2018-01-16 - 17:14
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını cevaplandırdı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda, MHP Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul "aile hekimlerinin Sağlık Raporu Yönetmeliği ile ilgili sorunları", CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım "seçim bölgesi ve Kütahya'nın sorunları", AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez de "seçim bölgesine yatırımlar ve Konya'nın ihracat rekoru kırması" konularında gündem dışı birer konuşma yaptı.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, taşeron işçilere kadro verilmesine yönelik Kanun Hükmünde Kararnameyi genel olarak olumlu bulduklarını ancak düzenlemenin eksiklikler barındırdığını belirterek, bunların giderilmesi gerektiğini söyledi.
Bazı iş kollarında aynı işi yapanların farklı şehirlerdeki farklı uygulamalar nedeniyle kadro alamadıklarını, bunun en kısa zamanda düzeltilmesi gereken sıkıntıların başında yer aldığını ifade eden Usta, "Kadroya alınmayan taşeron işçilerin sorunları giderilmeli. Adaletli olunması lazım, düzeltmeler yapılmalı, mağduriyetin önüne geçilmeli." diye konuştu.
Usta, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin'e yönelik müdahalesini de desteklediklerini dile getirerek, "Afrin'e müdahaleyi destekliyoruz. Bu Türkiye'nin selameti açısından zorunluluktur. ABD'nin tavrı yanlıştır ve sınırımızda ordu oluşturulması Türkiye tarafından hiçbir şekilde kabul edilemez. Canımız pahasına buna izin vermeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti devleti, bir an evvel Afrin'e müdahale ederek, bu tür girişimleri sonuçsuz bırakmalı." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da olası bir Afrin operasyonunun yanlış olacağını öne sürerek, "Bu ülkeyi yöneten siyasal iktidar, sudan gerekçelerle bir savaşın içine ülkemizi sürekleyecek olursa yitirilen her candan, kaybedilen her kuruştan sorumlu olur." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun, MİT tırları görüntülerini eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'a ilettiği iddiasına ilişkin yargılandığı davanın bugün istinaf mahkemesinde duruşmasının yapıldığını anımsatarak, Berberoğlu'na ilişkin yargı safahatını özetledi.
Özkoç, "Ortada devlet sırrı yok, suç yok, suçlu yok. Cevap istiyoruz, Enis Berberoğlu neden cezaevindedir? Enis Berberoğlu masumdur, yeri cezaevi değil, Türkiye Büyük Millet Meclisidir." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da Türkiye'nin terör örgütleriyle mücadelesinin yoğun şekilde devam ettiğini vurgulayarak, "Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'ye karşı tehdit unsuru olan terör örgütlerine yönelik atılacak her türlü adım devletin bekası için gereklidir. İçeride ya da dışarıda birileri ne derse desin, Türkiye kendi güvenliğini tehdit eden terör yuvalarını yok edecektir." ifadesini kullandı.
Meclisteki bazı siyasilerin, sınır ötesi operasyon yapılması halinde Türkiye'de iç savaş çıkacağı ya da darbe olacağı tehdidinde bulunduğunu söyleyen Muş, "Bu devlet, ne terör örgütlerinin ne de onların sözcülerinin tehditlerine asla pabuç bırakmaz. Türkiye'de iç savaş çığırtkanlığı yaparak terör örgütlerini kollamaya çalışanlar art niyetli çevrelerdir. Terörün borazanlığını yaparak Türkiye'yi tehdit edenler bilmelidir ki Türkiye gerek Afrin'de gerekse Irak'ın kuzeyinde PKK/PYD unsurlarını yok etmekten asla geri durmayacaktır. Bizler de vatandaşların huzuru ve ülkenin bekası için terörle mücadeleye destek vermeliyiz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Canan Kaftancıoğlu'nun CHP İstanbul İl Başkanlığına seçilmesi gündeme geldi.
MHP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamadığı için işsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurula grup önerisi olarak getirdi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit, eğitilmiş insan ve iş gücü sağlayan yükseköğrenim mezunlarında 24 yaş grubunda yüzde 42, genel olarak üniversite mezunlarında ise yüzde 25 oranında işsizlik olduğunu söyledi.
Mit, 15-24 yaş arasında işsizlik oranının yüzde 19,3, istihdamda ve eğitimde olmayanların oranının yüzde 24,1, toplam istihdam piyasası itibarıyla işsizlik oranının ise yüzde 10,3 seviyesinde olduğunu kaydetti.
İşsizliğin toplum yapısında meydana getirdiği sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunların her gün her yerde karşılaştıkları normal olaylar haline geldiğini savunan Mit, bu durumun sürdürülemez bir halde olduğunu, gençlerin millete ve devlete olan inancının sarsıldığını öne sürdü.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, işsizlik rakamının yine çift hanede olduğunu, genç işsizlik oranının yüzde 19,3 olarak tespit edildiğini belirtti. Paylan, savaş tamtamlarının çaldığı ülkede işsizlik oranının düşmeyeceğini ifade ederek, üretim ekonomisine dönülmesi gerektiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, rantiyeden değil halktan yana politikalarla işsizliğin çözülebileceğini vurguladı.
AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, işsizliğin Türkiye'nin en başat sorunlardan biri olduğunu, bu sorunun dünyada da çözülmediğini, farklı oranlarda devam ettiğini belirtti.
Bunu bilen iktidarlarının nüfusun yüzde 98'ini sosyal güvenlik şemsiyesi altına aldığını, bunun sosyal devletin gereklerinden biri olduğunu dile getiren Uslu, istihdamın artırılmasına yönelik aktif, pasif politikaların birlikte uygulanması gerektiğini söyledi.
Uslu, işsizliği önlemek amacıyla istihdam paketlerinin açılmasının da son derece önemli olduğuna işaret ederek, milli istihdam seferberliği kapsamında çeşitli adımlar atıldığını anımsattı.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada MHP Grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra HDP'nin kadına yönelik şiddete ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesine dair grup önerisine geçildi.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığına seçilen Canan Kaftancıoğlu'na dünden beri çirkin bir saldırı yürütüldüğünü, kendisine ait olmadığı net olmasına rağmen bir eylemden, bir kadının fotoğrafının sergilendiğini belirtti. Kerestecioğlu, AK Parti Genel Başkanının da buna itibar ettiğini ileri sürdü.
Siyasetin içinde sürekli şiddet olduğunu savunan Kerestecioğlu, "Hele kadınlar söz konusu olduğunda, kadınlar bir adım öne çıktığında o şiddet sadece fiziksel şiddet olarak değil psikolojik şiddet, mobbing olarak da çok daha fazla körükleniyor. Kadınların ayağı kaydırılmaya çalışılıyor, deniliyor ki 'Buraların hakimi bizleriz, sizlerin ne haddinize kadın partisi olmak, il başkanı ya da eşbaşkan olmak. " diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "CHP İl Başkanını savunmak, herhalde HDP'ye kalmaz. Cumhurbaşkanımız bazı değerlendirmelerde bulundu. Ortada vahim bir tablo vardır. Bununla ilgili zaten kararı verecek olan CHP'dir, bu bizimle ilgili mesele değildir ancak burada millete karşı söylenenleri de Meclis kürsüsünden, farklı platformlardan da dile getireceğiz." dedi.
Kerestecioğlu da konuşmasında, kadın dayanışmasından bahsettiğini, Kaftancıoğlu'nu savunmanın kendisine düşmediğini ancak Meral Akşener ya da AK Partili kadınlara yönelik siyasette öne çıkmasına dair laflar edilirse bu kürsüden konuşacak olanın kendileri olduğunu söyledi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için OHAL tezkerelerinin gündemin ön sıralarına alınmasını, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, AK Parti'nin, "Meclisi devre dışı bırakmadık." dediğini belirterek, eğer bırakılmadıysa 31 KHK'dan neden sadece 5'inin TBMM'ye sevk edildiğini sordu. Özkoç, bu çerçevede TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın görevini kötüye kullandığını, KHK'ları TBMM'ye getirmeyip, onlar üzerinden Meclisin iradesini yok saydığını öne sürerek, "Meclis Başkanı milletin meclis başkanı olmaktan çıkıp sarayın meclis başkanı konumuna geldi." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, "karikatür bir tip"e benzettiğini ifade eden Özkoç, "Ekonomi büyüyor.", "İleri demokrasimiz var." diyen Erdoğan'a Türkiye ve dünyanın güldüğünü ileri sürdü. Özkoç, "Bir karikatür mü arıyorsunuz aynaya bakın, siz de kahkahalarla güleceksiniz." diye konuştu.
Özkoç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Kılıçdaroğlu'na "Yol arkadaşlarına dikkat et." dediğini dile getirerek, "Sizin yol arkadaşlarınızı söyleyeyim; Fetullah Gülen, Zekeriya Öz, PYD Lideri Salih Müslim, Barzani, Rıza Sarraf, Ensar Vakfıdır. Kendi yol arkadaşlarınızı seçmişsiniz, yolunuz açık olsun." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, OHAL'i, sanki durup dururken ilan ettikleri gibi bir durum yaratıldığını kaydederek, OHAL'in keyfilikten değil, bir zorunluluktan dolayı ilan edildiğini vurguladı. Muş, bunun, Türkiye'nin kendi varlığını korumak, mücadele etmek amacıyla kullanılan, Anayasa ve yasalardan alınan bir hak olduğunu dile getirdi.
Muş, 15 Temmuz darbe girişiminde Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurtaran, meşru hükümeti ayakta tutan millete karşı, CHP milletvekilinin "it" dediğini söyleyerek, "Bunu, darbeyi durduran millete söylüyor. Kimin yol arkadaşı? Kılıçdaroğlu'nun yol arkadaşı. Darbelere karşı direnmek ne zamandan beri militanlık oluyor?" diye sordu.
