2020-11-04 - 15:16
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulunda, istihdam teşvikini de içeren İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin ilk 10 maddesi kabul edildi.
Bilgiç, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, "AK Parti'nin dünü ve bugünü", MHP Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz, "Son yıllarda ülkemizde yaşanan depremler ve alınması gereken önlemler", CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, "Sosyal yardım ödemeleri" konularında birer konuşma yaptı.
Durmuşoğlu, 3 Kasım 2002 tarihinin Türkiye için değişim, gelişim ve kalkınmanın miladı olduğunu belirterek, AK Parti'nin Türkiye'nin istikbal ve istiklal mücadelesini adım adım zafere doğru taşıdığını dile getirdi.
AK Parti'nin yapılamaz denilenleri yaptığına dikkati çeken Durmuşoğlu, her alanda Türkiye'yi yerli ve milli hamlelerle kalkındırarak ülkenin gücüne güç kattıklarını söyledi.
AK Parti iktidarları döneminde her alanda yapılan reformları, yatırımları anlatan Durmuşoğlu, "Cumhurbaşkanımız liderliğinde ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmak, 2053-2071 vizyonlarını hayata geçirmede önemli bir yol katedeceğimize yürekten inanıyorum. Yakın geçmişin kara lekesi 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi en zor zamanlarda da ilk günkü aşkla milletimizle birlikte inandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz." diye konuştu.
MHP Düzce Milletvekili Yılmaz, depremle ilgili tespitlerin dilek ve temenniden öteye geçmesi gerektiğini belirterek, "Çok yol almamız gerekliliği açık ve seçik ortadadır." dedi.
Depreme Karşı Alınabilecek Tedbirlere İlişkin Araştırma Komisyonu'nun hazırlayacağı rapor kapsamında gerekli yasa ve yönetmeliklerin çıkarılacağını umut ettiğini vurgulayan Yılmaz, "Deprem esnasında toplanma alanlarının önemi İzmir depremiyle bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, depremlerden siyasi çıkar sağlamak, farklı dünya görüşü saikleriyle karşı tarafı kötülemek maksatlı çirkin ve asılsız iftiralarda bulunan kişileri şiddetle kınadığını söyledi.
CHP Kütahya Milletvekili Kasap, Sayıştay raporlarına göre engeli olmadığı halde bazı vatandaşlara ödemeler yapıldığını belirterek, "Bu paraları kime verdiniz? Hak etmeyen 442 bin kişi kimdir? Toplamda 442 bin kişi ve 6,9 milyar Türk lirası." diye konuştu.
Yüzde 98 engelli bir vatandaşın ise maaşının kesildiğini iddia eden Kasap, "Sayıştay'ın raporu bir ilandır, bir suç duyurusudur." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Depreme Karşı Alınabilecek Tedbirlere İlişkin Araştırma Komisyonu kurulmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirterek, hükümetin gerekli tedbirleri bir an önce alması gerektiğini söyledi.
Ermenistan ordusunun, Azerbaycan'ın sivil yerleşim birimlerinde düzenlediği saldırıda yasaklı olan beyaz fosforlu top mermisi kullandığını anlatan Türkkan, "Ermeni güçleri, uluslararası anlaşmaları ve hukuku bir kez daha hiçe sayıyor. Türk Dışişleri yaşanan bu hukuksuzluğu ve Ermenistan'ın sivilleri hedef alan bu katliamlarını güçlü bir diplomasiyle tüm dünyaya anlatmalıdır." dedi.
Türkkan, TÜİK'in, ekim ayı enflasyon rakamlarını açıkladığını, aylık enflasyon artışını kabul ettiğini ancak gerçek rakamları gizlemeye devam ettiğini ileri sürdü.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, İzmir'de yaşanan depremin ardından arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını belirterek, bölgede görev yapan arama kurtarma ekiplerine minnet ve şükranlarını sundu.
Olası depremler için gerekli çalışmaların tamamlanmasının, teknik ve idari koordinasyonun sağlanmasının, depremle mücadele bilincinin topyekun kazanılmasının mecburiyet olduğunu vurgulayan Akçay, şunları söyledi:
"Kaçak binalar, kaygan zeminler, denetim kusurları ve denetim kusurlarını görmezden gelen düşüncesizlikler, öncelikli sorunlarımızdır. Depremle mücadele eylem planları süratle icra edilmeli, kentsel dönüşüm çalışmaları kararlılıkla devam ettirilmeli, yapı denetimleri sıkılaştırılmalı ve depremle mücadele için bir bilim kurulu kurulmalıdır. Başka acılara, başka kayıplara tahammülümüz kalmamıştır. Gereken neyse el birliğiyle yola koyulma zamanıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Akçay, depremle ilgili kurulan araştırma komisyonunun, başarılı çalışmalar yapacağına inandığını söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, istihdamı teşvik eden düzenlemelerin de yer aldığı torba yasaya karşı mücadelelerinin devam edeceğini, işçilerin sesi olacaklarını ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Depreme Karşı Alınabilecek Tedbirlere İlişkin Araştırma Komisyonunun hızla çalışmalarına başlamasını ve hazırlanacak raporun iktidar tarafından dikkatle takip edilmesini ümit ettiklerini belirtti.
