2016-02-28 - 12:10
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da 2. turda yer alan Hazine Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Sermaye Piyasası Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumunun 2016 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da 2. turda yer alan Hazine Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Sermaye Piyasası Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumunun 2016 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "19 yıl önce bugün siyasi tarihimize kara bir leke düştü. Adı ne olursa sivil siyasete, demokratik siyasete yapılan her türlü müdahaleyi reddediyorum" dedi.
Öte yandan toplantının açılışında konuşan TBMM Başkanvekili Bahçekapılı, 28 Şubat'ın 19. yılı olduğunu anımsatarak, 28 Şubat mağdurlarını saygıyla selamladığını ifade etti.
"19 yıl önce bugün siyasi tarihimize kara bir leke düştü" diyen Bahçekapılı, adı ne olursa sivil, demokratik siyasete yapılan her türlü müdaheleyi reddettiğini belirtti.
Bahçekapılı, "Ülkemin siyasi tarihinin bir daha asla karartılmamasını diliyorum ve öyle olacağına inanıyorum" diye konuştu.
Bahçekapılı, Meclisi bugün üç kadının yönettiğini belirterek, "Divanın bu görüntüsü 28 Şubat'a verilecek en büyük cevaptır" ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulunda, 2. turda yer alan kurumların 2016 yılı bütçelerinin görüşmelerine geçilmeden önce partilerin grup başkanvekilleri ve bazı milletvekilleri 28 Şubat'ın yıl dönümü dolayısıyla söz aldı.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı, 28 Şubat'ın uzantısı olan "2 Mayıs 1999 adı konmamış darbesini" de bugün hatırlatmak istediğini belirtti.
Kavakçı, "2 Mayıs 1999'da başlayan had bildirme kampanyası, 23 Haziran 2015'te ancak başı örtülü olmayan milletvekilleriyle ve erkek milletvekilleriyle beraber başörtülü milletvekillerinin de ant içmesiyle bitmiştir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP'nin, doğrudan ya da dolaylı olarak demokrasiye yapılan her türlü darbe girişiminin, istikamet vermenin, her türlü dayatmanın karşısında olduğunu bildirdi.
"O tarihte yaşananların bir daha yaşanmaması gerektiğini ümit ediyor, o günü açık bir darbe süreci olarak tarif ediyoruz. Bundan sonra Türkiye'nin hiçbir şekilde demokrasiden uzaklaşmamasını ümit ediyoruz" ifadesini kullanan Özel, "İktidar gücü ele geçirildiğinde baskı kurmak, karşı tarafı toplumsal hayatın, basının, düşün hayatının dışına itmeye çalışmak aynı zamanda bir başka darbe değil midir?" diye sordu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, merhum Alparslan Türkeş'in "En kötü demokrasi en iyi ihtilalden daha iyidir" dediğini hatırlatarak, bütün darbelere tutarlı bir şekilde karşı çıkmak gerektiğine işaret etti.
Akçay, "Bir cumhurbaşkanı, bir başbakan, bir bakan veya bir yetkili 'anayasayı tanımıyorum' derse, bu darbe değil midir? Bu kesinlikle bir darbedir. Bunlara da karşı çıkmak gerekir. Dolayısıyla buna geniş kapsamlı, ilkeli ve tutarlı olmaya dikkat ederek hep birlikte karşı çıkmamız gerekir" dedi.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Bu ülke birçok darbe sürecini yaşayan bir ülke. Şu anda bile bu geçmiş darbeleri kınadığımızı ve kabul etmediğimizi ifade ederken, şehirlerimizde, ilçelerimizde tanklarla, toplarla halkın üzerine ateş açılan bir süreci yaşıyoruz" görüşünü savundu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de şunları kaydetti:
"28 Şubat ile birlikte 27 Mayıs ihtilali, 12 Mart Muhtırası, 1980 İhtilali ve yakın zamanda yine tanıklık etmiş olduğumuz 27 Nisan e-Muhtırası, Gezi eylemleri, 17-25 Aralık operasyonları da dahil olmak üzere millet iradesini, demokrasiyi askıya alacak şekildeki tüm darbe girişimlerini kınıyorum.
28 Şubat gerçekleştirildiğinde 28 Şubat zihniyetinin bin yıl süreceği söylenmişti ama çok şükür ki sağduyulu milletimiz, geçmiş döneminden ders almış olan milletimiz, aslolanın millet iradesi olması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
28 Şubat, özellikle eğitim alanında, özellikle de kadınlarımız arasında çok önemli bir eşitsizliğe sebep olmuştur. Birçok hanım kardeşimiz, kızlarımız okuldan, eğitim hakkından yoksun kalmıştır, bu da çok önemli bir insan kaynağı israfıdır."
2. turda yer alan kurumların bütçeler üzerinde MHP Grubu adına konuşmalar yapıldı.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, vatandaşın tüketici kredisi borcunun 2,3 milyardan 300 milyarın üzerine çıktığını belirtti.
