2010-04-23 - 14:54
TBMM GENEL KURULU ÖZEL GÜNDEMLE TOPLANDI
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel kurulunda yaptığı konuşmada, 90 yıllık mazisiyle dünya üzerindeki en tecrübeli ve birikimli parlamentolardan birine sahip olmanın milletçe gururunu taşıdıklarını ifade etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bugün, cesur
bir şekilde, korkmadan, çekinmeden, tereddüt etmeden, dünyanın her ülkesi,
her bölgesi için, dünyanın tüm çocukları için, insanlık için, barışı, hakkı, hukuku,
adaleti savunan, mazlumların, mağdurların gür ve güçlü sesi olan bir Türkiye var'' dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ''Gazi bir Meclis'' olduğunu hatırlatan
Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

''Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli mücadeleyi başarıyla idare ederek
kahramanlık destanı yazan bir Meclis'tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet
iradesinin en parlak şekilde tecelli ettiği, bağımsızlığın ve özgürlüğün timsali
olan bir Meclistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşımızı sevk ve
idare ederek ülkemizi istiklaline ve bağımsızlığına kavuştururken, çağdaş Türkiye
Cumhuriyeti'nin de temellerini atmış, 90 yıl boyunca da kalkınma ve
demokratikleşme mücadelemizin lokomotifi olmuştur.

TBMM'nin ortaya koyduğu irade, tükendi denilen bir milletin küllerinden
doğarak tarih sahnesinde güneş gibi parlamasını ifade etmiştir.

90 yıl öncesinde, savaşlardan yorgun düşmüş, kaynaklarını ve enerjisini
cephelerde yitirmiş, büyük devletlerin baskılarıyla istikbaline kastedilmiş bir
ülke varken, işte bu yüce Meclisin gayretleri neticesinde bugün 287 milyar TL
bütçesi olan, 618 milyar dolarlık milli gelire ulaşmış, 102 milyar dolar ihracat
yapabilen, dünyanın en büyük 17'inci ekonomisi konumuna yükselmiş büyük ve güçlü
bir Türkiye var.

Bugün, artık, demiryollarıyla, hızlı tren hatlarıyla, modern
havalimanlarıyla, bölünmüş karayolları, yaygın eğitim kurumları, çağdaş
üniversiteleri, ülke sathına yayılmış yatırımlarıyla hızla gelişmekte olan bir
Türkiye var.

Her şeyden önemlisi, bugün uluslararası itibarı artmış, bölgesel bir güç
konumuna yükselmiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde, İslam Konferansı
Örgütü'nde, Avrupa Konseyi'nde, G-20 Zirvesi'nde, Medeniyetler İttifakı
Girişiminde önemli roller üstlenmiş, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine
başlamış, barışın, istikrarın, huzur ve refahın savunucusu bir Türkiye var.

Bugün, cesur bir şekilde, korkmadan, çekinmeden, tereddüt etmeden,
dünyanın her ülkesi, her bölgesi için, dünyanın tüm çocukları için, insanlık
için, barışı, hakkı, hukuku, adaleti savunan, mazlumların, mağdurların gür ve
güçlü sesi olan bir Türkiye var.''

Erdoğan, 90 yıl önce açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, 87 yıl önce
kurulan Cumhuriyeti, şehitlerimizin ve gazilerimizin kutsal bir emaneti olarak
kendilerinden önceki nesillerden devraldıklarını belirterek, ''Aziz milletimizin
bu kutsal emanetini daha da yücelterek, daha da büyüterek, standartlarını daha da
yükselterek bizden sonraki nesillere devretmenin gayreti, sorumluluğu içindeyiz''
diye konuştu.

''Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetin
kuruluşunun 100;üncü yıldönümünde 1 trilyon doları aşmış milli gelir''
dediklerini hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''İşte onun için 2023'de toplamda 1 trilyon dolar dış ticaret diyoruz.
İşte onun için gözümüzü çok daha yükseklere dikiyor, çıtayı çok daha yükseğe
koyuyor, dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yerini almış bir Türkiye
diyoruz.

90 yıl önceki yokluk, yoksulluk ve imkansızlıktan nasıl bugünlere
ulaştıysak, bugünden çok daha ileri seviyeleri de yakalayabileceğimize inanıyor,
bunun azmini ve kararlılığını taşıyoruz.

İnanıyorum ki, Türkiye'nin ve Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde
olduğu takdirde aşamayacağı hiçbir engel, ulaşamayacağı hiçbir hedef yoktur.

