2016-12-01 - 15:28
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.
Gündem dışı ilk sözü alan AK Parti Çorum Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, "Milli Tarım Projesi" hakkında yaptığı konuşmada, dünyada tarıma elverişli arazilerin, biyoçeşitliliğin azaldığını ve küresel ısınmanın, su ihtiyacının arttığını belirterek, bu olumsuzluklar karşısında gelecek nesiller için sürdürülebilir gıda arzını sağlamanın önem kazandığını ifade etti.
"Ülke olarak tarım arazilerimizi korumak, üretimimizi artırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak oldukça önemlidir." diyen Ceylan, tarımın her alanında sayısız projeler başlattıklarını bildirdi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, toplum yararına program uygulamaları, CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal ise Suriye savaşının Hatay ekonomisindeki etkileri hakkında birer gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri yerinden söz alarak gündemdeki konuları değerlendirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Adana?nın Aladağ ilçesinde kız öğrenci yurdunda çıkan yangının ardından Mecliste yaptıkları konuşmada, AK Parti iktidarı olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını söylediklerini anımsattı. Muş, bu kapsamda Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması için süreci parlamentonun başlatacağını, adli ve idari soruşturmaların devam ettiğini, kusur ve ihmali bulunanların en kısa sürede gerekli cezaları alacağını söyledi.
Halep'te uzun süredir büyük bir insani dram yaşandığına dikkati çeken Muş, şöyle devam etti:
"Halep'ten gelen görüntüler içimizi yakıyor, yüreğimizi dağlıyor. DEAŞ, Suriye'de hangi katliamları yapıyorsa aynısını Esed de yapıyor. Halep yanıyor, yıkılıyor. Dünya bu insanlık dramını sadece izliyor. Halep'te aslında sadece Halepli çocuklar değil tüm insanlık ölüyor. İnsanlığın vicdanı ölüyor. Özellikle Batı dünyası Halep'te ölen insanlara sadece birer istatistik olarak bakıyor. Paris'te ölen çocuk ile Suriye'de ölen çocuk aynı tutulmuyor. Paris'te terör saldırısı olunca ayağa kalkan dünya Suriye'de her gün ölen çocuklar için ayağa kalkmıyor."
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirterek, "Halep'te bir ölüm kalım savaşı verilmektedir. İnsanlık, Halep'te sınavdan geçmektedir. 2012'den beri saldırı altında olan Halep'te Dünya Gıda Örgütünün açıklamasına göre 13 Kasım'dan itibaren su ve gıda stoku tükenmiştir. Kilis'e 60 kilometre uzaklıkta bu ata yadigarı kent sahipsiz bırakılmamalıdır. Halep'in bizim için Gaziantep'ten, Kilis'ten bir farkı yoktur." diye konuştu.
Genel Kurulda, bütçe takvimine ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
Buna göre, 2017 Yılı Bütçe görüşmeleri, 5 Aralık Pazartesi günü saat 13.00'te başlayacak. Genel Kurul, bütçe görüşmeleri için resmi tatil günleri dahil olmak üzere her gün saat 11.00'de toplanacak. Görüşmeler 16 Aralık Cuma günü tamamlanacak.
Öte yandan, AK Parti'nin, Genel Kurulun çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, bugün eğitim alanında düzenleme içiren kanun tasarısı üzerinde görüşmeler tamamlanacak ve Türkiye ile Benin Cumhuriyeti Hükümeti arasında ekonomik, ticari ve teknik işbirliği anlaşmasının onaylanmasına ilişkin tasarıya geçilecek. Programın bugün tamamlanması halinde Genel Kurul yarın toplanmayacak.
Öneriyle ayrıca, bazı tasarı ve teklifler gündemin ön sıralarına alındı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, "Bu elim olay bizlere çocuklarımızın eğitimi ve barınması noktasında ne kadar hassas davranmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir." dedi.
Genel Kurulda, Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel öğrenci yurdunda çıkan, 11 kişinin hayatını kaybettiği, 24 kişinin de yaralandığı yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması için AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin verdiği önergeler birleştirilerek görüşüldü.
Hükümet adına söz alan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, 29 Kasım akşamı Adana'nın Aladağ ilçesinde herkesin yüreğini dağlayan acı bir olay yaşandığını belirterek, "Özel bir kız öğrenci yurdunda meydana gelen yangında, 11 evladımız ve bir görevli hayatını kaybetti. Olayda yaralanan kız çocuklarımızın ve görevlilerin tedavileri hastanelerde devam etmekte." dedi.
O gece herkesin yüreğine büyük bir ateş düştüğünü, bu acıyı ifade etmekte kelime bulmakta zorlandığını ifade eden Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu çocuklar ailelerinin umudu olduğu gibi gerçekten Türkiye'nin de umudu olan çocuklardı. Bu vesileyle kaybettiğimiz canlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize sabır, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Kaybedilen hiçbir canın telafisi yoktur. Bu olayda kusuru, ihmali olan kim varsa hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılacaktır. Konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır."