Kredi kartı borçlarının 4,3 milyar liradan 77 milyara çıktığını ifade eden Günal, "Eğer yakında Türk usulü bir mortgage krizi çıkarsa bankalar çok büyük sıkıntıya düşer. Konut kredileri patladığı zaman, konut sektörü patladığı zaman, bankaların elinde, şişirilmiş fiyatlarla ipotekten geri aldıkları konutlar kalacak. Bunun önlemini almak lazım. 'Olmaz' demeyin. Vatandaşın ödeme gücü düştüğü zaman neyle ödeyecek bunları?" dedi.
Sayıştayın denetimlerinden kaçılmamasını isteyen Günal, "Hep birlikte yapısal önlemleri alalım, kayıkçı kavgalarına bir son verin. Burada büyük sorumluluk iktidara düşer" ifadesini kullandı.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, hükümetin harcadığı paraların milletin olduğunu belirterek, bu nedenle fakirin, yetimin, öksüzün de hakkının bulunduğu bütçelerin kullanımının doğru ve amacına uygun yapılması gerektiğine dikkati çekti.
AK PARTİ Hükümeti'nin uyguladığı yanlış politikalarla milletin ve devletin uçuruma doğru itildiğini öne süren Erdem, "14 yılda yoksulluk artmıştır, milletimiz fakirleşmiştir, işsizlik baş edilmez hal almıştır. Yandaşlar ise rant elde etme beklentilerinin karşılığını almıştır almaya da devam etmekteler" dedi.
Erdem, şunları kaydetti:
"Her gün oluk oluk kan kaybediyoruz, her gün cami avlularından, bayrağa sarılı şehit naaşlarını kaldırıyoruz. Ülkemiz, yapılan vahim hataların karşılığını mermi, bomba, mayınlar ve düşmanlıklarla almaktadır. Dün atılan yanlış adımlar bugün bizlere ihanet olarak geri dönmektedir. İktidar partisi ne söylerse söylesin, hangi bahaneye sığınırsa sığınsın, Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en kötü günlerini yaşamaktadır. Milletimize korku imparatorluğu uygulanmaktadır.
İktidar partisi tarafından, kadının kıymetinin çok konuşulduğu lakin bilinmediği şu dönemde, mülteci kamplarından kaçarak fuhuş bataklığına saplanan Suriyeli kadınların dramı da hepimizi derinden etkilemektedir. Aile kurumunu tehdit altına alan ve çok eşliliğe neden olabilecek şekilde parayla evlilikler yapılmaktadır. Çocuk denilecek yaştaki Suriyeli çocuklar, sığınmacılar 3 ila 5 bin lira karşılığında satılmaktadır."
Erdem, Cumhurbaşkanlığı bütçesini eleştirdi.
MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, 14 yıllık zaman zarfında AK Parti tarafından 13 bütçe yapıldığını, sonucun değişmediğini, sosyal ve ekonomik hedeflerin umut vaat etmediğini savundu.
"Bütçelerin inandırıcılığı ve samimiyeti rakamlarla, oranlarla, dibi görünmeyen sözlerle sağlanamayacaktır" diyen Büyükataman, şöyle devam etti:
"Burada asıl önem taşıyan, asıl öncelikli olan bütçenin arka planındaki siyasi iradenin tutum ve kapasitesidir. Bütçe, ciddiyeti yansıtmadıktan, vizyona sahip olmadıktan, sosyo-ekonomik meselelere neşter vurmadıktan sonra sıradanlığa mahkumdur. Hepsinden önemlisi bütçe, toplumsal gerçekleri kavramalı, insanımızın ihtiyaç ve beklentilerini cevaplandırmalıdır."
Bugüne kadar yapılan bütçelerde, sosyal ve ekonomik bir ufuk çizilemediğini, insanların yüzünü güldürecek derinlikli bir tedbir geliştirilemediğini öne süren Büyükataman, "Devlet çarkının dönmesi, ekonomik dişlilerin çalışması amacıyla hayati bir işlevi olan bütçenin, kaynakların dağılım ve bölüşümünde en zorda bulunan toplum kesimlerini gözetmediği de ortadadır" ifadesini kullandı.
2. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde HDP Grubu adına konuşmalar yapıldı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 28 Şubat'ın, postmodern darbenin yıl dönümü olmasının yanında, aynı zamanda Dolmabahçe mutabakatının kamuoyuna açıklandığı günün yıl dönümü olduğunu söyledi.
Baluken, şunları kaydetti:
"Türkiye'yi demokratikleştirecek bir manifestoyu reddeden AKP Hükümeti, maalesef 28 Şubat darbecileriyle ortaklaştığı için, yeni bir darbe hukukunu devreye koyduğu için bugün her türlü sorunu yaşamaya devam ediyoruz. Bugün AKP, gladyo yapılarıyla Ergenekoncularla, darbecilerle kol kola, Türkiye'nin temel politikalarını ele almaktadır. Bugün Doğu Perinçek gibi bir anlayış ve zihniyet, AKP Hükümeti'nin, Kürt meselesi başta olmak üzere temel politikalarına yön vermektedir."
