2011-02-24 - 13:11
ANADİLDE EĞİTİM DİLEKÇELERİ TBMM'DE...
BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Aysel Tuğluk ve sivil toplum örgütleri ile düzenlediği basın toplantısında iki aydan beri devam eden bir kampanya sonucu olarak, Kürtçe anadilinde eğitim ve öğretim talep eden dilekçelerini TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı'na sunacaklarını söyledi. Basın toplantısının ardından toplanan 1 milyon 100 bin dilekçe TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Yahya Akman'a sunuldu.

BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Aysel Tuğluk ve sivil toplum örgütleri ile düzenlediği basın toplantısında iki aydan beri devam eden bir kampanya sonucu olarak, Kürtçe anadilinde eğitim ve öğretim talep eden dilekçelerini TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı'na sunacaklarını söyledi. Besın toplantısının ardından toplanan 1milyon 100 bin dilekçe TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Yahya Akman'a sunuldu.

Demokratik Toplum Kongresi`nde alınan karar gereğince yürütülen `Anadilde eğitim` kampanyası çerçevesinde toplanan bir milyon 100 bin imzalı dilekçelerin, Meclis Dilekçe Komisyonu`na sunulacağını belirten DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, "Başbakan Mısır`daki olaylar için `halkın taleplerini dikkate alın" demişti. İşte imzalar, halkın anadilde eğitim taleplerini dikkate alın. Kürtçe Türkçe kadar saygıdeğer bir dildir, hak gaspının iade edilmesini istiyoruz` diye konuştu

Tuğluk, "Kürt vatandaşlar ana dilde öğrenim görememekte, tutuklular ana dillerinde savunma yapamamakta, Türkçe bilmeyen vatandaşlar her türlü kamusal hizmete erişiminden mahrum kalmaktadırlar." dedi

Kürtçe'nin anayasal ve yasal düzlemde kabul edilmemesinin, Kürt halkı açısından bir "kültür kırım" "dil kırım" halini alacağını savunan Tuğluk, " Mevcut yasakçı uygulamaların toplumsal barışı zorladığı ortadadır." dedi

Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, sözlerinde şunları kaydetti:

" Farklı kültürlerin, dillerin, inançların, o ülkenin zenginliği olduğuna inanmaktayız. Bu zenginlik, tek tipci değil ama demokratik bir ulusun temellerini gerekli kılmaktadır. Ne var ki, bugün bile Kürt vatandaşlar ana dilde öğrenim görememekte, tutuklular ana dillerinde savunma yapamamakta, Türkçe bilmeyen vatandaşlar her türlü kamusal hizmete erişiminden mahrum kalmaktadırlar. Kürtçe'nin anayasal ve yasal düzlemde kabul edilmemesi, halkımız açısından bir " kültür kırım", "dil kırım" halini almıştır.

Kürt sorununu çok boyutlu demokrasi ve Adalet sorunu olarak görüyoruz.. Hak ve özgürlükleri genişletmemiz gerekir. Kimlik hakkı, dil hakkı vazgeçilmez haklardır. Kürtlerin kimlik hakkı vardır. Bunlar insan onuru ile ilgili temel haklardır. Özgürlük, eşitlik ve adalet herkese olmalıdır. Gerçek ve adil bir çözüm Kürtlerin kimlik haklarını tanımaktan geçer. Kürt dili bazı yasal değişikliklere rağmen hala farklı yasaklarla karşı karşıyadır. Mevcut yasakçı uygulamaların toplumsal barışı zorladığı ortadadır.

20. yy'ın tekçi-asimilasyoncu ulus-devlet mantığından kurtulmamız ve tam demokratik çoğulcu bir Türkiye'ye ulaşabilmemiz için anadillere eğitim ve öğretim serbestisinin tanınmasının bir ilk adım olacağını öngörerek, Uygar ve tam demokratik bir ülke olmanın temel şartları olan üç kuşak insan haklarını, çekincesiz bir şekilde imzalayıp onaylayarak, bu temel belgeler ışığında çağdaş bir Anayasaya kavuşmamıza önayak olmasını diliyoruz."

Tuğluk, 12 Haziran`da aday olup olmayacağı yönündeki bir soruya "Henüz o konuda bir şey söylemek durumunda değilim. Çalışmalarımız devam ediyor" yanıtını verdi.

Toplantının ardından Sakık, Tuğluk ve beraberindekiler, dilekçeleri sunmak üzere TBMM Dilekçe Komisyonuna gitti.

Aysel Tuğluk, dilekçeyi Yahya Akman'a verdikten sonra yaptığı açıklamada, Kürt meselesinin hak ve özgürlükler çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğine inandıklarını belirterek, ''Bunun çözüm yeri Meclis'tir'' dedi.

Artık Türkiye'nin çağdaş değerlerle buluşması gerektiğini ve bunun da anadilde eğitim hakkı tanınarak oluşacağını ifade eden Tuğluk, şöyle konuştu:

''Meclis zemininin çözüm gücü olmasını istiyoruz. Artık çatışmaların, ölümlerin durmasını istiyoruz. Meclis bu konuda inisiyatif almak durumundadır. Kaybedecek zamanımız yok. Dil hakkı evrensel bir haktır ve pek çok uluslararası sözleşmede güvence altına alınmış bir haktır. Bu belgelerde, bu hakkın yasaklanması yasaklanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın da bu normlar çerçevesinde değişim yaşaması gerekiyor. İnanıyoruz ki bu mesele ivedilikle ele alınır, Sayın Başbakan bu konuda olumlu bir tutum gösterir. Bu yaklaşım, ortamın daha da yumuşamasına yol açacaktır. Bu tür jestleri yapmak gerekiyor. Beklentimiz bu yönde.''

Komisyon Başkanı Yahya Akman da bu konuda daha önce başvuru yapıldığını anımsatarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''12 Haziran seçimlerinden sonra kapsamlı bir Anayasa değişikliğinin konuşulacağını'' söylediğini kaydetti. Toplumun bütün kesimleri ile uzlaşı arayacaklarını ve bunların başında da TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin geleceğini ifade eden Akman, şunları kaydetti:

''Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları ile olabildiğince geniş kapsamlı bir mutabakat sağlamak suretiyle Anayasa değişikliği yoluna gidilecektir. Anayasa değişikliğinin, Türkiye'nin daha çağdaş bir Anayasa'ya kavuşması için, ''ama''lı Anayasa yerine daha özet, hak ve hürriyetleri garanti altına alan bir Anayasa değişikliği olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Toplumdaki tansiyonun düşmesi, şiddet ortamının ortadan kalkmasıyla beraber bizim konuşamayacağımız, paylaşamayacağımız hiçbir şey kalmayacaktır. Bizler birbirimizi anladıkça, bu tür konularda çok daha gerekli adımlar atılabilecektir. Ümit ediyorum ki önümüzdeki Anayasa değişikliği ile bu konular daha detaylı ele alınacak. Eğer Anayasa veya yasa değişikliği gerektiriyorsa, bu başvuruları TBMM Başkanlığı ve Başbakanlığa sunacağız.'' (13:38)