2012-08-06 - 12:55
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında bölücü terör örgütü PKK ve ekonomik gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında bölücü terör örgütü PKK ve ekonomik gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, " Hakkari'de meydana gelen olaylar ile ilgili olarak yapılan açıklama ve verilen beyanatlara bakıldığında AK Parti'nin Türkiye'nin terör problemini çözemeyeceği artık net bir şekilde görülmektedir." Dedi
MHP'li Ayhan, " PKK hem saldırılarına hem tecavüzlerine devam etti" diyerek meydana gelen olayların olağan bir olaymış gibi telakki edilmesinin, olaya bakışın hafifliğini gösterdiğini savundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı, Ayhan sözlerinde şunları kaydetti:
"Hakkari'de meydana gelen olaylar ile ilgili olarak yapılan açıklama ve verilen beyanatlara bakıldığında AK Parti'nin Türkiye'nin terör problemini çözemeyeceği artık net bir şekilde görülmektedir. "PKK hem saldırılarına hem tecavüzlerine devam etti" diyerek meydana gelen olayları olağan bir olaymış gibi telakki edilmesi, olaya bakışın hafifliğinin bir ibaresidir. "Türkiye'nin ayağındaki pranganın çıkarılacağını" ifade edenler bizim ihanet açılımı dediğimiz rezalet ile Türk Milletinin ayağına yeni prangalar eklediğinin farkında değilmiş gibi davranmaktadırlar.
Bütün bunlar olurken bazı bakanlarda "Davulun tangır mangır" çalınmayacağı ile meşguller. "Türkiye'nin terör örgütüne, terör örgütünün iplerini elinde tuttuğu canilere, terör örgütünün iplerini elinde tutan düşman ülke ve çevrelere de haddini, hududunu bildirecek güçtedir." Diyenler; Kimlerin bu ipleri tuttuğunu, AK Parti iktidarının bunlar ile yakınlığı, ipi elinde tutanlar ile AK Parti'nin ilişkilerinin tarihsel ve kronolojik olarak seyrinin nasıl olduğunu millete anlatma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Açılım ile PKK'ya karşı belirledikleri angajman kurallarında bir değişikliğe gidip gitmeyeceklerini de meydana gelen olaylardan sonra millete anlatacaklar mı dır? Yoksa Oslo'da yapılacak görüşmelerle mi PKK'ya tebliği etmeyi düşünmektedirler. " PKK'nın pervasızca bir plan içine girdiğini " ifade edenler ise uluslararası konjonktürün uygunluğundan bahsettiği ortamın, yaşadığımız günlerdeki konjonktür ve ortam mı olduğunu da millete anlatmalıdırlar.
Dış politikada; AK Parti Hükümetin verdiği her taviz sonucunda hükümetin gerekeni yeterince yapmamasına rağmen gelişmelerin olumlu olduğu ifade edilmekte, tavizin durduğu veya karşı ülkenin talepleri karşılanmadığı anda ülkemizin aleyhine tutum almaları anında gerçekleşmektedir.
Muhalefeti I. Dünya savaşı denklemi ile bugünkü olayları yorumlamakla suçlayan AK Parti yetkilileri, AK Parti'nin yorumladığı şeklin ülkeyi, çevre ülkelerini ve bölgenin mevcut içinde bulunduğu hale gelmesine nasıl katkı sağladıklarının farkında olmadığını açık bir şekilde göstermektedir. AK Parti'nin olayları yorumlamalarındaki zafiyet ayaklarındaki çözmeye çalıştıkları prangalardan değil, zihinlerindeki prangalardan meydana gelmektedir. Hele bazılarının yaptığı rezaletlerden sonra kendinin herkes tarafından bombaladığını ifade edenlerin içinde bulunduğu durum akla ziyandır. Onların bugün yorumladığı denklem ve paradigmalar ancak taşeronluk ve eş başkanlık yapmaya müsaittir. Görünen de odur. Ancak bu tür yorumlarla muhalefete iftira atmak bunların rutin bir davranış biçimi haline gelmiştir.