Bu yapının suç örgütü olduğu ortaya çıktıktan sonra devletin, hükümetin bununla mücadele ettiğine işaret eden Muş, "Kılıçdaroğlu, bunların kanalına çıkıyor, 'İddia ediyorum Erdoğan seçimleri beklemeyecek kaçacak.' diyor. Milletvekilleriniz kanallarının önünde kapanmasın diye bekliyor. Suç işlediği artık kamuoyunda alenileşmiş bir yapı olduğu ortaya çıktıktan sonra CHP buna sahip çıkıyor. " diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da sataşma gerekçesiyle kürsüye çıkarak, AK Parti içinde ne kadar çok bağıran varsa o kadar FETÖ'cü olduğunu ileri sürdü.
Tanal'ın, "Muş, sen FETÖ'nün okullarında okudun mu, yurtlarında kaldın mı, bursunu aldın mı, almadın mı?" sözlerine Muş, "TBMM'nin sitesinde hangi okullarda okuduğum var. Kimseden tek kuruş burs almadım. Tanal, FETÖ kanalları kapanmasın diye polislerle mücadele etti. Tanal, FÖTÖ kanalı kapandığı için hüngür hüngür ağlayan biridir." diye karşılık verdi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Meclis Başkanlığının KHK'ların geldiği andan itibaren gündemin son sırasına koyduğunu, gündemde yer aldığını ancak görüşülme sırasını belirlemenin Genel Kurulun elinde olduğunu belirtti.
Konuşmaların ardından grup önerisi kabul edilmedi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, geçen yıl 274 bin KOBİ'ye 6,7 milyar lira kredi verdiklerini belirtti.
Özlü, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını cevaplandırdı.
Ar-Ge, inovasyon ve tasarıma verdikleri desteğin bu yıl da devam edeceğini, 2017 yılının temmuz ayında hayata geçirilen Üretim Reform Paketi'nin Türk sanayisi için olumlu sonuçlar vermeye başladığını anlatan Özlü, 2017'nin Ar-Ge ve tasarımda sıçrama yılı olduğunu, 437 Ar-Ge merkezi, 136 tasarım merkezi kurduklarını, böylelikle 773 Ar-Ge merkezi, 142 tasarım merkezi sayısına ulaştıklarını bildirdi.
Türkiye'deki teknoparkların sayısını 69'a yükselttiklerini, Ar-Ge merkezi sayısını bine, tasarım merkezi sayısını 250'ye ve teknoparkların sayısını da 80'e çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Özlü, yapılan yatırımlar sonucunda toplam patent sayısının 65 bin, toplam marka sayısının 925 bin, toplam coğrafi işaret sayısının ise 303'e ulaştığını kaydetti.
Milli Eğitim Bakanlığı ile bir protokol imzalayarak 300 organize sanayi bölgesine 300 teknik kolej çalışmasına başladıklarını, bu kapsamda 2018 yılında 10 teknik kolej kurmayı planladıklarını dile getiren Özlü, "2017 yılında 274 bin KOBİ'ye 6,7 milyar lira kredi verdik. Genç girişimcilerin desteklenmesi, KOBİ'lerimizin markalaşması, Ar-Ge faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla KOSGEB bütçesine ayırdığımız kaynağı geçen yıla göre yüzde 60 oranında artırdık ve 1,7 milyar liraya çıkardık." dedi.
Türkiye Şeker Kurumunun, 696 sayılı KHK ile kapatıldığını, Şeker Kurumuna ve Şeker Kuruluna yapılmış atıfların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına yapılmış sayıldığını belirten Özlü, bakanlığının Şeker Kurumuyla bir ilişkisinin kalmadığını, Kuruma ilişkin soruların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca cevaplandırılması gerektiğini söyledi.
Özlü, Avrupa Birliğinin nişasta bazlı şeker türlerinin toplamı için değil, sadece nişasta bazlı şekerin bir türü olan izoglikoz için kuru madde bazında yüzde 5'lik bir kota tahsis ettiğini ifade eden Özlü, "Türkiye'de ise glikoz, izoglikoz ve kristal fruktoz dahil tüm nişasta bazlı şeker türleri için kota tahsis edilmektedir. Mülga 4634 sayılı Şeker Kanunu ile yeni nişasta bazlı şeker fabrikası kurulması için Şeker Kurumundan kota temini zorunluluğu getirilmiştir. Bakanlar Kurulumuz, nişasta bazlı şeker kotalarını her yıl ihtiyaçlar çerçevesinde değişen oranlarda artırmasına karşın nişasta bazlı şekerin pazar payı yükselmemiş tam tersine azalmıştır." dedi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü, asansör denetimlerine ilişkin sözlü soru önergesini de "Ülkemizde yaklaşık 477 bin adet asansör vardır. 2017 yılında 356 bin asansörün periyodik kontrol faaliyetleri yapılmış ve 87 bin asansöre kırmızı etiket iliştirilmiştir. 2017'de 7 bin 120 adet asansör ve asansör firması denetlendi. 2 bin 358 adedinde uygunsuzluk bulundu ve 7 milyon Türk lirası idari para cezası uygulandı." şeklinde cevapladı.