TBMM Genel Kurulunda bugün görüşülecek kanun teklifinin içindeki bazı maddelere bütün işçilerin itiraz ettiğini öne süren Özel, "Bu itirazlar son derece haklı. Biz de bu itirazlar doğrultusunda bu madde geri çekilmeden kanunun tamamına içtüzüğün el verdiği ölçüde muhalefet edeceğiz. 3 konfederasyonunun genel başkanlarını Meclis'e davet edelim." diye konuştu.
Bayraklı Adliyesi ve etrafındaki her yerin hasarlı olduğuna işaret eden Özel, "Fiilen belki mahkemeler yapılmayacak ama hukukçular diyorlar ki; 'Bürolarımıza giremiyoruz.' Hakimler, savcılar lojmanlarına veya orada tuttukları evlerine gidemezken bu Meclisin, bu ancak yasayla olacak, süre uzatımı ve birtakım hak kayıpları, hak düşürücü durumlara karşı küçük bir geçici madde ilave etmesi gerekiyor. Pandemide bunu yapmıştık. Bu konuda da 5 grubun ortak bir çalışma yapmasının son derece yerinde olacağını değerlendiriyoruz." ifadelerine yer verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, devletin ilk andan itibaren İzmir'e 29 milyon TL ödenek gönderdiğini, eşyasını alamayanlara 30 bin lira yardım, işyeri yıkılan, hasar gören esnafa 50 bin lira hibe çalışmasını hayata geçirdiğini, evi yıkılanlara kira yardımı vereceğini anlattı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğuna işaret eden Özkan, "Devletin bütün işlem ve eylemleri, anayasaya ve yasalara uygun olarak yargı denetimine tabidir. AK Parti olarak, kuruluşumuzdan bugüne kadar sürekli demokratik hukuk reformlarıyla, anayasal ve yasal standartlarımızı artırarak, vesayetle, darbelerle, derin ve paralel güç odaklarıyla mücadeleyi hayata geçirdik. İnşallah bu reform anlayışımızı geleceğe taşıyarak, muasır medeniyetler seviyesi hedefinin üzerine çıkmış bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'da verdiği mücadeleye değinen Özkan, Azerbaycan'ın bu özgürlük mücadelesini, MİNSK Grubunun kulaklarını tıkamasına rağmen başarıyla sürdürdüğünü söyledi. Özkan, Azerbaycan'ın Karabağ mücadelesinde 200'ü aşan yerleşim yerinin kurtarıldığını anımsatarak, "Azerbaycan'ın tüm toprakları işgalden tamamen kurtarılana kadar Türkiye-Azerbaycan bir millet, iki devlet anlayışıyla bu kutlu mücadeleyi sürdüreceğiz." dedi.
Özkan, "İzmir'de meydana gelen deprem nedeniyle eğer vatandaşlarımızın bir hak kaybına uğraması söz konusu olacaksa yargısal süreç konusunda, bu konuda elbette çalışma yapılabilir. Ancak bu çalışma mevcut yasal düzenlemeler ve genel düzenlemeler çerçevesinde ihtiyacı karşılamaması halinde, vatandaşlarımızın hak kaybı olmaması için bütün siyasi parti grupları ile müzakere etmek ve 239 sıra sayılı kanun teklifine bir madde ihdas etmek suretiyle bu çalışmayı Meclis olarak birlikte yapacağımıza inanıyorum." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç Başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri görüşüldü.
Partisinin "TRT'nin gelirleri ve kullanım alanları"na ilişkin grup önerisi üzerinde söz alan İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, TRT'nin bünyesinde 16 televizyon kanalı, 17 radyo kanalı, 3 basılı dergi ve dijital mecralar bulundurduğunu belirterek, kurumun bu geniş yayın ayağına rağmen izlenme oranlarında alt sıralarda yer aldığını ileri sürdü.
Öztürk, TRT'nin elektrik faturaları başta olmak üzere birçok gelir elde ettiğini ancak harcamalarının şeffaf olmadığını savundu.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, TRT'de yayımlanan dizilerin 100'den fazla ülkeye ihraç edildiğini, bunun sadece maddi getirisinin değil, manevi getirisinin de olduğunu kaydetti.