Pazar vaazları ile milleti idare etmeye çalışanların önderlik ederek çıkardığı kanunlar ile 230 bin kişiyi cezaevine girmekten kurtardıklarını fısıldayarak söylemeleri, ülkeyi yönetirken ne hale getirdiklerinin bir örneğidir. Ayrıca, Pazar vaazı olan bölgeler ile ilişkilerinin de nasıl olduğunu topluma bir türlü izah edememektedirler. Daha fazla ileri gitmeyin talimatlarını da topluma anlatmamaktadırlar. Komşuları kontrol edemedikleri için şap hastalığını önleyemediğini beyan edenler, PKK'nın son durumunu ülkenin komşu ülkelerle ilişkisinin bozulmasına mı bağlamaktadırlar.
Ekonomik gelişmelere de değinen MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan GSYH yılın ilk çeyreğinde yüzde 3,2 büyüdüğünü ve büyüme oranının yavaşladığını söyledi.
MHP'li Ayhan sözlerine şöyle devam etti:
"Yılın ilk çeyreğinde iç talep durma noktasına gelmiş, büyüme net dış talepten gelmiştir. İran'a yapılan altın ihracatı net dış talebi dolayısıyla GSYİH'yi olduğundan daha fazla büyümüş göstermektedir. Altın ihracatı hariç tutulduğunda ilk çeyrek büyümesi daha düşük çıkacaktır. Yılın ikinci çeyreği birinci çeyrekten çok farklı değildir. Yılın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 2,8 artan sanayi üretimi, Nisan ve Mayıs aylarında ortalama yüzde 3,8 artmıştır.
Yılın ilk çeyreğinde kapasite kullanım oranı geçen yıla göre değişmezken, ikinci çeyrekte geçen yılın 0,9 puan altında gerçekleşmiştir. Yılın ilk çeyreğinde ihracat yüzde 12,4, ikinci çeyrekte ise yıllık yüzde 14,3 artmıştır. İkinci çeyrekte ihracattaki ivmelenmede İran'a altın ihracatı etkili olmuştur. Yılın ilk çeyreğinde ithalat yüzde 0,7 azalmışken, ikinci çeyrekte yıllık yüzde 3,5 azalmıştır.
Yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 0,4 artan tüketici güven endeksi, ikinci çeyrekte geçen yıla göre yüzde 2,7 azalmıştır. Yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre ortalama yüzde 3 düşen reel kesim güven endeksi, yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 4,3 gerilemiştir. Dahilde alınan katma değer vergisi, özel tüketim vergisi ve ithalde alınan katma değer vergisi toplamı yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 6,1 artmışken, yılın ikinci çeyreğinde geçen yıla göre sadece yüzde 0,1 artmıştır.
Haziran ayında vergi gelirleri % 11 oranında gerilemiştir. Haziran ayında bütçe giderleri % 32 oranında artmıştır. 2011 yılında Haziran ayında 3,1 milyar TL fazla veren bitçe bu yıl 6,3 milyar TL açık vermiştir. Personel gideri %36 artmıştır. Mal ve hizmet alımları %12 azalmıştır. Cari transferler % 51 oranında artmıştır. Haziran ayında dahilde alınan katma değer vergisi % 4 oranında azalmıştır. Ocak-Haziran döneminde vergi gelirleri artışı %7 düzeyindedir. Bu oran yıllık enflasyonu dikkate aldığımızda reel olarak bir artış olmadığını ortaya koymaktadır.
Ocak-Haziran döneminde Kurumlar vergisi % 3,8 oranında artmıştır. Dahilde alınan KDV artışı %1,7, ithalde alınan KDV binde 3 oranında artmıştır. İşsizlerin yüzde 75'i yakın dönem işsizdir. Bunun % 75'i bir yıldan az süredir işsizdir. Gençlerin % 31'ne çalışmakta nede okula devam etmektedir.