23 Nisan 1920'de, Ankara'da Büyük Millet Meclisi, altını çizerek ifade
ediyorum, özgürlük ve bağımsızlığımızı, hakimiyeti milliye esası üzerine, bina
etmişti.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her türlü karar
mercinin TBMM oluğunu belirterek, ''Milli iradenin tecellisinde, hiçbir sınıfa, zümreye,
kuruma ya da kişiye imtiyaz verilemez; millet egemenliği üzerinde hiç bir vesayet ve
gölge kabul edilemez'' dedi.

Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal'in, TBMM'yi açılışı öncesinde yayınladığı tebliğde,
''23 Nisan 1920'den itibaren, askeri ve sivil bütün makamlarla, bütün milletin, tek
mercinin, Büyük Millet Meclisi olacağını'' ifade ettiğini kaydetti.

Erdoğan, ''Aziz Türk milletinin karakteri özgürlüktür, bağımsızlıktır,
kimseye boyun eğmemektir, iradesini namusu olarak görerek her türlü müdahaleye
karşı korumaktır. Bu iradenin tecelli yeri ise içinde bulunduğumuz bu Yüce
Meclistir'' dedi.

90 yıl boyunca, Milli Egemenlik kavramının ve milli iradenin zaman zaman
tartışma konusu yapıldığına, hatta kimi zamanlar müdahaleler yoluyla kesintiye
uğratıldığına, vesayet altına alınmak istendiğine şahit olduklarını belirten
Erdoğan, ''Millet iradesi ne zaman zayıflatıldıysa, Milletin Meclisi ne zaman
vesayet altında bırakıldıysa, demokrasi ne zaman zayıflatıldıysa, Türkiye
Cumhuriyeti de geriye gitti, zayıfladı, güç kaybetti'' diye konuştu.

Milli Egemenlik, millet iradesi ve demokrasinin, her türlü tartışmanın
üzerinde oluğuna işaret eden Erdoğan, bu kavramlar üzerinde soru işaretleri
oluşturmanın, Meclisin fonksiyonlarını etkisiz kılmaya çalışmanın, 23 Nisan 1920
ruhuna uygun düşmediği gibi, çağdaş dünyanın temel kabulleriyle de çeliştiğini
vurguladı.

''Demokrasi ne kadar gelişirse, hukuk sistemi ne kadar ileri standartlara
ulaşırsa, milletin iradesi ne derece kurum ve organlara sirayet edebilirse,
ülkenin gelişmesi, kalkınması, ilerlemesi, özgür, adil ve müreffeh imkanlara
kavuşması o kadar mümkündür'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Evet, söz milletindir, karar milletindir. Her türlü karar merci,
tartışmasız TBMM'dir. Milli iradenin tecellisinde, hiçbir sınıfa, hiçbir zümreye,
hiçbir kuruma ya da kişiye imtiyaz verilemez; millet egemenliği üzerinde hiçbir
vesayet, hiçbir gölge kabul edilemez. Modern Türkiye Cumhuriyeti'ne, zümreler,
imtiyazlı sınıflar, ikbal ve makam hırsı içindeki şahıslar, en önemlisi de
çeteler, hukuk dışı örgütlenmeler, mafyalar rota çizemez, istikamet veremez. Kimi
kurumların ya da zümrelerin, kendilerini milletin üzerinde görmesi, millet adına
karar vermesi, kendilerine özel misyonlar biçmesi, demokrasi ruhuyla, Cumhuriyet
ruhuyla, en önemlisi de 23 Nisan 1920'nin ruhuyla bağdaşmaz. Evet, millet
iradesinin gerçekleşmesinde, yoksul ile zenginin, işçi ile işverenin, memur ile
amirin, köylü ile şehirlinin, dağdaki çoban ile profesörün oyu ve seçimi arasında
asla ve asla fark yoktur, olamaz.''

Erdoğan, milli iradeye, hakimiyeti milliyeye en fazla sahip çıkması
gereken kurumun, TBMM olduğunu ifade etti.

