2017-02-07 - 17:18
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.TBMM Genel Kurulunda, serbest bölgelere yatırım kolaylığı getiren Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda AK Parti Isparta Milletvekili Sait Yüce, Milli Eğitim müfredatı, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvin-Hopa Cankurtaran Tüneli ve MHP İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter de İstanbul'un Şile ilçesinin sorunları hakkında gündem dışı birer konuşma yaptı.

Gündem dışı konuşmaların ardından Buldan, HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken'in 3 aylık tutukluluğunun ardından geçen hafta tahliye edildiğini anımsatarak, Baluken'e geçmiş olsun dileklerini iletti.

Eski Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün de tahliye edilmesinden dolayı mutluluk duyduğunu belirten Buldan, "Hala şu anda cezaevinde olan parlamento üyesi 12 milletvekilinin tutuklu olduğunu da belirtmek ve hatırlatmak isterim. Baluken'in tahliye olduğu gün Kars Milletvekili Ayhan Bilgen ve Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın tutuklanmasını üzüntüyle karşıladığımızı, bütün milletvekili arkadaşlarımızın bir an önce serbest kalması gerektiğini ifade ederim." dedi.

Buldan, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın eşinin hayatını kaybetmesinden dolayı hem Sancaklı ailesine hem de MHP Grubuna başsağlığı dileklerini iletti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Çanakkale'de yaşanan depremlerde yaralanan vatandaşlara acil şifalar diledi. Depremle mücadelenin deprem öncesi ve sonrası şeklinde iki aşamalı yürütülmesi gerektiğini, can ve ekonomik kayıpları azaltmak için stratejiler belirlenmesi gerektiğini ifade eden Akçay, AFAD ve Kızılay'ı da Çanakkale'deki çalışmaları dolayısıyla tebrik etti.

Türk siyasetinin duayenlerinden Osman Bölükbaşı'nın 6 Şubat 2002'de vefat ettiğini anımsatan Akçay, Bölükbaşı'nı rahmetle andıklarını söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'e tahliye edilmesinden dolayı geçmiş olsun, MHP Kocaeli Milletvekili Sancaklı'ya da eşinin vefatı nedeniyle başsağlığı diledi.

Başbakan Binali Yıldırım'ın hafta sonu referanduma ilişkin yaptığı konuşmaya CHP olarak tepki gösterdiklerini ve özür beklediklerini söylediklerini anımsatan Özel, "Halkın yarısına terörist diyen, evinde örgü ören, sobanın kenarında oturan, torunu 'anneanne, referanduma ne diyeceksin?' diyen teyzelere terörist diyen Başbakanı kabul etmemizin mümkün olmadığını... Ülkenin Cumhurbaşkanının 'hayır' diyenleri terörizmle yaftalamasını reddettiğimizi, Sayın Binali Yıldırım'dan özür beklediğimizi ifade etmiştik. Ama bugünkü grup toplantısında benzer ifadeler kullandı. Bunu kınadığımızı, bu yaklaşımının toplumu birbirine düşüren ve siyasi ahlaktan yoksun bir davranış olduğunu ifade ediyor. Kendisinden bu tavrını derhal gözden geçirmesini talep ediyoruz." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da 7 Şubat gününün Türk siyasi tarihinde önemli günlerden biri olduğunu belirterek, "5 yıl kadar önce 'MİT krizi' adıyla bir süreç başlamıştı. O sürecin 17-15 Aralık'ın, 15 Temmuz'un öncüsü olduğunu bugün çok daha net görüyoruz." dedi.

Çanakkale milletvekili olduğunu hatırlatan Turan, Çanakkale'de 2 günden beri devam eden depremlerin yaşandığını belirtti. Turan, can kaybının olmamasının en büyük teselli olduğunu ifade ederek, "13 köyümüzde ve 1 mahallemizde sıkıntılarımız var. Fakat o kadar gururluyum ki devlet-millet kaynaşmasının ne demek olduğunu dün Çanakkale'de bir daha yaşadık. Şu anda çadır, konteyner ihtiyacımız yok." diye konuştu.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 1 milyon 200 bin liranın ilk ihtiyaçların giderilmesi için ailelere verilmek üzere Çanakkale Valiliğine gönderildiğini bildiren Turan, tüm belediye ve kurumların Valilik koordinasyonunda oluşturulan kriz merkezine bağlı çalıştığını söyledi.

