2012-01-06 - 12:38
CHP'Lİ KUŞOĞLU'NUN BASIN TOPLANTISI?
CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti Hükümetinin çıkardığı 35 KHK ile devletin yapısının değiştiğini ve devletin çivisinin çıktığını iddia etti. Kuşoğlu, "Özellikle en son çıkarılan 35 KHK'nın devlet bürokrasisinde tam bir karmaşa, kaos ve moralsizlik yarattığını belirtmeliyim."dedi

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti Hükümetinin çıkardığı 35 KHK ile devletin yapısının değiştiğini ve devletin çivisinin çıktığını iddia etti. Kuşoğlu, "Özellikle en son çıkarılan 35 KHK'nın devlet bürokrasisinde tam bir karmaşa, kaos ve moralsizlik yarattığını belirtmeliyim."dedi

Hükümetin KHK yetkisi aldığı geçen Mayıs ayından beri 5000 civarında üçlü kararname çıkardığını belirten Kuşoğlu, "Birkaç ay içersinde 5000 üçlü kararname demek devletin tepesinin de alt-üst edilmesi demektir." dedi

Kuşoğlu, KHK'lar ile yapısı değiştirilen bakanlıkların teşkilat düzenlerinin birkaç ay içerisinde defalarca değiştiğini ileri sürerek, ''Örneğin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ilgili 6, Ekonomi Bakanlığı ile ilgili 5, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile ilgili 5, Orman ve Su, Gıda Tarım ve Hayvancılık ve Gençlik ve Spor bakanlıkları ile ilgili 3'er, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Kalkınma ve Aile Sosyal Yardımlaşma bakanlıkları ile ilgili KHK'lar 2'şer kez değişmiştir'' şeklinde konuştu.

Kurumlar arası eşgüdümün bozulduğunu da iddia eden Bülent Kuşoğlu, KHK'lar sonrasında hukuk devletinden uzaklaşıldığını savundu.

CHP'li Kuşoğlu, sözlerinde şunları kaydetti:

"Bir küresel kriz dönemi yaşıyoruz. Bu yapısal kriz yalnızca ekonomik değil, her alanı etkileyen bir yapısal kriz. Böyle ortamlarda etkilenecek kurum ve kavramların başında devlet gelir.

Devlet, siyasetin somutlaştırdığı bir kurum ve aynı zamanda her birimiz için de bir algıdır. Devlet mekanizması iyi çalışırsa halka daha iyi hizmet verilir ve halk ülkesine daha çok güven duyar. TBMM kürsüsünden en çok da iktidar milletvekillerinin kullandığı ve Osman Gazi'ye atfedilen "insanı yaşat ki devlet yaşasın" sözü sık sık söyleniyor ama Türkiye'de ne devlet ne de insan yüceltiliyor. Devlet, reform ihtiyacının had safhada olduğu ve küresel kriz koşullarının ülkeyi tehdit ettiği bir dönemde maalesef alt-üst ediliyor.

Küresel kriz, borçları ve açıklarına karşı tasarruf etmek yerine zaten dünyanın en fazla taşıt aracına sahip devleti iken israfı da abartarak sadece bu yıl 273 milyona alacağımız 4650 taşıt aracından veya yeni lojmanlardan bahsetmiyorum. Daha vahim bir gidişat var?

Özellikle en son çıkarılan 35 KHK'nın devlet bürokrasisinde tam bir karmaşa, kaos ve moralsizlik yarattığını belirtmeliyim. 35 yurttaşımızın ölümü ile sonuçlanan vahim Uludere olayında kamu kurumlarının beceriksizliği ve koordinasyonsuzluğu çok açıktır, ancak diğer kurumlarda veya olaylarda aynı şekilde bu tür eksiklikler net bir şekilde görülmemektedir. Çünkü devlet bir günde kurulmadığı gibi bir günde de çökmez ve sakıncalar hemen ortaya çıkmaz ama gidişat vahimdir.

35 KHK sonrası en belirgin özellik devlette klasik teftiş döneminin bitmiş olması, daha doğrusu denetimin bitmiş olmasıdır. Bunu sadece Maliye Bakanlığındaki klasik denetim ve teftiş kurullarının bitmesi konusunda söylemiyorum, tüm bakanlıklarda denetimin bitmesini kastediyorum. Teftiş ve denetim kurulları sonlandırıldı ama altını çizerek belirtiyorum yerlerine fiilen yeni ve daha iyi işlevi olan bir kurum getirilemedi.

Bizim bürokrasimizde "uzman" önemli bir unvandı şimdi ne olduğu belli değil, ortak bir tanımı yok. Kariyer mesleği olduğunu düşündüğümüz, gençlerin kamuda müthiş bir yarışa girdiği bir çok unvan yok oldu. Dolayısı ile altını çizerek belirtiyorum, bürokrasinin temelleri yok edilmiş oldu.