''Milletin oylarıyla yetkilendirdiği, yasa ve Anayasa yapmak için
vazifelendirdiği vekiller, TBMM'nin bu asli, asil ve kutsal yetkisini görmezden
gelmemeli, yetkilerini devretmek, hür vicdanları üzerine konulan ipoteklere boyun
eğmek yanılgısı içine girmemelidir'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Milletin Meclisini Anayasa ve yasa yapmak konusunda aciz, yetersiz ve
yetkisiz görenler, TBMM ile birlikte milleti ve millet iradesini inkar
ettiklerini görmek ve anlamak zorundadırlar. Demokrasi bir tahammül rejimidir,
birbirine ve farklılıklara saygı duyma, her türlü sorunu diyalog ve uzlaşıyla
çözme rejimidir. Kendi sesinden başkasına sağır kesilenler, kendi sözünden
başkasını doğru görmeyenler, başkasının iradesini ve varlığını mahzurlu görenler
demokratik bir siyaset ortaya koyamazlar.

90 yıllık bir sürecin sonunda artık şu hususun anlaşılması gerektiğine
yürekten inanıyorum: Devlet, meşruiyetini kendisinden değil, milletten alır. 700
yıl önce Şeyh Edebali'nin ifade ettiği gibi, millet olarak bizim idare
anlayışımız, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesi üzerine kuruludur.

Devlet millet için vardır, devletin tüm kurumları sadece ve sadece millet
için vardır. Yasama, yürütme ve yargı yine sadece ve sadece millet için vardır.
Hiç kuşkusuz Türkiye, bu temel ilkeleri, millet egemenliğini, demokrasiyi, insan
haklarını ve hürriyetlerini geliştirdiği ve yücelttiği dönemlerde, istikrar,
güven, huzur ve refah yolunda tarihi adımlar atmıştır. Geleceğin güçlü ve büyük
Türkiye'si de yine bu ilkelerin eksiksiz şekilde hayat bulması ve uygulanması
sayesinde inşa olunacaktır.''

Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

''TBMM'yi hep birlikte kurduk. TBMM'nin sevk ve idaresiyle Kurtuluş
Savaşı'nda hep birlikte zafer kazandık. 90 yıl boyunca Türkiye'yi yokluktan alıp
bugünlere hep birlikte ulaştırdık. Milletimizi oluşturan her türlü farklılık, her
türlü zenginlik, aziz milletimizin her bir ferdi, bir ve bütün olarak Kurtuluş
Savaşı verdi, bir ve beraber olarak TBMM'yi açtı, yine birlik ve kardeşlik içinde
Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.

Geleceği de yine hep birlikte inşa edecek, Türkiye'yi birlik ve
beraberlik içinde, kardeşlik içinde, dayanışma ve paylaşma içinde yücelteceğiz.
Cumhuriyetimizin temel niteliklerini asla polemik konusu yapmayacak, milli
mücadele ruhunu ve Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini asla aklımızdan
çıkarmayacağız.

Çözümsüz gibi görünen, değişmez kaderimiz gibi görünen sorunları, aşılmaz
gibi görünen sorunları hep birlikte aşacağız. Ülkemizin tüm sorunlarının
konuşulma, tartışılma, çözülme yeri siyasettir, Meclistir, demokrasidir.
Korkmadan, çekinmeden, samimiyetle, özgüvenle her meselemizi aklı selimle,
demokratik bir duyarlılıkla müzakere edip, çözüm yoluna koyabiliriz. Bu Yüce
Meclis, her türlü sorunu ele alma, çözme olgunluğuna, potansiyeline ulaşmıştır.
Milletimiz de bizden bunu beklemektedir.

İhmale uğrayan, mağdur edilen, hakları çiğnenen, kendisini ötelenmiş,
dışlanmış hisseden kesimleri gözetecek, 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşının kardeşlik hukuku içinde kucaklaşması için ne gerekiyorsa onu
yapmalıyız, yapacağız. Meclis televizyonundan bizleri izleyen vatandaşlarımız,
çocuklarımız, gençlerimiz artık demokrasinin erdemini, siyasetin anlamını görmek,
seviyeli bir Meclis çalışmasına tanıklık etmek durumundadır. Bu konuda her
birimize sorumluluk düşüyor, duyarlılık düşüyor.

Dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı olan 23 Nisan'da, çocuklarımıza çok
daha parlak bir gelecek, özellikle bu hassasiyet içinde davranarak emanet etmenin
kararlılığı içinde olduğumuzu vurgulayarak sözlerimi bitirmek istiyorum. Gazi
Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bütün istiklal kahramanlarımızı, şehit
ve gazilerimizi, bu Mecliste görev yapmış bütün siyasetçilerimizi rahmet ve
şükranla anıyorum.'' (14.54)