Kaya, Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla birlikte yangının yaşandığı gece Aladağ ilçesine gittiklerini ve bu süreçte devletin tüm imkanlarını seferber ederek, aileler ile yaralıların yanında olduklarını anlattı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak o gece kriz masası oluşturduklarını, 32 psikososyal destek ekibi ile birlikte olay yerinde, hastanelerde ve Adli Tıp Kurumunda ailelerin yanında olduklarını aktaran Kaya, bundan sonraki süreçte de ailelerin yanında olmaya devam edeceklerini, tüm imkanları seferber ederek acıları hafifletmeye gayret edeceklerini söyledi.
Bakan Kaya, şunları kaydetti:
"Milletimiz, olayın bütün yönleriyle, titizlikle araştırılacağından emin olsun. Bu olay aydınlatılacak ve sorumlular en ağır şekilde cezasını çekecektir. TBMM'de üzerine düşeni yapacak, konuyu bütün yönleriyle ele alacak. Buna benzer olayların bir daha yaşanmaması için yurtlarda alınması gereken tedbirler tespit edilecek. Bu elim olay bizlere çocuklarımızın eğitimi ve barınması noktasında ne kadar hassas davranmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
Eğitim altyapısını hızla yenilerken özellikle yurtlarımızda güvenlik konusunu ayrı bir şekilde ele almak durumundayız. Özellikle konu çocuklarımızsa daha titiz ve daha detaylı bir çalışma gerekiyor. Bu bizim için çok hayati bir mesele. Bu meselenin sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması, tüm kesimlerin sağduyu ve katkılarıyla mümkündür. Bu acı hepimizin ortak acısı. Bu meselenin siyaset üstü olduğunu düşünüyorum. Unutmamak gerekir ki, biz kız çocuklarımızın öğrenim hayatından kopmaması için gerçekten çok büyük bir mücadele veriyoruz."
Kaya, kız çocukların eğitimine devam etmesine yönelik pozitif ayrımcılık yaptıklarını, şartlı nakit transferi desteğinin kız çocukların lehine kullanıldığını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı yurtların dışında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak yurtlar inşa ettiklerini ve bu yurtları Milli Eğitim Bakanlığına devrettiklerini ifade eden Kaya, "Kız çocuklarımızın ortaöğretimde net okullaşma oranları 2003 yılında yüzde 45 iken, 2016 yılında yüzde 80'e yükselmiş durumda. Bu olay, kız çocukların eğitime dönük yatırımlara asla engel olmamalı. Aksine, bu alandaki yatırımlarımızın kalitesini, güvenilirliğini ve sayısını arttırmalıyız. Özellikle kırsal kesimdeki kız çocuklarımızın eğitim hayatının içinde kalması bu gayretlere bağlıdır." diye konuştu.
Yerinden söz alan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, görüşmeler sırasında söylemediği bir sözün, söylenmiş gibi söylendiğini belirterek, "Ben hiçbir zaman 5. sınıfa giden öğrenciler burada kalabilir veya kanun böyle bir izin verdi demedim. Burada 5. sınıf öğrencisi kalmıştır demek somut bir gerçektir. Ama 5. sınıftaki öğrenci kalabilir demek mevzuattaki izni gösterir. Mevzuattaki bir izin için kalabilir diye hiçbir beyanım yoktur. Çok net. Gösterirseniz bakanlıktan istifa ederim diyorum." dedi.
Görüşmelerin ardında Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel öğrenci yurdunda çıkan, 12 kişinin hayatını kaybettiği, 24 kişinin yaralandığı yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı. Komisyonun görev süresi 3 ay olacak. Komisyon, gerekirse Ankara dışında da görev yapabilecek.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin ortak önergeleriyle Adana'daki özel yurtta çıkan yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı.
Genel Kurulda, Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel öğrenci yurdunda çıkan, 12 kişinin hayatını kaybettiği, 24 kişinin yaralandığı yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması için AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin verdiği ortak önerge görüşüldü.
AK Parti Grubu adına konuşan Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, mevzuatta çocukları korumaya yönelik kanunlar ve yönetmelikler olduğunu ancak uygulamada bazı sorunlar yaşandığını gördüklerini söyledi.
Adana Aladağ'daki yurt yangınından sonra, "Acaba devlet öğrencilerinin barınması için yeterli sayıda yurt yapmıyor mu da öğrenciler bu özel yurtlara gitmek zorunda kalıyor?" sorusuna yanıt aranması gerektiğini belirten Tunç, 30 Kasım 2016 itibarıyla ortaöğretimde devlete bağlı hizmet veren yurt sayısının 2 bin 933 olduğunu kaydetti. Tunç, bu yurtların kapasitesinin 531 bin 934, yurtlarda barınan öğrenci sayısının 359 bin 181, boş kontenjan sayısının 172 bin 753 olduğunu, yani devlet yurtlarındaki doluluk oranının yüzde 67 olarak hesaplandığını bildirdi.