35 KHK ile tüm bakanlıkların teşkilat yapıları değişti. Ancak, ilginçtir bazı bakanlıklarda teşkilat yapıları birkaç ay içersinde defalarca değişti. Örneğin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ilgili 6, Ekonomi Bakanlığı ile ilgili 5, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile ilgili 5, Orman ve Su, Gıda Tarım ve Hayvancılık ve Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile ilgili 3'er, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Kalkınma ve Aile Sosyal Yardımlaşma Bakanlıkları ile ilgili KHK'lar 2'şer kez değişmiştir. Bu rakamlar altını çizerek belirtiyorum iktidarın devletin yapısı ve geleceği hakkında hiçbir fikri olmadığını göstermektedir. Diğer taraftan bu kadar değişiklikten sonra kurumlar arası eşgüdüm daha da bozulmuştur. Örneğin ekonomi ile ilgili 6 ayrı bakanlık söz konusudur.

Hükümetin KHK yetkisi aldığı geçen Mayıs ayından beri 5000 civarında üçlü kararname çıkmıştır. Birkaç ay içersinde 5000 üçlü kararname demek devletin tepesinin de alt-üst edilmesi demektir. Devlet de 118.409 yeni kadro yaratılmış, 3876 araştırmacı kadrosu oluşturulmuş ve sadece Sağlık Bakanlığı'nda bu araştırmacı kadrolarına 1886 müdür, şef gibi deneyimli memur atanarak tam bir kıyım yapılmıştır. Başarılı olduğu iddia edilen bir kurum olan TİKA'da tüm şefler araştırmacı kadrolarına atanmış durumdadır.

Ben bunları söylerken devletteki bize yakın kadrolar tasfiye ediliyor diye şikayet etmiyorum. Devlette iktidar yanlısı olanlar dışında başka eğilimde zaten bürokrat kalmadı, birleri kavga ediyor fakat bu arada da devlet kurumları alt-üst ediliyor, buna dikkat çekmek istiyorum.

"Eşit işe eşit ücret" sloganı ile çıkarılan 666 sayılı KHK'nin durumunu biliyorsunuz; TBMM bu KHK daha uygulamaya geçmeden bir haftadır yanlışlıklarını düzeltmeye çalışıyor. Haftaya da devam edecek. Şimdiden yeni ücret sistemin çözüm getirmediği, karmaşayı artırdığı anlaşıldı.

KHK'larla oluşan diğer bir garabette medyaya da yansıdı. A.Ü. SBF Öğretim üyesi Prof.Dr.Onur Karahanoğulları'da bir kamu hukukçusu olarak dile getirdi, başbakan yardımcılarının ataması yapılmamış vaziyette ve hukuki bir skandal oluşmuş durumda; Bilindiği gibi bakanlar kurulunun atanması Anayasa'ya göre yapılmak zorundadır. Anayasa'nın 109'uncu maddesine göre ise bakanların usulüne göre "atanma"ları gerekir. Başbakan yardımcıları önce bakan olarak atanmalıdırlar ki başbakan yardımcısı olabilsinler. Devlet bakanlıkları kaldırılmıştır. Başbakan yardımcıları görevlendirilmişlerdir, atanmamışlardır. Ne bakanı oldukları belli değildir. Ortada net bir hukuki boşluk vardır.

Thomas Hobbes'un Leviathan'ını bilirsiniz. Bu son gelişmeler ve KHK'lar sonrası zaten zorlandığımız bir konu olan hukuk devleti olmaktan hızla uzaklaşıyor ve farkında olmadan yine zaten pek de iyi çalışmayan devlet aygıtını daha da bozuyoruz. Ne kamuda gerekli reformları yapabiliyor, ne de içinde bulunduğumuz ve derinleşecek küresel krize karşı hazırlık yapabiliyoruz. Böyle bir devlet mekanizması ve böyle bir anlayış ile halka daha iyi hizmet götürmek mümkün değildir. Yukarıda açıkladıklarıma bir de yargıda ki gelişmeleri ilave ederseniz devleti bir Leviathan haline getirmekte olduğumuzdan korkarım."

Kuşoğlu, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un tutuklanması ile ilgili olarak ise ''Aylardan beri dedikodusu vardı. Olacağını biliyorduk. Özel yetkili mahkemeler aracılığıyla planlı çalışmalar yürütülüyor. Bunun sonucudur. 'Ankara'da yargıçlar var. Görevlerini yerine getiriyorlar' demek isterdim ama böyle değil'' dedi. (12:38)