Turan, "Her belediyemiz, AK Partili veya CHP'li oraya gelecek ve kriz merkezinin öngördüğü şekilde yardımda bulunacaklar. Depremden sonra ilk gün kimsenin dışarıda kalmaması en büyük gururumuz." ifadelerini kullandı.

Oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Buldan da TBMM Başkanlık Divanı olarak Çanakkale halkına geçmiş olsun dileğinde bulundu.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da Çanakkale'deki depremde yaralanan vatandaşlara Allah'tan acil şifalar dileyerek, mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını talep etti.

Şırnak'ın Uludere ilçesinde 5 yıl önce yaşanan olayda hayatını kaybedenlerin yakınlarının, dini vecibelerini yerine getirmelerinin OHAL gerekçesiyle engellendiğini savunan Yıldırım, "Şuursuzluk siyasi iktidarda öyle bir noktaya varmış ki dua okumak bile KHK'larla, OHAL gerekçe gösterilerek, ibadetler, dini vecibeler, anmalar yasaklanmaktadır. Siyasi iktidarı bu uygulamadan vazgeçilmesi hususunda gereğini yapmaya davet ediyorum." görüşünü savundu.

TBMM Genel Kurulunda HDP Grubu'nun, Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yaşanan hak ihlalleriyle ilgili araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.

Danışma Kurulu toplanamadığından HDP'nin Genel Kurul gündemine taşıdığı öneri üzerinde ilk sözü, HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar aldı.

Sancar, OHAL'in yasal bir rejim olduğunu, ancak keyfi davranılamayacağını, bu nedenle de OHAL'e ilişkin uluslararası standartlar belirlendiğini belirterek, Türkiye'de bu standartlara uyulmadığını ileri sürdü.

Hükümetin OHAL'i fırsat bilerek yerel yönetimlere kayyum atadığını, bu yolla da yerel seçim sonuçlarını hükümsüz hale getirdiğini savunan Sancar, HDP milletvekillerinin tutuklanmasıyla 1 Kasım seçiminin sonuçlarının da geçersiz kılınmaya çalışıldığını iddia etti.

Sancar, OHAL koşullarında ülkeyi referanduma götürmenin, centilmence bir mücadele yaşanmayacağını ortaya koyduğunu, "Hayır" diyenlerin terörist ilan edilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ da önerinin aleyhinde yaptığı konuşmada, partisinin iktidara geldiği 2002 yılında 46 kez uzatılan OHAL uygulamasına sona verdiğini, özgürlükleri genişleterek, yasakları ortadan kaldırdığını belirtti.

Gelinen noktada ülkenin, pek çok badireler atlattığını, sonunda da 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişimini yaşadığını dile getiren Dağ, "OHAL uluslararası hukukta kabul edilen bir hadisedir. 15 Temmuz gibi bir olay dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, olağanüstü hal gerektiren bir olaydır." değerlendirmesinde bulundu.

OHAL kapsamında kapatılan basın-yayın organlarına da değinen Dağ, bu kuruluşların ülkenin şehidine, gazisine hakaret ettiğini, kapatılmalarının doğru olduğunu kaydetti.

Terör soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra adli kontrol kararıyla tahliye edilen eski Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün cezaevi koşullarına ilişkin açıklamalarına da işaret eden Dağ, Türk'ün sözlerinin cezaevlerinde insan hakkı ihlaleleri yaşandığı iddiasını çürütür nitelikte olduğunu söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner de hükümetin "OHAL devlete karşı ilan edildi, millete karşı değil" söylemini tekrarladığını, ancak uygulamaların doğrudan milleti etkilediğini savundu.

OHAL sonrası uygulamalara ilişkin ciddi bir bilançonun ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Cihaner, bu nedenle Meclis'in OHAL ve KHK'lerin sonuçları ile insan hakkı ihlali iddialarını araştırmasının faydalı olacağını dile getirdi.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında yurtdışına kaçan pek çok kişinin iadesi ile ilgili sorunlar yaşandığına işaret eden Cihaner, bu iadelerin olumsuz yanıtlanmaması için cezaevi koşulları, adil yargılama ve insan hakları konularına özen gösterilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

AK Parti Samsun Milletvekili Hasan Basri Kurt ise HDP'nin önergesinin muğlak ifadeler içerdiğini belirtti.