İdris Baluken, "Bugün geldiğimiz aşamada, demokratik cumhuriyet teklifini reddeden AKP, 28 Şubat darbesini, saray darbesiyle güçlendirilmiş bir darbe konsepti şeklinde sahaya sürmektedir" diye konuştu.
Baluken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Anayasa Mahkemesi kararıyla ilgili sözlerini anımsatarak, "Alın size darbe işte. Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorsan, 'saygı duymuyorum' diyorsan, mahkemeye çağrı yapıyorsan bunun adı 'AK 28 Şubat darbesidir" ifadesini kullandı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise Baluken'in ithamlarını topyekun reddettiklerini belirterek, terör örgütüne yönelik operasyonların bir darbe olarak değerlendirilmesinin de akıl tutulması olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a katıldığını ifade eden İnceöz, "Yerel mahkeme daha kararını vermeden Anayasa Mahkemesi bu konuda kararını verecek, ondan sonra da gelip burada darbe ve darbe zihniyetlerini savunacaksınız; buna da cumhurun başı olarak Cumhurbaşkanının da bizim de sessiz kalmamızı bekliyorsanız yanılıyorsunuz" dedi.
Her türlü darbeyle ve darbe zihniyetiyle mücadele ettiklerini, etmeye de devam edeceklerini vurgulayan İnceöz, "Daha yerel mahkeme karar vermeden, esastan ilgi kurmadan Anayasa Mahkemesinin bu kararı vermiş olması açıkça bir müdahaledir" ifadesine yer verdi.
Bu sırada CHP Milletvekili Barış Yarkadaş ile bazı AK PARTİ milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı.
HDP Grup Başkanvekili Baluken, HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encu'nun, İdil'de bulunduğunu aktararak, "Encu'nun bulunduğu eve yönelik bir baskın olmuş, orada hem milletvekilimize hem de evde bulunan hane halkına yönelik fiziki darp ve hane halkına yönelik gözaltı süreci işletilmiş. Biz, bu anlayışı kınıyoruz" diye konuştu.
HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman ise Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun sadece Türk kimliği üzerinde çalıştığını ve diğer kültürlere yer verilmediğini, ülkedeki halkların yok farzedildiklerini ileri sürdü.
"Millet kavramını eğer ırkçı, etnik temelde tarif ederseniz tıpkı Anayasa'nın 66. maddesinde 'vatandaşlık bağıyla Türk devletine bağlı olan herkes Türktür' anlayışını dayatırsanız, ırkçı, belli bir etnisiteye dayalı bir tarif yaparsınız" görüşünü ileri süren Adıyaman, dünya ölçeğinde millet kavramının belli bir etnisite üzerinden tarif edilmediğini savundu.
HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım da Türk Dil Kurumu'nun adının, Türkiye Dilleri Kurumu olması önerisinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise HDP'li Adıyaman'ın sözlerinin, Türklüğe ve Türk milli kimliğine hakaret olduğunu söyleyerek, "Asıl ırkçılık, etnikçiliktir" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Türkiye'nin 30 yıldan bu yana etnik kökenli bir terörle mücadele ettiğini belirterek, "Kardeşliğe meydan okuyan, bu meselelerin demokratik zeminlerde çözülmesi önünde engel oluşturan terördür. 'Kürt meselesi' dediğimiz ve üzerinde çokça konuştuğumuz konulara ilişkin meşru, bu ülkedeki insanların kardeşliğini esas alan yaklaşım çerçevesinde çözümlenmesinin de önündeki en büyük engel terör örgütüdür" ifadesini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de "Anayasa'nın 66. maddesi üzerinden herkesi Türk kabul eden bir tanımı, bütün siyasi partilere dayatma anlayışını asla kabul etmediklerini" söyledi.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "PKK ne kadar teröristse DAEŞ de o kadar teröristtir, DAEŞ ne kadar alçaksa YPG de PKK da o kadar alçak birer terör örgütüdür" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2016 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Suriye'deki ateşkes uygulamasıyla ilgili söz alan Akdoğan, "Cenevre görüşmelerinde, devam eden bütün görüşmelerde Türkiye'nin tavrı da çok açık ve nettir. Bu süreçte birtakım taraflar var, görüşmeler yapılıyor, Türkiye bir taraf değildir" diye konuştu.
Yalçın Akdoğan, "Yapılan açıklama, terör örgütlerine bu ateşkesin geçerli olmadığı yönündedir. PYD de YPG de bizim için terör örgütüdür. Türkiye'ye dönük bir tehdit oluşması halinde Türkiye kendi ulusal güvenliğini angajman kuralları çerçevesinde savunma hakkına sahiptir. PKK ne kadar teröristse DAEŞ de o kadar teröristtir, DAEŞ ne kadar alçaksa YPG de PKK da o kadar alçak birer terör örgütüdür" ifadelerini kullandı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Cumhurbaşkanı'na ilişkin çeşitli konulara yönelik eleştiriler yapabilirsiniz ama belli bir üslup, belli bir dikkat içerisinde yapılması gerekir" dedi.