OECD'deki çalışma çağındaki nüfusun ortalama yüzde 70,6'sı bir işte çalışmaktadır. Bu oran Türkiye'de yüzde 53,8 olmuştur. OECD ortalamasında olduğu gibi çalışma çağındaki nüfusun yüzde 70,6'sı çalışmak isteseydi Türkiye'nin işsizlik oranı yüzde 31,4'e ulaşacaktı. Yatırım malları ithalatı Haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31, Ocak-Haziran döneminde ise yüzde 11 oranında azalmıştır. Sıcak parayla artan iç talep ve yüksek artan ithalattan alınan vergilerle iyileşen bütçe iç talebin ve ithalatın azalması ile problem yaşamaya başlamıştır.
Yılın ilk çeyreğinde yüzde 23,6 olan bireysel krediler yıllık artış hızı, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 17,7'ye gerilemiştir. Yılın ilk çeyreğinde 16 milyar ABD doları tutarındaki cari işlemler açığına karşılık, net sermaye girişi 14 milyar ABD doları olmuştu. İlk çeyrekte sermaye girişi geçen yılın yüzde 40,6 altındaydı. Buna karşılık Nisan ve Mayıs aylarında cari işlemler açığı 11 milyar ABD doları iken, net sermaye girişi 15 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Nisan ve Mayıs aylarında net sermaye girişi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 azalmıştır. Sanayi üretimi, ihracat ve net dış finansman birinci çeyreğe göre biraz daha iyiyken, kapasite kullanım oranı, ithalat, tüketici ve reel kesim güveni, bireysel kredi artış oranı, tüketime dayalı vergiler daha olumsuz bir tablo ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, yılın ikinci çeyreğine ilişkin verilerde iç talebin henüz canlanmadığını, ikinci çeyrek büyüme oranının birinci çeyrekten çok farklı olmayacağını ve ekonominin net dış talebe dayalı vasat bir büyüme içinde olduğunu göstermektedir. Vasat büyüme işsizlik oranlarına da yansımıştır. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yılbaşından itibaren yüzde 9 civarında yatay hareket etmektedir. Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin elimizde çok az veri vardır. 20 Temmuz haftası itibarıyla bireysel krediler yıllık artış hızı yüzde 17,3'e gerilemiştir. Temmuz ayı kapasite kullanım oranı geçen yılın 0,6 puan altındadır. TİM verilerine göre 01-31 Temmuz arası toplam ihracat geçen yıla göre yüzde 5,5 oranında azalmıştır. Yurtdışı yerleşiklerin DİBS, hisse senedi ve repo yatırım toplamı yılın ilk çeyreğinde 1,5 milyar ABD doları iken, ikinci çeyrekte 4,6 milyar ABD dolarına yükselmiştir. 20 Temmuz haftası itibarıyla Haziran sonuna göre geçen üç haftada yurtdışı yerleşiklerin yatırımı 4,1 milyar ABD doları olmuştur. Temmuz ayı itibarıyla sıcak para girişinde bir sorun gözükmüyor. DİBS faiz oranı yüzde 8'in altına gerilemiştir. Sepet kur ise 2 TL'nin altını test etmektedir.
Sonuç olarak, elimizdeki sınırlı sayıda Temmuz ayına ilişkin veriler finansal koşulların iç talep açısından uygun olduğunu, sıcak para girişinin sürdüğünü, faizlerin ve kurların gerilediğini ancak finansal koşullardaki iyileşmenin bireysel kredilere henüz yansımadığını göstermektedir. Temmuz ayı kapasite kullanım oranı ve ihracat verileri ise şu an için çok parlak gözükmüyor. Özellikle, yılın ilk yarısında büyümenin motoru konumundaki dış talepteki azalış dikkat çekici durumdadır."