"Özel ortaöğretim yurtlarında yurt sayısı 2 bin 247, barınan öğrenci sayısı ise 53 bin 414." diyen Tunç, "Yani özel yurtlarda barınan öğrenci sayısının üç katından fazla devlet yurdunda boş kontenjan var." dedi.
Tunç, çeşitli sebeplerle öğrencilerin ve velilerinin özel yurtları tercih ettiğinin görüldüğünü belirterek 81 bin 500 öğrenci kapasiteli yeni 409 yurt inşaatı ve ihalesi projelerinin gerçekleştiğini ifade etti.
Yılmaz Tunç, Milli Eğitim Bakanlığının 122 milyar liralık bütçesinin 13,7 milyar lirasının derslik ve yeni yurt yapımıyla ilgili olduğunu bildirdi.
Adana'daki özel ortaöğretim yurt sayısının 69, kontenjanın 5 bin 364, barınanın ise bin 790 olduğunu vurgulayan Tunç, devletin Adana'daki ortaöğretim yurt sayısının 45, kontenjanın 7 bin 200, barınan öğrenci sayısının ise 5 bin olduğunu kaydetti.
Yılmaz Tunç, Adana'da devlet yurtlarındaki boş kontenjan sayısının, özel yurtlarda kalan öğrenci sayısından fazla olduğunu ifade etti.
Devlet yurtlarındaki doluluk oranı yüzde 67 olmasına rağmen, öğrenci ve velilerin bir bölümünün özel yurtlarda kalmayı tercih etmesi nedeniyle bu yurtların denetiminin de büyük bir önem taşıdığını vurgulayan Tunç, 2011'de ilgili kanunda yapılan değişiklikle her türlü yurt, pansiyon ve benzer kurumların açılmasını denetleme görevinin Milli Eğitim Bakanlığına devredildiğini bildirdi.
AK Parti'li Tunç, yurtların, mülki idare amirleri tarafından hazırlanan plan doğrultusunda yılda iki defa, gerekli görülürse de bakanlıkça belirli aralıklarla denetlendiğini söyledi.
Aladağ'daki yangına ilişkin denetim raporuna bakıldığı zaman birtakım eksikliklerin olduğunu gördüklerini belirten Tunç, "Yangınla ilgili maddeye baktığımız zaman binanın yangından korunmasına yönelik her katta yangın tüplerinin bulunduğu, yangın tüplerinin periyodik bakımının yapıldığı, sivil savunma ekiplerinin güncellendiği ancak yangın söndürme tatbikatının yapılmadığı görülüyor. Demek ki yangın söndürme tatbikatı yapılsa çocuklar merdivene ulaşabilecekler. Kapı kolu kırık deniliyor, bilirkişi raporu net olarak ortaya çıktığında göreceğiz. Denetimlerde yangın tatbikatının yapılmadığı ortaya çıkmışsa bu konuda müeyyidenin yapılması gerekiyor." diye konuştu.
Yılmaz Tunç, Mecliste daimi bir çocuk hakları komisyonun da artık daha net olarak düşünülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, kurulacak komisyonun, kaybettikleri minik yavruları getirmeyeceğini belirterek komisyon üyelerinin, partilerinin anlayışına göre değil insan, çocuk ve eğitim haklarına saygılı bir yaklaşımla birlik içinde bu sorunun çözümünü rapor olarak TBMM Genel Kurul gündemine getirmesini temenni etti.
Altay, asıl işin bundan sonra başlayacağını, rapordan sonra hükümetin de gerekli önlemleri alması gerektiğini vurguladı. Altay, tarihi bir görev yapacağına inandığı komisyona başarılar diledi.
CHP'nin bu konuda hep yüksek bir duyarlılık gösterdiğini, Meclisin dikkatini çektiğini dile getiren Altay, CHP'li milletvekillerinin bu konularla ilgili Meclis araştırma önergesi vererek yeni faciaların olmaması için gayret gösterdiğini söyledi. Altay, ancak gözlerin kör, kulakların sağır olduğunu, çocukların ya cinsel istismara maruz kaldığını ya da çok küçük önlemlerle engellenecek kazalara kurban verildiğini kaydetti.
"Hepimizin sorumluluğu var" diyen Altay, siyasetin sorumluluk olduğunu ifade etti. Türkiye'de yaşanan olayların, Türkiye'yi dünyaya mahcup eden olaylar olduğunu savunan Altay, gelişmiş ülkelerde insanların tesadüfen ölürken Türkiye'de tesadüfen yaşadığını ileri sürdü. Altay, nereden bakılırsa bakılsın Taşköprü kebabı gibi dökülen bir hükümetle karşı karşıya olduklarını iddia etti.