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının birlikte birçok Ar-Ge projesi yürüttüğünü vurgulayan Özlü, güneş enerjisi konusunda, Fotovoltaik Temelli Güneş Enerjisi Santral Teknolojilerinin Geliştirilmesi projesinin yürütüldüğünü, pilot uygulama olarak Şanlıurfa Ceylanpınar TİGEM işletmelerinde 10 megavat kapasiteli bir güneş enerjisi santrali kuracaklarını, rüzgar enerjisi üretimi konusunda Milli Rüzgar Enerji Sistemleri Geliştirilmesi ve Prototip Türbin Üretimi kapsamında çalışmaların devam ettiğini bildirdi.
Bakan Özlü, TÜBİTAK Marmara Teknokentin 1071 TARAL destekli kimlik kartı projesiyle herhangi bir bağlantısı bulunmadığını belirterek, "Çip tabanlı Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi arasında imzalanan sözleşme kapsamında geliştirilmiş ve Bolu'da pilot uygulama yapılarak gerekli denemeler ve iyileştirmeler yapılmıştır. Çipli Türkiye kimlik kartları halihazırda 15 milyon vatandaşımıza teslim edilmiş bulunmaktadır." diye konuştu.
KOSGEB'ten girişimcilik desteği alan işletme sayısının 46 bin 927 olduğunu, bu desteği alan işletmelerden yalnızca bin 625 tanesinin kapandığını, geri ödemeli olarak destek alan 3 bin 682 işletmeden yalnızca 90'ının vadesi geçmiş borcu bulunduğunu belirten Özlü, KOSGEB Hukuk Müşavirliğince haciz yoluyla tahsil edilen dosya sayısının ise 55 olduğunu kaydetti.
Özlü, kamuda yürütülen yazılım projelerinin bütçesine ve süresine uygun tamamlandığını, 2010-2015 yılları arasında Bakanlıkta yürütülen yazılım projelerinin toplam bütçesinin de 8 milyon 461 bin 718 Türk lirası olduğunu söyledi.
TÜBİTAK projelerinde görev alan proje yürütücüsü ve araştırmacıların sadece bilimsel yeterlilik açısından değerlendirildiğini, başka herhangi bir değerlendirme kriterinin söz konusu olmadığını vurgulayan Özlü, "Bununla birlikte proje ekiplerinin 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra yayımlanan OHAL Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan hususlar çerçevesinde değerlendirilmesiyse işin doğası gereğidir. Nitekim bu çerçevede zaman zaman, OHAL kapsamında, çalıştığı kurum-kuruluştaki görevine son verilen ya da görevinden uzaklaştırılan akademisyenlerin görev aldıkları projelerin yürütülebilmesi ve tamamlanabilmesini sağlayabilmek amacıyla proje yürütücüsü ya da araştırmacı/danışman değişikliği yapılması gibi önlemlere başvurulmak durumunda kalındığı olmuştur." diye konuştu.
TOBB verilerine göre c-imalat sanayinde kurulan şirket sayısının 2013 yılında 7 bin 208, 2014 yılında 8 bin 229, 2015 yılında 8 bin 465, 2016 yılında 8 bin 636, 2017 ocak-kasım ayında 9 bin 316 olduğunu ifade eden Özlü, kapanan şirket sayısının da 2013'te 2 bin 601, 2014'te 2 bin 309, 2015'te bin 871, 2016'da bin 551, 2017 ocak-kasım döneminde de bin 606 olduğunu söyledi.
Özlü, TOBB'un kayıtlarına göre 2016 yılında c-imalat sanayinde 8 bin 636 şirket kurulduğunu, bin 551 şirketin kapandığını, 2017 ocak-kasım arasında 9 bin 316 şirketin kurulduğunu, bin 606 şirketin de kapandığını kaydetti.
Bakan Özlü, ceza ve tevkif evlerinin kapasiteleri ve mahkumların barınma, sağlık ve güvenlik şartlarının kötü olduğu hususuna ilişkin soru önergesine de şöyle yanıt verdi:
"Hükümlü ve tutuklu sayısındaki artışın karşılanması ve fiziki şartların iyileştirilmesi amacıyla planlanan ceza infaz kurumlarından 22'sinin ihale, 55'inin proje ve 12'sinin plan aşamasında olduğu, 136'sının ise ihalesi yapılarak inşaatının devam ettiğini ifade etmek isterim. Ayrıca, inşaat süresinin uzunluğu göz önüne alınarak kamuya ait atıl binaların küçük onarımlarla açık ceza ve infaz kurumuna dönüştürülmesi yönünde Bakanlık çalışmaları hızla devam etmektedir. Mevcut ceza infaz kurumlarında yoğunluğun giderilmesi amacıyla her türlü ihtiyaç derhal karşılanmaktadır. Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarında deprem, yangın, isyan gibi konularda hazırlanan planlar bulunmakta, ayrıca bu planlara istinaden belirli zamanlarda tatbikatlar yapılmaktadır."