Bir gazetecinin Başbakan Erdoğan'ın katıldığı bir programda eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuksuz yargılanması gerektiğine inandığına ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Ayhan, Başbakan Erdoğan'ın istediği zaman TBMM'den kanun çıkaracak güce sahip olduğunu belirterek daha önce bunu MİT Müsteşarının yargılanmaması için yaptığını söyledi. (12:55)
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, " Hakkari'de meydana gelen olaylar ile ilgili olarak yapılan açıklama ve verilen beyanatlara bakıldığında AK Parti'nin Türkiye'nin terör problemini çözemeyeceği artık net bir şekilde görülmektedir." Dedi
MHP'li Ayhan, " PKK hem saldırılarına hem tecavüzlerine devam etti" diyerek meydana gelen olayların olağan bir olaymış gibi telakki edilmesinin, olaya bakışın hafifliğini gösterdiğini savundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı, Ayhan sözlerinde şunları kaydetti:
"Hakkari'de meydana gelen olaylar ile ilgili olarak yapılan açıklama ve verilen beyanatlara bakıldığında AK Parti'nin Türkiye'nin terör problemini çözemeyeceği artık net bir şekilde görülmektedir. "PKK hem saldırılarına hem tecavüzlerine devam etti" diyerek meydana gelen olayları olağan bir olaymış gibi telakki edilmesi, olaya bakışın hafifliğinin bir ibaresidir. "Türkiye'nin ayağındaki pranganın çıkarılacağını" ifade edenler bizim ihanet açılımı dediğimiz rezalet ile Türk Milletinin ayağına yeni prangalar eklediğinin farkında değilmiş gibi davranmaktadırlar.
Bütün bunlar olurken bazı bakanlarda "Davulun tangır mangır" çalınmayacağı ile meşguller. "Türkiye'nin terör örgütüne, terör örgütünün iplerini elinde tuttuğu canilere, terör örgütünün iplerini elinde tutan düşman ülke ve çevrelere de haddini, hududunu bildirecek güçtedir." Diyenler; Kimlerin bu ipleri tuttuğunu, AK Parti iktidarının bunlar ile yakınlığı, ipi elinde tutanlar ile AK Parti'nin ilişkilerinin tarihsel ve kronolojik olarak seyrinin nasıl olduğunu millete anlatma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Açılım ile PKK'ya karşı belirledikleri angajman kurallarında bir değişikliğe gidip gitmeyeceklerini de meydana gelen olaylardan sonra millete anlatacaklar mı dır? Yoksa Oslo'da yapılacak görüşmelerle mi PKK'ya tebliği etmeyi düşünmektedirler. " PKK'nın pervasızca bir plan içine girdiğini " ifade edenler ise uluslararası konjonktürün uygunluğundan bahsettiği ortamın, yaşadığımız günlerdeki konjonktür ve ortam mı olduğunu da millete anlatmalıdırlar.
Dış politikada; AK Parti Hükümetin verdiği her taviz sonucunda hükümetin gerekeni yeterince yapmamasına rağmen gelişmelerin olumlu olduğu ifade edilmekte, tavizin durduğu veya karşı ülkenin talepleri karşılanmadığı anda ülkemizin aleyhine tutum almaları anında gerçekleşmektedir.
Muhalefeti I. Dünya savaşı denklemi ile bugünkü olayları yorumlamakla suçlayan AK Parti yetkilileri, AK Parti'nin yorumladığı şeklin ülkeyi, çevre ülkelerini ve bölgenin mevcut içinde bulunduğu hale gelmesine nasıl katkı sağladıklarının farkında olmadığını açık bir şekilde göstermektedir. AK Parti'nin olayları yorumlamalarındaki zafiyet ayaklarındaki çözmeye çalıştıkları prangalardan değil, zihinlerindeki prangalardan meydana gelmektedir. Hele bazılarının yaptığı rezaletlerden sonra kendinin herkes tarafından bombaladığını ifade edenlerin içinde bulunduğu durum akla ziyandır. Onların bugün yorumladığı denklem ve paradigmalar ancak taşeronluk ve eş başkanlık yapmaya müsaittir. Görünen de odur. Ancak bu tür yorumlarla muhalefete iftira atmak bunların rutin bir davranış biçimi haline gelmiştir.