Altay, "Ehliyet ve liyakat noksanlığı, denetimsizlik, bilinçli, sistematik olarak eğitimi bazı cemaatlere, tarikatlara havale etmeniz, öğrencilerimizin barınmasını, beslenmesini kimi cemaatlere, camialara havale etmeniz bu yaşananların nedenidir. Bu ölümler, bu havalenin sonucudur." diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın, 5. sınıf öğrencilerinin de mevzuata göre bu yurtlarda kalabileceğini söylediğini belirten Altay, "Bakan, Genel Kurula yanlış bilgi veriyorsa bu olmaz. Mevcut yönetmelik, sadece kapasite uygunsa 6,7,8. sınıfların bu yurtlarda kalmasına imkan veriyor. 4, 5. sınıfa giden çocuklar bu yurtlarda, evlerde kalıyor. O ilçenin kaymakamı, milli eğitim müdürü, cumhuriyet başsavcı raf elması mı?" diye sordu.
Altay, bunlara haddini bildirecek olanın hükümet olduğunu kaydetti.
Cemaatlerin inançlarını özgürce yaşamasına hiçbir itirazlarının olmadığını dile getiren Altay, "Ama siyasi kaygılarla bir siyasi partinin, Türk milli eğitim sistemini cemaatlere taşeron etmesi kabul edilemez. Bu tür meselelere, çocuklarımızın geleceğine, bir damla kanına siyaseti alet etmek, siyasi kaygılarla bu işe bakmak kabul edeceğimiz yaklaşım değil. Tavsiyem siz de bu yaklaşımla bakmayın. Cemaatler işini yapsın, inançlarını uygulasın, Allah kabul etsin ama bırakın artık şu eğitimden cemaatler elini çeksin. Yurtların dışında kaçak evler var. Bu Meclise bomba atanlar, o kaçak evlerde eğitiliyor. Bu evlerle ilgili de komisyona tarihi görev düşüyor." dedi.
MHP adına söz alan Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, köy okulları kapatılarak taşımalı eğitim sistemiyle çocukların derneklere, vakıflara ait yurtlara mahkum edildiğini belirtti.
Yurttaki yangında ihmallerin söz konusu olduğunu vurgulayan Depboylu, yangın merdiveninin kapısının neden kilitli ya da kapı kolunun neden sökülmüş olduğunu sordu.
Yurtların denetimlerinin nasıl yapıldığı konusunda şüphelerinin olduğunu dile getiren Depboylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Vakıf ve derneklere ait yurtların kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise durum ve şartlarının yeni bir denetimden geçirilmesi gerekir. Önceki denetimlerde ihmal ve kusurlar ile sorumluların bulunarak gerekli işlemlerin yapılması gerekir. Çocuklarımızın barınacakları yurtların denetimlerini sağlayacak güçlü bir mevzuatın oluşturulması ve bugüne kadar gerçekleşmiş ihmal ve kusurların belirlenmesi amacıyla açılacak Meclis araştırmasının, gelecekte yaşanabilecek faciaları engelleyeceğine inanıyoruz."
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetmeliğine göre, ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların özel yurtlarda kalamayacağını belirterek bu konuda sorumluluğun Milli Eğitim Bakanlığında olduğunu söyledi.
Yangınla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda da yurda ilişkin eksikliklerin tespit edildiğini anımsatan Beştaş, gelecek günlerde bu rapora göre sorumluların cezalandırılıp cezalandırılmadığının takipçisi olacaklarını söyledi.
Beştaş, "Şu anda tehlike çok büyük. Yüzlerce yurtta, binlerce çocuğumuz o denetimsiz, yangın benzeri herhangi bir felakete yol açabilecek koşullarda tutuluyor. Bu ideolojik bir yaklaşımdır. Yurtları cemaatlere, tarikatlara, vakıflara, özel yurtlara terk etmek tesadüfi bir şey değildir. Bu bir hükümet politikasıdır." görüşünü ileri sürdü.
Görüşmelerin ardından yapılan oylama ile Adana'nın Aladağ ilçesinde faaliyet gösteren özel yurttaki yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verildi. Kabul edilen ortak önergede şu ifadelere yer verildi:
"Adana'nın Aladağ ilçesinde faaliyet gösteren kız öğrenci yurdunda çıkan yangın sonucunda 11 öğrenci ve 1 eğitimci hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde faaliyet gösteren öğrenci yurtlarında gerçekleşen çocuklarımıza yönelik istismar ve can kaybına neden olan olaylar, tüm Türkiye'yi derinden üzmüş, endişelendirmiştir. Benzer acıların bir kez daha yaşanmaması ve kamusal eğitim ve barınma haklarının tüm öğrencilerimiz için güvence altına alınıp yaygınlaştırılması için alınması, gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması için gereğinin yapılmasını arz ederiz."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Gündem dışı ilk sözü alan AK Parti Çorum Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, "Milli Tarım Projesi" hakkında yaptığı konuşmada, dünyada tarıma elverişli arazilerin, biyoçeşitliliğin azaldığını ve küresel ısınmanın, su ihtiyacının arttığını belirterek, bu olumsuzluklar karşısında gelecek nesiller için sürdürülebilir gıda arzını sağlamanın önem kazandığını ifade etti.