Elektrik faturalarındaki TRT payının 1960'tan beri devam ettiğini dile getiren Canbey, daha önce yüzde 3 oranında alınan payın yüzde 1,1'e düşürüldüğünü söyledi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, HDP'nin "4 Kısım 2016 yılındaki tutuklamalara" ilişkin grup önerisi üzerinde söz alarak, Eş Genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin "siyasi bir darbeyle rehin alındığını", yargının partilerine karşı bir "sopa" olarak kullanıldığını ileri sürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, AK Parti'nin, kuruluşundan bu yana darbeciler ve derin yapılarla mücadele ederek bu günlere geldiğini, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de demokratik hukuk devleti olduğunu dile getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise 15 Temmuz hain darbe girişiminde Meclisin bombalandığı sıralarda HDP'li milletvekillerinin TBMM'ye geç saatlerde geldiklerini belirtti.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, hayatın her döneminde darbecilere karşı olduklarını, bombaların atıldığı gece de olası provakasyonlardan dolayı gelemediklerini, bu durumun sorumlusunun da AK Parti'nin kendilerine yönelik politikaları olduğunu savundu.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, HDP Eş Genel başkanları Demirtaş ve Yüksekdağ'ın açıklama ve davranışlarının yargı makamlarınca suç olarak değerlendirildiğini ve sürecin bu şekilde başladığını ifade etti. Siyasetçilerin terör ve teröristle arasında mesafe koyması gerektiğine işaret eden Tunç, aksi takdirde hiçbir hukuk devletinde bu davranışların kabul edilmesinin mümkün olmayacağını vurguladı.
CHP'nin "tarımsal üretimin sürdürülebilirliği"ne ilişkin grup önerisi üzerinde konuşan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, tarımda dışa bağımlı politikalar izlendiğini, bunun sonucunda tarım üreticilerin mağdur olduğunu iddia etti. Hükümetin "paramız var ki ithal ediyoruz" anlayışıyla hareket ettiğini öne süren Barut, dövizin yükselmesiyle Türk lirasının da işe yaramayacak hale geldiğini savundu.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, hükümet olarak 18 yıllık iktidarlarında tarımı önceleyen, birikmiş sorunlarını çözen ve üretimin sürekliliğini sağlayan bir anlayışla hareket ettiklerini belirtti. Kılıç, Türkiye'nin tarım ihracatının da ithalatından fazla olduğunu, aksi yönde yapılan açıklamaların gerçekleri yansıtmadığını ifade etti.
İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Konuşmaların ardından depremde alınması gereken tedbirlere ilişkin 5 siyasi partinin ortak önergesiyle kurulan TBMM Meclis Araştırma Komisyonu üyeleri seçildi.
Daha sonra, İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin Birinci Bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, gerekçesi koronavirüs pandemisinin istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak olarak açıklanan kanun teklifinin, iktidarın pandemi sonrası ortamı istismar ettiğinin teyidi olduğunu öne sürdü.
Teklifte, işsizliğin azaltılması bahanesine sığınılarak kıdem tazminatına el atıldığını söyleyen Sındır, "Kademeli olarak kıdem tazminatını ortadan kaldıracak veya işlevsiz kılacak yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılmaktadır." dedi.
İşverenlerin istihdam nedeniyle üstlendikleri vergi ve primlerle ilgili bazı yükümlülüklerin İşsizlik Fonu'na yüklendiğini ifade eden Sındır, İşsizlik Fonu kaynaklarının hızla eritildiğini savundu.
Vergi ve prim yapılandırması adı altında kısmi af çıkarıldığını dile getiren Sındır, "Adalet ve Kalkınma Partisinin 18 yıllık iktidarı döneminde yedinci kez varlık barışı düzenlemeleri tekrar çıkış yolu olarak ortaya sürülmektedir. Emekleriyle çalışanlar aleyhine iş barışını bozan, iş güvencelerini ortadan kaldıran, kıdem tazminatı hakkını zedeleyen, sigortalılığı bölen, kısmi çalışma düzenini özendiren düzenlemeler yapılmaktadır." diye konuştu.
AK Parti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, kanun teklifi ile tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının istihdam üzerindeki olumsuz etiklerinin azaltılmasının, işçi ve işverenler üzerinde oluşan yükün sosyal devlet ilkesi gereğince paylaşılması ve giderilmesinin, destek tedbirleriyle istihdamda devamlılığın sağlanabilmesinin amaçlandığını söyledi.
Kanun teklifi ile ekonomik program hedeflerinin gerçekleştirilmesi, vergi rekabeti, vergide adalet, basitlik, etkinlik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde bazı güncellemelerin yapılmasının planlandığını kaydeden Erim, "Bu çerçevede, kanun teklifinde yer alan düzenlemelerle mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu gözeten, vergi güvenliğini güçlendiren, yatırımları ve sermaye piyasasını teşvik eden, idarenin etkin ve hızlı kararlar almasını sağlayan değişiklikler öngörülmektedir." dedi.
Devlet, ekonomi, ordu ne kadar güçlüyse ülkenin de o kadar güçlü olacağının altını çizen Erim, "Bugün güçlü hükümete, güçlü ekonomiye, güçlü orduya sahip, yurt dışı pazarında küresel oyuncularla rekabet eden güçlü bir Türkiye var." ifadelerini kullandı.
Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, milletvekillerinin kanun teklifine ilişkin sorularını yanıtladı.
Düzenlemeyle vergi yapılandırmasında peşin ödemenin teşvik edildiğini belirten Öztürk, ilk 2 taksit süresi esas alınarak indirim uygulamasının düzenlendiğini kaydetti.
Birinci taksit ödeme süresi içerisinde yapılandırılan tutarların ödenmesi halinde, zam ve faiz gibi alacaklar yerine yurt içi ÜFE tutarında yüzde 90 oranında indirim yapılacağını anlatan Öztürk, yapılandırılan alacağın vergi dairelerince takip edilen idari para cezalarından olması halinde bu alacak asıllarından da yüzde 25 oranında indirim yapılacağını belirtti.
Öztürk, ilk 2 taksit süresi içinde yapılandırılan tutarların ödenmesi halinde zam ve faiz gibi feri alacaklar yerine yurt içi ÜFE tutarından yüzde 50 oranında indirim yapılacağını, yapılandırılan alacağın vergi dairelerince takip edilen idari para cezalarından olması halinde bu alacak asıllarından da yüzde 12,5 oranında indirim uygulanacağını söyledi.
Yapılandırılan alacakların peşin veya taksitli olarak iki şekilde ödenmesinin öngörüldüğünü ifade eden Öztürk, borçluların bu iki seçeneğe göre borçlarını ödeyeceğini, taksitli ödemede belli bir katsayı üzerinden ilave ödeme yapılması gerekeceğini kaydetti. Öztürk, taksitlere göre uygulanacak katsayıların, 6 eşit taksit için 1,045, 9 eşit taksit için 1,083, 12 eşit taksit için 1,105, 18 eşit taksit için ise 1,15 şeklinde olacağını dile getirdi.
İstihdamın korunması ve salgının iş gücü piyasası üzerindeki etkilerinin asgari düzeye indirilmesi amacıyla çeşitli düzenlemeler yapıldığını belirten Öztürk, iş gücü piyasasına girişleri zor olan 25 yaş altı gençler ve 50 yaş üstü çalışanlar için Yeni Ekonomi Programı'nda öngörüldüğü üzere bir düzenlemenin gerekli olduğunu söyledi. Öztürk, bu çerçevede Kovid-19 salgını döneminde iş gücü piyasasına ve istihdama katkı sağlayacağı düşünülerek, belirli süreli iş sözleşmelerinde değişikliğe gidildiğini ifade etti.
Öztürk, buna göre, 25 yaş altında ve 50 yaş üzerinde koşul aranmadan, istisnai olarak azami iki yıl süreyle belirli süreli iş sözleşmesinin yapılabileceğini anlatarak, "Önerilen değişikliğin istihdamı koruyacağı ve Kovid-19'un iş gücü piyasasına etkilerini azaltacağı, belirlenen yaş grubundaki çalışanların iş gücüne katılımlarını esnekleştireceği değerlendirilmektedir. Ayrıca, yapılan düzenleme gelişmiş ülke uygulamalarında da benzerlik göstermektedir." diye konuştu.
Cemal Öztürk, belirli süreli iş sözleşmesinin işçileri kıdem ve ihbar tazminatı hakkından mahrum bırakabileceği yönündeki eleştirilere, şöyle yanıt verdi:
"Eleştiriler olsa da bu durumlarda kıdem tazminatı alınabileceği görülmektedir. Kıdem tazminatına hak kazanma konusunda Yargıtay'ımız, belirli süreli iş sözleşmesinin yenilenme iradesi olup olmadığına bakılması gerektiğine ve somut olayların incelenmesi neticesinde kıdem tazminatının ödenmesine karar vermiştir. Bununla ilgili Yargıtay hukuk dairelerinin çeşitli kararları mevcuttur. İhbar tazminatı ise sadece belirsiz süreli iş sözleşmelerinin varlığı halinde ortaya çıkmaktadır. Belirli süreli iş sözleşmelerde, sözleşmenin bitim tarihi belli olduğu için herhangi bir bildirim şartı bulunmamakta ve bildirim sürelerine uyulmadığında ortaya çıkan ihbar tazminatı oluşmamaktadır. Belirli süreli iş sözleşmelerinde ihbar tazminatı olmadığı için bu konu hakkında herhangi bir değişiklik yaşanmayacaktır."
Vergi ertelemesi getirilmeyen sektördeki mükelleflerin 31 Ağustos 2020 öncesi borçlarının yapılandırma kapsamına alındığını dile getiren Öztürk, "Mücbir sebep kapsamı belirlenirken salgından en çok etkilenen sektörler esas alınmıştır. Bu kapsamda 1,9 milyon gelir vergisi mükellefinin, 400 bini aşan mükellefin, mart, nisan, mayıs aylarında ödemesi gereken gelir, stopaj ve KDV'leri ile sigorta primleri ertelenmiştir. Ekim, kasım, aralık aylarında ödenme imkanı sağlanmıştır." dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, "AK Parti'nin dünü ve bugünü", MHP Düzce Milletvekili Ümit Yılmaz, "Son yıllarda ülkemizde yaşanan depremler ve alınması gereken önlemler", CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, "Sosyal yardım ödemeleri" konularında birer konuşma yaptı.