2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarı'nın görüşmelerinde, AK Parti Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Tamer Dağlı, "Sırtını teröre dayayanlara şunu söylüyorum: Her ne kadar PKK'ya 'terörist' diyemiyorsanız da bu ülkenin yıkılmasına, bu ülkenin zarar görmesine destek veriyorsanız da şunu bilin ki, biz bu ülkenin onarımını, bu ülkenin yücelmesini sonuna kadar sağlayacağız" ifadelerini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Dağlı'nın bu sözleriyle partisini kastettiğini belirterek, söz hakkı istedi.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Grubunuzun ismini vermedi ama bu sözleri eğer üstünüze alınıyorsanız size iki dakika söz veriyorum" dedi.
Demirel, "Bugün yaptığınız, 28 Şubat darbesinin daha da ötesidir. Bugün sizin yaptığınız, aynı darbenin bir ürününü 2016 yılında hayata geçirmektir. Bugün Silopi'de, Cizre'de, Sur'da uyguladığınız, tam da 28 Şubat 1997'de uygulanan darbedir" diye konuştu.
Bahçekapılı da "Sayın Dağlı konuşmasında 'Sırtını PYD'ye dayayanlar ve terörü savunanlar' dedi. Size ısrarlı bir şekilde, 'bunun için cevap mı vereceksiniz, üstünüze mi alındınız?' diye sordum. Siz de ısrarlı bir şekilde geldiniz, konuştunuz. Sayın milletvekilleri, bu kürsüde terörü destekleyenler, sırtını PYD'ye veya PKK'ya dayayanlar bir daha asla, en azından benim idaremde konuşmayacaktır, bunu bilmenizi isterim" diyerek birleşime ara verdi.
Aranın ardından söz alan Çağlar Demirel, "Biz sırtımızı halkımıza dayıyoruz ve 6 milyon insanın, halkın oylarıyla seçilmiş bir partiyiz. Demokratik siyaset yapmak için buradayız. Bunu defalarca burada ifade ettik ama ben kürsüye çakırkenki amacımı söylememe rağmen, sizin hem kapanışta hem de kürsüye çıktığım zamanki ifadelerinizi kabul etmiyorum. Sizin buna ilişkin yorum yapma ya da herhangi bir durumu değerlendirme gibi bir durumunuz söz konusu değil" dedi.
Bahçekapılı bu açıklamadan dolayı Demirel'e teşekkür etti.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, HDP'nin 6 milyon insandan oy aldığını, meşruiyetini buna borçlu olduğunu, 25 milyon oy almış AK Parti'ye karşı da çok daha dikkatli bir dil kullanması gerektiğini kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün yaptığı açıklamada, Tel Abyad'ın yüzde 70'inin IŞİD kontrolüne geçtiğini söylediğini aktardı. Baluken, "Anladığım kadarıyla, organize edip planladığı saldırıyla ilgili yanlış bilgiler akmış kendisine. Şu anda, Tel Abyad'da o vahşi IŞİD çeteleri tamamen temizlenmiş durumda. Tel Abyad'ın bu vahşi saldırıdan korunmasını da biz büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz" diye konuştu.
Bostancı, yeniden söz alarak, Baluken'in bu sözlerine tepki gösterdi. Bostancı, şunları dile getirdi:
"Türkiye, IŞİD'i bir terör örgütü olarak görüyor, koalisyon güçleriyle birlikte Suriye'ye yönelik yaklaşımı belli. İnsan biraz haddini bilmeli. 'Planlayan, organize eden Cumhurbaşkanı' gibi bir laf size yakışıyor mu? Kendi varlığınızı ve meşruiyetinizi 6 milyon oya bağlıyorsunuz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na saygılı bir dille konuşmanız gerekmez mi? Siz bu saygısızlığı yaparsanız, siz kendinize saygı bekleyebilir misiniz? Dikkat edeceksiniz. Öyle rastgele, uluorta 'IŞİD'le iş çeviriyorlar, iş yapıyorlar' tarzındaki konuşmaları şiddetle reddediyorum.
Cumhurbaşkanı'na ilişkin çeşitli konulara yönelik eleştiriler yapabilirsiniz ama belli bir üslup, belli bir dikkat içerisinde yapılması gerekir, eğer meşruiyetimizi halka borçluysak. Sayın Cumhurbaşkanı atamayla oraya gitmedi, halkın oylarıyla gitti, konuşmana sen de dikkat edeceksin, herkes dikkat edecek."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "Yüzde 52'yle değil, yüzde 98'le bile seçilmiş olsa Cumhurbaşkanı'nın 'Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorum' demek, hakkı ve haddi değildir" ifadesini kullandı.
Altay, "Burada demokrasi var, burada diktatörlük yok. Bu demokrasi sonsuza kadar yaşayacak. Bu parlamentoda bu cumhuriyeti kuran Atatürk eleştiriliyor, Cumhurbaşkanı da kim oluyor? Elbette onu da eleştireceğiz ve Cumhurbaşkanına 'diktatör' sıfatını yakıştırmak hakaret değildir, bir siyasi eleştiridir ve siz bunu kabul edeceksiniz" diye konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "19 yıl önce bugün siyasi tarihimize kara bir leke düştü. Adı ne olursa sivil siyasete, demokratik siyasete yapılan her türlü müdahaleyi reddediyorum" dedi.
