2009-08-12 - 16:32
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın ''kan dökenler ve anaların gözyaşı üzerinden siyaset yaptığını'' öne sürdü.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın ''kan dökenler ve anaların gözyaşı üzerinden siyaset yaptığını'' öne sürdü.
Vural, MHP'nin, Türk milletini çözdürmemeye, bin yıllık kardeşliği bozdurmamaya kararlı olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın dün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya
değinen Vural, ''AKP grubu ağlama duvarına dönmüştür. Hamaset ve gözyaşı
üzerinden siyaset yapıp kardeşliği bozan bu projenin üzerine gözyaşlarıyla bir
ambalaj örtmek istiyorlar. 'Şehitler üzerinden siyaset yapıyorlar' diyordu bize.
Bugün gelinen noktada Başbakan, kan dökenler üzerinden siyaset yapıyor, anaların
gözyaşı üzerinden siyaset üretiyor. Sayın Başbakan bu yolun Türk milletinin yolu
olmadığının farkına varmalıdır'' görüşünü dile getirdi.
Erdoğan'ın konuşmasını ''Yeşilçam retoriği'' olarak niteleyen Vural,
şöyle devam etti:
''Sayın Başbakan, 'kardeşlik projesi başlatacağız' diyor. Projesi,
kardeşliği bozma projesidir. Ben buna 'Karpuz siyaseti' diyorum. Dışı yeşil, içi
kırmızı. Muhafazakar değerleri, muhafazakar inançları hortumluyorlar, içini
boşaltıyorlar. Milli kimlik yerine etnik kimlik, milli kültür yerine etnik
kültürü oluşturmak istiyorlar. Tam bir münafık siyaseti, iki yüzlü siyaset...
Sayın Başbakan, ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.''
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın ''açılım'' çalışmasını daha önce ''devlet
projesi'' olarak nitelendirdiğini anımsatan Vural, Atalay'ın DSP'yi ziyaret
ederken yanında partisinden yöneticilerin yer aldığını belirtti. Vural, ''Sayın
İçişleri Bakanı bu devlet projesi ise yanınızda AKP yöneticilerinin ne işi var?
Burası bir parti devleti mi? Siz hükümet değil misiniz? Hükümetseniz yanınızda
niye AKP yöneticileri var? Projenin devlet projesi değil, AKP'nin parti çalışması
olduğu ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.
''(PKK'LILARI) İSPANYA'YA TATİLE GÖNDERSİNLER''
Soruları da yanıtlayan Vural, Başbakan Erdoğan'ın kendisini kastederek
''edep dışı'' konuştuğunu söylediğinin belirtilmesi üzerine şunları söyledi:
''Edepten bahseden Sayın Başbakan mı? Takdiri size bırakıyorum. Şehitlere
'kelle' diyen, 'artistlik yapma' diyen, 'ağzınız kokuyor' diyen bir Başbakan...
Biz milli terbiyeden nasibimizi almışız. Bizim edep ve ahlak dışı hiçbir sözümüz
olmamıştır. Başbakan bu tür konuşmalarını yaparken Başbakan sıfatını
Başbakanlıkta bırakırsa daha uygun olur.''
AK Parti Adana Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'a atfen bugün bir
gazete "PKK'nın 200 üst yöneticisinin başka bir ülkeye gönderilmesi'' yönündeki
sözlerin anımsatılması üzerine de Vural, şöyle konuştu:
''Çözüm dedikleri husus belli. PKK ile müzakere, mütareke ve af
getirmektir. 'İmralı muhatap alınmalı', diyenler AKP'li milletvekilleri değil mi?
Emine Ayna ile ne farkları var. Bu 200 kişiyi milletin parasıyla İspanya'ya
tatile göndersinler, rehabilitasyona tabi tutsunlar. Madem çok demokratikler,
getirsinler AKP listesinden milletvekili yapsınlar, çok daha demokratik olur.
Yakında bunu da önerecekler diye düşünüyorum.''
''TİLLOLU MU AYDINLARLI MI?''
''Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sizin kendinizi
tanıtırken Tillo'lu olduğunuzu söylediğinizi belirtti. Tillolu musunuz,
Aydınlarlı mısınız'' sorusuna ise Vural, şu yanıtı verdi:
''Ben Diyarbakır doğumluyum. Asıl nüfusum Siirt. Köy de Aydınlar... Bu
coğrafyayı vatan yapan bir ecdadın evladıyım. Dolayısıyla Sayın Arınç o yörenin
adını anarken salavat getirmesinde fayda var. Biz bu Türk milletinin evladıyız.
Diyarbakır'a Amed mi diyecekler, Hakkari'ye Çölemerik mi diyecekler. İstanbul'a
Konstantinapolis mi diyecekler. Çok mu demokratik olacaklar. Bu coğrafyaya 1071
yılında Türk milleti mührünü vurmuştur. Bu mührü sökmek isteyenlere karşı da
Kurtuluş Savaşıyla mücadele verilmiş, mühür söktürülmemiştir. Bundan sonra da
söktürülmeyecektir. Önemli olan budur. Anadolu'da olan herkesin büyük Türk
milletinin bir ferdi olduğunun gururu ve onuru içerisinde olmasını tavsiye
ediyorum. Kendisine de tavsiyem budur.''