Durmuşoğlu, 3 Kasım 2002 tarihinin Türkiye için değişim, gelişim ve kalkınmanın miladı olduğunu belirterek, AK Parti'nin Türkiye'nin istikbal ve istiklal mücadelesini adım adım zafere doğru taşıdığını dile getirdi.
AK Parti'nin yapılamaz denilenleri yaptığına dikkati çeken Durmuşoğlu, her alanda Türkiye'yi yerli ve milli hamlelerle kalkındırarak ülkenin gücüne güç kattıklarını söyledi.
AK Parti iktidarları döneminde her alanda yapılan reformları, yatırımları anlatan Durmuşoğlu, "Cumhurbaşkanımız liderliğinde ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmak, 2053-2071 vizyonlarını hayata geçirmede önemli bir yol katedeceğimize yürekten inanıyorum. Yakın geçmişin kara lekesi 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi en zor zamanlarda da ilk günkü aşkla milletimizle birlikte inandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz." diye konuştu.
MHP Düzce Milletvekili Yılmaz, depremle ilgili tespitlerin dilek ve temenniden öteye geçmesi gerektiğini belirterek, "Çok yol almamız gerekliliği açık ve seçik ortadadır." dedi.
Depreme Karşı Alınabilecek Tedbirlere İlişkin Araştırma Komisyonu'nun hazırlayacağı rapor kapsamında gerekli yasa ve yönetmeliklerin çıkarılacağını umut ettiğini vurgulayan Yılmaz, "Deprem esnasında toplanma alanlarının önemi İzmir depremiyle bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, depremlerden siyasi çıkar sağlamak, farklı dünya görüşü saikleriyle karşı tarafı kötülemek maksatlı çirkin ve asılsız iftiralarda bulunan kişileri şiddetle kınadığını söyledi.
CHP Kütahya Milletvekili Kasap, Sayıştay raporlarına göre engeli olmadığı halde bazı vatandaşlara ödemeler yapıldığını belirterek, "Bu paraları kime verdiniz? Hak etmeyen 442 bin kişi kimdir? Toplamda 442 bin kişi ve 6,9 milyar Türk lirası." diye konuştu.
Yüzde 98 engelli bir vatandaşın ise maaşının kesildiğini iddia eden Kasap, "Sayıştay'ın raporu bir ilandır, bir suç duyurusudur." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Depreme Karşı Alınabilecek Tedbirlere İlişkin Araştırma Komisyonu kurulmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirterek, hükümetin gerekli tedbirleri bir an önce alması gerektiğini söyledi.
Ermenistan ordusunun, Azerbaycan'ın sivil yerleşim birimlerinde düzenlediği saldırıda yasaklı olan beyaz fosforlu top mermisi kullandığını anlatan Türkkan, "Ermeni güçleri, uluslararası anlaşmaları ve hukuku bir kez daha hiçe sayıyor. Türk Dışişleri yaşanan bu hukuksuzluğu ve Ermenistan'ın sivilleri hedef alan bu katliamlarını güçlü bir diplomasiyle tüm dünyaya anlatmalıdır." dedi.
Türkkan, TÜİK'in, ekim ayı enflasyon rakamlarını açıkladığını, aylık enflasyon artışını kabul ettiğini ancak gerçek rakamları gizlemeye devam ettiğini ileri sürdü.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, İzmir'de yaşanan depremin ardından arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını belirterek, bölgede görev yapan arama kurtarma ekiplerine minnet ve şükranlarını sundu.
Olası depremler için gerekli çalışmaların tamamlanmasının, teknik ve idari koordinasyonun sağlanmasının, depremle mücadele bilincinin topyekun kazanılmasının mecburiyet olduğunu vurgulayan Akçay, şunları söyledi:
"Kaçak binalar, kaygan zeminler, denetim kusurları ve denetim kusurlarını görmezden gelen düşüncesizlikler, öncelikli sorunlarımızdır. Depremle mücadele eylem planları süratle icra edilmeli, kentsel dönüşüm çalışmaları kararlılıkla devam ettirilmeli, yapı denetimleri sıkılaştırılmalı ve depremle mücadele için bir bilim kurulu kurulmalıdır. Başka acılara, başka kayıplara tahammülümüz kalmamıştır. Gereken neyse el birliğiyle yola koyulma zamanıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Akçay, depremle ilgili kurulan araştırma komisyonunun, başarılı çalışmalar yapacağına inandığını söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, istihdamı teşvik eden düzenlemelerin de yer aldığı torba yasaya karşı mücadelelerinin devam edeceğini, işçilerin sesi olacaklarını ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Depreme Karşı Alınabilecek Tedbirlere İlişkin Araştırma Komisyonunun hızla çalışmalarına başlamasını ve hazırlanacak raporun iktidar tarafından dikkatle takip edilmesini ümit ettiklerini belirtti.