Öte yandan toplantının açılışında konuşan TBMM Başkanvekili Bahçekapılı, 28 Şubat'ın 19. yılı olduğunu anımsatarak, 28 Şubat mağdurlarını saygıyla selamladığını ifade etti.
"19 yıl önce bugün siyasi tarihimize kara bir leke düştü" diyen Bahçekapılı, adı ne olursa sivil, demokratik siyasete yapılan her türlü müdaheleyi reddettiğini belirtti.
Bahçekapılı, "Ülkemin siyasi tarihinin bir daha asla karartılmamasını diliyorum ve öyle olacağına inanıyorum" diye konuştu.
Bahçekapılı, Meclisi bugün üç kadının yönettiğini belirterek, "Divanın bu görüntüsü 28 Şubat'a verilecek en büyük cevaptır" ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulunda, 2. turda yer alan kurumların 2016 yılı bütçelerinin görüşmelerine geçilmeden önce partilerin grup başkanvekilleri ve bazı milletvekilleri 28 Şubat'ın yıl dönümü dolayısıyla söz aldı.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı, 28 Şubat'ın uzantısı olan "2 Mayıs 1999 adı konmamış darbesini" de bugün hatırlatmak istediğini belirtti.
Kavakçı, "2 Mayıs 1999'da başlayan had bildirme kampanyası, 23 Haziran 2015'te ancak başı örtülü olmayan milletvekilleriyle ve erkek milletvekilleriyle beraber başörtülü milletvekillerinin de ant içmesiyle bitmiştir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP'nin, doğrudan ya da dolaylı olarak demokrasiye yapılan her türlü darbe girişiminin, istikamet vermenin, her türlü dayatmanın karşısında olduğunu bildirdi.
"O tarihte yaşananların bir daha yaşanmaması gerektiğini ümit ediyor, o günü açık bir darbe süreci olarak tarif ediyoruz. Bundan sonra Türkiye'nin hiçbir şekilde demokrasiden uzaklaşmamasını ümit ediyoruz" ifadesini kullanan Özel, "İktidar gücü ele geçirildiğinde baskı kurmak, karşı tarafı toplumsal hayatın, basının, düşün hayatının dışına itmeye çalışmak aynı zamanda bir başka darbe değil midir?" diye sordu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, merhum Alparslan Türkeş'in "En kötü demokrasi en iyi ihtilalden daha iyidir" dediğini hatırlatarak, bütün darbelere tutarlı bir şekilde karşı çıkmak gerektiğine işaret etti.
Akçay, "Bir cumhurbaşkanı, bir başbakan, bir bakan veya bir yetkili 'anayasayı tanımıyorum' derse, bu darbe değil midir? Bu kesinlikle bir darbedir. Bunlara da karşı çıkmak gerekir. Dolayısıyla buna geniş kapsamlı, ilkeli ve tutarlı olmaya dikkat ederek hep birlikte karşı çıkmamız gerekir" dedi.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Bu ülke birçok darbe sürecini yaşayan bir ülke. Şu anda bile bu geçmiş darbeleri kınadığımızı ve kabul etmediğimizi ifade ederken, şehirlerimizde, ilçelerimizde tanklarla, toplarla halkın üzerine ateş açılan bir süreci yaşıyoruz" görüşünü savundu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de şunları kaydetti:
"28 Şubat ile birlikte 27 Mayıs ihtilali, 12 Mart Muhtırası, 1980 İhtilali ve yakın zamanda yine tanıklık etmiş olduğumuz 27 Nisan e-Muhtırası, Gezi eylemleri, 17-25 Aralık operasyonları da dahil olmak üzere millet iradesini, demokrasiyi askıya alacak şekildeki tüm darbe girişimlerini kınıyorum.
28 Şubat gerçekleştirildiğinde 28 Şubat zihniyetinin bin yıl süreceği söylenmişti ama çok şükür ki sağduyulu milletimiz, geçmiş döneminden ders almış olan milletimiz, aslolanın millet iradesi olması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
28 Şubat, özellikle eğitim alanında, özellikle de kadınlarımız arasında çok önemli bir eşitsizliğe sebep olmuştur. Birçok hanım kardeşimiz, kızlarımız okuldan, eğitim hakkından yoksun kalmıştır, bu da çok önemli bir insan kaynağı israfıdır."
2. turda yer alan kurumların bütçeler üzerinde MHP Grubu adına konuşmalar yapıldı.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, vatandaşın tüketici kredisi borcunun 2,3 milyardan 300 milyarın üzerine çıktığını belirtti.