Bakan Özlü'nün soruları yanıtlamasının ardından, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Genel Kurulda, MHP Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul "aile hekimlerinin Sağlık Raporu Yönetmeliği ile ilgili sorunları", CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım "seçim bölgesi ve Kütahya'nın sorunları", AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez de "seçim bölgesine yatırımlar ve Konya'nın ihracat rekoru kırması" konularında gündem dışı birer konuşma yaptı.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, taşeron işçilere kadro verilmesine yönelik Kanun Hükmünde Kararnameyi genel olarak olumlu bulduklarını ancak düzenlemenin eksiklikler barındırdığını belirterek, bunların giderilmesi gerektiğini söyledi.
Bazı iş kollarında aynı işi yapanların farklı şehirlerdeki farklı uygulamalar nedeniyle kadro alamadıklarını, bunun en kısa zamanda düzeltilmesi gereken sıkıntıların başında yer aldığını ifade eden Usta, "Kadroya alınmayan taşeron işçilerin sorunları giderilmeli. Adaletli olunması lazım, düzeltmeler yapılmalı, mağduriyetin önüne geçilmeli." diye konuştu.
Usta, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin'e yönelik müdahalesini de desteklediklerini dile getirerek, "Afrin'e müdahaleyi destekliyoruz. Bu Türkiye'nin selameti açısından zorunluluktur. ABD'nin tavrı yanlıştır ve sınırımızda ordu oluşturulması Türkiye tarafından hiçbir şekilde kabul edilemez. Canımız pahasına buna izin vermeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti devleti, bir an evvel Afrin'e müdahale ederek, bu tür girişimleri sonuçsuz bırakmalı." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da olası bir Afrin operasyonunun yanlış olacağını öne sürerek, "Bu ülkeyi yöneten siyasal iktidar, sudan gerekçelerle bir savaşın içine ülkemizi sürekleyecek olursa yitirilen her candan, kaybedilen her kuruştan sorumlu olur." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun, MİT tırları görüntülerini eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'a ilettiği iddiasına ilişkin yargılandığı davanın bugün istinaf mahkemesinde duruşmasının yapıldığını anımsatarak, Berberoğlu'na ilişkin yargı safahatını özetledi.
Özkoç, "Ortada devlet sırrı yok, suç yok, suçlu yok. Cevap istiyoruz, Enis Berberoğlu neden cezaevindedir? Enis Berberoğlu masumdur, yeri cezaevi değil, Türkiye Büyük Millet Meclisidir." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da Türkiye'nin terör örgütleriyle mücadelesinin yoğun şekilde devam ettiğini vurgulayarak, "Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'ye karşı tehdit unsuru olan terör örgütlerine yönelik atılacak her türlü adım devletin bekası için gereklidir. İçeride ya da dışarıda birileri ne derse desin, Türkiye kendi güvenliğini tehdit eden terör yuvalarını yok edecektir." ifadesini kullandı.
Meclisteki bazı siyasilerin, sınır ötesi operasyon yapılması halinde Türkiye'de iç savaş çıkacağı ya da darbe olacağı tehdidinde bulunduğunu söyleyen Muş, "Bu devlet, ne terör örgütlerinin ne de onların sözcülerinin tehditlerine asla pabuç bırakmaz. Türkiye'de iç savaş çığırtkanlığı yaparak terör örgütlerini kollamaya çalışanlar art niyetli çevrelerdir. Terörün borazanlığını yaparak Türkiye'yi tehdit edenler bilmelidir ki Türkiye gerek Afrin'de gerekse Irak'ın kuzeyinde PKK/PYD unsurlarını yok etmekten asla geri durmayacaktır. Bizler de vatandaşların huzuru ve ülkenin bekası için terörle mücadeleye destek vermeliyiz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Canan Kaftancıoğlu'nun CHP İstanbul İl Başkanlığına seçilmesi gündeme geldi.
MHP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamadığı için işsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurula grup önerisi olarak getirdi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit, eğitilmiş insan ve iş gücü sağlayan yükseköğrenim mezunlarında 24 yaş grubunda yüzde 42, genel olarak üniversite mezunlarında ise yüzde 25 oranında işsizlik olduğunu söyledi.
Mit, 15-24 yaş arasında işsizlik oranının yüzde 19,3, istihdamda ve eğitimde olmayanların oranının yüzde 24,1, toplam istihdam piyasası itibarıyla işsizlik oranının ise yüzde 10,3 seviyesinde olduğunu kaydetti.
İşsizliğin toplum yapısında meydana getirdiği sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunların her gün her yerde karşılaştıkları normal olaylar haline geldiğini savunan Mit, bu durumun sürdürülemez bir halde olduğunu, gençlerin millete ve devlete olan inancının sarsıldığını öne sürdü.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, işsizlik rakamının yine çift hanede olduğunu, genç işsizlik oranının yüzde 19,3 olarak tespit edildiğini belirtti. Paylan, savaş tamtamlarının çaldığı ülkede işsizlik oranının düşmeyeceğini ifade ederek, üretim ekonomisine dönülmesi gerektiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, rantiyeden değil halktan yana politikalarla işsizliğin çözülebileceğini vurguladı.
AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, işsizliğin Türkiye'nin en başat sorunlardan biri olduğunu, bu sorunun dünyada da çözülmediğini, farklı oranlarda devam ettiğini belirtti.
Bunu bilen iktidarlarının nüfusun yüzde 98'ini sosyal güvenlik şemsiyesi altına aldığını, bunun sosyal devletin gereklerinden biri olduğunu dile getiren Uslu, istihdamın artırılmasına yönelik aktif, pasif politikaların birlikte uygulanması gerektiğini söyledi.
Uslu, işsizliği önlemek amacıyla istihdam paketlerinin açılmasının da son derece önemli olduğuna işaret ederek, milli istihdam seferberliği kapsamında çeşitli adımlar atıldığını anımsattı.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada MHP Grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra HDP'nin kadına yönelik şiddete ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesine dair grup önerisine geçildi.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığına seçilen Canan Kaftancıoğlu'na dünden beri çirkin bir saldırı yürütüldüğünü, kendisine ait olmadığı net olmasına rağmen bir eylemden, bir kadının fotoğrafının sergilendiğini belirtti. Kerestecioğlu, AK Parti Genel Başkanının da buna itibar ettiğini ileri sürdü.
Siyasetin içinde sürekli şiddet olduğunu savunan Kerestecioğlu, "Hele kadınlar söz konusu olduğunda, kadınlar bir adım öne çıktığında o şiddet sadece fiziksel şiddet olarak değil psikolojik şiddet, mobbing olarak da çok daha fazla körükleniyor. Kadınların ayağı kaydırılmaya çalışılıyor, deniliyor ki 'Buraların hakimi bizleriz, sizlerin ne haddinize kadın partisi olmak, il başkanı ya da eşbaşkan olmak. " diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "CHP İl Başkanını savunmak, herhalde HDP'ye kalmaz. Cumhurbaşkanımız bazı değerlendirmelerde bulundu. Ortada vahim bir tablo vardır. Bununla ilgili zaten kararı verecek olan CHP'dir, bu bizimle ilgili mesele değildir ancak burada millete karşı söylenenleri de Meclis kürsüsünden, farklı platformlardan da dile getireceğiz." dedi.
Kerestecioğlu da konuşmasında, kadın dayanışmasından bahsettiğini, Kaftancıoğlu'nu savunmanın kendisine düşmediğini ancak Meral Akşener ya da AK Partili kadınlara yönelik siyasette öne çıkmasına dair laflar edilirse bu kürsüden konuşacak olanın kendileri olduğunu söyledi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için OHAL tezkerelerinin gündemin ön sıralarına alınmasını, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, AK Parti'nin, "Meclisi devre dışı bırakmadık." dediğini belirterek, eğer bırakılmadıysa 31 KHK'dan neden sadece 5'inin TBMM'ye sevk edildiğini sordu. Özkoç, bu çerçevede TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın görevini kötüye kullandığını, KHK'ları TBMM'ye getirmeyip, onlar üzerinden Meclisin iradesini yok saydığını öne sürerek, "Meclis Başkanı milletin meclis başkanı olmaktan çıkıp sarayın meclis başkanı konumuna geldi." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, "karikatür bir tip"e benzettiğini ifade eden Özkoç, "Ekonomi büyüyor.", "İleri demokrasimiz var." diyen Erdoğan'a Türkiye ve dünyanın güldüğünü ileri sürdü. Özkoç, "Bir karikatür mü arıyorsunuz aynaya bakın, siz de kahkahalarla güleceksiniz." diye konuştu.
Özkoç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Kılıçdaroğlu'na "Yol arkadaşlarına dikkat et." dediğini dile getirerek, "Sizin yol arkadaşlarınızı söyleyeyim; Fetullah Gülen, Zekeriya Öz, PYD Lideri Salih Müslim, Barzani, Rıza Sarraf, Ensar Vakfıdır. Kendi yol arkadaşlarınızı seçmişsiniz, yolunuz açık olsun." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, OHAL'i, sanki durup dururken ilan ettikleri gibi bir durum yaratıldığını kaydederek, OHAL'in keyfilikten değil, bir zorunluluktan dolayı ilan edildiğini vurguladı. Muş, bunun, Türkiye'nin kendi varlığını korumak, mücadele etmek amacıyla kullanılan, Anayasa ve yasalardan alınan bir hak olduğunu dile getirdi.
Muş, 15 Temmuz darbe girişiminde Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurtaran, meşru hükümeti ayakta tutan millete karşı, CHP milletvekilinin "it" dediğini söyleyerek, "Bunu, darbeyi durduran millete söylüyor. Kimin yol arkadaşı? Kılıçdaroğlu'nun yol arkadaşı. Darbelere karşı direnmek ne zamandan beri militanlık oluyor?" diye sordu.
