2010-11-10 - 12:55
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Karabük Demir Çelik fabrikası'nda yaşanan olaylar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Karabük Demir Çelik fabrikası'nda yaşanan olaylar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
1994 yılında 5 Nisan kararları ile kapatılmasına karar verilen Karabük Demir Çelik İşletmesi'nin, dönemin hükümeti tarafından 1995 yılında işletmede çalışan işçiler ile yöre sanayicisi ve halkına 1 TL gibi sembolik bir bedelle devredildiğini anımsatan Hazmaçebi, " Kardemir özelleştirilmesi, özelleştirmede örnek bir model olarak tasarlanmıştır. Sermayenin belirli kişilerin eline geçmesini önlemek için de devire ilişkin 30.12.1994 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararında, şirketin sermayesinde gerçek ve tüzelkişilerin % 1'den daha fazla hisseye sahip olmaması şart koşulmuştur." dedi.
Bugün ise , Kardemir A.Ş.'nin hisse yapısı ve yönetimi itibariyle, ÖYK kararında öngörülen şartların ihlal edildiğini öne süren Hazmaçebi, Kardemir A.Ş.'nin üç ailenin yönetimi altına geçtiğini iddia etti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:
"Şirket ÖYK Kararında öngörülen şartların aksine neden üç ailenin kontrolüne girmiştir? Şirket ÖYK Kararında öngörülen şartlar bir yana bırakılarak ve bir takım usulsüz işlemler yapılarak ele geçirilmiştir.
İMKB'de işlem gören şirket hisse senetlerinde 16.08.2002-04.02.2003 döneminde meydana gelen usulsüz alım-satım işlemleri dolayısıyla Sermaye Piyasası Kurulunun 18.04.2003 tarih ve 21/468 sayılı toplantısında, şirketin yönetim kurulu başkanı Mutullah Yolbulan'a 15.200.00 YTL para cezası verilmiş; ayrıca kurul tarafından şirket nezninde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen 01.09.1997 ve 09.09.2003 tarihli raporların Kurulun 12.09.2003 tarihli toplantılarda görüşülmesi sonucunda ise, Kardemir'in zararının giderilmesi için Yönetim Kurulu'na 1 ay süre verilmiş ve nihayetinde Kurulun 31.10.2003 tarihli toplantısında Kardemir'in sorumlu yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
2002 yılından itibaren işletme batıyor şeklinde spekülasyonlar yapılarak işçilerin ellerindeki hisseler 300-350 TL karşılığında toplanmıştır. Şirkette örgütlü işçi sendikasının Özçelik İş olan ismi sendika başkanının istifasından sonra Çelik İş olarak değiştirilmiştir: değişen sendika yönetimi Şirket Genel Kurullarına katılmayarak Şirketin yönetim yapısının değişmesine göz yummuşlardır.
Şirketin 2008 dağıtılabilir karı ile özel fon toplamı 328.755.482,00 TL'nin 08.05.2009 tarihli genel kurul toplantısında sermayeye eklenmesine ve işçilere kar payı dağıtılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine. İşyerinde çalışan işçilerden 1.909'u 2010 Haziran'ında Çelik- İş sendikasından istifa ederek Türk Metal Sendikasına geçmiştir.
İşveren ise 17.06.2010 tarihinde 29 işçinin iş akdini fesih etmiş ve 87 işçiyi istemi dışında yıllık izne çıkarmıştır. Öte yandan CHP Milletvekilleri Bayram Meral (İstanbul), Osman Kaptan(Antalya) ve Ali İhsan Göktürk(Zonguldak) tarafından bölgede yapılan incelemelerde; 01.11.2010 tarihi itibariyle işten çıkarılanların 165 işçi olduğu ve bu sayıya 460 işçinin daha ekleneceği; AK Parti Milletvekilleri ve teşkilatının referansıyla işyerine 1200 yeni işçi alındığı ve bunların Çelik-İş Sendikasına üye yapıldığı; Mehmet Zeki Yolbulan'ın Yönetim Kurulu Başkanı Mutullah Yolbulan'ın kardeşi ve İhsan Ayrancıoğlu'nun eniştesi; Hüseyin Çağrı Güleç'in Yönetim Kurulu Başkan Vekili Kamil Güleç'in oğlu, Cavit Yücel'in ise dünürü olduğu; Kardemir'in aile şirketi haline gelmesinde en büyük etkenin, yönetimin değişmesini sağlamak için Çelik-İş Sendikası yöneticilerinin 2002 yılından sonraki genel kurullara girmedikleri ortadadır.