Pazar vaazları ile milleti idare etmeye çalışanların önderlik ederek çıkardığı kanunlar ile 230 bin kişiyi cezaevine girmekten kurtardıklarını fısıldayarak söylemeleri, ülkeyi yönetirken ne hale getirdiklerinin bir örneğidir. Ayrıca, Pazar vaazı olan bölgeler ile ilişkilerinin de nasıl olduğunu topluma bir türlü izah edememektedirler. Daha fazla ileri gitmeyin talimatlarını da topluma anlatmamaktadırlar. Komşuları kontrol edemedikleri için şap hastalığını önleyemediğini beyan edenler, PKK'nın son durumunu ülkenin komşu ülkelerle ilişkisinin bozulmasına mı bağlamaktadırlar.
Ekonomik gelişmelere de değinen MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan GSYH yılın ilk çeyreğinde yüzde 3,2 büyüdüğünü ve büyüme oranının yavaşladığını söyledi.
MHP'li Ayhan sözlerine şöyle devam etti:
"Yılın ilk çeyreğinde iç talep durma noktasına gelmiş, büyüme net dış talepten gelmiştir. İran'a yapılan altın ihracatı net dış talebi dolayısıyla GSYİH'yi olduğundan daha fazla büyümüş göstermektedir. Altın ihracatı hariç tutulduğunda ilk çeyrek büyümesi daha düşük çıkacaktır. Yılın ikinci çeyreği birinci çeyrekten çok farklı değildir. Yılın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 2,8 artan sanayi üretimi, Nisan ve Mayıs aylarında ortalama yüzde 3,8 artmıştır.
Yılın ilk çeyreğinde kapasite kullanım oranı geçen yıla göre değişmezken, ikinci çeyrekte geçen yılın 0,9 puan altında gerçekleşmiştir. Yılın ilk çeyreğinde ihracat yüzde 12,4, ikinci çeyrekte ise yıllık yüzde 14,3 artmıştır. İkinci çeyrekte ihracattaki ivmelenmede İran'a altın ihracatı etkili olmuştur. Yılın ilk çeyreğinde ithalat yüzde 0,7 azalmışken, ikinci çeyrekte yıllık yüzde 3,5 azalmıştır.
Yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 0,4 artan tüketici güven endeksi, ikinci çeyrekte geçen yıla göre yüzde 2,7 azalmıştır. Yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre ortalama yüzde 3 düşen reel kesim güven endeksi, yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 4,3 gerilemiştir. Dahilde alınan katma değer vergisi, özel tüketim vergisi ve ithalde alınan katma değer vergisi toplamı yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 6,1 artmışken, yılın ikinci çeyreğinde geçen yıla göre sadece yüzde 0,1 artmıştır.
Haziran ayında vergi gelirleri % 11 oranında gerilemiştir. Haziran ayında bütçe giderleri % 32 oranında artmıştır. 2011 yılında Haziran ayında 3,1 milyar TL fazla veren bitçe bu yıl 6,3 milyar TL açık vermiştir. Personel gideri %36 artmıştır. Mal ve hizmet alımları %12 azalmıştır. Cari transferler % 51 oranında artmıştır. Haziran ayında dahilde alınan katma değer vergisi % 4 oranında azalmıştır. Ocak-Haziran döneminde vergi gelirleri artışı %7 düzeyindedir. Bu oran yıllık enflasyonu dikkate aldığımızda reel olarak bir artış olmadığını ortaya koymaktadır.
Ocak-Haziran döneminde Kurumlar vergisi % 3,8 oranında artmıştır. Dahilde alınan KDV artışı %1,7, ithalde alınan KDV binde 3 oranında artmıştır. İşsizlerin yüzde 75'i yakın dönem işsizdir. Bunun % 75'i bir yıldan az süredir işsizdir. Gençlerin % 31'ne çalışmakta nede okula devam etmektedir.