TBMM Genel Kurulunda bugün görüşülecek kanun teklifinin içindeki bazı maddelere bütün işçilerin itiraz ettiğini öne süren Özel, "Bu itirazlar son derece haklı. Biz de bu itirazlar doğrultusunda bu madde geri çekilmeden kanunun tamamına içtüzüğün el verdiği ölçüde muhalefet edeceğiz. 3 konfederasyonunun genel başkanlarını Meclis'e davet edelim." diye konuştu.
Bayraklı Adliyesi ve etrafındaki her yerin hasarlı olduğuna işaret eden Özel, "Fiilen belki mahkemeler yapılmayacak ama hukukçular diyorlar ki; 'Bürolarımıza giremiyoruz.' Hakimler, savcılar lojmanlarına veya orada tuttukları evlerine gidemezken bu Meclisin, bu ancak yasayla olacak, süre uzatımı ve birtakım hak kayıpları, hak düşürücü durumlara karşı küçük bir geçici madde ilave etmesi gerekiyor. Pandemide bunu yapmıştık. Bu konuda da 5 grubun ortak bir çalışma yapmasının son derece yerinde olacağını değerlendiriyoruz." ifadelerine yer verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, devletin ilk andan itibaren İzmir'e 29 milyon TL ödenek gönderdiğini, eşyasını alamayanlara 30 bin lira yardım, işyeri yıkılan, hasar gören esnafa 50 bin lira hibe çalışmasını hayata geçirdiğini, evi yıkılanlara kira yardımı vereceğini anlattı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik bir hukuk devleti olduğuna işaret eden Özkan, "Devletin bütün işlem ve eylemleri, anayasaya ve yasalara uygun olarak yargı denetimine tabidir. AK Parti olarak, kuruluşumuzdan bugüne kadar sürekli demokratik hukuk reformlarıyla, anayasal ve yasal standartlarımızı artırarak, vesayetle, darbelerle, derin ve paralel güç odaklarıyla mücadeleyi hayata geçirdik. İnşallah bu reform anlayışımızı geleceğe taşıyarak, muasır medeniyetler seviyesi hedefinin üzerine çıkmış bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'da verdiği mücadeleye değinen Özkan, Azerbaycan'ın bu özgürlük mücadelesini, MİNSK Grubunun kulaklarını tıkamasına rağmen başarıyla sürdürdüğünü söyledi. Özkan, Azerbaycan'ın Karabağ mücadelesinde 200'ü aşan yerleşim yerinin kurtarıldığını anımsatarak, "Azerbaycan'ın tüm toprakları işgalden tamamen kurtarılana kadar Türkiye-Azerbaycan bir millet, iki devlet anlayışıyla bu kutlu mücadeleyi sürdüreceğiz." dedi.
Özkan, "İzmir'de meydana gelen deprem nedeniyle eğer vatandaşlarımızın bir hak kaybına uğraması söz konusu olacaksa yargısal süreç konusunda, bu konuda elbette çalışma yapılabilir. Ancak bu çalışma mevcut yasal düzenlemeler ve genel düzenlemeler çerçevesinde ihtiyacı karşılamaması halinde, vatandaşlarımızın hak kaybı olmaması için bütün siyasi parti grupları ile müzakere etmek ve 239 sıra sayılı kanun teklifine bir madde ihdas etmek suretiyle bu çalışmayı Meclis olarak birlikte yapacağımıza inanıyorum." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç Başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri görüşüldü.
Partisinin "TRT'nin gelirleri ve kullanım alanları"na ilişkin grup önerisi üzerinde söz alan İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, TRT'nin bünyesinde 16 televizyon kanalı, 17 radyo kanalı, 3 basılı dergi ve dijital mecralar bulundurduğunu belirterek, kurumun bu geniş yayın ayağına rağmen izlenme oranlarında alt sıralarda yer aldığını ileri sürdü.
Öztürk, TRT'nin elektrik faturaları başta olmak üzere birçok gelir elde ettiğini ancak harcamalarının şeffaf olmadığını savundu.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, TRT'de yayımlanan dizilerin 100'den fazla ülkeye ihraç edildiğini, bunun sadece maddi getirisinin değil, manevi getirisinin de olduğunu kaydetti.