"Ülke olarak tarım arazilerimizi korumak, üretimimizi artırmak ve gıda güvenliğimizi sağlamak oldukça önemlidir." diyen Ceylan, tarımın her alanında sayısız projeler başlattıklarını bildirdi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, toplum yararına program uygulamaları, CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal ise Suriye savaşının Hatay ekonomisindeki etkileri hakkında birer gündem dışı konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda grup başkanvekilleri yerinden söz alarak gündemdeki konuları değerlendirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Adana?nın Aladağ ilçesinde kız öğrenci yurdunda çıkan yangının ardından Mecliste yaptıkları konuşmada, AK Parti iktidarı olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını söylediklerini anımsattı. Muş, bu kapsamda Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması için süreci parlamentonun başlatacağını, adli ve idari soruşturmaların devam ettiğini, kusur ve ihmali bulunanların en kısa sürede gerekli cezaları alacağını söyledi.
Halep'te uzun süredir büyük bir insani dram yaşandığına dikkati çeken Muş, şöyle devam etti:
"Halep'ten gelen görüntüler içimizi yakıyor, yüreğimizi dağlıyor. DEAŞ, Suriye'de hangi katliamları yapıyorsa aynısını Esed de yapıyor. Halep yanıyor, yıkılıyor. Dünya bu insanlık dramını sadece izliyor. Halep'te aslında sadece Halepli çocuklar değil tüm insanlık ölüyor. İnsanlığın vicdanı ölüyor. Özellikle Batı dünyası Halep'te ölen insanlara sadece birer istatistik olarak bakıyor. Paris'te ölen çocuk ile Suriye'de ölen çocuk aynı tutulmuyor. Paris'te terör saldırısı olunca ayağa kalkan dünya Suriye'de her gün ölen çocuklar için ayağa kalkmıyor."
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirterek, "Halep'te bir ölüm kalım savaşı verilmektedir. İnsanlık, Halep'te sınavdan geçmektedir. 2012'den beri saldırı altında olan Halep'te Dünya Gıda Örgütünün açıklamasına göre 13 Kasım'dan itibaren su ve gıda stoku tükenmiştir. Kilis'e 60 kilometre uzaklıkta bu ata yadigarı kent sahipsiz bırakılmamalıdır. Halep'in bizim için Gaziantep'ten, Kilis'ten bir farkı yoktur." diye konuştu.
Genel Kurulda, bütçe takvimine ilişkin Danışma Kurulu önerisi kabul edildi.
Buna göre, 2017 Yılı Bütçe görüşmeleri, 5 Aralık Pazartesi günü saat 13.00'te başlayacak. Genel Kurul, bütçe görüşmeleri için resmi tatil günleri dahil olmak üzere her gün saat 11.00'de toplanacak. Görüşmeler 16 Aralık Cuma günü tamamlanacak.
Öte yandan, AK Parti'nin, Genel Kurulun çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, bugün eğitim alanında düzenleme içiren kanun tasarısı üzerinde görüşmeler tamamlanacak ve Türkiye ile Benin Cumhuriyeti Hükümeti arasında ekonomik, ticari ve teknik işbirliği anlaşmasının onaylanmasına ilişkin tasarıya geçilecek. Programın bugün tamamlanması halinde Genel Kurul yarın toplanmayacak.
Öneriyle ayrıca, bazı tasarı ve teklifler gündemin ön sıralarına alındı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, "Bu elim olay bizlere çocuklarımızın eğitimi ve barınması noktasında ne kadar hassas davranmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir." dedi.
Genel Kurulda, Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel öğrenci yurdunda çıkan, 11 kişinin hayatını kaybettiği, 24 kişinin de yaralandığı yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması için AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin verdiği önergeler birleştirilerek görüşüldü.
Hükümet adına söz alan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, 29 Kasım akşamı Adana'nın Aladağ ilçesinde herkesin yüreğini dağlayan acı bir olay yaşandığını belirterek, "Özel bir kız öğrenci yurdunda meydana gelen yangında, 11 evladımız ve bir görevli hayatını kaybetti. Olayda yaralanan kız çocuklarımızın ve görevlilerin tedavileri hastanelerde devam etmekte." dedi.
O gece herkesin yüreğine büyük bir ateş düştüğünü, bu acıyı ifade etmekte kelime bulmakta zorlandığını ifade eden Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu çocuklar ailelerinin umudu olduğu gibi gerçekten Türkiye'nin de umudu olan çocuklardı. Bu vesileyle kaybettiğimiz canlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize sabır, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Kaybedilen hiçbir canın telafisi yoktur. Bu olayda kusuru, ihmali olan kim varsa hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılacaktır. Konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır."