OECD'deki çalışma çağındaki nüfusun ortalama yüzde 70,6'sı bir işte çalışmaktadır. Bu oran Türkiye'de yüzde 53,8 olmuştur. OECD ortalamasında olduğu gibi çalışma çağındaki nüfusun yüzde 70,6'sı çalışmak isteseydi Türkiye'nin işsizlik oranı yüzde 31,4'e ulaşacaktı. Yatırım malları ithalatı Haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31, Ocak-Haziran döneminde ise yüzde 11 oranında azalmıştır. Sıcak parayla artan iç talep ve yüksek artan ithalattan alınan vergilerle iyileşen bütçe iç talebin ve ithalatın azalması ile problem yaşamaya başlamıştır.
Yılın ilk çeyreğinde yüzde 23,6 olan bireysel krediler yıllık artış hızı, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 17,7'ye gerilemiştir. Yılın ilk çeyreğinde 16 milyar ABD doları tutarındaki cari işlemler açığına karşılık, net sermaye girişi 14 milyar ABD doları olmuştu. İlk çeyrekte sermaye girişi geçen yılın yüzde 40,6 altındaydı. Buna karşılık Nisan ve Mayıs aylarında cari işlemler açığı 11 milyar ABD doları iken, net sermaye girişi 15 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Nisan ve Mayıs aylarında net sermaye girişi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 azalmıştır. Sanayi üretimi, ihracat ve net dış finansman birinci çeyreğe göre biraz daha iyiyken, kapasite kullanım oranı, ithalat, tüketici ve reel kesim güveni, bireysel kredi artış oranı, tüketime dayalı vergiler daha olumsuz bir tablo ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, yılın ikinci çeyreğine ilişkin verilerde iç talebin henüz canlanmadığını, ikinci çeyrek büyüme oranının birinci çeyrekten çok farklı olmayacağını ve ekonominin net dış talebe dayalı vasat bir büyüme içinde olduğunu göstermektedir. Vasat büyüme işsizlik oranlarına da yansımıştır. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yılbaşından itibaren yüzde 9 civarında yatay hareket etmektedir. Yılın üçüncü çeyreğine ilişkin elimizde çok az veri vardır. 20 Temmuz haftası itibarıyla bireysel krediler yıllık artış hızı yüzde 17,3'e gerilemiştir. Temmuz ayı kapasite kullanım oranı geçen yılın 0,6 puan altındadır. TİM verilerine göre 01-31 Temmuz arası toplam ihracat geçen yıla göre yüzde 5,5 oranında azalmıştır. Yurtdışı yerleşiklerin DİBS, hisse senedi ve repo yatırım toplamı yılın ilk çeyreğinde 1,5 milyar ABD doları iken, ikinci çeyrekte 4,6 milyar ABD dolarına yükselmiştir. 20 Temmuz haftası itibarıyla Haziran sonuna göre geçen üç haftada yurtdışı yerleşiklerin yatırımı 4,1 milyar ABD doları olmuştur. Temmuz ayı itibarıyla sıcak para girişinde bir sorun gözükmüyor. DİBS faiz oranı yüzde 8'in altına gerilemiştir. Sepet kur ise 2 TL'nin altını test etmektedir.
Sonuç olarak, elimizdeki sınırlı sayıda Temmuz ayına ilişkin veriler finansal koşulların iç talep açısından uygun olduğunu, sıcak para girişinin sürdüğünü, faizlerin ve kurların gerilediğini ancak finansal koşullardaki iyileşmenin bireysel kredilere henüz yansımadığını göstermektedir. Temmuz ayı kapasite kullanım oranı ve ihracat verileri ise şu an için çok parlak gözükmüyor. Özellikle, yılın ilk yarısında büyümenin motoru konumundaki dış talepteki azalış dikkat çekici durumdadır."
Bir gazetecinin Başbakan Erdoğan'ın katıldığı bir programda eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuksuz yargılanması gerektiğine inandığına ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Ayhan, Başbakan Erdoğan'ın istediği zaman TBMM'den kanun çıkaracak güce sahip olduğunu belirterek daha önce bunu MİT Müsteşarının yargılanmaması için yaptığını söyledi. (12:55)
