2010-11-23 - 16:55
AK Parti Uşak Milletvekili Mustafa Çetin, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye Küçük Millet Meclisi Kasım 2010 Raporu'nu basın mensuplarına açıkladı.
AK Parti Uşak Milletvekili Mustafa Çetin, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye Küçük Millet Meclisi Kasım 2010 Raporu'nu basın mensuplarına açıkladı.
AK Parti Uşak Milletvekili Mustafa Çetin, Türkiye Küçük Millet Meclisleri'nin yaklaşık iki yıldan bu yana toplumu ilgilendiren güncel konularla ilgili illerde toplantı düzenlediklerini ve bu illerde gerçekleştirilen toplantılardan çıkan sonuçları, halkın duygu ve düşüncelerini rapor haline getirdiklerini ifade ederek Kasım 2010 ayı raporunu basın mensuplarına açıkladı.
Bu toplantıların Kasım ayında 23 ilde planlandığını ancak 18 ilde gerçekleştirildiğini belirten Çetin, Kasım ayı toplantılarının o illerin yerel gündeminin dışında ulusal gündemde de önemli bir yer tutan " Başörtüsü ve Türban" başlığı adı altında ve buna bağlı olarak da Kamusal alan kavramı çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi.
18 ilde gerçekleştirilen bu toplantılardan yansıyan ortak paydaların 3 madde halinde belirlendiğini belirtti.
AK Parti Uşak Milletvekili Mustafa Çetin, sözlerinde şunları kaydetti:
"Bu toplantılarda ortaya çıkan ortak paydalar üç madde halinde belirlenmiştir. Başörtüsü ve Türban dinsel bir tercihtir. İnanca dayalı bir tercihtir.Kamusal Alan net olarak tarif edilmelidir.Laiklik yeniden tarif edilmelidir.
Bu toplantılarda dile getirilen ortak paydalar TkMM'lerinin ortaya koyduğu ve belirlediği ortak paydalardır. Bu üç maddeden oluşan ortak paydalar Uşak Milletvekili Mustafa Çetin olarak şahsi görüşlerimden bağımsızdır.
Ben sadece bu görüşleri size yansıtma görevini arkadaşlarımızın ricası üzerine yerine getiriyorum. Daha öncede her partiden milletvekili arkadaşlarımız TkMM'lerinin görüşlerini sizlerle burada paylaşmışlar. Bugün bu görev bana düştü ve ben bu görevi yerine getirmekten mutluyum.TkMM'lerinin çalışmalarını önemsiyorum.
Günümüz toplumu, sivil toplumun çok aktif olduğu her alanda ülke gündemine ilişkin olarak tavır belirleyip görüşlerini kamuoyu ile paylaştığı, yönetime yansıtmaya çaba gösterdiği için önemsiyorum.
Demokratık bir toplumda yaşadığımıza göre sivil toplum örgütlerinden yansıyan bu görüşlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Ben bu görüşlerin lehinde yada alehinde bir tavra sahip değilim. Bu görüşler benim kişisel görüşlerim değildir.TkMM'lerinin 18 ilde gerçekleştirdikleri toplantılardan çıkan ortak paydalardır.
Ben hem hukukçu hem de Anayasa Komisyonu üyesi olan birisi olarak fikirlerimi de belirtmek isterim. Anayasada hak ve özgürlüklerin ne gibi hallerde ve ne gibi sebeplerle sınırlandırılacağına dair bazı hükümler vardır.
Temel hak ve özgürlükler, Kamu düzeni, Genel ahlak, Genel sağlık, Milli güvenlik gibi sebeplerle ve kanunla sınırlandırılabilir.Ama anayasamızda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ile ilgili olarak kamusal alandan bahsedilmemektedir.
Kamusal alan bir anlamda anayasa ile teminat altına alınmış, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ile ilgili bir gerekçe oluşturulacak olursa , bunun nerede duracağını tayin etmek mümkün değildir. Bence temel hak ve özgürlük tartışmaları, kamusal alan kavramı hak ve özgürlüklerin içine dahil edilmemelidir.
Kamusal alanı hak ve özgürlük tartışmalarının içine çekerseniz orada hak ve özgürlüklerden söz etmek imkansız hale gelir çünkü kamusal alanın sınırı yoktur.Kamusal alanı bir yerde tarif edecek olursak ben şöyle tarif ederim. Kamu parası ile finanse edilen ve kamu hizmetinin verildiği her yer olarak tanımlarım. Eğer böyle bir tanımı esas alırsak belediyeler tarafından yapılan parklar bile birer kamusal alan haline gelir.
Hak ve özgürlükleri kamusal alan kavramı çerçevesinde sınırlandırma noktasında ele alırsak mevcut hak özgürlüklerinizi de kaybetme noktasına gelirsiniz. Kamusal alan kavramının, hak ve özgürlüklerin içine dahil edilmemesi gerekir. ''Kamusal alanı, hak ve özgürlük tartışmasına çekerseniz, orada hak ve özgürlüklerden söz etmek imkansız hale gelir'' dedi.
TkMM Koordinatörü Özden ise kasım ayı toplantılarına sadece 1 milletvekilinin katıldığını ifade ederek, ''Medya önünde tartışmak belki onlar için daha çekici geliyor'' dedi. Özden, toplantıya katılanların çoğunun erkek olduğunu, kadınlara ait bu sorunun yine erkekler tarafından tartışıldığını söyledi.
Özden, siyasetin kafa karışıklığının, sivil toplum örgütlerine de yansıdığını, kamusal alanın halen muğlak olduğunu belirtti.
Raporda, önce çıkan başlıklar ise şöyle sıralandı:
''-Başörtüsü/türban tartışmaları, seçimler öncesinde gündeme getirilmekte. Bu bilinçli tercih ile sorun, siyasete malzeme yapılmaktadır.
-Başörtüsü/türban hakkında yapılan düzenlemelerde inisiyatifin idari ya da mülki amire bırakılması, başka bir çifte standardı doğurmakta, kimi yerde
yasak gevşetilirken, kimi yerde sıkılaştırılmakta.
-Başörtüsü/türban yasağıyla yasaklanan, dinsel inançtan daha fazla kadın kimliğidir.
-Başörtüsü sorunu halkın sorunu değildir, bu sorun suni olarak var edilmektedir.
-Başörtülü/türbanlı kadının kamusal alandan dışlanması, onu sosyal ve ekonomik yaşamdan da dışlamakta, eve hapsetmektedir.''
TkMM, 30 ilde her ayın ilk hafta sonunda, sivil toplum örgütleri ile illerin milletvekillerini biraya getiriyor, sivil toplum örgütlerinin yasama
sürecine etkin katılımını amaçlıyor. (16:55)