Kaya, Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla birlikte yangının yaşandığı gece Aladağ ilçesine gittiklerini ve bu süreçte devletin tüm imkanlarını seferber ederek, aileler ile yaralıların yanında olduklarını anlattı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak o gece kriz masası oluşturduklarını, 32 psikososyal destek ekibi ile birlikte olay yerinde, hastanelerde ve Adli Tıp Kurumunda ailelerin yanında olduklarını aktaran Kaya, bundan sonraki süreçte de ailelerin yanında olmaya devam edeceklerini, tüm imkanları seferber ederek acıları hafifletmeye gayret edeceklerini söyledi.
Bakan Kaya, şunları kaydetti:
"Milletimiz, olayın bütün yönleriyle, titizlikle araştırılacağından emin olsun. Bu olay aydınlatılacak ve sorumlular en ağır şekilde cezasını çekecektir. TBMM'de üzerine düşeni yapacak, konuyu bütün yönleriyle ele alacak. Buna benzer olayların bir daha yaşanmaması için yurtlarda alınması gereken tedbirler tespit edilecek. Bu elim olay bizlere çocuklarımızın eğitimi ve barınması noktasında ne kadar hassas davranmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
Eğitim altyapısını hızla yenilerken özellikle yurtlarımızda güvenlik konusunu ayrı bir şekilde ele almak durumundayız. Özellikle konu çocuklarımızsa daha titiz ve daha detaylı bir çalışma gerekiyor. Bu bizim için çok hayati bir mesele. Bu meselenin sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması, tüm kesimlerin sağduyu ve katkılarıyla mümkündür. Bu acı hepimizin ortak acısı. Bu meselenin siyaset üstü olduğunu düşünüyorum. Unutmamak gerekir ki, biz kız çocuklarımızın öğrenim hayatından kopmaması için gerçekten çok büyük bir mücadele veriyoruz."
Kaya, kız çocukların eğitimine devam etmesine yönelik pozitif ayrımcılık yaptıklarını, şartlı nakit transferi desteğinin kız çocukların lehine kullanıldığını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı yurtların dışında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak yurtlar inşa ettiklerini ve bu yurtları Milli Eğitim Bakanlığına devrettiklerini ifade eden Kaya, "Kız çocuklarımızın ortaöğretimde net okullaşma oranları 2003 yılında yüzde 45 iken, 2016 yılında yüzde 80'e yükselmiş durumda. Bu olay, kız çocukların eğitime dönük yatırımlara asla engel olmamalı. Aksine, bu alandaki yatırımlarımızın kalitesini, güvenilirliğini ve sayısını arttırmalıyız. Özellikle kırsal kesimdeki kız çocuklarımızın eğitim hayatının içinde kalması bu gayretlere bağlıdır." diye konuştu.
Yerinden söz alan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, görüşmeler sırasında söylemediği bir sözün, söylenmiş gibi söylendiğini belirterek, "Ben hiçbir zaman 5. sınıfa giden öğrenciler burada kalabilir veya kanun böyle bir izin verdi demedim. Burada 5. sınıf öğrencisi kalmıştır demek somut bir gerçektir. Ama 5. sınıftaki öğrenci kalabilir demek mevzuattaki izni gösterir. Mevzuattaki bir izin için kalabilir diye hiçbir beyanım yoktur. Çok net. Gösterirseniz bakanlıktan istifa ederim diyorum." dedi.
Görüşmelerin ardında Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel öğrenci yurdunda çıkan, 12 kişinin hayatını kaybettiği, 24 kişinin yaralandığı yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı. Komisyonun görev süresi 3 ay olacak. Komisyon, gerekirse Ankara dışında da görev yapabilecek.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin ortak önergeleriyle Adana'daki özel yurtta çıkan yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması kararlaştırıldı.
Genel Kurulda, Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel öğrenci yurdunda çıkan, 12 kişinin hayatını kaybettiği, 24 kişinin yaralandığı yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulması için AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin verdiği ortak önerge görüşüldü.
AK Parti Grubu adına konuşan Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, mevzuatta çocukları korumaya yönelik kanunlar ve yönetmelikler olduğunu ancak uygulamada bazı sorunlar yaşandığını gördüklerini söyledi.
Adana Aladağ'daki yurt yangınından sonra, "Acaba devlet öğrencilerinin barınması için yeterli sayıda yurt yapmıyor mu da öğrenciler bu özel yurtlara gitmek zorunda kalıyor?" sorusuna yanıt aranması gerektiğini belirten Tunç, 30 Kasım 2016 itibarıyla ortaöğretimde devlete bağlı hizmet veren yurt sayısının 2 bin 933 olduğunu kaydetti. Tunç, bu yurtların kapasitesinin 531 bin 934, yurtlarda barınan öğrenci sayısının 359 bin 181, boş kontenjan sayısının 172 bin 753 olduğunu, yani devlet yurtlarındaki doluluk oranının yüzde 67 olarak hesaplandığını bildirdi.