Türkiye'nin yaşadığı olayların OHAL'i kaçınılmaz hale getirdiğini kaydeden Kurt, ülkedeki OHAL şartlarının önergede iddia edildiği gibi insanlık suçu yaratabilecek koşullardan çok çok uzakta olduğunu vurguladı.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından HDP Grup önerisi, oylanarak reddedildi.

Öte yandan CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in Başkanlık Divanı'ndan istifası da Genel Kurulun bilgisine sunuldu.
TBMM Genel Kurulunda CHP'nin, Varlık Fonu'na devredilen kurumlara ilişkin verdiği araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.

Danışma Kurulu toplanamadığından CHP'nin Genel Kurul gündemine taşıdığı öneri üzerinde ilk sözü, CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke aldı.

Böke, Varlık Fonu'nu eleştirerek, "Milletin malını, cumhuriyetin bütün servetini, halkın alın teriyle oluşturulan kurumları haraç mezat ipotek ettiğiniz bir fon kurdunuz. Bu bir paralel hazinedir. FETÖ nasıl Türkiye'yi bombaladıysa bu paralel hazine de Türkiye ekonomisi üzerine düşen bir bombadır." dedi.

Varlık Fonu ile "Yandaşların batıklarının temizleneceğini", vatandaşın cebindeki paranın alınarak rant sistemi içindeki yandaşların cebine konulacağını iddia eden Böke, "Varlık Fonu dediğiniz çok ihtiyaç duyulan borcu bulmak için yaratılmış olan bir düzendir. Sarayın ipotek fonu, rant ekonomisinin iflasının açık beyanıdır." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da Varlık Fonu'nun bir borç yönetim fonu olduğunu savunarak, dünyadaki örnekleriyle taban tabana zıt bir fon kurulduğunu iddia etti. Türkiye'nin açık veren ve dış kaynağa ihtiyacı olan bir ekonomisi bulunduğunu belirten Usta, kamunun büyük kuruluşlarının da Varlık Fonu'na devredilmesini eleştirdi.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve siyasal standartlarının düştüğü bir dönemde, Varlık Fonu kurulmasına şiddetle karşı çıktıklarını dile getirerek, iktidarın Varlık Fonu ile paralel bütçe oluşturmak, harcamalarını Sayıştay denetiminden uzak tutmak amacıyla hareket ettiğini öne sürdü.

Yıldırım, "Bu Fon normalde dış ticaret, bütçe fazlası olan ülkelerde refahın, artı paranın yatay şekilde dağıtılması, zenginle fakir arasındaki makasın daraltılması amacıyla kurulmuştur. Türkiye'de ise en zengin kamu şirketlerinin bu fona devredilmesinden anlıyoruz ki refahı bütün topluma dağıtmayı bırakın, refahı mutlu bir azınlığın tekeline vermek için bir çalışma görüyoruz." dedi.

AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç de Varlık Fonu'nun büyük projelerin finanse edilmesi, ekonomideki dalgalanmaların en aza indirilmesi ve sigorta görevi görmesi için kurulduğunu belirterek, Fon ile Kanal İstanbul, nükleer santral, büyük savunma projeleri gibi mega projelerin hayata geçirilmesindeki finansal desteğin sağlanacağını söyledi.

Bilgiç, "Hayata geçirilecek mega projelerin finansmanının kamu üzerindeki ağırlığının azaltılması amaçlanan fon ile yeni istihdam alanları açılacak, Türkiye'nin ekonomik büyümesine katkı sağlanacak, stratejik alanlarda dışa bağımlılık azaltılacaktır." dedi.

Bu arada HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken, tahliyesinin ardından ilk kez TBMM Genel Kurul çalışmalarına katıldı.

Oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Pervin Buldan'ın söz vermesi üzerine konuşan Baluken, cezaevinde bulunduğu sürede ve tahliye olduktan sonra kendisine ulaşan, selam gönderen, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür etti.

Tahliyesi dolayısıyla buruk bir sevinç yaşadığını, tutuklu HDP milletvekillerinin de en kısa zamanda serbest kalmasını istediğini belirten Baluken, "6 milyon oy almış, parlamentodaki üçüncü büyük partinin eş başkanlarının ve 10 milletvekilinin tutuklu olması ülkemize yakışmıyor. Bu ayıbın bir an önce ortadan kalkması lazım. Biz cezaevine girerken de barışı, demokrasi, kardeşliği savunduk, bugün aynı noktada barışı, demokrasiyi, kardeşliği savunmaya devam ediyoruz. Bu tablo umarım bir an önce ortadan kaldırılır." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Baluken'e geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Aramıza hoş geldiniz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, serbest bölgelere yatırım kolaylığı getiren Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.