Yaşanan bu süreç içinde Karabük ili patlamaya hazır bir bomba halıne gelmiş; yaşanan sorunların yol açacağı ekonomik ve sosyal sonuçlar yanında, yaşanan küçük olayların kriminal çatışmalara dönüşme olasılığı da bulunmaktadır." dedi
Bölgede incelemelerde bulunan CHP'nin Milletvekilleri tarafından bir heyet oluşturduğunu ve heyetin rapor hazırladığını belirten Hamzaçebi, milletvekillerinin Meclis araştırması için önerge de verdiklerini de kaydetti.
Hamzaçebi, TBMM'de grubu bulanan bütün partilerin önergeye destek vermesini isteyerek, Meclis araştırmasının şart olduğunu söyledi.
Hamzaçebi, ''Özelleştirme İdaresi, ÖYK, Sermaye Piyasası Kurulunu göreve davet ediyorum. Sayın Başbakan ve Hükümeti göreve davet ediyorum. Bu olaya hükümet el koymak zorundadır. Sayın Cumhurbaşkanına buradan bir çağrıda bulunuyorum: Sayın Cumhurbaşkanı Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmelidir'' dedi.
CHP'nin Kardemir çalışanları ve yöre halkının yanında olduğunu kaydeden Hamzaçebi gelişmelere göre Karabük'e daha güçlü bir şekilde gideceklerini söyledi.
Bayram Meral ise Karabük'te olağanüstü bir rahatsızlığın olduğunu, aynı apartmanda oturan kişilerden işten çıkarılan ve işe alınanların bulunduğunu söyledi. Polisin eylem yapan işçilere yönelik tutumunu da eleştiren Meral, Vali ve Emniyet Müdürünün polisin tutumu konusunda göreve davet etti.
Osman Kaptan, işten çıkarmalar olduğu gibi bin 200 işçinin işe alındığını, çıkarılanların kıdemli, alınanların ise asgari ücretli olduğunu belirterek, ''Alınan işçilerden 600'ü AKP'li'' görüşünü dile getirdi.
Karabük'te çatışmaya neden olacak bir gerginliğin olduğunu ifade eden Kaptan, Hükümetin tedbir almasını istedi.
Ali İhsan Köktürk, Karabük'te büyük bir emek sömürüsünün yaşandığını dile
getirdi.
Soruları da yanıtlayan Hamzaçebi, Mehmet Ali Ağca'nın TRT'de bir programa konuk olmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, TRT'yi kınadığını söyledi.
Hamzaçebi, şöyle devam etti:
''TRT, bir katili ekranlara çıkarmak suretiyle gazetecilik olayı değil, bütün dünyaya kötü örnek olacak bir olayı gerçekleştirmiştir. TRT'nin tutumu bu konuda ilk değildir. Geçmişte de ne olduğu belli olmayan bazı kişileri ekrana çıkararak CHP'nin o zamanki Genel Başkanı Sayın Baykal aleyhinde yayın yaptırılmıştır. TRT, gazetecilik, habercilik yapmıyor, hükümetin sesi olmuştur. CHP olarak bu tutuma şaşırmıyoruz.''
Hamzaçebi, Ali İhsan Köktürk'ün ''referandum sürecinde yasalara aykırı hareket ettiği'' gerekçesiyle TRT hakkında suç duyurusunda bulunduğunu anımsatarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Genel Müdürün de dahil olduğu 3 kişi hakkında dava açılmasını kararlaştırdığını da söyledi. Hamzaçebi, ''TRT, artık halkın kurumu olmaktan çıkmıştır. Halkın elektrik faturaları üzerinden verdiği vergiyi keyfince kullanan bir yayın kurumudur'' dedi.
BDP Grubunda Grup Başkanvekili Bengi Yıldız'ın Kürtçe konuştuğunun anımsatılması üzerine de Hamzaçebi, Türkiye'de yasaların belli olduğunu
belirterek, ''Yasalar çerçevesinde hareket etmek gerekir'' diye konuştu. (12:55)