"Özel ortaöğretim yurtlarında yurt sayısı 2 bin 247, barınan öğrenci sayısı ise 53 bin 414." diyen Tunç, "Yani özel yurtlarda barınan öğrenci sayısının üç katından fazla devlet yurdunda boş kontenjan var." dedi.
Tunç, çeşitli sebeplerle öğrencilerin ve velilerinin özel yurtları tercih ettiğinin görüldüğünü belirterek 81 bin 500 öğrenci kapasiteli yeni 409 yurt inşaatı ve ihalesi projelerinin gerçekleştiğini ifade etti.
Yılmaz Tunç, Milli Eğitim Bakanlığının 122 milyar liralık bütçesinin 13,7 milyar lirasının derslik ve yeni yurt yapımıyla ilgili olduğunu bildirdi.
Adana'daki özel ortaöğretim yurt sayısının 69, kontenjanın 5 bin 364, barınanın ise bin 790 olduğunu vurgulayan Tunç, devletin Adana'daki ortaöğretim yurt sayısının 45, kontenjanın 7 bin 200, barınan öğrenci sayısının ise 5 bin olduğunu kaydetti.
Yılmaz Tunç, Adana'da devlet yurtlarındaki boş kontenjan sayısının, özel yurtlarda kalan öğrenci sayısından fazla olduğunu ifade etti.
Devlet yurtlarındaki doluluk oranı yüzde 67 olmasına rağmen, öğrenci ve velilerin bir bölümünün özel yurtlarda kalmayı tercih etmesi nedeniyle bu yurtların denetiminin de büyük bir önem taşıdığını vurgulayan Tunç, 2011'de ilgili kanunda yapılan değişiklikle her türlü yurt, pansiyon ve benzer kurumların açılmasını denetleme görevinin Milli Eğitim Bakanlığına devredildiğini bildirdi.
AK Parti'li Tunç, yurtların, mülki idare amirleri tarafından hazırlanan plan doğrultusunda yılda iki defa, gerekli görülürse de bakanlıkça belirli aralıklarla denetlendiğini söyledi.
Aladağ'daki yangına ilişkin denetim raporuna bakıldığı zaman birtakım eksikliklerin olduğunu gördüklerini belirten Tunç, "Yangınla ilgili maddeye baktığımız zaman binanın yangından korunmasına yönelik her katta yangın tüplerinin bulunduğu, yangın tüplerinin periyodik bakımının yapıldığı, sivil savunma ekiplerinin güncellendiği ancak yangın söndürme tatbikatının yapılmadığı görülüyor. Demek ki yangın söndürme tatbikatı yapılsa çocuklar merdivene ulaşabilecekler. Kapı kolu kırık deniliyor, bilirkişi raporu net olarak ortaya çıktığında göreceğiz. Denetimlerde yangın tatbikatının yapılmadığı ortaya çıkmışsa bu konuda müeyyidenin yapılması gerekiyor." diye konuştu.
Yılmaz Tunç, Mecliste daimi bir çocuk hakları komisyonun da artık daha net olarak düşünülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, kurulacak komisyonun, kaybettikleri minik yavruları getirmeyeceğini belirterek komisyon üyelerinin, partilerinin anlayışına göre değil insan, çocuk ve eğitim haklarına saygılı bir yaklaşımla birlik içinde bu sorunun çözümünü rapor olarak TBMM Genel Kurul gündemine getirmesini temenni etti.
Altay, asıl işin bundan sonra başlayacağını, rapordan sonra hükümetin de gerekli önlemleri alması gerektiğini vurguladı. Altay, tarihi bir görev yapacağına inandığı komisyona başarılar diledi.
CHP'nin bu konuda hep yüksek bir duyarlılık gösterdiğini, Meclisin dikkatini çektiğini dile getiren Altay, CHP'li milletvekillerinin bu konularla ilgili Meclis araştırma önergesi vererek yeni faciaların olmaması için gayret gösterdiğini söyledi. Altay, ancak gözlerin kör, kulakların sağır olduğunu, çocukların ya cinsel istismara maruz kaldığını ya da çok küçük önlemlerle engellenecek kazalara kurban verildiğini kaydetti.
"Hepimizin sorumluluğu var" diyen Altay, siyasetin sorumluluk olduğunu ifade etti. Türkiye'de yaşanan olayların, Türkiye'yi dünyaya mahcup eden olaylar olduğunu savunan Altay, gelişmiş ülkelerde insanların tesadüfen ölürken Türkiye'de tesadüfen yaşadığını ileri sürdü. Altay, nereden bakılırsa bakılsın Taşköprü kebabı gibi dökülen bir hükümetle karşı karşıya olduklarını iddia etti.