Bu yapının suç örgütü olduğu ortaya çıktıktan sonra devletin, hükümetin bununla mücadele ettiğine işaret eden Muş, "Kılıçdaroğlu, bunların kanalına çıkıyor, 'İddia ediyorum Erdoğan seçimleri beklemeyecek kaçacak.' diyor. Milletvekilleriniz kanallarının önünde kapanmasın diye bekliyor. Suç işlediği artık kamuoyunda alenileşmiş bir yapı olduğu ortaya çıktıktan sonra CHP buna sahip çıkıyor. " diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da sataşma gerekçesiyle kürsüye çıkarak, AK Parti içinde ne kadar çok bağıran varsa o kadar FETÖ'cü olduğunu ileri sürdü.
Tanal'ın, "Muş, sen FETÖ'nün okullarında okudun mu, yurtlarında kaldın mı, bursunu aldın mı, almadın mı?" sözlerine Muş, "TBMM'nin sitesinde hangi okullarda okuduğum var. Kimseden tek kuruş burs almadım. Tanal, FETÖ kanalları kapanmasın diye polislerle mücadele etti. Tanal, FÖTÖ kanalı kapandığı için hüngür hüngür ağlayan biridir." diye karşılık verdi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Meclis Başkanlığının KHK'ların geldiği andan itibaren gündemin son sırasına koyduğunu, gündemde yer aldığını ancak görüşülme sırasını belirlemenin Genel Kurulun elinde olduğunu belirtti.
Konuşmaların ardından grup önerisi kabul edilmedi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, geçen yıl 274 bin KOBİ'ye 6,7 milyar lira kredi verdiklerini belirtti.
Özlü, TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını cevaplandırdı.
Ar-Ge, inovasyon ve tasarıma verdikleri desteğin bu yıl da devam edeceğini, 2017 yılının temmuz ayında hayata geçirilen Üretim Reform Paketi'nin Türk sanayisi için olumlu sonuçlar vermeye başladığını anlatan Özlü, 2017'nin Ar-Ge ve tasarımda sıçrama yılı olduğunu, 437 Ar-Ge merkezi, 136 tasarım merkezi kurduklarını, böylelikle 773 Ar-Ge merkezi, 142 tasarım merkezi sayısına ulaştıklarını bildirdi.
Türkiye'deki teknoparkların sayısını 69'a yükselttiklerini, Ar-Ge merkezi sayısını bine, tasarım merkezi sayısını 250'ye ve teknoparkların sayısını da 80'e çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Özlü, yapılan yatırımlar sonucunda toplam patent sayısının 65 bin, toplam marka sayısının 925 bin, toplam coğrafi işaret sayısının ise 303'e ulaştığını kaydetti.
Milli Eğitim Bakanlığı ile bir protokol imzalayarak 300 organize sanayi bölgesine 300 teknik kolej çalışmasına başladıklarını, bu kapsamda 2018 yılında 10 teknik kolej kurmayı planladıklarını dile getiren Özlü, "2017 yılında 274 bin KOBİ'ye 6,7 milyar lira kredi verdik. Genç girişimcilerin desteklenmesi, KOBİ'lerimizin markalaşması, Ar-Ge faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla KOSGEB bütçesine ayırdığımız kaynağı geçen yıla göre yüzde 60 oranında artırdık ve 1,7 milyar liraya çıkardık." dedi.
Türkiye Şeker Kurumunun, 696 sayılı KHK ile kapatıldığını, Şeker Kurumuna ve Şeker Kuruluna yapılmış atıfların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına yapılmış sayıldığını belirten Özlü, bakanlığının Şeker Kurumuyla bir ilişkisinin kalmadığını, Kuruma ilişkin soruların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca cevaplandırılması gerektiğini söyledi.
Özlü, Avrupa Birliğinin nişasta bazlı şeker türlerinin toplamı için değil, sadece nişasta bazlı şekerin bir türü olan izoglikoz için kuru madde bazında yüzde 5'lik bir kota tahsis ettiğini ifade eden Özlü, "Türkiye'de ise glikoz, izoglikoz ve kristal fruktoz dahil tüm nişasta bazlı şeker türleri için kota tahsis edilmektedir. Mülga 4634 sayılı Şeker Kanunu ile yeni nişasta bazlı şeker fabrikası kurulması için Şeker Kurumundan kota temini zorunluluğu getirilmiştir. Bakanlar Kurulumuz, nişasta bazlı şeker kotalarını her yıl ihtiyaçlar çerçevesinde değişen oranlarda artırmasına karşın nişasta bazlı şekerin pazar payı yükselmemiş tam tersine azalmıştır." dedi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü, asansör denetimlerine ilişkin sözlü soru önergesini de "Ülkemizde yaklaşık 477 bin adet asansör vardır. 2017 yılında 356 bin asansörün periyodik kontrol faaliyetleri yapılmış ve 87 bin asansöre kırmızı etiket iliştirilmiştir. 2017'de 7 bin 120 adet asansör ve asansör firması denetlendi. 2 bin 358 adedinde uygunsuzluk bulundu ve 7 milyon Türk lirası idari para cezası uygulandı." şeklinde cevapladı.