Kredi kartı borçlarının 4,3 milyar liradan 77 milyara çıktığını ifade eden Günal, "Eğer yakında Türk usulü bir mortgage krizi çıkarsa bankalar çok büyük sıkıntıya düşer. Konut kredileri patladığı zaman, konut sektörü patladığı zaman, bankaların elinde, şişirilmiş fiyatlarla ipotekten geri aldıkları konutlar kalacak. Bunun önlemini almak lazım. 'Olmaz' demeyin. Vatandaşın ödeme gücü düştüğü zaman neyle ödeyecek bunları?" dedi.
Sayıştayın denetimlerinden kaçılmamasını isteyen Günal, "Hep birlikte yapısal önlemleri alalım, kayıkçı kavgalarına bir son verin. Burada büyük sorumluluk iktidara düşer" ifadesini kullandı.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, hükümetin harcadığı paraların milletin olduğunu belirterek, bu nedenle fakirin, yetimin, öksüzün de hakkının bulunduğu bütçelerin kullanımının doğru ve amacına uygun yapılması gerektiğine dikkati çekti.
AK PARTİ Hükümeti'nin uyguladığı yanlış politikalarla milletin ve devletin uçuruma doğru itildiğini öne süren Erdem, "14 yılda yoksulluk artmıştır, milletimiz fakirleşmiştir, işsizlik baş edilmez hal almıştır. Yandaşlar ise rant elde etme beklentilerinin karşılığını almıştır almaya da devam etmekteler" dedi.
Erdem, şunları kaydetti:
"Her gün oluk oluk kan kaybediyoruz, her gün cami avlularından, bayrağa sarılı şehit naaşlarını kaldırıyoruz. Ülkemiz, yapılan vahim hataların karşılığını mermi, bomba, mayınlar ve düşmanlıklarla almaktadır. Dün atılan yanlış adımlar bugün bizlere ihanet olarak geri dönmektedir. İktidar partisi ne söylerse söylesin, hangi bahaneye sığınırsa sığınsın, Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en kötü günlerini yaşamaktadır. Milletimize korku imparatorluğu uygulanmaktadır.
İktidar partisi tarafından, kadının kıymetinin çok konuşulduğu lakin bilinmediği şu dönemde, mülteci kamplarından kaçarak fuhuş bataklığına saplanan Suriyeli kadınların dramı da hepimizi derinden etkilemektedir. Aile kurumunu tehdit altına alan ve çok eşliliğe neden olabilecek şekilde parayla evlilikler yapılmaktadır. Çocuk denilecek yaştaki Suriyeli çocuklar, sığınmacılar 3 ila 5 bin lira karşılığında satılmaktadır."
Erdem, Cumhurbaşkanlığı bütçesini eleştirdi.
MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, 14 yıllık zaman zarfında AK Parti tarafından 13 bütçe yapıldığını, sonucun değişmediğini, sosyal ve ekonomik hedeflerin umut vaat etmediğini savundu.
"Bütçelerin inandırıcılığı ve samimiyeti rakamlarla, oranlarla, dibi görünmeyen sözlerle sağlanamayacaktır" diyen Büyükataman, şöyle devam etti:
"Burada asıl önem taşıyan, asıl öncelikli olan bütçenin arka planındaki siyasi iradenin tutum ve kapasitesidir. Bütçe, ciddiyeti yansıtmadıktan, vizyona sahip olmadıktan, sosyo-ekonomik meselelere neşter vurmadıktan sonra sıradanlığa mahkumdur. Hepsinden önemlisi bütçe, toplumsal gerçekleri kavramalı, insanımızın ihtiyaç ve beklentilerini cevaplandırmalıdır."
Bugüne kadar yapılan bütçelerde, sosyal ve ekonomik bir ufuk çizilemediğini, insanların yüzünü güldürecek derinlikli bir tedbir geliştirilemediğini öne süren Büyükataman, "Devlet çarkının dönmesi, ekonomik dişlilerin çalışması amacıyla hayati bir işlevi olan bütçenin, kaynakların dağılım ve bölüşümünde en zorda bulunan toplum kesimlerini gözetmediği de ortadadır" ifadesini kullandı.
2. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde HDP Grubu adına konuşmalar yapıldı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 28 Şubat'ın, postmodern darbenin yıl dönümü olmasının yanında, aynı zamanda Dolmabahçe mutabakatının kamuoyuna açıklandığı günün yıl dönümü olduğunu söyledi.
Baluken, şunları kaydetti:
"Türkiye'yi demokratikleştirecek bir manifestoyu reddeden AKP Hükümeti, maalesef 28 Şubat darbecileriyle ortaklaştığı için, yeni bir darbe hukukunu devreye koyduğu için bugün her türlü sorunu yaşamaya devam ediyoruz. Bugün AKP, gladyo yapılarıyla Ergenekoncularla, darbecilerle kol kola, Türkiye'nin temel politikalarını ele almaktadır. Bugün Doğu Perinçek gibi bir anlayış ve zihniyet, AKP Hükümeti'nin, Kürt meselesi başta olmak üzere temel politikalarına yön vermektedir."
İdris Baluken, "Bugün geldiğimiz aşamada, demokratik cumhuriyet teklifini reddeden AKP, 28 Şubat darbesini, saray darbesiyle güçlendirilmiş bir darbe konsepti şeklinde sahaya sürmektedir" diye konuştu.