Altay, "Ehliyet ve liyakat noksanlığı, denetimsizlik, bilinçli, sistematik olarak eğitimi bazı cemaatlere, tarikatlara havale etmeniz, öğrencilerimizin barınmasını, beslenmesini kimi cemaatlere, camialara havale etmeniz bu yaşananların nedenidir. Bu ölümler, bu havalenin sonucudur." diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın, 5. sınıf öğrencilerinin de mevzuata göre bu yurtlarda kalabileceğini söylediğini belirten Altay, "Bakan, Genel Kurula yanlış bilgi veriyorsa bu olmaz. Mevcut yönetmelik, sadece kapasite uygunsa 6,7,8. sınıfların bu yurtlarda kalmasına imkan veriyor. 4, 5. sınıfa giden çocuklar bu yurtlarda, evlerde kalıyor. O ilçenin kaymakamı, milli eğitim müdürü, cumhuriyet başsavcı raf elması mı?" diye sordu.
Altay, bunlara haddini bildirecek olanın hükümet olduğunu kaydetti.
Cemaatlerin inançlarını özgürce yaşamasına hiçbir itirazlarının olmadığını dile getiren Altay, "Ama siyasi kaygılarla bir siyasi partinin, Türk milli eğitim sistemini cemaatlere taşeron etmesi kabul edilemez. Bu tür meselelere, çocuklarımızın geleceğine, bir damla kanına siyaseti alet etmek, siyasi kaygılarla bu işe bakmak kabul edeceğimiz yaklaşım değil. Tavsiyem siz de bu yaklaşımla bakmayın. Cemaatler işini yapsın, inançlarını uygulasın, Allah kabul etsin ama bırakın artık şu eğitimden cemaatler elini çeksin. Yurtların dışında kaçak evler var. Bu Meclise bomba atanlar, o kaçak evlerde eğitiliyor. Bu evlerle ilgili de komisyona tarihi görev düşüyor." dedi.
MHP adına söz alan Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, köy okulları kapatılarak taşımalı eğitim sistemiyle çocukların derneklere, vakıflara ait yurtlara mahkum edildiğini belirtti.
Yurttaki yangında ihmallerin söz konusu olduğunu vurgulayan Depboylu, yangın merdiveninin kapısının neden kilitli ya da kapı kolunun neden sökülmüş olduğunu sordu.
Yurtların denetimlerinin nasıl yapıldığı konusunda şüphelerinin olduğunu dile getiren Depboylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Vakıf ve derneklere ait yurtların kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise durum ve şartlarının yeni bir denetimden geçirilmesi gerekir. Önceki denetimlerde ihmal ve kusurlar ile sorumluların bulunarak gerekli işlemlerin yapılması gerekir. Çocuklarımızın barınacakları yurtların denetimlerini sağlayacak güçlü bir mevzuatın oluşturulması ve bugüne kadar gerçekleşmiş ihmal ve kusurların belirlenmesi amacıyla açılacak Meclis araştırmasının, gelecekte yaşanabilecek faciaları engelleyeceğine inanıyoruz."
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetmeliğine göre, ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların özel yurtlarda kalamayacağını belirterek bu konuda sorumluluğun Milli Eğitim Bakanlığında olduğunu söyledi.
Yangınla ilgili hazırlanan bilirkişi raporunda da yurda ilişkin eksikliklerin tespit edildiğini anımsatan Beştaş, gelecek günlerde bu rapora göre sorumluların cezalandırılıp cezalandırılmadığının takipçisi olacaklarını söyledi.
Beştaş, "Şu anda tehlike çok büyük. Yüzlerce yurtta, binlerce çocuğumuz o denetimsiz, yangın benzeri herhangi bir felakete yol açabilecek koşullarda tutuluyor. Bu ideolojik bir yaklaşımdır. Yurtları cemaatlere, tarikatlara, vakıflara, özel yurtlara terk etmek tesadüfi bir şey değildir. Bu bir hükümet politikasıdır." görüşünü ileri sürdü.
Görüşmelerin ardından yapılan oylama ile Adana'nın Aladağ ilçesinde faaliyet gösteren özel yurttaki yangınla ilgili Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verildi. Kabul edilen ortak önergede şu ifadelere yer verildi:
"Adana'nın Aladağ ilçesinde faaliyet gösteren kız öğrenci yurdunda çıkan yangın sonucunda 11 öğrenci ve 1 eğitimci hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde faaliyet gösteren öğrenci yurtlarında gerçekleşen çocuklarımıza yönelik istismar ve can kaybına neden olan olaylar, tüm Türkiye'yi derinden üzmüş, endişelendirmiştir. Benzer acıların bir kez daha yaşanmaması ve kamusal eğitim ve barınma haklarının tüm öğrencilerimiz için güvence altına alınıp yaygınlaştırılması için alınması, gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması için gereğinin yapılmasını arz ederiz."
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
