 2'ncisi, çocuklarda gıda yoksulluğunda ise dünya 3'ncüsü olduğunu söyledi.

Yaz saati uygulamasını eleştiren Köksal, Milli Eğitim Bakanı'nın görevinin çocukları karanlıkta okula görmek değil, çocukların beslenme çantasını doldurabileceği bir ülke inşa etmek olduğunu belirterek, "Çocukları karanlıkta okula göndermek güneşten ve kahvaltıdan kesmektir, gelişim bozukluğunun ve stresin temelidir." dedi.

Köksal, okullara temizlik görevlisi ve güvenlik personeli atanmadığını velilerin aralarında para toplayarak temizlik malzemesi aldığını, bazı okullarda kayıt işlemlerinde bunun zorunlu tutulduğunu ifade ederek, "Okullarda güvenlik görevlisi yok; uyuşturucu okul içlerine kadar girdi. Özellikle yoksulluk oranının yüksek olduğu bölgelerde her gün bıçaklı kavga haberleri geliyor." diye konuştu.

Köksal, 8 Mart 2012 yılında kabul edilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amacının "Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemek" olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu:

"Bakan diyor ki 'Kadınlar uygulanmasını istemiyor'. AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin seçim döneminde '6284 bizim kırmızı çizgimizdir' demişti. Şimdi, soruyorum Sayın Bakan, neden sizin kırmızı çizginiz değil? Partinizin görüşü nedir? Biriniz 'kırmızı çizgimiz' diyor, biriniz 'kaldırılsın' diyor. Biz hanginize inanacağız?"

- AK Parti milletvekilleri Genel Kurul Salonu'ndan ayrıldı

CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2024 yılı bütçesinin kadın ve çocuk yoksulluğunun çözümünden uzak olduğunu öne sürdü.

Türkiye'de kadınlar için bir kara düzenin hüküm sürdüğünü savunan Özcan, "Bu düzenin sicilinde şiddet var, yoksulluk var, işsizlik var. Bu yılın 11 ayında 286 kadın cinayeti, 218 şüpheli kadın ölümü yaşandı." dedi.

Özcan, kadın cinayetlerinden bahsederken AK Parti sıralarına dönerek, "Sayın vekil gülüyor ama buradan ifade edelim, bu veriler gerçek. 142 kadın iş cinayetinde yaşamını yitirdi. Ayrıca, sosyal devletin boşalttığı alan kadınların görülmeyen emeğiyle doluyor." ifadelerini kullandı.

Bu sırada CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışma yaşandı. Söz talebinin yerine getirilmemesi üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin "Biz çıkalım" diyerek, partisinin milletvekilleriyle Genel Kurul Salonu'ndan ayrıldı.

Özcan'ın konuşmasını tamamlamasının ardından salona dönen AK Parti Grup Başkanvekili Zengin ve beraberindeki partisine mensup milletvekilleri Başkanlık Divanı önünde toplanarak bir süre bekledi. Bunun üzerine Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime ara verdi.

Aranın ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, "21 yılda bir ilke tanıklık yaptık. AK Parti Grubu, kürsü işgalinde bulundu, bir eylem ortaya koydu, inanın gözlerim doldu. Ben Cumhuriyet Halk Partisi Grubu'na çok teşekkür ediyorum, AK Parti Grubu'na bile eylem yapabilmeyi öğrettiler." ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise "Biz bir defa eylem öğrenecek insanlar değiliz. Ben de arkadaşlarım da başörtüsü eylemlerini sizlere rağmen yapa yapa buraya geldik. Bizim hayatımız eylem." dedi.

CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, bütçe üzerine konuşmasında, üniversitelerdeki rektör atamalarını eleştirerek, "Yükseköğretim Kurulu 12 Eylül cuntasından bugüne devralınan en acımasız, en karanlık bürokratik vesayet kurumudur. Bu bürokratik vesayet kurumunu aldınız, kuvvetlendirdiniz, tepe tepe kullandınız, kullanmaya devam ediyorsunuz. YÖK Başkanımız Erol Özvar burada. Marmara Üniversitesinden kendisi geldi, ben de oradan barış bildirisine imza attığım için atıldım." diye konuştu.

Boğaziçi Üniversitesinden mezun olduğunu dile getiren Taşkın, şöyle devam etti:

"Orada yaşananlarda YÖK Başkanı'nın bir hakemlik yapmasını dilerdim. Ortalarda görünmüyor. Zaten YÖK çok enteresan bir kurum, olmaması gereken her konuya maydanoz oluyor, olması gereken ilkesel konularda ortalarda yok. Mezunu olmaktan çok büyük onur duyduğum, gurur duyduğum bu üniversite benim gibi bir köylü çocuğundan bir demokrat çıkarmış bir üniversitedir. Bu üniversiteden ne istiyorsunuz yahu? Neden bu üniversiteyi yok etmek istiyorsunuz?"

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal'ın 6284 sayılı kanunla ilgili sözlerine, "Bakan'ımız ve ben farklı görüşlerde olduğumuz iddia edildi. Hayır. Bakan Hanım kendisi söyledi, 'Kadınlar kaldırılmasını istiyor' dedi. Bu kanun, kadın hakları ve ailenin korunması açısından çok önemlidir, spekülasyonlara kurban edilemeyecek kadar mühim bir kazanımdır. Bu kazanımların örselenmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz." karşılığını verdi.