Baluken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Anayasa Mahkemesi kararıyla ilgili sözlerini anımsatarak, "Alın size darbe işte. Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorsan, 'saygı duymuyorum' diyorsan, mahkemeye çağrı yapıyorsan bunun adı 'AK 28 Şubat darbesidir" ifadesini kullandı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz ise Baluken'in ithamlarını topyekun reddettiklerini belirterek, terör örgütüne yönelik operasyonların bir darbe olarak değerlendirilmesinin de akıl tutulması olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a katıldığını ifade eden İnceöz, "Yerel mahkeme daha kararını vermeden Anayasa Mahkemesi bu konuda kararını verecek, ondan sonra da gelip burada darbe ve darbe zihniyetlerini savunacaksınız; buna da cumhurun başı olarak Cumhurbaşkanının da bizim de sessiz kalmamızı bekliyorsanız yanılıyorsunuz" dedi.
Her türlü darbeyle ve darbe zihniyetiyle mücadele ettiklerini, etmeye de devam edeceklerini vurgulayan İnceöz, "Daha yerel mahkeme karar vermeden, esastan ilgi kurmadan Anayasa Mahkemesinin bu kararı vermiş olması açıkça bir müdahaledir" ifadesine yer verdi.
Bu sırada CHP Milletvekili Barış Yarkadaş ile bazı AK PARTİ milletvekilleri arasında sözlü tartışma yaşandı.
HDP Grup Başkanvekili Baluken, HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encu'nun, İdil'de bulunduğunu aktararak, "Encu'nun bulunduğu eve yönelik bir baskın olmuş, orada hem milletvekilimize hem de evde bulunan hane halkına yönelik fiziki darp ve hane halkına yönelik gözaltı süreci işletilmiş. Biz, bu anlayışı kınıyoruz" diye konuştu.
HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman ise Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun sadece Türk kimliği üzerinde çalıştığını ve diğer kültürlere yer verilmediğini, ülkedeki halkların yok farzedildiklerini ileri sürdü.
"Millet kavramını eğer ırkçı, etnik temelde tarif ederseniz tıpkı Anayasa'nın 66. maddesinde 'vatandaşlık bağıyla Türk devletine bağlı olan herkes Türktür' anlayışını dayatırsanız, ırkçı, belli bir etnisiteye dayalı bir tarif yaparsınız" görüşünü ileri süren Adıyaman, dünya ölçeğinde millet kavramının belli bir etnisite üzerinden tarif edilmediğini savundu.
HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım da Türk Dil Kurumu'nun adının, Türkiye Dilleri Kurumu olması önerisinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise HDP'li Adıyaman'ın sözlerinin, Türklüğe ve Türk milli kimliğine hakaret olduğunu söyleyerek, "Asıl ırkçılık, etnikçiliktir" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Türkiye'nin 30 yıldan bu yana etnik kökenli bir terörle mücadele ettiğini belirterek, "Kardeşliğe meydan okuyan, bu meselelerin demokratik zeminlerde çözülmesi önünde engel oluşturan terördür. 'Kürt meselesi' dediğimiz ve üzerinde çokça konuştuğumuz konulara ilişkin meşru, bu ülkedeki insanların kardeşliğini esas alan yaklaşım çerçevesinde çözümlenmesinin de önündeki en büyük engel terör örgütüdür" ifadesini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de "Anayasa'nın 66. maddesi üzerinden herkesi Türk kabul eden bir tanımı, bütün siyasi partilere dayatma anlayışını asla kabul etmediklerini" söyledi.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "PKK ne kadar teröristse DAEŞ de o kadar teröristtir, DAEŞ ne kadar alçaksa YPG de PKK da o kadar alçak birer terör örgütüdür" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2016 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sürüyor.
Suriye'deki ateşkes uygulamasıyla ilgili söz alan Akdoğan, "Cenevre görüşmelerinde, devam eden bütün görüşmelerde Türkiye'nin tavrı da çok açık ve nettir. Bu süreçte birtakım taraflar var, görüşmeler yapılıyor, Türkiye bir taraf değildir" diye konuştu.
Yalçın Akdoğan, "Yapılan açıklama, terör örgütlerine bu ateşkesin geçerli olmadığı yönündedir. PYD de YPG de bizim için terör örgütüdür. Türkiye'ye dönük bir tehdit oluşması halinde Türkiye kendi ulusal güvenliğini angajman kuralları çerçevesinde savunma hakkına sahiptir. PKK ne kadar teröristse DAEŞ de o kadar teröristtir, DAEŞ ne kadar alçaksa YPG de PKK da o kadar alçak birer terör örgütüdür" ifadelerini kullandı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Cumhurbaşkanı'na ilişkin çeşitli konulara yönelik eleştiriler yapabilirsiniz ama belli bir üslup, belli bir dikkat içerisinde yapılması gerekir" dedi.