Tasarının tümü üzerinde konuşan MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, serbest bölgelere gereken önemin verilmediğini belirterek, ihracat ve yatırımlara da beklenen katkının sağlanamadığını ifade etti.

"Serbest bölgelerin ülke ekonomisine katkısı ve fonksiyonlarından ziyade, bazı serbest bölgelerin faaliyetlerinin desteklenmesi veya serbest bölgelere verilen imtiyazlardan menfaat sağlama üzerine maalesef odaklanılmıştır." diyen Ayhan, bu yaklaşımın, tasarının komisyon aşamasındaki görüşmelerinde de hissedildiğini kaydetti.

Ayhan, 18 serbest bölgenin ticaret hacminin düştüğüne dikkati çekerek, "Serbest bölgelerde ticaret hacmi son beş yıldır artış göstermemiştir. 2011 yılında 22.6 milyar dolarlık ticaret hacmi 2015 yılı sonunda 20.2 milyar dolara gerilemiştir. Serbest bölge ticaret hacminin yüzde 35'i serbest bölgelerden yurt dışına yapılan ticarettir, değeri ise 2014 yılında 7.9 milyar dolardan 2015 yılında 7.5 milyar dolara gerilemiştir. Gelinen nokta; serbest bölgeler ihracatının ve yabancı yatırımların, dolayısıyla ekonomik kalkınmanın destekleme aracı olma vasfını ortadan kaldırmıştır." diye konuştu.

Tasarıdaki düzenlemeleri eleştiren Ayhan, "Tasarının çok faydalı olacağı kanaatinde değilim. Gelin şunu doğru dürüst inceleyelim, memlekete yararlı olacak bir şey hazırlayalım." dedi.

Konuşmasında Varlık Fonuna da değinen Ayhan, fon ile bir kadro tasfiye hareketi yapılıp yapılmayacağını merak ettiğini belirtti.

CHP Grubu adına söz alan Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan da tasarının komisyon aşamasında tam bir karmaşa yaşandığını, 24 maddelik tasarının 15 maddeye düşürüldüğünü, kalan maddelerde de değişikliğe gidildiğini, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınmadığını ileri sürdü.

"Tasarı iyi çalışılmamış, yasa yapma tekniği açısından da uygun olmayan bir tasarı olarak önümüze geldi." diyen Tarhan, acele bir şekilde komisyondan geçirilen bu tasarıyla gözlerden kaçırılmaya çalışılan şeyin ne olduğunu merak ettiklerini bildirdi.

Tasarıdaki düzenlemelere ilişkin eleştirilerde bulunan Tarhan, şunları söyledi:

"Serbest bölgelere karşı değiliz. Çünkü serbest bölgeler doğrudan döviz kazançlarıdır. İhracatın artmasını, ihracat pazarlarının genişlemesini sağlar, istihdamı artırır, yabancı sermaye çeker. Çeker, çekmesine de nerede çeker? Güvenli, demokratik, sağlam bir ekonomisi olan ülkede çeker. Bu ülkenin ekonomisi güvenli mi, sağlam mı? Her gün terör tehdidi var, her yanında savaş var, hem de bu savaşın bir fiil içinde, her gün dış politikada 'u dönüşü' var. Bizim ülkemizde serbest bölgeler ithalatın artmasına yarıyor sadece."

Ekonomik verilerin son derece kötü bir gidişe işaret ettiğini ileri süren Tarhan, "Böyle bir ortamda serbest bölgeler tasarısını yasalaştırsanız ne olacak ki? Ülkede güven yok, huzur yok. Sürekli uzatılan OHAL var, bitmek bilmez bir başkanlık sevdası var. Tereddüt etmeden uzatacağınız OHAL'in bu ülkenin ekonomisinde ne kadar derin izler bıraktığının farkında değil misiniz?" diye konuştu.

Varlık Fonu uygulamasına ilişkin görüşlerini de ortaya koyan Tarhan, iktidarın fonu kaynak sıkıntısını gidermek için kullanacağını savundu.

Öte yandan, tasarının görüşmelerine geçilmeden önce, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, "13 Mayıs Gününün Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi"nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi kabul edilmedi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, "Türkiye'yi büyüteceksek bunu illa ve illa özel sektör eliyle, üretim eliyle yapacağız. Daha nitelikli, yüksek teknolojiye dayalı üretimi, bilgisi, teknolojisi, patenti bize ait özel sektör eliyle yapacağız." dedi.