Elektrik faturalarındaki TRT payının 1960'tan beri devam ettiğini dile getiren Canbey, daha önce yüzde 3 oranında alınan payın yüzde 1,1'e düşürüldüğünü söyledi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, HDP'nin "4 Kısım 2016 yılındaki tutuklamalara" ilişkin grup önerisi üzerinde söz alarak, Eş Genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin "siyasi bir darbeyle rehin alındığını", yargının partilerine karşı bir "sopa" olarak kullanıldığını ileri sürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, AK Parti'nin, kuruluşundan bu yana darbeciler ve derin yapılarla mücadele ederek bu günlere geldiğini, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de demokratik hukuk devleti olduğunu dile getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise 15 Temmuz hain darbe girişiminde Meclisin bombalandığı sıralarda HDP'li milletvekillerinin TBMM'ye geç saatlerde geldiklerini belirtti.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, hayatın her döneminde darbecilere karşı olduklarını, bombaların atıldığı gece de olası provakasyonlardan dolayı gelemediklerini, bu durumun sorumlusunun da AK Parti'nin kendilerine yönelik politikaları olduğunu savundu.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, HDP Eş Genel başkanları Demirtaş ve Yüksekdağ'ın açıklama ve davranışlarının yargı makamlarınca suç olarak değerlendirildiğini ve sürecin bu şekilde başladığını ifade etti. Siyasetçilerin terör ve teröristle arasında mesafe koyması gerektiğine işaret eden Tunç, aksi takdirde hiçbir hukuk devletinde bu davranışların kabul edilmesinin mümkün olmayacağını vurguladı.
CHP'nin "tarımsal üretimin sürdürülebilirliği"ne ilişkin grup önerisi üzerinde konuşan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, tarımda dışa bağımlı politikalar izlendiğini, bunun sonucunda tarım üreticilerin mağdur olduğunu iddia etti. Hükümetin "paramız var ki ithal ediyoruz" anlayışıyla hareket ettiğini öne süren Barut, dövizin yükselmesiyle Türk lirasının da işe yaramayacak hale geldiğini savundu.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, hükümet olarak 18 yıllık iktidarlarında tarımı önceleyen, birikmiş sorunlarını çözen ve üretimin sürekliliğini sağlayan bir anlayışla hareket ettiklerini belirtti. Kılıç, Türkiye'nin tarım ihracatının da ithalatından fazla olduğunu, aksi yönde yapılan açıklamaların gerçekleri yansıtmadığını ifade etti.
İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Konuşmaların ardından depremde alınması gereken tedbirlere ilişkin 5 siyasi partinin ortak önergesiyle kurulan TBMM Meclis Araştırma Komisyonu üyeleri seçildi.
Daha sonra, İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin Birinci Bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, gerekçesi koronavirüs pandemisinin istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak olarak açıklanan kanun teklifinin, iktidarın pandemi sonrası ortamı istismar ettiğinin teyidi olduğunu öne sürdü.
Teklifte, işsizliğin azaltılması bahanesine sığınılarak kıdem tazminatına el atıldığını söyleyen Sındır, "Kademeli olarak kıdem tazminatını ortadan kaldıracak veya işlevsiz kılacak yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılmaktadır." dedi.
İşverenlerin istihdam nedeniyle üstlendikleri vergi ve primlerle ilgili bazı yükümlülüklerin İşsizlik Fonu'na yüklendiğini ifade eden Sındır, İşsizlik Fonu kaynaklarının hızla eritildiğini savundu.
Vergi ve prim yapılandırması adı altında kısmi af çıkarıldığını dile getiren Sındır, "Adalet ve Kalkınma Partisinin 18 yıllık iktidarı döneminde yedinci kez varlık barışı düzenlemeleri tekrar çıkış yolu olarak ortaya sürülmektedir. Emekleriyle çalışanlar aleyhine iş barışını bozan, iş güvencelerini ortadan kaldıran, kıdem tazminatı hakkını zedeleyen, sigortalılığı bölen, kısmi çalışma düzenini özendiren düzenlemeler yapılmaktadır." diye konuştu.
AK Parti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, kanun teklifi ile tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının istihdam üzerindeki olumsuz etiklerinin azaltılmasının, işçi ve işverenler üzerinde oluşan yükün sosyal devlet ilkesi gereğince paylaşılması ve giderilmesinin, destek tedbirleriyle istihdamda devamlılığın sağlanabilmesinin amaçlandığını söyledi.
Kanun teklifi ile ekonomik program hedeflerinin gerçekleştirilmesi, vergi rekabeti, vergide adalet, basitlik, etkinlik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde bazı güncellemelerin yapılmasının planlandığını kaydeden Erim, "Bu çerçevede, kanun teklifinde yer alan düzenlemelerle mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu gözeten, vergi güvenliğini güçlendiren, yatırımları ve sermaye piyasasını teşvik eden, idarenin etkin ve hızlı kararlar almasını sağlayan değişiklikler öngörülmektedir." dedi.
Devlet, ekonomi, ordu ne kadar güçlüyse ülkenin de o kadar güçlü olacağının altını çizen Erim, "Bugün güçlü hükümete, güçlü ekonomiye, güçlü orduya sahip, yurt dışı pazarında küresel oyuncularla rekabet eden güçlü bir Türkiye var." ifadelerini kullandı.
Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, milletvekillerinin kanun teklifine ilişkin sorularını yanıtladı.