2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarı'nın görüşmelerinde, AK Parti Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Tamer Dağlı, "Sırtını teröre dayayanlara şunu söylüyorum: Her ne kadar PKK'ya 'terörist' diyemiyorsanız da bu ülkenin yıkılmasına, bu ülkenin zarar görmesine destek veriyorsanız da şunu bilin ki, biz bu ülkenin onarımını, bu ülkenin yücelmesini sonuna kadar sağlayacağız" ifadelerini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Dağlı'nın bu sözleriyle partisini kastettiğini belirterek, söz hakkı istedi.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Grubunuzun ismini vermedi ama bu sözleri eğer üstünüze alınıyorsanız size iki dakika söz veriyorum" dedi.
Demirel, "Bugün yaptığınız, 28 Şubat darbesinin daha da ötesidir. Bugün sizin yaptığınız, aynı darbenin bir ürününü 2016 yılında hayata geçirmektir. Bugün Silopi'de, Cizre'de, Sur'da uyguladığınız, tam da 28 Şubat 1997'de uygulanan darbedir" diye konuştu.
Bahçekapılı da "Sayın Dağlı konuşmasında 'Sırtını PYD'ye dayayanlar ve terörü savunanlar' dedi. Size ısrarlı bir şekilde, 'bunun için cevap mı vereceksiniz, üstünüze mi alındınız?' diye sordum. Siz de ısrarlı bir şekilde geldiniz, konuştunuz. Sayın milletvekilleri, bu kürsüde terörü destekleyenler, sırtını PYD'ye veya PKK'ya dayayanlar bir daha asla, en azından benim idaremde konuşmayacaktır, bunu bilmenizi isterim" diyerek birleşime ara verdi.
Aranın ardından söz alan Çağlar Demirel, "Biz sırtımızı halkımıza dayıyoruz ve 6 milyon insanın, halkın oylarıyla seçilmiş bir partiyiz. Demokratik siyaset yapmak için buradayız. Bunu defalarca burada ifade ettik ama ben kürsüye çakırkenki amacımı söylememe rağmen, sizin hem kapanışta hem de kürsüye çıktığım zamanki ifadelerinizi kabul etmiyorum. Sizin buna ilişkin yorum yapma ya da herhangi bir durumu değerlendirme gibi bir durumunuz söz konusu değil" dedi.
Bahçekapılı bu açıklamadan dolayı Demirel'e teşekkür etti.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, HDP'nin 6 milyon insandan oy aldığını, meşruiyetini buna borçlu olduğunu, 25 milyon oy almış AK Parti'ye karşı da çok daha dikkatli bir dil kullanması gerektiğini kaydetti.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün yaptığı açıklamada, Tel Abyad'ın yüzde 70'inin IŞİD kontrolüne geçtiğini söylediğini aktardı. Baluken, "Anladığım kadarıyla, organize edip planladığı saldırıyla ilgili yanlış bilgiler akmış kendisine. Şu anda, Tel Abyad'da o vahşi IŞİD çeteleri tamamen temizlenmiş durumda. Tel Abyad'ın bu vahşi saldırıdan korunmasını da biz büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz" diye konuştu.
Bostancı, yeniden söz alarak, Baluken'in bu sözlerine tepki gösterdi. Bostancı, şunları dile getirdi:
"Türkiye, IŞİD'i bir terör örgütü olarak görüyor, koalisyon güçleriyle birlikte Suriye'ye yönelik yaklaşımı belli. İnsan biraz haddini bilmeli. 'Planlayan, organize eden Cumhurbaşkanı' gibi bir laf size yakışıyor mu? Kendi varlığınızı ve meşruiyetinizi 6 milyon oya bağlıyorsunuz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na saygılı bir dille konuşmanız gerekmez mi? Siz bu saygısızlığı yaparsanız, siz kendinize saygı bekleyebilir misiniz? Dikkat edeceksiniz. Öyle rastgele, uluorta 'IŞİD'le iş çeviriyorlar, iş yapıyorlar' tarzındaki konuşmaları şiddetle reddediyorum.
Cumhurbaşkanı'na ilişkin çeşitli konulara yönelik eleştiriler yapabilirsiniz ama belli bir üslup, belli bir dikkat içerisinde yapılması gerekir, eğer meşruiyetimizi halka borçluysak. Sayın Cumhurbaşkanı atamayla oraya gitmedi, halkın oylarıyla gitti, konuşmana sen de dikkat edeceksin, herkes dikkat edecek."
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "Yüzde 52'yle değil, yüzde 98'le bile seçilmiş olsa Cumhurbaşkanı'nın 'Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorum' demek, hakkı ve haddi değildir" ifadesini kullandı.
Altay, "Burada demokrasi var, burada diktatörlük yok. Bu demokrasi sonsuza kadar yaşayacak. Bu parlamentoda bu cumhuriyeti kuran Atatürk eleştiriliyor, Cumhurbaşkanı da kim oluyor? Elbette onu da eleştireceğiz ve Cumhurbaşkanına 'diktatör' sıfatını yakıştırmak hakaret değildir, bir siyasi eleştiridir ve siz bunu kabul edeceksiniz" diye konuştu.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