Zeybekci, TBMM Genel Kurulunda, serbest bölgelere yatırım kolaylığı getiren Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Zeybekci, askeri alanlar, kıyı bölgeleri ve meraların acele kamulaştırmanın kapsamı dışında olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin varlığı olan bu alanlara 'Özel sektöre veya serbest bölgelerdeki şirketlere peşkeş çekilecek' mantığıyla yaklaşmak özel yatırıma, özel sektöre, üretime yapılan en büyük haksızlıklardan bir tanesidir." diye konuştu.

Özel sektörün varlıklarının da Türkiye'ye, millete ait olduğunu, Türkiye'nin envanterinde kayıtlı bulunduğunu ifade eden Zeybekci, "Türkiye'yi büyüteceksek bunu illa ve illa özel sektör eliyle, üretim eliyle yapacağız. Daha nitelikli, yüksek teknolojiye dayalı üretimi, bilgisi, teknolojisi, patenti bize ait özel sektör eliyle yapacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Tasarıyla hükümete bir bölgeyi serbest bölge ilan etme yetkisi verildiğini anlatan Zeybekci, serbest bölgelerin işletmesini özel sektör eliyle yapmak istediklerini, ancak faaliyetlerin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığının denetiminde olacağını söyledi.

Zeybekci, "Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz' diye bir söz var. Ne olur bundan kurtulalım. Bu ülkeyi bundan kurtaralım. Bu ülkenin tüm özel sektörü, bu ülkedeki 26-27 milyon vatandaşı istihdam eden özel sektörün tamamı analarının ak sütü gibi helaldir, aktır." dedi.

Serbest bölgeler tasarısının ilgili komisyonda sağlıklı şekilde tartışıldığını ve Serbest Bölgeler Kanunu'nun da yaklaşık 10 yıldır tartışıldığını dile getiren Zeybekci, Avrupa Birliğine girmek için yapılan bazı düzenlemelerden dolayı serbest bölgelerin geri gittiğini, şimdi ise tasarıyla Serbest Bölgeler Kanunu'nda önemli gelişmeler sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Zeybekci, Cibuti hükümetinin Türkiye'ye limana teması olan 5 bin dönümlük bir arazi tahsis ettiğini bildirerek, burayı Türk ticaret bölgesi haline getirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Cibuti'de 6 ülkenin deniz ve hava üssü olduğuna, ülkenin Afrika Boynuzu bölgesinde liman ve ticaret ülkesi konumunda bulunduğuna dikkati çeken Zeybekci, "Türkiye olarak Cibuti'ye gittiğimizde 'Türkiye ticaret üssü kuralım' dedik. Orada bir Türk firması faaliyet göstermiyor. Cibuti Hükümeti'nin Türkiye'ye tahsis ettiği alanı depolama, montaj, Afrika'daki 7-8 ülkeye servis imkanı sağlayacak Türk ticaret bölgesi haline getireceğiz." dedi.

Bu arada, tasarının tümü üzerine konuşan HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, tasarıyı eleştirerek, iktidarın sermayeyi rahatlatan, krizden rant elde etmesini sağlayan adımlar attığını öne sürdü.

Yüksek sermayeye sahip, kar düzeyi belli limitin üzerinde olan şirketlerin Varlık Fonu'na devredilmesini de eleştiren Yıldırım, "Şirketlerin Varlık Fonu'na devredilmesi neticesinde bu şirketler üzerinden Varlık Fonu'na ne kazandırılmak isteniyor? Sermayesi yüksek Türk Hava Yolları, Ziraat Bankası gibi şirketler ya satılıp yüksek gelir elde edilecek ya da bu şirketler teminat gösterilerek daha fazla dışa bağımlı hale gelinecek." iddiasında bulundu.

AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan da serbest bölgelerde çalışan 65 bin kişi bulunduğunu, tasarıyla bu rakamı artırmayı amaçladıklarını söyledi.

Kalkan, yeni düzenlemeyle serbest bölgelerde yatırımın kolaylaşacağını, yurtdışında serbest bölgeler kurulabileceğini kaydetti.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, ara verdi.

Aranın ardından komisyon ve hükümetin yerini almaması üzerine Buldan, TSK deniz unsurlarının Aden Körfezine gönderilmesine ilişkin tezkerenin görüşülmesi için birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.