Düzenlemeyle vergi yapılandırmasında peşin ödemenin teşvik edildiğini belirten Öztürk, ilk 2 taksit süresi esas alınarak indirim uygulamasının düzenlendiğini kaydetti.
Birinci taksit ödeme süresi içerisinde yapılandırılan tutarların ödenmesi halinde, zam ve faiz gibi alacaklar yerine yurt içi ÜFE tutarında yüzde 90 oranında indirim yapılacağını anlatan Öztürk, yapılandırılan alacağın vergi dairelerince takip edilen idari para cezalarından olması halinde bu alacak asıllarından da yüzde 25 oranında indirim yapılacağını belirtti.
Öztürk, ilk 2 taksit süresi içinde yapılandırılan tutarların ödenmesi halinde zam ve faiz gibi feri alacaklar yerine yurt içi ÜFE tutarından yüzde 50 oranında indirim yapılacağını, yapılandırılan alacağın vergi dairelerince takip edilen idari para cezalarından olması halinde bu alacak asıllarından da yüzde 12,5 oranında indirim uygulanacağını söyledi.
Yapılandırılan alacakların peşin veya taksitli olarak iki şekilde ödenmesinin öngörüldüğünü ifade eden Öztürk, borçluların bu iki seçeneğe göre borçlarını ödeyeceğini, taksitli ödemede belli bir katsayı üzerinden ilave ödeme yapılması gerekeceğini kaydetti. Öztürk, taksitlere göre uygulanacak katsayıların, 6 eşit taksit için 1,045, 9 eşit taksit için 1,083, 12 eşit taksit için 1,105, 18 eşit taksit için ise 1,15 şeklinde olacağını dile getirdi.
İstihdamın korunması ve salgının iş gücü piyasası üzerindeki etkilerinin asgari düzeye indirilmesi amacıyla çeşitli düzenlemeler yapıldığını belirten Öztürk, iş gücü piyasasına girişleri zor olan 25 yaş altı gençler ve 50 yaş üstü çalışanlar için Yeni Ekonomi Programı'nda öngörüldüğü üzere bir düzenlemenin gerekli olduğunu söyledi. Öztürk, bu çerçevede Kovid-19 salgını döneminde iş gücü piyasasına ve istihdama katkı sağlayacağı düşünülerek, belirli süreli iş sözleşmelerinde değişikliğe gidildiğini ifade etti.
Öztürk, buna göre, 25 yaş altında ve 50 yaş üzerinde koşul aranmadan, istisnai olarak azami iki yıl süreyle belirli süreli iş sözleşmesinin yapılabileceğini anlatarak, "Önerilen değişikliğin istihdamı koruyacağı ve Kovid-19'un iş gücü piyasasına etkilerini azaltacağı, belirlenen yaş grubundaki çalışanların iş gücüne katılımlarını esnekleştireceği değerlendirilmektedir. Ayrıca, yapılan düzenleme gelişmiş ülke uygulamalarında da benzerlik göstermektedir." diye konuştu.
Cemal Öztürk, belirli süreli iş sözleşmesinin işçileri kıdem ve ihbar tazminatı hakkından mahrum bırakabileceği yönündeki eleştirilere, şöyle yanıt verdi:
"Eleştiriler olsa da bu durumlarda kıdem tazminatı alınabileceği görülmektedir. Kıdem tazminatına hak kazanma konusunda Yargıtay'ımız, belirli süreli iş sözleşmesinin yenilenme iradesi olup olmadığına bakılması gerektiğine ve somut olayların incelenmesi neticesinde kıdem tazminatının ödenmesine karar vermiştir. Bununla ilgili Yargıtay hukuk dairelerinin çeşitli kararları mevcuttur. İhbar tazminatı ise sadece belirsiz süreli iş sözleşmelerinin varlığı halinde ortaya çıkmaktadır. Belirli süreli iş sözleşmelerde, sözleşmenin bitim tarihi belli olduğu için herhangi bir bildirim şartı bulunmamakta ve bildirim sürelerine uyulmadığında ortaya çıkan ihbar tazminatı oluşmamaktadır. Belirli süreli iş sözleşmelerinde ihbar tazminatı olmadığı için bu konu hakkında herhangi bir değişiklik yaşanmayacaktır."
Vergi ertelemesi getirilmeyen sektördeki mükelleflerin 31 Ağustos 2020 öncesi borçlarının yapılandırma kapsamına alındığını dile getiren Öztürk, "Mücbir sebep kapsamı belirlenirken salgından en çok etkilenen sektörler esas alınmıştır. Bu kapsamda 1,9 milyon gelir vergisi mükellefinin, 400 bini aşan mükellefin, mart, nisan, mayıs aylarında ödemesi gereken gelir, stopaj ve KDV'leri ile sigorta primleri ertelenmiştir. Ekim, kasım, aralık aylarında ödenme imkanı sağlanmıştır." dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