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının birlikte birçok Ar-Ge projesi yürüttüğünü vurgulayan Özlü, güneş enerjisi konusunda, Fotovoltaik Temelli Güneş Enerjisi Santral Teknolojilerinin Geliştirilmesi projesinin yürütüldüğünü, pilot uygulama olarak Şanlıurfa Ceylanpınar TİGEM işletmelerinde 10 megavat kapasiteli bir güneş enerjisi santrali kuracaklarını, rüzgar enerjisi üretimi konusunda Milli Rüzgar Enerji Sistemleri Geliştirilmesi ve Prototip Türbin Üretimi kapsamında çalışmaların devam ettiğini bildirdi.
Bakan Özlü, TÜBİTAK Marmara Teknokentin 1071 TARAL destekli kimlik kartı projesiyle herhangi bir bağlantısı bulunmadığını belirterek, "Çip tabanlı Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi arasında imzalanan sözleşme kapsamında geliştirilmiş ve Bolu'da pilot uygulama yapılarak gerekli denemeler ve iyileştirmeler yapılmıştır. Çipli Türkiye kimlik kartları halihazırda 15 milyon vatandaşımıza teslim edilmiş bulunmaktadır." diye konuştu.
KOSGEB'ten girişimcilik desteği alan işletme sayısının 46 bin 927 olduğunu, bu desteği alan işletmelerden yalnızca bin 625 tanesinin kapandığını, geri ödemeli olarak destek alan 3 bin 682 işletmeden yalnızca 90'ının vadesi geçmiş borcu bulunduğunu belirten Özlü, KOSGEB Hukuk Müşavirliğince haciz yoluyla tahsil edilen dosya sayısının ise 55 olduğunu kaydetti.
Özlü, kamuda yürütülen yazılım projelerinin bütçesine ve süresine uygun tamamlandığını, 2010-2015 yılları arasında Bakanlıkta yürütülen yazılım projelerinin toplam bütçesinin de 8 milyon 461 bin 718 Türk lirası olduğunu söyledi.
TÜBİTAK projelerinde görev alan proje yürütücüsü ve araştırmacıların sadece bilimsel yeterlilik açısından değerlendirildiğini, başka herhangi bir değerlendirme kriterinin söz konusu olmadığını vurgulayan Özlü, "Bununla birlikte proje ekiplerinin 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra yayımlanan OHAL Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan hususlar çerçevesinde değerlendirilmesiyse işin doğası gereğidir. Nitekim bu çerçevede zaman zaman, OHAL kapsamında, çalıştığı kurum-kuruluştaki görevine son verilen ya da görevinden uzaklaştırılan akademisyenlerin görev aldıkları projelerin yürütülebilmesi ve tamamlanabilmesini sağlayabilmek amacıyla proje yürütücüsü ya da araştırmacı/danışman değişikliği yapılması gibi önlemlere başvurulmak durumunda kalındığı olmuştur." diye konuştu.
TOBB verilerine göre c-imalat sanayinde kurulan şirket sayısının 2013 yılında 7 bin 208, 2014 yılında 8 bin 229, 2015 yılında 8 bin 465, 2016 yılında 8 bin 636, 2017 ocak-kasım ayında 9 bin 316 olduğunu ifade eden Özlü, kapanan şirket sayısının da 2013'te 2 bin 601, 2014'te 2 bin 309, 2015'te bin 871, 2016'da bin 551, 2017 ocak-kasım döneminde de bin 606 olduğunu söyledi.
Özlü, TOBB'un kayıtlarına göre 2016 yılında c-imalat sanayinde 8 bin 636 şirket kurulduğunu, bin 551 şirketin kapandığını, 2017 ocak-kasım arasında 9 bin 316 şirketin kurulduğunu, bin 606 şirketin de kapandığını kaydetti.
Bakan Özlü, ceza ve tevkif evlerinin kapasiteleri ve mahkumların barınma, sağlık ve güvenlik şartlarının kötü olduğu hususuna ilişkin soru önergesine de şöyle yanıt verdi:
"Hükümlü ve tutuklu sayısındaki artışın karşılanması ve fiziki şartların iyileştirilmesi amacıyla planlanan ceza infaz kurumlarından 22'sinin ihale, 55'inin proje ve 12'sinin plan aşamasında olduğu, 136'sının ise ihalesi yapılarak inşaatının devam ettiğini ifade etmek isterim. Ayrıca, inşaat süresinin uzunluğu göz önüne alınarak kamuya ait atıl binaların küçük onarımlarla açık ceza ve infaz kurumuna dönüştürülmesi yönünde Bakanlık çalışmaları hızla devam etmektedir. Mevcut ceza infaz kurumlarında yoğunluğun giderilmesi amacıyla her türlü ihtiyaç derhal karşılanmaktadır. Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarında deprem, yangın, isyan gibi konularda hazırlanan planlar bulunmakta, ayrıca bu planlara istinaden belirli zamanlarda tatbikatlar yapılmaktadır."
Bakan Özlü'nün soruları yanıtlamasının ardından, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
